|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/107
Karar Sayısı: 2012/184
Karar Günü: 22.11.2012
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ ve Emine
Ülker TARHAN ile birlikte 116 milletvekili (E.2011/107)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR
:
1- Aksaray İdare Mahkemesi (E.2012/47)
2- Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi(E.2012/62)
3- Yozgat İdare Mahkemesi (E.2012/85)
4- Konya 1. İdare Mahkemesi (E.2012/89)
DAVA ve
İTİRAZLARIN KONUSU :8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin;
1-Tümünün ve
ayrı ayrı tüm maddeleri ile eki (1), (2), (3) ve
(4) sayılı listelerin,
2-24.
maddesiyle değiştirilen 3.6.2011 günlü, 640 sayılı Gümrük ve Ticaret
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin
16. maddesinin (1), (2), (3), (7), (8) ve (9) numaralı fıkralarının,
3- 28. maddesiyle 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 3. maddesine eklenen (12), (13) ve (14)
numaralı fıkraların,
4- 54.
maddesiyle 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin,
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 7., 8., 10., 11., 36., 49., 70.,
91., 112., 113., 123., 125. ve 128. maddelerine aykırılığı ileri
sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi
istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ İLE
İTİRAZ BAŞVURULARININ GEREKÇELERİ
A- Dava Dilekçesinin Gerekçe Bölümü
Şöyledir:
“…
II. GEREKÇE
1) 649
Sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Tümünün ve Ayrı Ayrı Tüm Maddeleri ile Eki (1) Sayılı Liste, (2) Sayılı
Liste, (3) Sayılı Liste ve (4) Sayılı Listenin Anayasaya Aykırılığı
Esasa
Girmeden Usulden Anayasaya Aykırılığı
Parlamenter demokrasi ve kuvvetler
ayrılığı ilkesini kabul eden Anayasanın 7 nci
maddesinde “yasama yetkisi”, Türk Ulusu adına TBMM’ne verilmiş ve bu
yetkinin devredilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bunun tek istisnası,
Anayasanın 91 inci maddesinde Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname
çıkarma yetkisi verilmesidir. Bu istisnai yetkinin “yetki devri” niteliğine
bürünmemesi için, Anayasa Mahkemesi’nce de belirtildiği üzere, KHK çıkarma
yetkisinin “önemli, ivedi ve zorunlu” durumlarda verilmesi, ayrıca bu
koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Siyasal iktidarın sayısal çoğunluğa
dayalı olarak yasama organına egemen olduğu, İçtüzük uyarınca muhalefetin
yeterince konuşamadığı ve dolayısıyla yasaların 3-5 gün içinde
çıkarılabildiği bir ortamda, Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi
verilmesi, anayasal kuralın amacı ve özüyle bağdaşmamaktadır.
649 sayılı KHK, 6 Nisan 2011 günlü,
6223 sayılı Yetki Yasası’na dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca kabul edilmiştir.
6223 sayılı Yetki Yasası, 3 Mayıs 2011 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Anamuhalefet Partisi (CHP)
TBMM Grubu tarafından, bu Yetki Yasası’nın iptali ve yürürlüğünün
durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açılmıştır.
Anayasa Mahkemesi, dayandığı yetki
yasası Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen KHK’leri, haklarında dava
açılması durumunda, içeriğine girmeden, salt yetki yasaları iptal edildiği
için, aşağıdaki gerekçeyle iptal etmiştir.
“Olağanüstü hal KHK’leri
dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasadan (m. 121) alırlar. Bu tür
KHK’lerin bir yetki yasasına dayanması gerekli değildir. Buna karşılık
olağan dönemlerdeki KHK’lerin bir yetki yasasına dayanması zorunludur. Bu
nedenle, KHK’ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ
vardır.
...KHK’nin Anayasaya uygun bir yetki
yasasına dayanması, geçerliliğinin önkoşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan
çıkartılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK’nin kurallarının,
içerikleri yönünden Anayasaya aykırılık oluşturmasalar bile Anayasaya
uygunluğundan söz edilemez.
...
Bir yetki yasasına dayanmadan
çıkartılan veya yetki yasasının kapsamı dışında kalan ya da dayandığı yetki
yasası iptal edilen KHK’lerin anayasal konumları birbirinden farksızdır.
Böyle durumlarda, KHK’ler anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından,
içerikleri Anayasaya aykırı bulunmasa bile, dava açıldığında iptalleri
gerekir.
Bu
nedenlerle, iptaline karar verilen bir yetki yasasına dayanılarak çıkarılan
KHK’lerin, Anayasanın Başlangıcı’ndaki ‘hiçbir kişi ve kuruluşun, bu
Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş
hukuk düzeni dışına çıkamayacağı’, 2 nci
maddesindeki ‘hukuk devleti’ ilkeleriyle 6 ncı
maddesindeki ‘Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet
yetkisi kullanamaz’ kuralı ve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91 inci
maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.”
Anayasa
Mahkemesi, yukarıda yer verilen gerekçelerle, dayandıkları 4588 sayılı
Yetki Yasası 05.10.2000 günlü, E.2000/45, K.2000/27 sayılı kararla iptal
edilen 606, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 615, 616, 617, 618, 619, 621,
623, 624, 626, 628, 629 sayılı KHK’leri; içeriklerine girmeden, salt
anayasal dayanaktan yoksun kaldıkları için, Anayasanın başlangıcı ile 6 ncı ve 91 inci maddelerine aykırı duruma geldiklerini
belirterek iptal etmiştir. (Sırasıyla kararlar: K.2000/29, K.2000/45,
K.2000/37, K.2000/40, K.2000/42, K.2000/44, K.2000/39, K.2000/46,
K.2000/38, K.2000/36, K.2000/35, K.2000/34, K.2000/43, K.2000/41,
K.2000/33, K.2000/32, K.2000/30, K.2000/31)
Bu
itibarla, 6223 sayılı Yetki Yasası iptal edildiğinde 649 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname, yasal dayanaktan yoksun kalacağından, 08.08.2011
tarihli ve 649 sayılı “Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin;
esasa girmeden usulden tümünün ve ayrı ayrı tüm
maddeleri ile eklerinin Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali
gerekir.
a) Esastan Anayasaya Aykırılığı
Anayasanın Başlangıç kısmının dördüncü fıkrasında, “Kuvvetler
ayırımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla
sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa
ve kanunlarda bulunduğu;” belirtildikten sonra 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri
arasında “hukuk devleti” ilkesine yer verilmiş; 6 ncı
maddesinde, hiç kimse ve hiçbir organın kaynağını Anayasadan almayan bir
Devlet yetkisi kullanamayacağı; 7 nci maddesinde,
Yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet meclisine ait
olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8 inci maddesinde, yürütme yetkisi
ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve
yasalara uygun olarak yerine getirileceği kuralları getirilmiş; 87 nci maddesinde, Bakanlar Kuruluna “belli konularda” KHK
çıkarma yetkisi verilmesi TBMM’nin görevleri arasında sayılmış; 91 inci
maddesinin ikinci fıkrasında ise, yetki kanununun, çıkarılacak kanun
hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve
süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını göstereceği
hükme bağlanmıştır.
Anayasa
Mahkemesinin 05.10.2000 tarih ve E.2000/45, K.2000/27 sayılı Kararında da
vurgulandığı üzere, Anayasanın 7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerinin birlikte değerlendirilmesi
sonucunda, yasama yetkisinin genel ve asli bir yetki olması, TBMM’ye ait
bulunması ve devredilememesi karşısında KHK çıkarma yetkisinin kendine özgü
ve ayrık bir yetki olduğu anlaşılabilmektedir. Dolayısıyla yetki
yasalarının, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi
doğuracak biçimde yaygınlaştırılıp genelleştirilmemesi gerekir. KHK’ler
ancak ivedilik gerektiren belli konularda, kısa süreli yetki yasaları temel
alınarak etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulmak
durumundadır.
Maddenin
Danışma Meclisi’nde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesi için hükümete
yetki verilmesinin nedeni, “... çok acele hallerde hükümetin elinde
uygulanacak bir seri kural olmadığı için, acele olarak çıkarılıp ve hemen
olayın üstüne gidilmesi gereken hallerde çıkarılması için bu düzenleme
getirilmiştir ...” biçiminde açıklanırken; Anayasa Komisyonu Başkanınca da,
“Kanun hükmünde kararname, yasama meclisinin acil bir durumda, kanun yapmak
için geçecek sürede çıkaracağı kanun ihtiyacı, halledilmesi gereken meseleyi
çözemeyeceğine; o zaman çok geç kalınacağı endişesinden kaynaklanan bir
müessesedir ve bu müessese bunun için kurulmuştur.” denilerek aynı
doğrultuda görüş bildirilmiştir.
Yetki
yasasında Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin “amaç”, “kapsam” ve “ilkeleri”nin belirlenmesinden amaç, bu yetki ile
Bakanlar Kurulunun neleri gerçekleştirebileceğinin açıklığa
kavuşturulmasıdır. KHK’nin, amacı, kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi geniş
içerikli, her yöne çekilebilecek, yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli,
değişik biçimlerde yorumlamaya elverişli olmamalıdır. Verilen yetkinin
konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönünden belirgin duruma getirilmesi, başka
bir anlatımla somutlaştırılması, yürürlüğe konulacak KHK’lerin yetki yasası
kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının, 91 inci maddede belirlenen yasak
alana girip girmediklerinin, önemli, ivedi ve zorunlu bir durum için
düzenlenip düzenlenmediklerinin saptanabilmesi yönünden gereklidir.
Anayasa
Mahkemesinin 1990’lardan bu yana verdiği kararlarda, TBMM’nin Bakanlar
Kuruluna KHK çıkarma yetkisi vermesi için, “ivedilik, “zorunluluk” ve
“önemlilik” gibi üç koşulun birlikte bulunması gerekeceğine yönelik içtihat
oluşturduğu gözlenmektedir (06.02.1990 günlü ve E.1988/62, K.1990/3).
Yüksek Mahkeme, 16.10.1993 günlü ve E.1993/26, K.1993/28 sayılı kararında
ise, “KHK’lar, ancak ivedilik isteyen belli
konularda, kısa süreli yetki yasaları temel alınarak etkin önlemler ve
zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konur.” demiştir. İvedilik koşulu ile
etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeleri taşımayan hususlarda KHK çıkarma
yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geleceği açıktır.
Nitekim, Yüksek
Mahkeme; Anamuhalefet (Fazilet) Partisi TBMM
Grubu Adına Grup Başkanı Mehmet Recai KUTAN tarafından, 29.06.2000 günlü,
4588 sayılı “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilât, Görev ve Yetkilerine
İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin
Giderilmesi ve Kamu Malî Yönetiminde Disiplinin Sağlanması İçin Yapılacak
Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu”nun, Anayasanın Başlangıç’ının dördüncü
paragrafı ile 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 11 inci, 87 nci,
91 inci ve 153 üncü maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün
durdurulması istemiyle açtığı davaya ilişkin 05.10.2000 tarih ve E.2000/45,
K.2000/27 sayılı Kararında;
“Anayasanın 87 nci
maddesine göre, ancak, belli konularda KHK çıkarma yetkisi verilmesi
gerekirken dava konusu Yasa’yla her konuyu kapsayacak biçimde genel bir
yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu, ayrık tutulan iki
kurum dışında tüm kamu kurum ve kuruluşlarını yeniden örgütleyebilecek,
bunların görev ve yetkilerini yeniden düzenleyebilecek, memurlar ve diğer
kamu görevlilerinin ücret, aylık, disiplin ve cezaları ile emeklileri
hakkında kanun ve KHK’lerde değişiklik yapabilecek, Devletin gelirleri ve
harcamalarına ilişkin tüm mevzuatı ‘kamu malî yönetimi’ kavramı içinde
değerlendirerek yeni kurallar getirebilecektir. Sınırları geniş ve
belirsiz konularda düzenleme yapmak üzere Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma
yetkisi verilmesi, Anayasanın 87 nci maddesinde
belirtilen ‘belli konu’larda verilen yetki olarak değerlendirilemez.
Öte yandan, yasa, Anayasanın 91 inci
maddesinde belirtilen öğeleri de içermemektedir. Yasa’nın 1 inci maddesinde
çıkarılacak KHK’lerin “kapsam” ve konusu içiçe
girmiş, kapsamının çok geniş ve sınırsız olması nedeniyle de verilen
yetkinin 91 inci maddede öngörülen yasak alana girip girmediğinin denetimi
olanaksız hale gelmiştir. Konu ve kapsamdaki bu sınırsızlık ve belirsizlik,
TBMM’ne ait olan yasama yetkisinin yürütme organına devri anlamına gelir.
Amaç, konu, ilke ve kapsamla ilgili sınırların belirli olması gerekirken
bunlara uyulmadan KHK çıkarma yetkisi verilmesi Anayasanın 7 nci maddesine aykırılık oluşturur.
Yasa’nın 2 nci
maddesinde, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin ivedi ve zorunlu hallerde
kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Yetkinin “önemli, ivedi ve zorunlu”
durumlarla sınırlandırılması, dava konusu Yetki Yasası’nda olduğu gibi
bunun takdirinin Bakanlar Kuruluna bırakılmasıyla değil, amacın, kapsamın
ve konunun içeriği yönünden ivedi ve zorunlu olduğunun yasakoyucu
tarafından saptanmasıyla olanaklıdır. Niteliği itibariyle uzun süreli ve
çok yönlü çalışmayı gerektiren düzenlemeler ivedi ve zorunlu olarak
nitelendirilemez. Dava konusu Yasa’nın amaç ve kapsamındaki genişlik ve
sınırsızlık, verilen yetkinin önemli, ivedi ve zorunlu durumları içerip
içermediğinin tespitine imkan vermemektedir.
Açıklanan nedenlerle Yetki Yasası’nın
1 inci maddesiyle 2 nci maddesinin birinci
fıkrası Anayasanın Başlangıç’ının dördüncü paragrafı ile 2 nci, 7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerine aykırıdır
. İptali gerekir.”demiştir.
Dava konusu hukuki olayda ise,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 03.03.2011 tarihli 73 ncü
Birleşiminde, Genel Seçim tarihinin öne alınarak, Genel Seçimin 12 Haziran
2011 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Bundan 25 gün sonra, Yetki
Yasasına ilişkin “Yasa Tasarısı” Başbakanlıkça 28.03.2011 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. Başka bir anlatımla Yetki
Yasa Tasarısı, Genel Seçime 2,5 ay kala TBMM’ye sevk edilmiş; siyasal
iktidarın TBMM’deki sayısal çoğunluğuna dayalı olarak da 06.04.2011
tarihinde kabul edilmiştir. TBMM’de 06.04.2011 tarihinde kabul edilen Yetki
Yasası, 14 gün TBMM’de bekletildikten sonra Cumhurbaşkanlığına 19.04.2011
tarihinde sunulabilmiştir.
6223
sayılı Yetki Yasasının çıkarılmasındaki öncelikli anayasal sorun,
“ivedilik” ile ilgilidir. İvedilik, “önemli ve zorunlu” konunun KHK yoluyla
düzenlenmesinin olmazsa olmaz koşuludur ve yasama dahil bütün süreçleri
kapsamaktadır. Yasama organı çıkardığı yasanın ivediliğine inanıyorsa, söz
konusu yasanın ivedi olarak yürürlüğe girmesi için gereğini yerine getirmek
durumundadır. TBMM Genel
Kurulunda 06.04.2011 tarihinde kabul edilen 6223 sayılı Yasa, 14 gün
TBMM’de bekletilmiş ya da unutulmuş, ancak 19.04.2011 tarihinde
Cumhurbaşkanlığına gönderilebilmiştir. Bu durum, Yetki Yasası ile
düzenlenecek konuların “ivedi” olmadığının açık kanıtıdır.
Ortada,
KHK’lerle düzenlemelere gidilmesi yönünde, “önemli, zorunlu ve ivedi durum”
yok ve yasama organının ve dolayısıyla yürütme organının yenilenmesine
karar verilmiş iken, hem mevcut Bakanlar Kurulunu hem de seçimden sonra
kurulacak Bakanlar Kurulunu kapsayacak ve aynı zamanda da gelecek yasama
organını ipotek altına alacak şekilde, Bakanlar Kuruluna 6 ay süreyle, KHK
çıkarma yetkisi verilmesi, Anayasanın demokratik hukuk devleti ilkesiyle
bağdaşmadığı gibi yasama yetkisinin devri anlamına da gelmektedir. 6 aylık
sürenin uzunca bir bölümü, henüz kurulu olmayan ve ne zaman kurularak
göreve başlayacağı belli olmayan bir Bakanlar Kurulunu kapsamaktadır ki
burada da, hukuk devletinin “belirlilik” ve “öngörülebilirlik” ilkeleriyle
birlikte, KHK’lere ilişkin “önemli, zorunlu ve ivedi durum” ilkesinin
ihlali söz konusudur.
6223
sayılı Yetki Yasasının “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde,
“Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden
belirlenerek;” denildikten sonra;
(1)
numaralı alt bendinde, mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya
kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı,
ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine; (2) numaralı alt
bendinde, mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve
ilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut, birleştirilen veya
yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yeniden
düzenlenmesine; (3) numaralı alt bendinde, mevcut bakanlıklar ile
birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve
kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma
esaslarına; (b) bendinde ise, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen
memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin
çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların atanma, nakil,
görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk
edilme usul ve esaslarına; “ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere
Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektir.” gibi
belirsiz ve sınırsız ifadelere yer verilerek Yetki Yasasının amacı ortaya
konmak istenmiştir.
Aynı
maddenin (2) numaralı fıkrasında ise, Yetki Yasasının kapsamına ilişkin
olarak, “Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler;” denilip,
(a) bendinde, “Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının
yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;” ifadesinden sonra, 19 alt bent
halinde 19 yasa ve KHK sayılmış ve (20) numaralı alt bendinde, “Diğer kanun
ve kanun hükmünde kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt
dışında teşkilatlanma esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili
kuruluşların bağlılık ve ilgilerine ilişkin hükümlerinde,” denilerek adeta
tüm kamu kurum ve kuruluşları kapsama alınmak istenmiş;
(b)
bendinde ise, “Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar,
işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil,
görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk
edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak;” denildikten sonra 6 alt bent
halinde 5 yasa ve 1 KHK sayılmış ve (7) numaralı alt bendinde ise, “Diğer
kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin memurlar, işçiler, sözleşmeli
personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirme,
seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve
esaslarına ilişkin hükümlerinde” ifadesiyle de neredeyse tüm kamu personeli
hakkında Bakanlar Kuruluna her türlü düzenlemede bulunma yetkisi verilmesi
hedeflenmiştir.
Oysa
yetki yasalarının, Anayasanın belirlediği ögeleri
belli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırması ve verilen yetkiyi hiçbir
tartışmaya yol açmayacak açıklıkta belirleyerek Bakanlar Kurulu’na
çerçeveyi çizmesi ve niteliği itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmayı
gerektiren düzenlemeleri kapsamaması gerekmektedir.
Çünkü, Yetki
Yasası’nda Bakanlar Kurulu’na verilen yetkinin “amaç”, “kapsam” ve “ilkeleri”nin belirlenmesinden amaç, bu yetki ile
Bakanlar Kurulu’nun neleri gerçekleştirebileceğinin açıklığa
kavuşturulmasıdır. Ancak, 6223 sayılı Yetki Yasasının, amacı, kapsamı ve
ilkeleri de konusu gibi geniş içerikli, her yöne çekilebilecek, yuvarlak ve
genel anlatımlarla gösterilerek, her okuyanın değişik şekillerde
yorumlamasına açık hale getirilmiştir. Verilen yetkinin konu, amaç, kapsam
ve ilkeler yönünden belirgin duruma getirilmesi, başka bir anlatımla
somutlaştırılması, yürürlüğe konulacak KHK’lerin yetki yasası kapsamı
içinde kalıp kalmadıklarının, 91 inci maddede belirlenen yasak alana girip
girmediklerinin, önemli, ivedi ve zorunlu bir durum için düzenlenip
düzenlenmediklerinin saptanabilmesi yönünden gereklidir.
Herhangi bir yetki yasasının
Anayasaya aykırı olmaması için Anayasadaki öge ve
ölçütlere, Anayasa Mahkemesi kararları ile getirilen yorumlara uygun olması
gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesi kararlarda
açıklanan gerekçelerin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılar.
Bakanlar Kurulu tarafından 6223
sayılı Yetki Yasasına dayanılarak bu güne kadar;
- 632 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 4 üncü Maddesinin (B) Fıkrası ile 4924 sayılı Kanun Uyarınca Sözleşmeli
Personel Pozisyonlarında Çalıştırılanların Memur Kadrolarına Atanması
Amacıyla Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK,
- 633 sayılı Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 634 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 635 sayılı Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 636 sayılı Çevre, Orman ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK;
- 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 638 sayılı Gençlik ve Spor
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 639 sayılı Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 640 sayılı Gümrük ve Ticaret
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 641 sayılı Kalkınma Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 642 sayılı Doğu Anadolu Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi ile Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlıklarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 643 sayılı 3046 Sayılı Kanun ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
KHK,
- 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 645 sayılı Orman ve Su İşleri
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK,
- 646 sayılı Vergi Denetim Kurulu
Başkanlığının Kurulması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair KHK,
- 647 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK,
- 648 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
KHK,
- 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
KHK,
-
Olmak üzere 18 adet KHK
çıkarılmıştır. Yazılı ve görsel medyada yer alan haberlerden Bakanlar
Kurulunun hızını alamadığı ve dolayısıyla bunlara yenilerini ekleyeceği
anlaşılmaktadır.
Öyle
ki, yukarıdaki KHK’lerin içeriğine girmeden isimlerinden de anlaşılacağı
üzere, KHK’lerden bazıları daha bir ay yürürlükte kalmadan değişikliğe
uğramıştır. Bunlardan en ilginci, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre
ve Orman Bakanlığının birleştirilmesiyle oluşturulan Çevre, Orman ve
Şehircilik Bakanlığının başına gelmiştir.
06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Yetki Kanunu’na dayanılarak
Bakanlar Kurulunca hazırlanan, 03.06.2011 tarihli ve 636 sayılı Çevre,
Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname, 08.06.2011 tarihli ve 27958 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girmiş; bir ay dahi yürürlükte kalmadan Çevre, Orman ve
Şehircilik Bakanlığı bu defa, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - Orman ve Su
İşleri Bakanlığı şeklinde ikiye bölünerek yine 6223 sayılı Yetki Kanununa
dayanılarak Bakanlar Kurulunca, 29.06.2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile 29.06.2011 tarihli ve 645 sayılı Orman ve Su İşleri
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
çıkarılarak KHK’ler 04.07.2011 tarihli ve 27984 Mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanmıştır. Bunu,
17.08.2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 648 sayılı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname izlemiştir.
649 sayılı KHK dahil
diğer KHK’lerin başına da benzer şeylerin geldiği göz önüne alındığında,
TBMM’nin Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verebilmesi için,
“ivedilik”, “zorunluluk” ve “önemlilik” gibi üç Anayasal koşulun birlikte
bulunması şartının gerçekleşmesi şöyle dursun, Bakanlar Kurulunun
yönetmelikle kurallaştırmanın dahi asgari gerekleri olan araştırma,
inceleme, ihtiyaçları tespit etme ve giderme yollarını belirleme gibi ciddi
hiçbir hazırlığının olmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, niteliği
itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmayı gerektiren yasal
düzenlemelerin KHK’lere konu oluşturamayacağının en açık, belirgin ve
tartışmasız göstergesidir.
Bakanlar Kurulunun ülkemize yaşattığı
kelimenin tam anlamıyla bir tür “yap-boz oyunu”dur.
Yap-boz oyunu olmadığını kimse ileri süremez. Ancak, yap-boz oyunları, okul
öncesi çocukların eğlenerek öğrenmesini sağlamak için geliştirilmektedir.
Yap-boz oyunları ile okul öncesi çocukların, anlamsız parçaları zihinsel
çaba göstererek anlamlı bütünlere dönüştürmeleri ve dolayısıyla
zihinlerinde kurguladıkları bütüne ulaşabilmeleri için de her defasında yeniden
deneyerek düşünme ve çözüm yolları üretme yetilerini geliştirmeleri
amaçlanmaktadır.
Bakanlar Kurulu ise, 6223 sayılı
Yasayla aldığı yetkiye dayanarak, yap-boz oyununu Türkiye’nin hukuk sistemi
üzerinde oynamaktadır. Uzun süreli ve çok yönlü çalışmayı gerektiren
alanlarda hiçbir hazırlığa dayalı olmadan kural koymakta, daha koyduğu
kuralı uygulama ve sonuçlarını izleme ve değerlendirme aşamalarına geçmeden
değiştirmekte; durmamakta, değiştirdiğini de değiştirmektedir. Hiçbir
hukuksal öngörülebilirlik olmadığı için de değiştirdiği değişikliği
değiştirdiğinin üzerinde yarın başka bir değişikliğe gitmeyeceği de
belirsizliğini korumaktadır.
Bakanlar Kurulunun hukuksal
öngörülebilirliği ortadan kaldırması ve hukuksal belirsizlik yaratarak,
demokratik devlet ve hukuk devleti ilkelerine aykırı uygulamalar içine
girmesini sağlayan ise, Anayasanın 7 nci maddesiyle
Türk Milleti adına TBMM’ye verilen devredilemez nitelikteki yasama
yetkisini kullanıyor olmaktan kaynaklanmaktadır.
Parlamento, Fransızca “parler”, İtalyanca “parlare”
yani “konuşmak” mastarlarından türetilmiş bir sözcüktür ve “konuşulan yer”
anlamına gelmektedir. Demokrasilerde yasalar, uzun süreli
ve çok yönlü araştırma, inceleme ve değerlendirmelere dayalı olarak
ihtiyaçlar ve çözüm yolları, ilgili kurum ve kuruluşlar ile etkilenen toplumsal
kesimlerin ve bunların temsilcisi örgütlerin görüşlerini alınıp tespit
edildikten sonra parlamentoların komisyon ve alt komisyonları ile genel
kurulunda konuşularak, tartışılarak ve üzerinde asgari mutabakat sağlanmaya
çalışılarak yasalaşmaktadır.
Kaldı ki, Anayasa yasama yetkisini
Türk Milleti adına TBMM’ye vermiş ve bu yetkiye -Anayasanın 91 inci
maddesindeki ayrık ve spesifik durum hariç-
devredilmezlik atfetmiştir. Anayasanın öngördüğü
“ivedilik”, “zorunluluk” ve “önemlilik” gibi üç koşulun birlikte bulunması
şartının gerçekleşmediği alanlarda 6223 sayılı Yasayla Bakanlar Kuruluna
konu ve kapsamı sınırsızlık ve belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi ve
Bakanlar Kurulunun da bu yetkiyi “yap-boz oyunu” oynar gibi kullanması,
kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan parlamenter demokratik sisteme karşı
girişilmiş örtülü bir yürütme organı darbesidir. Bu örtülü darbenin
siyasal iktidarın yasama organındaki sayısal üstünlüğüne dayalı olarak
yasama organının bilgisi ve ilgisi dahilinde
yapılıyor olması, yapılanın Anayasanın özü ve sözüyle bağdaşmayan siyasal
bir darbe olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
649 sayılı KHK bu göstergelerinden birini
oluşturmaktadır. 08.08.2011 tarihli ve 649
sayılı “Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile;
- 03.06.2011 tarihli ve 634 sayılı
Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 635 sayılı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 637 sayılı
Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 638 sayılı
Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 640 sayılı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 641 sayılı
Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 03.06.2011 tarihli ve 642 sayılı
Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi ile Konya Ovası Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlıklarının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,
- 08.04.1965 tarihli ve 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununda,
- 31.07.1970 tarihli ve 1325 sayılı
Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunda,
- 23.04.1981 tarihli ve 2451 sayılı
Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunda,
- 27.09.1984 tarihli ve 3046 sayılı
Kanunda,
- 14.02.1985 tarihli ve 3152 sayılı
İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,
- 07.11.1985 tarihli ve 3238 sayılı
Kanunda,
- 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı
Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,
- 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı
KHK’de,
- 27.10.1989 tarihli ve 388 sayılı
Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında KHK’de,
- 23.02.1995 tarihli ve 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda,
- 27.10.1999 tarihli ve 4458 sayılı
Gümrük Kanununda,
- 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda,
- 24.03.2010 tarihli ve 5978 sayılı
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda,
- 190 sayılı KHK’de,
-
Doğrudan değişiklikler yapılır ve ek fıkra ve maddeler eklenirken; 08.4.1965
tarihli ve 580 sayılı Milli Prodüktivite Merkezi Kuruluş Kanunu ise,
yürürlükten kaldırılmıştır.
Yukarıda
sıralanan 22 adet yasa ve
yasa gücünde kararnameden, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2451 sayılı
Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun, 3046 sayılı
Kanun, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun ve 375 sayılı KHK dışında kalan 17 adet yasa ve yasa gücünde
kararnamenin, 6223 sayılı
Yetki Yasasının “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci
maddesinin kapsama ilişkin (2) numaralı fıkrasında 19 alt bent halinde tek tek sayılan yasa ve yasa gücünde kararnameler arasında
sayılmadığı açıktır.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan
yargısal denetimde KHK’nin, öncelikle yetki yasasına sonra da Anayasaya
uygunluğu sorunlarının çözümlendiği bilinmektedir. Her ne kadar, Anayasanın
148 inci maddesinde KHK’lerin yetki yasalarına uygunluğunun
denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasaya biçim ve esas bakımlarının
uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasaya uygunluk
denetiminin içerisine öncelikle KHK’nin yetki yasasına uygunluğunun
denetimi girer. Çünkü, Anayasanın 91 inci
maddesinde, Bakanlar Kurulu’na ancak yetki yasasında belirtilen sınırlar
içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına
çıkılması, KHK’yi Anayasaya aykırı duruma getirir. Böylece, KHK’nin yetki
yasasına aykırı olması Anayasaya aykırı olmasıyla özdeşleşir.
Bir yetki yasasına dayanmadan
çıkartılan veya yetki yasasının kapsamı dışında kalan ya da dayandığı yetki
yasası iptal edilen KHK’lerin anayasal konumları birbirinden farksızdır.
Böyle durumlarda, KHK’ler anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından,
içerikleri Anayasaya aykırı bulunmasa bile, dava açıldığında iptalleri
gerekir.
Bu
bağlamda, Bakanlar Kurulunun 6223 sayılı Yetki Yasasının kapsamında olmayan
alanlarda ilkeleriyle uyuşmayan hukuksal tasarruflara girişerek yasal
düzenlemelerde bulunması, Anayasanın Başlangıcının dördüncü fıkrası ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 91 inci
maddelerindeki kurallara aykırıdır.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 08.08.2011 tarihli ve 649
sayılı “Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname”nin tümü ve ayrı ayrı
tüm maddeleri ile eki (1) Sayılı Liste, (2) Sayılı Liste, (3) Sayılı Liste ve (4) sayılı Liste, Anayasanın Başlangıcının dördüncü fıkrası ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 91 inci
maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
2) 649 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 24 üncü Maddesiyle Değiştirilen 03.06.2011 Tarihli ve 640 Sayılı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 16 ncı Maddesinin (3)
Numaralı Fıkrası ile (9) Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
640 sayılı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin Mülga 16 ncı maddesinde,
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın “Bakanın emri ve onayı üzerine Bakan
adına görev yapacağı” belirtilmiş iken, 640 sayılı KHK’nın
16 ncı maddesini değiştiren 649 sayılı KHK’nın 24 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise,
“Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Makamın emri ve onayı üzerine aşağıdaki
görevleri yapar” denilerek “Bakan adına” görev yapacağı belirtilmemiş; yine
anılan maddenin (9) numaralı fıkrasında ise, “Bakan bu maddede belirtilen
yetkilerini alt kademelere devredebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu
kapsamda; iptali istenilen KHK’nın değişik 16 ncı maddesine dayanılarak 19.08.2011 tarihinde yürürlüğe
konulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İmza Yetkileri Yönergesi ile de Gümrük
ve Ticaret Bakanı, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına inceleme, soruşturma
emir ve onayı verme yetkisini Müsteşara devretmiştir. Hali hazırda bu
düzenlemeyle birlikte Gümrük ve Ticaret Bakanlığında görevli Bakanlık
Müfettişleri, müsteşarın emri ve onayı üzerine inceleme ve soruşturma yapar
duruma getirilmişlerdir.
Hukuk
düzenimizde, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında
174 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13.12.1983 gün ve 174 sayılı
Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında 202 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde,
“Bu Kanunun amacı, kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkili, verimli ve
ekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için bakanlıkların kurulmasına,
teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”
denilmiş; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde “Bu
Kanun, Milli Savunma Bakanlığı hariç diğer bakanlıkların merkez, taşra,
yurt dışı teşkilatları ile bağlı ve ilgili kuruluşlarını kapsar.”;
“Bakanlıkların kurulması” başlıklı 3 üncü maddesi ise “ Bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, mevcut bakanlıkların bölünmesi veya birleştirilmesi,
bakanlıkların görevleri, yetkileri ve teşkilatı bu Kanun esaslarına göre
düzenlenir.” hükmüne yer verilmiş; 22 nci maddesi
ise, “Müsteşar, bakanın emrinde ve onun yardımcısı olup bakanlık
hizmetlerini bakan adına ve bakanın direktif ve emirleri yönünde,
bakanlığın amaç ve politikalarına, kalkınma planlarına ve yıllık
programlara, mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenler ve yürütür. Bu amaçla
bakanlık teftiş kurulu hariç (bakanlık müfettişleri) bakanlık kuruluşlarına
gereken emirleri verir ve bunların uygulanmasını gözetir ve sağlar.”
şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun’un 23 üncü
maddesinde, “Teftiş Kurulu Başkanlığı, bakanın emri veya onayı üzerine
bakan adına aşağıdaki görevleri yapar: a) Bakanlık
teşkilatı ile bakanlığa bağlı ve ilgili kuruluşların her türlü faaliyet ve
işlemleriyle ilgili olarak teftiş, inceleme ve soruşturma işlerini
yürütmek, b) Bakanlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan
ve programa uygun çalışmasını temin etmek amacıyla gerekli teklifleri
hazırlamak ve bakana sunmak, c) Özel kanunlarla verilen diğer görevleri
yapmak…” kuralına yer verilmiştir.
3046 sayılı Kanunun 1 inci, 2 nci, 3 üncü, 22 nci ve 23
üncü maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bakanlıklarda bakanlık
müfettişlerinin bakanın emri ve onayı üzerine bakan adına görev yapacakları
açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Diğer yandan, Bakanın emrinde ve onun
yardımcısı konumunda olan bakanlık müsteşarının ise görevlerini yürütmek
amacıyla Bakanlık Teftiş Kurulu (müfettişler) hariç, Bakanlık birim ve
kuruluşlarına gereken emirleri vereceği hükme bağlanmışken, idari
yapılanmada diğer bakanlıklarla hukuki olarak eşit düzeyde olan Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı Müsteşarına, Anayasa ve yasalara aykırı olarak yetki
devri yapılmak suretiyle Bakanlık müfettişlerini inceleme, soruşturma ve
teftiş konusunda görevlendirme ve müfettişlere emir ve onay verme imkanı tanınmıştır.
640 sayılı
KHK’de, iptali istenilen 649 sayılı KHK ile yapılan değişikliklerle
getirilen yukarıda açıklanan düzenlemeler, başta bakanlıkların yeknesak bir
biçimde kurulmasını amaçlayan ve bakanlıklar için tekdüze bir örgütlenme
modeli getiren 3046 sayılı Bakanlıkların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
ile bu Kanunun Anayasal dayanağı olan Anayasamızın 113 üncü ve 123 üncü
maddeleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca, gerek aynı dönemde yürürlüğe
giren ve bünyesinde Bakanlık Teftiş ve Rehberlik Başkanlığına yer verilen
yeni kurulan bakanlıkların teşkilat ve görevlerine ilişkin Kanun Hükmünde
Kararnamelerde; gerekse diğer bakanlıklara ilişkin teşkilat yasaları ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde, bakana ait bakanlık müfettişlerini
görevlendirme yetkisinin alt kademelere devredebileceğine ilişkin bir
düzenleme bulunmamaktadır.
Kaldı ki, yürürlükte olan mer’i mevzuata göre; Bakanlık şeklinde teşkilatlanan
hiçbir kamu kuruluşunda bakanlık müsteşarı bakanlık müfettişinin disiplin
ve sicil amiri olmadığı gibi bakanlık müfettişlerini inceleme, soruşturma
ve teftiş konularında görevlendirme ve bakanlık müfettişlerine emir ve
talimat verme yetkisi de bulunmamaktadır. Aynı zamanda görevi sebebiyle bir
suç işlemesi durumunda bakanlık müsteşarı hakkında da gerekli inceleme ve
soruşturma Bakanlık Müfettişleri tarafından yapılmaktadır.
Bakanlık Müfettişlerince yapılan
teftiş, inceleme, soruşturma yetki ve görevleri, bakana yani siyasi
otoriteye bağlı, ancak idareden bağımsız bir şekilde yerine
getirilmektedir. Diğer bir deyişle; bakanlık müfettişleri, işlemlerini
teftiş edeceği, soruşturacağı, inceleyeceği idari görevlilerle(müsteşar dahil) hiçbir şekilde amir-memur gibi hiyerarşik bir
ilişkisi içinde bulunmamaktadır. Bakanlık teşkilat şemalarında bakanlık
müfettişlerinin bünyesinde görev yaptığı Teftiş Kurulu Başkanlığı veya
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı doğrudan Bakanlık Makamına bağlıdır.
Bakanlar Kurulu, 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 11 inci maddesinde üst yöneticiye
(bakanlıklarda müsteşar) bağlı olarak çalışan iç denetçiler ile 3046 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesinde Bakana bağlı çalışan müfettişleri bir ve aynı
saymaktadır. Oysa, iç denetçiler ile müfettişlerin
görevleri, işlevleri ve statüleri birbirinden çok farklıdır.
Bakanlık şeklinde yapılandırılmış
kamu kuruluşlarında müfettişler, münhasıran kurumun en üst amirine ait teftiş,
inceleme ve soruşturma yetkilerini doğrudan en üst amir adına icra ve
tatbik mevkiinde olup; sadece kurumun en üst amirinden ve Teftiş Kurulu
Başkanından emir ve talimat alırlar. Bakanlık şeklinde örgütlenen kamu
kuruluşlarına ilişkin teşkilat kanunlarında ve bakanlıkların teşkilat ve
görevlerine ilişkin genel kanun olan 3046 sayılı Kanunda kurumun en üst
amiri, bakan olduğuna göre bakanlık müfettişlerinin bakan dışında müsteşar
gibi idari bir görevliden emir ve talimat almaları hukuken mümkün değildir.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 24 üncü maddesiyle değiştirilen
03.06.2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı,
Makamın emri ve onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar.” tümcesi ile (9)
numaralı fıkrasındaki, “Bakan, bu maddede belirtilen yetkilerini alt
kademelere devredebilir.” tümcesi, başta 3046 sayılı Kanun olmak üzere bu kanunun Anayasal dayanağı olan
Anayasanın 112 nci, 113 üncü ve 123 üncü
maddeleriyle bağdaşmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 27.04.1993 günlü
ve E.1992/37, K.1993/18 sayılı Kararında, “…Bugünkü durumda, bakanlığın bütün işlemlerini Bakanın
bizzat yapması olanağı bulunmadığından, kimi konulara ilişkin yetkilerini,
sorumluluk kendi üzerinde kalmak üzere emrinde çalışan yüksek memurlara
kullandırması zorunluluğu bulunmaktadır. Öğretide “bakanın yetki devri ve imza
yetkisi verme yolu ile yükünü hafifletebileceğini, ancak bu suretle yetkilerinin
tümünü memurlara bırakmayacağı gibi, siyasî nitelikte olanlarını ve Mahkeme
içtihatlarınca önemli sayılanları kendine alıkoymak ve şahsen kullanmak
zorunda” olduğu belirtilmektedir. Buna göre örneğin; Bakanlar Kurulu’nun
toplantılarına katılmak, kararnameleri imzalamak, başka bir bakanlığa vekalet etmek, yönetmelik çıkarmak, atama yapmak,
disiplin cezası vermek, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmak, idarî vesayet
gibi önemli yetkiler devredilemez, ancak Bakan tarafından kullanılabilir.
Bu ayrık konular dışındaki yetkiler ise kamu hukukunda yetki devri
esaslarına göre Bakan tarafından devredilebilir…” ifadelerine yer
vermiştir.
Bu kapsamda; Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı’nın ilgili mevzuatın öngördüğü durumlarda ticaret odaları gibi
meslek kuruluşlarının işlemleri üzerinde merkezi idarece yerine getirilen
bir idari vesayet denetim yetkisi bulunmaktadır. Ticaret Odaları, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı’nın teftiş ve denetimine tabidir. Bu denetimin ise,
vesayet denetimi şeklinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince Bakan
adına ve onun emri ve onayı üzerine yerine getirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen Yüksek Mahkeme kararından da görüleceği üzere bakana
ait vesayet denetim yetkisi bizzat bakan tarafından kendi adına denetimde
bulunan müfettişler eliyle kullanılması gereken münhasır bir yetki olup,
alt kademelere devri mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle
iken, ticaret odaları, sanayi odaları, ticaret ve sanayi odaları, deniz
ticaret odaları, ticaret borsaları, ürün ihtisas borsası unvanını taşıyan
ürün borsaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve bunların bağlı ve
ilgili kuruluşları, ticaret sicili memurluklarının faaliyet, hesap ve
işlemleri ile ilgili olarak; doğrudan bakan tarafından gümrük ve ticaret
müfettişlerine yaptırılması gereken inceleme, denetim ve soruşturma yapmak
şeklindeki vesayet denetimi yetkisi, iptali istenen düzenlemeler sayesinde
Bakan tarafından alt kademelere devredilebilir hale gelmiştir.
Anayasanın 112 nci
maddesinde; “Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi
içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de
sorumludur.” kuralına yer verilmiştir. Anayasanın 112 nci
maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme göre, bakanların “kendi yetkisi
içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden” dolayı
“sorumluluklarının” dengelenmesi, “gözetim ve denetim” yetkisine sahip
olmalarıyla mümkündür. Bakanların bu yetkiyi bizzat ve fiilen kullanmaları
mümkün olmadığından bu yetki kendisine bağlı bakanlık müfettişleri eliyle
kullanılmaktadır. Bakana anayasa tarafından verilmiş ve kendisine bağlı
müfettişler eliyle gerçekleştirilen denetim yetkilerinin bakanlık
teşkilatındaki alt kademelere devri, Anayasanın 112 nci
maddesi bağlamında mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca,
3046 sayılı Kanun ile bütün bakanlıkların teşkilat kanunlarında, Bakanın,
Bakanlık kuruluşunun en üst amiri olduğu, bakanlık hizmetlerini mevzuata
uygun olarak yürütmekle görevli, ayrıca emri altındakilerin faaliyet ve
işlemlerinden de sorumlu olduğu, bakanlık merkez, taşra ve yurt dışı
teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetlerini, işlemlerini ve
hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkili olduğu hüküm altına alınmış
olup, bakanın bütün bu görev, yetki ve sorumluluklarının gereği olan ve
bakanın Anayasadan kaynaklanan denetim ve gözetim yetkisinin, alt
kademelere devredilmesi, 3046 sayılı Kanunla bağdaşmadığı gibi Anayasanın
112 nci, 113 üncü ve 123 üncü maddelerine de
aykırılık oluşturmaktadır.
Anayasanın 2 nci
maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan
haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve
işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde
yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu
bilincinde olan devlettir.
Anayasa Mahkemesinin; 11.09.1986
tarih ve E.1985/33, K.1986/22 sayılı kararında; “…yasa koymak, değiştirmek,
yasayı yürürlükten kaldırmak ve yerindeliği gözetmek tümüyle yasa koyucunun
yetkisi içindedir. Yasalar arasında uyum ve uygunluk da
yasa koyucunun arayacağı durumlardır.” ifadesi dikkate alındığında, 649
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü maddesi ile değişik 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinin (3)
numaralı fıkrasındaki “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Makamın emri ve
onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar” ile (9) numaralı fıkrasındaki,
“Bakan, bu maddede belirtilen yetkilerini alt kademelere devredebilir”
tümceleri, 3046 sayılı Kanunla getirilen esas ve usullere ve hukuk düzenine
ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesindeki
“hukuk devleti” ilkesine aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.1989
tarihli ve E.1989/11, K.1989 sayılı kararında; “Anayasanın 2 nci maddesi, Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri
arasında Hukuk Devleti ilkesine de yer vermiştir. Hukuk Devleti, Devletin
bütün faaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu tür devlette de
“Hukuk güvenliği” ni sağlayan bir düzenin kurulması
asıldır. Devlet, görevlerini yerine getirirken, “Hukuk devleti” niteliğini
yitirmemeli, hukukun uygar ülkelerinde kabul edilen temel ilkelerini
sürekli göz önünde tutmalıdır. Böyle bir düzende, “Devlete güven” ilkesi,
vazgeçilmez temel öğelerdendir. Devlete güven, hukuk devletinin sağlamak
istediği huzurlu ve istikrarlı bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar.
Yasaların Anayasaya uygunluğu karinesi asıldır. Yasalara gösterilen güven
ve saygıdan kaynaklanan oluşumların sonuçlarını korumak gerekir.”
denilmiştir.
Anayasaya göre yürütmenin asli
düzenleme yetkisi, Anayasanın gösterdiği ayrık haller dışında yoktur. Bu
yetki Anayasanın 7 nci maddesinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiştir ve devredilemez. Yürütme, ancak yasayla asli
olarak düzenlenmiş alanda kural koyabilir. Nitekim,
Anayasa Mahkemesinin 22.06.1988 tarih E.1987/18, K.1988/23, sayılı
kararında ifade edildiği üzere; “Anayasanın çeşitli maddelerinde yer alan
“kanunla düzenlenir” değiminden neyin anlaşılması gerektiği hususuna
Anayasa Mahkemesi, kararlarıyla açıklık getirmiştir. Örneğin, 18.06.1985
günlü, E.1985/3, K.1985/8 sayılı kararında, konuyu şöyle
belirginleştirmiştir:
“Yasa koyucu, belli konularda gerekli
kuralları koyacak, çerçeveyi çizecek, eğer uygun ve zorunlu görürse,
onların uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlar bırakacak, idare,
ancak o alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyle yasalara aykırı
olmamak üzere bir takım kurallar koyarak yasanın uygulanmasını sağlayacaktır.”
Esasen Anayasanın 8 inci maddesinin,
yürütme yetkisi ve görevinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır
ve yerine getirilir, hükmünün anlamı da budur.”
Anayasanın 113 üncü maddesinin
birinci fıkrası; “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri,
yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir.” şeklindedir, dolayısıyla
Bakanlık teşkilat ve görevlerine ilişkin 3046 sayılı çerçeve niteliğindeki
kanun hükümlerine uyum Anayasal zorunluluktur. 3046 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesinde, “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, mevcut bakanlıkların bölünmesi
veya birleştirilmesi, bakanlıkların görevleri, yetkileri ve teşkilatı bu
Kanun esaslarına göre düzenlenir.” denilmektedir. Dolayısıyla, her bir
bakanlığın teşkilat ve görevleri hakkında kanunun, 3046 sayılı Kanunda
belirlenen esaslar ve ilkeler doğrultusunda kurallar getirilmesinin zorunlu
kılınması, Anayasanın 123 üncü maddesi ile getirilen idarenin kanuniliği
ilkesinin bir sonucu, aynı zamanda gereğidir.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 24 üncü maddesiyle değiştirilen
03.06.2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı,
Makamın emri ve onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar.” tümcesi ile (9)
numaralı fıkrasındaki, “Bakan, bu maddede belirtilen yetkilerini alt
kademelere devredebilir.” tümcesi Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci,
112 nci, 113 üncü ve 123 üncü maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
3) 649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci Maddesi ile 640
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 3 üncü Maddesine Eklenen (12),
(13) ve (14) Numaralı Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı
649 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi ile 640 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin geçici 3 üncü maddesine eklenen (13) numaralı fıkrasında,
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda genel müdürlükler bünyesinde Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer Kontrolör
kadrolarında bulunanların Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi, Gümrük ve Ticaret
Müfettişi, Gümrük ve Ticaret Müfettiş Yardımcısı kadrolarına bulundukları
kadro dereceleriyle herhangi bir işleme gerek kalmaksızın atanmış
sayılacağı belirtilmiştir.
Yine, aynı maddede, Bakanlık
kadrolarına atanmış sayılan a) Gümrük Müsteşarlığı
Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer
Kontrolörlerinin, b) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı Başkontrolör, Kontrolör ve
Stajyer Kontrolörlerinin, anılan kadrolarda geçirdikleri süreler,
Bakanlıkta Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi, Gümrük ve Ticaret Müfettişi ve
Gümrük ve Ticaret Müfettiş Yardımcısı kadrolarında geçmiş sayılacağı, 649
sayılı KHK’nın yayımı tarihinden önce Kontrolör
unvanını ihraz etmiş olanlardan, taşrada Bölge Müdürü veya İl Müdürü,
merkezde ise Daire Başkanı ve üstü görevde bulunanlar ile Sanayi ve Ticaret
Bakanlığından Bakanlığa devredilen birimlerde Kontrolör unvanını ihraz
etmiş olanlardan Daire Başkanı ve üstü görevlerde bulunanların Gümrük ve
Ticaret Müfettişi unvanını ihraz etmiş sayılacağı, bunların Kontrolör
kadrolarında geçirdikleri sürelerin Gümrük ve Ticaret Müfettişi
kadrolarında geçmiş sayılacağı hususuna yer verilmiştir.
Yapılan bu
düzenlemeler ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde yer alan, görev ve
yetki alanları birbirinden tamamen farklı, Bakanlıktaki çeşitli genel
müdürlükler bünyesinde genel müdür veya genel müdür yardımcısına bağlı
olarak (yetkisini devretmesi durumunda) denetimle görevli olan ve bu
şekilde istihdam edilen başkontrolör, kontrolör
unvanına sahip kamu görevlileri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın
Bakanlık Müfettişliği kadrosuna atanmış sayılmışlardır. Böylece; mesleğe
giriş, yeterlik, atanma şekli, görev, yetki ve sorumlulukları, meslekte
yetiştirilme usulleri tamamen farklı olan ve bünyesinde bulundukları genel
müdürlüklerin görev alanı ile sınırlı bir denetim yetkisine sahip olan
genel müdürlük kontrolörlerinin; Bakanlık teşkilatı ile bakanlığa bağlı ve
ilgili kuruluşların tüm faaliyet ve işlemlerini kapsayacak şekilde teftiş,
inceleme ve soruşturma yetkisine sahip olmaları, bakanlık gümrük ve ticaret
müfettişleri ile aynı düzeye getirilmeleri ve bu göreve herhangi bir şarta
bağlı olmaksızın atanmış sayılmaları Anayasanın Kanun önünde eşitlik
ilkesine açıkça aykırıdır. Bu düzenlemeler aynı zamanda yasalarla
kişilere verilmiş “kazanılmış haklara saygı ilkesi” ve “hukuk güvenliği ilkesi”ne de aykırılık teşkil etmektedir.
Bakanlık
Gümrük ve Ticaret Müfettişliği, yukarıda belirtilen ölçütler bakımından
Bakanlık bünyesindeki genel müdürlük altında görev yapan kontrolör unvanlı
kamu görevlilerinden tamamen farklı olmalarına karşın; genel müdürlük
kontrolörlerinin herhangi bir şart aranmaksızın bakanlık gümrük ve ticaret
müfettişliği düzeyine yükseltilmesi açıkça Anayasanın 10 uncu maddesinde
yazılı “kanun önünde eşitlik ilkesi”ne aykırı
olup, farklı hukuki durum ve statüde bulunan kontrolörlere ayrıcalık
tanınmıştır. Bu durum, bakanlık gümrük ve ticaret müfettişleri
açısından hukuk güvenliği ilkesi ve kazanılmış haklara saygı ilkesine de
aykırıdır. Bunlara ilave olarak; sadece bağlı bulundukları
genel müdürlüğün görev ve yetki alanı ile sınırlı olmak üzere inceleme ve
soruşturma yetkisi bulunan kontrolörlerin daha önce hiçbir şekilde
inceleme, soruşturma ve teftiş konularında bilgi, deneyim ve tecrübesi
bulunmadığı bakanlık teşkilatının diğer birimlerinin tüm işlem ve
faaliyetlerini de kapsayacak şekilde inceleme, soruşturma ve teftiş
yetkileri ile donatılıp herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bakanlık
gümrük ve ticaret müfettişliğine atanmış sayılmaları hakkaniyete uygun
düşmediği gibi bu düzenlemelerle bir kamu yararı elde edilmesi de mümkün
bulunmamaktadır. Ayrıca; bu düzenlemeler, denetim hizmetlerinin
etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesine engel teşkil edeceği gibi
Devletin denetim fonksiyonunun zaafa uğramasına da neden olabilecektir.
Bakanlık müfettişleri ile bakanlıklardaki ana hizmet birimleri olan genel müdürlüklerde istihdam edilen kontrolörler arasında birçok yönden farklılık bulunmaktadır. Bunlar;
a) Atanma Biçimi:
Bakanlık
gümrük ve ticaret müfettişleri özel yarışma sınavı ile mesleğe girdikten
sonra üç yıllık yetiştirme sonucunda, yeterlik yazılı ve sözlü sınavını
kazanmasını müteakip 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruşlarda Atama
Usulüne Dair Kanun hükümlerine göre Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının
imzaladığı müşterek kararname ile müfettişliğe, 10 yıl fiilen müfettişlik
yapmasını müteakip başmüfettişliğe aynı usulle atanmaktadır. Müşterek
kararname ile atanma şekli bir anlamda bu şekilde atanan kamu görevlisine
üst düzey kamu görevlisi olma niteliği kazandırmaktadır. Aynı zamanda; bu
atanma şekli kamu görevlisi açısından bir güvence niteliği de taşımaktadır.
Halbuki; kontrolör unvanlı kamu görevlileri,
bakanlıkta uygun görülen genel müdürlüklerde istihdam edilen, bağlı
bulunduğu genel müdürlüğün görev alanı ile sınırlı olmak üzere inceleme,
idari soruşturma yapan kamu görevlileridir. Kontrolörler, görevlerini Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Kontrolörler
Tüzüğünün 3 üncü maddesinde de belirtildiği üzere, genel müdüre veya
yetki devri durumunda genel müdür yardımcısına bağlı olarak yapmaktadırlar.
Kontrolörün atanması duruma göre bakan veya yetki devri durumunda alt
kademeler tarafından yapılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere; atanma
şekli bir anlamda devlet memurunun statüsünü ve üst düzey kamu görevlisi
olup olmadığını belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Anayasa Mahkemesine, 05.05.2005 günlü ve 5345 sayılı Gelir
İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 28 inci
Maddesinin Birinci Fıkrasındaki “Başkan yardımcıları, daire başkanları,
vergi dairesi başkanları ve gelirler kontrolörleri, Başkanın önerisi
üzerine Bakan tarafından” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı ileri sürülerek
bu görevlerde bulunan kişilerin müşterek kararname ile atanması
gerektiğinden bahisle açılan iptal davasında vermiş olduğu E.2005/66,
K.2009/102 sayılı kararda, “…Anayasanın 10 uncu maddesinde yer verilen
eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri
ve durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz…”
değerlendirmesi yapılmış; 2451 sayılı Kanun hükümleri dışında kalan
personel ile Başkanlığın ana hizmet birimlerinden birini teşkil eden
‘Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı’na bağlı ve Başkanlığın vergi
inceleme ve denetim yıllık planına uygun olarak vergi inceleme ve
denetimlerini yapmakla görevli gelirler kontrolörlerinin üst düzey yönetici
kapsamında değerlendirilmelerinin mümkün olmadığı belirtilerek müşterek
kararname ile atanamayacağı yönünde bir karar vermiştir. Anayasa
Mahkemesinin bu kararında bile kontrolör unvanına sahip kamu görevlilerinin
müşterek kararname ile atanabilecek nitelikte bir kamu görevlisi olmadığı
vurgulanmış olup, bunların üst düzey kamu görevlisi sayılamayacakları
anlaşılmaktadır.
b) Bakanlık
Gümrük ve Ticaret Müfettişleri ile Genel Müdürlüklerde istihdam edilen
Genel Müdürlük Kontrolörlerinin Yaptıkları İşin Niteliği, Kapsamı,
Görev Alanları ve Yetkilerindeki Farklılıklar:
640 sayılı KHK nın
mülga 38 inci maddesinde Bakanlıkta uygun görülen genel müdürlüklerde kontrolör
istihdam edileceği ve kontrolörlerin görevlendirildikleri konularda
inceleme, araştırma, idari soruşturma, denetleme ve sonradan kontrol
yetkilerine sahip oldukları belirtilmiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının
kurulmasına ilişkin 640 sayılı KHK ile Bakanlıkta bakanlık hizmet birimi
olan Gümrükler Genel Müdürlüğü, Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Gümrük
Muhafaza Genel Müdürlüğü, Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü, İç
Ticaret Genel Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar
Genel Müdürlüğü, Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Tüketicinin Korunması ve
Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü bünyesinde kontrolör istihdam edilmekteydi.
Bu genel müdürlüklerde istihdam edilen kontrolörler bağlı bulundukları
genel müdürlüğün görev ve yetki alanı ile sınırlı olmak kaydıyla inceleme,
araştırma, idari soruşturma ve denetleme yetkilerine sahiptiler. Herhangi
bir genel müdürlükte görevli kontrolörün, diğer genel müdürlüklerin görev
alanına giren bir konuda inceleme, araştırma, idari soruşturma ve denetleme
yetkisi bulunmamaktadır. Öte yandan, genel müdürlük bünyesinde görev yapan
kontrolörlerin görev yaptığı genel müdürlük personeli hakkında her türlü
inceleme ve idari soruşturma yetkileri de bulunmamaktaydı. Hali hazırda;
kontrolörlerin istihdam edildiği diğer bakanlıklarda da aynı hukuki durum
geçerlidir. Bir başka deyişle; genel müdürlük kontrolörlerinin, görev yaptıkları
genel müdürlüklerde, başta kendi birim amiri olmak üzere müşterek kararname
ile atanan genel müdür yardımcıları ve genel müdürler hakkında inceleme ve
soruşturma yapma yetkileri bulunmamaktadır. Buna karşın; bakanlık gümrük ve
ticaret müfettişleri Bakanlık teşkilatı ile bakanlığa bağlı ve ilgili
kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak teftiş,
inceleme ve soruşturma yetkilerine sahip oldukları gibi atanma şekli ve
konumu ne olursa olsun kontrolörler de dahil
bakanlık teşkilatında bulunan her düzeydeki personel hakkında her türlü
inceleme ve soruşturma yetkilerine sahiptir.
Diğer taraftan; çeşitli yasaların
sadece bakanlık gümrük ve ticaret müfettişlerine tanıdığı ve sadece
bakanlık müfettişleri tarafından kullanılan bir takım yetkiler de
bulunmaktadır. Örneğin; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 138 inci maddesinde
yer alan görevden uzaklaştırma yetkisi gibi. Bu yetkiye sahip kişiler
arasında bakanlık müfettişleri bulunurken genel müdürlük kontrolörlerine
yasa koyucu böyle bir yetki tanımamıştır. Bu konuda örnek verilebilecek bir
başka kanun ise, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi
Hakkında Kanundur. Anılan Kanunun tanımlar başlıklı 2/1-e bendinde sayılan
denetim elemanları arasında gümrük ve ticaret bakanlığında görev yapan
denetim elemanlarından sadece gümrük ve ticaret müfettişleri bulunmaktadır.
Bu
açıklamalardan da görüleceği üzere; bakanlık teşkilatlarında genel
müdürlüklerde istihdam edilen kontrolörler sadece görev yaptıkları genel
müdürlüğün görev, yetki ve sorumluluk alanı ile sınırlı olmak üzere
inceleme, araştırma, idari soruşturma ve denetleme yetkisine, dolayısıyla;
sadece görev yaptıkları genel müdürlüğün görev ve faaliyet alanı ile ilgili
olarak mesleki bilgi ve deneyime sahip iken, 640 sayılı KHK’yı
değiştiren 649 sayılı KHK’nin 28 inci maddesi ile bakanlık gümrük ve
ticareti müfettişliğine atanmış sayılarak iptali istenilen KHK ‘nın ilgili maddesi ile birlikte gümrük ve ticaret
müfettişi gibi inceleme ve soruşturma yetkisine sahip olmuşlardır. Bu durumu
somuta indirgeyecek olursak; Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğünde görev
yapan bir kontrolörün bakanlık gümrük ve ticaret müfettişi yapılması ile
birlikte Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü kontrolörü bakanlıkta bulunan
diğer genel müdürlüklerin faaliyet alanları ile ilgili her türlü inceleme
ve soruşturma yapma yetkisine sahip olmuştur. Aynı durum Bakanlık genel
müdürlüklerinde görevli her bir kontrolör için geçerlidir. Belli bir konuda
inceleme, soruşturma yapmak; mesleki bilgi, deneyim ve uzmanlığı gerekli
kılmaktadır. Tersine uygulama, denetim hizmetlerinin etkin ve verimli bir
şekilde yürütülmesini engelleyeceği gibi devletin denetim fonksiyonunu da
zaafa uğratabilecektir.
Diğer
taraftan; Ankara 8. İdare Mahkemesinin, 14.07.1965 günlü, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 20.03.1997 günlü, 570 sayılı KHK’nin 10 uncu maddesiyle
değiştirilen “IV Sayılı Makam Tazminatı Cetveli”nin 8. sırasının (a)
bendinin Anayasanın 10 uncu ve 55 inci maddelerine aykırılığı savıyla
açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu E.2003/49, K.2008/76 sayılı kararında;
“…Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı durumda
olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi veya
toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Aynı
durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı
eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal
durumların aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara bağlı tutulursa
Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz…” değerlendirmesi
yapılmış; davaya konu denetleme
elemanlarının “En az dört yıl süreli yükseköğrenim
veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, birinci dereceli kadroya
atanmış ve Türkiye düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine sahip
merkez denetim elemanlarından olma” şeklindeki genel koşulları
taşımış olmaları, yaptıkları işin niteliği, kapsamı, görev alanları ve
yetkilerindeki farklılıklar gözetildiğinde aynı hukuki durumda
bulunduklarının söylenemeyeceğini belirtmiştir. Bu
kararında Anayasa Mahkemesi denetleme elemanlarının yaptıkları işin
niteliği, kapsamı, görev alanları ve yetkileri itibariyle farklı olmaları
nedeniyle hukuken aynı durumda olamayacaklarını açıkça belirtmiştir.
Anayasanın
10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi ile ilgili olarak Yerleşik
içtihat haline gelen Anayasa Mahkemesi Kararlarından da anlaşılacağı üzere;
Konum, görev ve yetki itibariyle Hukuksal durumları ayrı olan Bakanlık
Müfettişleri ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Genel Müdürlüklerinde
istihdam edilen Kontrolörlerin yeni düzenleme yapmak suretiyle aynı
kurallara bağlı tutulması ve bu bağlamda Kontrolörlere ayrıcalık tanınması
Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Görev, yetki, atanma şekli, mesleğe
alınma, yetiştirilme, bağlı olduğu makam itibariyle tamamen birbirinden
farklı olan bakanlık gümrük ve ticaret müfettişleri, bakanlık genel
müdürlüklerinde görevli kontrolörlerin veya daha önce kontrolörlük yapmış halihazırda gümrük ve ticaret bakanlıklarında görevli
kimi idarecilerin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın gümrük ve ticaret
müfettişliğine atanmış sayılacaklarına ilişkin iptali istenilen düzenleme
ile yine daha önce kontrolörlükte geçirmiş oldukları hizmet sürelerinin
gümrük ve ticaret bakanlığı gümrük ve ticaret müfettişliğinde geçirilmiş
sayılmaları şeklindeki iptali istenilen düzenleme açıkça Anayasanın kanun
önünde eşitlik ilkesine de aykırılık taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin hukuk güvenliği ilkesi ile
ilgili vermiş olduğu birçok kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin
07.02.2008 tarihli ve E.2005/128, K.2008/54 sayılı kararında, “…Daha önce tesis edilmiş bulunan
işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama
tasarrufunda bulunulması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturur.
Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural
olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye
yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin
gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi
kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki
olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların
geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması
hukukun genel ilkelerindendir…” denilmiştir.
Genel Müdürlük kontrolörlerinin bakanlık
müfettişliği kadrolarına herhangi bir işleme gerek kalmaksızın atanmış
sayılmaları ve genel müdürlük kontrolörlerinin daha önce kontrolörlükte
geçirmiş oldukları sürelerin gümrük ve ticaret müfettişliğinde geçirilmiş
sayılacağı yönündeki 649 sayılı KHK ile yapılan düzenlemelerin, hakkaniyete
aykırı düşeceği; dolayısıyla, Anayasanın 2 nci
maddesi ile bağdaşmayacağı açıktır. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun
üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan,
yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Bir çok yargı kararında da
belirtildiği üzere kariyer bir meslek olan müfettişlik mesleğinin, geçmiş dönem
hizmetleriyle birlikte bir bütün halinde değerlendirilmesi kariyer ve
liyakat ilkelerinin mutlak vazgeçilmez niteliğini oluşturduğu gibi, bu
yönde bir yapılanma Teftiş Kurullarının oluşması ve işleyiş sistematiğine
de uygun düşmektedir.
Anayasanın 70 inci maddesine göre
anayasa koyucu; devlet hizmetlerine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Yapılan bu
düzenleme, Anayasanın 70 inci maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Anayasanın bu maddesinin, Anayasamız ile güvence altına alınmış
temel hak ve hürriyetleri düzenleyen bir madde olması da dikkate
alındığında, bakanlıklarda yer alan genel müdürlüklerde istihdam edilen
kontrolörlerin tamamının hiç bir işleme gerek kalmaksızın bakanlık
müfettişliğine atanmış sayılması konusunda KHK ile getirilen söz konusu
düzenleme anayasanın 91 inci maddesinde yer alan “… temel haklar,
kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve
ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez….”
hükmüne de aykırıdır. Bir anlamda; yasalarla düzenlenmesi gereken bir konu KHK’ya konu edilerek Anayasaya aykırı hareket
edilmiştir.
Öte yandan 640 sayılı KHK’nin geçici
3 üncü maddesine eklenen (13) numaralı fıkrasında “… Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine verilen görev ve
yetkiler kapsamında olmak kaydıyla; mevzuatta Gümrük Müsteşarlığı
Müfettişleri ve Kontrolörleri ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri
ve Kontrolörlerine yapılmış olan atıflar Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine
yapılmış sayılır …” şeklinde yer alan düzenleme birçok kanun ve/veya kanun
hükmünde kararnameyi değiştirici nitelik taşımaktadır.
Bu düzenlemeyle, Gümrük
Müfettişlerine çeşitli yasalarla verilmiş yetki ve görevler, gümrük ve
ticaret bakanlığı genel müdürlüklerinde daha önce kontrolör olarak görev
yapmış kamu görevlilerine de verilmiştir. Örneğin; 5549 sayılı Suç
Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre, aklama
suçunu inceleme yetkisi gümrük müfettişlerine tanınmış iken, bakanlık genel
müdürlüklerinin tüm kontrolörleri iptali istenilen bu düzenlemeyle gümrük müfettişlerinin
yetkisine sahip hale getirilmişlerdir. Bu durum, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun sadece gümrük müfettişlerine tanıdığı görev, hak ve yetkiler için
de geçerlidir. 4458 sayılı Gümrük Kanununun 65 inci maddesi, 230 uncu
maddesi, geçici 6 ncı maddesinin dokuzuncu
fıkrası ile gümrük müfettişlerine verilmiş yetkiler, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı bünyesinde daha önce değişik genel müdürlüklerinde görev yapmış
ve Gümrük Ticaret Bakanlığı’na intisap etmiş kontrolörlere de verilmiştir.
649 sayılı KHK ile yapılan bu
değişiklikle iptali istenilen maddede “mevzuatta” ibaresi kullanılmak
suretiyle bir anlamda dolaylı yoldan ilgili yasalara atıfta bulunularak söz
konusu yasalardaki maddelerde sadece belli bir meslek gurubuna verilmiş
görev ve yetkiler, bu görev ve yetkilerle ilgilisi olmayan başka meslek
guruplarına da tanınmıştır. Yukarıda belirtilen gerekçeler karşısında gerek
5549 sayılı Yasayı, gerekse 4458 sayılı Yasayı değiştirici nitelik taşıyan
649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde
kararname çıkarma yetkisini tanıyan 6223 sayılı Yetki Yasasının kapsamında
bulunmamaktadır. Çünkü; yetki yasasında hangi yasa
ve kanun hükmünde kararnamelerde düzenleme yapılacağı açık bir şekilde
belirtilmiş; ancak bunlar arasında 5549 sayılı Yasa ile 4458 sayılı Yasaya
yer verilmemiştir. Bu yönüyle iptali istenilen 649 sayılı KHK’nın “… Bu Kanun Hükmünde Kararnameyle Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine verilen görev ve
yetkiler kapsamında olmak kaydıyla; mevzuatta Gümrük Müsteşarlığı
Müfettişleri ve Kontrolörleri ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri
ve Kontrolörlerine yapılmış olan atıflar Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine
yapılmış sayılır.” eklindeki hükmü Yetki Yasasının kapsamında
bulunmamaktadır.
Anayasanın 91 inci maddesinin birinci
fıkrasında TBMM’nin, Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi verebileceği
belirtildikten sonra, ikinci fıkrasında, çıkarılacak KHK’nin amacının,
kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresini ve bu süre içinde birden fazla kararname
çıkarılıp çıkarılmayacağının, dayanağı olan yetki kanununda gösterilmesinin
zorunlu olduğu öngörülmüştür. KHK’lerle dayandıkları yetki yasası arasında
sıkı bir bağ vardır. KHK’lerin konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönünden
dayandıkları yetki yasası ile Anayasaya uygun olması gerekir. Ancak; yetki
yasasında yukarıda belirtilen yasalar yer almadığı halde söz konusu
yasalarda örtülü değişiklikler yapılması, Anayasanın 91 inci maddesine
aykırıdır.
Sonuç olarak;
Kamu idarelerinde teftiş kurullarınca
gerçekleştirilen denetim görevi özellikleri itibariyle idari görevlerden
ayrı olarak ele alınmış ve bu hizmetler ayrı bir kariyer mesleği olarak
düzenlenmiştir.
Tüm kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin teftiş kurulu
düzenlemelerinde olduğu gibi mesleki nitelik, uygulama ve yetki alanı,
bağlılık noktalarında hizmet gereklerine ve 657 sayılı Yasada yer alan
temel ilkelere uygun bir sistemin oluşturulmasına önem verilmiş ve bu
bağlamda; Müfettiş Yardımcılarının gerekli nitelikleri taşıyan adaylar
arasından yarışma sınavıyla ve başarı derecelerine göre atanmaları, hizmet
içinde yetiştirilmeleri, yeterlilik sınavından sonra yine başarı
derecelerine göre müfettişliğe atanmaları öngörülmüş bu kurallar dışında
müfettişliğe atama yolu kapatılmıştır. Böylece müfettişlik mesleği diğer görevlerden ayrı bir kariyer meslek
olarak düzenlenmiştir.
Belirli
şartları taşıyan adayların giriş sınavını kazanarak Müfettiş Yardımcılığı
statüsünü elde edecekleri, 3 yıllık zor bir yetiştirme dönemi sonunda
yapılan yeterlik sınavında başarılı olmaları halinde Müfettiş unvanını kazanacaklarına
ilişkin bugüne kadar var olan mevcut düzenlemeler dışında iptali istenilen
bu düzenlemelerle “bakanlık genel müdürlüklerinde istihdam edilen ve sadece
bağlı bulundukları genel müdürlüğün faaliyet ve görev alanı ile sınırlı
olmak üzere inceleme, teftiş, denetim ve idari soruşturma görevi yapan
kontrolörlerin hiçbir işleme gerek kalkmaksızın gümrük ve ticaret
müfettişliğine atanmış sayılacağı” şeklindeki ikinci bir atama usulüne yer
verilerek genel müdürlük kontrolörlerine herhangi bir koşulu yerine
getirmeksizin gümrük ve ticaret müfettişi unvanı verilmiştir. Bu haliyle
bu düzenlemelerle Anayasanın 70 inci maddesine aykırı hareket edilmiştir.
Bilindiği üzere Müfettişlik
mesleğine, gerekli şartları taşıyanlar arasından yapılan Müfettiş
yardımcılığı sınavında başarılı olanların Müfettiş yardımcısı olarak
atanmaları ile intisap edilmekte, 3 yıl süren yetiştirme döneminden sonra
yeterlik sınavı yapılmakta ve bu yeterlik sınavında başarılı olanlar müşterek
kararname ile Müfettiş olarak atanabilmektedir.
Görüldüğü gibi, Türk İdare Sistemi
içerisinde Müfettişlik mesleğinin nitelik standardının sağlanması ve sağlıklı
bir teftiş sistemi kurulması için denetim hizmetleri diğer yönetsel
hizmetlerden ayrı olarak düzenlenmiş ve kariyer bir meslek olduğu kabul
edilmiştir. Başbakanlığın 1993/12 sayılı Genelgesinde de Müfettişlik
mesleğinin kariyer niteliği ve Müfettişlik güvencesi vurgulanarak, özel
kanunlarla getirilen istisnalar dışında, Teftiş Kurullarının kariyer
yapısının özenle korunması gerektiği belirtilmiştir.
Müfettişlik mesleğinde kendi içinde
kariyer yapının korunması ve liyakatın esas
alınmasında müfettişlerin kendi aralarında kıdem esasına göre
sıralanmasının önemi de büyüktür. Müfettişlik gibi kariyer bir meslekte kıdemin, aynı tarihte yeterlik
sınavına girerek aynı tarihte müfettişliğe atananlar bakımından yeterlik
sınavındaki başarı derecesine göre, farklı tarihlerde müfettişliğe ve
başmüfettişliğe atananlar yönünden ise, hizmet sürelerine göre belirlenmekte
iken, daha önce müfettişlik kariyer mesleği içinde bulunmayan bakanlık
genel müdürlük bünyesinde sadece görev yaptığı genel müdürlüğün sorumluluk
ve faaliyet alanı ile ilgili inceleme, soruşturma ve teftiş yetkileri
bulunan kontrolörlerin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın tamamının
gümrük ve ticaret müfettişliğine atanmış sayılmaları ve daha önce
kontrolörlükte geçirmiş oldukları hizmet sürelerinin müfettişlikte
geçirilmiş sayılacağı yönündeki KHK’da yer alan
düzenlemelerle birlikte müfettişlik mesleğinin esasını oluşturan liyakat ve
kariyer ilkelerine dayanan kıdem sistemi bozulmuş olacaktır. Böylelikle, kıdem sırası yeniden tayin
edilerek müfettişlik mesleğine özel yarışma sınavı ile giren kamu
görevlileri aleyhine bir durum yaratılırken daha önce kontrolörlük
görevinde bulunurken hiçbir işleme gerek kalmaksızın müfettişliğe atanmış
sayılacak kontrolörler lehine bir durum oluşacaktır. Bu olumsuzluk doğal
olarak Teftiş Kurulunun hiyerarşik yapısını ve çalışma barışını da
bozacaktır. Unutulmamalıdır ki; Anayasamızın 49 uncu maddesine göre
devletin temel görevleri arasında çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri almak da bulunmaktadır.
Demokratik hukuk devleti anlayışının
egemen olduğu tüm ülkelerde müfettişlik mesleği için getirilen standartlar
da dikkate alınarak, müfettişlik mesleğinin kariyer yapısının korunmasının
ve liyakatın esas alınmasının, müfettişlik
mesleğinin ve kamu yönetiminin geleceği ve sağlam temeller üzerinde devamı
için zaruri olduğu bir gerçektir. Müfettişlik mesleğinin kariyer yapısını
bozucu nitelikteki bu düzenlemelerin kaldırılması hukuk devleti olmanın da
bir gereğidir.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 28 inci maddesi
ile 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü maddesine eklenen
(12), (13) ve (14) numaralı fıkraları, Anayasanın 2 nci,
10 uncu, 49 uncu, 70 inci ve 91 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali
gerekir.
4) 649
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü Maddesi ile Değiştirilen 640 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı Maddesinin (8)
Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
640 sayılı KHK’nın
değişik 16 ncı maddesinin (8) numaralı
fıkrasında, Gümrük ve Ticaret Müfettişleri ve Müfettiş Yardımcılarının
mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları, görev, yetki ve
sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle
düzenleneceği belirtilmiştir.
Anayasanın 7 nci
maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez”; 8 inci maddesinde ise, “Yürütme
yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya
ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” kurallarına yer
verilmiştir.
Anayasanın 128 inci maddesinin birinci fıkrasında
ise, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin
gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle görülür.” denildikten sonra 2 nci
fıkrasında, “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,
atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri
ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” kuralı hüküm altına alınmıştır.
Anayasanın 115 inci maddesinde, Bakanlar Kurulunun,
kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere,
kanunlara aykırı olmamak ve Danıştayın
incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabileceği; 124 üncü
maddesinde ise, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi
görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını
sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri
ifade edilmiştir.
İptal istemine konu edilen 640 sayılı KHK’nın değişik 16 ncı
maddesinin (8) numaralı fıkrasında, Gümrük ve Ticaret Müfettiş
yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları,
görev, yetki ve sorumlulukları gibi yasayla düzenlenmesi gereken konuların
yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.
Diğer taraftan; gümrük ve ticaret uzmanlarının
mesleğe alınmaları ile yetiştirilmelerine ilişkin usul ve esaslar 640
sayılı KHK’nın 37 nci
maddesinde yasayla düzenlenirken, denetim hizmetlerini yürütecek gümrük ve
ticaret müfettişlerinin mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik
sınavları, görev, yetki ve sorumluluklarının yönetmeliğe bırakılmasını
anlamak mümkün değildir.
Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki
“nitelikler” sözcüğü, yalnız “göreve alınmada aranan nitelikler” değildir.
Bu nitelikler mesleğin sonuna kadar yani bütün mesleki yaşam boyunca
taşınması, korunması, geliştirilmesi zorunlu koşulları da anlattığından,
yalnız mesleğe kabul için gerekli niteliklerin değil, bütün mesleki yaşam
boyunca taşınması ve korunması ve geliştirilmesi gereken niteliklerin de,
yasa ile düzenlenmesi gerekir.
Anayasanın 128 inci maddesinde belirtilen
hususların yasa ile düzenlenmesi memurlar ve diğer kamu görevlileri için de
bir güvencedir. Mesleğe alınmaya ve yeterlik sınavlarına
ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerin; söz konusu memuriyetlere atanma
konusundaki düzenlemeler olduğu ve Anayasanın 128 inci maddesinde yasa ile
düzenlenmesi zorunlu görülen hususlardan bulunduğu açık olup bu konudaki
düzenlemelerin, yürütmenin çıkaracağı bir yönetmeliğe bırakılması; bizzat
Anayasa tarafından öngörülen memuriyet ve görev güvencesinin ortadan
kaldırılması sonucunu doğuran ve Anayasanın 128 inci maddesine aykırı düşen
bir durumdur. Usul ve esasları ile ilkeleri 640 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede gösterilmeden, idareye bırakılan düzenleme yetkisinin,
asli bir düzenleme yetkisi taşıdığı açıktır.
Yürütme ve idarenin Anayasada belirtilen ayrık
durumlar dışında düzenleme yetkisi aslî değil, ikincildir; yani, yasayla
çizilmiş bir alandadır. Önce, yasama, bir alanı temel ilkeleriyle belirler,
düzenler; ondan sonra da, yürütme, bu çerçevesi çizilmiş alanda düzenleyici
birtakım işlemler yapabilir. Anayasanın 7 nci
maddesine göre yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir ve bu
yetki devredilemez.
Anayasanın 128 inci maddesi uyarınca, memurların ve
diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkileri ile hakları ve
yükümlülüklerinin de yasa ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan, belirtilen
bu hususları kapsaması kuşkusuz olan “Gümrük ve Ticaret Müfettişleri ve
Müfettiş Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik
sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma usul ve
esaslarının düzenlenmesi”ni yönetmeliğe bırakan düzenlenme
de; Anayasanın 128 inci maddesine aykırı düşen, yürütmeye asli düzenleme
yapma imkanı tanıdığı için Anayasanın 8 inci
maddesine, yasamaya ait olan asli düzenleme yetkisini yürütmeye devrettiği
için Anayasanın 7 nci maddesine, böyle bir yetki
Anayasaya dayanmadığı için Anayasanın 6 ncı
maddesine aykırılık söz konusudur.
Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir hükmüne
aykırı bir düzenleme Anayasanın 2 nci ve 11 inci
maddelerinde ifade edilen hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 24 üncü maddesi
ile değiştirilen 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinin (8) numaralı fıkrası, Anayasanın
2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
5) 649
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü Maddesi ile Değiştirilen 640
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
Maddesinin (1), (2), (7) Numaralı Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı
640 sayılı KHK’nin, 649 sayılı KHK’nin 24 üncü
maddesiyle değişik 16 ncı maddesinin (1) numaralı
fıkrasında, “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı; Başkan, Başkan Yardımcıları,
Grup Başkanları ile Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinden oluşur. Başkan
Yardımcıları ile Grup Başkanlarının fiilen on yıldan fazla denetim görevi
yapmış olanlar arasından Bakan tarafından görevlendirilir.” denilmektedir.
Bahse konu madde incelendiğinde; Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın
kimlerden oluşacağı belirtilmiş, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın sevk ve
idaresinden sorumlu başkan yardımcıları ve grup başkanlarının bu görevlere
kimin tarafından getirileceği ve bu görevlere atanabilmeleri için ne kadar
süre denetim görevinde bulunmaları gerektiği belirtilmiştir. Ancak, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın sevk ve idaresinden
birinci derecede sorumlu, aynı zamanda Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nda
görev yapan bakanlık müfettişlerinin amiri konumundaki başkanın ne şekilde
atanacağı, bu göreve atanacak kişinin daha önce gümrük ve ticaret müfettişi
sıfat ve yetkisine sahip olup olmadığı veya başkanlık görevine atanacak
kamu görevlisinin ne kadar süre görev yapmış olması gerektiği konusunda bir
düzenleme bulunmamaktadır.
KHK’yı düzenleyen iradenin, Rehberlik ve
Teftiş Başkanının amiri olduğu başkan yardımcılığı ve gurup başkanlığı
görevlerine atanılması için getirilmiş ölçütleri Rehberlik ve Teftiş
Başkanı için aramadığı görülmektedir. 3046 sayılı Kanun
hükümlerine göre bakanlık teşkilatındaki danışma ve denetim birimleri
arasında bulunan ve doğrudan bakanın emri ve onayı üzerine bakan adına
görev yapan Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının sevk ve idaresinden sorumlu
üst düzey bir görevli olan Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı görevine atamada,
müfettişlik sıfat ve yetkisine sahip olup olmadığına bakılmaması veya ne
şekilde atanacağının belirtilmemesi hukuki açıdan ciddi bir eksikliktir ve
bu göreve müfettiş bilgi ve birikimi ile kariyerine sahip olmayan meslek
grupları arasından atama yapılmasının olanaklı hale getirildiği açıkça
görülmektedir
Diğer yandan, iptali istenilen düzenlemelerde
rehberlik ve teftiş başkanının müşterek kararname ile atanacağı yönünde bir
açıklık da bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin E.2008/22, K.2010/82 sayılı Kararında, “…Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığının görevlerinin düzenlendiği 5737 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesine göre, Genel Müdürün emri veya onayı
üzerine, Genel Müdürlüğün merkez ve taşra kuruluşları ile ilgili olarak
Genel Müdür adına teftiş, inceleme ve soruşturma işlerini yürüten, tüm
vakıfların amaca uygunluk denetimini yapan, vakıfların ve iktisadî
işletmelerinin ve iştiraklerinin denetleme ve inceleme işlerini yürüten
Rehberlik ve Teftiş Başkanının, Vakıflar Genel Müdürlüğünün üst düzey kamu
görevlisi niteliğinde bulunması nedeniyle, atanmasının ortak kararnameyle
yapılması gerekmektedir…” denilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin kararından da görüleceği
üzere; teftiş ve rehberlik başkanının bir üst düzey kamu görevlisi olarak
kabul edildiğinden atanmasının da müşterek kararname ile yapılmasının
gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle; bu karardan da
görüleceği üzere Yüksek Mahkemenin genel müdürlük düzeyinde faaliyette
bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğü rehberlik ve teftiş başkanlığında görevli
rehberlik ve teftiş başkanının üst düzey bir kamu görevlisi kabul edilerek
müşterek kararname ile atanmasının gerektiği yönündeki kararı dikkate
alındığında yine üst düzey bir kamu görevlisi olan Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanının da müşterek kararname ile atanması
yasal bir zorunluluktur. Kural olarak; üst düzey kamu görevlilerinin
ne şekilde bu görevlere atanacağı 2451 sayılı Kanunla veya kamu kurum veya
kuruluşlarının kendi teşkilat yasaları ile belirtilmiştir. Ancak; 2451
sayılı Kanunun eki cetveller incelendiğinde müşterek kararname ile atanan
unvanlar arasında rehberlik ve teftiş başkanı unvanının bulunmadığı, aynı
zamanda Gümrük ve Ticaret Bakanlığının teşkilat ve görevlerine ilişkin 640
sayılı KHK’da rehberlik ve teftiş başkanının
müşterek kararname ile atanacağı konusunda bir düzenlemeye de yer
verilmediği görülmektedir.
Diğer taraftan; iptali istenilen düzenlemelerde
müşterek kararname ile atanmış gümrük ve ticaret müfettişleri arasından
rehberlik ve teftiş başkan yardımcılığı ve rehberlik ve teftiş başkan gurup
başkanlığı gibi üst düzey görevlere görevlendirmenin müşterek kararname ile
atanma şeklinde olmayıp bakan tarafından bir idari işlem tesis edilerek
yapılacak olması da ayrıca Anayasaya aykırı bir durumdur. Bakanlık
üst düzey görevlerine getirilecek bu yüksek memurlara ilişkin atama
işlemlerinin, Anayasada benimsenen parlamenter sistem gereği yürütme
organını oluşturan Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Başbakan ile tarafsız
Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulması Anayasanın 8 inci, 104 üncü ve 105 inci
maddeleri yönünden anayasal bir zorunluluktur.
Bilindiği üzere; Anayasanın 8 inci maddesinde
“Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından,
Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”
denilmekte, 104 üncü maddesinde de “kararnameleri imzalamak”
Cumhurbaşkanı’nın yürütme alanındaki görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır.
Anayasanın 104 üncü maddesinde sözü edilen “kararnameler”, Kanun Hükmünde
Kararnameler ile Bakanlar Kurulu’nun çeşitli kararnamelerinin yanında üst
düzey yöneticilerin atanması ile ilgili müşterek kararnameleri de kapsamaktadır.
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’nca yerine
getirileceğinden, söz konusu kararnamelerin hukuksal geçerliği için her iki
tarafın da katılımı gerekmektedir.
Buna göre, kamu politikasının tayinine katılan,
etkin bir otoriteye sahip olan, kuruluşların amacının gerçekleşmesinde
önemli yetki ve sorumluluklarla donatılan, planlama, örgütlenme, personel
ve kadrolarını yöneten, denetim ve temsil gibi işlevleri yerine getiren
kamu görevlilerinin, üst düzey kamu görevlisi konumunda olmaları nedeniyle
bunların atamalarının da müşterek kararname ile yapılması Anayasamızın bir
gereğidir.
Bu açıklamalar ışığında, başta Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı olmak üzere, başkan yardımcısı ve
gurup başkanın müşterek kararname ile atanması yasal ve anayasal
zorunluluktur.
Ayrıca; rehberlik ve teftiş başkanının, müfettiş
sıfat ve yetkisine haiz müfettişler arasından atama yapılması gerekliliği
karşısında, iptali istenilen düzenlemeyle bu göreve belirtilen niteliklere
sahip olmayan, hatta müfettiş sıfat ve yetkisini haiz olmayan idari
görevlilerin de atanmasının önü açılmıştır. Denetim hizmetleri, diğer idari
görevlerden tamamen ayrı bir kariyer mesleği olarak düzenlenmiş olup,
iptali istenilen bu düzenlemeyle birlikte müfettişlik bilgi, birikim ve
deneyimine sahip olmayan kişilerin bu göreve atanması durumu söz konusu
olacaktır. Diğer Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlarının müfettiş sıfat ve
yetkisine sahip kişiler arasından müşterek kararname ile atanması yönündeki
yönetmelik, tüzük gibi idari düzenlemeler dikkate alındığında bu durum
anayasanın eşitlik kuralını da aykırıdır. Çünkü;
eşitlik ilkesinde; hukuken aynı durumda bulunanlara aynı hukuki normların
uygulanması icap etmektedir.
İptali istenilen bir başka düzenleme ise,
Başkanlığa verilen görevlerin yerine getirilmesinde, uzmanlaşma ve
işbölümünün sağlanması amacıyla doğrudan Başkanlığa bağlı olmak üzere
teftiş, gümrük inceleme ve soruşturma, ticaret inceleme ve soruşturma grup
başkanlıklarının kurulmasına yönelik 640 sayılı KHK’nın
değişik 16 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrası ile, yine aynı KHK’nın değişik
16 ncı maddesinin (7) numaralı fıkrasında yer
alan Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinin hangi grup başkanlığı bünyesinde
görev yapacağının Bakan tarafından belirleneceği yönündeki düzenlemelerdir.
Teftiş ve Rehberlik Başkanlığının teftiş, inceleme
ve soruşturma guruplarına ayrılması, denetim fonksiyonunu
işlevsizleştirmeye, etkinlik ve verimliliğini engellemeye yönelik bir
düzenlemedir. Çünkü; bakanlık gümrük ve ticaret
müfettişlerine yasalar ve ikincil düzenlemelerle verilen teftiş, inceleme
soruşturma görev ve yetkileri birbirinden bağımsız olmayan birbirine
eklemlenmiş görev ve yetkilerdir. Bu nedenle; bu yetki ve görevlerin ayrı ayrı oluşturulacak gruplarda görevlendirilecek müfettişler
eliyle yürütülmesi durumunda müfettiş bulunduğu guruptaki görevini yerine
getirirken diğer grup başkanlığının görevine giren bir konu ile
karşılaşması durumunda bu görevi doğrudan yerine getiremeyecektir. Konuyu
somutlaştıracak olursak; teftiş grup başkanlığında görevli gümrük ve
ticaret müfettişi teftiş görevini icra ederken kamu adına görevi ile
bağlantılı bir suç işlendiğini öğrendiğinde gerekli tedbirleri alarak inceleme
ve soruşturmaya başlaması bu düzenleme ile mümkün görünmemektedir.
Böylelikle; teftiş esnasında inceleme ve soruşturmayı gerektirecek bir
durumla karşılaşılması durumunda bu işin teftiş gurubunda görevli müfettiş
eliyle değil, inceleme ve soruşturma gurubunda görevli müfettiş eliyle
yürütülmesi gerekmektedir. Bu durum ise, denetim hizmetlerinin zafiyete
uğratılmasına ve gecikmesine sebep olmanın yanı sıra suçun önlenmesine, suç
ve suçlularla mücadeleye yönelik gerekli tedbirlerin alınmasına engel
teşkil edecek ve böylelikle denetimden beklenen kamu yararı da sağlanamayacaktır.
Ayrıca; diğer bakanlıklarda bakanlık müfettişleri için böyle bir ayrıma
gidilmediği de, diğer bakanlık teşkilat yapıları ve yasal düzenlemeleri
incelendiğinde görülecektir. Bu nedenle; söz konusu düzenleme anayasanın
eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi Bakanlıkların Teşkilat ve Görevlerine
İlişkin 3046 sayılı Kanuna da aykırıdır. 3046 sayılı Kanunda veya
bakanlıkların teşkilat kanunlarında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın grup
başkanlıklarına ayrılması yönünde ne bir düzenleme bulunmakta, ne de
bakanlıklara bu yönde düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.
Diğer taraftan; müfettişlerin hangi gurup
başkanlıklarında görevlendirileceğinin bakan tarafından belirleneceğine
ilişkin düzenlemede bu belirlemenin hangi nesnel ve objektif kriterlere göre yapılacağı belirtilmemiştir. Herhangi
bir kriter esas alınmaksızın müfettişlerin
herhangi bir grup başkanlığında görevlendirilmesinin Bakan tarafından
belirleneceğinin ifade edilmesi, bu konuda karar alacak idari makamın
(bakan) takdirini esas almakta ve keyfiliğe yol açabilecek nitelik
taşımaktadır. Bu durum, ilk kez tesis edilecek görevlendirme işlemleri
bakımından geçerli olduğu gibi görevlendirme işlemlerinin sona erdirilmesi
veya daha sonra tekrar yapılması bakımından da geçerli olacaktır.
Böylelikle; denetim görevini yerine getirecek müfettiş üzerinde baskı aracı
olarak kullanılmasına zemin hazırlayacağından müfettişin görevini nesnel
ölçüler çerçevesinde yapma gayreti göstermesi yerine istediği bir grupta
görevlendirilmeme veya istemediği gurupta görevlendirilme kaygısı ile hareket
etmesine sebep olacaktır.
Yukarıda belirtildiği (7) numaralı fıkrada,
Müfettişin hangi grupta hangi objektif ölçütlere göre görevlendirileceği
konusunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasanın 128 inci
maddesinde yer alan “... Memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir…”. hükmü gereğince görevlendirme konusunda yasal düzenleme yapılarak
gümrük ve ticaret müfettişlerine güvence oluşturulması gerekirken, Kanun
Hükmünde Kararnamede bu konuda düzenleme yapılmaması ve görevlendirmenin
herhangi bir nesnel ölçüt belirtilmeksizin bakan tarafından yapılacağının
belirtilmesiyle yetinilmesi, yasama yetkisinin devri anlamını taşımaktadır.
Hukuk devletinde denetim fonksiyonunu icra eden
müfettişlere mesleki ve görev güvencesi sağlanması hukuk devletinin bir
gereğidir. Görevlendirmenin müfettişler yönünden güvence sağlamayan bakan
tarafından veya 640 sayılı KHK’nın değişik 16/9
uncu maddesine göre yetki devretmesi durumunda da müsteşar tarafından bir
idari işlem ile yapılacak olması, denetimdeki istikrar ve denetimin tüm
etkilerden uzak bir şekilde nesnel ölçütlere göre yapılmasına engel teşkil
etmektedir. Bu nedenle, denetim fonksiyonunun tüm etkilerden ve baskılardan
uzak bir şekilde icra edilmesi, ancak bu görevi ifa eden müfettişlere
yasalarla sağlanacak mesleki ve görev güvencesiyle mümkün olacaktır. Bir
başka deyişle; guruplarda müfettişlerin görevlendirilmesinde esas alınacak
nesnel ölçütlerin yasayla belirlenmesi icap etmektedir.
Yukarıda
açıklandığı üzere 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 24 üncü maddesi
ile değişik, 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
maddesinin (1), (2), ve (7) numaralı fıkraları Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 10 uncu, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
6) 649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 54
üncü Maddesi ile 21.05.1986 Tarihli ve 3289 Sayılı Spor Genel Müdürlüğünün
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna Eklenen Geçici 12 nci
Maddenin Anayasaya Aykırılığı
649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 54 üncü
maddesi ile 3289 sayılı Kanuna eklenen geçici 12 nci
maddesiyle Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında İl Spor Müdürü ve
İlçe Spor Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte sona ereceği; bunların ekli (2) sayılı liste ile
ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro dereceleriyle
atanmış sayılacakları; bu madde uyarınca ihdas edilen Araştırmacı
kadrolarının, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek
kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı; bu madde uyarınca atanmış sayılan
personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski
kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her
türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü
ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai
ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas
alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge,
her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her
türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla
mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark
tutarının, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark
kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödeneceği; atanmış sayıldıkları
kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla,
kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son
verileceği ve Spor Genel Müdürlüğünün mevcut il ve ilçe müdürlüklerinin,
gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlükleri olarak faaliyetlerine
devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenlemeye göre, Spor Genel
Müdürlüğünün taşra teşkilatında İl Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü kadrolarında
bulunanların görevlerine son verilerek “Araştırmacı” kadrolarına
atanmalarının nedeni, İl Spor Müdürlüğünün adının Gençlik Hizmetleri ve
Spor İl Müdürlüğü, İlçe Spor Müdürlüğünün adının ise Gençlik Hizmetleri ve
Spor İlçe Müdürlüğü olarak değiştirilmesidir.
Sadece
isim değişikliğinden dolayı, 649 sayılı KHK’ye ekli (2) Sayılı Liste’de
görüldüğü üzere, Spor Genel Müdürlüğüne 1. Dereceden 240, 2. Dereceden 8 ve
3. Dereceden 6 olmak üzere toplam 254 Araştırmacı kadrosu ihdas edilmiş ve
dolayısıyla Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında il ve ilçe müdürü
olarak görev yapan 254 kamu görevlisi görevlerinden alınarak, Bakan
tarafından atama yapılmak üzere 254 boş müdür kadrosu yaratılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği
üzere, Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti,
insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,
eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun
üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların
üstünde Anayasa’nın ve yasakoyucunun da uyması
gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğunun bilincinde olan devlettir.
Hukuk
devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve
eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını
gerektirir. Hukukî güvenliğin bir sonucu da kazanılmış haklara saygı
ilkesidir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan ve kendisi
yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş olan haktır.
Kişilerin hukuk düzenine güvenerek elde ettikleri hakların sonradan
çıkarılacak yasal düzenlemelerle ihlal edilmemesi bu ilkenin gereğidir.
657 sayılı
Kanunun Temel ilkeler başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B)
bendinde kariyer, Devlet memurlarına yaptıkları
hizmetler için gerekli bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde,
sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını
sağlamaktır şeklinde; liyakat ise, Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi,
sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat
sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet
memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır şeklinde tanımlanmıştır.
649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3289
Sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
yürürlükten kaldırılmamış; Spor Genel Müdürlüğü de kapatılmamıştır. Taşra
teşkilatının İl Spor Müdürlüğü ve İlçe Spor Müdürlüğü olan adı, 649 sayılı
KHK’nin 53 üncü maddesiyle sırasıyla Gençlik Hizmetleri ve Spor İl
Müdürlüğü ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü olarak
değiştirilmiştir. İl Spor Müdürlüğü ve İlçe Spor
Müdürlüğü kadrolarında görev yapan kamu görevlileri, söz konusu görevlere
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kariyer ve liyakat ilkeleri
çerçevesinde yükseldiğine ve dolayısıyla bu görevler kendileri yönünden
hukuken kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüştüğüne ve söz konusu
il ve ilçe müdürlükleri kapatılmayıp sadece ismi değiştirildiğine göre, bu
görevleri statü hukukuna göre yürüten kamu görevlilerinin yasayla,
“Araştırmacı” gibi pasif bir göreve atanmaları, 657 sayılı Yasanın
öngördüğü güvenliklerinin ortadan kaldırılarak, statü hukukunun gereği olan
kazanılmış haklarının ellerinden alınması demektir. Dolayısıyla,
kazanılmış hakları ortadan kaldıran söz konusu düzenlemeler Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Öte yandan
iptali istenen geçici 12 nci maddede, bu madde
uyarınca atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları
tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları
aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri
adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya
bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir
değer olarak esas alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak
yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve
benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca
fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde aradaki fark tutarının, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödeneceği belirtilerek;
atamaları bu şekilde yapılanların mali haklarının korunduğu gibi gerçek
dışı bir izlenim yaratılmaktadır.
Ancak fıkrada, “toplam net tutarının”
ibaresinden sonra parantez içinde “bu tutar sabit bir değer olarak esas
alınır” ifadesine yer verilerek, kadro görev unvanlarına ait aylık net hak
edişleri sabitlenmiştir. Bu durumda örneğin il müdürünün en son aldığı net
maaşı 100 TL ve “Araştırmacı”nın maaşı ise 90 TL
ise aradaki 10 TL içinde bulunulan ayda tazminat olarak ödenerek maaşı yine
100 TL olacak; örneğin yıllık %11 oranındaki enflasyonun maaşlara yansıtılmasından
dolayı bir sonraki ay il müdürü maaşı 111 TL, Araştırmacı maaşı da 100 TL
olduğunda ise, net maaş sabitlendiğinden dolayı, il müdürü iken Yasayla
Araştırmacı kadrosuna atanan kişiye herhangi bir ödemede bulunulmayacak,
kişinin maaşı nominal olarak yine 100 TL olurken;
reel olarak 90 TL’ye gerileyecektir. Dolayısıyla kazanılmış statü kaybının
yanında kazanılmış mali hak kaybı da söz konusu olduğundan iptali istenen
düzenlemeler Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin
atanmalarındaki usule göre görevlerinden el çektirilmeleri, statü hukukunun
temel bir ilkesidir. Siyasi iktidarın Spor Genel Müdürlüğünün taşra
teşkilatı il ve ilçe müdürlüğü kadrolarında mutlak bir siyasi kadrolaşmaya
gitmek için, ortada hukuken geçerli olabilecek hiçbir neden yok iken sadece
isim değişikliğinden dolayı taşra teşkilatının yönetim kadrolarını Yasayla
boşaltması, bu yönden de hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Diğer yandan, Yasa ile
hem il müdürü, hem ilçe müdürü “Araştırmacı” kadrosuna atanmaktadır.
Anayasanın 10 uncu maddesindeki, “yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal
durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal
eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan
kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,
ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı
durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa
karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,
herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen
eşitlik ilkesi zedelenmez. Statü hukukunda il müdürü ile ilçe müdürü farklı
hiyerarşik kademe ve kadro unvanlarına karşılık geldiği halde; bunlar bir,
aynı ve eşitlermiş gibi il müdürünün de ilçe müdürünün de “Araştırmacı”
kadrolarına atanmaları, Anayasanın 10 ncu
maddesindeki “yasa önünde eşitlik ilkesi” ile bağdaşmaz.
Anayasanın 36 ncı
maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahip olduğu; 125 nci
maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun
açık olduğu belirtilmiştir.
Kamu
görevlilerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kariyer ve liyakat
ilkelerine göre yükseldikleri ve hukuki güvenliğe sahip kılındıkları il
müdürü ve ilçe müdürü kadro unvanlarından, “Araştırmacı” görevine olağan
hukuki yol olan idari işlemle atamalarının yapılması durumunda
kullanabilecekleri Anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğü ile
yetkili yargı mercilerine dava açma haklarının, Yasayla atanmaları
suretiyle ellerinden alınması Anayasanın 36 ve 125 nci
maddelerine aykırıdır.
Öte yandan, Anayasanın 36 ncı maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti,
Anayasanın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde Kişinin Hakları ve Ödevleri
arasında yer almaktadır. Anayasanın 91 inci maddesinde, Anayasanın ikinci
kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişinin
hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve
ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği kuralına yer
verilmiştir. Bakanlar Kurulunun 649 sayılı KHK ile kamu görevlilerinin hak
arama hürriyetlerini yasal düzenleme ile ellerlinden alması, KHK ile
düzenleme yasağı alanına girdiğinden, 649 sayılı KHK’nin 54 üncü maddesiyle
3289 sayılı Kanuna eklenen geçici 12 nci madde,
Anayasanın 91 inci maddesine de aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 649
sayılı KHK’nin 54 üncü maddesiyle 3289 sayılı Kanuna eklenen geçici 12 nci maddesi, Anayasanın 2 nci,
10 uncu, 36 ncı, 91 inci ve 125 inci maddelerine
aykırı olduğundan iptali gerekir.
III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Anayasanın 2 nci
maddesinde Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti
olarak tanımlanmıştır. Hukuk devleti ilkesi gereği idarenin tüm eylem ve
işlemlerinin yasal dayanağının bulunması, aynı zamanda anayasanın 123 üncü
maddesinde belirtilen kanuni idare ilkesinin de bir gereğidir. Türk İdare
Yapısında bakanlık teşkilat ve görevlerinin oluşturulmasında tekdüzelik
esas alınarak bütün bakanlık teşkilatları için yeknesak bir örgütlenme
modeli öngörülmüştür. Bu örgütlenme modelinin dayanağı 3046 sayılı Kanun
olup, bu Kanunun da dayanağını Anayasamızın idarenin bütünlüğünü ve kanunla
düzenlenmesini öngören 123 üncü maddesi ile yine bakanlıkların kurulması
başlıklı 113 üncü maddesi oluşturmaktadır. Bu nedenle; iptali istenilen
düzenlemelerle Anayasa ve yasa ile güvence altına alınan tekdüze bakanlık
teşkilatlanma modeline aykırı durumlar yaratılmıştır. Bakanın devredilemez
nitelikte bulunan kendine doğrudan bağlı bakanlık müfettişleri aracılığı
ile yerine getirilen denetim ve gözetim yetkisinin alt kademelere devri imkanı tanınmış, böylelikle; diğer bakanlık teşkilat
kanunları ile 3046 sayılı Kanuna göre sadece bakanın emri ve onayı üzerine
bakan adına denetim fonksiyonu icra eden bakanlık müfettişlerinin
Anayasanın 112 nci maddesine aykırı bir şekilde
bakanlık müsteşarının emir ve onayı üzerine görev yapar hale getirilmiştir.
Görev yönünden idare edilenlerle hiçbir şekilde amir ve memur ilişkisi
içinde olmaması gereken bakanlık müfettişleri müsteşarın emrine verilmiş,
onun emri ve onayı üzerine görev yapar hale getirilmişlerdir. Bu durum ise,
müfettişler tarafından yapılacak denetim fonksiyonun bağımsız bir şekilde
cereyan etmesini önleyeceği gibi ilerleyen zamanlarda Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı gibi önemli bir bakanlıkta müsteşar tarafından yapılacak olan kimi
idari eylem ve işlemlerin denetim dışı kalmasına da neden olacaktır. Bu
nedenle; devletin en önemli fonksiyonlarından biri olan denetim
fonksiyonunu işlevsizleştirmeye yönelik bu düzenlemelerin uygulamada
denetimi zafiyete uğratacağı gibi denetimden beklenen kamu yararının
oluşmasını engelleyecek ve ileride telafisi güç ve imkansız
zararların ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Ayrıca; Anayasanın 2 nci,
8 inci, 11 inci, 104 üncü ve 105 inci maddelerine aykırı düşen, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı’nın üst düzey görevlileri olan başta rehberlik ve teftiş
başkanının atanma şeklinin öngörülmemesi, yine başkanın müfettiş sıfat ve
yetkisine sahip olmayan kişiler arasından atanabilmesine imkan
tanınması, aynı zamanda başkan yardımcısının atama ile değil bakan tarafından
yapılacak bir görevlendirme şeklindeki idari tasarrufla yapılamasına
yönelik düzenlemelerin yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı’nın atama
kararnamelerinin, güvence niteliğinde “karşı – imza” kuramı uyarınca
imzalaması gerekliliğini ortadan kaldırdığı gibi bu hükümlerin uygulanması
halinde denetimin meslek ve görev güvencesi olmayan veya mesleki kariyerden
gelmeyen kişiler eliyle yapılacak olması nedeniyle sonradan giderilmesi güç
ya da imkansız durum ve zararların doğabileceği aşikardır.
Yine Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci,
123 üncü ve 128 inci maddelerine açıkça aykırı olan müfettişlik gibi
kariyer mesleğini icra edecek kamu görevlilerinin mesleğe alınmaları,
yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumluluklarının yönetmelikle
belirleneceği şeklindeki düzenleme ile müfettişlerin hangi grup başkanlığı
bünyesinde görev yapacağının bakan tarafından belirleneceği şeklindeki
düzenlemenin, memurlar ve diğer kamu görevlileri için bizzat Anayasa
tarafından öngörülen kanunla düzenleme güvencesinin ortadan kaldırılması
sonucunu doğurduğundan bu düzenlemelerin uygulanması halinde sonradan
giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlar doğabilecektir.
Diğer
taraftan; Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi ile ilgili
olarak yerleşik içtihat haline gelen Anayasa Mahkemesi Kararlarından da
görüleceği üzere; Konum, görev ve yetki itibariyle hukuksal durumları ayrı
olan Bakanlık Müfettişleri ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığının genel
müdürlüklerinde istihdam edilen Kontrolörlerin yeni düzenleme yapmak
suretiyle aynı kurallara bağlı tutulması ve bu bağlamda Kontrolörlere ayrıcalık
tanınması Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine
aykırılık oluşturmaktadır. Mesleğe alınma, yetki, görev, sorumluluk atanma
şekli, bağlı olunan makam, yetki ve görev alanı ve kapsamı yönlerinden
bakanlık müfettişlerinden tamamen farklı olan genel müdürlük bünyesinde
görev yapan kontrolörlerin hiçbir işleme gerek kalmaksızın tamamının gümrük
ve ticaret müfettişliğine atanmış sayılacağı şeklindeki düzenleme ile genel
müdürlük kontrolörlerinin daha önce kontrolörlükte geçirmiş oldukları
hizmet sürelerinin gümrük ve ticaret müfettişliğinde geçirilmiş sayılacağı
şeklindeki düzenlemeler, Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen
10 uncu maddesi, hukuk güvenliği ilkesi ile kazanılmış haklara saygı
ilkelerinin hukuki dayanağı olan Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. İptali
istenilen bu düzenlemelerle genel müdürlük düzeyinde görev yapan görev,
yetki ve sorumluluğu sadece görev yaptığı genel müdürlüğün faaliyet alanı
ile sınırlı olan genel müdürlük kontrolörleri, herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın gümrük ve ticaret müfettişliğine atanmış sayılarak teftiş,
inceleme ve soruşturma yetkisine sahip olmuşlardır. Aynı
zamanda; kontrolörler daha önce müfettişlik mesleğini icra etmedikleri
halde, kontrolörlük görevlerinde geçirmiş oldukları hizmet süreleri
müfettişlikte geçirilmiş sayılmak suretiyle, belirli şartları taşıyan
adaylar arasından giriş sınavını kazanarak Müfettiş Yardımcılığı statüsünü
elde eden ve (3) yıllık bir yetiştirme dönemi sonunda yapılan yeterlik
sınavında başarılı olmaları halinde müşterek kararname ile Müfettişlik
unvanını kazanan müfettişlerle her açıdan eşit konuma getirilmiştir.
Bu düzenlemelerle müfettişlik
mesleğine kariyer ve liyakat esasına göre girmiş mevcut müfettişlerden
hizmet süresi daha fazla olan kontrolörler daha kıdemli hale getirilmiştir.
Müfettişliğe atananların yeterlik
sınavındaki başarı derecelerine göre saptanmasında ve memuriyette derece
yükselmelerinde ve müfettişlere sağlanan diğer haklardan faydalanma gibi
kimi haklardan istifade etmede esas alınan kıdem teftiş hizmetlerinin
mutlak vazgeçilmez niteliği olan kariyer ve liyakat ilkelerinin de bir gereğidir.
Aynı zamanda; müfettişlik mesleği içinde bazı haklardan faydalanmalarda
nesnel bir ölçüt olan kıdem işyerinde çalışma barışının korunmasında da
önemli bir etkendir. Ancak; bu düzenlemelerle daha önce müfettişlik
mesleğini kariyer esasına göre edinmeyen kontrolör unvanlı kamu
görevlilerine kontrolörlükte geçirdiği sürelerin müfettişlikte geçirilmiş
sayılacağı yönündeki düzenlemeler müfettişlik mesleği içinde birtakım
haklardan faydalanmada yegane ölçüt olan kıdem
olgusunu ortadan kaldırmıştır. Böylelikle; bu düzenlemeler yürürlüğe
girmeden önce kariyer esasına göre müfettişlik mesleğini iktisap etmiş
gümrük ve ticaret müfettişlerinin kıdem esasına göre daha önce kazanılmış
bir takım haklarını ortadan kaldırır nitelik taşımaktadır. Bu durum, daha
önce kariyer esasına göre müfettiş olanlarla KHK’nın
ilgili maddeleri uyarınca herhangi bir işleme gerek kalmaksızın gümrük ve
ticaret müfettişliğine atanmış sayılan genel müdürlük kontrolörleri
arasında çalışma barışının bozulmasına, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli
bir şekilde yürütülmemesine neden olacaktır. Bu nedenle; kazanılmış haklara
saygı ve hukuk güvenliği ilkelerine açıkça aykırı olduğu görülen söz konusu
düzenlemelerin yürürlüğünün durdurulması, Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Sonuç olarak; kamu
yararına ve Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan iptali istenen bu
düzenlemelerin uygulanması halinde sonradan giderilmesi olanaksız durum ve
zararlar doğacaktır.
Ayrıca, Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatının il müdürü ve ilçe
müdürü kadroları, Anayasaya aykırı bir şekilde yasayla boşaltılmak
suretiyle, bir yandan il ve ilçe müdürlüğü kadrolarına siyasal iktidarın
tarafgirlik ölçütleri bağlamında atamalar yapmasının önü açılırken; diğer
yandan bu kadrolara kariyer ve liyakat ilkelerine göre yükselen kadro görev
unvanlarının hukuki sahibi kamu görevlileri ise, telafisi mümkün olmayan
zararlarla karşı karşıya gelmiş bulunmaktadırlar.
Öte yandan, Anayasal
düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk
devleti olmanın gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk
devletinde subjektif yararların üstünde, özenle
korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur.
Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve
özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin
hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol
açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Bu zarar ve durumların
doğmasını önlemek amacıyla Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen bu
hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de
durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.
IV. SONUÇ VE İSTEM
17.08.2011 tarihli ve
28028 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, 08.08.2011 tarihli ve 649 Sayılı
Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin;
1) Tümü ve ayrı ayrı tüm maddeleri ile eki (1) Sayılı Liste, (2) Sayılı
Liste, (3) Sayılı Liste ve (4) Sayılı Liste, Anayasanın Başlangıcının dördüncü fıkrası ile 2 nci,
6 ncı, 7 nci ve 91 inci
maddelerine;
2) 24 üncü maddesiyle
değiştirilen 03.06.2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinin (3) numaralı fıkrası ile (9) numaralı
fıkrası, Anayasanın
2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 112 nci, 113
üncü ve 123 üncü maddelerine;
3) 28 inci maddesi ile
640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü maddesine eklenen
(12), (13) ve (14) numaralı fıkraları, Anayasanın 2 nci, 10 uncu, 49 uncu, 70 inci
ve 91 inci maddelerine;
4) 24 üncü maddesi ile
değiştirilen 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
maddesinin (8) numaralı fıkrası, Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci,
11 inci ve 128 inci maddelerine;
5) 24 üncü maddesi ile
değiştirilen 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı
maddesinin (1), (2) ve (7) numaralı fıkraları, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 10 uncu, 11 inci ve 128 inci maddelerine;
6) 54 üncü maddesi ile
21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanuna eklenen geçici 12 nci maddesi,
Anayasanın 2 nci, 10 uncu, 36 ncı,
91 inci ve 125 inci maddelerine;
aykırı olduklarından iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç
ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine
ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
B- İtiraz
Başvurularının Gerekçeleri
1- E.2012/47 Sayılı İtiraz Başvurusunun Gerekçe Bölümü
Şöyledir:
“Davacı … tarafından, … Gençlik ve Spor İI
Müdürü olarak görev yapmakta iken, 649 sayılı KHK’nin 54. maddesi ile 3289
sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi uyarınca anılan görevden alınarak
araştırmacı kadrosuna atanmasına ilişkin işlem ile maaş ve özlük haklarının
Ağustos 2011 tarihi itibariyle dondurulmasına ilişkin işlemlerin; maaşının
belli bir süre sabit kalacağı, araştırmacı kadrosunun 657 sayılı Yasada
düzenlenmediği ve kadrosu ile uyumlu olmadığı, kazanılmış haklarının
korunmadığı, kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı uygulama yapıldığı, hukuk
devleti ilkesinin ihlal edildiği, bu durumun Anayasaya aykırı olduğu
iddialarıyla iptali istemiyle GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI’NA karşı işbu dava
açılmıştır.
Mahkememizce yapılan incelemede,
06/04/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak
çıkarılan 17.08.2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin 54. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin Anayasa’nın
Başlangıç kısmına, 2., 36., 49. ve 91. maddelerine
aykırı olduğu kanaati hasıl olmuştur.
UYUŞMAZLIKTA UYGULANACAK KANUN
MADDESİ
06/04/2011 tarihli
ve 6223 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 17.08.2011
tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 649
sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi ile
3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a
eklenen geçici 12. maddede, “Spor Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında İl
Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlar ekli (2) sayılı liste
ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro
dereceleriyle atanmış sayılır. Bu madde uyarınca ihdas edilen Araştırmacı kadroları,
herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın
iptal edilmiş sayılır. Bu madde uyarınca atanmış sayılan
personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski
kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her
türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü
ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai
ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas
alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek
gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla
yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya
bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde
aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın
fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış
sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik
olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı
ödenmesine sonverilir. Spor Genel Müdürlüğünün mevcut il ve ilçe müdürlükleri,
gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlükleri olarak faaliyetlerine
devam eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizce, 649 sayılı Avrupa
Birliği Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi ile 3289 sayılı
Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen
geçici 12. maddesindeki hükmün, Anayasa’nın Başlangıç kısmına, 2., 36., 49. ve 91. maddelerine aykırı olduğu
düşünülmektedir.
DAVA DOSYANIN İNCELENMESİ
Davacı … tarafından, … Gençlik ve Spor İl
Müdürü olarak görev yapmakta iken, 649 sayılı KHK’nin 54. maddesi ile 3289
sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi uyarınca anılan görevden alınarak
araştırmacı kadrosuna atanmasına ilişkin işlem ile maaş ve özlük haklarının
Ağustos 2011 tarihi itibariyle dondurulmasına ilişkin işlemlerin iptali
istemiyle dava açıldığı görülmüş olup; dava konusu işlemin dayanağını
oluşturan, 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54.
maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12. maddesinin, aşağıda açıklayacağımız
gerekçelerle Anayasa’ya aykırı bulunduğu görüşüne ulaşılmıştır.
ANAYASA AYKIRILIK İTİRAZIMIZIN NEDENLERİ
A) DAYANILAN ANAYASA KURALLARI:
1) Anayasanın Başlangıç kısmı,
“Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk
Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir
kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun
icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü
ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;”
2) 2. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
3) 36. maddesi, “Herkes, meşru vasıta
ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya
davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
4) 49. maddesi, “Devlet, çalışanların
hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları
ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli
ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır.”
5) 91. maddesi, “Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Bakanlar Kumluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel
haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî
haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun
hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve
süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını
gösterir.” hükümleri.
B) ANAYASAYA AYKIRILIK VE GEREKÇELERİ:
T.C.
Anayasası’nın “Başlangıç” bölümünde kuvvetler ayrımının, Devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, Devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü
ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu, 2.
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu, 36. maddesinin
birinci fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 49. maddesinde devletin çalışma
barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı, 91. maddesinde ise,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin belirli konularda düzenleme yapmak üzere
sınır ve süre ile sayısı belli olmak üzere kanun hükmünde kararname çıkarma
konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verebileceği hükme bağlanmıştır.
Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemleri
hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmuş, bunu
geliştirerek sürdürmekle kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet organlarına
egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan
haklarına dayanan bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı
denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uymak zorunda olduğu Anayasa’nın ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Kişilere hukuk güvenliğinin
sağlanması da hukuk devletinin ön koşullarındandır.
Olayda
davacı, 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54.
maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi hükmü uyarınca, Aksaray Gençlik
ve Spor İl Müdürü görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atanmış ve maaş
ve özlük hakları Ağustos 2011 tarihi itibariyle araştırması kadrosu
maaşlarına denk gelinceye kadar sabitlenmiştir.
649 sayılı KHK’nin 54. maddesi ile
3289 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. madde hükmü ile,
daha önce unvanlı görevlerde bulunmuş kamu personelinin kişisel durumlarını
ve mesleki kazanımlarını gözetmeksizin doğrudan araştırmacı kadrolarına
atanmalarını öngörmektedir.
İtiraz konusu kuralla Bakanlar Kurulu
kararıyla kaldırılan Spor İl Müdürlüğü kadrosunda Spor İl Müdürü olarak
görev yapan ve halen memuriyet görevi devam eden kişilerin araştırmacı
kadrolarına atanmış sayılacakları belirtilmektedir.
İdari
görevlere atanma ve dolayısıyla görevlerin sona erdirilmesi işlemleri idare
fonksiyonuyla ilgili olduğundan idari makamlarca tesis edilmesi gereken
tasarruflardır. 649
sayılı KHK’nin
54. maddesi ile 3289 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi ile ise yeni
bir göreve atanma işlemi idari bir tasarrufla değil kanun hükmünde kararname
ile tesis edilmiş olup, bu durum Anayasa’nın yukarıda anılan maddelerine
aykırı olduğu gibi, yasaların genel, soyut, sürekli, düzenleyici ve nesnel
olması ilkesine de uymamaktadır.
Anayasa
Mahkemesi’nin 6.4.2006 günlü, E:2003/112, K:2006/49 sayılı kararında da
vurgulandığı üzere, “Hukuk devletinde yasaların ilke olarak genel, soyut ve
nesnel olmaları gerektiğinden bir statüye atanmış olan kişilerin bu hukuki
statüde bir değişiklik olmaksızın hukuk güvenliklerini ihlal edecek biçimde
yasama tasarrufunda bulunulması Anayasa’ya aykırılık oluşturur. Bu nedenle
genel, soyut ve nesnel olma özellikleri taşımayan kural hukuk devleti
ilkesiyle bağdaşmamaktadır.”
Anayasa’nın
36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Herkes, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne
karşın, halen görevde bulunan Spor İl Müdürlüğü’ne Spor İl Müdürü olarak
görev yapmakta olanların araştırmacı kadrosuna kanun hükmünde kararname ile
atanması, ilgililerin bu tasarrufa karşı dava açma hakları bulunmadığından
hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırmak suretiyle yargı denetimini de
engellemektedir.
Mevcut
Spor İl Müdürlüklerinin Gençlik Hizmetleri ve Spor İI Müdürlüklerine
dönüştürülmesinden sonra, bu birim yerine yeni bir birim kurulmasına
karşın, kaldırılan Spor İl Müdürlüğünde Spor İl Müdürü olarak görev yapanların
durumlarının kariyer ve liyakat ilkeleri ile kadro dereceleri gözetilip
değerlendirilerek atanmalarına olanak verecek şekilde genel, soyut,
sürekli, düzenleyici ve nesnel yasal düzenleme yapılması gerekirken, yeni
kurulan birime İl Müdürü olarak atanabilmelerini ya da yeni ihdas edilen İl
Müdürü kadrosuna atananların da bu görevlerini sürdürmelerini önleyecek
şekilde araştırmacı kadrolarına atanmalarının, kanun hükmünde kararnamenin
zorunlu bir sonucunu oluşturması ve kanun hükmünde kararname kuralına karşı
ilgililerin dava açma haklarının bulunmaması, hak arama özgürlüğünün
kullanılabilmesine engel oluşturmakta ve kişilerin hukuk güvenliğini ihlal
etmektedir.
Ayrıca Anayasanın 91. maddesi hükmü
uyarınca verilen kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin kullanılması
sırasında yetki kanunu ile verilen sınır çerçevesinde hareket edilmesinin
gerekeceği ve verilmemiş bir yetkinin kullanılmasına olanak bulunmayacağı
kuşkusuzdur. 649 sayılı kanun hükmünde kararnamenin yetki
kanunu olan 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli Etkin ve Verimli Bir
Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat
Görev ve Yetkileri İle Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki
Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde “kamu kurum ve
kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile
diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların
atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma
ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına,” ilişkin konularda
düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma
yetkisi verildiği görülmektedir. Söz konusu yetki kanununda atama ve
görevden almaya ilişkin yalnızca genel ve soyut olan usul ve esasları
belirleme yetkisinin verilmiş olmasına karşın, itiraza konu 649 sayılı
KHK’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Kanun’ a eklenen geçici 12. maddesinde
bu durum aşılarak bireysel idari işlem tesis edildiği, kanun hükmünde
kararname ile verilen yetkinin yukarıda anılan AnayasaMahkemesinin kural tasarrufların
genel, soyut ve nesnel olma özellikleri taşıması gerektiği yolundaki
kararında çizilen sınıra uygun olmasına karşın Bakanlar Kurulu tarafından
bu yetki aşılarak statü hukukuna ilişkin tasarruflarda bulunacak şekilde
kanun hükmünde kararname çıkarıldığı, bu durumun ise Anayasanın 91.
maddesine aykırı olduğu görülmektedir.
Yine 649 sayılı KHK’nin 54. maddesi
ile 3289 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi ile spor il müdürlüğünden
araştırmacı kadrosuna atanan davacının maaşı sabitlenerek, il müdürleri ile
arasında bir dengesizlik oluşturulmuş olup, bu durumda Anayasanın 49.
maddesi uyarınca çalışma barışını bozucu bir duruma sebep olmuştur.
Sonuç olarak; itiraza konu olan kanun
hükmünde kararname kuralının Anayasanın Başlangıç, 2, 36, 49 ve 91.
maddesine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan
nedenlerle, 649 sayılı KHK’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Kanun’a eklenen
geçici 12. maddesi Anayasa’mızın Başlangıç kısmına, 2. maddesine, 36.
maddesine, 49. maddesine ve 91. maddesine aykırı olduğu ve Anayasa
Mahkemesi’nce iptali gerekeceği düşüncesi ile 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesi
uyarınca itiraz yoluyla incelenmek suretiyle iptali amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına, yine başvurumuzun Anayasa Mahkemesi’nce kabul edilmesinden
başlayarak anılan 40. madde uyarınca beş ay süre ile Anayasa Mahkemesi’nin
bu konudaki kararının beklenmesine, kararımıza dava dosyamızın onaylı bir
örneğinin eklenmesine, kararımızın bir örneğinin taraflara tebliğine,
15.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
2- E.2012/62 Sayılı
İtiraz Başvurusunun Gerekçe Bölümü Şöyledir:
“T.C.
Anayasası’nın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti
olduğu, 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme
bağlanmıştır.
Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemleri
hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmuş, bunu
geliştirerek sürdürmekte kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
insan haklarına dayanan bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı
denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu
Anayasanın ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması da hukuk devletinin ön
koşullarındandır.
Olayda
davacı, 649 sayılı Avrupa Birliği Başkanlığının, Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
54. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi hükmü uyarınca, Diyarbakır Gençlik ve
Spor İl Müdürü görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atanmış ve maaş ve
özlük hakları Ağustos 2011 tarihi itibariyle araştırmacı kadrosu maaşlarına
denk gelinceye kadar sabitlenmiştir.
649 sayılı
KHK’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Kanun’a Eklenen geçici 12. madde hükmü
ile daha önce unvanlı görevlerde bulunmuş kamu personelinin kişisel
durumlarını ve mesleki kazanımlarını gözetmeksizin doğrudan araştırmacı
kadrolarına atanmalarını öngörmektedir.
İtiraz
konusu kuralla Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılan Spor İl Müdürlüğü
kadrosunda Spor İl Müdürü olarak görev yapan ve halen memuriyet görevi
devam eden kişilerin araştırmacı kadrolarına atanmış sayılacakları
belirtilmektedir.
İdari
görevlere atanma ve dolayısıyla görevlerin sona erdirilmesi işlemleri idare
fonksiyonuyla ilgili olduğundan, idari makamlarca tesis edilmesi gereken
tasarruflardır. 649 sayılı KHK’nın 54. maddesi ile 3289 Kanun’a eklenen
geçici 12. maddesi ile ise, yeni göreve atanma işlemi idari bir tasarrufla
değil, Kanun Hükmünde Kararname ile tesis edilmiş olup, bu durum
Anayasa’nın yukarıda anılan maddelerine aykırı olduğu gibi, yasaların genel
soyut, sürekli, düzenleyici ve nesnel olması ilkesine de uymamaktadır.
Anayasa
Mahkemesi’nin 06.04.2006 günlü, E:2003/112, K:2006/49 sayılı kararında da
vurgulandığı üzere “Hukuk devletlerinde yasaların ilke olarak genel, soyut
ve nesnel olmaları gerektiğinden bir statüye atanmış olan kişilerin bu
hukuki statüde bir değişiklik olmaksızın hukuk güvenlikleri ihlal edecek
biçimde yasama tasarrufunda bulunulması Anayasa’ya aykırılık oluşturur. Bu
nedenle genel, soyut ve nesnel olma özellikleri taşımayan kural, hukuk
devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.”
Anayasa’nın
36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Herkes meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” hükmüne karşın, halen görevde
bulunan Spor İl Müdürlüğü’nde Spor İl Müdürü olarak görev yapmakta
olanların araştırmacı kadrosuna Kanun Hükmünde Kararname ile atanması,
ilgililerin bu tasarrufa karşı dava açma hakları bulunmadığından hak arama
özgürlüklerini ortadan kaldırmak suretiyle yargı denetimini de
engellemektedir.
Mevcut
Spor İl Müdürlüklerinin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerine
dönüştürülmesinden sonra, bu birim yerine yeni bir birim kurulmasına
karşın, kaldırılan Spor İl Müdürlüğünde Spor İl Müdürü olarak görev
yapanların durumlarının kariyer ve liyakat ilkeleri ile kadro dereceleri
gözetilip değerlendirilerek atanmalarına olanak verecek şekilde genel,
soyut, sürekli, düzenleyici ve nesnel yasal düzenleme yapılması gerekirken
yeni kurulan birime İl Müdürü olarak atanabilmelerini ya da yeni ihdas
edilen İl Müdürü kadrosuna atananların da bu görevlerini sürdürmelerini
önleyecek şekilde araştırmacı kadrolarına atanmalarının, kanun hükmünde
kararnamenin zorunlu bir sonucunu oluşturması ve kanun hükmünde kararname
kuralına karşı ilgililerin dava açma haklarının bulunmaması hak arama
özgürlüğünün kullanılabilmesine engel oluşturmakta ve kişilerin hukuk
güvenliğini ihlal etmektedir.
Sonuç
olarak; itiraza konu olan kanun hükmünde kararname kuralının Anayasa’nın 2.
ve 36. maddelerine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
C) SONUÇ
Açıklanan
nedenlerle; 649 sayılı KHK’nın 54. maddesi ile 3289 sayılı Kanuna eklenen
geçici 12. maddenin T.C Anayasasının 2. ve 36. maddelerine, aykırı olduğu
ve Anayasa Mahkemesince iptali gerekeceği düşüncesi ile 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesi
uyarınca itiraz yoluyla incelenmek suretiyle iptali amacıyla Anayasa
Mahkemesi’ne başvurulmasına, başvurumuzun Anayasa Mahkemesi’nce kabul
edilmesinden başlayarak anılan 40. madde uyarınca beş ay süre ile Anayasa
Mahkemesi’nin bu konudaki kararının beklenilmesine, kararımıza dava
dosyamızın onaylı bir örneğinin eklenmesine, kararımızın bir örneğinin
taraflara tebliğine, 11/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
3- E.2012/85 Sayılı İtiraz Başvurusunun Gerekçe Bölümü
Şöyledir:
“… Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak görev yapmakta iken 17.8.2011
günlü, 28028 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 649 sayılı KHK’nın 54.
maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’a eklenen Geçici 12. madde ile tüm il spor müdürleri ile
birlikte bu görevden alınarak araştırmacı kadrosuna atanan davacı … tarafından, anılan düzenlemeden
sonra kendisine yönelik olarak tesis edilen il müdürlüğü görevinin
sonlandırılarak araştırmacı kadrosuna atanması ve maaş ve özlük haklarının
Spor Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı’nın 23.8.2011 günlü, 11825
sayılı yazısı çerçevesinde Ağustos 2011 tarihi itibariyle dondurulmasına
ilişkin işlemlerin iptali istemiyle Gençlik Ve Spor Bakanlığı’na karşı
açılan davada, dava konusu işlemin dayanağı olan 649 sayılı KHK’nın 54.
maddesinin Anayasa hükümlerine aykırı olduğu yolundaki davacı itirazı ciddi
bulunduğundan, 6216 sayılı Yasanın 40. maddesi uyarınca Anayasa
Mahkemesi’nce “somut norm denetimi” yapılmak üzere Anayasaya aykırılık
itirazında bulunulması gerektiği sonucuna varılarak gereği görüşüldü:
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 11’inci maddesinin ikinci fıkrasında kanunların
Anayasa’ya aykırı olamayacağı belirtilmiş; 152’nci maddesinde de, “Bir
davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa
Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme,
Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince
esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine
gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre
içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre
sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar
kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa
Mahkemesi’nin işin esasına girerek verdiği red
kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı
kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda
bulunulamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN MADDİ ÇERÇEVESİ:
… Gençlik ve Spor
İl Müdürü olarak görev yapan davacının, 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle
Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi uyarınca doğrudan herhangi bir
idari işleme gerek kalmaksızın araştırmacı olarak atanması üzerine bu
işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İTİRAZ EDİLEN YASA KURALI:
649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54.
maddesinde “Spor Genel Müdürlüğü taşra
teşkilatında İl Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlar ekli (2) sayılı liste ile ihdas
edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro dereceleriyle
atanmış sayılır. Bu madde uyarınca ihdas edilen Araştırmacı
kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek
kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu madde uyarınca atanmış sayılan
personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski
kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her
türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü
ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai
ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas
alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek
gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla
yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya
bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde
aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın
fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları
kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla,
kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son
verilir. Spor Genel Müdürlüğünün mevcut il ve ilçe müdürlükleri, gençlik
hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlükleri olarak faaliyetlerine devam
eder.” hükmüne yer verilmiş ve personelin
(davacının) kanun hükmünde kararname ile doğrudan doğruya
araştırmacı kadrosuna atanmasına karar verilmiştir.
ANAYASA’YA AYKIRILIK
İTİRAZIMIZIN NEDENLERİ:
Dayanılan Anayasa Kuralları:
1- “Başlangıç - Millet iradesinin
mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve
bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu
Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş
hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin
kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği
olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu,”
2- “Madde
2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk Devletidir.”
3- “Madde
36- Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle
yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir.”
4- “Madde 91- Türkiye Büyük
Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan haklar,
kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve
ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun
hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve
süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını
gösterir.”
Anayasa’ya Aykırılık Nedenleri:
T.C.
Anayasası’nın “Başlangıç” bölümünde kuvvetler ayrımının, Devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, Devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü
ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu, 2.
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu, 36. maddesinin
birinci fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 91. maddesinde ise, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin belirli konularda düzenleme yapmak üzere sınır ve süre
ile sayısı belli olmak üzere kanun hükmünde kararname çıkarma konusunda
Bakanlar Kuruluna yetki verebileceği hükme bağlanmıştır.
Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemleri
hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmuş, bunu
geliştirerek sürdürmekle kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet organlarına
egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan
haklarına dayanan bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı
denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uymak zorunda olduğu Anayasa’nın ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması
da hukuk devletinin ön koşullarındandır.
Olayda davacı, 649 sayılı Avrupa
Birliği Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi hükmü uyarınca, Kırşehir Gençlik ve
Spor İl Müdürü görevinden araştırmacı kadrosuna atanmıştır.
649 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 54. maddesi, daha önce unvanlı görevlerde bulunmuş kamu personelinin
kişisel durumlarını ve mesleki kazanımlarını gözetmeksizin doğrudan
araştırmacı kadrolarına atanmalarını öngörmektedir.
İtiraz konusu kuralla Spor Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatında İl Spor Müdürü olarak görev yapan ve halen
memuriyet görevi devam eden kişilerin araştırmacı kadrolarına atanmış
sayılacakları belirtilmektedir.
İdari görevlere atanma ve dolayısıyla
görevlerin sona erdirilmesi işlemleri idare fonksiyonuyla ilgili olduğundan
idari makamlarca tesis edilmesi gereken tasarruflardır. 649 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi ile ise yeni bir göreve atanma işlemi
idari bir tasarrufla değil kanun hükmünde kararname ile tesis edilmiş olup,
bu durum Anayasa’nın yukarıda anılan maddelerine aykırı olduğu gibi,
yasaların genel, soyut, sürekli, düzenleyici ve nesnel olması ilkesine de
uymamaktadır.
Anayasa
Mahkemesi’nin 6.4.2006 günlü, E:2003/112, K:2006/49 sayılı kararında da
vurgulandığı üzere, “Hukuk devletinde yasaların ilke olarak genel, soyut ve
nesnel olmaları gerektiğinden bir statüye atanmış olan kişilerin bu hukuki
statüde bir değişiklik olmaksızın hukuk güvenliklerini ihlal edecek biçimde
yasama tasarrufunda bulunulması Anayasa’ya aykırılık oluşturur. Bu nedenle
genel, soyut ve nesnel olma özellikleri taşımayan kural hukuk devleti
ilkesiyle bağdaşmamaktadır.”
Anayasa’nın
36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Herkes, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne
karşın, Spor Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında İl Spor Müdürü olarak görev
yapmakta olanların araştırmacı kadrosuna kanun hükmünde kararname ile
atanması, ilgililerin bu tasarrufa karşı dava açma hakları bulunmadığından
hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırmak suretiyle yargı denetimini de
engellemektedir.
Spor Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatında İl Spor Müdürü olarak görev yapanların
durumlarının kariyer ve liyakat ilkeleri ile kadro dereceleri gözetilip
değerlendirilerek atanmalarına olanak verecek şekilde genel, soyut, sürekli,
düzenleyici ve nesnel yasal düzenleme yapılması gerekirken, yeni kurulan
Genel Müdürlük taşra teşkilatına müdür yardımcısı olarak atanabilmelerini
ya da yeni ihdas edilen müdür yardımcısı kadrosuna atananların da bu
görevlerini sürdürmelerini önleyecek şekilde araştırmacı kadrolarına
atanmalarının, kanun hükmünde kararnamenin zorunlu bir sonucunu oluşturması
ve kanun hükmünde kararname kuralına karşı ilgililerin dava açma haklarının
bulunmaması, hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesine engel oluşturmakta
ve kişilerin hukuk güvenliğini ihlal etmektedir.
Ayrıca Anayasanın 91. maddesi hükmü
uyarınca verilen kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin kullanılması
sırasında yetki kanunu ile verilen sınır çerçevesinde hareket edilmesinin
gerekeceği ve verilmemiş bir yetkinin kullanılmasına olanak bulunmayacağı
kuşkusuzdur. 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yetki
Kanunu olan 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli Etkin ve Verimli Bir
Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat
Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki
Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde “kamu kurum ve
kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile
diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların
atanma, nakil, görevlendirilme,
seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve
esaslarına,” ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere
Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verildiği
görülmektedir. Söz konusu yetki kanununda atama ve görevden almaya ilişkin
yalnızca genel ve soyut olan usul ve esasları belirleme yetkisinin verilmiş
olmasına karşın itiraza konu 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 54.
maddesinde bu durum aşılarak bireysel idari işlem tesis edildiği, kanun
hükmünde kararname ile verilen yetkinin yukarıda anılan Anayasa
Mahkemesinin kural tasarrufların genel, soyut ve nesnel olma özelliklerini
taşıması gerektiği yolundaki kararında çizilen sınıra uygun olmasına karşın
Bakanlar Kurulu tarafından bu yetki aşılarak statü hukukuna ilişkin
tasarruflarda bulunacak şekilde kanun hükmünde kararname çıkardığı, bu
durumun ise Anayasanın 91. maddesine aykırı olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak; itiraza konu kanun
hükmünde kararname kuralının Anayasanın Başlangıç, 2, 36 ve 91. maddesine
aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
İSTEM ve
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, 649 sayılı
Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesinin Anayasa’nın
Başlangıç kısmına, 2. maddesine, 36. maddesine ve 91. maddesine aykırı
olduğu ve Anayasa Mahkemesi’nce iptali gerekeceği düşüncesi ile 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddesi uyarınca itiraz yoluyla incelenmek üzere Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına, yine başvurumuzun Anayasa Mahkemesi’nce kabul edilmesinden
başlayarak anılan 40. madde uyarınca beş ay süre ile Anayasa Mahkemesi’nin
bu konudaki kararının beklenmesine, kararımıza dava dosyamızın onaylı bir
örneğinin eklenmesine, kararımızın bir örneğinin taraflara tebliğine, 29/06/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”
4- E.2012/89 Sayılı İtiraz Başvurusunun Gerekçe Bölümü
Şöyledir:
“… Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak görev yapan davacı … vekili Av. … tarafından; müvekkilinin 649
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12.
maddesi uyarınca …Valiliği emrine araştırmacı olarak atanmasına ilişkin işlemin
iptaline ve işlem nedeniyle maaşında meydana gelen kayıpların uygulama
tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle
Gençlik ve Spor Bakanlığı’na karşı açılan davada, dava konusu işlemin
dayanağı olan 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesi ile 3289
sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a
eklenen geçici 12. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu yolundaki davacı
itirazı ciddi bulunduğundan, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesi uyarınca Anayasa
Mahkemesi’nce “somut norm denetimi” yapılmak üzere Anayasa’ya aykırılık itirazında
bulunulması gerektiği sonucuna varılarak işin gereği görüşüldü;
06/04/2011
tarihli ve 6223 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan
17.08.2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesi ile
3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a
eklenen geçici 12. maddesinde; “Spor Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında İl
Spor Müdürü ve ilçe Spor Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlar ekli (2) sayılı liste
ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro
dereceleriyle atanmış sayılır. Bu madde uyarınca ihdas edilen Araştırmacı
kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek
kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu madde uyarınca atanmış sayılan personelin
yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına
ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin
(ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç)
toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); yeni
atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü
zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü
ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai
ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark
tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya
kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları kadro
unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi
istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son
verilir. Spor Genel Müdürlüğünün mevcut il ve ilçe müdürlükleri, gençlik
hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlükleri olarak faaliyetlerine devam
eder.” hükmüne yer verilmiş ve anılan maddede sayılan personel, kanun
hükmünde kararname ile doğrudan doğruya araştırmacı olarak atanmıştır.
Anayasa’nın
2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve
sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan “hukuk devleti”, bütün işlem ve eylemleri
hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdürmekle kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık,
yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu Anayasa’nın ve
temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Kişilere hukuk
güvenliğinin sağlanması da hukuk devletinin ön koşullarındandır.
Anayasa’nın
36. maddesinin birinci fıkrasında da; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak
iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir.
Olayda;
davacı … Gençlik
ve Spor İl Müdürü olarak görev yapmakta iken 649 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12. maddesi uyarınca … Gençlik ve Spor İI Müdürlüğü emrine araştırmacı
olarak atanmıştır.
649 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile “Spor İl ve İlçe Müdürlükleri” ibareleri
“Gençlik Hizmetleri ve Spor İl ve İlçe Müdürlükleri” şeklinde
değiştirilmiştir.
İtiraz
konusu kuralla, değiştirilen Gençlik Hizmetleri ve Spor İl ve İlçe
Müdürlükleri’nde müdür olarak görev yapan ve halen memuriyet görevleri
devam eden kişilerin kişisel durumları ve mesleki kazanımları
gözetilmeksizin doğrudan araştırmacı kadrolarına atanmış sayılacakları
belirtilmektedir.
649 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 12.
maddesi uyarınca İI Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü kadrolarında
bulunanların durumlarının kariyer ve liyakat ilkeleri ile kadro dereceleri
gözetilip değerlendirilerek atanmalarına olanak verecek şekilde yasal
düzenleme yapılması gerekirken, “müdür” olarak atanabilmelerini önleyecek
şekilde “araştırmacı” kadrolarına atanmalarının, kanun hükmünde
kararnamenin zorunlu bir sonucunu oluşturması ve kanun hükmünde kararname
kuralına karşı ilgililerin dava açma haklarının bulunmaması, hak arama
özgürlüğünün kullanılabilmesine engel oluşturmakta ve kişilerin hukuk
güvenliğini ihlal etmektedir.
Bu
durumda; itiraza konu Kanun Hükmünde Kararname kuralının Anayasa’nın 2. ve
36. maddesine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Açıklanan
nedenlerle; 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesi ile 3289
sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a
eklenen geçici 12. maddesinin, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı
olduğu kanaatine varıldığından, söz konusu ibarenin iptaline karar
verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına, başvurunun Anayasa
Mahkemesi’nce kabul edilmesinden başlayarak beş ay süreyle Anayasa
Mahkemesi’nin bu konudaki kararının beklenilmesine, kararın aslı ile dava
dosyasının onaylı bir örneğinin Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine,
kararın bir örneğinin taraflara tebliğine 18/07/2012 tarihinde oybirliğiyle
karar verildi.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen
Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin iptali
istenen kuralları ile eki listeler şöyledir:
MADDE 1- 3/6/2011 tarihli ve 634 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş”
ibaresi “onbeş” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2- 3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (f)
bendi (g) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
“f) Ekonominin verimlilik esaslarına uygun olarak
gelişmesi amacıyla verimlilik politika ve stratejileri hazırlamak, sanayi
işletmelerinin verimliliğini artırmak, geliştirmek ve temiz üretim
projelerini desteklemek.”
MADDE 3- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 6- (1) Bakanlığın hizmet birimleri
şunlardır:
a) Sanayi Genel Müdürlüğü.
b) Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü.
c) Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü.
ç) Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü.
d) Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel
Müdürlüğü.
e) Verimlilik Genel Müdürlüğü.
f) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü.
g) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı.
ğ) Strateji Geliştirme Başkanlığı.
h) Hukuk Müşavirliği.
ı) Personel Dairesi Başkanlığı.
i) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı.
j) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı.
k) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği.
l) Özel Kalem Müdürlüğü.”
MADDE 4- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 11 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
madde eklenmiştir.
“Verimlilik Genel Müdürlüğü
MADDE 11/A-(1) Verimlilik Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Verimlilik politika ve stratejilerini hazırlamak,
uygulanmasını izlemek ve sonuçlarını değerlendirmek.
b) Verimlilikle ilgili konularda inceleme ve
araştırmalar yapmak, tedbirler geliştirmek ve bu tedbirlerin uygulamaya
konulmasına yönelik çalışmalar yapmak.
c) İşletmelerin verimliliğini artırma ve geliştirme
çalışmalarını desteklemek ve teşvik etmek.
ç) İşletmelerin temiz üretim program ve projeleri
hazırlamasına ve uygulamasına yönelik faaliyetlerde bulunmak.
d) İşletmelerde israfa yol açan sorunları tespit
etmek, israfı önleyici, verimi artırıcı teknik ve yöntemleri araştırmak,
izlemek, sonuçlarını değerlendirmek ve tavsiyelerde bulunmak.
e) Verimlilikle ilgili konularda teknik yardım
sağlamak, araştırma, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunmak.
f) Verimliliği ölçmek için çalışmalar yapmak, konu
ile ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak, elde edilen sonuçları
diğer ülkelerin verimlilik sonuçları ile karşılaştırmak, bu sonuçları
belirli aralıklarla ve uygun araçlarla yayımlamak.
g) Verimlilik konusunda belgelendirme yapmak.
ğ) Verimlilikle ilgili dernek, vakıf, enstitü ve
eğitim merkezlerinin kurulmasında gerçek ve tüzel kişileri yönlendirmek ve
bunlarla işbirliği yapmak.
h) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.”
MADDE 5- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci
maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 6- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Millî Prodüktivite Merkezine ilişkin devir
hükümleri
GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihte Millî Prodüktivite Merkezine ait her türlü taşınır, taşıt, araç,
gereç ve malzeme, varlık, borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler, yazılı
ve elektronik ortamdaki kayıtlar ve dokümanlar hiçbir işleme gerek
kalmaksızın Bakanlığa devredilmiş sayılır. Mülkiyeti Millî Prodüktivite
Merkezine ait taşınmazlar ise bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir ay içinde tapuda resen Hazine adına tescil edildikten
sonra, tahsis amacında kullanılmak üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır.
(2) Millî Prodüktivite Merkezinde istihdam edilen
Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Teknik Müşavir, Bölge Müdürü,
Bölüm Başkanı, Müşavir, Muhasebe Müdürü ve Verimlilik Uzmanı unvanlı
pozisyonlarda bulunan personel Verimlilik Uzmanı, diğer personel ise mevcut
pozisyon unvanlarıyla Bakanlığa devredilmiş sayılır. Bunlar, Bakanlıkça
uygun görülen birim ve görevlerde, bulundukları sözleşmeli personel
pozisyonlarında, idari hizmet sözleşmeleriyle istihdam edilir ve bunların
mali ve sosyal hakları ile istihdamına ilişkin diğer hususlar hakkında bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte olan mevzuat
hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu pozisyonlar, herhangi bir
nedenle boşalması halinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş
sayılır. Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Teknik Müşavir, Bölge
Müdürü, Bölüm Başkanı, Müşavir ve Muhasebe Müdürü unvanlı pozisyonlarda
geçirilen süreler Verimlilik Uzmanı unvanlı pozisyonlarda geçmiş sayılır.
(3) Bu madde uyarınca Bakanlığa
devredilen personele yeni pozisyonlarında istihdam edilmiş sayıldıkları tarih
itibarıyla eski pozisyonlarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları
sözleşme ücreti, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her türlü zam
ve tazminatlar ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili
mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam
net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); yeni istihdam
edildikleri pozisyonlara ilişkin olarak yapılan sözleşme ücreti, ikramiye
(bir aya isabet eden net tutarı), her türlü zam ve tazminatlar ve benzeri
adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili
çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. İstihdam
edildikleri pozisyonlarda isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik
olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlarda istihdam edilenlere veya başka
kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.
(4) Verimlilik Genel Müdürlüğünün 2011 mali yılı
harcamaları 6091 sayılı Kanuna istinaden Maliye Bakanlığınca yeni bir
düzenleme yapılıncaya kadar kapatılan Millî Prodüktivite Merkezinin bütçe
ödeneklerinden karşılanır.”
MADDE 7- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin “Hizmet
Birimleri” başlıklı sütunu aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1) Sanayi Genel Müdürlüğü
2) Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü
3) Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü
4) Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü
5) Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel
Müdürlüğü
6) Verimlilik Genel Müdürlüğü
7) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
8) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
9) Strateji Geliştirme Başkanlığı
10) Hukuk Müşavirliği
11) Personel Dairesi Başkanlığı
12) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
13) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
14) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
15) Özel Kalem Müdürlüğü”
MADDE 8- 635
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (2) sayılı listede yer alan “140”
ibareleri “154” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 9- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü
maddesinin onbeşinci fıkrasına “Dış Ticaret
Uzmanı unvanını” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Hazine Kontrolörü
unvanını ihraz etmiş olanlar, Bakanlık kadrolarına atandıkları tarihten
itibaren Dış Ticaret Kontrolörü unvanını” ibaresi ve “Dış Ticaret Uzman
Yardımcısı kadrosunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Hazine Kontrolörü
kadrosunda geçirdikleri süreler Dış Ticaret Kontrolörü kadrosunda, Stajyer
Hazine Kontrolörü kadrosunda geçirdikleri süreler Stajyer Dış Ticaret
Kontrolörü kadrosunda” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 10- 3/6/2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik ve Spor
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 6- (1) Bakanlığın hizmet birimleri
şunlardır:
a) Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü.
b) Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü.
c) Eğitim, Kültür ve Araştırma Genel Müdürlüğü.
ç) Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı.
d) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı.
e) Hukuk Müşavirliği.
f) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı.
g) Personel Dairesi Başkanlığı.
ğ) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı.
h) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı.
ı) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği.
i) Özel Kalem Müdürlüğü.”
MADDE 11- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci
maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve
(h) ve (ı) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.
“ğ) Gençlik alanında faaliyet gösteren sivil toplum
kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşları, mahalli idareler ve üniversitelerin
ilgili birimleriyle ilişkileri yürütmek.”
MADDE 12- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
madde eklenmiştir.
“Eğitim, Kültür ve Araştırma Genel Müdürlüğü
MADDE 8/A- (1) Eğitim, Kültür ve Araştırma Genel
Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Gençlere rehberlik ve danışmanlık hizmeti
yapmak, eğitim hizmet ve imkânlarını geliştirici faaliyetlerde bulunmak.
b) Gençliğin gelişimine katkı sağlamak amacıyla
eğitim ve kültür alanında yapılabilecek faaliyetleri planlamak.
c) Bakanlığın görev alanıyla ilgili yayınlar
yapmak, yaptırmak ve yayınları takip etmek.
ç) Yurtiçi ve yurtdışında gençlikle ilgili inceleme
ve araştırmalar yapmak veya yaptırmak, bunların sonuçlarını ilgili kurum ve
kuruluşlarla paylaşmak.
d) Gençlerin bilim, sanat ve kültürel alanlara
ilgisini artırmaya yönelik faaliyetler yürütmek ve bu kapsamda yürütülen
faaliyetleri desteklemek.
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.”
MADDE 13- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 14 üncü maddesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
MADDE 14/A- (1) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının
görevleri şunlardır:
a) Bakanlık projelerinin Bakanlık bilişim
altyapısına uygun olarak tasarlanmasını ve uygulanmasını sağlamak,
teknolojik gelişmeleri takip etmek, bilgi güvenliği ve güvenilirliği
konusunun gerektirdiği önlemleri almak, politikaları ve ilkeleri
belirlemek, kamu bilişim standartlarına uygun çözümler üretmek.
b) Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek.
c) Bakanlığın internet sayfaları, elektronik imza
ve elektronik belge uygulamaları ile ilgili teknik çalışmaları yapmak.
ç) Bakanlık hizmetleriyle ilgili bilgileri toplamak
ve ilgili birimlerle işbirliği içinde veri tabanları oluşturmak.
d) Bakanlığın mevcut bilişim altyapısının kurulumu,
bakımı, ikmali, geliştirilmesi ve güncellenmesi ile ilgili işleri yürütmek,
haberleşme güvenliğini sağlamak ve bu konularda görev üstlenen personelin
bilgi teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak düzenli şekilde hizmet
içi eğitim almalarını sağlamak.
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.”
MADDE 14- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on” ibaresi “yirmi” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 15- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 27 nci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Görevlendirme
MADDE 27/A- (1) 8/6/1984
tarihli ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci
maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar kurumlarının,
hâkim ve savcılar ise kendilerinin muvafakatiyle aylık, ödenek, her türlü
zam ve tazminatlar ile diğer malî ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca
ödenmek kaydıyla geçici olarak Bakanlıkta görevlendirilebilir. Bu personel,
kurumlarından aylıklı izinli sayılır. İzinli oldukları sürece memuriyetleri
ile ilgili özlük hakları devam eder ve bu süreler terfi ve emekliliklerinde
hesaba katılır. Terfileri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın süresinde
yapılır.”
MADDE 16- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 29 uncu maddesi başlığı ile birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İl ve ilçe düzeyinde yapılması gereken iş ve
işlemler
MADDE 29- (1) Bakanlığın görev alanıyla ilgili
olarak il ve ilçe düzeyinde yapılması gereken iş ve işlemler Spor Genel
Müdürlüğünün Gençlik Hizmetleri ve Spor İl ve İlçe Müdürlükleri
aracılığıyla yürütülür. Bu amaçla Spor Genel Müdürlüğü bütçesine gerekli
ödenek konulur.”
MADDE 17- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “yüzde otuzunu” ibaresi “yüzde ellisini” ve “beş
yıllık” ibaresi “üç yıllık” şeklinde değiştirilmiş ve aynı Kanun Hükmünde
Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Atama izni
GEÇİCİ MADDE 10- (1) Gençlik ve Spor Bakanlığı
adına ihdas edilen kadroların yüzde ellisini geçmemek üzere, 6091 sayılı
2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunundaki sınırlamalara tabi olmadan
atama yapılabilir.”
MADDE 18- 638
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin “Hizmet
Birimleri” başlıklı sütunu aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1) Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
2) Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü
3) Eğitim, Kültür ve Araştırma Genel Müdürlüğü
4) Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
5) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı
6) Hukuk Müşavirliği
7) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı
8) Personel Dairesi Başkanlığı
9) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
10) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
11) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
12) Özel Kalem Müdürlüğü”
MADDE 19- 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan
“ambarlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “lojistik merkezleri,” ibaresi
eklenmiş ve (ı) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“ı) Teknik mevzuatı bulunmayan ve doğrudan
tüketiciye sunulan ürünlerin piyasa gözetimi ve denetimini yapmak veya
yaptırmak, denetimlere dair mevzuat, politika ve uygulamaların
koordinasyonunu sağlamak.”
MADDE 20- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer
alan “üç” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiş, aynı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Müsteşar Yardımcısı başlıklı sütununa
yeni bir “Müsteşar Yardımcısı” sırası eklenmiştir.
MADDE 21- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci
maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan “hükümlerinin”
ibaresinden sonra gelmek üzere “uygulanmasına ilişkin usul ve esasları
belirlemek ve” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkranın (j) bendinde yer alan
“Yatlar ve konteynerlere” ibaresi “Konteynerlere” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 22- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bentler buna
göre teselsül ettirilmiştir.
“c) Yatlara ilişkin işlemlerin yürütülmesini
sağlamak.”
MADDE 23- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının
(ç) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya (ğ)
bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiş ve mevcut (h) bendi
(k) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
“ç) Yolcu beraberi eşya, kaçak veya kaçak zannı ile
yakalanan eşya ve araç ile zorunlu hâllerde gümrük denetimine tâbi diğer
eşya için geçici depolama yerleri ve antrepolar açmak, açılmasına ve
işletilmesine izin vermek, işletmek veya işlettirmek.”
“e) Laboratuvarlar
kurmak, laboratuvarlarda yapılan tahlillerin
ücretlerini tahsil etmek ve bu laboratuvarların
faaliyetleri için ihtiyaç duyulan tüm giderleri karşılamak.”
“h) Bakanlığın faaliyet alanına giren
gümrük denetimine ve iç ticarete konu eşya hareketinin etkili ve verimli
bir şekilde planlanması ve uygulanması ile söz konusu eşyanın taşınması,
depolanması ve kontrol altında tutulmasına yönelik çalışmalarda bulunmak,
bu amaçla yapılacak çalışmaları koordine etmek, lojistik merkezleri kurulmasına,
işletilmesine ve buralarda yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esasları
belirlemek.
ı) Geçici depolama yeri ve antrepo açılmasına ve
işletilmesine izin vermek, buraları denetlemek, gerekli hallerde izni geri
almak ve bu yerlere ilişkin usul ve esasları belirlemek.
i) Gümrük idaresinin ihtiyaç duyduğu her türlü
mührün alımını, satımını veya bedelsiz dağıtımını yapmak.
j) Gümrük hizmetlerinin geliştirilmesi ve
kaçakçılıkla etkin mücadele edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında,
modernizasyon, otomasyon; araç-gereç ve teknik cihazların temini; kurs,
konferans, toplantı ve seminer düzenlenmesi; envanter,
projelendirme, uygulama, araştırma-geliştirme, yayın, rehberlik,
danışmanlık, yönetim, işletme, yurtdışı teşkilatının geliştirilmesi ve
benzeri hizmetleri yapmak, yaptırmak veya bunlara katılmak;
yap-işlet-devret sözleşmeleri kapsamında alınan Bakanlık payının bu fıkrada
belirtilen alanlarda sözleşmelerde yer aldığı şekilde kullanımına yönelik
işlemleri yapmak veya yaptırmak.”
MADDE 24- 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 16- (1) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı;
Başkan, Başkan Yardımcıları, Grup Başkanları ile Gümrük ve Ticaret
Müfettişlerinden oluşur. Başkan Yardımcıları ile Grup Başkanları fiilen on
yıldan fazla denetim görevi yapmış olanlar arasından Bakan tarafından
görevlendirilir.
(2) Başkanlığa verilen görevlerin yerine
getirilmesinde, uzmanlaşma ve işbölümünün sağlanması amacıyla doğrudan
Başkanlığa bağlı olmak üzere aşağıdaki grup başkanlıkları kurulur:
a) Teftiş Grup Başkanlığı.
b) Gümrük İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı.
c) Ticaret İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı.
(3) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Makamın emri ve
onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar:
a) Teftiş Grup Başkanlığı:
1) Bakanlık teşkilatının her türlü faaliyet ve
işlemleriyle ilgili olarak teftiş yapmak.
2) Bakanlık teşkilatının denetimi altındaki her
türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak Bakanlığın görev ve
yetkileri çerçevesinde teftiş yapmak.
3) Bakanlığın amaçlarının daha iyi
gerçekleştirilmesini ve mevzuata, plan ve programa uygun çalışılmasını
sağlamak üzere gerekli teklifleri hazırlamak ve Makama sunmak.
4) Yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri ve gümrük
müşavirlerinin her türlü faaliyet ve işlemlerini incelemek ve denetlemek.
5) Mevzuatın uygulanmasında görülen aksaklıklar
hakkında görüş ve önerilerini bir rapor hâlinde Makama sunmak.
6) Makam tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
b) Gümrük İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı:
1) Bakanlık teşkilatının gümrük konularındaki
faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak inceleme ve soruşturma yapmak.
2) Ticarî işletmelerde gümrük ve dış ticaret
mevzuatı uygulamalarını incelemek, denetlemek, soruşturmak ve sonradan
kontrole tabi tutmak.
3) Gümrük mevzuatına aykırı fiillerle ilgili
inceleme, araştırma ve idari soruşturma yapmak.
4) Gümrük yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve
şikâyetleri incelemek, araştırmak ve idarî yönden soruşturmak.
5) Yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri ve gümrük
müşavirlerinin her türlü faaliyet ve işlemlerini soruşturmak.
6) Mevzuatın uygulanmasında görülen aksaklıklar
hakkında görüş ve önerilerini bir rapor hâlinde Makama sunmak.
7) Makam tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
c) Ticaret İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı:
1) Bakanlık teşkilatının ticaret konularındaki
faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak inceleme ve soruşturma yapmak.
2) Gözetim şirketlerinin ve
firmalarının kuruluş, faaliyet ve işlemleri, ticaret odaları, sanayi
odaları, ticaret ve sanayi odaları, deniz ticaret odaları, ticaret
borsaları, ürün ihtisas borsası unvanını taşıyan ürün borsaları ile Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları, ticaret
sicili memurluklarının faaliyet, hesap ve işlemleri, Bakanlığa verilen
görevler çerçevesinde yerli ve yabancı şirketler, yurtiçinde düzenlenen
fuarların kuruluş ve işleyişi, umumi mağazaların hesap, işlem, varlık ve
faaliyetleri ile yaş sebze ve meyve toptancı hâlleri ile ilgili inceleme,
denetim ve soruşturma yapmak.
3) Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik
çıkarlarını korumak amacıyla piyasa gözetim ve denetimi yapmak, inceleme ve
soruşturma yapmak.
4) Kooperatiflerin her türlü işlem, hesap ve mal
varlıklarını incelemek, denetlemek ve soruşturmak.
5) Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünün görev
alanına giren hususlarda inceleme, denetim ve soruşturma yapmak.
6) Mevzuatın uygulanmasında görülen aksaklıklar
hakkında görüş ve önerilerini bir rapor hâlinde Makama sunmak.
7) Makam tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
(4) Gümrük ve Ticaret Müfettişleri,
gümrük bölgesi içinde bulunan bütün nakil vasıtalarını, bunların yük ve
eşyasını, personel ve yolcularını muayene etmeye, Bakanlığın denetimine
tâbi gümrük ambar, antrepoları ve serbest bölgelerdeki mevcut mallar ile
bunların kayıtlarını incelemeye, teftiş etmeye ve gerektiğinde Bakanlık ve
Hazinenin haklarını koruyacak tedbirlerin alınmasını sağlayıcı önerilerde
bulunmaya, acil ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Bakanlık ve
Hazinenin haklarını koruyucu tedbirler almaya yetkilidir.
(5) Denetime tâbi olan gerçek ve tüzel kişiler,
gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri ibraz etmek, para ve para
hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde Gümrük ve Ticaret
Müfettişlerine göstermek, Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinin saymasına ve
incelemesine yardımcı olmak zorundadır. Gümrük ve Ticaret Müfettişleri,
görevleri sırasında tüm resmî daire, kurum, kuruluş ve kamuya yararlı
derneklerle, gerçek ve tüzel kişilerden gerekli yardım, bilgi, evrak, kayıt
ve belgeleri istemeye yetkilidir; kanunî engel olmadıkça bu isteğin yerine
getirilmesi zorunludur.
(6) Gümrük ve Ticaret Müfettişleri tarafından
düzenlenen raporlar, öncelikle Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı bünyesinde
oluşturulan Rapor Değerlendirme Komisyonlarına sunulur; Komisyonların
yaptığı değerlendirme sonucunda hazırlanan rapor dikkate alınarak işlem
yapılır. Rapor Değerlendirme Komisyonlarının teşekkülü ile çalışma usul ve
esasları yönetmelikle düzenlenir.
(7) Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinin hangi grup
başkanlığı bünyesinde görev yapacağı Bakan tarafından belirlenir.
(8) Gümrük ve Ticaret Müfettişleri ve Müfettiş
Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları,
görev, yetki ve sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları
yönetmelikle düzenlenir.
(9) Bakan, bu maddede belirtilen yetkilerini alt
kademelere devredebilir.”
MADDE 25- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 18 inci maddesine aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“(5) Gümrük ve ticaret bölge
müdürlükleri, gümrük müdürlükleri, işletme müdürlükleri ve gümrük muhafaza
kaçakçılık ve istihbarat müdürlükleri, yetki alanı ve Bakanlıkça devredilen
yetki çerçevesinde, idarî yargı mercilerinde Bakanlık adına dava açabilir,
Bakanlığa karşı açılan idarî davalarda Bakanlığı temsil edebilir, bu
davaları Bakanlık adına takip edebilir, adlî ve idarî yargı organları ile
icra daireleri ve noterler tarafından gönderilen tebligatı Bakanlık adına
alabilir ve Bakanlık adına işlem yapabilir.”
MADDE 26- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 25 inci maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “yirmi” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 27- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 38 inci maddesi başlığıyla birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Personel alım usulü
MADDE 38- (1) Bakanlıkça, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin
“Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan
Bakanlık kadroları dışındaki kadrolara ve sözleşmeli personel
pozisyonlarına ilk defa atanacaklar; ilgili mevzuat uyarınca yapılan
merkezî sınavdan yetmiş ve üzeri puan alanlar arasından, sınav
komisyonlarınca yapılacak sözlü sınav sonucuna göre belirlenir. Bu
fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 28- 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü maddesine aşağıdaki
fıkralar eklenmiştir.
“(12) 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki
(I) sayılı cetvelin Gümrük ve Ticaret Bakanlığına ait bölümünde yer alan
boş ve dolu Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer
Kontrolör kadrolarının unvanı sırasıyla Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi,
Gümrük ve Ticaret Müfettişi ve Gümrük ve Ticaret Müfettiş Yardımcısı olarak
değiştirilmiştir.
(13) Bu fıkranın yayımı tarihinde
Bakanlıkta Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer
Kontrolör kadrolarında bulunanlar ile geçici 2 nci
maddenin yedinci fıkrasına göre Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş
Yardımcısı kadrosuna atananlar ilgisine göre Gümrük ve Ticaret
Başmüfettişi, Gümrük ve Ticaret Müfettişi, Gümrük ve Ticaret Müfettiş Yardımcısı
kadrolarına bulundukları kadro dereceleriyle herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın atanmış sayılır. Bu madde ve geçici 2 nci maddenin yedinci fıkrasına göre Bakanlık
kadrolarına atanmış sayılan veya atanması öngörülen;
a) Gümrük Müsteşarlığı Başkontrolör,
Kontrolör ve Stajyer Kontrolörlerinin,
b) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları ile Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer Kontrolörlerinin,
anılan
kadrolarda geçirdikleri süreler, Bakanlıkta Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi,
Gümrük ve Ticaret Müfettişi ve Gümrük ve Ticaret Müfettiş Yardımcısı
kadrolarında geçmiş sayılır. Bu Kanun Hükmünde Kararnameyle Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine verilen görev ve
yetkiler kapsamında olmak kaydıyla; mevzuatta Gümrük Müsteşarlığı
Müfettişleri ve Kontrolörleri ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri
ve Kontrolörlerine yapılmış olan atıflar Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine
yapılmış sayılır.
(14) Bu fıkranın yayımı tarihinden
önce Müfettiş ve Kontrolör unvanını ihraz etmiş olanlardan, taşrada Bölge
Müdürü veya İl Müdürü, merkezde ise Daire Başkanı ve üstü görevde
bulunanlar ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından Bakanlığa devredilen
birimlerde Müfettiş, Kontrolör ve Sanayi ve Ticaret Uzmanı unvanını ihraz
etmiş olanlardan Daire Başkanı ve üstü görevlerde bulunanlar ilgisine göre
Gümrük ve Ticaret Müfettişi ve Gümrük ve Ticaret Uzmanı unvanını ihraz
etmiş sayılır. Bunların Müfettiş, Kontrolör ve Uzman kadrolarında
geçirdikleri süreler ilgisine göre Gümrük ve Ticaret Müfettişi veya Gümrük
ve Ticaret Uzmanı kadrolarında geçmiş sayılır.”
MADDE 29- 3/6/2011 tarihli ve 641 sayılı Kalkınma Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci
maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
bent eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
“d) Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulu ve Bölgesel
Gelişme Komitesinin sekretarya işlemlerini yürütmek.”
MADDE 30- 641
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulu ve Bölgesel Gelişme
Komitesi
MADDE 23/A- (1) Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulu;
Başbakan ve Kalkınma Bakanı ile Başbakanın belirleyeceği bakanlardan
oluşur. Kurul, Başbakanın başkanlığında, Başbakanın katılmadığı hâllerde
ise Başbakanın belirleyeceği bakanın başkanlığında toplanır.
(2) Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulu, bölgesel
kalkınmaya ilişkin konularda karar organı olup görevleri şunlardır:
a) Bölgesel gelişme alanında ulusal düzeyde genel
politikaları ve öncelikleri tayin etmek, bu kapsamda bölgesel gelişme
ulusal stratejisini onaylamak.
b) Tarım, sanayi, turizm, ulaştırma, mekânsal
gelişme, kırsal kalkınma, girişimcilik, yenilik, küçük ve orta ölçekli
işletmeler gibi ana politika alanlarıyla bölgesel gelişme politikalarının
bütünlüğünü ve koordinasyonunu sağlayacak üst düzey kararlar almak.
c) Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi,
Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi gibi kalkınma projelerini,
bölge planlarını, stratejileri ve eylem planlarını onaylamak.
ç) Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Teşkilatı tarafından hazırlanacak her türlü plan, proje ve programları
inceleyerek karara bağlamak.
d) Kanunlar ve diğer mevzuatla yetki verilen
konularda karar vermek.
(3) Bölgesel kalkınma konularının teknik düzeyde
tartışıldığı ve Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulunun karar almasına yönelik
önerilerin geliştirildiği Bölgesel Gelişme Komitesi, Müsteşarın
başkanlığında, Maliye Bakanlığı ve Hazine müsteşarları ile Bölgesel Gelişme
Yüksek Kurulunda temsil edilen bakanlıkların müsteşarlarından oluşur.
Ayrıca, Komitenin gündemine göre kamu kesimi, özel kesim veya sivil toplum
kuruluşu temsilcileri de Komite toplantılarına davet edilebilir.
(4) Komitenin görevleri şunlardır:
a) Bölgesel gelişme alanında ulusal düzeyde
politika önerileri geliştirmek.
b) Bölgesel gelişmeyle ilgili konularda
koordinasyonu ve işbirliğini geliştirmeye yönelik önerilerde bulunmak.
c) Bölgesel gelişme ulusal stratejisi çalışmalarını
yönlendirmek, stratejinin hazırlık sürecine katkıda bulunmak, onay öncesi
son değerlendirmeyi yapmak.
ç) Bölgesel gelişme ulusal stratejisinin ve bölge
planlarının sektörel ve tematik politikalarla
uyum ve tamamlayıcılığını güçlendirecek tedbirler geliştirmek.
d) Ulusal politikaları bölgesel kalkınmaya etkileri
açısından değerlendirmek.
e) Ulusal ve bölgesel düzeyde, mekânsal gelişme
stratejileriyle kalkınma politikaları arasında bütünlük sağlamaya yönelik
çalışmaları yönlendirmek.
f) Bölge planlarını, bölgesel programları ve
bölgesel gelişme bakımından önemli olan program, proje ve destekleri
inceleyerek görüş, değerlendirme ve önerilerde bulunmak.
g) Kalkınma ajansları ve diğer ilgili kuruluşların
bölgesel gelişmeye yönelik uygulamalarını genel olarak izlemek ve
değerlendirmek, performans değerlendirmesinde dikkate alınacak esas ve kriterleri önermek.
ğ) Kümelenme ve bölgesel yenilik gibi bölgesel
nitelikli işletme politikalarının ulusal koordinasyonunu gerçekleştirmek,
bu alanda hazırlanan strateji belgeleri hakkında görüş ve değerlendirmelerde
bulunmak.
(5) Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulunun ve Bölgesel
Gelişme Komitesinin teşekkülü ile çalışma usul ve esasları Bakanlık
tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 31- 641
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendinde yer alan “Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına”
ibaresinden önce gelmek üzere “Devlet Planlama Teşkilatına veya” ibaresi
eklenmiştir.
MADDE 32- 641
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (II) sayılı cetvelde yer alan “Strateji
Geliştirme Dairesi Başkanı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kurullar
Sekretaryası Dairesi Başkanı,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 33- 3/6/2011 tarihli ve 642 sayılı Doğu Anadolu Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi ile Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlıklarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
adı “Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlıklarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 34- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“MADDE 1- (1) Bu Kanun Hükmünde
Kararnamenin amacı; Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya
Ovası Projesinin uygulamalarını yerinde koordine etmek ve bu kalkınma
projelerinin uygulandığı illerdeki yatırımların gerektirdiği araştırma,
planlama, programlama, projelendirme, izleme, değerlendirme ve koordinasyon
hizmetlerinin yerine getirilmesi suretiyle bu projelerin kapsadığı
bölgelerin kalkınmasını hızlandırmak üzere, Kalkınma Bakanlığına bağlı ve
tüzel kişiliğe sahip,
a) Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi,
b) Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi,
c) Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi,
başkanlıklarının kuruluş,
görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir.
(2) Başkanlıkların merkezleri ve kapsadıkları
iller, ekli (I) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Başkanlıkların kapsadıkları
illeri ve merkezlerini değiştirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.
(3) Başkanlıklar, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin
yayımı tarihinden itibaren beş yıllık süre için kurulmuştur. Bu süre,
Bakanlar Kurulu kararıyla beş yıla kadar uzatılabilir.”
MADDE 35- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 2- (1) Başkanlıkların görevleri şunlardır:
a) Bölgelerin kalkınmasının hızlandırılması
amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların proje ve faaliyetlerinin uyum ve
bütünlük içinde yürütülmesini sağlayacak eylem planları hazırlamak,
bunların uygulanmasını koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek.
b) Eylem planları kapsamındaki kamu yatırımlarının
etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesi için kurumlar arası koordinasyonu
sağlamak.
c) Eylem planlarının gerektirdiği yatırımlara
ilişkin teklifleri ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde hazırlamak,
önceliklendirmek ve ilgili kurum ve kuruluşlar
ile Kalkınma Bakanlığına göndermek.
ç) Bölgedeki kurum ve kuruluşlar tarafından
yürütülen yatırım projelerini izlemek ve değerlendirmek.
d) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarınca talep
edilmesi hâlinde, yatırım projelerinin geliştirilmesine yardımcı olmak, bu
sürece gerektiğinde Kalkınma Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara
göre malî ve teknik destek sağlamak.
e) Bölge planlarının tamamlayıcılığını ve
bütünlüğünü gözeterek, kalkınma ajanslarının ortak ve daha etkili
çalışmalarına yardımcı olmak ve bu konularda görüş ve öneriler geliştirmek.
f) Bölgelerinin gelişme potansiyeline, sorunlarına
ve imkânlarına dair araştırma, etüt, proje ve incelemeler yapmak veya
yaptırmak.
g) Kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum
kuruluşları için başta kurumsal kapasite ve beşeri kaynak konuları olmak
üzere, Kalkınma Bakanlığının belirleyeceği usûl
ve esaslara göre mevcut proje ve programlarla mükerrerlik oluşturmayacak
yenilikçi destek programları tasarlamak ve uygulamak.
ğ) Kalkınma Bakanlığı tarafından verilecek diğer
görevleri yapmak.”
MADDE 36- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi başlığıyla birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Eylem planları
MADDE 3- (1) Eylem planları, bölgedeki illerin
tamamını kapsayacak şekilde, Düzey 2 İstatistikî Bölge Birimleri bazındaki
bölge planları ve ilgili diğer plan ve programlar esas alınarak hazırlanır.
Eylem planlarının hazırlanmasında bölgedeki kalkınma ajansları başta olmak
üzere ilgili kurum ve kuruluşların görüş ve önerileri alınır. Eylem
planları, Bölgesel Gelişme Yüksek Kurulunun onayına sunulmak üzere
Başkanlıklar tarafından Kalkınma Bakanlığına gönderilir.
(2) Eylem planlarının ilgili kuruluşlar nezdinde
uygulanmasının takibi ve koordinasyonu Başkanlıklar tarafından yürütülür.
Başkanlıklar bu kapsamdaki iş ve işlemlerin yürütülmesinden Kalkınma
Bakanlığına karşı sorumludur.”
MADDE 37- 642 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
aşağıdaki cümle ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Diğer personel Kalkınma Bakanı tarafından atanır.”
“(3) Başkanlıklar, İzleme ve Değerlendirme
Koordinatörlüğü ve Yönetim Hizmetleri Koordinatörlüğü ile bölgelerinin
özellikleri, ihtiyaçları ve eylem planlarının mahiyeti dikkate alınarak
Kalkınma Bakanının onayıyla kurulan diğer koordinatörlüklerden oluşur.
Başkanlıklardaki koordinatörlüklerin sayısı altıyı geçemez.”
MADDE 38- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin; ikinci fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş,
beşinci fıkrasında yer alan “Başkanlıklarda sözleşmeli olarak istihdam
edilebilirler” ibaresi “yedinci fıkrada belirtilen nitelikleri taşımak
kaydıyla, Başkanlıklarda sözleşmeli olarak istihdam edilebilir” şeklinde
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(2) Başkanlıklarda, Başkan, Başkan Yardımcısı,
Müşavir, Hukuk Müşaviri ve Uzman kadrolarına atananlar, kadroları karşılık
gösterilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli
personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli
olarak çalıştırılabilir. Başkanın sözleşme ücreti GAP İdaresi Başkanının
sözleşme ücretini, Başkan Yardımcısının sözleşme ücreti GAP İdaresi Başkan
Yardımcısının sözleşme ücretini geçmeyecek şekilde belirlenir. Söz konusu
personele, çalıştıkları günlerle orantılı olarak, hastalık ve yıllık
izinleri dâhil, Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında birer aylık sözleşme
ücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret ve çalışmaları
sonucunda emsallerine göre başarılı çalışmalar yaptıkları tespit
edilenlere, Kalkınma Bakanının onayı ile Haziran ve Aralık aylarında birer aylık
sözleşme ücreti tutarında teşvik ikramiyesi ödenebilir. Başkan tarafından
birimlerin eşgüdümü için koordinatör olarak görevlendirilecek azami altı
Uzmana, kadroları için öngörülen sözleşme ücreti yüzde on artırımlı olarak
ödenir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve
esaslar ile bu fıkrada belirtilen personele yapılacak diğer ödemeler
Bakanlar Kurulunca belirlenir.”
“Bunlara ödenecek ücretin net tutarı, birinci
dereceli Uzmana ödenen aylık ortalama net tutarı aşmamak üzere Kalkınma
Bakanı tarafından tespit edilir.”
“(7) Başkanlıklarda bu maddede belirtilen usullere
göre çalıştırılacak uzman personel; en az dört yıllık fakülte ya da
yüksekokullardan veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilen
yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından en az lisans düzeyinde mezun
olanlar arasından istihdam edilir.”
MADDE 39- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Başkanlıklar, Doğu Anadolu Projesi, Doğu
Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesine ilişkin eylem planı, program ve
projelerin hazırlanmasında, uygulamanın izlenmesinde ve
değerlendirilmesinde, başta bölgedeki kalkınma ajansları olmak üzere ilgili
kurum ve kuruluşlarla işbirliği tesis eder.”
MADDE 40- 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki cetvel eklenmiştir.
“(I)
Sayılı Cetvel
BAŞKANLIKLARIN MERKEZLERİ VE KAPSADIĞI İLLER
|
Başkanlık Adı
|
Merkez
|
Kapsadığı İller
|
|
1. Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı
|
Erzurum
|
Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis,
Elazığ, Erzincan, Erzurum,
Hakkari, Iğdır,
Kars, Malatya, Muş, Tunceli, Van
|
|
2. Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı
|
Giresun
|
Artvin, Bayburt, Giresun,
Gümüşhane, Ordu,
Rize, Samsun, Trabzon
|
|
3. Konya Ovası Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı
|
Konya
|
Aksaray, Karaman, Konya, Niğde
|
“
MADDE 41- 8/4/1965 tarihli ve 580 sayılı Millî Prodüktivite Merkezi
Kuruluş Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Mevzuatta 580 sayılı Millî
Prodüktivite Merkezi Kuruluş Kanununa yapılmış olan atıflar 635 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye, Millî Prodüktivite Merkezine yapılmış olan
atıflar Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına yapılmış sayılır.
MADDE 42- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun;
a) 36 ncı maddesinin
“Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı alt bendine “Aile
ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Savunma Sanayii Uzman Yardımcıları,”
ve “Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Savunma Sanayii Uzmanlığına,” ibareleri
eklenmiştir.
b) 59 uncu maddesinde yer alan “Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile” ibaresi “Savunma Sanayii Müsteşarlığına ait Müsteşar, Müsteşar
Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Müşavir Avukat kadrolarına,”
şeklinde değiştirilmiştir.
c) Eki (I) sayılı Ek Gösterge
Cetvelinin “I – Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün; (d) bendine
“Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı,” ibaresinden sonra
gelmek üzere “Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı,
Kalkınma Araştırmaları Merkezi Başkanı,” ibaresi, (f) bendine “Konya Ovası
Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı,” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı”
ibaresi eklenmiş, aynı bentte yer alan “Kalkınma Araştırmaları Merkezi
Başkanı,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve (h) bendine “İhracatı Geliştirme
Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Savunma Sanayii
Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 43- 31/7/1970 tarihli ve 1325 sayılı Millî Savunma Bakanlığı
Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“Bakanlıkta, sayısı yediyi geçmemek üzere Bakanlık
Müşaviri, bir Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ile bir Özel Kalem Müdürü
atanabilir. Bunların kadroları Bakanlık merkez teşkilatında, Silahlı
Kuvvetler kadrolarından ayrı olarak gösterilir.”
MADDE 44- 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı
Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunun eki (2) sayılı cetvelde yer alan
“Bakanlık Müşavirleri” ibaresi “Bakanlık Müşavirleri (Millî Savunma
Bakanlığı Bakanlık Müşavirleri dâhil) şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 45- 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 19/A maddesinin
birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bakan, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların
(5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlar dâhil) her
türlü faaliyet ve işlemlerini denetlemeye yetkilidir.”
MADDE 46- 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına
aşağıdaki bent eklenmiştir.
“g) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi
Başkanlığı.”
MADDE 47- 3152
sayılı Kanuna 13/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı
MADDE 13/B- Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi
Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Bakanlığın Avrupa Birliği ile ilişkilerini
yürütmek ve Avrupa Birliğine uyum çalışmalarında koordinasyonu sağlamak.
b) Bakanlığın yabancı ülkeler ve uluslararası
kuruluşlar ile ilişkilerini yürütmek ve bu konuda koordinasyonu sağlamak.
c) Avrupa Birliği, uluslararası kuruluşlar ve diğer
ülkelerce sağlanan mali kaynakların proje bazlı
kullanım sürecini yürütmek, Bakanlık merkez ve bağlı birimlerince yürütülen
projelerin uygulanmasını izlemek ve koordinasyonunu sağlamak.
d) Bakanlığın görev alanına giren konularda insan
haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, bu
konularda Bakanlık birimleri arasında koordinasyonu sağlamak, ülkemizin
taraf olduğu uluslararası anlaşmaların denetim mekanizmaları ile ilgili
çalışmaları yürütmek.
e) Bakanlıkça verilen benzeri görevleri yapmak.”
MADDE 48- 3152
sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve
mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
“d) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı,”
MADDE 49- 3152
sayılı Kanuna 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
MADDE 23/A- Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının
görevleri şunlardır:
a) Bakanlık projelerinin Bakanlık bilişim
altyapısına uygun olarak tasarlanmasını ve uygulanmasını sağlamak,
teknolojik gelişmeleri takip etmek, bilgi güvenliği ve güvenilirliği
konusunun gerektirdiği önlemleri almak, politikaları ve ilkeleri
belirlemek, kamu bilişim standartlarına uygun çözümler üretmek.
b) Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek.
c) Bakanlığın internet sayfaları, elektronik imza
ve elektronik belge uygulamaları ile ilgili teknik çalışmaları yapmak.
d) Bakanlık hizmetleriyle ilgili bilgileri toplamak
ve ilgili birimlerle işbirliği içinde veri tabanları oluşturmak.
e) Bakanlığın görev alanına giren bilişim
konularında bağlı kuruluşlar ve mahalli idareler ile koordinasyonu
sağlamak.
f) Bakanlığın mevcut bilişim altyapısının kurulumu,
bakımı, ikmali, geliştirilmesi ve güncellenmesi ile ilgili işleri yürütmek,
haberleşme güvenliğini sağlamak ve bu konularda görev üstlenen personelin
bilgi teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak düzenli şekilde hizmet
içi eğitim almalarını sağlamak.
g) Bakanlıkça verilen benzeri görevleri yapmak.”
MADDE
50- 3152 sayılı Kanunun eki (1) sayılı cetvelin “Ana
Hizmet Birimleri” başlıklı sütununa “7 - Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler
Dairesi Başkanlığı” sırası, “Yardımcı Birimler” başlıklı sütununa 3 üncü
sırasından sonra gelmek üzere “4 – Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı” sırası
eklenmiş ve mevcut 4 üncü sıra 5 inci sıra olarak teselsül ettirilmiştir.
MADDE 51- 7/11/1985 tarihli ve 3238 sayılı Savunma Sanayii Müsteşarlığının Kurulması ve 11 Temmuz 1939
Tarih ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun İki Maddesi ile
23 Ekim 1984 Tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;
a) 7 nci maddesinin
ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Müsteşarlıkta, 23/4/1981
tarihli ve 2451 sayılı Kanun hükümleri dışında kalan memurlar Millî Savunma
Bakanının onayı ile atanır. Bakan bu yetkisini Müsteşara devredebilir.”
b) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
“ile Daire Tabibi Kadrosu” ibaresi “Savunma Sanayii
Uzmanı ve Uzman Yardımcısı ile Daire Tabibi kadroları” şeklinde
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Müsteşarlık, görev alanına giren konularda
çalıştırılmak üzere Savunma Sanayii Uzmanı ve
Uzman Yardımcısı istihdam eder. Savunma Sanayii
Uzman Yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
48 inci maddesinde sayılan genel şartlara ek olarak aşağıdaki şartlar
aranır:
a) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk,
siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler fakülteleri,
Müsteşarlığın görev alanına giren ve yönetmelikle belirlenen mühendislik
fakülteleri ile diğer yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği
Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya
yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,
b) Yönetmelikle belirlenen yabancı dillerden en az
birini iyi derecede bilmek.
c) Yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak.
Uzman Yardımcılığına atananlar, en az üç yıl
çalışmak ve hazırlayacakları uzmanlık tezinin, oluşturulacak tez jürisi
tarafından kabul edilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak
kazanırlar. Süresi içinde tezlerini sunmayan veya tezleri kabul
edilmeyenlere tezlerini sunmaları veya yeni bir tez hazırlamaları için altı
ayı aşmamak üzere ilave süre verilir. Yeterlik sınavında başarılı olanların
uzman kadrolarına atanabilmeleri, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye
Tespit Sınavından asgarî (B) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna
denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye
sahip olma şartına bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlar veya sınava
girmeye hak kazandığı halde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını
kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilen
ilave süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları
tezleri de kabul edilmeyenler, ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya
sınav hakkını kullanmayanlar ile yabancı dil yeterliği şartını yerine
getirmeyenler, Savunma Sanayii Uzman Yardımcısı
unvanını kaybederler ve Müsteşarlıkta durumlarına uygun kadrolara
atanırlar.
Savunma Sanayii Uzmanı ve
Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı,
tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile diğer hususlar yönetmelikle
düzenlenir.”
c) Geçici 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yayımı tarihinde
Müsteşarlıkta Şube Müdürü (Uzman) unvanıyla görev yapanlar Uzman
kadrolarına bulundukları kadro dereceleriyle herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın atanmış sayılır. Bunların yeni kadrolarına
atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla, eski kadrolarına ilişkin en son ayda
aldıkları sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet
eden net tutarı), her türlü zam ve tazminatlar ve değişik adlar altında
yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya
bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir
değer olarak esas alınır); atanmış sayıldıkları kadrolara ilişkin olarak
yapılan sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden
net tutarı), her türlü zam ve tazminatlar ve değişik adlar altında yapılan
her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla
mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark
tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya
kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları kadro
unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi
istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son
verilir.
Birinci fıkraya göre Şube Müdürlüğü (Uzman)’nden Uzman kadrolarına atanmış sayılanlardan boşalan
Şube Müdürü kadrolarının kadro unvanı “Uzman” şeklinde değiştirilmiştir.”
MADDE 52- 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun mülga 6 ncı
maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“Taşra teşkilatı ile Bakanlığın il düzeyindeki iş
ve işlemleri
MADDE 6- Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Genel
Müdürlüğünün taşradaki hizmetlerini yürütmek üzere illerde gençlik
hizmetleri ve spor il müdürlüğü, ilçelerde gençlik hizmetleri ve spor ilçe
müdürlüğü kurulur. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürleri ile Gençlik
Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürleri Bakan tarafından atanır. İl teşkilatının
bütçesi özel bütçedir. İl bütçesinden ilçelere valinin onayı ile ödenek
tahsis edilir.
Spor Genel Müdürlüğüne bağlı federasyonların ilgili
olduğu spor dallarında taşra bağlantılarını sağlamak amacıyla illerde fahri
olarak görev yapmak üzere birer spor dalı temsilcisi bulunur.”
MADDE 53- 3289
sayılı Kanunda yer alan “Spor İl ve İlçe Müdürlükleri” ibareleri “Gençlik
Hizmetleri ve Spor İl ve İlçe Müdürlükleri” şeklinde değiştirilmiştir.
Mevzuatta Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına yapılmış olan atıflar
gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlüklerine yapılmış sayılır.
MADDE 54- 3289
sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 12- Spor Genel Müdürlüğü taşra
teşkilatında İl Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü kadrolarında bulunanların
görevleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlar ekli (2)
sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları
kadro dereceleriyle atanmış sayılır. Bu madde uyarınca ihdas edilen
Araştırmacı kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme
gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu madde
uyarınca atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları
tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları
aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri
adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili
çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar
sabit bir değer olarak esas alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin
olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme
ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca
fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış
sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik
olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı
ödenmesine son verilir. Spor Genel Müdürlüğünün mevcut il ve ilçe
müdürlükleri, gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlükleri olarak
faaliyetlerine devam eder.”
MADDE 55- 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Konya Ovası Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Doğu
Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 56- 27/10/1989 tarihli ve 388 sayılı Güneydoğu Anadolu
Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna
aşağıdaki cümle eklenmiş, 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, 3 üncü ve 4
üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
“Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Teşkilatının görev süresini uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.”
“i) Bölge planlarının tamamlayıcılığını ve
bütünlüğünü gözeterek, kalkınma ajanslarının ortak ve daha etkili
çalışmalarına yardımcı olmak ve bu konularda görüş ve öneriler
geliştirmek,”
MADDE 57- 388
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “23 yıl sonra” ibaresi “1 inci maddede belirtilen sürenin sonunda”
olarak değiştirilmiştir.
MADDE 58- 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanunun mülga 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
“MADDE 29- Reklam Kurulu, Tüketici Konseyi ve
tüketici sorunları hakem heyetlerinin faaliyetlerine ilişkin masraflar,
Bakanlığın tüketicinin korunması amacına yönelik masrafları ve sair
harcamalar Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.”
MADDE 59- 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun;
a) 221 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki
cümle eklenmiştir.
“Bu madde kapsamında personele ödenmesi gereken
fazla mesai ücretinin Ankara Gümrük Muhasebe Birimi hesabına aktarılan
tutarı aşması hâlinde, aradaki fark Maliye Bakanlığı tarafından personel
giderlerini karşılama ödeneğinden Bakanlık bütçesine bu amaçla aktarılacak
ödenekten karşılanır.”
b) 244 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“7. Uzlaşma komisyonlarının başkan ve üyelerine, bu
komisyonlardaki çalışmaları dolayısıyla verilecek ücret Gümrük ve Ticaret
Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenir.”
MADDE 60- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanununun eki (II) sayılı cetvelin “B) ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER İDARELER”
bölümüne “41) Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı”
sırası eklenmiş ve “24) Millî Prodüktivite Merkezi” sırası yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 61- 24/3/2010 tarihli ve 5978 sayılı Yurtdışı Türkler ve
Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun;
a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendinde yer alan “Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç
olmak üzere” ibaresi “Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler ile
Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler hariç olmak üzere” şeklinde
değiştirilmiştir.
b) 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki
bent eklenmiş ve mevcut (g) bendi (ğ) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
“g) Türkiye’ye çeşitli alanlarda eğitim, öğretim,
seminer, kurs ve benzeri faaliyetler için gelecek yabancı uyruklu
öğrencilere ihtiyaçları doğrultusunda destek vermek.”
c) 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinde yer alan “Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç
olmak üzere” ibaresi “Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler ile
Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler hariç olmak üzere” şeklinde, (c)
bendinin (1) ve (4) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“1) Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler
aracılığıyla öğrenim görmek üzere getirilen yabancı öğrenciler hariç olmak
kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarınca temel eğitim giderleri karşılanmak
suretiyle öğrenim görmek üzere Türkiye’ye gelecek olan ve Türkiye’de
öğrenim gören öğrencilere ilişkin genel politikaları belirlemek.”
“4) Yükseköğretim Kurulunun önerilerini dikkate
alarak Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler hariç olmak üzere kamu kurum
ve kuruluşlarınca temel eğitim giderleri karşılanmak suretiyle
yükseköğretim kurumlarına alınacak öğrenci kontenjanlarını ve seçim
esaslarına ilişkin ilkeleri belirlemek.”
MADDE 62- (1) EXPO
2020’ye ev sahipliği yapacak kentin belirlenmesi amacıyla 2013 yılında
Uluslararası Sergiler Bürosu genel kurulunda yapılacak seçimlerde, İzmir
İlinin ülkemiz adına sürdürdüğü adaylığının başarıyla sonuçlandırılmasına
ilişkin iş ve işlemleri yürütmek üzere, özel hukuk hükümlerine tabi ve
tüzelkişiliği haiz EXPO 2020 İzmir Yönlendirme Kurulu kurulmuştur.
(2) Yönlendirme Kurulunun organları Yürütme
Komitesi ve Genel Sekreterliktir.
(3) Yönlendirme Kurulunun gelirleri şunlardır:
a) Genel bütçeden ayrılacak ödenek.
b) İzmir Büyükşehir Belediyesinin 2012 ve 2013
bütçelerine her yıl bu amaçla konacak ödenek.
c) İzmir İl Özel İdaresinin 2012 ve 2013
bütçelerine her yıl bu amaçla konacak ödenek.
ç) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İzmir
Ticaret Odası, Ege İhracatçılar Birliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası
tarafından 2012 ve 2013 yıllarında aktarılacak tutarlar.
d) Her türlü naklen yayın, reklam ve sponsorluk gelirleri.
e) Gerçek ve tüzelkişilerden alınacak nakdi ve ayni
bağış ve yardımlar.
f) Faiz ve diğer gelirler.
(4) Gelirler ulusal bankalardan birinde bu amaçla
açılacak hesapta toplanır. Hesap açmaya, kapamaya veya hesapta toplanan
tutarları nemalandırmaya Yürütme Komitesi Başkanı yetkilidir. Başkan, bu
yetkilerini kısmen veya tamamen Yürütme Komitesinin diğer üyelerinden
birine veya Genel Sekretere devredebilir.
(5) Bu madde kapsamına giren mal ve hizmet alımları
ile her türlü işlemlerde 4/1/2002 tarihli ve 4734
sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz. Alım, satım ve kiralama
işlemleri ile yapılacak harcamalarda uygulanacak usul ve esaslar
Yönlendirme Kurulunca belirlenir.
(6) Kurulun ve organlarının oluşumu ve çalışma
esasları, Kurula ve Yürütme Komitesine üye olarak katılacak kamu kurum ve
kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve diğer gerçek veya tüzelkişiler ile
bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Bakanlar Kurulu kararı ile
belirlenir.
(7) İzmir’in adaylığının Uluslararası Sergiler
Bürosu Genel Kurulunca kabulü halinde Yönlendirme Kurulu, EXPO 2020 İzmir
ile ilgili işlemleri yürütmek üzere yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar
faaliyetlerine devam eder.
(8) İzmir’in adaylığının Uluslararası Sergiler
Bürosu Genel Kurulunca kabul edilmemesi halinde Yönlendirme Kurulunun
hesaplarında bulunan tutarlar ile taşınırlar Bakanlar Kurulu kararı ile
belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tasfiye edilir.
MADDE 63- Ekli (1)
sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı ve Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığına ait bölümlerinden çıkarılmıştır.
Ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas
edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin
ilgili bölümlerine eklenmiştir.
Ekli (3) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas
edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Doğu
Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bölümü olarak
eklenmiştir.
Ekli (4) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas
edilerek Millî Savunma Bakanlığı merkez teşkilatı kadrolarının ilgili
bölümüne eklenmiştir.
190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I)
sayılı cetvelin, Spor Genel Müdürlüğüne ait bölümünde yer alan “İl Spor
Müdürü” ve “İlçe Spor Müdürü” kadro unvanları sırasıyla “Gençlik Hizmetleri
ve Spor İl Müdürü” ve “Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü” şeklinde
değiştirilmiştir.
Bu Kanun Hükmünde Kararname ile İçişleri Bakanlığı
adına ihdas edilen kadrolara, 6091 sayılı 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunundaki sınırlamalara tabi olmadan atama yapılabilir.
MADDE 64- Bu Kanun
Hükmünde Kararnamenin 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 31/8/2011 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
MADDE 65- Bu Kanun
Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
(1) SAYILI LİSTE
KURUMU:DOĞU ANADOLU
PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI : MERKEZ
İPTAL
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Müdür
|
1
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Şef
|
5
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Şef
|
7
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Memur
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
5
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mühendis
|
1
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
3
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
8
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mimar
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Bölge Plancısı
|
1
|
1
|
1
|
|
TH
|
Jeolog
|
1
|
1
|
1
|
|
TH
|
Tekniker
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknisyen
|
5
|
3
|
3
|
|
|
TOPLAM
|
|
45
|
45
|
KURUMU:KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİBAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI : MERKEZ
İPTAL
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Müdür
|
1
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Şef
|
5
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Şef
|
7
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Memur
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
5
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mühendis
|
1
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
3
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
8
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mimar
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Bölge Plancısı
|
1
|
1
|
1
|
|
TH
|
Jeolog
|
1
|
1
|
1
|
|
TH
|
Tekniker
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknisyen
|
5
|
3
|
3
|
|
|
TOPLAM
|
|
45
|
45
|
(2) SAYILI LİSTE
KURUMU: AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI
TEŞKİLAT I :
MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
10
|
10
|
|
|
TOPLAM
|
|
10
|
10
|
KURUMU: BİLİM, SANAYİ
VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI
TEŞKİLATI :
MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Genel
Müdür
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Daire
Başkanı
|
1
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Sanayi
ve Teknoloji Uzmanı
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sanayi
ve Teknoloji Uzmanı
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sanayi
ve Teknoloji Uzmanı
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sanayi
ve Teknoloji Uzman Yardımcısı
|
8
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sanayi
ve Teknoloji Uzman Yardımcısı
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
4
|
4
|
|
TH
|
Mühendis
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mühendis
|
8
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mimar
|
2
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mimar
|
4
|
2
|
2
|
|
TH
|
Tekniker
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Tekniker
|
4
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Memur
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sekreter
|
5
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar
İşletmeni
|
3
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar
İşletmeni
|
5
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Veri
Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
3
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Veri
Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
5
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Şoför
|
5
|
2
|
2
|
|
|
TOPLAM
|
|
99
|
99
|
KURUMU: GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI
TEŞKİLATI :MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Genel Müdür
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Genel Müdür Yardımcısı
|
1
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Bilgi İşlem Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Daire Başkanı
|
1
|
12
|
12
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzmanı
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzmanı
|
7
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzmanı
|
8
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzman Yardımcısı
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzman Yardımcısı
|
8
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Gençlik ve Spor Uzman Yardımcısı
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
1
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
2
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
5
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Mütercim
|
4
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Mütercim
|
5
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Mütercim
|
6
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Mütercim
|
7
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
4
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
8
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
10
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Programcı
|
5
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Programcı
|
7
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Programcı
|
9
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
5
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
7
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
9
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
8
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
10
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Memur
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Memur
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Memur
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Memur
|
8
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Memur
|
10
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Memur
|
11
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Şef
|
6
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Şoför
|
8
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Sekreter
|
9
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Sekreter
|
10
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Mimar
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Tekniker
|
8
|
3
|
3
|
|
TH
|
Tekniker
|
9
|
3
|
3
|
|
TH
|
Teknisyen
|
8
|
5
|
5
|
|
TH
|
Teknisyen
|
9
|
5
|
5
|
|
YH
|
Hizmetli
|
9
|
5
|
5
|
|
YH
|
Hizmetli
|
10
|
5
|
5
|
|
|
TOPLAM
|
|
469
|
469
|
KURUMU: GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI : MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Müsteşar Yardımcısı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Genel Müdür Yardımcısı
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Daire Başkanı
|
1
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
10
|
10
|
|
|
TOPLAM
|
|
18
|
18
|
KURUMU: GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI
: TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Gümrük Muhafaza Kaçakçılık
ve İstihbarat Müdürü
|
1
|
10
|
10
|
|
|
TOPLAM
|
|
10
|
10
|
KURUMU: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
TEŞKİLATI
: MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
MİAH
|
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler
Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
MİAH
|
Bilgi İşlem Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
MİAH
|
Şube Müdürü
|
1
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
1
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Uzman
|
3
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Avrupa Birliği Uzmanı
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Avrupa Birliği Uzmanı
|
3
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Avrupa Birliği Uzmanı
|
5
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Avrupa Birliği Uzman Yardımcısı
|
7
|
25
|
25
|
|
GİH
|
Şef
|
3
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Şef
|
5
|
19
|
19
|
|
GİH
|
Programcı
|
3
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Programcı
|
7
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Programcı
|
8
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Mütercim
|
3
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Mütercim
|
6
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
3
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
6
|
11
|
11
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
8
|
26
|
26
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
9
|
26
|
26
|
|
GİH
|
Sekreter
|
8
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Şoför
|
7
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Şoför
|
10
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
3
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
6
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
3
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Mütercim
|
3
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Mütercim
|
6
|
1
|
1
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
50
|
50
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
6
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknisyen
|
3
|
5
|
5
|
|
TH
|
Teknisyen
|
7
|
10
|
10
|
|
TH
|
Teknisyen
|
9
|
9
|
9
|
|
YH
|
Hizmetli
|
9
|
5
|
5
|
|
YH
|
Hizmetli
|
11
|
5
|
5
|
|
|
TOPLAM
|
|
338
|
338
|
KURUMU
: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
TEŞKİLATI
: TAŞRA
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Programcı
|
7
|
198
|
198
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
7
|
1243
|
1243
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
175
|
175
|
|
|
TOPLAM
|
|
1616
|
1616
|
KURUMU: SAVUNMA SANAYİİ
MÜSTEŞARLIĞI
TEŞKİLATI :MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Müsteşar Yardımcısı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Daire Başkanı
|
1
|
6
|
6
|
|
AH
|
Müşavir Avukat
|
2
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Uzman
|
6
|
25
|
25
|
|
TH
|
Uzman
|
6
|
50
|
50
|
|
GİH
|
Uzman Yardımcısı
|
9
|
25
|
25
|
|
TH
|
Uzman Yardımcısı
|
9
|
50
|
50
|
|
|
TOPLAM
|
|
158
|
158
|
KURUMU: SPOR GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
TEŞKİLATI :TAŞRA
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Araştırmacı
|
1
|
240
|
240
|
|
GİH
|
Araştırmacı
|
2
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Araştırmacı
|
3
|
6
|
6
|
|
|
TOPLAM
|
|
254
|
254
|
KURUMU: GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI:MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Müşavir
|
1
|
3
|
3
|
|
|
TOPLAM
|
|
3
|
3
|
KURUMU:DOĞU ANADOLU
PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI :MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Uzman
|
3
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
5
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Uzman
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
9
|
2
|
2
|
|
|
TOPLAM
|
|
45
|
45
|
KURUMU: KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI :MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Uzman
|
3
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
5
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Uzman
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
9
|
2
|
2
|
|
|
TOPLAM
|
|
45
|
45
|
(3) SAYILI LİSTE
KURUMU: DOĞU KARADENİZ
PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEŞKİLATI :MERKEZ
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Başkan
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Başkan Yardımcısı
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Müşavir
|
1
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
16
|
16
|
|
GİH
|
Uzman
|
3
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
9
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Memur
|
5
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Sekreter
|
7
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Sekreter
|
11
|
2
|
2
|
|
|
TOPLAM
|
|
70
|
70
|
(4) SAYILI LİSTE
KURUMU : MİLLİ SAVUNMA
BAKANLIĞI
İHDAS
EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Özel Kalem Müdürü
|
1
|
1
|
1
|
|
|
TOPLAM
|
|
9
|
9
|
B- Dayanılan
Anayasa Kuralları
Dava dilekçesi ve başvuru kararlarında, Anayasa’nın
Başlangıç’ı ile 2.,
6., 7., 8., 10., 11., 36., 49., 70., 91., 112., 113., 123., 125. ve
128. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK
İNCELEME
A- E.2011/107 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN,
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep
KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI’nın katılımlarıyla
27.10.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine,
2-Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme
aşamasında karara bağlanmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E.2012/47 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN,
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 17.5.2012 tarihinde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C- E.2012/62 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan
ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN ve Muammer TOPAL’ın
katılımlarıyla 15.6.2012 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
D- E.2012/85 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet
ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,
Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,
Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın
katılımlarıyla 12.9.2012 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E- E.2012/89 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU,
Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın
katılımlarıyla 12.9.2012 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARLARI
A- E.2012/47 Sayılı Başvuru Yönünden
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname’nin 54. maddesi ile
21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin iptaline karar verilmesi
talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın aralarındaki
hukuki irtibat nedeniyle E.2011/107 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
E.2012/47 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin
E.2011/107 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 17.5.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
B- E.2012/62 Sayılı Başvuru Yönünden
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin 54.
maddesi ile 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin iptaline karar
verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın
aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2011/107 sayılı dava ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2012/62 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas
incelemenin E.2011/107 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 15.6.2012
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C- E.2012/85 Sayılı Başvuru Yönünden
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin 54.
maddesi ile 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin iptaline karar
verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın
aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2011/107 sayılı dava ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2012/85 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas
incelemenin E.2011/107 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 12.9.2012
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
D- E.2012/89 Sayılı Başvuru Yönünden
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği
Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin 54.
maddesi ile 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin iptaline karar
verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın aralarındaki
hukuki irtibat nedeniyle E.2011/107 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
E.2012/89 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin
E.2011/107 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 12.9.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, başvuru kararları ve ekleri,
Raportör Recep BENLİ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava
konusu kanun hükmünde kararname kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi
Hakkında Genel Açıklama
Anayasa’nın 91. maddesinde düzenlenen kanun
hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan
yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi Anayasa’nın 148. maddesi
ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde
kararnamenin, öncelikle yetki kanununa sonra da Anayasa’ya uygunluğu
sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar, Anayasa’nın 148.
maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetki kanunlarına uygunluğunun
denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa’ya biçim ve esas bakımlarından
uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de Anayasa’ya uygunluk
denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnamenin yetki kanununa
uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa’da, Bakanlar Kuruluna ancak
yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde kararname
çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanun
hükmünde kararnameyi Anayasa’ya aykırı duruma getirir.
Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa’dan alan
olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan
dönemlerdeki kanun hükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması
zorunludur. Bu nedenle, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki
kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki
kanunu ile olan bağı, kanun hükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek
kabul eden kanun ile kesilir. Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa’ya uygun
bir yetki kanununa dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki
kanununa dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen
kanun hükmünde kararnamelerin içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile
bunların Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez.
Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluk
denetimi, kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde, “Kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz.” denilmektedir. Bu nedenle kanunların
denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları
saptanır. Kanun hükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri
yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa’ya uygun olmak
zorundadırlar.
Anayasa’da kimi konuların kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır. Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrasında “Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel
haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî
haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği
belirtilmiştir. Bu kural gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Bakanlar
Kurulu”na ancak kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış
alana girmeyen konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verebilir.
Anayasa’nın herhangi bir maddesinde kanunla
düzenleneceği öngörülen bir konunun, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da
Anayasa’nın 163. maddesinde olduğu gibi kanun hükmünde kararname
çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçe kanun hükmünde kararname ile
düzenlenmesi Anayasa’ya aykırılık oluşturmaz.
Öte yandan, Anayasanın 91. maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, yetki kanununda, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin,
süresi ile süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp
çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekmektedir.
B- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tümünün Anayasa’ya Aykırılığı İddiasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK’nin dayanağı olan 6.4.2011
günlü, 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali
gerekeceği, iptal edilmesi hâlinde ise KHK’nin dayanaktan yoksun kalacağı
belirtilerek, KHK’nin tümünün Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 7., 87. ve 91.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 günlü, E.2011/60,
K.2011/147 sayılı kararı ile 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasa’ya
aykırılığı iddiasına dayalı iptal isteminin reddine karar verildiğinden
KHK’nin tümüne yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası dayanaksız kalmıştır.
İptal isteminin reddi gerekir.
C- İptal Başvurusundan Sonra Yapılan Yasal
Değişikliklerin Dava Konusu Kurallara Etkisi
KHK’nin;
27. maddesiyle, 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen
38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, 24.10.2011 günlü,
661 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 10. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından,
38. maddesiyle değiştirilen 642 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
5. maddesinin ikinci fıkrası, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.
maddesiyle 27.6.1989 günlü, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen
Ek Madde 12’nin (3) numaralı fıkrasının (aa)
bendiyle yürürlükten kaldırıldığından,
51. maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendiyle değiştirilen, 3238 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasındaki
“Savunma Sanayi Uzmanı ve Uzman
Yardımcısı ile Daire Tabibi Kadroları” ibaresi, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ ye eklenen Ek Madde 12’nin (3) numaralı
fıkrasının (g) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından,
55. maddesiyle, 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3. maddesinin birinci fıkrasına “Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı,” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı,” ibaresi, 666 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye
eklenen Ek Madde 12’nin (1) numaralı fıkrasının (m) bendiyle yürürlükten
kaldırıldığından,
59. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi ile 27.10.1999 günlü, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 221. maddesinin
üçüncü fıkrasına eklenen cümle, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
5. maddesinin (j) fıkrası ile değiştirildiğinden,
konusu
kalmayan bu maddeye, fıkraya, cümlelere ve ibareye ilişkin
iptal istemi
hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
D- Kanun Hükmünde Kararname’nin Ayrı Ayrı Tüm Maddeleri ile Eki Listelerin 6223 Sayılı Yetki
Kanunu Kapsamında Olup Olmadığının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı
tüm maddeleri ile eki listelerin, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında
olmadığı gibi acil, ivedi, önemli ve zorunlu konuları da düzenlemediği
belirtilerek Anayasa’nınBaşlangıç’ı
ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı oldukları
ileri sürülmüştür.
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun amaç ve kapsamını
düzenleyen 1. maddesinde Kanun’un amacı, kamu hizmetlerinin düzenli,
süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak
olarak belirlenmiş ve yetkinin kapsamı iki başlık altında tespit
edilmiştir. Yetkinin kapsamına ilk olarak kamu hizmetlerinin bakanlıklar
arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi girmektedir. Bu çerçevede
gerekli görülmesi hâlinde yeni bakanlıklar kurulması, var olan
bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili
kuruluşlarının yeniden belirlenmesi için kanun hükmünde kararname çıkarma
yetkisi verilmiştir. Bu amaçla;
1- Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya
kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı,
ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine,
2- Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların
bağlılık ve ilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut,
birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak
yeniden düzenlenmesine,
3- Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni
kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine,
taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına, ilişkin kanun hükmünde
kararname çıkarılabilecektir.
İkinci olarak kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler,
sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil,
görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk
edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yeni düzenlemeler
yapılması için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir.
1- KHK’nın 62. Maddesi
KHK’nın 62. maddesinin (1)
numaralı fıkrasıyla, EXPO 2020’ye ev sahipliği yapacak kentin belirlenmesi
amacıyla 2013 yılında Uluslararası Sergiler Bürosu Genel Kurulunda
yapılacak seçimlerde İzmir ilinin adaylığına ilişkin işlemleri yürütmek
üzere özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzelkişiliği haiz EXPO 2020 İzmir
Yönlendirme Kurulu kurulmuştur. (2) numaralı fıkrada,
Kurulun organları; (3) numaralı fıkrada, Yönlendirme Kurulunun gelir
kaynakları; (4) numaralı fıkrada, gelirlerin nasıl muhafaza edileceği; (5)
numaralı fıkrada, mal ve hizmet alımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu
hükümlerine tabi olmadığı; (6) numaralı fıkrada, Kurulun ve organlarının
oluşumu ile çalışma esaslarının ne şekilde belirleneceği; (7) numaralı
fıkrada, İzmir’in adaylığı kabul edilirse Kurulun görevine devam edeceği;
(8) numaralı fıkrada ise adaylık kabul edilmezse tasfiyenin nasıl
yapılacağı düzenlenmiştir.
EXPO 2020’ye ilişkin olarak İzmir ilinin adaylığı
için çalışmalar yapmak amacıyla kurulan Yönlendirme Kurulu özel hukuk
hükümlerine tabi ve tüzelkişiliği haiz olup herhangi bir bakanlığın bağlı,
ilgili veya ilişkili kuruluşu değildir. Bu özelliği nedeniyle 6223 sayılı
Yetki Kanunu’nun amaç ve kapsamına ilişkin 1. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendi anlamında bir kuruluş olarak değerlendirilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural 6223 sayılı
Yetki Kanunu kapsamında kalmadığından dolayı Anayasa’nın 91. maddesine
aykırıdır. İptali gerekir.
2- KHK’nin Diğer Kuralları
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan inceleme
sonucunda; KHK’nin, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
verilenler ile Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptal
edilenler dışında kalan diğer kurallar 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun
kapsamında kaldığından Anayasa’nın 91. maddesine aykırı değildir. İptal
istemlerinin reddi gerekir.
KHK’nın 59. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi İle
4458 sayılı Kanun’un 244. maddesine eklenen (7) numaralı fıkra yönünden Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
E- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tüm
Maddelerinin ve Eki Listelerin Anayasa’nın 91. Maddesi Yönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı
tüm maddelerinin ve eki listelerin Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasında kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alanlara
ilişkin düzenleme içerdiği, bu nedenle Anayasa’nın 91. maddesine aykırı
oldukları ileri sürülmüştür.
1- KHK’nin 24. Maddesiyle 640 sayılı KHK’nin
Değiştirilen 16. Maddesinin (5) Numaralı Fıkrası
KHK’nin 24. maddesiyle, 640 sayılı KHK’de
düzenlenen Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına ilişkin daha ayrıntılı bir
düzenleme yapılmıştır. Bu kapsamda Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinin görev
ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. 24. maddeyle 640
sayılı KHK’nin değiştirilen 16. maddesinin (5) numaralı fıkrasında,
denetime tâbi olan gerçek ve tüzel kişilerin, gizli dahi olsa bütün belge,
defter ve bilgileri ibraz etme, para ve para hükmündeki evrakı ve ayniyatı
ilk talep halinde Gümrük ve Ticaret Müfettişlerine gösterme, Gümrük ve
Ticaret Müfettişlerinin saymasına ve incelemesine yardımcı olma
zorunlulukları olduğu kuralına yer verilmiştir. Ayrıcabu kural uyarınca Gümrük ve
Ticaret Müfettişleri, görevleri sırasında tüm resmî daire, kurum, kuruluş
ve kamuya yararlı derneklerle, gerçek ve tüzel kişilerden gerekli yardım,
bilgi, evrak, kayıt ve belgeleri istemeye yetkilidirler, kanunî engel
olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesi zorunludur.
Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında “Sıkıyönetim
ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci
ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile
dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Öteyandan, Anayasa’nın “Özel
hayatın gizliliği “ başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında,
herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme
hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı
belirtildikten sonra ikinci fıkrasında hangi hâllerde kişilerin üstünün,
özel kâğıtları ve eşyasının aranıp el konulabileceği, üçüncü fıkrasında ise
herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına
sahip olduğu, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde ve kişinin
rızasıyla işlenebileceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa’nın
ikinci kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlıklı ikinci
bölümünde yer alan ve 20. maddesinde korunan özel hayatın gizliliği ve
korunması hakkına ilişkin olarak kanun hükmünde kararname ile düzenleme
yapılması mümkün değildir.
Gümrük ve Ticaret Müfettişlerinin
yaptıkları denetimler esnasında talep etmeleri hâlinde her türlü bilgi ve
belgenin kendilerine verilmesi zorunluluğu getiren kural, Anayasa’nın 20.
maddesine göre özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına ilişkin olduğundan, bu hususu düzenleyen KHK’nin 24.
maddesiyle 640 sayılı KHK’nın değiştirilen 16.
maddesinin (5) numaralı fıkrası Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasına aykırıdır. İptali
gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşe değişik
gerekçeyle katılmışlardır.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile
Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
2- KHK’nin 24. Maddesiyle 640 sayılı
KHK’nin Değiştirilen 16. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…mesleğe alınmaları…” İbaresi
KHK’nin 24. maddesiyle 640 sayılı KHK’nın değiştirilen 16. maddesiyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı birimlerinden
olan Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı yeniden düzenlenirken (8) numaralı
fıkrada da Başkanlığa bağlı olarak görev yapacak olan Gümrük ve Ticaret
Müfettişleri ve Müfettiş yardımcılarının mesleğe alınmaları,
yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile
Başkanlığın çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği kurala
bağlanmıştır.
Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrasında “Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel
haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî
haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği
belirtilmiştir. Öte yandan, Anayasa’nın “Kamu hizmetlerine girme hakkı”
başlıklı 70. maddesinin birinci fıkrasında, her Türk’ün, kamu hizmetlerine
girme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra ikinci fıkrasında hizmete
alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım
gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa’nın 70. maddesinde
düzenlenen ve “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlıklı dördüncü bölümünde
yer alan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin olarak kanun hükmünde
kararname ile düzenleme yapılması mümkün değildir.
KHK’nin 24.
maddesiyle 640 sayılı KHK’nın değiştirilen 16.
maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe alınmaları…” ibaresi kamu hizmetine girme hakkına
ilişkin bir düzenleme olduğundan kural, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasına aykırıdır. İptali gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşe değişik
gerekçeyle katılmışlardır.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile
Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
3- KHK’nin 27. Maddesiyle 640 sayılı
KHK’nin Değiştirilen 38. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesi
KHK’nin 27. maddesiyle 640
sayılı KHK’nin değiştirilen 38. maddesi başlığıyla birlikte
değiştirilmiştir. Personel alım usulünü düzenleyen
kuralın (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle Gümrük ve Ticaret
Bakanlığınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A)
fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan Bakanlık kadroları dışındaki
kadrolara ve sözleşmeli personel pozisyonlarına ilk defa atanacakların
ilgili mevzuat uyarınca yapılan merkezi sınavdan yetmiş ve üzeri puan
alanlar arasından, sınav komisyonlarınca yapılacak sözlü sınav sonucuna
göre belirleneceği kurala bağlanmıştır.
KHK’nin 27. maddesiyle 640
sayılı KHK’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci
cümlesinin,söz konusu Bakanlığa
personel alımına ilişkin bir kriter getirmesi
nedeniyle kamu hizmetine girme hakkına ilişkin bir düzenleme niteliği
taşıdığı görülmektedir. Bu nedenle, dava konusu kural Anayasa’nın 91.
maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. İptali gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşe değişik
gerekçeyle katılmışlardır.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile
Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
4- KHK’nin 51. Maddesinin Birinci
Fıkrasının (b) Bendi ile 3238 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine Eklenen Altıncı
Fıkranın İkinci Cümlesi ve (a), (b), (c) Bentleri ile Yedinci ve Sekizinci
Fıkraları
KHK’nin 51. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un personel rejimi kenar
başlıklı 8. maddesine eklenen altıncı fıkranın ikinci cümlesi ve
devamındaki (a), (b) ve (c) bentlerinde Savunma Sanayi Uzman Yardımcılığına
atanabilme koşulları düzenlenmiştir. 8. maddeye eklenen yedinci fıkrada
Savunma Sanayi Uzman Yardımcılarının Uzman kadrolarına atanabilme koşulları
belirlendikten sonra, sınavlarda başarılı olamayanların ve hazırladıkları
tez kabul edilmeyenlerin durumlarına uygun başka bir kadroya atanacakları
kuralı getirilmiştir. Maddeye eklenen sekizinci fıkrada ise Savunma Sanayi
Uzmanı ve Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri,
yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile diğer hususların
yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Savunma
Sanayi Uzmanlığı ve Uzman Yardımcılığıkadrolarına
giriş koşullarının belirlenmesi, Anayasa’nın 70. maddesine göre kamu hizmetine girme hakkına ilişkin
olduğundan, bu hususu düzenleyen KHK’nin 51. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi ile 3238
sayılı Kanun’un 8. maddesine eklenen altıncı fıkranın ikinci cümlesi ve
(a), (b), (c) bentleri ile yedinci ve sekizinci fıkralar Anayasa’nın
91. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. İptalleri gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşlere
değişik gerekçeyle katılmışlardır.
Haşim KILIÇ,
Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
5- KHK’nin Diğer Kuralları
KHK’nin iptal edilen
kuralları ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
verilenler dışında kalan diğer kurallarında, Anayasa’nın 91.
maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun hükmünde kararname ile
düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin herhangi bir aykırılık
saptanmadığından bu kurallar, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına
aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
F- Kanun Hükmünde Kararname’nin İçerik Yönünden
İncelenmesi
1- KHK’nin 24. Maddesiyle Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16.
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrası
Dava dilekçesinde, Rehberlik ve Teftiş Başkanı’nın
ne şekilde atanacağı, bu göreve atanacak kişinin daha önce gümrük ve
ticaret müfettişi sıfat ve yetkisine sahip olup olmadığı veya başkanlık
görevine atanacak kamu görevlisinin ne kadar süre görev yapmış olması
gerektiği konusunda bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle bu göreve
müfettiş sıfat ve yetkisini haiz olmayan idari görevlilerin de atanmasının
önünün açıldığı, diğer Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlarının müfettiş sıfat
ve yetkisine sahip kişiler arasından müşterek kararname ile atanması
yönündeki yönetmelik, tüzük gibi idari düzenlemeler dikkate alındığında bu
durumun eşitlik kuralına aykırı olduğu, ayrıca fıkranın ikinci cümlesi
uyarınca Rehberlik ve Teftiş Başkan Yardımcıları ile Grup Başkanlarının
müşterek kararname ile görevlendirilmeyip, Bakan tarafından
görevlendirilmelerininAnayasa’nın 2., 6., 7., 10., 11. ve 128. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640 sayılı
KHK’nin 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesinde, Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığının, Başkan, başkan yardımcıları, grup başkanları ile
gümrük ve ticaret müfettişlerinden oluşacağı; ikinci cümle uyarınca da
başkan yardımcıları ile grup başkanlarının fiilen on yıldan fazla denetim
görevi yapmış olanlar arasından Bakan tarafından görevlendirileceği ifade
edilmiştir.
İptali istenen kuralda Rehberlik ve Teftiş
Başkanı’nın hangi niteliklere sahip olacağı ve ne şekilde atanacağına
ilişkin bir belirleme yapılmayarak “eksik
düzenleme” yapıldığı ve diğer Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlarının
müfettiş sıfat ve yetkisine sahip kişiler arasından atanması nedeniyle bu
durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir.
Anayasa’nın 10. maddesinde,
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama
geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
denilmiştir.
“Kanun önünde
eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu
ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı bulduğu
kuralları iptal ederek yürürlükten kalkmasını sağlar, ancak kanun koyucu gibi
davranarak yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm kuramaz.
Anayasa’nın öngördüğü ve mutlaka düzenlenmesini istediği hususlara yer
vermeme durumu dışında, kanun koyucunun anayasal ilkelere aykırı olmamak
kaydıyla takdir yetkisi kapsamında getirebileceği bir kuralı getirmemesi
iptal nedeni olamaz.
Kaldı ki, 11.10.2011 günlü, 662 sayılı
KHK’nin 76. maddesiyle, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama
Usulüne İlişkin Kanun’un (2) sayılı Cetveli’ne “Bakanlıkların Rehberlik ve Teftiş, Rehberlik ve Denetim, Denetim
Hizmetleri başkanları,” sırası eklenmiştir. Bu düzenlemeye göre Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı’nın atamasının da müşterek
kararname ile yapılması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde ayrıca, Rehberlik ve Teftiş
Başkan Yardımcıları ile Grup Başkanlarının müşterek kararname ile
görevlendirilmeyip, Bakan tarafından görevlendirilmelerinin Anayasa’ya
aykırı olduğu iddia edilmiştir.
KHK ile yapılan değişiklik ile başkan
yardımcıları ve grup başkanları fiilen on yıldan fazla denetim görevi
yapmış olanlar arasından Bakan tarafından görevlendirilecektir. Burada yeni
bir atama işleminden bahsedilmemekte, on yıldan fazla denetim görevinde
bulunmuş olanlar arasından görevlendirme yapılması öngörülmektedir. Bakanlığın
en üst amiri olan, bakanlık icraatından ve emri altındakilerin faaliyet ve
işlemlerinden Başbakana karşı sorumlu olan Bakanın böyle bir görevlendirme
yapabilmesinin görev ve sorumluluğu ile çelişmediği açıktır.
Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa
kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma
yetkisine sahiptir. Kanun koyucunun, memur ve diğer kamu görevlileri ile
bunların dışındaki çalışanlarla ilgili olarak, Anayasa’da belirlenen
kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini
gözetmek koşuluyla düzenleme yapma yetkisi bulunmaktadır. Kanun koyucunun
görevin gereklerini ve yapılan işin özelliğini gözeterek farklı kurallar
öngörmesinde eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralların, Anayasa’nın 6., 7., 11. ve 128. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
2- KHK’nin 24. Maddesiyle Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16. Maddesinin
(2) Numaralı Fıkrası
Dava dilekçesinde, Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığının kendi içinde gruplara ayrılmasının teftiş sistemini işlevsizleştireceği
ve etkisini azaltacağı, bir grupta görev yapan müfettişin diğer grubun
görev alanına giren bir konuyla karşılaştığında bu konuyu diğer gruptaki
müfettişlerin araştırması zorunluluğundan dolayı denetim hizmetlerinde gecikmeler
olacağı ve zafiyete neden olunacağı, ayrıca diğer bakanlık teşkilat
kanunlarında böyle bir düzenlemeye gidilmemesi nedeniyle bu durumun eşitlik
ilkesini zedelediği, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2.,
6., 7., 10., 11. ve 128. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
KHK’nın 24. maddesiyle 640 sayılı KHK’nin 16.
maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığının yapısı yeniden düzenlenmiştir. Bu doğrultuda
uzmanlaşma ve iş bölümünün sağlanması amacıyla Başkanlık bünyesinde Teftiş
Grup Başkanlığı, Gümrük İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı ve Ticaret
İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı olmak üzere üç grup başkanlığı
teşekkül ettirilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine
açık olan devlettir.
Anayasa’nın 113. maddesinde bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının kanunla düzenleneceği
belirtilmek suretiyle bu konuda yasama organına takdir yetkisi tanınmıştır.
Hukuk devletinde kanunların kamu yararı
gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanun koyucu, Anayasa’ya ve hukukun
genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapmak
yetkisine sahip olup, düzenlemenin kamu yararına, başka bir anlatımla ülke
koşullarına uygun olup olmadığının belirlenerek takdir edilmesi kanun koyucuya
aittir. Anayasa’ya uygunluk denetiminde, kanun koyucunun kamu yararı
anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı
dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek
yasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceği açıktır. Kanun koyucunun
görevin gereklerini ve yapılan işin özelliğini gözeterek farklı kurallar
öngörmesinde eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık yoktur.
Dolayısıyla, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına ilişkin olarak yapılan
ayrıntılı düzenleme doğrultusunda Başkanlığın alt birimi olarak grup
başkanlıklarının oluşturulmasında hukuk devleti ile eşitlik ilkesine
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralların, Anayasa’nın 6., 7., 11. ve 128. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
3- KHK’nin 24. Maddesiyle Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16. Maddesinin
(3) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığı, Makamın emri ve onayı üzerine aşağıdaki görevleri
yapar:” İbaresi
Dava dilekçesinde, Bakanlık
müfettişlerinin en üst amir olan Bakan adına inceleme ve soruşturma
görevini icra etmeleri nedeniyle iptali istenen “Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığı Makamın emri ve onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar” ibaresinde “Bakan adına”
bu görevleri yerine getirecekleri ifadesinin geçmemesinin Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 112., 113. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 112. maddesine göre, “Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup
ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve
işlemlerinden de sorumludur.”;113. maddesine göre, “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması,
görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir.”; 123. maddesine
göre ise “İdare, kuruluş ve görevleriyle
bir bütündür ve kanunla düzenlenir.”
İptali istenen ibarede “Bakan adına” ifadesi kullanılmamış
olsa da Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı makamının emri ve onayı üzerine
verilen görevleri yapacağı açıkça belirtilmiştir. Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığını yeniden düzenleyen KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640
sayılı KHK’nin 16. maddesi bütün olarak incelendiğinde “makam” ifadesiyle Bakanın
kastedildiği anlaşılmaktadır. Diğer bakanlık teşkilat kanunlarında da “makam” kelimesi kullanılmaktadır. Bu
kanunlarda da makam ifadesiyle bakanlığın en üst amiri olan bakanın
kastedildiği açıktır. Dolayısıyla, kuralda makam ifadesinin kullanılması ve
Bakan adına ifadesinin madde metninde yer almaması herhangi bir tereddüt
oluşturmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural
Anayasa’nın 112., 113. ve 123. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 6., 7. ve 8. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
4- KHK’nin 24. Maddesiyle Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16. Maddesinin
(7) Numaralı Fıkrası
Dava dilekçesinde, iptali istenen
kuralda gümrük ve ticaret müfettişlerinin hangi grup başkanlığı bünyesinde
görev yapacağının Bakan tarafından belirleneceği kuralı yer almışsa da, bu
belirlemenin hangi nesnel ve objektif kriterlere
göre yapılacağının belirtilmediği, bu yetkinin denetim görevini yerine
getirecek müfettiş üzerinde baskı aracı olarak kullanılabileceği, Anayasa’nın
128. maddesi uyarınca görevlendirmede esas alınacak nesnel ölçütlerin yasal
düzenleme ile belirlenmesi gerektiği, görevlendirmenin herhangi bir nesnel
ölçüt belirtilmeksizin Bakan tarafından yapılacağının belirtilmesiyle
yetinilmesinin yasama yetkisinin devri anlamı taşıdığı, bu nedenle kuralın
Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640 sayılı KHK’nin 16. maddesinin
(2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile grup başkanlıkları teşekkül
ettirildikten sonra, (7) numaralı fıkrada yapılan değişiklik ile“Gümrük
ve ticaret müfettişlerinin hangi grup başkanlığı bünyesinde görev yapacağı
Bakan tarafından belirlenir.” kuralı getirilmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde,“Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri
ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler,
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî
ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme
usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” denilmiştir. Buna göre,
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki görevleri yürüten
bütün personelin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi gerekir.
Anayasa’nın 7. maddesindeki “Yasama
yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki
devredilemez.” kuralına göre, kanun koyucunun temel ilkeleri koymadan,
çerçeveyi çizmeden yürütmeye yetki vermemesi, sınırsız, belirsiz bir alanı,
yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Belirtilen konuların kanunla düzenlenmesi gerekmekte ise de tüm
ayrıntılarının sadece kanunla düzenlenmesi beklenemez ve bu konuda idari
düzenlemeler yapılması Anayasa’nın 7. ve 128. maddesine aykırılık teşkil
etmez.
Bakanlık müfettişlerinin atanmaları
2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun’un
2. maddesi uyarınca müşterek kararname ile yapılmaktadır. KHK’nin 24.
maddesiyle değiştirilen 16. maddenin (3) numaralı fıkrasında ise Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığı bünyesindeki grup başkanlıklarının görevleri ayrıntılı
bir şekilde sayılmıştır. Dolayısıyla, bu yasal düzenlemelerden sonra
müfettişlerin hangi grupta görev yapacağının bakanlığın en üst amiri olan
Bakan tarafından belirlenmesi olağandır. Burada olduğu gibi yasama organı,
temel ilkeleri kanunla belirleyip, teknik ve uzmanlık gerektiren konuların
düzenlenmesini yürütme organının görev alanına bırakabilir. Sonuç olarak bu
konuda bir organın karar vermesi gerekmektedir. Bu organın da en üst amir
olması yasama yetkisinin yürütmeye devri anlamına gelmez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural
Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
5- KHK’nin 24. Maddesiyle Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16. Maddesinin
(8) Numaralı Fıkrasının “…mesleğe
alınmaları…” İbaresi Dışında Kalan Bölümü
Dava dilekçesinde, gümrük ve
ticaret müfettişleri ile müfettiş yardımcılarının yetiştirilmeleri,
yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumluluklarıile Başkanlığın çalışma usul ve
esaslarının yönetmelikle belirleneceğinin öngörülmesinin yasama yetkisinin
devri niteliğinde olduğu, yürütmeye asli düzenleme yapma imkanı tanıdığı,
Anayasanın 128. maddesi uyarınca kanun ile düzenlenmesi zorunlu görülen
hususların yürütmenin çıkaracağı bir yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa’nın 2., 6., 7.,
8., 11. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, Rehberlik ve
Teftiş Başkanlığının görevlerini düzenleyen, KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640 sayılı KHK’nin 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasında
yapılan değişiklikle, müfettiş ve müfettiş yardımcılarınınyetiştirilmeleri, yeterlik
sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ileRehberlik ve Teftiş Başkanlığınınçalışma usul ve esaslarının yönetmelikle
düzenlenmesi öngörülmüştür.
Anayasa’nın 7. maddesinde, yasama
yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinin olduğu ve bu
yetkinin devredilemeyeceği belirtilmektedir. Farklı koşul ve durumlara göre
sık sık değişik önlemler alma, bunları kaldırma
ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun bulunduğu alanlarda, yasama
organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve teknik konulara
ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz.
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Gümrük
ve Ticaret Bakanlığının hizmet birimleri arasında yer almaktadır. KHK’nin
24. maddesiyle yapılan değişiklik ileRehberlik ve Teftiş Başkanlığı altında
Teftiş Grup Başkanlığı, Gümrük İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı ve
Ticaret İnceleme ve Soruşturma Grup Başkanlığı olmak üzere üç ayrı grup
teşekkül ettirilmiştir. Teftiş Grup Başkanlığının
görevleri; Bakanlık teşkilatının her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili
olarak teftiş yapma, Bakanlık teşkilatının denetimi altındaki her türlü
kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak Bakanlığın görev ve
yetkileri çerçevesinde teftiş yapma, Bakanlığın amaçlarının daha iyi
gerçekleştirilmesini ve mevzuata, plan ve programa uygun çalışılmasını
sağlamak üzere gerekli teklifleri hazırlama ve makama sunma, yetkilendirilmiş
gümrük müşavirleri ve gümrük müşavirlerinin her türlü faaliyet ve
işlemlerini inceleme ve denetleme, mevzuatın uygulanmasında görülen
aksaklıklar hakkında görüş ve önerilerini bir rapor hâlinde Makama sunma, Makam
tarafından verilen benzeri görevleri yapma gibi ayrıntılı bir şekilde
düzenlenme yapılmak suretiyle konunun sınırları çizilmiştir.
Bu görevleri yapacak
olan gümrük ve ticaret müfettişleri ve müfettiş yardımcılarının
yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının çalışma usul ve esasları konularıyla
ilgili idari ve teknik ayrıntıların düzenlenmesi hususunda Bakanlığın
yetkisini yönetmelik düzenleyerek kullanması, idari ve teknik bir mesele
olup gelişen koşul ve durumlar dikkate alınarak süratli bir şekilde karar
alınabilmesini sağlamak amacıyla bu konudaki yetkinin Gümrük ve Ticaret
Bakanlığına bırakılması yasama yetkisinin devri anlamı taşımaz.
Kamu
görevlilerinin kadrolarının ve bu kadrolara atanacak kişilerde bulunması
gereken niteliklerin de kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak, kamu
görevlisi olarak atanacak kişilerle ilgili tüm ayrıntıların sadece kanunla
düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda idari düzenlemeler yapılmasının
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olacağı söylenemez. KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640 sayılı KHK’nin 16.
maddesiyle gümrük ve ticaret müfettişlerinin görevleri ayrıntılı şekilde
düzenlendiğinden, KHK ile kadroları ihdas edilen gümrük ve ticaret müfettişleri
ile müfettiş yardımcılarının “yetiştirilmeleri”,
“yeterlik sınavları”, “görev, yetki ve sorumlulukları” ile
“ Başkanlığın çalışma usul ve esasları” na ilişkin konuların zaman ve uygulama ile ortaya çıkan
koşullara uygun ayrıntılarının düzenlenmesi hususunun yönetmeliğe
bırakılmasında Anayasa’ya aykırı
bir yön yoktur.
Açıklanan
nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 6.,8. ve 11. maddeleriyle
ilgisi görülmemiştir.
Fulya
KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
6-KHK’nin 24. Maddesiyle
Değiştirilen 640 Sayılı KHK’nin 16. Maddesinin (9) Numaralı Fıkrası
Dava dilekçesinde, dava konusukural ile Bakan’ın Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığına ilişkin yetkilerini alt kademelere devredebileceği hususunun
düzenlendiği, 640 sayılı KHK’nin değişen 16. maddesine dayanılarak
19.8.2011 tarihinde yürürlüğe konulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İmza
Yetkileri Yönergesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanı’nın, Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığına inceleme, soruşturma emir ve onayı verme yetkisini müsteşara
devrettiği, 3046 sayılı Kanun’a göre kurumun en üst amiri, bakan olduğuna
göre bakanlık müfettişlerinin bakan dışında müsteşar gibi idari bir
görevliden emir ve talimat almalarının hukuken mümkün olmadığı, bakanın
Anayasa’nın 112. maddesi uyarınca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri
altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumlu olduğu bu kapsamda bakanın
denetim ve gözetim yetkisi olduğu, bakanın bu yetkisini müfettişler
vasıtasıyla kullandığı, teftişe ilişkin bu yetkilerini alt kademelere
devretmesinin Anayasa’nın 2., 7., 112., 113. ve
123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu KHK’nin 24. maddesiyle değiştirilen 640
sayılı KHK’nin 16. maddesinin (9) numaralı fıkra uyarınca Bakan, Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığını düzenleyen 16. maddedeki yetkilerini alt kademelere
devredebilecektir.
Bakanlığın idari teşkilatının bütün işlemlerini
bakanın bizzat yapması beklenemeyeceğinden kimi konulara ilişkin
yetkilerini, sorumluluk kendi üzerinde kalmak üzere emrinde çalışan kamu
görevlilerine devretmesi gerektiği açıktır.
640 sayılı KHK’nin 32. maddesinde yetki devrine
ilişkin genel bir hüküm mevcuttur. Buna göre “Bakan, Müsteşar ve her kademedeki Bakanlık yöneticileri sınırlarını
açıkça belirtmek ve yazılı olmak şartıyla yetkilerinden bir kısmını alt
kademelere devredebilir. Yetki devri, uygun araçlarla ilgililere
duyurulur.” Bu genel düzenlemeye rağmen 16. maddenin (9) numaralı
fıkrasında Bakanın bu maddedeki yetkilerini alt kademelere devredebileceği
kuralı getirilmiştir. Anılan 32. maddedeki yetki devrini ayrıntılı olarak
düzenleyen kural tüm KHK’yi ve dolayısıyla Rehberlik ve Teftiş Başkanlığını
da kapsamaktadır. İptali istenen kural olmasa dahi 32. madde uyarınca
Bakan, 16. maddedeki yetkilerini devredebilir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dava konusu
kural değerlendirildiğinde, biçimi ve sınırları belirli bir yetki devri
öngörüldüğüne göre, bunun Anayasa’ya aykırılık oluşturmadığı açıktır.
Açıklanan
nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2., 7., 112., 113. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
7-KHK’nin 28. Maddesiyle 640
Sayılı KHK’nin Geçici 3. Maddesine Eklenen (12), (13) ve (14)Numaralı Fıkralar
Dava dilekçesinde temel olarak, daha önce genel
müdürlük bünyesinde görev yapmakta olan başkontrolör,
kontrolör ve stajyer kontrolörlerin, Bakana bağlı olarak görev yapan
başmüfettiş, müfettiş ve müfettiş yardımcıları ile aynı seviyeye
getirilmelerinin eşitlik ilkesine, kazanılmış haklara saygı ilkesine, hukuk
güvenliği ilkesine aykırı olduğu, yapılan düzenlemede kamu yararı
gözetilmediği belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 2., 10. ve49. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Bilindiği üzere 640 sayılı KHK ile,
Gümrük Müsteşarlığının tamamı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlıklarının bazı birimleri ile birleştirilerek Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı kurulmuştur. KHK’nin 28. maddesiyle 640 sayılı KHK’nin
geçici 3. maddesine eklenen (12) numaralı fıkra ile Gümrük ve Ticaret
Bakanlığına ait başkontrolör, kontrolör ve
stajyer kontrolör kadro unvanları gümrük ve ticaret başmüfettişi,gümrük ve ticaret müfettişi, gümrük ve
ticaret müfettiş yardımcısı olarak değiştirilmiştir. (13) numaralı fıkra
ile Bakanlıkta başkontrolör, kontrolör ve stajyer
kontrolör kadrolarında bulunanlar ile birleşen diğer Bakanlıklarda
başmüfettiş, müfettiş ve müfettiş yardımcısı kadrosuna atananlar ilgisine
göre gümrük ve ticaret başmüfettişi, gümrük ve ticaret müfettişi, gümrük ve
ticaret müfettiş yardımcısı kadrolarına atanmış sayılmışlardır. Ayrıca
bunların daha önceki görev yerlerinde anılan kadrolarda geçirdikleri
süreler Bakanlıkta gümrük ve ticaret başmüfettişi, gümrük ve ticaret müfettişi,
gümrük ve ticaret müfettiş yardımcısı kadrolarında geçmiş sayılmıştır. (14) numaralı fıkra ile de daha önce müfettiş ve kontrolör
unvanını kazanmış olanlardan taşrada bölge müdürü veya il müdürü, merkezde
ise daire başkanı ve üstü görevde bulunanlar ile Sanayi ve Ticaret
Bakanlığından devredilen birimlerde müfettiş, kontrolör ve sanayi ve
ticaret uzmanı unvanını kazanıp da daire başkanı ve üstü görevde
bulunanların ilgisine göre gümrük ve ticaret müfettişi ve gümrük ve ticaret
uzmanı unvanını kazanmış sayılacakları hükmü getirilmiştir.
KHK’nin 28. maddesiyle 640 sayılı KHK’nin 16.
maddesinde yapılan değişiklik ile Gümrük Müsteşarlığından gelen müfettiş ve
kontrolörler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından gelen müfettiş ve
kontrolörler ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından gelen
müfettişlerin unvanları gümrük ve ticaret müfettişi olarak belirlenmiştir.KHK’nin 28.
maddesine ilişkin gerekçede, Bakanlık bünyesindeki denetim kadrolarının
gümrük ve ticaret müfettişi unvanı altında birleştirilmesine yönelik geçiş
hükümlerinin düzenlendiği belirtilmiştir. Söz konusu düzenleme ile tüm
denetim birimlerinin tek çatı altında toplanması amaçlanmış, böylece
kontrolör kadroları kaldırılarak, denetim elemanı olarak sadece müfettişlik
kadrosuna yer verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan
devlettir.
Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek
çıkarılması zorunludur. Kanun koyucu, Anayasa’ya ve hukukun genel
ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapmak yetkisine
sahip olup, düzenlemenin kamu yararına, başka bir anlatımla ülke
koşullarına uygun olup olmadığının belirlenerek takdir edilmesi kanun koyucuya
aittir. Anayasa’ya uygunluk denetiminde, kanun koyucunun kamu yararı
anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı
dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek
yasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceği açıktır.
KHK’nin 28. maddesine ilişkin gerekçede, Bakanlık
bünyesindeki denetim kadrolarının gümrük ve ticaret müfettişi unvanı
altında birleştirilmesine yönelik geçiş hükümlerinin düzenlendiği belirtilmiştir.
Ancak somut düzenlemenin amaçlanan hedefi sağlamada etkin ve elverişli olup
olmadığı yönündeki değerlendirme anayasallık denetiminin kapsamı dışında
kalmaktadır.
Hukuk devletinde olması
gereken temel unsurlardan biri de hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk
güvenliği bireyin hukukî durumunun süreceği yönündeki beklentilerinin
belli koşullar içinde güvence altına alınması anlamına gelir. Kamu
görevlilerinin de hukukî güvenlik içerisinde çalışmaları gerektiği
şüphesizdir. Ancak hukuk güvenliği ilkesi, zaman içinde değişen koşul ve
ihtiyaçlara göre kanunlarda değişiklik yapılmasına da engel değildir.
Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu
statüden doğan, tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş kişisel alacak
niteliğine dönüşmüş haktır. Kazanılmış haklara saygı gösterilmesi hukuk
devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Dava konusu kuralda,
kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş, kendileri yönünden
kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklara yönelik bir
düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden bir müdahale de
söz konusu değildir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda dava
konusu kurallara bakıldığında genel müdürlük bünyesinde görev yapmakta olan
kontrolörlerin statüleri bakanlık müfettişi olarak değiştirilmiştir. Bu
düzenlemeyle kontrolörlerin kazanılmış haklarının ihlal edildiği
söylenemeyeceği gibi, mevcut bakanlık müfettişlerinin statülerini muhafaza
ettikleri anlaşıldığından onlar yönünden de bir hak kaybı oluşmamıştır.
Dolayısıyla kontrolör unvanlarının müfettiş unvanına dönüştürülmesi hukuki
güvenliğin önemli bir unsuru olan kazanılmış haklara saygı ilkesini ihlal
etmemektedir.
Kanun önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları
aynı olanlar için söz konusu olan, eylemli değil, hukuksal eşitliği öngören
bir ilkedir. Bu ilkenin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar
karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve ayrım yapılması ile
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunanlara ayrı
kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.
Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Burada aynı durumda olanlar arasında herhangi bir
ayrım yapılmamıştır. Tüm kontrolörler istisnasız müfettiş unvanı almıştır.
Bu nedenle eşitlik ilkesini ihlal eden bir durum da söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu
kurallar Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 49. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
8-KHK’nin 54. Maddesiyle 3289
Sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a
Eklenen Geçici Madde 12
Dava dilekçesi ve başvuru kararlarında,
il ve ilçe spor müdürlerinin KHK ile, “Araştırmacı”
gibi pasif bir göreve atanmalarının kazanılmış haklarının ellerinden
alınması anlamına geldiği, yeni bir göreve atanma işlemi idari bir
tasarrufla değil kanun hükmünde kararname ile tesis edildiğinden bu durumun
kanunların genel, soyut, sürekli, düzenleyici ve nesnel olması ilkesine
uymaması nedeniyle hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı,il müdürü ile ilçe müdürü farklı
hiyerarşik kademe ve kadro unvanlarına karşılık geldiği hâlde, bunlar bir,
aynı ve eşitlermiş gibi il müdürünün de ilçe müdürünün de “Araştırmacı” kadrolarına
atanmalarının eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı, bu kişilerin “Araştırmacı” görevine olağan hukuki
yol olan idari işlemle atamalarının yapılması durumunda kullanabilecekleri
anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğü ile yetkili yargı
mercilerine dava açma haklarının, kanun hükmünde kararnameyle atanmaları
suretiyle ellerinden alındığı, bu kadroya atanmış sayılan il ve ilçe spor
müdürlerinin maaşı sabitlenerek, il ve ilçemüdürleri ile arasında bir dengesizlik oluşturulduğu, bu durumun
çalışma barışını bozucu bir duruma sebep olduğu belirtilerek
kuralların,Anayasa’nın 2., 10.36., 49.
ve 125.maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
KHK’nın 52. maddesiyle 3289 sayılı Spor Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un mülga 6. maddesi
yeniden düzenlenmiş ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Genel
Müdürlüğünün taşradaki hizmetlerini yürütmek üzere illerde Gençlik
Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, ilçelerde Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe
Müdürlüğü kurulmuştur. Bu doğrultuda dava konusu kuralla Spor Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatında İl Spor Müdürü ve İlçe Spor Müdürü
kadrolarında bulunanların görevlerine son verilerek hâlen bulundukları
kadro dereceleriyle araştırmacı kadrolarına atanmış sayılmışlardır. Daha önce İl Spor Müdürlüğü ve İlçe Spor Müdürlüğü kadrolarında
müdür olarak görev yapan kamu görevlilerinin Spor Genel Müdürlüğü
araştırmacı kadrolarına atanmış sayılmalarının öngörülmesi, İl Spor
Müdürlükleri ile İlçe Spor Müdürlüklerinin kaldırılarak Gençlik ve Spor
Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğünün taşradaki hizmetlerini yürütmek üzere
illerde Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, ilçelerde Gençlik
Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü kurulması sonucu ortaya çıkan hukuki ve
fiili zorunluluklar nedeniyledir.
Hukuk aleminde
meydana gelebilecek bu değişiklik, daha önce kural tasarrufların doğurmuş
olduğu objektif ve genel hukuki durumlara da uygulanabilecektir. Soyut ve
genel hukuki durumların (statülerin) en önemli özelliği bunların daima değişebilmesi
ve bu değişikliğin de herkese karşı geçerli olmasıdır. Hukuk alanında
meydana gelen ve hukuki statüde değişiklik yapan bu düzenlemeler, eski
düzenleme uyarınca statü kazanmış ve statüsü devam eden bireyleri de
kapsar. Dolayısıyla, nesnel hukuki durumların (statülerin) kazanılmış hak
bahşetmesi mümkün değildir. Araştırmacı unvanlı kadrolara atanmış sayılmaya
ilişkin kuralda, anılan kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri
yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklara ilişkin
bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden bir müdahale
söz konusu değildir. Bu kişilerin yeni atandıkları kadrodaki mali haklarında
herhangi bir
değişiklik olmamış, bunların önceki maaş ve diğer özlük hakları aynen
korunmuştur. Bu nedenle,
maddede sayılan görevlerde bulunanların yeni kurulan Bakanlık bünyesinde
ihdas edilen kadrolara atanmış sayılmalarını öngören kuralın kazanılmış
hakları ihlal ettiği söylenemez.
Diğer taraftan, dava konusu kuralla tek
kişi hakkında bireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip, aksine
genel ve soyut bir norm getirilmektedir. Zira soyut bir kuralın gerçekte
tek kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut
niteliğini ortadan kaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz
edilebilmesi için somut olarak bir kişinin hukuki durumunda değişiklik
yapan bir irade açıklamasının bulunması gerekir. Dava konusu kurallarla
doğrudan somut bazı kişilerin hukuki durumunda değişiklik yapılmasına
yönelik bir düzenlemede bulunulmadığından bireysel işlemin varlığından söz
edilemez. Kuralda belirtilen kadrolarda görev yapan kişilerin dava konusu
düzenlemeden etkilenmeleri, bu neticeyi değiştirmez.
Kuralın dolaylı şekilde hak arama
özgürlüğüyle ilgili olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de
inceleme yapılmıştır.
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”
başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes meşrû
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun
doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence
altına alınmıştır. Anayasa’nın
125. maddesinde ise “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı
yolu açıktır.” denilmektedir. Her iki maddeyle güvence altına alınan
dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği
taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
biridir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir
yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Dava konusu kuralla yapılan değişiklikler, İl Spor Müdürlükleri ile İlçe Spor Müdürlüklerinin
kaldırılarak Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğünün
taşradaki hizmetlerini yürütmek üzere illerde Gençlik Hizmetleri ve Spor İl
Müdürlüğü, ilçelerde Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü kurulmasının
sonucudur. Buna göre söz konusu işlemin sebep unsuru, il ve ilçe
spor müdürlüklerinin kaldırılması olup
yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu
dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır.
Genel nitelikte olduğu sonucuna ulaşılan yasal düzenlemeyle oluşturulan bu
durumun, sebep unsuru yönünden hukuka uygun olup olmadığının tespitinin
anayasal bir sorun olduğu ve bu yöndeki denetimin Anayasa Mahkemesince yapılması
gerektiği açıktır. Anılan atama işleminin doğrudan kanunla
değil, idari işlemle yapılmasının öngörülmesi durumunda dahi kanunlara
uygunluk denetimi yapmakla sınırlı bir yetkiyi haiz olan idari yargı
yerlerinin, işlemin sebep unsurunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını
tartışması ve bu yönde bir denetim yapması mümkün olmadığından bu işlemin
doğrudan kanun hükmünde kararnameyle yapılmasının hak arama hürriyetini
sınırladığı söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu
kurallar Anayasa’nın 2., 36. ve 125. maddelerine
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 10. ve 49.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
VI-
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
8.8.2011 günlü, 649 sayılı
Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin:
A)
6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli
Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının
Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki
Kanunu’nun iptal edilmesi halinde dayanaksız hale geleceği yönünden ileri
sürülen iptal istemi, 22.11.2012 günlü, E.2011/107, K.2012/184 sayılı
kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümünün yürürlüğünün durdurulması
isteminin REDDİNE,
B)Kapsam yönünden;
1- 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10.,
11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23. maddeleri,
24. maddesiyle, 3.6.2011 günlü, 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
değiştirilen 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasının “…mesleğe alınmaları…” ibaresi dışında kalan bölümü ile (1),
(2), (3), (4), (6), (7) ve (9) numaralı fıkraları, 25., 26., 28., 29., 30.,
31., 32., 33., 34., 35., 36., 37. maddeleri, 38. maddesiyle, 3.6.2011
günlü, 642 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası
dışında yapılan değişiklikler, 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45., 46., 47.,
48., 49., 50. maddeleri, 51. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c)
bentleri, (b) bendi ile 7.11.1985 günlü, 3238 sayılı Savunma SanayiiMüsteşarlığının Kurulması ve 11 Temmuz
1939 Tarih ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun İki Maddesi
ile 23 Ekim 1984 Tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un8. maddesine eklenen altıncı fıkranın
birinci cümlesi, 52., 53., 54., 56., 57., 58. maddeleri, 59. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi, 60., 61., 63., 64., 65. maddeleri ile (1),
(2), (3) ve (4) sayılı listelere yönelik iptal istemleri, 22.11.2012 günlü,
E.2011/107,K.2012/184 sayılı
kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara, bentlere, cümleye,
bölüme ve listelere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
2- 27. maddesiyle, 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi,
3- 38. maddesiyle değiştirilen 642 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası,
4- 51. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendiyle değiştirilen,3238 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci
fıkrasındaki “Savunma Sanayii Uzmanı ve Uzman Yardımcısı ile Daire Tabibi
kadroları” ibaresi,
5- 55. maddesiyle, 27.6.1989 günlü, 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin ek 3. maddesinin birinci fıkrasına “Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı,”
ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “Doğu
Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı,” ibaresi,
6-59.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 27.10.1999 günlü, 4458 sayılı
Gümrük Kanunu’nun 221. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle,
hakkında,
22.11.2012 günlü, E.2011/107, K.2012/184 sayılı kararla karar verilmesine
yer olmadığına karar verildiğinden, bu cümlelere ve ibarelere ilişkin
yürürlüğün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-62.
maddesine ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesi
nedeniyle, bu maddenin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
C) Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası yönünden;
1- 1.,
2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17.,
18., 19., 20., 21., 22., 23. maddeleri, 24. maddesiyle 640 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasının
“…mesleğe alınmaları…” ibaresi
dışında kalan bölümü ile (1), (2), (3), (4), (6), (7) ve (9) numaralı
fıkraları, 25., 26., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35., 36., 37.
maddeleri, 38. maddesiyle,642
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası dışında
yapılan değişiklikler, 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45., 46., 47., 48.,
49., 50. maddeleri, 51. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri,
(b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un 8. maddesine eklenen altıncı fıkranın
birinci cümlesi, 52., 53., 54., 56., 57., 58. maddeleri, 59. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi, 60., 61., 63., 64., 65. maddeleri ile (1),
(2), (3) ve (4) sayılı listelere yönelik iptal istemleri, 22.11.2012 günlü,
E.2011/107, K.2012/184 sayılı kararla reddedildiğinden, ve bu maddelere,
fıkralara, bentlere, cümleye, bölüme, listelere ve değişikliklere ilişkin
yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
2- a- 24. maddesiyle 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (5)
numaralı fıkrasının ve (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe alınmaları…” ibaresine,
b- 27. maddesiyle 640 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesine,
c- 51. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un 8.
maddesine eklenen;
aa- Altıncı fıkranın ikinci cümlesi ile (a), (b) ve
(c) bentlerine,
bb- Yedinci ve sekizinci fıkralarına,
ilişkin
iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle, bu fıkraların,
bentlerin ve cümlenin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
D) İçerikleri itibariyle Anayasa’ya aykırılığı
ileri sürülen;
1- 24. maddesiyle
değiştirilen 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesinin:
a- (1) ve (2) numaralı fıkralarına,
b- (3) numaralı fıkrasında yer alan “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Makamın
emri ve onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar:” ibaresine,
c- (7) numaralı fıkrasına,
d- (8) numaralı fıkrasının “…mesleğe alınmaları…” ibaresi dışında kalan bölümüne,
e- (9) numaralı fıkrasına,
2- 28. maddesiyle 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 3. maddesine eklenen (12), (13)
ve (14)numaralı fıkralarına,
3- 54. maddesiyle,
21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’ye,
yönelik iptal
istemleri, 22.11.2012 günlü, E.2011/107,K.2012/184 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye, fıkralara,
bölüme ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
22.11.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII-
İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında,
“Kanun, kanun hükmünde kararname ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal
kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken
hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa
Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin;
1- 24.
maddesiyle 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16.
maddesinin (5) numaralı fıkrasının ve (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe alınmaları…” ibaresinin,
2- 27.
maddesiyle 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin
(1) numaralı fıkrasının birinci
cümlesinin,
3- 51.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un 8.
maddesine eklenen altıncı fıkranın ikinci cümlesi ile(a), (b) ve (c) bentlerinin, yedinci ve
sekizinci fıkralarının,
4- 62. maddesinin,
iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal
boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrası gereğince bu maddeye, fıkralara, bentlere, cümleye ve
ibareye ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak
altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VIII-
SONUÇ
8.8.2011
günlü, 649 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin:
A)
6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli
Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının
Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki
Kanunu’na yönelik iptal istemi, 27.10.2011 günlü, E. 2011/60, K. 2011/147
sayılı kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümüne yönelik iptal
isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B) 1- 1.,
2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17.,
18., 19., 20., 21., 22., 23. maddeleri, 24. maddesiyle, 3.6.2011 günlü, 640 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasının
“…mesleğe alınmaları…” ibaresi dışında kalan bölümü ile (1), (2), (3), (4),
(6), (7) ve (9) numaralı fıkraları, 25., 26., 28., 29., 30., 31., 32., 33.,
34., 35., 36., 37. maddeleri, 38. maddesiyle, 3.6.2011 günlü, 642 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası dışında yapılan
değişiklikler, 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45., 46., 47., 48., 49., 50.
maddeleri, 51. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, (b) bendi
ile 7.11.1985 günlü, 3238 sayılı Savunma SanayiiMüsteşarlığının Kurulması ve 11 Temmuz
1939 Tarih ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun İki Maddesi
ile 23 Ekim 1984 Tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 8. maddesine
eklenen altıncı fıkranın birinci cümlesi, 52., 53., 54., 56., 57., 58.
maddeleri, 60., 61., 63., 64., 65. maddeleri ile (1), (2), (3) ve (4)
sayılı listeleri, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olduğundan Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve bu maddelere, fıkralara, bentlere, cümleye,
bölüme,listelere ve değişikliklere
ilişkin iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 27. maddesiyle, 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi,
24.10.2011 günlü, 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 10. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından,
konusu kalmayan bu cümleye ilişkin iptal istemi hakkında KARAR
VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
3- 38. maddesiyle değiştirilen
642 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle 27.6.1989 günlü, 375 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 12’nin (3) numaralı fıkrasının (aa) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu
kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
4- 51. maddesinin birinci
fıkrasının(b) bendiyle
değiştirilen,3238 sayılı Kanun’un
8. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Savunma Sanayii
Uzmanı ve Uzman Yardımcısı ile Daire Tabibi kadroları” ibaresi, 666 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’ye eklenen Ek Madde 12’nin (3) numaralı fıkrasının (g) bendiyle
yürürlükten kaldırıldığından, konusu
kalmayan bu ibareye ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
5- 55.
maddesiyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin ek 3. maddesinin birinci fıkrasına “Konya Ovası Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı,” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “Doğu
Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı,” ibaresi, 666 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 1. maddesiyle 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 12’nin (1) numaralı
fıkrasının (m) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu
kalmayan bu maddeye ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
6-59.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 27.10.1999 günlü, 4458 sayılı
Gümrük Kanunu’nun 221. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle, 666 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 5. maddesinin (j)
fıkrası ile değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu cümleye ilişkin
iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
7- 59. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile
4458 sayılı Kanun’un 244.maddesine
eklenen (7) numaralı fıkra, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olduğundan
Anayasa’ya aykırı olmadığına bu fıkraya ilişkin iptal isteminin REDDİNE,
Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu
ve OYÇOKLUĞUYLA,
8- 62. maddesi, 6223 sayılı
Kanun kapsamında olmadığından, bu maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
9- 62.maddesinin iptal edilmesi nedeniyle,
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu maddeye ilişkin
İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY
SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C) 1- 1.,
2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17.,
18., 19., 20., 21., 22., 23. maddeleri, 24. maddesiyle 640 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasının
“…mesleğe alınmaları…” ibaresi dışında kalan bölümü ile (1), (2), (3), (4),
(6), (7) ve (9) numaralı fıkraları, 25., 26., 28., 29., 30., 31., 32., 33.,
34., 35., 36., 37. maddeleri, 38. maddesiyle,642 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
5. maddesinin ikinci fıkrası dışında yapılan değişiklikler, 39., 40., 41.,
42., 43., 44., 45., 46., 47., 48., 49., 50. maddeleri, 51. maddesinin
birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, (b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un
8. maddesine eklenen altıncı fıkranın birinci cümlesi, 52., 53., 54., 56.,
57., 58. maddeleri, 59. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 60., 61.,
63., 64., 65. maddeleri ile (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerin,
Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve bu maddelere, fıkralara, bentlere, cümleye, bölüme,listelere ve değişikliklere ilişkin iptal
isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- a- 24. maddesiyle 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (5)
numaralı fıkrasının ve (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe
alınmaları…” ibaresinin,
b- 27. maddesiyle 640 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
c- 51. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un 8.
maddesine eklenen;
aa- Altıncı fıkranın ikinci cümlesi ile (a), (b) ve
(c) bentlerinin,
bb- Yedinci ve sekizinci fıkralarının,
Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ,
Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D) 1- 24. maddesiyle 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 16. maddesinin (5) numaralı
fıkrasının ve (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe alınmaları…”
ibaresinin,
2- 27. maddesiyle 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci
cümlesinin,
3- 51. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendi ile 3238 sayılı Kanun’un 8.
maddesine eklenen, altıncı fıkranın ikinci cümlesi ile (a), (b) ve (c)
bentlerinin, yedinci ve sekizinci fıkralarının,
iptal edilmeleri nedeniyle, Anayasa’nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince bu fıkralara, bentlere, cümleye ve ibareye ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN,
KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E) İçerikleri itibariyle
Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen;
1- 24. maddesiyle
değiştirilen 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesinin:
a- (1) ve (2) numaralı fıkralarının,
b- (3) numaralı
fıkrasında yer alan “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Makamın emri ve onayı
üzerine aşağıdaki görevleri yapar:” ibaresinin,
c- (7) numaralı fıkrasının,
d- (8) numaralı fıkrasının “…mesleğe alınmaları…”
ibaresi dışında kalan bölümü,
e- (9) numaralı fıkrasının,
2- 28. maddesiyle 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 3. maddesine eklenen (12), (13) ve
(14)numaralı fıkraların,
3- 54. maddesiyle, 21.5.1986
günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun’a eklenen Geçici Madde 12’nin,
Anayasa’ya aykırı olmadığına
ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun
karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
22.11.2012 gününde
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Avrupa
Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin 24.
maddesiyle 640 sayılı KHK’nin değiştirilen 16. maddesinin (5) numaralı
fıkrası, KHK’nin 24. maddesiyle 640 sayılı KHK’nin
değiştirilen 16. maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer alan “…mesleğe alınmaları…” ibaresi,
KHK’nin 27. maddesiyle 640 sayılı
KHK’nin değiştirilen 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi
ve KHK’nin 51. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3238 sayılı
Kanun’un 8. maddesine eklenen altıncı fıkranın ikinci cümlesi ve (a), (b),
(c) bentleri ile yedinci ve sekizinci fıkraları çoğunluk kararıyla
Anayasa’nın 91. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
1- KHK’nin
24. Maddesiyle 640 Sayılı KHK’nin Değiştirilen 16. Maddesinin (5) Numaralı
Fıkrası Yönünden
KHK’nin 24.
maddesiyle, 640 sayılı KHK’de düzenlenen Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına
ilişkin daha ayrıntılı bir düzenleme yapılmıştır. Bu kapsamda Gümrük ve
Ticaret Müfettişlerinin görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. 24. maddeyle 640 sayılı KHK’nin değiştirilen 16. maddesinin (5)
numaralı fıkrasında, denetime tâbi olan gerçek ve tüzel kişilerin, gizli
dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri ibraz etme, para ve para
hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde gümrük ve ticaret
müfettişlerine gösterme, gümrük ve ticaret müfettişlerinin saymasına ve
incelemesine yardımcı olma zorunlulukları olduğu kuralına yer verilmiştir.
Ayrıcabu kural uyarınca
gümrük ve ticaret müfettişleri, görevleri sırasında tüm resmî daire, kurum,
kuruluş ve kamuya yararlı derneklerle, gerçek ve tüzel kişilerden gerekli
yardım, bilgi, evrak, kayıt ve belgeleri istemeye yetkilidirler, kanunî engel olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesi
zorunludur.
Çoğunluk kararıyla, gümrük ve ticaret müfettişlerinin
yaptıkları denetimler esnasında talep etmeleri hâlinde her türlü bilgi ve
belgenin kendilerine verilmesi zorunluluğu getiren kuralın, Anayasa’nın
20. maddesine göre özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına ilişkin olduğu gerekçesiyle, bu hususu düzenleyen KHK’nin 24.
maddesiyle 640 sayılı KHK’nin değiştirilen 16. maddesinin (5) numaralı
fıkrası Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasına aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Anayasa’nın
20. maddesinde herkesin özel hayatına ve aile yaşayışına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
İptali
istenilen kuralda gümrük ve ticaret müfettişlerinin görev ve yetkileri
kapsamında denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişilere bilgi verme
yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak, söz konusu düzenlemenin özel hayat
kapsamında olsun olmasın her türlü konuda bildirim yükümlülüğü öngördüğü
şeklinde anlaşılması olanaklı değildir. Zira,
kuralda açıkça “kanunî engel
olmadıkça” ibaresine yer verilmesi nedeniyle, gümrük ve ticaret
müfettişlerinin yaptıkları denetimler esnasında talep etmeleri hâlinde
kendilerine verilmesi zorunluluğu, Anayasa’nın 20.
maddesine göre özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı kapsamında olanlar dışındaki bilgi
ve belgelere ilişkin bulunmaktadır. İstenilen bilgilerin bu nitelikte
olduğunu düşünen kişi ve kurumlar, nedenini açıklayarak bilgi vermekten
kaçınabilecekleri gibi haklarında idari para cezası uygulanması halinde
buna itiraz ederek istenilen bilginin temel haklarını ihlal edecek
nitelikte olduğunu mahkemeler önünde de ileri sürebilirler.
Bu nedenle,
kuralın Anayasa’nın 91. maddesine aykırılığından söz edilemez.
2- KHK’nin
İptaline Karar Verilen Diğer Kuralları Yönünden
KHK’nin 24. maddesiyle 640 sayılı KHK’nın
değiştirilen 16. maddesiyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı birimlerinden olan Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığı yeniden düzenlenirken (8) numaralı fıkrada da
Başkanlığa bağlı olarak görev yapacak olan gümrük ve ticaret müfettişleri
ve müfettiş
yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları,
görev, yetki ve sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
KHK’nin 27. maddesiyle 640 sayılı KHK’nin değiştirilen 38. maddesi
başlığıyla birlikte değiştirilmiştir. Personel alım
usulünü düzenleyen kuralın (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle
Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36.
maddesinin “Ortak Hükümler”
bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan Bakanlık
kadroları dışındaki kadrolara ve sözleşmeli personel pozisyonlarına ilk
defa atanacakların
ilgili mevzuat uyarınca yapılan merkezi sınavdan yetmiş ve üzeri puan
alanlar arasından, sınav komisyonlarınca yapılacak sözlü sınav sonucuna
göre belirleneceği kurala bağlanmıştır.
649 sayılı
KHK’nin 51. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3238 sayılı
Kanun’un personel rejimi kenar başlıklı 8. maddesine eklenen altıncı
fıkranın ikinci cümlesi ve devamındaki (a), (b) ve (c) bentlerinde Savunma
Sanayi uzman yardımcılığına atanabilme koşulları düzenlenmiştir. 8. maddeye
eklenen yedinci fıkrada Savunma Sanayi uzman
yardımcılarının uzman kadrolarına atanabilme koşulları belirlendikten
sonra, sınavlarda başarılı olamayanların ve hazırladıkları tez kabul
edilmeyenlerin durumlarına uygun başka bir kadroya atanacakları kuralı
getirilmiştir. Maddeye eklenen sekizinci fıkrada ise Savunma Sanayi Uzmanı
ve Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma
sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile diğer hususların yönetmelikle
düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Çoğunluk
kararıyla söz konusu düzenlemeler kamu hizmetine girme hakkına ilişkin
düzenleme niteliğinde ve Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına
aykırı görülerek iptal edilmiştir.
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1. maddesinin birinci
fıkrasının (a-3) bendinde, Kanun’un amaçlarından birinin kamu hizmetlerinin
Bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek, mevcut Bakanlıklar
ile birleştirilen veya yeni kurulan Bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve
kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma
esaslarına ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar
Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek olduğu belirtilmiş
ve aynı Kanun’un ikinci fıkrasında da ilgili kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerde değişiklik yapılabileceği belirtilmiştir.
649 sayılı KHK’nin iptali
istenen kurallarıyla Rehberlik
ve Teftiş Başkanlığına bağlı olarak görev yapacak olan gümrük ve ticaret
müfettişleri ve müfettiş yardımcılarının mesleğe alınmaları,
yetiştirilmeleri, yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile
Başkanlığın çalışma usul ve esaslarının belirlenmesinin öngörülmesi,
Bakanlık kadroları dışındaki kadrolara ve sözleşmeli personel
pozisyonlarına ilk defa atanacakların ilgili mevzuat uyarınca yapılan
merkezi sınavdan yetmiş ve üzeri puan alanlar arasından, sınav
komisyonlarınca yapılacak sözlü sınav sonucuna göre belirleneceğinin
belirtilmesi ve Savunma Sanayi uzman yardımcılarının uzman kadrolarına atanabilme
koşullarının düzenlenmesiteşkilat ve kadroların belirlenmesine
ilişkin bir husus olduğundan Yetki Kanunu’na aykırılık bulunmamaktadır.
Kamu görevlilerinin kadrolarının ve bu kadrolara atanacak
kişilerde bulunması gereken niteliklerin de kanunla düzenlenmesi
gerekmektedir. Ancak, kamu görevlisi olarak atanacak kişilerle ilgili tüm
ayrıntıların sadece yasayla düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda idarî
düzenlemeler yapılmasının Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasına
aykırı düşeceği iddiası yerinde değildir. Anayasa’nın bir maddesinin
yasayla düzenleneceğini öngördüğü bir konunun, Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile doğrudan ilgili
olmadıkça, ya da KHK ile düzenlenemeyeceği Anayasa’da özel olarak belirtilmedikçe
KHK ile düzenlenmesi Anayasa’ya aykırı değildir.
Anayasa’nın 70. maddesine göre, “her Türk kamu hizmetine
girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiçbir ayırım gözetilemez”. Maddede Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı
olan herkesin görevin gerektirdiği nitelikler dışında, dil, din, mezhep,
renk, siyasi düşünce, cinsiyet ve benzeri ayırım gözetilmeksizin kamu
hizmetlerine girme hakkına sahip bulundukları belirtilmiştir. Böylece “kamu
hizmetlerine girme hakkı”
siyasi hak ve ödevler kapsamında, vatandaşlık bağına bağlı olarak
kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Düzenlemenin temel hakka
ilişkin niteliği bundan ibarettir. Yoksa, bunun
dışında kamu görevlerine giriş, atanma, görev değişikliğine ilişkin tüm
düzenleme ve uygulamaların temel hakkın düzenlenmesi ve 91. madde anlamında
yasak alan kapsamında görülmesi yerinde değildir.
Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrasında, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde
yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer
alan siyasî haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle
düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Anayasanın belirtilen bölümlerinde birçok
temel hak ve özgürlük düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözkonusu
temel hak ve özgürlüklerin kapsama alanları ve ilgili oldukları hususlar
geniş bir biçimde yorumlandığında KHK’lerle yapılacak tüm düzenlemelerin bu
hak ve özgürlüklerle bağlantılarının bulunduğu ileri sürülebilecektir.
Böyle bir yorumdan hareket edilmesi halinde yasak alan kapsamı oldukça
genişleyecek ve KHK ile düzenlenebilecek alan kalmayacaktır. Nitekim
Anayasa Mahkemesinin, 6.1.1987 günlü, E:1986/15 ve K:1987/1 sayılı
kararında, dolaylı biçimde kişi hak ve özgürlüklerini ilgilendirmeyecek bir
düzenleme düşünmenin oldukça güç olduğu, bu nedenle de dolaylı bir ilginin
varlığına dayanılarak sonuca gitmenin isabetli sayılamayacağı
belirtilmiştir. Buna göre, yasak alanın kapsamının, temel hak ve
özgürlüklerle doğrudan ilgili düzenlemeleri kapsayacak, dolaylı olarak
ilgili düzenlemeleri ise kapsam dışında bırakacak şekilde belirlenmesi
gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 16.5.1989 günlü, E:1989/4 ve K:1989/24 sayılı
kararında, 3.11.1988 günlü, 347 sayılı “233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname”nin Genel Müdür olarak atanabilmek için, “yükseköğrenim görmüş olmak, dört yılı kamuda,
altı yılı özel sektörde geçmek şartıyla en az on yıl hizmeti bulunmak, kamu
hizmeti bulunmayanlarda ise özel sektörde asgari onbeş
yıl çalışmış olmak, Genel müdürlük görevini yerine getirebilecek yetenek,
bilgi ve tecrübeye sahip olmak” şartlarını getiren 1.
maddesine yönelik iptal istemini reddetmiştir.
Anayasa’nın
91. maddesi kapsamına giren alanlarda düzenleme yapılmış olmasından söz
edilebilmesi için 91. maddede belirtilen hak ve alanlarla ilgili doğrudan
bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Yetki Kanunu kapsamında KHK’nin iptali istenen
kurallarıyla Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığına bağlı olarak görev yapacak olan gümrük ve ticaret müfettişleri
ve müfettiş yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri,
yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma
usul ve esaslarının belirlenmesinin öngörülmesi, Bakanlık kadroları
dışındaki kadrolara ve sözleşmeli personel pozisyonlarına ilk defa
atanacakların ilgili mevzuat uyarınca yapılan merkezi sınavdan yetmiş ve
üzeri puan alanlar arasından, sınav komisyonlarınca yapılacak sözlü sınav
sonucuna göre belirleneceğinin belirtilmesi ve Savunma Sanayi uzman
yardımcılarının uzman kadrolarına atanabilme koşullarının düzenlenmesi
kadrolara girişin koşullarını düzenleyen kurallar olup doğrudan memuriyete
girişe ilişkin kurallar değildirler. Bu nedenle anılan kuralların Anayasa’nın 91’inci maddesinde
belirtilen yasak alana ilişkin düzenlemeler içerdiğinden söz etmek mümkün
değildir.
Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallara
yönelik iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle
kuralın iptaline yönelik çoğunluk görüşüne katılmadık.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Muammer
TOPAL
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
8.8.2011 günlü, 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
(KHK)’nin, 59. maddesi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun
244. maddesine eklenen (7) numaralı fıkranın, 6.4.2011 günlü 6223 sayılı
Yetki Kanunu’nda mali haklar konusunda yetki verilmemesi, 24. maddesi ile
640 sayılı KHK’nin değiştirilen 16. maddesinin, iptal istemlerinin reddine
karar verilen kurallarının ise Bakanlar Kurulu’nun KHK’ler konusundaki
yetkisinin sınırlı olup yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle
bağdaşmayacak biçimde geniş kullanılamayacağına ilişkin E: 2011/113; K:
2012/108 sayılı karardaki karşıoy gerekçesi
doğrultusunda iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
DEĞİŞİK GEREKÇE
6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi “kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler,
sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği
arttırmak üzere, buların atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi,
yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına”
ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere, Bakanlar Kurulu’na Kanun
Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermektedir.
649 sayılı KHK’nin 24.,
27. ve 51. maddeleri memuriyet statüsüne alınmaya ilişkin bir düzenleme niteliğindedir.
Oysa yukarıda ifade edildiği üzere 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun belirtilen
hükmü salt “istihdam edilen” kamu görevlileri bakımından bir düzenleme
yapılabilmesi konusunda yetki vermektedir. Diğer bir deyişle, söz konusu
kural Yetki Kanunu kapsamı dışında kalmakta ve bu mahiyeti itibariyle de
Anayasa’nın 91. maddesine aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenle, anılan kuralların iptaline bu
gerekçeyle katılıyoruz.
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|