|
Danıştay Beşinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2013/10296
Karar No: 2014/1034
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Alaattin
Demirel
Vekili:Av. Oğuzhan Coşkun
Cumhuriyet Cad. No:12/1 -
KIRIKKALE
Davalı: Bahçesaray
Kaymakamlığı - VAN
İsteğin Özeti: Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nce tek hakim
tarafından verilen 20.06.2012 günlü, E:2012/825, K:2012/906 sayılı kararın
onanması yolundaki Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin 21.09.2012 günlü,
E:2012/733; K:2012/643 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Sündüs Kurtoğlu
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Başsavcısı: Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden"
kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü
getirilmiş; 10'uncu maddesinde, "İlgililerin, haklarında idari davaya
konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara
başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren
dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri''; 11'inci maddesinde de, "İlgililer
tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri
alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst
makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde
istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma
süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş
sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava
açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar
geçmiş sürenin de hesaba katılacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının atanması nedeniyle yolluk verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada; davacının
31.01.2011 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten itibaren dava açma
süresi içinde dava açması ya da 2577 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi
uyarınca idareye başvurması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra
anılan atama işleminden kaynaklanan yolluğun verilmesi istemiyle idareye
yapılan 02.04.2012 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
istemiyle 12.06.2012 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını
inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımı yönünden reddine
karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya
geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi
konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk
konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Yolluk
konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin
"yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi
suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan
kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir.
Atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte tesis edilmiş
bir yolluk işleminin varlığı halinde, dava açma süresi, yolluksuz ibaresi
yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip
ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış
olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde
öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine
oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Davacının,
atanmasına ilişkin işlemde "yolluksuz" ibaresi bulunmadığına
göre, bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru
2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine
kurulan işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu açıktır.
Bu
nedenle, Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka aykırı
sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 21.09.2012 gün ve E:2012/733, K:2012/643
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava,Van ili, Bahçesaray İlçe
Müftülüğü'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli imam
hatip olarak görev yapmakta iken, anılan Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca
Erzurum İli, Pazaryolu İlçe Müftülüğü'ne kadrolu olarak atanan davacının,
söz konusu atama işlemi nedeniyle hak ettiği sürekli görev yolluğunun
tarafına ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Bahçesaray
Kaymakamlığı'nın 20.04.2012 tarih ve 99/90 sayılı işleminin iptali ile
hesaplanacak yolluk tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle açılmıştır.
Erzurum
1. İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen
20.06.2012 günlü, E:2012/825; K:2012/906 sayılı kararla; davacının,
sözleşmeli statüden kadrolu statüye atanması üzerine bu tarihten itibaren
ya da en geç yeni görev yerinde göreve başladığı 31.01.2011 tarihinden
itibaren yasal dava açma süresi olan altmış gün içinde doğrudan veya davalı
idareye başvurarak tesis edilen işlem üzerine kalan yasal süre içinde dava
açması gerekirken, aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra 02.04.2012
tarihli başvurusunun 20.04.2012 tarihli işlemle reddi üzerine 12.06.2012
tarihinde açtığı davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre
aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
Bu
karara karşı, davacı tarafından yapılan itiraz reddedilerek, söz konusu
karar,Erzurum Bölge İdare
Mahkemesi'nin 21.09.2012 günlü, E:2012/733; K:2012/643 sayılı kararıyla
onanmak suretiyle kesinlenmiştir.
Davacının,
Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin 21.09.2012 günlü, E:2012/733; K:2012/643
sayılı kararının kanun yararına bozulması yönünde verdiği dilekçe üzerine,
Danıştay Başsavcılığı anılan kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına
Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1. Bölge idare mahkemesi
kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece
mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu
bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının
hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma
kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde; dava açma
süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve
idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 10. maddesinde
ise; "İlgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem
veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün
içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı,ilgililerin altmış günün bittiği tarihten
itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece
verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava
açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma
süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilecekleri." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Van ili, Bahçesaray İlçe Müftülüğü'nde 657
sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde imam hatip olarak
görev yapmakta iken, anılan Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca Erzurum ili,
Pazaryolu İlçe Müftülüğü'ne atanarak yeni görevine 31.01.2011 tarihinde
başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı sürekli görev yolluğunun
ödenmesi talebiyle yaptığı 02.04.2012 tarihli başvurusunun 20.04.2012
günlü, 99-90 sayılı Bahçesaray Kaymakamlığı işlemi ile reddedildiği
anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi, genellikle
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte,
yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın
doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna
bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise ya yolluğa hak kazandıran atama,
nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya
görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde
belirtilmesi suretiyle, ya da yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin
yolluk talebiyle başvurusu üzerine tesis edilebilir. Doğal
olarak sözü edilen işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin
varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması
durumunda dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ
tarihine göre belirlenecek; yolluk konusunda işlemde bir ibare konulmamış
ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577
sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından
yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine
göre hesaplanacaktır.
Buna
göre;
1-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde, işlemin "harcırahsız"
(yolluksuz) olarak kurulduğu yolunda bir ibare yer almışsa, ilgili bu
işlemin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren, atama işleminde yer
alan "harcırahsız" (yolluksuz) ibaresinin iptali ve bu atama
işlemi nedeniyle yoksun kaldığı harcırahın (yolluğun) kendisine ödenmesine
hükmedilmesi istemiyle dava açabilir.
Bu durumda davacı, niteliği yukarıda belirtilen davayı, atama işleminin
kendisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı
Kanunun 7. maddesinde öngörülen süre içerisinde doğrudan açabileceği gibi;
anılan Kanunun 11. maddesinin tanıdığı olanak nedeniyle idareye başvurarak,
bu başvuru üzerine idarece kurulacak olan olası olumsuz işleme karşı bu
maddedeki süreci işleterek de açabilir.
2-
Davacıya tebliğ edilen atama işleminde "harcırahsız" (yolluksuz)
ibaresi bulunmamakta ise; ilgilinin, atama işleminden doğan harcırahının
(yolluğunun)tarafına ödenmesi için
yaptığı başvuru, 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında olup, bu
başvuru üzerine kurulacak işlemin iptali istemiyle açılacak davanın
süresinin de 10.madde hükmüne göre
belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının Erzurum İli, Pazaryolu İlçe Müftülüğü'ne atanmasına ilişkin
işlem, dosya içerisinde yer almamakla birlikte; davalı idarece, atamanın
harcırahsız olarak tesis edildiğine dair savunmada bulunulmaması ve bu
yönde bir belge ya da bilginin sunulmaması karşısında, harcırah (yolluk)
ödenmesi talebiyle 02.04.2012 tarihinde idareye yapılan başvurunun, 2577
sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olarak kabulü
zorunludur. Bu nedenle davacının yeni görev
yerine başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması
hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Öte
yandan, davacının harcırah (yolluk) istemli başvurusunun reddine ilişkin
20.04.2012 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı
Kanunun 7. ve 10. maddeleri uyarınca süresinde olduğu da açıktır.
Bu
durumda; süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Erzurum 1.
İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen
20.06.2012 günlü, E:2012/825; K:2012/906 sayılı karar hukuken isabetli
bulunmadığı halde, bu kararın bozulması yerine onanmasına ilişkin olarak
verilen Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin 21.09.2012 günlü, E:2012/733;
K:2012/643 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 21.09.2012
günlü, E:2012/733; K:2012/643 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak
üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer suretinin Danıştay
Başsavcılığı'na, Bahçesaray Kaymakamlığı'na ve davacıya gönderilmesine ve
bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 13.02.2014 tarihinde
oyçokluğuyla karar verildi.
|