|
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinden:
EsasKarar
2013/9692014/617
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi:Ulubey Asliye Hukuk Hakimliği
Tarihi:11.05.2010
Numarası :2008/150-2010/67
Davacı:Osman Kutupoğlu Vek. Av. Mustafa Topaloğlu
Davalılar:1- Ordu İl
Özel İdare Müdürlüğü Vek.Av.Ali Arduç
2- Ordu Ulubey
Köylere Hizmet Götürme Birliği (KÖYDEŞ)
3- Ordu Ulubey
Kaymakamlığı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve
temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
-KARAR-
Davacı yüklenici açmış olduğu
davada ödenmeyen iş bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş;
mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı İl Özel İdare Müdürlüğü yönünden
davanın husumet nedeniyle, diğer davalı Ulubey Kaymakamlığı yönünden ise
taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan Köylere Hizmet
Götürme Birliği yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen
karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nca davalı İl özel İdaresi Müdürlüğü yararına maktu yerine
nispi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı
gerekçesiyle kanun yararına bozulması istenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden davalı İl Özel İdare
Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,
10.886,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine
karar verildiği anlaşılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte
bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Görevsizlik, yetkisizlik, dava
ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın
nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlıklı 7/2. maddesinde; davanın
dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş
olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın
görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı
miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine
hükmedileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Tarifenin bu hükmü uyarınca davada kendisini
vekille temsil ettiren ve hakkındaki dava husumet nedeniyle reddedilen
davalı İl Özel İdare Müdürlüğü yararına 1.000,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmeditmesi gerekirken 10.886,00 TL nispi vekâlet
ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle bozulması
gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması
gereken 1086 sayılı HUMK’nın 429. maddesi
gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na
gönderilmesine, 03.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
ESAS NO : 2014/12733
KARAR NO: 2015/1894
YARGITAY İLAMI
Davacı Mehmet Çelikkol
ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Durağan Asliye Hukuk Mahkemesince
verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 12.11.2013 günlü
ve 2013/124-202 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2014 gün ve Hukuk-148015 sayılı
yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı tarafından açılan yaş düzeltilmesi istemli
nüfus davasının yapılan yargılaması neticesinde mahkemece davanın kabulüne
karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosya içerisideki mevcut
nüfus kayıt örneklerinden, Şerife Çelikkol’un
doğum tarihinin 15.06.1999 iken 15.06.1995 olarak düzeltildiği, ancak bu
haliyle 20.05.1987 doğumlu annesi Esime Çelikkol
ile aralarındaki yaş farkının 8 yaş olduğu görülmüştür. Bir kadının 8
yaşında iken çocuğunun olması tıbben mümkün olmadığı halde, çocuğun doğum
tarihinin 15.06.1995 olarak düzeltilmesi nüfus kayıtlarında çelişki meydana
getirmektedir.
Hakim nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar
arasında çelişki meydana getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek
durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerekirken, bu hususa dikkat
edilmeksizin nüfus kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması
usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak
kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir
örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
12.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|