|
Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2013/4215
Karar No: 2013/4759
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı - ANKARA
Davacı:Gözde Mızrak Dönmez
Vekili:Av. Kerem Çavli
Halitpaşa
Cad. No:135/5 - KARS
Davalı:Kars Valiliği
Vekili:Av. Havva Önüt
İl Milli
Eğitim Müdürlüğü - KARS
İsteğin Özeti: Erzurum
Bölge İdare Mahkemesi'nin 31.12.2012 günlü, E:2012/854, K:2012/831 sayılı
kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Özgür Metin
Düşüncesi: Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararın, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili
olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı:Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: Yozgat İli, Yerköy İlçesi,
Nurdoğdu İlköğretim Okulu'nda 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca
sözleşmeli statüde öğretmen olarak görev yapmakta iken, anılan Yasanın 4/A
maddesi uyarınca Kars İli, Merkez İlçe, Eşmeyazı İlköğretim Okulu'na kadrolu
olarak atanan davacı tarafından, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğun
ödenmesi istemiyle 7.10.2012 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin
işlemin iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi
istemiyle açılan davanın; süre aşımı yönünden reddine dair Erzurum Birinci
İdare Mahkemesinin 06.11.2012 gün ve E:2012/1357, K:2012/1331 sayılı
kararına yapılan itirazın reddine ve kararın onanmasına ilişkin Erzurum
Bölge İdare Mahkemesince verilen 31.12.2012 gün ve E:2012/854, K:2012/831
sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı
vekili tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine konu
incelendi:
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden"
kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü
getirilmiş; 10'uncu maddesinde, "İlgililerin, haklarında idari davaya
konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara
başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren
dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi
mahkemelerine dava açabilecekleri''; 11'inci maddesinde de, "İlgililer
tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri
alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst
makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde
istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma
süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması
halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma
tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı" hükmüne yer
verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının atanması nedeniyle yolluk verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada, davacının
06.12.2010 tarihli işlemle atandığı okulda göreve başladığı, harcırahının
ödenmemesi üzerine sürekli görev yolluğuna ilişkin dava açması ya da 2577
sayılı Kanun'un 11'inci maddesi uyarınca idareye başvurması gerekirken, bu
süre geçirildikten çok sonra anılan atama işleminden kaynaklanan yolluğun
verilmesi istemiyle idareye yapılan 07.10.2012 tarihli başvurunun reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle 22.10.2012 tarihinde açılan davanın süre
aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre
aşımı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yolluk
ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya
geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi
konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk
konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yolluk
konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin
"yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi
suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan
kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir.
Atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte tesis edilmiş
bir yolluk işleminin varlığı halinde, dava açma süresi, yolluksuz ibaresi
yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip
ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış
olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde
öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine
oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Davacının,
naklen atanmasına ilişkin işlemde "yolluksuz" ibaresi
bulunmadığına göre, bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için
yaptığı başvuru 2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi kapsamında olup, bu
başvuru üzerine kurulan işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde
olduğu açıktır.
Bu
nedenle, Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka aykırı
sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 31.12.2012 gün ve E:2012/854, K:2012/831
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava; Yozgat İli, Yerköy İlçesi, Nurdoğdu İlköğretim Okulu'nda 657
sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde öğretmen olarak
görev yapmakta iken, anılan Yasanın 4/A maddesi uyarınca Kars İli, Merkez,
Eşmeyazı İlköğretim Okulu'na kadrolu olarak atanan davacının, bu atama
nedeniyle verilmeyen yolluğunun ödenmesi istemiyle 7.10.2012 tarihinde
yaptığı başvurunun reddine ilişkin 9.10.2012 günlü, 20363 sayılı işlemin
iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi
istemiyle açılmıştır.
Erzurum
1. İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen
6.11.2012 günlü, E:2012/1357, K:2012/1331 sayılı kararla; davacı
tarafından, 6.12.2010 tarihinde yapılan atama üzerine en geç göreve
başladığı tarihten itibaren yasal dava açma süresi olan altmış gün içinde
doğrudan veya davalı idareye başvurarak tesis edilen işlem üzerine kalan
yasal süre içerisinde dava açılması gerekirken, bu sürenin geçirilmesinden
uzun bir süre sonra davalı idareye yapılan 7.10.2012 tarihli başvurunun
9.10.2012 tarihli işlem ile reddi üzerine, 22.10.2012 havale tarihli
dilekçe ile açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı
bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiş,
itiraz üzerine davaya bakan Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin 31.12.2012
günlü, E:2012/854, K:2012/831 sayılı kararıyla söz konusu İdare Mahkemesi
kararı onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Mahkeme'ce verilen 27.2.2013
günlü, E:2013/34, K:2013/35 sayılı kararla reddedilerek Erzurum 1. İdare
Mahkemesi Hakimi'nce verilen karar kesinleşmiştir.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin 31.12.2012 günlü, E:2012/854,
K:2012/831 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun
yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Danıştay Başsavcılığı
"yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" söz konusu
kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına
Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1. Bölge idare mahkemesi
kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece
mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu
bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının
hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma
kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." hükmü yer yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu
sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen
günden başlayacağı hükmü getirilmiş; 10'uncu maddesinde, ilgililerin,
haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması
için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap
verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği
tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare
ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; 11'inci maddesinde de,
ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması,
geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst
makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma
süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari
dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse
isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş
sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve
başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Yolluk
ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte,
yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın
doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna
bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil
veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya
görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde
belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı
iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis
edilebilir. Doğal olarak sözü edilen asıl işlemle
birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı halinde, yani yolluklu
veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması halinde dava açma süresi,
yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda
asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı
bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un
10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru
üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; Yozgat İli, Yerköy İlçesi, Nurdoğdu
İlköğretim Okulu'nda 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli
statüde öğretmen olarak görev yapmakta iken, anılan Yasanın 4/A maddesi
uyarınca 6.12.2010 günlü işlemle Kars İli, Merkez, Eşmeyazı İlköğretim
Okulu'na kadrolu olarak atanarak yeni görev yerine 20.12.2010 tarihinde
başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı alamadığı sürekli görev yolluğunun
ödenmesi için yaptığı 7.10.2012 günlü başvurusunun Kars Valiliği, İl Milli
Eğitim Müdürlüğü'nün 9.10.2012 günlü, 20363 sayılı işlemi ile reddi üzerine
bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nce, 6.12.2010 günlü onayla
atanan davacının atandığı yerde göreve başladığı tarihin, kendisine yolluk
ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulünün gerekmekte olduğu
belirtilerek ve yapılan hesaplama sonucu, dava süre aşımı yönünden
reddedilmiş ise de, dava konusu olayda başvuru öncesinde davacıya tebliğ
edilmek suretiyle kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin bir işlemin
mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan
başvuru, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru
niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta atandığı yerde göreve
başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınmasına hukuken
olanak bulunmamaktadır.
Kaldı ki, uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin yasal
dayanaklarını oluşturan ve 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar
Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına
İlişkin Esasların 4. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli personele geçici
görev yolluğu dışında harcırah ödenemez." ibaresi ile buna paralel
olarak yürürlüğe sokulan Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006/58 sayılı
Genelgesi'nin 11. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli öğretmenlere
sürekli görev yolluğu ödenmeyecektir." ibaresinin Danıştay İkinci
Dairesi'nin 28.02.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin
durdurulmuş olması nedeniyle oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının
sürekli görev yolluğunu alabilmek için,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de
açıktır.
Bu
nedenle, Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka aykırı
sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 31.12.2012 gün ve E:2012/854, K:2012/831
sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 31.12.2012
günlü, E:2012/854, K:2012/831 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak
üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer suretinin Danıştay
Başsavcılığına, Kars Valiliği ile davacıya gönderilmesine ve bu kararın
Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 17.9.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No:
2013/9504
Karar No:
2013/6238
Kanun Yararına
Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı -ANKARA
Davacı:Tülay Türkçüler adına Eğitimciler Birliği Sendikası
Vekilleri: Av. Kadriye Canyurt - Av. Şükrü
Sungur
GMK Bulvarı, Şehit Daniş Tunalıgil Sk. No:3/13,
Maltepe - ANKARA
Davalı: Nevşehir Valiliği
İsteğin Özeti:Kayseri Bölge İdare Mahkemesi'nin 23.1.2013 günlü,
E:2013/26, K:2013/71 sayılı kararının; Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi:Mehmet Özyiğit
Düşüncesi:Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile Kayseri Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararın,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: Mevlüt
Çetinkaya
Düşüncesi:Hakkari İli, Durankaya Beldesi, Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda
657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde beden eğitimi
öğretmeni olarak görev yapmakta iken Nevşehir İli, Damat İbrahim Paşa
İlköğretim Okuluna atanan davacı tarafından, bu atama nedeniyle verilmeyen
yolluğun ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin
iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi
istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali ve sürekli görev
yolluğunun yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda Kayseri 2. İdare
Mahkemesince verilen 03.07.2012 gün ve E: 2011/795, K: 2012/826 sayılı
kararın bozulmasına ve davanın süre yönünden reddine ilişkin Kayseri Bölge
İdare Mahkemesinin 23.01.2013 gün ve E: 2013/26, K: 2013/71 sayılı
kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına
bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine
konu incelendi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci
maddesinde, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu
ifade eden" kararların kanun yararına temyiz olunabileceği
belirtilmiştir.
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin l'inci fıkrasında, dava
açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde
Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş;
10'uncu maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek
bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri,
altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı,
ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde,
konusuna göre, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava
açabilecekleri; 11'inci maddesinde de, ilgililer tarafından idari dava
açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya
yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış
olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu
başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı,
altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı,
isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin
yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de
hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın
incelenmesinden; davacının naklen atanması nedeniyle yolluk verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada, davacının
25.06.2010 tarihli işlemle atandığı okulda göreve başladığı, harcırahının
ödenmemesi üzerine sürekli görev yolluğuna ilişkin dava açması ya da 2577
sayılı Kanun'un 11'inci maddesi uyarınca idareye başvurması gerekirken, bu
süre geçirildikten çok sonra anılan atama işleminden kaynaklanan yolluğun
verilmesi istemiyle idareye yaptığı 15.03.2011 tarihli başvurunun reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle 20.05.2011 tarihinde açtığı davanın süre
aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle süre
aşımı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır
Yolluk ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi
genellikle atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri
olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek
bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması
koşuluna bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil
veya görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde
belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı
iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis
edilebilir.
Atama, nakil
veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte tesis edilmiş bir yolluk
işleminin varlığı halinde, dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan
işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip
ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış
olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde
öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine
oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Davacının, naklen atanmasına ilişkin işlemde
"yolluksuz" ibaresi bulunmadığına göre, bu işlemden doğan
yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru 2577 sayılı Yasa'nın
10'uncu maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine kurulan işlemin iptali
istemiyle açılan davanın süresinde olduğu açıktır.
Kaldı ki,
uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin yasal dayanaklarını oluşturan
ve 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile
yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4.
maddesinde yer alan; "Sözleşmeli personele geçici görev yolluğu
dışında harcırah ödenemez." ibaresi ile buna paralel olarak yürürlüğe
sokulan Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006/58 sayılı Genelgesi'nin 11. maddesinde
yer alan; "Sözleşmeli öğretmenlere sürekli görev yolluğu
ödenmeyecektir." ibaresinin Danıştay İkinci Dairesi'nin 28.02.2011
günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmuş olması
nedeniyle oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının sürekli görev
yolluğunu alabilmek için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de açıktır.
Bu nedenle, Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin,
yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 23.01.2013
gün ve E:2013/26, K:2013/71 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava; Hakkari İli, Durankaya Beldesi,
Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda sözleşmeli statüde Beden
Eğitimi Öğretmeni olarak görev yapmakta iken, Nevşehir İli, Damat İbrahim
Paşa İlköğretim Okuluna atanan davacının, söz konusu atama nedeniyle
verilmeyen yolluğunun ödenmesi amacıyla 15.3.2011 tarihinde yaptığı
başvurunun reddine ilişkin 29.3.2011 günlü, 236 sayılı işlemin iptali ile
anılan yolluğun talep tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle
birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kayseri 2.
İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen 3.7.2012
günlü, E:2011/795, K:2012/826 sayılı kararla; uyuşmazlık konusu olayda, her ne kadar Sözleşmeli Personel
Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4. maddesinde ve davacı ile imzalanan hizmet
sözleşmesinde, sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah
ödenemeyeceği belirtilmiş ise de, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına
İlişkin Esaslar ile günün gelişen koşullarına uygun olarak belirli
durumlarda sözleşmeli personele nakil olanağı tanınması nedeniyle, görev
yeri değişen personele bu esnada katlandığı zorunlu giderlerin karşılığı
olarak yolluk ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının
başvurusunun reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği
gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline,
sürekli görev yolluğunun davalı idareye başvuru ( 15.3.2011 ) tarihinden
itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiş; bu karara yapılan itiraz neticesinde, Kayseri Bölge İdare Mahkemesi'nin
23.1.2013 günlü, E:2013/26, K:2013/71 sayılı kararıyla; davacının,
Nevşehir Damat İbrahim Paşa İlköğretim Okuluna kadrolu olarak naklen
atanmasından dolayı harcırahın ödenmediğini en geç göreve başladığı
16.7.2010 tarihinde öğrendiği hususunda kuşku bulunmadığı, bu tarihten
itibaren dava açma süresi içinde dava açmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 11. maddesine göre başvuruda da bulunmadığı görüldüğünden,
bu süreler geçirildikten çok sonra dava açma süresini canlandırmayan
15.3.2011 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurusunun reddedilmesi
üzerine 20.5.2011 tarihinde kayda giren dilekçe ile açtığı davanın süre
aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığından işin esasına
girmek suretiyle karar veren mahkeme kararında yasal isabet görülmediği
gerekçesiyle, anılan kararın bozulmasına,
2577 sayılı Yasa'nın 14/3-e ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın süre yönünden reddine karar
verilmiş; davalı idarenin karar düzeltme istemi de kabul edilerek aynı Mahkeme'nin 19.6.2013 günlü,
E:2013/763, K:2013/672 sayılı kararıyla, söz konusu bozma kararı
"vekalet ücreti yönünden" düzeltilmiştir.
Kayseri Bölge
İdare Mahkemesi'nin 23.1.2013 günlü, E:2013/26, K:2013/71 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulmasının istenilmesi
üzerine Danıştay Başsavcılığı "yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu
ifade eden" sözkonusu kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
"Kanun Yararına Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1. Bölge
idare mahkemesi kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca
ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka
aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum
üzerine veya kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz
olunabilir.
2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına
bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay
kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi
Gazete'de yayımlanır." hükmü yer yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci
maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı
süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün
olduğu ve bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı
tarihi izleyen günden başlayacağı hükmü getirilmiş; 10'uncu maddesinde,
ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin
yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir
cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün
bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a,
idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; 11'inci maddesinde de,
ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması,
geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst
makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma
süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari
dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse
isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş
sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve
başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Yolluk ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi
genellikle atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri
olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek
bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması
koşuluna bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran
atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil
veya görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde
belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı
iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis
edilebilir. Doğal olarak sözü edilen asıl işlemle
birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı halinde, yani yolluklu
veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması halinde dava açma süresi,
yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda
asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı
bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un
10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru
üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; Hakkari İli,
Durankaya Beldesi, Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda sözleşmeli
statüde Beden Eğitimi Öğretmeni olarak görev yapmakta iken, 25.6.2010 günlü
işlemle Nevşehir İli, Damat İbrahim Paşa İlköğretim Okuluna atanan
davacının, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğunun ödenmesi amacıyla
15.3.2011 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurunun 29.3.2011 günlü, 236
sayılı işlemle reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı
anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Kayseri Bölge İdare Mahkemesi'nce,
davacının atandığı yerde göreve başladığı 16.7.2010 tarihinin, kendisine yolluk
ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulünün gerekmekte olduğu
belirtilerek ve yapılan hesaplama sonucu, dava süre aşımı yönünden
reddedilmiş ise de, dava konusu olayda başvuru öncesinde davacıya tebliğ
edilmek suretiyle kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin bir işlemin
mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan
başvuru, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru
niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta atandığı yerde göreve
başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınmasına hukuken
olanak bulunmamaktadır.
Kaldı ki, uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu
işlemin yasal dayanaklarını oluşturan ve 6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı
Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel
Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli
personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenemez." ibaresi ile
buna paralel olarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006/58 sayılı
Genelgesi'nin 11. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli öğretmenlere
sürekli görev yolluğu ödenmeyecektir." ibaresinin Danıştay İkinci
Dairesi'nin 28.2.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin
durdurulmuş olması nedeniyle oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının
sürekli görev yolluğunu alabilmek için,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de
açıktır.
Bu nedenle, Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka
aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 23.1.2013 günlü, E:2013/26, K:2013/71 sayılı kararında hukuki
isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun
yararına temyiz isteminin kabulü ile Kayseri
Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 23.1.2013 günlü, E:2013/26, K:2013/71
sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer
suretinin Danıştay Başsavcılığına, Milli Eğitim Bakanlığına, Nevşehir
Valiliğine ve davacıya gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete'de
yayımlanmasına, 21.10.2013
tarihinde, oybirliğiyle karar
verildi.
|