MADDE 45- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
(I) SAYILI CETVEL
KALKINMA BAKANLIĞI TEŞKİLATI
Müsteşar
Müsteşar Yardımcısı
Hizmet Birimleri
Müsteşar
Müsteşar Yardımcısı
1) Yıllık Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü
Müsteşar Yardımcısı
2) Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Müsteşar Yardımcısı
3) iktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü
Müsteşar Yardımcısı
4) Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü
5) Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü
6) Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü
7) Yatırım Programlama, İzleme ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü
8) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü
9) Hukuk Müşavirliği
10) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı
11) Kurullar Sekreteryası Dairesi Başkanlığı
12) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
13) Özel Kalem Müdürlüğü
(II) SAYILI CETVEL KALKINMA BAKANLIĞI SÖZLEŞME ÜCRET CETVELİ (BRÜT TL)
Kadro Unvanı
Taban Ücreti
Tavan Ücreti
Müsteşar
3.006,29
3.311,85
Müsteşar Yardımcısı
2.891,28
3.041,85
Genel Müdür, Kalkınma Araştırmaları Merkezi Başkanı
2.687,24
2.886,47
I. Hukuk Müşaviri, Genel Müdür Yardımcısı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı, Bakanlık Müşaviri
1.859,19
2.614,26
Daire Başkanı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Özel Kalem Müdürü
1.804,50
2.541,69
Planlama Uzmanı, Hukuk Müşaviri
Kadro Derecesi 1 Kadro Derecesi 2 Kadro Derecesi 3 Kadro Derecesi 4 Kadro Derecesi 5 Kadro Derecesi 6 Kadro Derecesi 7
1.786,30
2.487,13
1.758,17
2.426,03
1.739,83
2.407,65
1.721,55
2.389,59
1.703,22
2.371,39
1.684,91
2.353,08
1.666,57
2.334,78
Bilgisayar Mühendisi, Çözümleyici (Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünde görevli)
1.397,20
2.280,48
Planlama Uzman Yardımcısı
1.403,83
1.876,90
B- Dayanılan Anayasa Kuralları Dava dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 91., 112. ve 166. maddelerine dayanılmıştır. III- İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla 22.9.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; 1- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, 2- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. IV- ESASIN İNCELENMESİ Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Hamit YELKEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükmünde kararname kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında Genel Açıklama Anayasa’nın 91. maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi Anayasa’nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetki kanununa sonra da Anayasa’ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar, Anayasa’nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetki kanunlarına uygunluğunun denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa’ya biçim ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de Anayasa’ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnamenin yetki kanununa uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa’da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanun hükmünde kararnameyi Anayasa’ya aykırı duruma getirir. Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa’dan alan olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanun hükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki kanunu ile olan bağı, kanun hükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir. Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa’ya uygun bir yetki kanununa dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez. Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluk denetimi, kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde, “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” denilmektedir. Bu nedenle kanunların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. Kanun hükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa’ya uygun olmak zorundadırlar. Anayasa’da kimi konuların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır. Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında “Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kural gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Bakanlar Kurulu”na ancak kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Anayasa’nın herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceği öngörülen bir konunun, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa’nın 163. maddesinde olduğu gibi kanun hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçe kanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi Anayasa’ya aykırılık oluşturmaz. Öte yandan, Anayasanın 91. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yetki kanununda, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, süresi ile süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekmektedir. B- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tümünün Anayasa’ya Aykırılığı İddiasının İncelenmesi Dava dilekçesinde, KHK’nin dayanağı olan 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasaya aykırı olduğu ve iptali gerekeceği, iptal edilmesi hâlinde ise KHK’nin dayanaktan yoksun kalacağı belirtilerek, KHK’nin tümünün Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 günlü, E.2011/60, K.2011/147 sayılı kararı ile
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasa’ya aykırılığı iddiasına dayalı iptal isteminin reddine karar verildiğinden KHK’nin tümüne yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası dayanaksız kalmıştır. İptal isteminin reddi gerekir. C- Kanun Hükmünde Kararname’nin Ayrı Ayrı Tüm Maddeleri ve Eki (I) ve (II) Sayılı Cetvellerin
6223 Sayılı Yetki Kanunu Kapsamında Olup Olmadığının İncelenmesi Dava dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı tüm maddeleri ile eki cetvellerin,
6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığı belirtilerek Anayasa’nın 91. maddesine aykırı oldukları ileri sürülmüştür. 1- KHK’nin 31. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrası KHK’nin 31. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 26.9.2011 günlü,
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 17. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir. 2- KHK’nin 37. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrası ve Geçici 3. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrası ile Eki (II) Sayılı Cetvel KHK’nin 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası, geçici 3. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile eki (II) sayılı Cetvel 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan bu fıkralara ve cetvele ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir. 3- KHK’nin Diğer Kuralları
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun amaç ve kapsamını düzenleyen 1. maddesinde, Kanun’un amacı, kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak belirlenmiş ve yetkinin kapsamı iki başlık altında tespit edilmiştir. Yetkinin kapsamına ilk olarak kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi girmektedir. Bu çerçevede gerekli görülmesi hâlinde yeni bakanlıklar kurulması, var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının yeniden belirlenmesi için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir. Bu amaçla; 1- Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine, 2- Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut, birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yeniden düzenlenmesine, 3- Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına, ilişkin kanun hükmünde kararname çıkarılabilecektir. İkinci olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yeni düzenlemeler yapılması için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda; KHK’nin, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilenler ile Anayasa’nın 91. maddesi uyarınca iptal edilenler dışında kalan diğer kuralları,
6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında kaldıklarından Anayasa’nın 91. maddesine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir. KHK’nin 37. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları yönünden Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Burhan ÜSTÜN bu görüşe katılmamışlardır. D- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tüm Maddelerinin Anayasa’nın 91. Maddesi Yönünden İncelenmesi Dava dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı tüm maddelerinin ve eki cetvellerin, kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin düzenleme içerdiği belirtilerek Anayasa’nın 91. maddesine aykırı oldukları ileri sürülmüştür. 1- KHK’nin 38. Maddesinin (2), (3) ve (4) Numaralı Fıkraları KHK’nin 38. maddesinde, Planlama Uzmanlığı ve Uzman Yardımcılığı kadroları kurulmuş ve bu kadrolarda görev yapacak kişilerin atanma usul ve esasları düzenlenmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında, Planlama Uzman Yardımcılığına atanmanın koşulları; (3) numaralı fıkrasında, Planlama Uzmanlığına atanmanın koşulları ile bu koşulları yerine getiremeyen Uzman Yardımcılarının bu unvanlarını kaybedecekleri ve Bakanlıkta durumlarına uygun kadrolara atanacakları; (4) numaralı fıkrasında ise Planlama Uzmanı ile Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı ve yeterlik sınavı ile diğer hususların yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında “Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan, Anayasa’nın “Kamu hizmetlerine girme hakkı” başlıklı 70. maddesinin birinci fıkrasında, her Türk’ün, kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra ikinci fıkrasında hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa’nın “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan ve 70. maddesinde korunan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin olarak kanun hükmünde kararname ile düzenleme yapılması mümkün değildir. Planlama Uzmanlığı ve Uzman Yardımcılığı kadrolarına giriş koşullarının belirlenmesi, Anayasa’nın 70. maddesine göre kamu hizmetine girme hakkına ilişkin olduğundan, bu hususu düzenleyen KHK’nin 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. İptalleri gerekir. Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşlere değişik gerekçeyle katılmışlardır. Alparslan ALTAN, Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır. 2- KHK’nin Diğer Kuralları KHK’nin iptal edilen kuralları ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilenler dışında kalan diğer kurallarında, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin herhangi bir aykırılık saptanmadığından bu kurallara ilişkin iptal isteminin reddi gerekir. KHK’nin 27. maddesi yönünden Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ile Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır. E- İçeriği İtibariyle Anayasa’ya Aykırılığı İleri Sürülen Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. Maddesinin İncelenmesi Dava dilekçesinde, Devlet Planlama Teşkilatının, Anayasa’nın 166. maddesi gereğince tıpkı Milli Güvenlik Kurulu ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yürütmenin Bakanlık örgütlenmesinin dışında, anayasal bir Devlet kurumu olduğu, bu Kurumun organik olarak Başbakanlığa bağlı fakat fonksiyonel olarak bağımsız bir müsteşarlık hüviyetinin bulunduğu ve yürüttüğü görevlerin niteliği sebebiyle herhangi bir bakanlığa bağlı olarak değil, bakanlıklar arası koordinasyonu sağlayacak ve bakanlıklar üstü bir iradeye bağlı şekilde çalışması gerektiği, Anayasa’nın 112. maddesi gereğince de Başbakan’ın Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlaması ve hükümetin genel siyasetini gözetmesi gerektiği, Başbakan’a verilen bu anayasal görevin Devletin tüm bakanlıklarını, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarını ortak kesen planlama, eşgüdüm, işbirliği ve müşavirlik görevlerinin yürütümünün ihtisaslaştığı bakanlıklar üstü bir teşkilatlanmayı zorunlu kıldığı, bu sebeple Devlet Planlama Teşkilatının kaldırılarak bu Teşkilatın yerine getirdiği görevlerin Kalkınma Bakanlığına verilmesini düzenleyen KHK’nin Anayasa’nın 112. ve 166. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Dava dilekçesinde, KHK’nin hangi maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmeksizin tümünün Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de belirtilen gerekçelerin KHK’nin 43. maddesiyle ilgisi olduğu anlaşıldığından inceleme anılan maddeyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu kuralda, Devlet Planlama Teşkilatını düzenleyen 19. 6. 1994 günlü, 540 sayılı Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmakta ve daha önce mevzuatta Devlet Planlama Teşkilatına veya bu teşkilat içerisindeki bir birime veya organa yapılan atıflar Kalkınma Bakanlığına veya onun içindeki organ ve birimlere yapılmış sayılmaktadır. Kuralda bu değişikliklere paralel olarak ayrıca, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvel’de Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına ait bölümler yürürlükten kaldırılmakta ve KHK’ye ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek 190 sayılı KHK’nin eki (I) Sayılı Cetvel’e Kalkınma Bakanlığı bölümü olarak eklendiği hüküm altına alınmaktadır. Anayasa’nın “Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” başlıklı 166. maddesinde, “Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir. Planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir. Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir. ” hükmüne yer verilmiştir. Sosyal devletin önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilen planlama, Anayasa’nın 166. maddesi uyarınca Devlet tarafından yürütülmesi gereken zorunlu bir görevdir. Yine bu zorunlu görevi yürütecek bir teşkilatın kurulması da 166. maddenin amir hükmü gereğidir. Ancak, bu teşkilatın türü, niteliği ve yapısıyla ilgili olarak Anayasa’da herhangi bir belirleme yapılmamış; bu hususlarda ne tür bir düzenleme yapılacağı kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır. Bu çerçevede, daha önce Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olan Devlet Planlama Teşkilatı aracılığıyla yerine getirilen planlama görevinin, dava konusu kuralla yeni kurulan Kalkınma Bakanlığına verilmesinde, Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 166. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır. Kuralın, Anayasa’nın 112. maddesiyle ilgisi görülmemiştir. V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ 3.6.2011 günlü,
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin: A) 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu’nun iptal edilmesi hâlinde dayanaksız hâle geleceği yönünden ileri sürülen iptal istemi, 8.11.2012 günlü, E.2011/88, K.2012/175 sayılı kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümünün yürürlüğünün durdurulması isteminin REDDİNE, B) 1) Kapsam yönünden; a- 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30. maddelerine, 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasına, 32., 33., 34., 35., 36. maddelerine, 37. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına, 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasına, 39., 40., 41., 42., 43., geçici 1., geçici 2. maddelerine, geçici 3. maddesinin (1), (2), (4), (5), (6), (7), (8) ve (9) numaralı fıkralarına, geçici 4., geçici 5., geçici 6., 44., 45. maddelerine ve eki (I) Sayılı Cetvel’e yönelik iptal istemleri, 8.11.2012 günlü, E.2011/88, K.2012/175 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara ve cetvele ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, b- 31. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası, geçici 3. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile (II) Sayılı Cetvel’i hakkında, 8.11.2012 günlü, E.2011/88, K.2012/175 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu fıkralara ve cetvele ilişkin yürürlüğün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2) Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası yönünden; a- 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30. maddelerine, 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasına, 32., 33., 34., 35., 36. maddelerine, 37 maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına, 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasına, 39., 40., 41., 42., 43., geçici 1., geçici 2. maddelerine, geçici 3. maddesinin (1), (2), (4), (5), (6), (7), (8) ve (9) numaralı fıkralarına, geçici 4., geçici 5., geçici 6., 44., 45. maddelerine ve eki (I) Sayılı Cetvel’e yönelik iptal istemleri, 8.11.2012 günlü, E.2011/88, K.2012/175 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara ve cetvele ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, b- 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarına ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkraların YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, C) İçeriği itibariyle Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen 43. maddesine yönelik iptal istemi, 8.11.2012 günlü, E.2011/88, K.2012/175 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 8.11.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte,
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. 3.6.2011 günlü,
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla
6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu fıkralara ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. VII- SONUÇ 3.6.2011 günlü,
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin: A) 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu’na yönelik iptal istemi, 27.10.2011 günlü, E. 2011/60, K. 2011/147 sayılı kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümüne yönelik iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B) 1- a- 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 31. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 32., 33., 34., 35., 36., 38. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 39., 40., 41., 42., 43., geçici 1., geçici 2., geçici 3. maddesinin (1), (2), (4), (5), (6), (7), (8) ve (9) numaralı fıkraları , geçici 4., geçici 5., geçici 6., 44. ve 45. maddeleri ve eki (I) Sayılı Cetvel’i
6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olduğundan Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu maddelere, fıkralara ve cetvele ilişkin iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- 37. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları,
6223 sayılı Kanun kapsamında olduğundan Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu fıkralara ilişkin iptal isteminin REDDİNE, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Burhan ÜSTÜN’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 2- a- 31. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 26.9.2011 günlü,
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 17. maddesi ile değiştirildiğinden, b- 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, c- Geçici 3. maddesinin (3) numaralı fıkrası, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, d- (II) Sayılı Cetvel’i, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan bu fıkralara ve cetvele ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE, 3- a- 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 28., 29., 30., 31. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 32., 33., 34., 35., 36., 37. maddenin (2) ve (3) numaralı fıkraları, 38. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 39., 40., 41., 42., 43., geçici 1., geçici 2., geçici 3. maddesinin (1), (2), (4), (5), (6), (7), (8) ve (9) numaralı fıkraları , geçici 4., geçici 5., geçici 6., 44. ve 45. maddeleri ve eki (I) Sayılı Cetvel’in Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı olmadığına bu maddelere, fıkralara ve cetvele ilişkin iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- 27. maddesinin Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu maddeye ilişkin iptal isteminin REDDİNE, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ile Erdal TERCAN’ın karşıoyları ve
6216 sayılı Kanun’un 65. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince OYÇOKLUĞUYLA, c- 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Alparslan ALTAN, Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, d- 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının iptal edilmeleri nedeniyle, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla
6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu fıkralara ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE, C) İçeriği itibariyle Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen 43. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu maddeye ilişkin iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 8.11.2012 gününde karar verildi.
Başkan Haşim KILIÇ
Başkanvekili Serruh KALELİ
Başkanvekili Alparslan ALTAN
Üye Fulya KANTARCIOĞLU
Üye Mehmet ERTEN
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye Recep KÖMÜRCÜ
Üye Burhan ÜSTÜN
Üye Engin YILDIRIM
Üye Nuri NECİPOĞLU
Üye Hicabi DURSUN
Üye Celal Mümtaz AKINCI
Üye Erdal TERCAN
Üye Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
641 sayılı KHK’nin “Mali Haklar” başlıklı 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası 666 sayılı KHK’nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, bu fıkra yönünden Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verildiğinden; geride (2) ve (3) numaralı fıkralar kalmıştır. Maddenin kalan fıkraları şu şekildedir: “(2) Yabancı uzmanlar da sözleşmeli olarak istihdam edilebilir. (3) Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi “Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği arttırmak üzere, bunların atanma, nakil görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına” ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere, Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermektir.
641 sayılı KHK’nin 37. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarında ise “istihdam edilen” kamu görevlileri ile ilgili değil; “yabancı uzmanlar”ın sözleşmeli olarak istihdam edilmesi ile ilgili konular yer almaktadır. Oysa yabancı uzman istihdamı ile ilgili olarak
6223 sayılı Yetki Kanunu’nda herhangi bir düzenleme yapma yetkisi verilmediği görülmektedir. Dolayısıyla yürütme organı tarafından bu konuda KHK ile bir düzenleme yapılabilmesi imkânı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, söz konusu kuralların iptali gerektiğini değerlendirdiğimizde, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili Serruh KALELİ
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye Burhan ÜSTÜN
KARŞIOY GEREKÇESİ
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Bilgi Toplama” başlıklı 27. maddesinde aynen “(1) Bakanlık, görevleri ile ilgili olarak gerekli gördüğü bilgileri bütün kamu kurum ve kuruluşlarından ve diğer gerçek ve tüzelkişilerden doğrudan istemeye yetkilidir. Kendilerinden bilgi istenen bütün kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler bu bilgileri istenilen süre içinde öncelikle ve zamanında vermekle yükümlüdürler. (2) Bu şekilde elde edilen bilgilerden ticari sır niteliğinde olanların gizliliğine uyulur.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi, 10.11.2005 günlü,
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun “İstatistiki birimler, kendilerinden istenen veri veya bilgileri Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz veya doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdürler.” hükmünü öngören 8. maddesinin iptaline ilişkin 20.3.2008 tarih ve E. 2006/167, K.2008/
86 sayılı kararında şu gerekçeye dayanılmıştır: “…Anayasanın 20. maddesinde herkesin özel hayatına ve aile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; 25. maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. 20. madde gerekçesinde, özel hayatın korunmasının her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, resmi makamların özel hayata müdahale edememesi anlamına geldiği belirtilmiştir. AİHM kararlarında da belirtildiği gibi, özel hayat bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olup devletin yetkili temsilcileri tarafında ilgililer hakkında rızası olmaksızın bilgi toplanmasının her zaman sözkonusu kişinin özel hayatını ilgilendireceği kuşkusuzdur. Anket formlarında yer alan bazı sorular özel yaşamın gizliliği ile düşünce ve kanaatin açıklanması sonucunu doğurabilir. Bir ülkede en güçlü veri tekeli idaredir. Bu gücün sınırlandırılması özel yaşamın ve düşünce ve kanaat özgürlüğünün korunması bakımından önemlidir. Anayasanın 20. ve 25. maddelerinde yer alan güvencelere rağmen itiraza konu 8. madde hükmüyle kişiler, bilgi toplama, saklama, işleme ve değiştirme tekeli olan idareye ve diğer kişilere karşı korumasız bırakılmış, veri toplamanın sınırlarına yasal düzenlemede yer verilmemiştir. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasanın 20. ve 25. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir…” Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında “…sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yeralan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yeralan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez…” denilmektedir. Yukarıda işaret edilen Anayasa Mahkemesi kararında da temas edildiği üzere,
641 sayılı KHK’nin “Bilgi Toplama” başlıklı 27. maddesi, mahiyeti itibariyle Anayasa’nın 20. ve 25. maddelerinde düzenlenen “özel hayatın gizliliği” ve “düşünce ve kanaat hürriyeti”ni doğrudan ilgilendiren bir hüküm olması itibariyle, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme yasağının kapsamı içerisinde bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, KHK ile düzenlenmesi mümkün olmayan söz konusu kuralın iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan; aksi yöndeki karara katılamıyoruz.
Başkanvekili Serruh KALELİ
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye Recep KÖMÜRCÜ
Üye Erdal TERCAN
KARŞIOY YAZISI 3.6.2011 günlü,
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 38. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları çoğunluk kararıyla Anayasa’nın 91. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. KHK’nin 38. maddesinde, Planlama Uzmanlığı ve Planlama Uzman Yardımcılığı kadroları kurulmuş ve bu kadrolarda görev yapacak kişilerin atanma usul ve esasları düzenlenmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında, Planlama Uzman Yardımcılığına atanmanın koşulları; (3) numaralı fıkrasında, Planlama Uzmanlığına atanmanın koşulları ile bu koşulları yerine getiremeyen Uzman Yardımcılarının bu unvanlarını kaybedecekleri ve Bakanlıkta durumlarına uygun kadrolara atanacakları; (4) numaralı fıkrasında ise Planlama Uzmanı ile Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı ve yeterlik sınavı ile diğer hususların yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (a-3) bendinde, Kanun’un amaçlarından birinin kamu hizmetlerinin Bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek, mevcut Bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulan Bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek olduğu belirtilmiş ve aynı Kanun’un 2’nci fıkrasında da ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılabileceği belirtilmiştir. KHK’nin 38. maddesi ile görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere Planlama Uzmanlığı ve Planlama Uzman Yardımcılığı kadrolarının oluşturulması teşkilat ve kadroların belirlenmesine ilişkin bir husus olduğundan Yetki Kanunu’na aykırılık bulunmamaktadır. Kamu görevlilerinin kadrolarının ve bu kadrolara atanacak kişilerde bulunması gereken niteliklerin de kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak, kamu görevlisi olarak atanacak kişilerle ilgili tüm ayrıntıların sadece yasayla düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda idarî düzenlemeler yapılmasının Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı düşeceği iddiası yerinde değildir. Anayasa’nın bir maddesinin yasayla düzenleneceğini öngördüğü bir konunun, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile doğrudan ilgili olmadıkça, ya da KHK ile düzenlenemeyeceği Anayasa’da özel olarak belirtilmedikçe KHK ile düzenlenmesi Anayasa’ya aykırı değildir. Anayasa’nın 70. maddesine göre, “her Türk kamu hizmetine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez”. Maddede Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin görevin gerektirdiği nitelikler dışında, dil, din, mezhep, renk, siyasi düşünce, cinsiyet ve benzeri ayırım gözetilmeksizin kamu hizmetlerine girme hakkına sahip bulundukları belirtilmiştir. Böylece “kamu hizmetlerine girme hakkı” siyasi hak ve ödevler kapsamında, vatandaşlık bağına bağlı olarak kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Düzenlemenin temel hakka ilişkin niteliği bundan ibarettir. Yoksa, bunun dışında kamu görevlerine giriş, atanma, görev değişikliğine ilişkin tüm düzenleme ve uygulamaların temel hakkın düzenlenmesi ve 91. madde anlamında yasak alan kapsamında görülmesi yerinde değildir. Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Anayasanın belirtilen bölümlerinde birçok temel hak ve özgürlük düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözkonusu temel hak ve özgürlüklerin kapsama alanları ve ilgili oldukları hususlar geniş bir biçimde yorumlandığında KHK’lerle yapılacak tüm düzenlemelerin bu hak ve özgürlüklerle bağlantılarının bulunduğu ileri sürülebilecektir. Böyle bir yorumdan hareket edilmesi halinde yasak alan kapsamı oldukça genişleyecek ve KHK ile düzenlenebilecek alan kalmayacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin, 6.1.1987 günlü, E:1986/15 ve K:1987/
1 sayılı kararında, dolaylı biçimde kişi hak ve özgürlüklerini ilgilendirmeyecek bir düzenleme düşünmenin oldukça güç olduğu, bu nedenle de dolaylı bir ilginin varlığına dayanılarak sonuca gitmenin isabetli sayılamayacağı belirtilmiştir. Buna göre, yasak alanın kapsamının, temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgili düzenlemeleri kapsayacak, dolaylı olarak ilgili düzenlemeleri ise kapsam dışında bırakacak şekilde belirlenmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi, 16.5.1989 günlü, E:1989/4 ve K:1989/24 sayılı kararında, 3.11.1988 günlü, 347 sayılı “
233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin Genel Müdür olarak atanabilmek için, “yükseköğrenim görmüş olmak, dört yılı kamuda, altı yılı özel sektörde geçmek şartıyla en az on yıl hizmeti bulunmak, kamu hizmeti bulunmayanlarda ise özel sektörde asgari onbeş yıl çalışmış olmak, Genel müdürlük görevini yerine getirebilecek yetenek, bilgi ve tecrübeye sahip olmak” şartlarını getiren 1. maddesine yönelik iptal istemini reddetmiştir. Anayasa’nın 91. maddesi kapsamına giren alanlarda düzenleme yapılmış olmasından söz edilebilmesi için 91. maddede belirtilen hak ve alanlarla ilgili doğrudan bir düzenleme yapılmış olması gerekir. İptaline karar verilen kurallarda Yetki Kanunu kapsamında ilgili Bakanlığın görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere Planlama Uzmanlığı ve Planlama Uzman Yardımcılığı kadroları oluşturulduğundan, zorunlu olarak bu kadrolara girişin koşulları da düzenlenmiştir. Bu nedenle anılan kuralların Anayasa’nın 91’inci maddesinde belirtilen yasak alana ilişkin düzenlemeler içerdiğinden söz etmek mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallara yönelik iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle kuralın iptaline yönelik çoğunluk görüşüne katılmadık.
Başkanvekili Alparslan ALTAN
Üye Recep KÖMÜRCÜ
Üye Engin YILDIRIM
Üye Nuri NECİPOĞLU
Üye Hicabi DURSUN
Üye Celal Mümtaz AKINCI
Üye Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ 1- 27. Maddenin İncelenmesi : 3.6.2011 günlü,
641 sayılı Kalkınma Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’nin 27. maddesinin ilk fıkrasında, “Bakanlık, görevleri ile ilgili olarak gerekli gördüğü bilgileri bütün kamu kurum ve kuruluşlarından ve diğer gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkilidir. Kendilerinden bilgi istenen bütün kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler bu bilgileri istenilen süre içinde öncelikle ve zamanında vermekle yükümlüdürler.” İkinci fıkrasında da “Bu şekilde elde edilen bilgilerden ticari sır niteliğinde olanların gizliliğine uyulur.” denilmektedir. Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına göre, ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hakların, kişi haklarının ve ödevlerinin KHK’lerle düzenlenmesi olanaklı değildir. Herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini ve kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme haklarının düzenlendiği 20. maddeye Anayasa’nın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer verilmiştir.
641 sayılı KHK’nin dava konusu 27. maddesinde Bakanlığın kişisel verilerle ilgili yetkilerine yer verilerek, Anayasa’nın özel hayata saygı gösterilmesini ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyla ilgili bir düzenleme yapılmıştır. Bu durumun Anayasa’nın 91. maddesiyle bağdaşmadığı açıktır. 2- 37. Maddenin (2) ve (3) Numaralı Fıkralarının İncelenmesi :
641 sayılı KHK’nin 37. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “yabancı uzmanlar da sözleşmeli olarak istihdam edilebilir” (2) numaralı fıkrasında da “Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir” denilmektedir. Anayasa’nın 91. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Yetki Kanununda çıkarılarak KHK’nin, amacının, kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla KHK çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekir. Buna göre, bir KHK’nin Anayasa’ya uygun olduğunun kabulü, öncelikle dayandığı yetki yasasının kapsamı içinde bulunmasına bağlıdır. Aksi halde Bakanlar Kurulu kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetki kullanmış olur. 6.4.2011 günlü
6223 sayılı Yetki Yasasının 1. maddesinin (a) fıkrasının (3) numaralı alt bendinin kapsama ilişkin (b) alt bendinde, yabancı uzman ve sözleşmeli personel çalıştırılmasıyla ilgili olarak Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi verilmemiştir. Bu durumda, dayandığı yetki yasasının kapsamı dışında kalan dava konusu KHK kuralı, Anayasa’ya aykırıdır. 3- 43. Maddenin İncelenmesi :
641 sayılı KHK’nin 43. maddesi, atıflar, değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümlere ilişkindir. Bakanlar Kurulu’nun, KHK’ler konusundaki yetkisi sınırlı olup, yasama yetkisinin devrine yol açacak biçimde Anayasa’nın 91. maddesinin getiriliş amacına aykırı olarak geniş bir düzenleme yetkisi kullanmasına olanak bulunmadığından Kural, 2011/113 esas sayılı karardaki karşıoy gerekçesi doğrultusunda Anayasa’ya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı başlıklar altında incelenen kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
6223 sayılı Yetki Yasası’na dayanılarak kararlaştırılan
641 sayılı (KHK) Kanun Hükmünde Kararnamenin; - 27. maddesinin iptali istenilen (1) ve (2) fıkralarında, Kalkınma Bakanlığının göreviyle ilgili olarak gerekli gördüğü bilgileri gerçek kişiler ile diğerlerinden doğrudan istemeye kendilerinden bilgi istenenler ile gerçek kişilerin bu bilgileri istenilen sürede öncelikle ve zamanında verme yükümlülüğü getirilmiş, ticari sır niteliğindeki bilgilerin gizliliğine uyulacağı öngörülmüştür. - 37. maddesinin iptali istenilen (2) ve (3) fıkralarında, Kalkınma Bakanlığının yabancı uzmanları sözleşmeli olarak istihdam edebileceği hüküm altına alınmış, sözleşmenin usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemenin Bakanlar Kurulunca tespit edileceği düzenlenmiştir. - Anayasa’nın 91. maddesinde, olağan dönemde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler ile Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin düzenlenemeyeceği öngörülmüştür. Özel hayatın gizliliğinin korunmasıyla ilgili olarak Anayasa’nın 20. maddesinin birici fıkrasında “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, Üçüncü fıkrasında da “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”denilmektedir.
641 sayılı KHK’nin 27. maddenin iptali istenilen kurallarında, görevle ilgili gerekli görülen her türlü bilginin gerçek kişilerden doğrudan istenebileceği, onlarında bu bilgileri istenilen sürede öncelikle ve zamanında vermekle yükümlü oldukları öngörülmektedir. Söz konusu kurallarda her hangi bir sınırlamaya yer verilmediği için istenilen bilgilerin özel hayatın gizliliğinin korunmasıyla ilgili kişisel verileri de kapsayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin kural, Anayasa’nın ikinci kısım birinci bölümünde düzenlenen temel haklar ve ödevler içinde yer almaktadır. Buna göre,
641 sayılı KHK’nin 27. maddesi Anayasa ile olağan dönemde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler için yasaklanan alanı düzenlemekte ve bu haliyle Anayasa’nın 91. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. -
641 sayılı KHK’nin dayanağı olan 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı “Yetki Yasası”, kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek, bu hizmetlerin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesinin; atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme konularında düzenlemeler yapılmak suretiyle de kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memur, işçi, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliklerinin artırılmasının sağlanması için, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilmektedir.
641 sayılı KHK’nin 37. iptali istenilen (2) ve (3) fıkralarında, Kalkınma Bakanlığının yabancı uzmanları sözleşmeli olarak istihdam edebileceği ve ücret miktarı ile her türlü ödemenin Bakanlar Kurulunca tespit edileceği düzenlenmektedir.
6223 sayılı “Yetki Yasası” ile kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesi için sadece atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme konularında düzenlemeler yapılmak suretiyle ve yine sadece istihdam edilen memur, işçi, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliklerinin artırılmasını sağlamak için Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verildiği, yabancı uzmanların sözleşmeli olarak istihdam edebilecekleri ve onlara verilecek ücret miktarı ile her türlü ödeme konularında Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisinin verilmediği, dolayısıyla
641 sayılı KHK’nin 37. maddesinin (2) ve (3) fıkralarının
6223 sayılı “Yetki Yasası”nın kapsamı dışındaki alanı düzenledikleri, böylece kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisinin Bakanlar Kurulunca kullanılarak düzenlemenin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Buna göre,
641 sayılı KHK’nin 37. maddesinin (2) ve (3) fıkraları Anayasa’nın 6. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle kuralların iptali gerektiğinden, redde ilişkin çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye Mehmet ERTEN
DEĞİŞİK GEREKÇE 6.4.2011 günlü,
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi “Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği arttırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına” ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere, Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmektedir.
641 sayılı KHK’nin iptali istenen 38. maddesi memuriyet statüsüne alınmaya ilişkin bir düzenleme niteliğindedir. Oysa, yukarıda ifade edildiği üzere,
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun belirtilen hükmü salt “istihdam edilen” kamu görevlileri bakımından bir düzenleme yapılabilmesi konusunda yetki vermektedir. Diğer bir deyişle, iptali istenen düzenleme Yetki Kanunu kapsamı dışında kalmakta ve bu mahiyeti itibariyle de Anayasa’nın 91. maddesine aykırı düşmektedir. Açıklanan nedenle, anılan maddenin iptaline bu gerekçeyle katılıyoruz.
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye Burhan ÜSTÜN
KARŞIOY YAZISI I- Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin (2) ve (3) Numaralı Fıkraları: Maddenin (2) numaralı fıkrasında yabancı uzmanların da sözleşmeli olarak Bakanlıkta istihdam edilebileceği, (3) numaralı fıkrasında sözleşmeli olarak çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemelerin Bakanlar Kurulunca tespit edileceği öngörülmüştür. Anayasa’nın 91. maddesine göre Kanun Hükmünde Kararnamelerin amaç ve kapsamının yetki kanununda belirtilmesi zorunludur. Kurallarda yer alan düzenlemeler
6223 sayılı Yetki Kanunu’nda belirtilen hususlar arasında olmadığından, Anayasa’nın 91. maddesine aykırılık nedeniyle iptalleri gerekir. II- Kanun Hükmünde Kararname’nin 27. Maddesi: İptali istenen maddenin (1) numaralı fıkrasında Bakanlığın, görevleri ile ilgili olarak gerekli gördüğü bilgileri bütün kamu kurum ve kuruluşlarından ve diğer gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkili olduğu, kendilerinden bilgi istenen bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin bu bilgileri istenilen süre içinde öncelikle ve zamanında vermekle yükümlü oldukları belirtilmiş; (2) numaralı fıkrasında bu şekilde elde edilen bilgilerden ticari sır niteliğinde olanların gizliliğine uyulacağı öngörülmüştür. Kurallar, kişilerin özel yaşamına ilişkin bilgilerin Bakanlıkça talep edilebilmesini olanaklı kılmaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği ilkesi düzenlenmiş, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkının hangi nedenlerle sınırlandırılabileceği maddede belirtilmiştir. Madde, Anayasa’nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer almaktadır. Anayasa’nın 91. maddesinde, Anayasa’nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan temel hakların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi yasaklanmıştır. Bu nedenle, kişisel bilgilerin İdarenin talebi üzerine verilmesi mecburiyetini getiren bir düzenleme, kanun hükmünde kararname konusu olamaz. Kuralın Anayasa’nın 91. maddesine aykırılık nedeniyle iptali gerekir.
Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT