|
SURİYE’DEKİ DURUMUN OLUŞTURDUĞU TEHDİT VE RİSKLER
ÇERÇEVESİNDE HUDUT, ŞÜMUL, MİKTAR VE ZAMANI HÜKÜMETÇE
TAKDİR VE TESPİT EDİLMEK KAYDIYLA, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN
YABANCI ÜLKELERE GÖNDERİLMESİ VE GÖREVLENDİRİLMESİİLE
GEREKLİ DÜZENLEMELERİN HÜKÜMET TARAFINDAN BELİRLENECEK
ESASLARA GÖRE YAPILMASI İÇİN, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİNİN 04.10.2012 TARİHLİ VE 1025 SAYILI KARARI’YLA
HÜKÜMETE VERİLEN İZİN SÜRESİNİN ANAYASANIN 92’NCİ
MADDESİ UYARINCA
04.10.2013 TARİHİNDEN
İTİBAREN BİR YIL DAHA
UZATILMASINA
DAİR KARAR
Karar No. 1047Karar
Tarihi: 03.10.2013
Suriye’deki ihtilaf, bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrara yönelik giderek
artan bir tehdit oluşturmaktadır. Ülkemiz bu tehdidi her geçen gün daha fazla ve yakından hissetmektedir.
Nitekim, bugüne kadar Suriye kaynaklı saldırılarda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 71’e ulaşmıştır. Ülkemize yönelik göç baskısının boyutları giderek artmaktadır. Hâlihazırda Suriye halkıyla mevcut kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde ülkemizde misafir
ettiğimiz Suriyelilerin sayısı 500 bini aşmaktadır. Suriye içinde yerlerinden edilmiş kişilerin sayısının ise 5 milyona yaklaştığı hesap edilmektedir. Rejimin izlediği şiddet ve zulüm politikalarıçerçevesinde her an sınırlarımıza yönelik ve ülkemiz üzerinde baskı oluşturacak daha büyük bir kitlesel göç hareketiyle karşı karşıya kalınması muhtemeldir. Suriye kaynaklı kitlesel göç hareketi de muhtemel sonuçları itibarıyla ülkemiz yönünden dolaylı bir tehdit oluşturmaktadır.
Rejim,
uluslararası hukuku hiçe sayarak halka yönelik balistik füzeler dâhil, ağır silahlar ve ayrım gözetmeksizin havadan yaptığı bombardımanlara ilaveten, kimyasal silah da kullanmaya başlamış; son olarak 21 Ağustos 2013 günüŞam’da kimyasal silahlarla yaptığı saldırıda önemli bir çoğunluğunu çocukların oluşturduğu 1400’ü aşkın Suriye vatandaşı hayatını kaybetmiştir. Bu saldırı insanlığa karşı işlenmiş bir suç olup, bu husus 16 Eylül 2013 tarihinde
Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan “21 Ağustos 2013 tarihinde Şam’ın Gota Bölgesinde Kimyasal
Silah Kullanımıİddialarına İlişkin Rapor”da da teyit edilmiştir.
Suriye
rejiminin kimyasal silah da dâhil uluslararası hukuk (1925 tarihli Boğucu, Zehirleyici
ve Benzer Gazların ve Bakteriyolojik Araçların Savaşta Kullanımının Yasaklanmasına İlişkin Protokol) tarafından yasaklanmış silahları kullanması, başta ülkemiz olmak üzere Suriye’nin komşularına yönelik yakın ve ciddi tehdidi
de azami düzeye çıkarmıştır. Suriye’deki gelişmelerin seyri, bu tarz silahların kullanılmasının engellenmesi ve caydırılmasının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınmasını, ulusal güvenlik çıkarlarımız açısından zaruret arz eden seviyeye ulaştırmıştır.
Gelişmeler Suriye rejiminin uluslararası normlara aykırı her türlü yöntemi ve silahı kullanabileceği noktaya vardığını göstermektedir. Türkiye, rejimin
yapabileceği her türlü saldırıdan ve Suriye’deki belirsizlik
ve kaos ortamından en çok etkilenecek ülke konumundadır.
Nitekim, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin
27 Eylül 2013 tarihinde kabul ettiği 2118 sayılı Karar da Suriye’de kullanılan kimyasal silahların uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğunu teyit etmiştir.
Yukarıda belirtilen tüm gelişmeler, ulusal güvenliğimize yönelik Suriye
kaynaklı açık ve yakın tehdit oluşturan her türlü eyleme karşı, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız doğrultusunda gereken tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu mülahazalarla; ülkemizin muhtemel tehlikelere karşı güvenliğinin idame
ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında hasıl
olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, hadiselerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin
yabancıülkelere gönderilmesi ve buna
imkan sağlayan gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından belirlenecek
esaslara göre yapılması için Hükümete verilen bir yıllık izin süresinin, 4/10/2012 tarihli ve 1025 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’nda belirlenen
ilke ve esaslar dâhilinde, Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca, 04.10.2013
tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılması, Genel Kurulun 03.10.2013 tarihli 3’üncü Birleşiminde kabul edilmiştir.
|