|
Danıştay Beşinci Daire Başkanlığından:
EsasNo: 2013/10295
Karar No: 2014/1030
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Abdullah
Uzun
Vekili:Av. Oğuzhan
Coşkun
Cumhuriyet Cad. No:12/1 -
KIRIKKALE
Davalı: Bahçesaray
Kaymakamlığı - VAN
İsteğin Özeti: Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nce tek hakim
tarafından verilen 20.06.2012 günlü, E:2012/826; K:2012/908 sayılı
kararın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Sündüs Kurtoğlu
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Başsavcısı: Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden"
kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü
getirilmiş; 10'uncu maddesinde, "İlgililerin, haklarında idari davaya
konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara
başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren
dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri''; 11'inci maddesinde de, "İlgililer
tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri
alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst
makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde
istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma
süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması
halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma
tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı" hükmüne yer
verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının atanması nedeniyle yolluk verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada; davacının
27.01.2011 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten itibaren dava açma
süresi içinde dava açması ya da 2577 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi
uyarınca idareye başvurması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra
anılan atama işleminden kaynaklanan yolluğun verilmesi istemiyle idareye
yapılan 02.04.2012 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
istemiyle 12.06.2012 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını
inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımı yönünden reddine
karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya
geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi
konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk
konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Yolluk
konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin
"yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi
suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan
kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir.
Atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte tesis edilmiş
bir yolluk işleminin varlığı halinde, dava açma süresi, yolluksuz ibaresi
yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip
ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış
olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde
öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine
oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Davacının,
atanmasına ilişkin işlemde "yolluksuz" ibaresi bulunmadığına göre,
bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru 2577
sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine kurulan
işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu açıktır.
Bu
nedenle, Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin, yürürlükteki hukuka aykırı
sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 20.06.2012 günlü, E:2012/826; K:2012/908
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Van İli, Bahçesaray İlçe Müftülüğü'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B
maddesi uyarınca sözleşmeli imam hatip olarak görev yapmakta iken, anılan
Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca Erzurum İli, Horasan İlçe Müftülüğü'ne
kadrolu olarak atanan davacının, söz konusu atama işlemi nedeniyle hak
ettiği sürekli yolluğunun tarafına ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun
reddine ilişkin Bahçesaray Kaymakamlığı'nın 20.04.2012 tarih ve 99/91 sayılı
işleminin iptali ile hesaplanacak yolluk tutarının yasal faiziyle birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Erzurum
1. İdare Mahkemesi Hakimi'nce verilen 20.06.2012
günlü, E:2012/826; K:2012/908 sayılı kararla; davacının, sözleşmeli statüden
kadrolu statüye atanması üzerine bu tarihten itibaren ya da en geç yeni
görevine başladığı 27.01.2010 tarihinden itibaren yasal dava açma süresi
olan altmış gün içinde doğrudan veya davalı idareye başvurarak tesis edilen
işlem üzerine kalan yasal süre içinde dava açması gerekirken, aradan uzunca
bir zaman geçtikten sonra 02.04.2012 tarihli başvurusunun 20.04.2012
tarihli işlemle reddi üzerine 12.06.2012 tarihinde açtığı davada süre aşımı
bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş; bu karar itiraz edilmeksizin
kesinlenmiştir.
Davacının,
Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 20.06.2012 günlü, E:2012/826; K:2012/908
sayılı kararının kanun yararına bozulması yönünde verdiği dilekçe üzerine,
Danıştay Başsavcılığı anılan kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına
Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1. Bölge idare mahkemesi
kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca
ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka
aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum
üzerine veya kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz
olunabilir.
2.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu
bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının
hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma
kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde; dava açma
süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu
hükmü getirilmiş; 10. maddesinde ise; "İlgililerin, haklarında idari
davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari
makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse
isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten
itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece
verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava
açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma
süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilecekleri." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Van İli, Bahçesaray İlçe Müftülüğü'nde657
sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde imam hatip olarak
görev yapmakta iken, anılan Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca Erzurum İli,
Horasan İlçe Müftülüğü'ne atanarak yeni görevine 27.01.2011 tarihinde
başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı sürekli görev yolluğunun
ödenmesi talebiyle yaptığı 02.04.2012tarihli başvurusunun 20.04.2012 tarih
ve 99/91 sayılı Bahçesaray Kaymakamlığı işlemi ile reddedildiği
anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi, genellikle
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte,
yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın
doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna
bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise ya yolluğa hak kazandıran atama,
nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya
görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde
belirtilmesi suretiyle, ya da yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin
yolluk talebiyle başvurusu üzerine tesis edilebilir. Doğal
olarak sözü edilen işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin
varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması
durumunda dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine
göre belirlenecek; yolluk konusunda işlemde bir ibare konulmamış ya da ayrı
bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un
10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru
üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Buna
göre;
1-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde, işlemin "harcırahsız"
(yolluksuz) olarak kurulduğu yolunda bir ibare yer almışsa, ilgili bu
işlemin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren, atama işleminde yer
alan "harcırahsız" (yolluksuz) ibaresinin iptali ve bu atama
işlemi nedeniyle yoksun kaldığı harcırahın (yolluğun) kendisine ödenmesine
hükmedilmesi istemiyle dava açabilir.
Bu durumda davacı, niteliği yukarıda belirtilen davayı, atama işleminin
kendisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı
Kanunun 7. maddesinde öngörülen süre içerisinde doğrudan açabileceği gibi;
anılan Kanunun 11. maddesinin tanıdığı olanak nedeniyle idareye başvurarak,
bu başvuru üzerine idarece kurulacak olan olası olumsuz işleme karşı bu
maddedeki süreci işleterek de açabilir.
2-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde "harcırahsız" (yolluksuz)
ibaresi bulunmamakta ise; ilgilinin, atama işleminden doğan harcırahının
(yolluğunun)tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru, 2577 sayılı Yasanın 10.
maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine kurulacak işlemin iptali
istemiyle açılacak davanın süresinin de10.madde hükmüne göre belirlenmesi
gerekmektedir.
Davacının Erzurum İli, Horasan İlçe Müftülüğü'ne atanmasına ilişkin
işlem dosya içerisinde yer almamakla birlikte; davalı idarece, atamanın
harcırahsız olarak tesis edildiğine dair savunmada bulunulmaması ve bu
yönde bir belge ya da bilginin sunulmaması karşısında, harcırah (yolluk)
ödenmesi talebiyle 02.04.2012 tarihinde idareye yapılan başvurunun, 2577
sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olarak kabulü
zorunludur. Bu nedenle davacının yeni görevine
başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması hukuken
mümkün bulunmamaktadır.
Öte
yandan, davacının harcırah (yolluk) istemli başvurusunun reddine ilişkin
20.04.2012 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı
Kanunun 7. ve 10. maddeleri uyarınca süresinde olduğu da açıktır.
Bu
durumda; 2577 sayılı Kanunun 10. maddesinde yer alan hükümler uyarınca
süresinde açılan davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken,
davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddi yolunda Erzurum 1. İdare
Mahkemesi Hakimi tarafından verilen 20.06.2012
günlü, E:2012/826; K:2012/908 sayılı kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz isteminin
kabulü ile Erzurum 1. İdare Mahkemesi Hakimi
tarafından verilen 20.06.2012 günlü, E:2012/826; K:2012/908 sayılı kararın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer
suretinin Danıştay Başsavcılığı'na, Bahçesaray Kaymakamlığı'na ve davacıya
gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 13.02.2014
tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
|