|
Danıştay Ondördüncü
Daire Başkanlığından:
EsasNo: 2013/8527
Karar No:
2013/8595
Kanun Yararına
Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay
Başsavcılığı - ANKARA
Davacı: Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.
Vekili: Av. Cem Kabdan
Dünya Ticaret Merkezi Egs Business
Park Blokları
B 2 Blok Kat 8 No :281 Yeşilköy- Bakırköy - İSTANBUL
Davalı: Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü - ZONGULDAK
İstemin Özeti:
Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nce davacı adına tescilli 14.12.2009
tarih ve IM001516 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile ilgili
olarak Cermar Maritime Enterprises Limited
Şirketi'ne ödenen 46.431,02 USD karşılığı 69.377,23 TL'lik yükleme demuraj bedelinin CIF bedeline dahil
edilmeyerek, çevre katkı payının eksik ödendiği tespit edildiğinden bahisle
bu bedelin %1'ne isabet eden 693,77 TL tutarındaki çevre katkı payının
ödenmesi amacıyla tesis edilen Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nün
08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı işlemine karşı yapılan itirazın reddine
ilişkin 06.06.2011 tarih ve 97 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan
davanın reddi yolunda Zonguldak İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen
09.03.2012 günlü, E:2011/1851, K:2012/272 sayılı kararı onayan Zonguldak
Bölge İdare Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve E:2012/244, K:2012/325 sayılı
kararının vaki kararın düzeltilmesi isteminin reddine dair Zonguldak Bölge
İdare Mahkemesinin 06.09.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449 sayılı
kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Yasemin Buyuran
Düşüncesi: Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği
düşünülmüştür.
Danıştay Başsavcısı: Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: Davacı adına Karadeniz Ereğli
Gümrük Müdürlüğünde tescilli 14.12.2009 tarih ve 1516 sayılı serbest
dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak, 46.431,02
Amerikan doları "demuraj" bedeli
üzerinden hesaplanan çevre katkı payına vaki itirazın reddine dair işlemin
iptali istemiyle açılan dava; Zonguldak İdare Mahkemesinin tek hakimle verdiği 9.3.2012 gün ve E:2011/1851, K:2012/272
sayılı kararla, demuraj bedelinin eşyanın CIF
kıymetine dahil edilmesinde 2872 sayılı Çevre Kanununun 18'inci maddesine
aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 18. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde; çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve çevre
ile ilgili yatırımların desteklenmesi amacıyla, ithaline izin verilen
kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde biri ile hurdaların
CIF bedelinin binde beşi oranında alınacak miktarın çevre katkı payı olarak
tahsil edileceği, maddenin son fıkrasında da, çevre katkı payının tahsili
ve bütçede öngörülen ödeneklerin kullanımı ile ilgili usul ve esasların,
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak
yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Madde ile verilen yetkiye dayanılarak yayımlanan Çevre Gelirlerinin
Takip ve Tahsili ile Tahsilat Karşılığı Öngörülen
Ödeneğin Kullanımı Hakkında Yönetmelik'in işlem
tarihinde yürürlükte olan 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
çevre katkı payının; ithale konu kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF
bedelinin yüzde biri ile hurdaların CIF bedelinin binde beşi oranında
alınacak miktardan oluştuğu, aynı Yönetmeliğin 6'ıncı maddesinin 1'inci
fıkrasının (a)-1 bendinde ise; ithale konu kontrole tabi yakıt, atık veya
hurda ithalinde; malın ithalatı esnasında; Gümrük idaresine sunulan gümrük
beyannamesinde belirtilen CIF bedeli üzerinden bu Yönetmeliğin 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen oranda çevre katkı
payının ilgili muhasebe birimi hesaplarına bütçe geliri kaydedilmek üzere ödeneceği
belirtilmiştir.
Anayasa
Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği üzere, vergi benzeri mali
yükümlerin ayırt edici özelliklerinden birisi, vergiler gibi, kamu
harcamalarına ilişkin genel bir kaynak olarak değil, belli giderlere tahsis
edilmesi, yani özel harcamaların finansmanı maksadıyla tahsis edilmiş
olmalarıdır. Anayasa Mahkemesinin bu kriterine
uygun olarak çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve
çevre ile ilgili yatırımların desteklenmesi amacıyla ihdas edilen çevre
katkı payının; "vergilendirmede yasallık" ilkesinin yansıması
olarak; ödeyecek kişiler, konu ve tutar bakımından Kanunla belli edilmiş
olduğu da dikkate alındığında, vergi benzeri mali yüküm olduğu sonucuna
varılmaktadır.
Öte
yandan; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 3'üncü maddesinin 8'inci fıkrasının
(a) bendinde, "Gümrük vergileri" deyiminin, ilgili mevzuat
uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin
tümünü, 9'uncu fıkrasında da, "İthalat vergileri" deyiminin,
eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve
mali yükleri ifade ettiğinin hükmü bağlanmış olması karşısında; ithaline
izin verilen kontrole tabi yakıt ve atıklar ile hurda ithalatında alınan
çevre katkı payının, ithalat vergileri tanımına dahil
"mali yük"ler kapsamına girdiği açıktır.
Bu
bakımdan; 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi
Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "Vergi
Mahkemelerinin görevleri" başlıklı 6'ıncı maddesinin (a) bendinde yer
alan, vergi mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve
köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların
zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları.. çözümler yolundaki yasa hükmü uyarınca, çevre katkı
payına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü vergi mahkemesine ait
olduğundan, bu husus gözetilmeksizin işin esası incelenmek suretiyle
davanın reddi yolunda verilen Zonguldak İdare Mahkemesinin 9.3.2012 gün ve
E:2011/1851, K:2012/272 sayılı kararını onayan Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 19.6.2012 gün ve E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararına vaki
kararın düzeltilmesi isteminin reddine dair Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 6.9.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararı,
yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade ettiğinden bozulmasının uygun
olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Ondördüncü Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dava;
Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nce davacı şirket adına tescilli
14.12.2009 tarih ve IM001516 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile
ilgili olarak Cermar Maritime
Enterprises Limited
Şirketi'ne ödenen 46.431,02 USD karşılığı 69.377,23 TL'lik yükleme demuraj bedelinin CIF bedeline dahil
edilmeyerek, çevre katkı payının eksik ödendiği tespit edildiğinden bahisle
bu bedel üzerinden %1 oranında (693,77 TL) tahakkuk ettirilen çevre katkı
payının ödenmesi amacıyla tesis edilen Karadeniz Ereğli Gümrük
Müdürlüğü'nün 08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı işlemine karşı yapılan
itirazın reddine ilişkin 06.06.2011 tarih ve 97 sayılı işlemin iptali
istemiyle açılmıştır.
Zonguldak
İdare Mahkemesi Hakimliğince; çevre katkı payı
hesaplanırken CIF bedeli kapsamında bulunan navlun bedeli içine sürastarya (demuraj)
ücretinin dahil edilmesi gerektiği, sürastarya (demuraj) ücreti üzerinden hesaplanan çevre katkı
payının tahsili amacıyla tesis edilen 08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı
işleme yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu
karara davacı tarafından yapılan itiraz Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
19.06.2012 günlü, E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararı ile reddedilerek söz
konusu karar onanmış, kararın düzeltilmesi istemi ise aynı Mahkemenin
06.09.2012 günlü, E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararı ile reddedilerek tek
hakimce davanın reddi yolunda verilen karar kesinleşmiştir.
Davacı
vekili tarafından; Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 6.9.2012 gün ve
E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu belirtilerek
kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Danıştay Başsavcılığı
"yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden" söz konusu kararın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulmasını istemektedir.
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesinde, bölge idare
mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan, niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili
Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteğinin yerinde
görülmesi halinde kararın kanun yararına bozulacağı, ancak bu bozma
kararının daha önce kesinleşmiş bulunan mahkeme veya Danıştay kararının
hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
Kanun
yolu, davanın taraflarına tanınan bir hukuki yoldur. Bu yolla yanlış olduğu
ileri sürülen kararların yeniden incelenmesi, kararların hukuka
uygunluğunun denetlenerek varsa eksikliklerinin ve hatalarının giderilmesi
amaçlanmıştır.
Ancak, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi
mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi
olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu
ifade edenlere karşı, ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından başvurulabilecek "kanun yararına
temyiz" yoluyla yürürlükteki hukukun Ülke düzeyinde birlik içinde
uygulanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına temyiz müessesesinin hukuka aykırı yargı kararıyla
bozulan hukuk düzeninin onarılması ve Ülke'de hukuk ve uygulama birliğinin
sağlanması amacı göz önünde bulundurulduğunda, bu amacın doğal sonucu
olarak, verildiği anda kesin olan kararlar ile temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş olan kararlar, yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade
etmesi nedeniyle, çözümlenmiş olan uyuşmazlığa etkili olmamak üzere kanun
yararına bozulabilmektedir.
Bu
bakımdan; Zonguldak İdare Mahkemesi Hakimliğince
verilen kararı onayan Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve
E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararına vaki kararın düzeltilmesi isteminin
reddine dair Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 06.09.2012 gün ve
E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun51. maddesi uyarınca esasının
incelenmesine geçildi:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi
Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinde; vergi
mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay'da
çözümlenecek olanlar dışındaki idari davaların görüm ve çözümü İdare
mahkemelerinin, 6. maddesinde ise; Genel bütçeye, il özel idareleri,
belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler
ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaların görüm ve
çözümü Vergi mahkemelerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Genel
görevli mahkeme ile özel görevli mahkeme arasındaki fark, özel görevli
mahkemelerin görevlerinin kanunda tek tek ve
sınırlı biçimde sayılmış olmasıdır. Kanunda açıklanan biçimde sayılan
görevlerden olmayan; ancak, özel görevli mahkemelerin dahil
bulunduğu yargı düzeninin görev alanına giren her uyuşmazlık, kural gereği,
bu yargı düzeninin genel görevli mahkemelerinin görevine girer ve bu mahkemelerce
çözümlenir. İdari Yargı Düzeni açıklanan kuraldan ayrık değildir; bu yargı
düzeninin özel görevli mahkemeleri olan vergi mahkemeleri ile ilk derece
mahkemesi olarak Danıştay'ın görevine girmeyen her idari uyuşmazlığın, ilk
derecede, genel görevli mahkemeler olan idare mahkemelerince çözümlenmesi,
bu kural gereğidir.
Ayrıca;
Anayasanın 142. maddesine göre; mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla
düzenlenir; yani, bu alanda "kanunilik ilkesi" geçerlidir.
Anayasanın 37. maddesine göre de, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden
başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bu iki anayasal kuraldan çıkan sonuç:
Kanun gereği idare mahkemelerinin görevinde olan uyuşmazlıklara yorum ve
benzetme(kıyas) yoluyla ya da ihtiyaç nedeniyle, vergi mahkemelerince;
vergi mahkemelerinin görevinde olanlara da idare mahkemelerince bakılması
olanaklı değildir.
Vergi
mahkemelerinin özel görev alanı, anayasal kural olan "kanunilik ilkesi"ne uygun olarak, 2576 sayılı Kanunun 6.
maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddenin (a) fıkrasına göre, özel görevli bu
mahkemeler, "Genel Bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
vergi, resim ve harçlar ile benzeri
mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davaları" çözümlemekle görevlendirilmişlerdir.
2576
sayılı Kanunun 6. maddesinin sözü edilen düzenlemesinde, bir idari
uyuşmazlığın vergi mahkemelerinde çözümlenebilmesi, anılan maddede
belirtilen tarifelere ilişkin davalar dışında, iki koşulun gerçekleşmiş
olmasına bağlı bulunmaktadır.
İlk
koşul, davanın konusunun, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerle
bunların zam ve cezalarına ilişkin olmasıdır.
İkinci
koşul, nitelikleri açıklanan bu mali yükümlerin, Genel Bütçeye, il özel
idarelerine, belediyelere ve köylere ait olması; yani, bu bütçe ve
idarelerin giderlerinin karşılığı niteliğinde bulunmasıdır.
Bu
bakımdan; bir uyuşmazlığın vergi mahkemelerinin görev alanına girdiğinin
söylenebilmesi için, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olması şarttır.
Aksi takdirde; uyuşmazlığın, İdari Yargı Düzeninin genel görevli
mahkemeleri olan, idare mahkemelerince çözümlenmesi zorunludur.
Dosyanın
incelenmesinden; Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nce davacı şirket adına
tescilli 14.12.2009 tarih ve IM001516 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş
Beyannamesi ile ilgili olarak Cermar Maritime Enterprises Limited Şirketine ödenen 46.431,02 USD karşılığı
69.377,23 TL'lik yükleme demuraj bedelinin CIF
bedeline dahil edilmeyerek çevre katkı payının
eksik ödendiğinin tespit edildiğinden bahisle bu bedelin %1'ne isabet eden
693,77 TL çevre katkı payı tahakkuk ettirildiği, bu tutarın ödenmesi
amacıyla Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nün 08.04.2011 tarih ve 1926
sayılı işleminin davacı şirkete tebliğ edildiği, bu işleme karşı yapılan
itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın
açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava
konusu uyuşmazlığın İdare Mahkemesinin mi, yoksa vergi Mahkemesinin mi
görev alanına girdiğinin belirlenmesi amacıyla, çevre katkı payının mali
yüküm niteliğinin incelenmesi gerekmektedir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 18. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde; çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve çevre
ile ilgili yatırımların desteklenmesi amacıyla, ithaline izin verilen
kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde biri ile hurdaların
CIF bedelinin binde beşi oranında alınacak miktarın çevre katkı payı olarak
tahsil edileceği, maddenin son fıkrasında da, çevre katkı payının tahsili
ve bütçede öngörülen ödeneklerin kullanımı ile ilgili usul ve esasların,
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak
yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Madde ile verilen yetkiye dayanılarak yayımlanan Çevre Gelirlerinin
Takip ve Tahsili ile Tahsilat Karşılığı Öngörülen
Ödeneğin Kullanımı Hakkında Yönetmelik'in işlem
tarihinde yürürlükte olan 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
çevre katkı payının; ithale konu kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF
bedelinin yüzde biri ile hurdaların CIF bedelinin binde beşi oranında
alınacak miktardan oluştuğu, aynı Yönetmeliğin 6'ıncı maddesinin 1'inci
fıkrasının (a)-1 bendinde ise; ithale konu kontrole tabi yakıt, atık veya
hurda ithalinde; malın ithalatı esnasında; Gümrük idaresine sunulan gümrük
beyannamesinde belirtilen CIF bedeli üzerinden bu Yönetmeliğin 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen oranda çevre katkı
payının ilgili muhasebe birimi hesaplarına bütçe geliri kaydedilmek üzere ödeneceği
belirtilmiştir.
"Mali
yüküm", bir anayasal kavram olup, anlamının T.C. Anayasası
çerçevesinde belirlenmesi ve çevre katkı payının buna göre nitelendirilmesi
bir anayasal zorunluluktur.
T.C.
Anayasasının "Vergi ödevi" başlıklı 73. maddesinde; vergi ve
vergi benzeri niteliğinde olan mali yükümlere yer verilmiştir:
Bu
maddenin üçüncü fıkrasına göre; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler
kanunla konulur, kanunla değiştirilir ve kanunla kaldırılır. Yani, vergi ve
vergi benzeri mali yükümlerin konulmasında, değiştirilmesinde ve
kaldırılmasında, idare edilenler için çok önemli bir hukuki güvenlik ilkesi
olan, "Kanunilik İlkesi" geçerlidir. Bu ilkenin tek istisnası,
yine aynı maddenin son fıkrasında gösterilmiştir. Bu fıkrada; vergi ve
vergi benzeri mali yükümlerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle
oranlarına ilişkin hükümlerinde, kanunun belirleyeceği sınırlar içinde
değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verilmesine olanak
tanınmıştır. Bu istisnaya göre; Bakanlar Kurulu'nun vergi ve vergi benzeri
mali yükümlerle ilgili yetkisi, yasanın izin vermesi koşuluyla ve fıkrada
yazılı hususlarda değişiklik yapma ile sınırlıdır. Yani; Bakanlar
Kurulu'nun vergi ve vergi benzeri mali yüküm koyma, kaldırma ve anılan
fıkrada yazılı hususlar dışında değişiklik yapma yetkisi mevcut değildir.
Buna
göre; mal ithali sonucu alınan çevre katkı payının Anayasanın 73. maddesinde
öngörülen vergi benzeri mali yüküm olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 3. maddesinin 8. fıkrasının
(a) bendinde; "Gümrük
vergileri" deyimi, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan
ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümü olarak tanımlanmış,
aynı maddenin 9. fıkrasının (a) bendinde; "İthalat vergileri" ise; eşyanın ithalinde öngörülen
gümrük vergileri ve eş etkili vergiler, şeklinde tanımlanmış iken,
07.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinden itibaren
üç ay sonra yürürlüğe giren 5911 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan
değişiklikle; eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili
vergiler ve mali yükleri ifade
eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda
yer verilen 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 9. fıkrasının (a)
bendinde, 5911 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikle; mali
yüklerin ithalat vergileri, ithalat vergilerinin de gümrük vergileri
kapsamında bulunduğu görülmektedir.
Bu
durumda; çevre katkı payının mali yük olması, mali yüklerin ithalat
vergileri, ithalat vergilerinin de gümrük vergileri kapsamında olması
karşısında, gümrük idaresince belirlenen çevre katkı payına ilişkin
ihtilafların çözümünde 2576 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin
görevli olması gerektiğinden, bu husus gözetilmeksizin işin esası
incelenmek suretiyle davanın reddi yolunda İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen kararda usul hükümlerine uyarlık
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun
yararına temyiz isteminin kabulü ile Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
06.09.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararının, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki
sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN
YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin Danıştay Başsavcılığı'na,
davacı Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.'a ve davalı Karadeniz
Ereğli Gümrük Müdürlüğüne gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de
yayımlanmasına, 28.11.2013 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
|