|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2012/134
Karar Sayısı
: 2013/34
Karar Günü
: 28.2.2013
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bodrum 1. Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun
ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 10. maddesine
aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Kooperatif denetçisi olan sanık hakkında,
kooperatif yevmiye defterinin kapanış onaylarının süresinde yaptırılıp
yaptırılmadığının denetiminde ihmal gösterdiği iddiasıyla açılan kamu
davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı
dosyasının yapılan yargılaması sırasında verilen ara karar gereğince;
S.S. … Konut Yapı Kooperatifi’nin 2008 yılında
kullandığı yevmiye defterinin noter kapanış tasdikinin süresinde
yaptırılmadığı, bu işlemden sorumlu olan yönetim kurulu üyesi …’ya TTK m.
67/3 maddesine uyan eylemi nedeniyle çıkartılan ön ödeme ihtaratına uymayarak üzerine atılı suçu işlediği,
kooperatifin denetim kurulu üyeleri olan sanıklar …
ve …’ın da denetim görevlerini ifa etmeyerek 1163
sayılı Kanun’un Ek 2/3 maddesince düzenlenen müsnet
suçu işledikleri anlaşılmakla, sanıkların mahkememizce yargılamasının
yapılarak, sanık …’ın TTK m. 67/3 ve sanıklar ... ile …’ın 1163 sayılı Yasanın Ek 2/3 maddesi gereği
cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, sanık …’nın eyleminin sabit görülmesi durumunda, hakkında,
20/06/2012 tarih ve 6335 sayılı Yasanın 30. maddesi ile değişik, 6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 562/1. maddesi gereği, sanığın eylemi suç
olmaktan çıkartılıp, kabahate dönüştürüldüğü için, dört bin TL idari para
cezasının, adı geçen Yasanın 562/13. fıkrası gereği, mahallin en büyük
mülki idari amirince uygulanacağı, bu itibarla adı geçen sanık hakkında,
yargılamaya konu eylemin “suç” olmaktan çıkartıldığı, sanık …’nın, yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle atılı
eylemde asli sorumlu olduğu; zira, 6102 sayılı Yasanın 64. maddesi ile
ticari defterlerin usulüne uygun tutulmasının yasa ile doğrudan doğruya
kendisine yüklenen görev olduğu, sanıklar… ve …’ın
ise, sanık …’nın asli sorumluluğunu taşıdığı,
ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığını denetleme görevleri
nedeni ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (iddianamede sehven 1162
yazılmıştır) Ek Madde 2/3 delaletiyle 1163 sayılı Yasanın 66. maddesine
aykırı davrandıklarından bahisle cezalandırılmaları talebiyle kamu
davasında sanık sıfatı ile yer aldıkları, sanıklar …
ve …’ın, ticari
defterler üzerindeki “denetim görevi”nin, tali
sorumluluğa konu olduğu bir an için tüm sanıkların “ticari defterlerin,
usulüne uygun tutulması ve bu uygunluğun denetlenmesi” yükümlülüğüne
aykırılık nedeniyle doğan sorumluluklarının eşit olduğu kabul edilse bile,
“ticari defterleri usulüne uygun tutma” yükümlülüğüne aykırı davranan
sanığın eyleminin suç olmaktan çıkartılıp kabahate dönüştürülmesi karşısında,
“uygunluğu denetleme” yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar yönünden
eylemin; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun. 66/1. maddesine göre
“Denetçiler, işletme hesabiyle bilançonun defterlerle uygunluk halinde
bulunup bulunmadığını, defterlerin düzenli bir surette tutulup
tutulmadığını ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması
gerekli olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle
yükümlüdürler. Ortakların şahsan sorumlu veya ek ödeme ile yükümlü olan
kooperatiflerde denetçiler, ortaklar listesinin usulüne uygun olarak
tutulup tutulmadığını da incelemek zorundadırlar.” ve aynı Yasanın Ek.Madde 2/3 uyarınca; “ ... 66 ve 67 nci maddeye aykırı hareket eden kooperatif ve üst
kuruluşlarının denetim kurulu üyeleri bir aydan altı aya kadar hapis ve
otuz günden üçyüz güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılırlar.” hükümleri gereği, eylemlerinin “suç” olarak kalması ve
hapis ve adli para cezasına hükmedilmesi gerekliliğinin, 1982 Anayasası’nın
10. maddesinde tanımlanan “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılık teşkil
ettiği kanaatine varılmıştır.
1982 Anayasası’nın 10.
maddesine göre;
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 07/05/2004 -
5170 S.K./l.mad) Kadınlar ve erkekler eşit
haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür. (Ek cümle: 07/05/2010-5982 S.K./l.
md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(Ek fıkra: 07/05/2010-5982
S.K./l. md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul
ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine
aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde (..) (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 05/06/2008 tarihli ve E. 2008/16, K. 2008/116 sayılı
Kararı ile.) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.
Yasa önünde eşitlik ilkesi, “ayrımcılık yasağı”nı da içinde barındıran bir temel ilkedir.
Eşitlik ilkesinde kural olarak, herkes için kanun önünde mutlak eşitlik
(şekli eşitlik) geçerliyken, aynı durumda olanhak öznelerinin “haklı nedenlere
dayalı olarak” farklı muameleye tabi tutulmaları“maddi eşitlik”de
söz konusu olmaktadır.
Şöyle ki; “ayrımcılık yasaklı
eşitlik, aynı durumda bulunan hak öznelerinin; haklı nedenler olmadıkça,
özellikle ırk, cinsiyet, dil, din ve inanç, siyasal ya da başka görüşler,
yaş, engel, cinsel yönelim ve benzeri nedenlere dayalı ayrım
gözetilmeksizin aynı kurallara bağlı olmasını ve yasaklama, kısıtlama,
dışlama ya da yeğleme gibi eylemlere başvurmaksızın, tüm insan haklarından
eşitlik koşulları içinde Devlet tarafından yararlandırılmalarının
sağlanmasını amaçlayan üstün bir ilke, temel bir haktır.”
Hukuk önünde eşitlik ilkesinin, gerek Uluslararası
İnsan Hakları Ortak Hukuku, gerek Avrupa Birliği Hukuku ve gerekse iç
hukukumuzun pozitif kuralları ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay
kararları ve öğretideki kimi görüşler çerçevesinde yapılan bu “eklektik”
tanımda, “olmazsa olmaz” nitelikli dört öge
birlikte bulunmaktadır.
Birincisi, öncelikle hak öznelerinin insan
haklarından yararlanmalarındadır ki; bu, kısaca, sosyal hakların da
kapsamında olduğu “insan haklarından yararlanmada eşitlik” olarak ifade
edilebilir. Bu özelliği nedeniyledir ki, ayrımcılık yasaklı eşitlik,
Devlet’in uyması gereken “üstün” bir ilke, bir “ölçü” ilkedir; buna
karşılık hak özneleri açısından, bir “insan hakkı”dır,
uluslararası ve “usulüne göre yürürlüğe konuldukları” için Türkiye
açısından “ulusalüstü” nitelik taşıyan
uluslararası sözleşmelerin ve ulusal hukukun güvenceye aldığı bir “temel
hak”tır
İkinci öge, ayrımcılık
yasaklı eşitliğin ve eşit işlemin, hak öznelerinin her durumda, her
koşulda, her konuda ve her zaman “mutlak” biçimde eşit olmadıkları,
eşitleştirilmelerine olanak bulunmadığı gerçeğiyle ilgilidir.. Tersine bir söyleyişle, kimi zaman aynı, benzer ya da
özdeş olmayan “farklı” durum ya da koşullarda bulunan kişilere, aynı
kuralların uygulanamaması, uygulanmasının da eşitliği sağlama yerine daha
da bozma, eşitsizliği artırma sonucu doğurmasıdır. Yani ayrımcılık yasaklı
eşitlik, farklı durumlarda bulunan kişiler için farklı kurallar konulmasına
ve uygulanmasına engel olmaz. Var olan eşitsizlikler bunu gerektirmektedir.
Ancak, biçimsel düzenlemelerle üstesinden gelinemeyen eşitsizliklerin
hafifletilmesi ve giderek kaldırılması amacıyla olumlu önlemler alınması
da, ayrımcılık yasaklı eşitlik ilkesinin kapsamındadır.
Üçüncü öge, ikincisiyle
bağlantılıdır. Birbirinin aynı olmayan durumlarda farklı kuralların
uygulanabilmesinin “haklı” sayılabilecek gerekçeleri, ölçütleri olmalı;
böyle bir uygulama, “keyfi” nitelik taşımamalıdır. Kimi hak özneleri için
öngörülen farklı işlemler, nesnel, makul, inandırıcı, kısacası “haklı”
nedenlere dayanıyorsa ayrımcı sayılmaz.
Dördüncü ve sonuncu öge,
eşitlikle bağdaşmayan ayrımcı eylemlere ilişkindir. Haklı nedenlere
dayanmayan ayrımcı bir eylem ya da farklı işlem, hak ve özgürlüklerin
eşitlik koşullarına uygun biçimde kullanılmasını doğrudan yasaklama ve/veya
kısıtlama biçiminde gerçekleştirilebileceği gibi, hak öznelerinin
dışlanması ya da yeğlenmesi biçiminde de kendini gösterebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerek Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağı öngören 14. maddesinde, gerekse de
12 sayılı protokolün 1. maddesinde eşitlik ilkesine doğrudan ve açık bir
gönderme yapılmamış olmasına karşın, “işlem eşitliği” ve “cinsiyetlerin
eşitliği” ilkelerine göndermelerde bulunmuş, sözleşme ve protokolün anılan
maddelerinin bu ilkeleri içerdiğine karar vermiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ayrımcılık
kavramını tanımladığı gibi, sözleşmenin sağladığı korumanın doğrudan
ayrımcılıkların yanı sıra dolaylı ayrımcılıkları da kapsadığını
belirtmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrımcılık kavramını, “bir
birey ya da gruba, uygun haklı gösterme olmaksızın, sözleşme daha elverişli
bir işlem gerektirmese bile, bir başkasına oranla daha az iyi davranıldığı
durumları kapsar.” (Affaire Abdulaziz)
şeklinde tanımlamış ve bir çok kararında bu
tanımlamayı uygulamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamaları ile, 1982 Anayasası’nın 10. maddesinde tanımlanan kanun
önünde eşitlik ilkesinin yanı sıra, Anayasa’nın Başlangıç bölümü ve
sistematiği de hep birlikte göz önüne alındığında, 1982 Anayasası’nın,
genel olarak “eşitlik” ilkesini ve aynı zamanda “sosyal adalet” ilkesini,
“kanun önünde eşitlik” ile sınırlı olmaksızın Cumhuriyetin “değiştirilemez”
niteliklerinden biri (m.4) düzeyine yükselttiği sonucuna varılmaktadır.
Şöyle ki; 1961 Anayasası’nda olduğu gibi 1982
Anayasası da, “Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten
başlangıç kısmının, Anayasa metnine dahil” olduğunu (m. 176) ve 2.
maddesinde de, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ...
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan ... sosyal bir hukuk devleti” niteliği taşıdığını
öngörmüştür. Başlangıç’taki ilkeler arasında ise, “Her Türk vatandaşının bu
Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet
gereklerince yararlanarak (...) onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve
manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip
olduğu” da bulunmaktadır.
1982 Anayasası’nın, 1961 Anayasası’ndan ayrılarak,
yasa önünde eşitlik ilkesine “Genel Esaslar” içinde yer vermiş olmasının,
bu ilkeye “Anayasa’nın tümüne ve Devlet’e egemen bir ilke” niteliği
kazandırdığı; bu düzenleme biçiminin, yani ilkenin Anayasa’daki yerinin,
“eşitliğin temel bir Devlet yönetimi ilkesi olarak düşünülmesi gerektiği
görüşüne güç kattığı belirtilmiştir. Yasa önünde eşitlik ilkesinin
demokrasinin vazgeçilmez üç ilkesinden birini oluşturduğunu vurgulayan 10.
maddenin gerekçesi göz önüne alındığında, “eşitlik ilkesinin Genel Esaslar
kısmındaki Devlet’in kuruluş unsurları ve dayanaklarından biri olduğunu
söylemek gereklidir, tıpkı 2. ve 5. maddelerde belirtilen Demokrasi, Hukuk
Devleti ve İnsan Hakları gibi.”
Mevcut açıklamalar ışığında, somut olayda, sanık … ile sanıklar … ve …’ın eylemlerine farklı
yasal düzenlemelerin tatbikinin, “haklı sayılabilecek gerekçelere ve
ölçütlere” dayanmadığı, sanıkların aynı hukuki statüde bulundukları ve
aralarında statüler eşitliğin de bulunduğu, mevcut yasal mevzuat ile hak
özneleri arasında ayrımcılık oluşturulduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu arasında, özel yasa - genel yasa
ilişkisinin bulunduğu, bu itibarla, sonradan yürürlüğe giren ve
Kooperatifler Kanunu’ndaki yasal düzenlemeyi açıkça yürürlükten
kaldırdığını ifade etmeyen genel yasa hükmü ile, özel yasa hükmünün
çelişmesi durumunda, bu çelişkinin Hukukun genel ilkeleri ile
giderilemeyeceği, özel yasanın genel yasaya karşı üstünlüğünü koruyacağı ve
somut olayda sorumluluğun konusu aynı olan (hatta yönetim kurulu üyelerinin
eylemine nazaran, denetim kurulu üyelerinin eylemi, kusuru, sorumluluğu
ikincil nitelikte kalmaktadır, eylemi ve sorumluluğu doğuran asıl davranış
yönetim kurulu üyelerinin davranışıdır.) sanıklar hakkında, eylemi daha
ağır olan sanık …’nın eyleminin suç olmaktan
çıkartılıp, hakkında yargılama yapmayı dahi gerektirmeyen ve idari mülki
amir tarafından uygulanacak idari para cezasına çeviren 6102 sayılı Yasanın
562. maddesi karşısında, 1162 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2/3
maddesinin Anayasa’nın 10. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 14. maddesinde tanımlanan kanun önünde eşitlik ilkesine, Anayasa
Mahkemesi’nin “aynı hukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara bağlı
tutulacağı” ve “Anayasa’nın 10. maddesinin amacı, aynı durumda bulunan
kişilerin arasında haklı nedene dayanmayan ayrımları önleyerek eşitliği
sağlamaktır” şeklindeki yorum ve uygulamaları ile Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağını öngören 14. maddesine, 12 sayılı
protokolün işlem eşitliğine yer veren ilgili hükmüne ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi karar ve uygulamalarına konu ve kaynak olan, Hukukun
evrensel ilkesi, “eşitlik ilkesi”ne aykırılık
teşkil ettiği anlaşılmakla, somut norm denetimi açısından Anayasa
Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddesi uyarınca dosyanın ilgili belgeleri dizi pusulasına bağlanarak ekli
gönderilmiş olup, Mahkemeniz kararının bekletici mesele yapılmasına karar
verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren “Cezai sorumluluk”
başlıklı ek 2. maddesi şöyledir:
“Ek Madde 2- (Ek: 6/10/1988 - 3476/26 md.; Değişik: 23/1/2008-5728/340 md.)
1. 8 inci maddenin üçüncü fıkrasına, 16 ncı maddenin beşinci fıkrasına, 56 ncı
maddenin altıncı fıkrasına, 59 uncu maddenin dördüncü, altıncı, yedinci ve
sekizinci fıkralarına ve 90 ıncı maddenin beşinci
fıkrasına aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim
kurulu üyeleri ve memurları üç aydan iki yıla kadar hapis ve elli günden beşyüz güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılırlar.
2. Genel kurulu olağan
toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri ile 2 nci
maddenin dördüncü fıkrasına, 8 inci maddenin ikinci fıkrasına, 16 ncı maddenin birinci fıkrasına, 66 ncı
maddenin ikinci fıkrasına ve 90 ıncı maddenin
üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının
yönetim kurulu üyeleri altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
3. 56 ncı maddenin ikinci
ve dördüncü fıkralarına, 66 ve 67 nci maddeye
aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim kurulu üyeleri
bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
İlgili bakanlık, kooperatifler ve üst
kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında
görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu
davalarına katılma talebinde bulunabilir.”
B- İlgili Yasa Kuralları
1163 sayılı Kanun’un ilgili görülen “Üyelik
şartları ve ücret” başlıklı 56., “İnceleme yükümlülüğü” başlıklı
66. ve “Rapor düzenlenmesi” başlıklı 67. maddeleri şöyledir:
“Madde 56- (Değişik: 6/10/1988 -
3476/14 md.)
Yönetim kurulu
üyelerinde aşağıdaki şartlar aranır.
1. Türk vatandaşı olmak.
2. Aynı türde başka bir kooperatifin yönetim kurulu
üyesi olmamak.
3.(Değişik: 23/1/2008-5728/338
md.) Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine
karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,
edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini
aklama veya kaçakçılık suçlarından ya da bu Kanun hükümlerine göre mahkum
olmamak.
Üyelik şartları denetçiler tarafından araştırılır.
Bu şartları taşımadıkları halde seçilenler ile sonradan kaybedenlerin
görevlerine yönetim kurulunca son verilir.
Haklarında yukarıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davası açılmış olanların görevleri ilk genel kurul toplantısına kadar devam
etmekle beraber, yönetim kurulunca bu durumdaki üyelerin genel kurulca azli
veya göreve devamı hakkında karar alınmak üzere yapılacak ilk genel kurul
gündemine madde konulur.
Bu veya anasözleşmede
gösterilecek diğer bir sebeple yönetim kurulu toplantı nisabını kaybederse,
boşalan yönetim kurulu üyeliklerine denetim kurulu üyeleri tarafından
gecikilmeksizin yeteri kadar yedek üye çağrılır.
Yönetim kurulu üyelerinden bir veya bir kaç
kooperatifi temsil yetkisini haiz murahhas üye seçilebilir. Murahhas
üyelerin seçilmesi ve değiştirilmesi Ticaret Siciline tescil ettirilir.
Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen
aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk
dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.
Madde 66- Denetçiler, işletme hesabiyle bilançonun defterlerle uygunluk
halinde bulunup bulunmadığını, defterlerin düzenli bir surette tutulup
tutulmadığını ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması gerekli
olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlüdürler.
Ortakların şahsan sorumlu veya ek ödeme ile yükümlü olan kooperatiflerde
denetçiler, ortaklar listesinin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığını
da incelemek zorundadırlar.
Yöneticiler, bu maksatla denetçilere defterleri ve
belgeleri verirler. Denetçilerin istekleri üzerine müfredat defteri ve bu
defterin hangi esaslara göre düzenlendiği ve istenilen her konu hakkında
bilgi verilir.
Ortaklar gerekli gördükleri hususlarda denetçilerin
dikkatini çekmeye ve açıklama yapılmasını istemeye yetkilidirler.
Madde 67- Denetçiler her yıl yazılı bir raporla beraber tekliflerini genel
kurula sunmaya mecburdurlar.
Denetçiler, görevleri çerçevesinde işlerin
yürütülmesinde gördükleri noksanlıkları, kanun veya anasözleşmeye
aykırı hareketleri bundan sorumlu olanların bağlı bulundukları organa ve
gerekli hallerde aynı zamanda genel kurula haber vermekle yükümlüdürler.
Denetçiler yönetim ve genel kurul toplantılarına
katılırlar. Ancak, yönetim kurulunda oy kullanamazlar.”
C- Dayanılan ve İlgili
Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. maddesine
dayanılmış, 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü hükümleri gereğince Haşim KILIÇ, Serruh
KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep
KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 22.11.2012 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hasan Mutlu
ALTUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve
ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kooperatif
denetçileri ile ilgili olarak uygulanacak yaptırımları gösteren itiraz
konusu kuralda yer alan hükümlerin, aynı görevi yapan ve bu görevin asli ve
tali sorumluluklarını paylaşan kişiler arasında eşitsizliğe yol açabileceği,
değişik görevleri ifa eden kişiler ile ilgili olarak sorumluluk
belirlenirken haklı bir nedene dayanmayan bir ayrım yapılmasının da
eşitsizlik doğuracağı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 10. maddesine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi
nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de
incelenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesinin
(3) numaralı fıkrasında, ticari defterlerden olan yevmiye defterinin
kapanış onaylarının notere yaptırılacağı kural altına alınmıştır. Aynı
Kanun’un 562. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde ise bu kurala
uymayan şirket yöneticilerinin idari para cezası ile cezalandırılacakları
belirtilmiştir. Söz konusu kural, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98.
maddesi gereğince kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında da
uygulanmaktadır.
1163 sayılı Kanun’un 56. maddesinde, kooperatif
yönetim kurulu üyelerinin üyelik şartlarının ve sayılarının; 66.
maddesinde, kooperatif defter ve hesaplarının düzenli tutulmasının; 67.
maddesinde ise kooperatif raporlarının düzenli olarak genel kurula
sunulmasının denetlenmesi yükümlülükleri düzenlenmektedir.
İtiraz konusu kuralda, bu maddelerde belirlenen
görevlere aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim
kurulu üyelerinin bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları
hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık
olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine
geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri
ile Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal,
kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz
önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu,
cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda kimlerin hangi eylemlerinin suç
sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı,
nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği
konularında takdir yetkisine sahiptir.
İtiraz konusu kuralda, Kanunla
belirlenen bazı görevleri yapmada ihmali bulunan denetim kurulu üyelerine verilecek
cezalar düzenlenmiştir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme,
kooperatif yönetim kurulu üyelerine uygulanan yaptırım ile denetim kurulu
üyeleri hakkında uygulanan cezayı karşılaştırarak, bu hususun suç ve ceza
dengesini bozduğunu ileri sürmüş ise de, kooperatif yönetim kurulu üyeleri
ile denetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarındaki farklılıkları
dikkate alarak,itiraz konusu kural
uyarınca denetim görevinin ihmal edilmesi durumunu yaptırıma bağlamak ve
bunun karşılığında verilecek cezayı belirlemek kanun koyucunun
takdirindedir.
Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun
önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz
konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında
aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli
yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara
bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir.
Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
1163 sayılı Kanun’da, yönetim kurulu ve denetim
kurulu arasında bir astlık ya da üstlük ilişkisine yer verilmemiştir. Ancak
bu durum iki organın birbirine eşit olduğu anlamına gelmemektedir.
Kooperatiflere özgü işbölümü esaslarına göre her iki organa farklı işlev ve
statüler tanınmıştır. Bu durumuyla her iki organın birbiriyle eşit değil,
birbirini tamamlayıcı statüde olduklarını kabul etmek gerekir. Dolayısıyla
farklı hukuksal konumda bulunan kişiler hakkında
farklı yaptırımların uygulanmasını öngören itiraz konusu kuralda eşitlik
ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu
kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
VI- SONUÇ
24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu’nun ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, 28.2.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|