|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2013/34
Karar Sayısı:
2013/74
Karar Günü:
6.6.2013
İPTAL DAVASINI AÇANLAR : Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyeleri Emine Ülker TARHAN ve Ali Rıza ÖZTÜRK ile birlikte 127 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış
Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un 4.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 90. maddesine aykırılığı
ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“…Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, kanun
kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere, Adalet
Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar
arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak 4 kişi ile Maliye Bakanı
tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak 1 kişiden oluşan 5
kişilik bir komisyon kurulması, komisyon başkanının üyeler arasından Adalet
Bakanı tarafından seçilmesi öngörülmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yargılama hakkına ilişkin etkin bir iç hukuk
yolu düzenlenmesini istemiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de adil
yargılanma hakkını kurumsallaştıran bir yapı oluşturulmasını öngörür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, getirilecek düzenlemenin etkin ve adil bir
düzenleme olması gerektiğini ilke olarak belirlemiştir. Bu anlamda karar
verecek makamın adil yargılamaya uygun karar verecek bağımsız bir organ
olması zorunludur. Ancak kanunda öngörülen kurul, bağımsız bir kurul
olmadığı gibi adil yargılanmayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul da
değildir, direkt yürütmeye bağlı Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından
atanacak kişilerden oluşmaktadır.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nde sayılan bireysel hakların idari ya da yargısal tasarruflarla
ihlali mağdur kişi açısından AİHM’ne başvuru için
aranan ilk koşuldur. AİHM bir yargı merciidir. Yargı merciinin görev ve
yetki alanındaki bir konunun iç hukukta yürütme organınca oluşturulan beş
kişiden oluşan bir komisyona havale etmek yargının alanına yürütmenin
müdahale etmesi demektir.
AİHM, kurulacak yol ile ilgili
olarak, Etkin bir yol
olmasını ilke olarak belirlemiş, bu anlamda karar verecek olan makamın da AİHS’nin 6 ncı maddesi
uyarınca Adil Yargılamaya
uygun karar verebilecek, bağımsız
bir organ olmasını şart koşmuştur. Ancak kanunla öngörülen kurul
bağımsız bir kurul olmadığı gibi adil yargılamayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul da değildir. Özellikle, çözüme esas olacak başvuruların ceza hukuku
kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku
kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya gereği icra edilmediği hususları
göz önünde bulundurulduğunda, komisyon atamalarının Adalet Bakanı ve Maliye
Bakanı tarafından yapılacak olması, Komisyonun bağımsızlığını ve
tarafsızlığını tamamen ortadan kaldırmıştır. Yasanın çıkarılış amacı
yurttaşı korumak ve hak ihlalleri karşısında uygun tazminatı öngörmek
olmalıyken bu amaçtan sapılarak tamamen yürütme organının gölgesinde ve
zamanla Devleti koruma refleksi ile hareket edecek bir yapı öngörülmüştür.
Hatırlatmak gerekir ki, 650 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler
Genel Müdürlüğü bünyesinde İnsan Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur.
Mezkûr Başkanlığa, Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği yapmak suretiyle
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
başvurulara ilişkin savunmaları hazırlama ve gerektiğinde oturumlara
temsilci gönderme yetkisi verilmiştir. Bu nokta da şu hususa dikkati çekmek
gerekir. Hem başvurularda savunma yapma görev ve yetkisinin Adalet
Bakanlığı bünyesinde bir Başkanlığa verilmiş olması hem de başvurunun
tazminat ödenmesi yoluyla çözümü konusunda görevlendirilen Komisyon
üyelerinin kahir ekseriyetini atama yetkisinin Adalet Bakanına tanınmış
olması, 6384 sayılı yasanın kendi içerisinde bir tezadı barındırdığını
göstermektedir.
Hak arama
özgürlüğü başlı başına bir temel hak olduğu kadar hukuk devletinin de bir
gereğidir. Bu hakkın önemi, diğer temel hakların korunmasının bir aracı
olmasından ileri gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hak arama
özgürlüğünü “etkili başvuru hakkı” adıyla 13 üncü maddesinde tanımıştır. T.C.
Anayasası’nda ise bu hakla ilgili olarak, birisi doğrudan doğruya “hak arama hürriyeti” (m. 36),
diğeri ise “temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığını taşıyan (m. 40)
başlıca iki madde yer almaktadır.
Sözleşme’nin
13 üncü maddesine göre, Sözleşme’nin tanıdığı hak ve özgürlükler ihlâl
edilen herkes, ihlâl resmî sıfatla hareket eden kişiler tarafından yapılmış
olsa da, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.
Bu madde taraf devletlere, her şeyden önce, kendi iç hukuklarında bu
nitelikte hak arama yollarını getirme yükümlülüğü yüklemektedir.
Dolayısıyla, ihlâlin varlığına rağmen herhangi bir başvuru yolunun
getirilmemiş olması veya daha önceki uygulamalardan herhangi bir etkisinin
olmadığının anlaşılması 13 üncü maddeye aykırılık teşkil eder. Başvuru veya hak arama yolunun “etkin”
olması, Mahkeme’ye göre, onun“hayalî veya teorik” değil; sonuç doğurabilir,
işe yarar ve elverişli olması anlamına gelir.
Başka bir
anlatımla, ihlâl iddiasının önüne getirilecek olduğu merciinin işin esasını
inceleme ve gerektiğinde ihlâli düzeltici ve uygulanabilir karar alma
yetkisine sahip olması gerekir. Bununla beraber, başvurulacak makamın
yargısal nitelikte olması şart olmasa da idarî makamlara başvurma hakkının
genel olarak ve Türk Hukuku uygulaması açısından bu anlamda etkili bir yol
olduğunu söylemek oldukça zordur.
Mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının yön göstericisinden
faydalanılması gerektiği izahtan vareste olmakla birlikte, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararlarının doğrudan iç mevzuat hükümlerini ortadan
kaldırma yeteneğinin bulunmadığı, Anayasanın 90/5 inci maddesinin bu yönde
bir yorumda bulunulmasına elverişli olmadığı hususunda duraksama
bulunmamalıdır.
Bununla birlikte, Anayasanın 90/5inci
maddesinde, “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla
kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek
uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” şeklinde yer
verilen ifadedeki uyuşmazlığın, sözleşme ile iç hukuk metinleri arasındaki
somut farklılıklar olarak algılanması gerektiği de ortadadır. İptali
istenen yasa metninin 4 üncü maddesinin birinci fıkrası, AİHS’nin 13 üncü maddesinde yer alan etkili başvuru
yolu öngöremediği için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile çelişmektedir.
Anayasanın
90 ıncı maddesinin son fıkrasında temel hak ve
özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara kanunlar karşısında üstünlük
tanındığına göre, Adalet Bakanlığı
bünyesinde oluşturulacak olan Komisyon, etkin, yetkin, sonuç doğurabilir,
işe yarar ve elverişli olamayacağı için 6384 sayılı yasanın birinci fıkrası, AİHS’nin
13 üncü maddesine ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası
antlaşmalara kanunlar karşısında üstünlük tanındığı için de Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına aykırıdır.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Arz ve izah olunan nedenlerle, söz
konusu kural hakkında yürürlüğünün durdurulması da istenerek iptal davası
açılmıştır. 09.01.2013 tarihli ve 6384 sayılı“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun”uniptali istenen maddelerin uygulanması
halinde, Anayasaya, kanunlara ve Uluslararası sözleşmelere ve Anayasa
Mahkemesinin kararlarına aykırı olarak geriye dönüşü imkansız
biçimde ve giderilmesi olanaksız hukuki zarar ve durumlara yol açacağı
açıktır.
Açıklanan
nedenlerle, iptali istenen kuralın yürürlüğünün durdurulması
istenilmektedir.
V. SONUÇ VE İSTEM
4 üncü maddesinin birinci fıkrasının AİHS’nin 13 üncü maddesine ve
Anayasanın 90/5 inci maddesine aykırı olduğundan iptaline ve iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne
Dair Kanun’un dava konusu kuralın da yer aldığı 4. maddesi şöyledir:
“Komisyon ve çalışma esasları
MADDE 4- (1) Bu Kanun
kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın
merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından
Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından
Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş
kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet
Bakanı tarafından seçilir.
(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon
üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.
(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve
toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.
(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından
yürütülür.
(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,
Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi
gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralı
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın
90. maddesine dayanılmış, Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri ise ilgili
görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim
KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet
ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,
Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,
Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın
katılımlarıyla 3.4.2013 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma
isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar
vermiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor iptali istenilen yasa
kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, bir yargı
mercii olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) görev ve yetki
alanındaki bir konunun iç hukukta yürütme organınca belirlenecek beş
kişiden oluşan bir komisyona havale edilmesinin yargının alanına yürütmenin
müdahale etmesi anlamına geldiği, Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından
atanacak kişilerden oluşturulacak olan Komisyonun, bağımsız ve adil
yargılanmayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul olamayacağı iddia
edilerek, 6384 sayılı Kanun’un komisyonun oluşumuna ilişkin 4. maddesinin
(1) numaralı fıkrasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 13.
maddesine ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara
kanunlar karşısında üstünlük tanıyan Anayasa’nın 90. maddesinin son
fıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle
iptal başvurusuna konu kural, Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri yönünden de
incelenmiştir.
Dava konusu kural uyarınca, AİHM’ne uzun yargılama iddiasıyla yapılmış başvurular
konusunda karar vermek amacıyla, Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve
ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı
tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı
personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir
komisyon kurulması öngörülmüştür.
6384 sayılı Kanunla, AİHM’nin
“Ümmühan Kaplan/Türkiye”
kararının gereğinin yerine getirilebilmesi, kurulacak komisyon aracılığıyla
makul sürede sonuçlandırılamayan soruşturma ve yargılamalardan dolayı AİHM’ne yapılmış başvuruların tazminat ödenmek
suretiyle en kısa zamanda çözüme kavuşturulması ve bu suretle AİHM tarafından
ülkemiz aleyhine verilebilecek ihlal sayılarının da azaltılmasının
amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan
devlettir.
Hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden
olan bireylerin temel haklarının korunması, diğer unsurları yanında, adil
yargılanma hakkının tanınmasını da içermektedir. Anayasa’nın 36. maddesinde
herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahip olduğu; hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya
bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu konuları
içeren AİHS’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, gerek medeni hak ve
yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen
suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,
hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” denilerek
adil yargılanma hakkı tanımlanmıştır. Adil yargılanma hakkı, her
şeyden önce kişinin medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar veya
cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda bağımsız ve tarafsız
bir mahkemeye müracaat hakkını; bu hakkın kullanılmasından sonra da
davasının makul sürede görülmesini isteme hakkını içermektedir.
İnsan hakları konusunda ortaya çıkan sorunların
kendi iç hukukumuzda giderilmesini amaçlayan 6384 sayılı Kanun’la getirilen
sistem, başvuruların en kısa süre içinde ve sulh yoluyla
sonuçlandırılmasını öngörmektedir. Kanun bu yönüyle zarara uğrayan vatandaş
ile Devlet arasındaki uyuşmazlıkta alternatif bir çözüm yöntemi
getirmiştir.
Yargılama, kanunla kurulan bağımsız ve tarafsız
mahkemeler tarafından, hukuki uyuşmazlıkların ve hukuka aykırılık
iddialarının özel yargılama usulleri izlenerek çözümlenmesi ve kesin hükme
bağlanması faaliyetidir. Bağımsızlık ve tarafsızlık, yargı fonksiyonunu
idare fonksiyonundan ayıran en önemli ölçüt olup, yargı yetkisini
kullanacak olan merciin, çözülmesi istenen uyuşmazlığa doğrudan veya
dolaylı olarak taraf olmayan ve uyuşmazlığın taraflarından tamamen bağımsız
olan kişi veya kişilerden oluşmasını gerektirmektedir. Ayrıca, yargı
organları bir uyuşmazlığı kesin bir biçimde çözerken, idare organlarının
verdiği kararlar kural olarak kesin nitelikte değildir.
6384 sayılı Kanun uyarınca oluşturulacak Komisyonun
verdiği kararların “kesin hüküm”
niteliğini taşımadığı, yargı fonksiyonu kapsamında olmadığı, başvuruları
inceleme süreci ve uygulayacağı usulün idari nitelikte olduğu, kararlarının
idari yargı denetimine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargısal
faaliyet yürüten bir makam veya merci olmayıp, Adalet Bakanlığı bünyesinde
kurulan ve sekreteryasını Bakanlığın yürüttüğü
bir idari kurul olan Komisyonun, Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından
atanacak kişilerden oluşmasında, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkesine
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın
2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
9.1.2013
günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı
Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un 4.
maddesinin (1) numaralı fıkrasına yönelik iptal istemi, 6.6.2013 günlü,
E.2013/34, K.2013/74 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya ilişkin yürürlüğün
durdurulması isteminin REDDİNE, 6.6.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
VI- SONUÇ
9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne
Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE, 6.6.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Muammer TOPAL
|
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
Üye
M. Emin KUZ
|
|