|
Danıştay İkinci Daire
Başkanlığından :
Esas No: 2012/7631
Karar No: 2012/5556
Kanun
Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay
Başsavcılığı
Davacı :Aydın Arı
Vekili:Av.
Deniz Çavuşoğlu Mevlana Cad.,
Mümtazkoru
İşhanı, :3, No:304 - KONYA
Davalı:Ereğli
Kaymakamlığı - KONYA
İsteğin Özeti :Konya 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 7.2.2012 günlü, E:2012/206,
K:2012/117 sayılı kararının; Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi :Mehmet
Özyiğit
Düşüncesi :
Konya 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen kararın, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili
olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı :
Turgut Candan
Düşüncesi :
Konya İlinde Sınıf Öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından 2007-2008
öğretim dönemine ilişkin hazırlık ödeneğinin tarafına ödenmesi istemiyle
yapılan başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu ödeneğin
yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan
davada; davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin Konya İkinci İdare
Mahkemesinin 14.7.2011 gün ve E:2011/569, K:2011/1250 sayılı tek hakimli
kararının bozulmasına dair Konya Bölge İdare Mahkemesinin 15.12..2011 gün
ve E:2011/1207, K:2011/1455 sayılı kararının yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek Konya İkinci İdare Mahkemesi Başkanı tarafından
kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine konu incelendi.
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde; Bölge İdare
Mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk
derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade edenlerin ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği;
temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına
bozulacağı; bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya
Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Konya
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın süresinde olduğu sonucuna
varılarak kanun yararına bozulması istemi yerinde görülmemiştir.
Konya
İkinci İdare Mahkemesince, Bölge İdare Mahkemesinin bozma kararına
uyularakverdiği karara gelince;
Dosyanın
incelenmesinden; Konya İlinde sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının,
2006-2007 öğretim dönemine ait hazırlık ödeneğinin tarafına ödenmesi
istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 16.2.2011 tarih ve 1431
sayılı işlemin iptali ile söz konusu ödeneğin yasal faizi ile birlikte
ödenmesi istemiyle 8.4.2011 tarihinde açtığı davanın, Konya İkinci İdare
Mahkemesinin 14.7.2011 gün ve E:2011/569, K: 2011/1250 sayılı kararıyla
anılan eğitim-öğretim yılına ilişkin hazırlık ödeneğini alamayan davacının,
en geç bu öğretim yılının sonuna kadaridareye başvurması gerekirken, bu
dönemin bitiminden sonra 24.1.2011 tarihinde yaptığı başvurusunun reddi
üzerine açıldığı ve davada süre aşımı bulunduğundan, işin esasının
incelenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle
reddedilmesi üzerine, davacı vekili tarafından yapılan itirazın; Konya
Bölge İdare Mahkemesinin 15.12.2011 gün ve E: 2011/1207, K:2011/ 1455
sayılı kararı ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun
34'üncü madde uyarınca 22.2.2007tarihinde göreve başlamakla eğitime
hazırlık ödeneğine hak kazanan davacının söz konusu alacağını anılan
tarihten itibaren beş yıl süre içinde kalmak şartıyla, 2577 sayılı
Kanununun 10'uncu maddesinde belirtilen usule uygun olarak idareye
başvurmak suretiyle talep edebileceği sonucuna varılarak davanın süresinde olduğu
gerekçesiyle kabulüne ve anılan Mahkeme kararının bozulmasınakarar
verildiği anlaşılmaktadır.
Dava
konusu olayda; dava dilekçesinde davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü
eğitime hazırlık ödeneğinin 2007-2008 olduğunun; ancak, davacı vekilinin
daha sonra verdiği 9.5.2011 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile
sehven yazılan dönemlere ait ödeneğin davacıya ödendiğinin; istemin,
2006-2007 eğitim-öğretim dönemine ilişkin olduğunun belirtilmesine karşın,
Konya İkinci İdare Mahkemesinin 14.7.2011 gün ve E: 2011/569, K:2011/1250
sayılı tek hakimli kararında, davanın özetinin ve sonucu düzeltilmeksizin
yazılan dönemlere ilişkin olarak hüküm kurulduğunun görüldüğü; bu karara
yapılan itiraz üzerine Konya Bölge İdare Mahkemesince verilen 15.12.2011 gün
ve E: 2011/1207, K:2011/1455 sayılı karar ile de uyuşmazlığın 2006-2007
yılına ilişkin olduğu sonucuna varılarak itiraz kabul edilip, Mahkeme
kararının bozulması üzerine, Konya İkinci İdare Mahkemesinin, bozmaya
uyarak, 2007-2008 öğretim yılı hazırlık ödeneği ile ilgili başvuru hakkında
tesis edilen işlemin iptali yolunda verilen 7.2.2012 gün ve E:2012/206,
K:2012/117 sayılı kararın kesinleştiği anlaşılmakla, hukuka aykırı bir
hususu içerip, içermediği incelenmiştir.
657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nunEk 32'nci maddesinde, eğitim ve öğretim
hizmetleri sınıfına dahil öğretmen ünvanlı kadrolarda görevli olup;fiilen
öğretmenlik yapanlara (ilköğretim ve okul müdürleri ile yardımcıları,
cezaevi okullarında çalışan öğretmenler, yönetici, eğitim uzmanı ve eğitim
uzman yardımcıları dahil ilköğretim müfettişleri hariç) her öğretim yılında
bir defaya mahsus olmak üzere ve öğretim yılının başladığı ay içinde Milli
Eğitim Bakanı tarafından belirlenecek tarihte Bakanlar Kurulu'nca
belirlenecek miktarda öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, öğretim yılının
başladığı ay içinde ödeneceğinin hükme bağlandığı; davacının ise, öğretim
yılı başladıktan çok sonra, 22.2.2007 tarihinde öğretmenliğe başladığı
anlaşıldığından; bu tarihten önceki eğitim-öğretim dönemine ilişkin ödeneğin
ödenmemesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı ve 2007-2008 eğitim-öğretim yılına ait hazırlık ödeneğinin de
davacıya ödendiği gözönüne alındığında, dava konusu işlemin iptali ve
yoksun kaldığı maddi haklarının davacıya ödenmesine hükmedilmesi yolundaki
İdare Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu sonucuna
varılmıştır.
Bu
nedenlerle, Konya İkinci İdare Mahkemesinin 7.2.2012 gün ve E:2012/206,
K:2012/117 sayılı kararının, 2577 sayılı Kanunun 51'inci maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava; Konya
İli, Ereğli İlçesi, 100. Yıl Kurtuluş İlköğretim Okulu Müdürlüğünde Beden
Eğitimi Öğretmeni olan davacının, 2006-2007 eğitim - öğretim yılına ait
öğretim yılına hazırlık ödeneğinin verilmesi amacıyla yaptığı başvurunun
reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu ödeneğin yasal faiziyle
birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Konya 2.
İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 14.7.2011 günlü, E:2011/569, K:2011/1250
sayılı kararıyla; 657 sayılı Kanun'un Ek 32. maddesi uyarınca verilen
eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneğinin bir eğitim-öğretim yılına mahsus
olduğu, 2007-2008 yılına ait eğitim-öğretim ödeneğini almadığını iddia eden
davacının, en geç bu eğitim-öğretim yılının sonuna kadar anılan ödeneğin
ödenmesi için idareye başvurması gerekirken, bu dönemin bitiminden çok
sonra 24.1.2011 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada
süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle süre
aşımı yönünden dava reddedilmiş; bu karar, Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin
15.12.2011 günlü, E:2011/1207, K:2011/1455 sayılı kararıyla; her ne kadar
dava dilekçesinde davacının yoksun kaldığını öne sürdüğü eğitime
hazırlık ödeneğinin 2007-2008 yılına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de;
davacı vekili tarafından daha sonra verilen9.5.2011 tarihli dilekçede
anılan döneme ilişkin ödeneğin davacıya ödendiği, bu dönemin sehven
yazıldığı, esasen davanın 2006-2007 eğitim-öğretim dönemine ait hazırlık
ödeneğinin ödenmesi istemine ilişkin olduğu belirtildiğinden incelemenin
2006-2007 yılına yönelik olarak yapıldığı, 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu'nun 34. maddesinde, Devlet'ten alacağı bulunan kişilerin bu
alacağını ait olduğu mali yılın sonundan başlayarak beş yıl süre içerisinde
yazılı bir şekilde talep edebilecekleri belirtildiğinden 22.2.2007
tarihinde göreve başlamakla eğitime hazırlık ödeneğine hak kazanan
davacının söz konusu alacağını anılan tarihten itibaren beş yıl süre
içerisinde kalmak şartıyla 2577 sayılı Yasa'nın 10. maddesinde öngörülen
usule uygun olarak idareye başvurmak suretiyle talep edebileceği sonucuna
varıldığı, belirtilen bu durum karşısında, 22.2.2007 tarihinde görevine
başlayan davacının 2006-2007 eğitim öğretim yılına ilişkin öğretime
hazırlık ödeneğinin ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun 16.2.2011 tarihli
işlemle reddi üzerine 8.4.2011 tarihinde açılan davanın süresinde olduğunun
kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuş;
bunun üzerine, Konya 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 7.2.2012 günlü,
E:2012/206, K:2012/117 sayılı kararıyla; her eğitim-öğretim yılı başında
öğretmenlere verilen hazırlık ödeneğinin, öğretmenlerin eğitim öğretim yılı
süresince ihtiyaçlarını temine katkıda bulunmakamacınayönelik olduğunda
kuşku bulunmadığı, davacınıneğitim ve öğretim yılının başında göreve
başlamamış olmasının öğretim yılına hazırlık ödeneğini almasına engel
teşkil etmeyeceği, zira yılda bir kez ödenen bu miktarın, bir
eğitim-öğretim yılının karşılığı olduğu, dolayısıyla davacıya aynı öğretim
yılında sözü edilen ödeneğin verilmesinin yasanın amacına uygun olacağı, bu
durumda, davacının 2006-2007 öğretim yılı hazırlık ödeneğinin ödenmesi
istemli başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı
gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline,
işlem nedeniyle yoksun kalınan hazırlık ödeneğinin dava tarihinden itibaren
işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiş ve bu karar, temyiz edilmeksizin
kesinleşmiştir.
Konya 2.
İdare Mahkemesi Başkanı tarafından, dava konusu olayda 5018 sayılı Yasa'nın
34. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığından davada süre aşımı
olduğu belirtilerek Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin 15.12.2011 günlü,
E:2011/1207, K:2011/1455 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının
istenilmesi üzerine, Danıştay Başsavcılığı söz konusu talebi yerinde
görmemekle birlikte, Konya 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 7.2.2012 günlü,
E:2012/206, K:2012/117 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemiştir.
657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 32. maddesine göre, öğretim yılına hazırlık
ödeneğinin, öğretmenlerin fiilen yürüttükleri görevin gereği olarak öğretim
yılı boyunca ortaya çıkabilecek ders araç ve gereçleri ile şahsi
ihtiyaçlarının teminine katkıda bulunmak, böylece etkin ve verimli
çalışmalarına olanak sağlamak amacıyla bir eğitim-öğretim yılına mahsus
olarak ödendiği anlaşılmakta olup; söz konusu ödeneğin idarece ödendiği
eğitim-öğretim yılı başında, askerlik hizmetinin ifası, aylıksız izin
kullanımı ya da henüz göreve atanmamış olmaları gibi çeşitli nedenlerle
görevde bulunmadıklarından dolayı kendilerine öğretim yılına hazırlık
ödenekleri ödenmeyenlerin, eğitim-öğretim yılı içinde göreve dönmeleri ya
da başlamaları halinde; verecekleri eğitim hizmetini etkin ve verimli bir
şekilde yerine getirebilmeleri için göreve döndükleri ya da başladıkları
tarihten itibaren içinde bulunulan eğitim-öğretim yılının sonuna kadar her
zaman ilgili öğretim yılına hazırlık ödeneğini isteyebileceklerinin kabulü
gerekmektedir.
Bu durumda,
2006-2007 eğitim-öğretim yılına ilişkin öğretim yılına hazırlık ödeneğini
alamayan davacının, en geç 2006-2007 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar
anılan ödeneğin ödenmesi için idareye başvurması gerekirken, bu dönemin
bitiminden sonra 24.1.2011 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine
açtığı davada süre aşımı bulunmaktadır.
Açıklanan
nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz isteminin
yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulü ile Konya 2. İdare Mahkemesi
Hakimliği'nce verilen 7.2.2012 günlü, E:2012/206, K:2012/117 sayılı
kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın
birer suretinin Danıştay Başsavcılığı'na, davalı idareye ve davacıya
gönderilmesine, bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 24.9.2012
tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5192
Karar No : 2013/272
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı: İbrahim Kurt
Vekili: Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer / Buca /
İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği - İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin10.02.2011 tarihli ve E:2010/2846,
K:2011/495 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hâkimi: Erhan Yıldırım
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 17.03.2010 gün ve E:2009/1197, K:2010/316
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 10.02.2011 gün ve E:2010/2846, K:2011/495 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 17.05.2011 gün ve E:2011/1716,
K:2011/1660 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
10.02.2011 gün ve E:2010/2846, K:2011/495 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Onbirinci Dairesince İzmir Bölge
İdare Mahkemesinin 10.02.2011 tarihli ve E:2010/2846, K:2011/495 sayılı
kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilerek
bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın
incelenmesinden; kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin mali
haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum
ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine
Dair Kanun' un 5. maddesinin (6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki
tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve
Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 tarihli ve 15307 sayılı
"Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesi
Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 tarihli
ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından,
iptal edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup
edilmek suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte
ödenmesi istemiyle başvuruda bulunulduğu, başvurunun reddine ilişkin
işlemin iptali ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare
Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme
tutarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi kapsamında
değerlendirilmek suretiyle bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle
reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar düzeltme
aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, Maliye Bakanlığı
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 tarihli ve 15307 sayılı
"Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin
Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi
sonucu doğan hukuki durumdan, davacının da yararlanmasının, iptal edilen
düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal
haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda bulunmasının ve bu
başvurunun reddi üzerine idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğunu
belirterek, bu haliyle İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını
istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 26.05.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 tarihli ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri"
konulu Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava
sonucunda, Danıştay Onbirinci Dairesince verilen
iptal kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,Danıştay
Başsavcılığı’nın temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 10.02.2011 tarihli ve E:2010/2846, K:2011/495 sayılı kararın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir
suretinin İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu
kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 23/01/2013 tarihinde oybirliği ile
karar verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5231
Karar No : 2013/559
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Vahit Arslan
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 9.2.2011 gün ve
E:2010/2945; K:2011/439 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 26.04.2010 gün ve E:2009/1720, K:2010/526
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 09.02.2011 gün ve E:2010/2945, K:2011/439 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 18.05.2011 gün ve E:2011/1745,
K:2011/1771 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
09.02.2011 gün ve E:2010/2945, K:2011/439 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2011 gün ve E:2010/2945;
K:2011/439 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi
amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince
dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme tutarının dava
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi
kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve davanın süre
aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar
düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a,
idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde
idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak
dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma
süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı
geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış
günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse
cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."
kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 11.8.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 9.2.2011 gün ve E:2010/2945; K:2011/439 sayılı kararın 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından
Esas No : 2012/5175
Karar No : 2013/563
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Nihat Karaman
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: Sağlık
Bakanlığı - ANKARA
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 1.3.2011 gün ve
E:2010/4863; K:2011/670 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi: Dosyanın
incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci
Dairesince iptali üzerine, anılan kararın kendi hukuki durumunu da
etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan başvurunun, iptal kararının
doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması istemiyle yapıldığı ve 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir
başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 07.10.2010 gün ve E:2010/40, K:2010/1352
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 01.03.2011 gün ve E:2010/4863, K:2011/670 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 14.06.2011 gün ve E:2011/2016,
K:2011/2824 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun doğmasını
sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
01.03.2011 gün ve E:2010/4863, K:2011/670 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 1.3.2011 gün ve E:2010/4863;
K:2011/670 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık Bakanlığına
devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen
5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık
Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin (6). fıkrasına
ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve
15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının
9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin
10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine,
davacı tarafından, iptal edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark
tazminatından mahsup edilmek suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal
faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun
reddine ilişkin işlemin iptali ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi
ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4.
İdare Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek
ödeme tutarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile
birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare
tarafından yapılan itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve
12. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve
davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi
kararının, karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 23.11.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 1.3.2011 gün ve E:2010/4863; K:2011/670 sayılı kararın 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
Sağlık Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5174
Karar No : 2013/566
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Züleyha Dursun
Vekili : Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdare Mahkemesinin11.1.2011 gün ve E:2010/2402,
K:2011/59 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali
Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık
Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 09.04.2010 gün ve E:2009/1201, K:2010/476
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 11.01.2011 gün ve E:2010/2402, K:2011/59 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 17.05.2011 gün ve E:2011/1718,
K:2011/1658 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına
bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine
konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da yararlanması
ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu
parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve
bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
11.01.2011 gün ve E:2010/2402, K:2011/59 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 11.1.2011 gün ve E:2010/2402,
K:2011/59 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi
amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin
iptali ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine
karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi
Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme tutarının
dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi
kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve davanın süre
aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar
düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri
de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici işleme
dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan kalkar.
Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati ihlal
edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 20.5.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 11.1.2011 gün ve E:2010/2402, K:2011/59 sayılı kararın 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5221
Karar No : 2013/570
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Cavit Atar
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin9.2.2011 gün ve E:2010/2942, K:2011/436
sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 26.04.2010 gün ve E:2009/1709, K:2010/523
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 09.02.2011 gün ve E:2010/2942, K:2011/436 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 17.05.2011 gün ve E:2011/1735,
K:2011/1680 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
09.02.2011 gün ve E:2010/2942, K:2011/436 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2011 gün ve E:2010/2942,
K:2011/436 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi
amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince
dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme tutarının dava
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi
kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve davanın süre
aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar
düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre
içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi
sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde
dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren
altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde,
altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap
verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava
açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 4.8.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının
temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen 9.2.2011
gün ve E:2010/2942, K:2011/436 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak
üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin İzmir Valiliği ile
Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete'de
yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5199
Karar No : 2013/572
Kanun
Yararına Temyiz İsteminde Bulunan :
Danıştay
Başsavcılığı
Davacı: Tayfun Atakor
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin9.2.2011 gün ve E:2010/2876, K:2011/398
sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın kendi
hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 26.02.2010 gün ve E:2009/1391, K:2010/216
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 09.02.2011 gün ve E:2010/2876, K:2011/398 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 18.05.2011 gün ve E:2011/1722,
K:2011/1850 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun doğmasını
sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
09.02.2011 gün ve E:2010/2876, K:2011/398 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2011 gün ve E:2010/2876,
K:2011/398 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık Bakanlığına
devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen
5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık
Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin (6). fıkrasına
ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve
15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının
9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin
10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine,
davacı tarafından, iptal edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark
tazminatından mahsup edilmek suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal
faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun
reddine ilişkin işlemin iptali ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi
ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4.
İdare Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek
ödeme tutarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile
birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare
tarafından yapılan itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve
12. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve
davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi
kararının, karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 22.6.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 9.2.2011 gün ve E:2010/2876, K:2011/398 sayılı kararın 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5203
Karar No : 2013/574
Kanun
Yararına Temyiz İsteminde Bulunan :
Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Musa Akbulut
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 9.2.2011 gün ve
E:2010/2875; K:2011/397 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek ödemelerin
yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 26.02.2010 gün ve E:2009/1202, K:2010/213
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 09.02.2011 gün ve E:2010/2875, K:2011/397 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 17.05.2011 gün ve E:2011/1719,
K:2011/1661 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin aksi
yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden 09.02.2011 gün
ve E:2010/2875, K:2011/397 sayılı kararının, 2577 İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun
olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2011 gün ve E:2010/2875;
K:2011/397 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi
amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince
dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme tutarının dava
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi
kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve davanın süre
aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar
düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o işlemin
tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının doğurduğu
sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.
Davacı tarafından 26.5.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 9.2.2011 gün ve E:2010/2875; K:2011/397 sayılı kararın 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5202
Karar No : 2013/576
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Fatma Bölükbaş
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 28.9.2011 gün ve
E:2011/2087; K:2011/3932 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 30.11.2010 gün ve E:2010/572, K:2010/1726
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve E:2011/2087, K:2011/3932 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 31.01.2012 gün ve E:2012/1233,
K:2012/575 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
28.09.2011 gün ve E:2011/2087, K:2011/3932 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 28.9.2011 gün ve E:2011/2087;
K:2011/3932 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin
Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin (6).
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, davacı tarafından, iptal edilen genel düzenleyici işlem
nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek suretiyle eksik ödenen mali
haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğu,
başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile eksik ödenen mali haklarının
yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı,
İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik
ödenen ek ödeme tutarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi
ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı
idare tarafından yapılan itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.,
11. ve 12. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın
bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının, karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 17.3.2010 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 28.9.2011 gün ve E:2011/2087; K:2011/3932 sayılı kararın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir
suretinin İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu
kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle
karar verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5188
Karar No : 2013/579
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Ramazan Taşar
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 10.2.2011 gün ve
E:2010/3099; K:2011/485 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, ek
ödemelerin yasal faizi ile ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 12.03.2010 gün ve E:2009/1405, K:2010/295
sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusu kabul edilerek, anılan
kararın süre aşımı nedeniyle bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 10.02.2011 gün ve E:2010/3099, K:2011/485 sayılı kararı ile
karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin 18.05.2011 gün ve E:2011/1729,
K:2011/1772 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun
yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe
üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
10.02.2011 gün ve E:2010/3099, K:2011/485 sayılı kararının, 2577 İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 10.02.2011 gün ve E:2010/3099,
K:2011/485 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi
amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince
dava konusu işlemin iptaline, eksik ödenen ek ödeme tutarının dava
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan
itiraz başvurusunun kabul edilerek, uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi
kapsamında değerlendirilmek suretiyle kararın bozulmasına ve davanın süre
aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar
düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 25.5.2009 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 10.02.2011 gün ve E:2010/3099, K:2011/485 sayılı kararın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına
etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin
İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay Onbirinci
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2012/5276
Karar No : 2013/581
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Mualla Genceroğlu
Vekili :
Av. İbrahim Atila
518 Sok. No:13 Daire:1 - Şirinyer
- Buca / İZMİR
Davalı: İzmir Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir Bölge İdareMahkemesinin 14.4.2011 gün ve
E:2011/830; K:2011/1115 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi:Ülkü Müge Kadıgil
Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan
başvurunun, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması
istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut Candan
Düşüncesi: Kadroları Sağlık Bakanlığına devredilen personelin
mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına
Devredilmesine Dair Kanun' un 5' inci maddesinin 6' ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9' uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak tazminat olarak
ödenmesi istemiyle açılan davayı, süre aşımı yönünden reddeden İzmir
Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin 29.12.2010
gün ve E:2010/2268, K:2010/1900 sayılı kararına karşı yapılan itiraz
başvurusunun reddine dair kararın onanması yolundaki İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin 14.04.2011 gün ve E:2011/830, K:2011/1115 sayılı kararına
yönelik karar düzeltme isteminin de reddine ilişkin verilen 26.11.2011 gün
ve E:2011/3769, K:2011/5362 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek kanun yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını
bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi
ile İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel
Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı içinde olan, davacının da
yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanması sonucu mahrum
kalmış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda
bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine de idari dava yoluna gitmesi
olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden
14.04.2011 gün ve E:2011/830, K:2011/1115 sayılı kararının, 2577 İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 14.04.2011 gün ve E:2011/830,
K:2011/1115 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık
Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5. maddesinin
(6). fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki
tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve
Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık
Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesi Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı tarafından, iptal
edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek
suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince
davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, bu karara karşı
davacı tarafından yapılan itiraz başvurusunun reddedilerek anılan kararın
onanmasına dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar düzeltme
aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir Bölge İdare
Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin
Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre
Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük
süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin
reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu
takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden
itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi
hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde
dava açabilirler." kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece
o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri
de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici işleme
dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan kalkar.
Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati ihlal
edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 10.12.2010 tarihinde
yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince
verilen 14.04.2011 gün ve E:2011/830, K:2011/1115 sayılı kararın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir
suretinin İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu
kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29.1.2013 tarihinde oybirliği ile
karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Ondördüncü Daire Başkanlığından :
Esas
No: 2012/4891
Karar
No: 2013/697
Kanun Yararına Temyiz Eden:Danıştay Başsavcılığı
Davacı: İmdat Kaltar
Vekili: Av. Ziya Çiftçi
Fahrettin
Kerim Gökay Cad. Poyraz Sokak Sadıkoğlu 1 İşmerkezi K:1 D:28 - Hasanpaşa -
Kadıköy/İSTANBUL
Davalı : Sancaktepe
Belediye Başkanlığı - İSTANBUL
Vekili: Av. Hanife Hız - Aynı Yerde
İstemin Özeti :İstanbul
İli, Ümraniye İlçesi, Yenidoğan Beldesi, F22C21D1B pafta, 333 ada, 4 parsel
sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle, 3194 sayılı
İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca söz konusu yapının yıkımına, aynı
Kanun'un 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin 22.04.2008
gün ve 8082 sayılı Yenidoğan Belediye Encümeni kararının para cezasına
ilişkin kısmının ve anılan para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen
21.12.2009 gün ve 466 sayfa numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan
davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaİstanbul 5. İdare Mahkemesince
verilen 17.02.2011 gün ve E:2010/2289, K:2011/190 sayılı kararın, davacının
başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi :
Selçuk Tosun
Düşüncesi :
İdari yargıda belirlenen genel dava açma süresinden farklı bir süreye tabi
olan işlemlerin tesis edilmesi durumunda, bu işlemlere karşı başvurulacak
idari mercilerin, kanun yollarının ve başvuru sürelerinin belirtilmesi
Anayasa'nın 40. maddesi gereğidir.
Dava
konusu ödeme emrinde ise borcun ödenme şekli ve ödenmemesi halinde
yapılacak işlemler belirtilmiş, ödeme emrine karşı dava açılacak mahkeme ve
dava açma süresine ilişkin olarak herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
Bu
durumda özel yasasında yer alan düzenleme gereği, tebliğ tarihinden
itibaren 7 gün içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava konusu
ödeme emrinin içeriğinde, Anayasa'nın 40. maddesine aykırı biçimde dava
açma süresi ile kanun yolunun gösterilmemiş olması karşısında, ödeme
emrinin tebliğinden itibaren genel dava açma süresi olan 60 gün içinde
açıldığı anlaşılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıylaödeme emrinin iptali istemine yönelik davanın esası hakkında bir
karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle reddiyolunda verilen idare
mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen
nedenle, idare mahkemesi kararının, ödeme emri yönünden süre aşımı
nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen kısmının kanun yararına bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı : Turgut
Candan
Düşüncesi :
İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, Yenidoğan Beldesi, F22C21D1B pafta, 333 ada,
4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapıldığı saptanan inşaatın
ruhsatsız kısımlarının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32'nci maddesi uyarınca
yıkımına, aynı Kanunun 42'nci maddesi uyarınca 25.000,00 YTL para cezası
verilmesine ilişkin 22.04.2008 gün ve 8082 sayılı Yenidoğan Belediyesi
Encümen Kararının para cezasına ilişkin bölümünün ve anılan para cezasının
tahsili amacıyla düzenlenen 21.12.2009 gün ve 466 sayfa nolu ödeme emrinin
iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen
İstanbul Beşinci İdare Mahkemesinin 17.02.2011 gün ve E:2010/2289,
K:2011/190 sayılı kararının temyiz incelemesinden geçmeden kesinleştiğinden
bahisle, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı İmdat
KALTAR vekili tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine konu
incelendi:
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden"
kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
İdare
Mahkemesi kararının, davanın, 3194 sayılı Kanunun 42'nci maddesi uyarınca
verilen para cezasına ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bölümünün, kanun yararına bozulması istemi yerinde görülmemiştir.
Kararın
ödeme emrine ilişkin bölümüne gelince;
6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55'inci maddesinde,
amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri
veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ
olunacağı, 58'inci maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın
böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı
hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği hükme
bağlanmıştır.
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında,
dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde
Danıştay'da ve idaremahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü yer almaktadır.
Dosyanın
incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin davacıya 12.10.2010 tarihinde
tebliğ edildiği, davanın ise bu tarihten itibaren 7 gün içinde açılması
gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 02.11.2010 tarihinde açılan davanın
süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle,
süre aşımı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın
11'inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı
organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel
hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, 40'ıncı maddesinin 2'nci fıkrasında
"Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve
mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer
almıştır.
İdari
işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması,
başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna
getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede
başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin
gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari
makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması
amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi
mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
İdarenin
Anayasa'dan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi esas olmakla
birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere
karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi
sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125'inci maddesinde idari işlemlere
karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihindenbaşlayacağının
belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün
unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda açıkça belirtilen ve ilgililerce de
bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi
zorunludur.
Ancak,
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda, genel dava açma
süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde,
idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma
süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak
bulunmadığından, Anayasa'nın 40'ıncı madde hükmü uyarınca,özel dava açma
süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması
halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava
açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması
gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Dava
konusu işlemin incelenmesinden, anılan işlemle miktar ve mahiyeti
belirtilen borcun, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi
veya mal bildiriminde bulunulması gerektiğinin bildirilmesiyle yetinildiği,
ancak işlemin tabi olduğu dava açma süresinin gösterilmediği
anlaşılmaktadır.
Bu
durumda özel yasasında yer alan düzenleme gereği tebliğ tarihinden itibaren
7 gün içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava konusu ödeme
emrine ilişkin işlemin içeriğinde Anayasa'nın 40'ıncı maddesinde yer alan
düzenlemeye uygun olarak kanun yolunun ve süresinin gösterilmemiş olması
nedeniyle işlemin tebliğ tarihinden itibaren genel dava açma süresi olan
altmış (60) gün içinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmakla,
davanın süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının
bu bölümünde hukukiisabet bulunmamaktadır.
Bu
nedenlerle, İstanbul Beşinci İdare Mahkemesinin, 17.02.2011 gün ve
E:2010/2289, K:2011/190 sayılı kararının, aksi yolda verilen ve
yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan ödeme emrine
ilişkin bölümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar
veren Danıştay Ondördüncü Dairesince, işin gereği görüşüldü:
Dava;
İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, Yenidoğan Beldesi, F22C21D1B pafta, 333 ada,
4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle,
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca söz konusu yapının
yıkımına, aynı Kanun'un 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesine
ilişkin 22.04.2008 gün ve 8082 sayılı Yenidoğan Belediye Encümeni kararının
para cezasına ilişkin kısmının ve anılan para cezasının tahsili amacıyla
düzenlenen 21.12.2009 gün ve 466 sayfa numaralı ödeme emrinin iptali
istemiyle açılmıştır.
İstanbul
5. İdare Mahkemesince; davacı vekili tarafından dava konusu encümen
kararının kendisine tebliğ edildiği 05.08.2010 tarihinden itibaren altmış
gün içinde yani en geç 04.10.2010 tarihine kadar dava açılması ve diğer
dava konusu işlem olan ödeme emrine karşı ise tebliğ tarihi olan 12.10.2010
tarihinden itibaren 7 gün içinde yani en geç 19.10.2010 tarihine kadar dava
açılması gerekirken, işlemlerin tebliğ edildiği tarihten itibaren mevzuatta
öngörülen dava açma sürelerinin geçmesinden sonra 02.11.2010 tarihinde
açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle reddine
karar verilmiştir.
Danıştay
Başsavcılığınca; anılan kararın ödeme emrine ilişkin kısmının hukuka uygun
olmadığı ileri sürülerek kanun yararına bozulması istenilmektedir.
2709
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının " Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, " Hak
arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de; "Herkes, meşru
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve
davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
hükmüne yer verilmiş, "Temel hak ve hürriyetlerin korunması"
başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanunun 16. maddesiyle eklenen ikinci
fıkrada ise; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları
ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır."
düzenlemesi öngörülmüş, bu ek fıkranın gerekçesinde ise; "Bireylerin
yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine
kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat
karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve
hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir."
açıklaması yapılmıştır.
Söz
konusu düzenlemeler ve anılan gerekçenin birlikte değerlendirilmesinden;
bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde anayasal bir hak olan
"hak arama hürriyetlerini" son derece dağınık mevzuat nedeniyle
sonuna kadar kullanabilmelerini sağlamak ve kolaylaştırmak amacıyla,
Devletin kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu
işlemlere karşı başvurulacak yargı veya idari makamların gösterilmesi,
ayrıca söz konusu başvurunun süresinin de belirtilmesi gerektiğinin
Anayasal zorunluluk olduğu ve bu zorunluluğa Anayasanın bağlayıcılığı
karşısında, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve
diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna
ulaşılmaktadır. Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin 18.10.2003 günlü ve
E.2003/67, K.2003/88 sayılı kararında; “Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu
bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine
getirilmesi zorunlu koşullardandır. Statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde
istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki
güvenlik sağlanır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan
hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur.
Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları
uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır.” şeklindeki yorumla somutlaşan
"hukuk devleti". ve "belirlilik" ilkelerinin de bir
gereğidir. Bu bağlamda, Devletin bir kurumu olan belediye başkanlığı
tarafından düzenlenen ödeme emrinde de, ödeme emrine karşı başvurulacak
kanun yolu veya varsa idari makamın ve başvuru sürelerinin gösterilmesi
gerekmekte olup, bu gereklilik ise ilgili makamların takdirinde olmayıp, en
üst hukuki norm olan Anayasanın bağlayıcılığının zorunlu bir sonucudur.
Öte
yandan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanun'un 55.
maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını
ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme
emri" ile tebliğ olunacağı, ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin
mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal
bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal
bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik
olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile
cezalandırılacağının kayıtlı bulunacağı, ayrıca, borçlunun 114. maddedeki
vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik
edilecek olan cezanın bu ödeme emrinde kendisine bildirileceği kuralına yer
verilmiştir. Bu maddede, bir ödeme emrinde bulunması gereken hususlar ve
ibareler sayılmakla birlikte, ödeme emri tebliğ üzerine hangi yargı yerine
veya makama başvurulması gerektiği ve başvurunun süresinin ne olduğu
yolunda bir belirlemenin bulunmadığı görülmektedir.
6183
sayılı Kanun'un 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan
şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına
uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil
dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde
itirazda bulunabileceği, itirazın şekli, incelenmesi ve itiraz
incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik
olunacağı hükme bağlanmıştır.Belirtilen Kanun hükümlerinin birlikte
değerlendirilmesinden; Anayasanın yukarıda sözü edilen 40. maddesinin ikinci
fıkrası hükmüne uyularak düzenlenmiş olmak koşuluyla, bir ödeme emri
tebliği üzerine 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emirlerine karşıdava açma
süresinin 7 gün olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Yukarıda
sözü edilen Anayasal ve yasal kurallar karşısında, Anayasanın emredici
kuralına rağmen, 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesinde bir ödeme emrinde
bulunacak açıklamalar veya ibareler arasında ödeme emrine karşı yapılacak
başvuru yeri ve süresinin öngörülmemiş olmasının, Anayasanın doğrudan uygulanabilirliği
tartışmasının yapılmasını zorunlu hale getirmektedir. Kural olarak Anayasa
hükümleri doğrudan uygulanacak hükümler olmayıp, Anayasada öngörülen
düzenlemelere ilişkin olarak uygulama ile ilgili kanunların çıkarılması
gerekir. Ancak Anayasanın ayrıntılı biçimde düzenlediği konularda uygulama
kanunu çıkarılması gerekmediği gibi, mevcut kanunda Anayasaya uygunluğu
sağlayacak değişiklik yapılması gerekiyorsa bu değişikliğin yapılması
beklenilmeden ayrıntılı Anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul
edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 8.12.2004 günlü ve E:2004/84,
K:2004/124 sayılı kararında; " Özel kanunlarda aksi yönde bir kural
bulunmaması halinde idari yaptırımlara karşı ilgililerin belirtilen
düzenlemeler uyarınca idari yargı yoluna başvurabilecekleri kuşkusuzdur.
Kaldı ki, 40. maddenin ikinci fıkrasıyla Devlet’e verilen görev, somut
olaylarda ilgili kişiler hakkında tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak
kanun yolları ve merciler ile sürelerin belirtilmesi zorunluluğu olup, bu hususlara
ilişkin olarak her yasada özel bir düzenleme yapma yükümlülüğü
içermemektedir." açıklaması da Anayasanın sözkonusu 40. maddesinin
ikinci fıkrasının doğrudan uygulanabilirliği konusuna açıklık
getirmektedir. Bu nedenle, Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrası, ayrı
bir yasal düzenlemeyi gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelikte bir
kural olup, öncelikle uygulanma zorunluluğu vardır. Buna göre; yasama,
yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idari
mercileri ve kanun yolları ilesürelerini belirtmeleri zorunludur.
Dosyanın
incelenmesinden; İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, Yenidoğu Beldesi, F22C21D1B
pafta, 333 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı
yapıldığından bahisle, 3194 sayılı Kanununun 42. maddesi uyarınca para
cezası verildiği, bu işlemin davacıya 05.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği,
anılan cezanıntahsili amacıyla 21.12.2009 günlü, 466 sayılı ödeme emrinin
düzenlendiği, bu işlemin 12.10.2010 tarihinde tebliği üzerine her iki işlem
aleyhine 02.11.2010 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, İdare
Mahkemesince; dava konusu para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren
altmış gün içinde; diğer dava konusu işlem olan ödeme emrine karşı ise
tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle
davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, ancak dava konusu
ödeme emri incelendiğinde; borcun nasıl ödenmesi gerektiği ve ödenmemesi
halinde yapılacak işlemler belirtilmekle birlikte, dava açılacak mercii ve
dava açma süresi hakkında hiç bir bilgiye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu
durumda; özel yasada yer alan düzenleme gereği, tebliğ tarihinden itibaren
7 gün içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava konusu ödeme
emrinde, Anayasa'nın 40. maddesine aykırı biçimde dava açma süresinin
gösterilmemiş olması karşısında, ödeme emrinin tebliğinden itibaren genel
dava açma süresi olan 60 gün içinde açıldığı anlaşılan davanın süresinde
olduğunun kabulü gerekmekte olup, ödeme emrinin iptali istemine yönelik
davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle
reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet
bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile İstanbul 5. İdare Mahkemesince verilen 17.02.2011 gün
ve E:2010/2289, K:2011/190 sayılı kararının, ödeme emri yönünden davanın
süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili
olmamak üzere kanun yararına bozulmasına, kararın birer örneğinin ilgili
Sancaktepe Belediye Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine
ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 07.02.2013 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
|