|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2009/12
Karar Sayısı : 2011/119
Karar Günü : 7.7.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Ankara 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 10.12.2003 günlü, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi
ve Kontrol Kanunu’nun ekindeki 22.12.2005 günlü, 5436 sayılı Kanun’un 12.
maddesiyle değiştirilen (I) Sayılı Cetvel’in Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu
İdareleri başlıklı bölümünün 8. sırasında yer alan “Adalet Bakanlığı” ibaresinin Anayasa’nın 138.,
140. ve 144. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar
verilmesi istemidir.
I- OLAY
Adalet Bakanlığında
kontrolör olarak görev yapan davacının iç denetçi olarak atanma talebinin
reddine ilişkin işlemin iptali nedeniyle açılan davada, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“Adalet Bakanlığında “Kontrolör” olarak
görev yapan davacı... tarafından, durumuna uygun “İç Denetçi” kadrosuna
atanma talebinin reddine ilişkin 31.12.2007 günlü ve 108973 sayılı işlemin
iptali istemiyle Adalet Bakanlığı’na karşı açılan davada; 10/12/2003
tarihli ve 5018 sayılı Kanunla ihdas edilen iç denetçi kadrolarından, 8’i,
meslek mensubu 7’si genel idare hizmetleri sınıfından olmak üzere toplam 15
iç denetçi kadrosunun, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnameye bağlı cetvellerin Adalet Bakanlığı ile ilgili bölümüne
eklenmesi kısmı, Anayasa’ ya uygunluk yönünden incelenerek gereği
görüşüldü:
2709
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesinde; “Hakimler,
görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak
vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya
kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve
talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” 140.
maddesinde; “Hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı
esaslarına göre görev ifa ederler. Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları,
hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri,
görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi,
haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi,
görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı
soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten
çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi
eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik
teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” 144. maddesinde ise; “Hakim
ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere
(Hakimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını
denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip
işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup
uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma,
Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
2802
sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 99. maddesinde; “Adalet
Bakanlığında, Bakana bağlı bir başkan, bir başkan yardımcısı, yeteri kadar
adalet müfettişinden oluşan, Teftiş Kurulu bulunur.” 100. maddesinde;
“Adalet müfettişleri; hakim ve savcıların görevlerini, kanun, tüzük,
yönetmelik ve genelgelere (Hakimler için idari nitelikteki genelgelere)
uygun olarak yapıp yapmadıklarını ve adalet daireleri ile idari yargı
dairelerini denetleme; (...) hakim ve savcıların ve adalet daireleri
personelinin görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip
işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup
uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma
işlemlerini yaparlar. İdari yargıdan atanan adalet müfettişleri sadece
bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin denetimi ile idari yargı hakim
ve savcıları hakkındaki soruşturmalarda görevlendirilirler” hükümleri
getirilmiştir.
5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 1. maddesinde; “Bu Kanunun
amacının, kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler
doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde
elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı
sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu
bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin
muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemektir”
denildikten sonra, 2. maddesinde; “Bu Kanunun, merkezi yönetim kapsamındaki
kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan
genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü kapsar”,
63. maddesinde; “İç denetim, kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve
geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik
esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik
yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve danışmanlık
faaliyetidir. Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile
mali işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini
değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir
yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak
gerçekleştirilir. İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılır. Kamu idarelerinin
yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak suretiyle, İç Denetim
Koordinasyon Kumlunun uygun görüşü üzerine, doğrudan üst yöneticiye bağlı
iç denetim birimi başkanlıkları kurulabilir.” hükmü yer almıştır.
İç
Denetçinin Görevleri başlıklı 64. maddede;
“Kamu
idarelerinin iç denetim programı üst yöneticinin önerileri de dikkate
alınarak iç denetçiler tarafından hazırlanır ve üst yönetici tarafından
onaylanır. İç denetçi aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir.
a) Nesnel
risk analizlerine dayanarak kamu idarelerinin yönetim ve kontrol yapılarını
değerlendirmek.
b) Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli
kullanılması bakımından incelemeler yapmak ve önerilerde bulunmak.
c) Harcama
sonrasında yasal uygunluk denetimi yapmak.
d)
İdarenin harcamalarının, mali işlemlere ilişkin karar ve tasarruflarının,
amaç ve politikalara, kalkınma planına, programlara, stratejik planlara ve
performans programlarına uygunluğunu denetlemek ve değerlendirmek.
e) Mali
yönetim ve kontrol süreçlerinin sistem denetimini yapmak ve bu konularda
önerilerde bulunmak.
f) Denetim
sonuçları çerçevesinde iyileştirmelere yönelik önerilerde bulunmak.
g) Denetim
sırasında veya denetim sonuçlarına göre soruşturma açılmasını gerektirecek
bir duruma rastlandığında, ilgili idarenin en üst amirine bildirmek” olarak
sayılmış, iç denetçinin bu görevleri; İç Denetim Koordinasyon Kurulu
tarafından belirlenen ve uluslararası kabul görmüş kontrol ve denetim
standartlarına uygun şekilde yerine getireceği ve iç denetçinin görevinde
bağımsız olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı
Yasanın 65. maddesinde; İç denetçi olarak atanacakların, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilenler ile birlikte;
“a) ilgili
kamu idaresinin özelliği de dikkate alınarak İç Denetim Koordinasyon Kurulu
tarafından belirlenen alanlarda en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş
olmak.
b) Kamu
idarelerinde denetim elemanı olarak en az beş yıl veya İç Denetim Koordinasyon
Kurulunca belirlenen alanlarda en az sekiz yıl çalışmış olmak.
c)
Mesleğin gerektirdiği bilgi, ehliyet ve temsil yeteneğine sahip olmak.
d) İç
Denetim Koordinasyon Kurulunca gerekli görülen diğer şartları taşımak”
gerektiği öngörülmüştür.
Geçici 5.
maddesinde ise; “31.12.2005 tarihi itibarıyla;
(...)
c)
Sayıştay Denetçisi, Başbakanlık Müfettişi, Yüksek Denetleme Kurulu
Denetçisi, Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı, Bütçe Kontrolörü, Muhasebat
Kontrolörü, Gelirler Kontrolörü, Millî Emlak Kontrolörü, Tasfiye İşleri ve
Döner Sermaye İşletmeleri Kontrolörü, Hazine Kontrolörü kadrolarında
çalışmakta olanlar ile daha önce en az beş yıl bu görevlerde bulunanlar,
kamu idarelerinde İç Denetçi,
d)
Bakanlık, Müsteşarlık, Başkanlık ve Genel Müdürlüklerde Müfettiş veya
Kontrolör olanlar ile daha önce en az beş yıl bu görevlerde bulunanlar,
kendi idarelerinde, özel bütçeli idarelerde, mahallî idarelerde ve sosyal
güvenlik kurumlarında İç Denetçi,
e)
Muhasebe, Millî Emlak ve Vergi Denetmenleri ile bu görevlerde daha önce en
az beş yıl bulunanlar, özel bütçeli idareler ile mahallî idarelerde;
Belediye Müfettişi ve Hesap İşleri Murakıbı olanlar ile bu görevlerde daha
önce en az beş yıl bulunanlar, mahallî idarelerde İç Denetçi, olarak
31.12.2007 tarihine kadar atanabilirler. (...)” hükümlerine yer
verilmiştir.
5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “eki” olan ve 22/12/2005
tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 12. maddesi ile değiştirilen Genel Bütçe
Kapsamındaki Kamu idareleri ile ilgili (1) Sayılı Cetvelin 8. sırasında
Adalet Bakanlığı’na yer verilmiş olup; ihdas edilen iç denetçi
kadrolarından (720) adedinin sınıf ve derecelerinin değiştirilerek kamu
kurumlarına ekli listede belirtildiği şekilde ve sayıda tahsis edilmesi ile
190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı
cetvellerin ilgili bölümlerine söz konusu kadroların eklenmesine ilişkin
olan ve 06.08.2006 tarihli ve 26251 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe giren 20.02.2006 tarihli ve 2006/10809 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı eki liste de, Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdarelerine tahsis
edilen iç denetçi kadrolarının Genel İdare Hizmetleri sınıfında yer aldığı,
ancak Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı için öngörülen 15 adet İç Denetçi
kadrosundan 8 adedinin meslek mensubu, 7 adedinin ise genel idare
hizmetleri sınıfına ayrıldığı görülmektedir.
Belirtilen
hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; Hakimlerin, mahkemelerin
bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edecekleri;
Hakim ve savcıların görevlerini; Kanun, tüzük, yönetmeliklere ve
genelgelere (Hakimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak
yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri
sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve
görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında
inceleme ve soruşturmanın, Adalet Bakanlığının izni ileadalet müfettişleri
tarafından yapılacağı; kısaca hakimler ve mahkemelerle ilgili her türlü
denetim ve incelemenin münhasıran Adalet Müfettişleri tarafından yapılması
gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Nitelikleri,
seçilmesi ve atanması 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile 2802
sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda özel olarak düzenlenen ve meslek
mensubu olan “Adalet Müfettişlerinin” ise, yukarıda belirtilen “bakanlık
müfettişi” olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.
5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile getirilen İç denetim görevi
ise; 65. madde de belirtildiği üzere, Genel idare hizmetleri sınıfı
içerisinde yer alan “İç Denetçi”ler tarafından yerine getirilmekte ve bu
göreve atanacakların, genel idare hizmetleri sınıfı içinde yer alacakları
çekişmesizdir.
Yasanın
Geçici 5. maddesinde, müfettişlik görevinde bulunanların da iç denetçi
olarak atanacakları belirtilmiş ise de; söz konusu madde de yer alan
“Bakanlık, Müsteşarlık, Başkanlık ve Genel Müdürlük” müfettişi tanımının,
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile 2802 sayılı Hakimler ve
Savcılar Kanunu’nda belirtilen “Adalet Müfettişi” tanımını kapsamadığı
açıktır.
Her ne
kadar, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye
bağlı cetvellerin Adalet Bakanlığı ile ilgili bölümüne eklenen 15 adet iç
denetçi kadrosundan 8 adedi meslek mensubu olarak öngörülmüş ise de; İç
Denetçi kadrosuna atanan meslek mensubu adalet müfettişi kökenli olsa dahi
bu atama ile söz konusu sıfatı sona ererek, “İç Denetçi” sıfat ve unvanı
ile denetim ve inceleme yetkisini kullanacağı tabidir.
Bu
durumda, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ihdas edilen
“İç Denetim” ve “İç Denetçilik” müessesesinin, Adalet Bakanlığı’nı da
kapsayacak şekilde düzenlenmesi ve bu anlamda mahkemelerin de yasada
belirtilen konularda iç denetim kapsamında bulunması, dolayısıyla hakim ve
savcıların belirtilen konularla sınırlı da olsa iç denetçi tarafından
denetlenebileceğinin anlaşılması karşısında; bu müessese, Adalet Bakanlığı
yönünden, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Mahkemelerin
Bağımsızlığı, Hakimlik ve Savcılık Mesleği ve Hakim ve Savcıların Denetimi
ile ilgili 138.,140. ve 144. maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan
nedenlerle; mahkememizce bakılmakta olan davada uygulanması gereken 5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun, Adalet Bakanlığı’nı da
kapsamına alacak şekilde düzenlenmesinin; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın; Mahkemelerin Bağımsızlığı, Hakimlik ve Savcılık Mesleği ve
Hakim ve Savcıların Denetimi ile ilgili 138., 140. ve 144. maddelerine
aykırı olduğu sonucuna varıldığından, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu Eki Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri ile ilgili (I)
Sayılı Cetvelin 8. sırasında yer alan “Adalet Bakanlığı” ibaresinin,
Anayasanın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanunun 28. maddeleri uyarınca, itiraz yoluyla iptali
istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, 30/12/2008 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu kuralı da içeren 5018 sayılı Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ekindeki 22.12.2005 günlü, 5436 sayılı
Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen (I) Sayılı Cetvel şöyledir:
“(I)
SAYILI CETVEL
GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ
1) Türkiye Büyük Millet Meclisi
2) Cumhurbaşkanlığı
3) Başbakanlık
4) Anayasa Mahkemesi
5) Yargıtay
6) Danıştay
7) Sayıştay
8) Adalet
Bakanlığı
9) Millî Savunma Bakanlığı
…”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın138., 140. ve
144.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 26.2.2009 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör
Bahadır KILINÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, hâkimler ve savcıların
Anayasa’da yer almayan bir kavram olan “iç
denetim” kapsamında denetlenemeyecekleri, Anayasa gereğince hâkimler ve
savcılar hakkında her türlü denetim ve incelemenin münhasıran hâkim ve
savcı mesleğinden olan adalet müfettişleri vasıtasıyla yapılabileceği,
hâkim ve savcıları denetlemek üzere genel idare hizmetlerinden iç denetçi
atanamayacağı, iç denetçilerin yetki ve görevlerinin Anayasa’daki hâkimlik
teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek
kuralın, Anayasa’nın 138., 140. ve 144.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nda genel bütçe, devlet tüzel kişiliğine dâhil olan ve 5018 sayılı
Kanun’a ekli (I) Sayılı Cetvel’deki kamu idarelerinin bütçesi şeklinde
tanımlanmıştır. İtiraz konusu kural olan “Adalet Bakanlığı” ibaresi de genel bütçeli kamu kurumlarının
yer aldığı (I) Sayılı Cetvel’de yer almaktadır.
5018 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre, Kanun’a
ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri,
bütçelerinin hazırlanışı, TBMM’ye sunulması, görüşülmesi, kabulü, uygulanması,
kesin hesapları, iç ve dış denetime tâbi tutulmaları bakımından 5018 sayılı
Kanun hükümlerine tâbidirler.
5018 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle
birlikte, hâkim ve savcıların denetimi açısından bazı tereddütler ortaya
çıkmıştır. Kanunla ilk defa getirilen iç denetim ve dış denetim kavramları,
kamu yönetimindeki mevcut denetim anlayışlarından farklı uygulamalar
içermektedir. İç denetim kamu kurumlarında kurulan iç denetim birimleri
tarafından yapılırken, dış denetim Sayıştay tarafından yerine getirilmektedir.
Kanun, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç olmak üzere genel yönetim
kapsamındaki tüm kamu idareleri bünyesinde iç denetim sisteminin
kurulmasını öngörmüştür.
Kanun’un 63. maddesinde, iç denetim, “Kamu idaresinin çalışmalarına değer
katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik
esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik
yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve danışmanlık
faaliyeti” olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede iç denetim
faaliyetlerinin, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile malî işlemlerinin
risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek
ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve
genel kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirileceği ifade
edilmiştir. Anılan maddede ayrıca, iç denetimin iç denetçiler tarafından
yapılacağı ve kamu idarelerinin yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak
suretiyle İç Denetim Koordinasyon Kurulunun uygun görüşü üzerine, doğrudan
üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi başkanlıkları kurulabileceği de
ifade edilmektedir. Kanun’un 64. maddesinde iç denetçinin görevleri, 65.
maddesinde iç denetçinin nitelikleri ve atanması, 66. maddesinde İç Denetim
Koordinasyon Kurulu, 67. maddesinde ise anılan Kurulun görevleri düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 138. maddesinde mahkemelerin bağımsızlığı, 140.
maddesinde hâkimlik ve savcılık mesleğinin esasları, bağımsızlık ve
hâkimlik teminatı ilkeleri, 144. maddesinde ise adalet hizmetlerinin
denetimi özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre; yargı yetkisinin
bağımsızlık ve tarafsızlık içinde, hiçbir dış etkiye maruz kalmadan
kullanılabilmesi için hâkimler ve savcılar, Anayasa ve kanunlarda atama,
özlük hakları, görev ve sorumluluklar, uymaları gereken mesleki esaslar ve
benzeri pek çok konuda devlet memurları ve diğer kamu görevlilerinden
farklı düzenlemelere tâbi tutulmuşlardır. Hâkim ve savcıların sorumluluğu
ve denetimi de bunlardan birisidir.
İç denetime, iç denetçilerin atanmasına,
görevlerine ve yetkilerine ilişkin hükümlerin hâkim ve savcılar yönünden
Anayasa’ya aykırılığı konusundaki tartışmaları göz önüne alan anayasa
koyucu, itiraz başvurusundan sonra kabul edilen 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun ile hâkim ve savcıların denetimi konusunda köklü
değişiklikler getirmiş, bu arada iç denetçi kavramı da Anayasa’ya dâhil
etmiştir.
5982 sayılı Kanun, öncelikle hâkim ve savcılar
açısından uzun yıllardır uygulanan adli ve idari görev ayırımını ve yeni
getirilen iç denetçilik sistemini dikkate alarak, hâkim ve savcıların
denetim sistemini Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu arasında paylaştırarak ikiye ayırmıştır. Anayasa’nın
“Adalet hizmetlerinin denetlenmesi”
başlıklı 144. maddesinin değişiklikten sonraki yeni hali şöyledir:
“Adalet
hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca
denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma,
inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri
eliyle yapılır.
Buna
ilişkin
usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”
Anayasa’nın “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” başlıklı
159. maddesinin ilgili kısmındaki yeni düzenlemelerde ise;
“…Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak
hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.
Adalet
Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak
hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama
yetkisi Adalet Bakanına aittir.”
hükmü
getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen ve itiraz başvurusundan sonra
gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri nazara alındığında, hem hâkimler ve
savcılar açısından iç denetim müessesesi Anayasa’ya girmiş hem de hâkim ve
savcılarla ilgili iç denetim yapacak olanların hâkim ve savcı mesleğinden
olması zorunluluğu getirilmiştir. Böylece hâkim ve savcıların,kendi aralarından seçilecek iç denetçiler
aracılığıyla denetlenmesi ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler
için özel atama usulü kabul edilerek, diğer kamu kurum ve kuruluşları için
konulan iç denetçilikle ilgili ilkelerden farklı düzenlemelere gidilmiştir.
Bu anlamda, anayasa koyucunun hâkim ve savcıların denetimi konusundaki
esasları, hâkimlik bağımsızlığı ve teminatı doğrultusunda yeniden
düzenleyerek, ortaya çıkan tereddütleri giderdiği anlaşıldığından, itiraz
konusu kuralda Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,itiraz konusu kural Anayasa’nın 138., 140. ve 144. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
VI- SONUÇ
10.12.2003 günlü,
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ekindeki 22.12.2005
günlü, 5436 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen (I) SAYILI CETVEL’in Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri başlıklı
bölümün 8. sırasında yer alan “Adalet
Bakanlığı” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 7.7.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fettah OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
|