|
Danıştay Beşinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2013/9689
Karar No: 2014/1032
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Mustafa
Gürpınar
Vekili:Av. Oğuzhan Coşkun
Cumhuriyet Cad. No:12/1 -
KIRIKKALE
Davalı: Çan
Kaymakamlığı - ÇANAKKALE
İsteğin Özeti: Çanakkale İdare Mahkemesi'nce tek hakim
tarafından verilen 28.09.2012 günlü, E:2012/474; K:2012/952 sayılı kararın
onanması yolundaki Edirne Bölge İdare Mahkemesi'nin 15.01.2013 günlü,
E:2013/26; K:2012/30 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Sündüs Kurtoğlu
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Başsavcısı: Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden"
kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü
getirilmiş; 10'uncu maddesinde, "İlgililerin, haklarında idari davaya
konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara
başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş
sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma
süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava
açabilecekleri''; 11'inci maddesinde de, "İlgililer tarafından idari
dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması,
değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam
yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde
istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma
süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması
halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma
tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı" hükmüne yer
verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının atanması nedeniyle yolluk verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada; davacının
17.01.2011 tarihinde göreve başladığı, 6245 sayılı Yasa uyarınca göreve
başladığı tarihten itibaren bir aylık süre sonunda harcırah beyannamesini
verme süresinin sona erdiği, bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde
dava açması ya da 2577 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi uyarınca idareye
başvurması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra anılan atama
işleminden kaynaklanan yolluğun verilmesi istemiyle idareye yapılan
03.05.2012 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle
06.06.2012 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme
olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımı yönünden reddine karar
verildiği anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya
geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi
konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk
konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Yolluk
konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin
"yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi
suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan
kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir.
Atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı
halinde, dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ
tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda
bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava
açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili
tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir
ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Davacının,
atanmasına ilişkin işlemde "yolluksuz" ibaresi bulunmadığına
göre, bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru
2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine
kurulan işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu açıktır.
Bu
nedenle, Edirne Bölge İdare Mahkemesi'nin, yürürlükteki hukuka aykırı
sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 15.01.21013 gün ve E:2013/26; K:2013/30
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Zonguldak İli, Devrek İlçe Müftülüğü'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B
maddesi uyarınca sözleşmeli imam hatip olarak görev yapmakta iken, anılan
Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca Çanakkale İli, Çan İlçe Müftülüğü'ne kadrolu
olarak atanan davacının, söz konusu atama işlemi nedeniyle hak ettiği
sürekli görev yolluğunun tarafına ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun
reddine ilişkin Çan Kaymakamlığı'nın 10.05.2012 tarih ve 840/147 sayılı
işleminin iptali ile hesaplanacak yolluk tutarının yasal faiziyle birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Çanakkale
İdare Mahkemesi Hakimi'nce verilen 28.09.2012
günlü, E:2012/474; K:2012/952 sayılı kararla; davacının, göreve başladığı,
17.01.2011 tarihi itibariyle işleyen 1 (bir) aylık harcırah beyannamesi
verme süresinin 17.02.2011 gününde sona erdiği, bu tarihden itibaren 2577
Sayılı Kanunun 7. ve 11. maddelerinde belirtilen süreler içerisinde dava
açılması gerekirken, harcırah beyannamesi verme ve 2577 sayılı Yasa
uyarınca yapılacak başvuru süreleri geçtikten sonra 03.05.2012 tarihinde
yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğu
gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bu
karara karşı, davacı tarafından yapılan itiraz reddedilerek, söz konusu
karar,Edirne Bölge İdare
Mahkemesi'nin 15.01.2013 günlü, E:2013/26; K:2012/30 sayılı kararıyla
onanmak suretiyle kesinlenmiştir.
Davacının,
Edirne Bölge İdare Mahkemesi'nin 15.01.2013 günlü, E:2013/26; K:2012/30
sayılı kararının kanun yararına bozulması yönünde verdiği dilekçe üzerine,
Danıştay Başsavcılığı anılan kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına Bozma"
başlıklı 51. maddesinde, "1. Bölge idare mahkemesi kararları ile idari
ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip
temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili
bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki
sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma
kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde; dava açma
süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve
idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 10. maddesinde
ise; "İlgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem
veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün
içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı,ilgililerin altmış günün bittiği tarihten
itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece
verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava
açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma
süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilecekleri." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın
incelenmesinden; Zonguldak İli, Devrek İlçe Müftülüğü'nde657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi
uyarınca sözleşmeli statüde imam hatip olarakgörev yapmakta iken, anılan Yasa'nın 4/A
maddesi uyarıncaÇanakkale İli, Çanİlçe Müftülüğü'ne atanarak yeni görevine
17.01.2011 tarihinde başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı sürekli
görev yolluğunun ödenmesi talebiyle yaptığı 03.05.2012tarihli başvurusunun 10.05.2012 tarih ve
840/147 sayılı Çan Kaymakamlığıişlemi ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi, genellikle
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte,
yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması,
yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yolluk
konusundaki işlem ise ya yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin
"yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi
suretiyle, ya da yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin yolluk
talebiyle başvurusu üzerine tesis edilebilir. Doğal
olarak sözü edilen işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin
varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması
durumunda dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ
tarihine göre belirlenecek; yolluk konusunda işlemde bir ibare konulmamış
ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı
Kanun'un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir
başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre
hesaplanacaktır.
Buna
göre;
1-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde, işlemin "harcırahsız"
(yolluksuz) olarak kurulduğu yolunda bir ibare yer almışsa, ilgili bu
işlemin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren, atama işleminde yer
alan "harcırahsız" (yolluksuz) ibaresinin iptali ve bu atama
işlemi nedeniyle yoksun kaldığı harcırahın (yolluğun) kendisine ödenmesine
hükmedilmesi istemiyle dava açabilir.
Bu durumda davacı, niteliği yukarıda belirtilen davayı, atama işleminin
kendisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı
Kanunun 7. maddesinde öngörülen süre içerisinde doğrudan açabileceği gibi;
anılan Kanunun 11. maddesinin tanıdığı olanak nedeniyle idareye başvurarak,
bu başvuru üzerine idarece kurulacak olan olası olumsuz işleme karşı bu
maddedeki süreci işleterek de açabilir.
2-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde "harcırahsız" (yolluksuz)
ibaresi bulunmamakta ise; ilgilinin, atama işleminden doğan harcırahının
(yolluğunun)tarafına ödenmesi için
yaptığı başvuru, 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında olup, bu
başvuru üzerine kurulacak işlemin iptali istemiyle açılacak davanın süresinin
de 10.madde hükmüne göre
belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının Çanakkale İli, Çan İlçe Müftülüğü'ne atanmasına ilişkin işlem
dosya içerisinde yer almamakla birlikte; davalı idarece, atamanın
harcırahsız olarak tesis edildiğine dair savunmada bulunulmaması ve bu
yönde bir belge ya da bilginin sunulmaması karşısında, harcırah (yolluk)
ödenmesi talebiyle 03.05.2012 tarihinde idareye yapılan başvurunun, 2577
sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olarak kabulü
zorunludur. Bu nedenle davacının yeni görevine
başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması hukuken
mümkün bulunmamaktadır.
Öte
yandan, davacının harcırah (yolluk) istemli başvurusunun reddine ilişkin
10.05.2012 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı
Kanunun 7. ve 10. maddeleri uyarınca süresinde olduğu da açıktır.
Bu
durumda; süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Çanakkale
İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen
28.09.2012 günlü, E:2012/474; K:2012/952 sayılı karar hukuken isabetli
bulunmadığı halde, bu kararın bozulması yerine onanmasına ilişkin olarak
verilen Edirne Bölge İdare Mahkemesi'nin 15.01.2013 günlü, E:2013/26;
K:2013/30 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 15.01.2013
günlü, E:2013/26; K:2013/30 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak
üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer suretinin Danıştay
Başsavcılığı'na, Çan Kaymakamlığı'na ve davacıya gönderilmesine ve bu
kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 13.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla
karar verildi.
|