|
Yargıtay
12. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
ESAS NO: 2014/1316
KARAR
NO: 2014/3105
2013-258314
İNCELENEN
KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. İcra
Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 27/9/2012
NUMARASI: 2012/740-2012/778
DAVACI: BORÇLU : Yılmaz Demirkan
DAVALILAR: ALACAKLI
: Yapı ve Kredi Bankası AŞ,
İ.ALICISI : Murat
Yılmaz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyizen tetkiki istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya
daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi
Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor
dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra
işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu Yılmaz Demirkan
vekilinin şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurarak ihalenin feshini
istediği, daha sonra aynı vekilin 27/9/2012 havale
tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, mahkemece feragat nedeniyle
davanın reddine ve davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil
ettirdiğinden davacı yararına 400 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği
anlaşılmaktadır.
2012 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Davanın
konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret”
başlıklı 6. maddesi; “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul
ve sulh nedenleriyle, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin
yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen
ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra
giderilirse tamamına hükmolunur” şeklindeki hükmü gereği, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, feragat nedeniyle
davası reddedilen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve
yasaya aykırı bulunduğundan, açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile 1086
Sayılı HUMK. nun 427/6. maddesi uyarınca mahkeme
kararının sonuca etkili olmamak üzere (KANUN YARARINA BOZULMASINA), 10/2/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:2013/16178
Karar No:2014/3998
2013/250334
YARGITAY
İLAMI
Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı üzerine
Şengül Yıldırım’ın organ bağışlayabilmesi amacıyla vasisine izin ve yetki
verilmesi davasında Ereğli (Konya) Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve
Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/1/2013
günlü ve 2010/453-575 sayılı Kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu
savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2013 gün ve
Hukuk-2013/250334 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ereğli
(Konya) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 23/1/2013 gün
2010/453 E.-575 K. karar sayılı ek kararının usul ve yasaya aykırı olması
nedeniyle kanun yararına bozulması istenilmiştir.
2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 12. maddesinin 1.
fıkrası, herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez
temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu; kişinin dokunulmazlığı, maddi ve
manevi varlığı başlığını taşıyan 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve
manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu tıbbî
zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne
dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tabi
tutulamayacağı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesinde ise,
kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka ya da ahlâka
aykırı olarak sınırlayamayacağı, yazılı rıza üzerine insan kökenli
biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve naklinin mümkün olduğu, ancak
biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine
getirmesinin istenemeyeceği, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulamayacağı;
403. maddesinin 1. fıkrasında da vasinin vesayeti altındaki küçüğün veya
kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve
hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olacağı; 447. maddesinde vasinin
kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlü olduğu;
448. maddesinde vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı
kalmak kaydıyla vasinin vesayeti altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde
temsil edeceği; 449. maddesinde ise, vesayet altındaki kişi adına kefil
olmanın vakıf kurmanın ve önemli bağışlarda bulunmanın yasaklandığı; 462.
maddesinde, taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi
ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulması, olağan yönetim ve işletme
ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı,
satımı, devri ve rehnedilmesi, olağan yönetim
sınırlarını aşan yapı işleri, ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü altına
girme, bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli
taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, vesayet altındaki kişinin bir sanat
veya meslekle uğraşması, acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma
yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması, mal rejimi sözleşmeleri, mirasın
paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması, borç ödemeden
aciz beyanı, vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması,
çıraklık sözleşmesi yapılması, vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım
veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi, vesayet altındaki kişinin yerleşim
yerinin değiştirilmesi için vesayet makamının izni gerektiği; 463. maddesinde
de, vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi veya evlat edinilmesi, vesayet
altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması, bir işletmenin
devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa
girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması, ömür boyu
aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması,
mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması, küçüğün ergin
kılınması, vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması için
vesayet makamından sonra denetim makamının da izninin zorunlu olduğu; 466.
maddesinde ise, vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş
olan diğer kişilerin bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin
gerektirdiği özeni göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması,
Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 5. maddesinde, onsekiz
yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması
yasaklanmış; 10/8/2003 tarihli Resmî Gazete’de
yayımlanan 2003/5960 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Velayet, Vesayet ve
Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 15. maddesinde ise,
vasinin vesayetine verilen kişinin bakımına, eğitimine, kişilik haklarının
korunmasına ve hukuki işlemlerde temsiline ilişkin olarak gereken özeni
göstermek, mal varlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorunda
olduğu hükmü getirilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Talip Yıldırım’ın, Ereğli (Konya) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3/6/2010 gün 2010/453 Esas 575 Karar sayılı kesinleşen
ilamıyla kardeşi Şengül Yıldırım’a vasi olarak atandığı, kısıtlı ile
müşterek kardeşleri olan Doğan Yıldırım’a, kısıtlı Şengül’den organ nakli
yapılabilmesi için vasi tarafından Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesi’ne
başvurulduğu, mahkemece Adli Tıp’tan “bir böbreğin alınması halinde diğer
böbrekte hastalık veya hasar oluşmaması durumunda yaşam boyu vücut
fonksiyonlarının idamesi için yeterli olacağı ancak kişide mevcut akıl
zayıflığının olayın anlam ve sonuçlarını kavrama, hukuki ve psikolojik
yanının değerlendirilmesine engel olacağına” ilişkin olarak alınan rapor
doğrultusunda sözkonusu iznin verildiği ve bu
kararın 18/2/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yasa koyucu, vasinin yapmasının yasak olduğu iş ve
işlemleri, vesayet makamının izni gereken haller ile vesayet makamının
izninden sonra denetim makamının da izninin gerekli olduğu halleri açıkça
saymakla, bunun dışındaki iş ve işlemlerin yapılamayacağını da
göstermiştir. Kaldı ki, en temel insan hakkı olan yaşam hakkı ve vücut bütünlüğüne
ilişkin olarak Anayasa’da, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller
dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan
bilimsel ve tıbbî deneylere tabi tutulamayacağı, Türk Medeni Kanunu’nda
ise, ancak yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması,
aşılanması ve naklinin mümkün olacağı, biyolojik madde verme borcu altına
girmiş olandan da edimini yerine getirmesinin istenemeyeceği, maddi ve
manevi tazminat isteminde bulunulamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuatın emredici hükümleri dikkate
alındığında Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 23/1/2013
gün 2010/453 Esas 575 Karar sayılı hükmü ile kısıtlı Şengül Yıldırım’dan kardeşi
Erdoğan Yıldırım’a böbrek nakli hususunda irade beyanında bulunmak ve bu
doğrultuda gerekli işlemleri yapmak üzere vasi Talip Yıldırım’a izin ve
yetki verilmesine ilişkin karar usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak
kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir
örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 6/3/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|