|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2012/128
Karar Sayısı : 2013/7
Karar Günü : 10.1.2013
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Ankara 13. İdare Mahkemesi(E. 2012/12)
2- Ankara 7. İdare Mahkemesi (E.
2012/128)
3- Ankara 5. İdare Mahkemesi (E.
2012/145)
İTİRAZLARIN KONUSU : 18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun;
1- 16. maddesinin “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler.” biçimindeki
beşinci fıkrasının,
2- 38. maddesinin “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler.” biçimindeki
beşinci fıkrasının,
3- 40. maddesinin “Üst üste iki dönem yönetim kurulu
başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve
yeniden seçilemezler.”
biçimindeki üçüncü fıkrasının,
4- Geçici 10. maddesinin birinci fıkrasının “…üst
üste iki dönem süresince meclis başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı,
konsey başkanlığı ve Birlik Başkanlığı görevlerinde bulunanlar aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı görevlere yeniden seçilemezler” bölümünün,
Anayasa’nın 2., 13., 67.
ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptallerine karar
verilmesi istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralların
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için
başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMİNİN GEREKÇELERİ
İtiraz yoluna başvuran Mahkemelerin başvuru
kararlarında özetle; oda ve borsaların yönetim organlarında üst üste iki
dönem başkanlık yapan davacıların, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun itiraz konusu kuralları uyarınca,
aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilmelerinin
olanaklı olmadığı, oysa Anayasa’nın 135. maddesinde öngörülen düzenleme ile
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kuruluş ve işleyişlerinin
demokratik esaslara uygun olmasının amaçlandığı, demokratik devlet
ilkesinin olmazsa olmaz koşulunun hiç kuşkusuz seçimler olduğu, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşu organlarının kendi üyeleri tarafından
seçilmelerinin öngörülmesinin, üyeler yönünden seçme, adaylar yönünden ise
seçilme hakkının kullanılması sonucunu doğurduğu; hukuk devletinde kanun
koyucunun, yalnız kanunların Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine
uygun olmasını sağlamakla da yükümlü olduğu, Anayasa’da sınırlama nedenleri
gösterilmemiş demokratik hakların kullanılmasını engelleyecek düzenlemeler
yapmasının olanaklı olmadığı, hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan
takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı
ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiği; itiraz konusu
kurallarla, seçme ve seçilme hakkının demokratik toplum düzeninin gerekleriyle
bağdaşmayacak ve hakkın özüne dokunacak biçimde kısıtlandığı, adil ve ölçülü
bir düzenleme yapılmadığı, kanun koyucunun iki kere üst üste seçilemez
demekle sonraki dönemler için seçilebilirlik yorumundaki düzenlemede
keyfîlik bulunduğu, ayrıca, seçenlerin kanaatinin serbestçe oluşmasının
önüne geçildiği ve böylece anayasal dayanaktan da yoksun olan sınırlamanın
demokratik hukuk devleti işleyişine müdahale oluşturduğu belirtilerek,
kuralların Anayasa’nın 2., 13., 67. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ve
sonradan giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararların doğmaması için
yürürlüklerinin durdurulması gerektiği ileri sürülmüştür.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun itiraz konusu kuralları
da içeren maddeleri şöyledir:
1- “Oda Meclisi
Madde 16-Oda
meclisi, meslek gruplarınca dört yıl için seçilecek üyelerden oluşur.
Meslek komiteleri beş kişiden oluşan gruplarda ikişer, yedi kişiden oluşan
gruplarda üçer, dokuz kişiden oluşan gruplarda dörder, onbir
kişiden oluşan gruplarda beşer meclis üyesi seçilir. Ayrıca aynı sayıda
yedek üye seçilir.
Meclis, kendi üyeleri arasından dört yıl için
başkan ile bir veya iki başkan yardımcısı seçer.
Meclis üyeliğine seçilen gerçek kişiler ile tüzel
kişilerin gerçek kişi temsilcileri, aynı faaliyet alanında bulunan odalar
ve borsaların meclisleri ile 17.7.1964 tarihli ve 507 sayılı Kanuna göre
kurulmuş odaların ancak birinde görev alabilirler.
Meclis başkanı ve yardımcıları yönetim kurulu ve
disiplin kurulu başkan ve üyeliğine seçilemezler.
Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış
olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden
seçilemezler.”
2- “Borsa Meclisi
Madde 38-
Borsa meclisi, meslek gruplarınca dört yıl için seçilecek üyelerden oluşur.
Meslek komiteleri beş kişiden oluşan gruplarda ikişer, yedi kişiden oluşan
gruplarda üçer, dokuz kişiden oluşan gruplarda dörder, onbir
kişiden oluşan gruplarda beşer meclis üyesi seçilir. Ayrıca aynı sayıda
yedek üye seçilir. En az yedi meslek grubu kurulamayan borsalarda meclisler
borsaya kayıtlı olanların kendi aralarından seçecekleri ondört
üye ile kurulur. Ayrıca aynı sayıda yedek üye seçilir. Bu takdirde meslek
komitelerinin görevleri meclislerce seçilecek ihtisas komisyonları
tarafından yerine getirilir.
Meclis, kendi üyeleri arasından dört yıl için bir
başkan, bir veya iki başkan yardımcısı seçer.
Meclis üyeliğine seçilen gerçek kişiler ile tüzel
kişilerin gerçek kişi temsilcileri, aynı faaliyet alanında bulunan odalar
ve borsaların meclisleri ile 17.7.1964 tarihli ve 507 sayılı Kanuna göre
kurulmuş odaların ancak birinde görev alabilirler.
Meclis başkan ve yardımcıları, yönetim ve disiplin
kurulu başkanlığına ve üyeliğine seçilemezler.
Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış
olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden
seçilemezler.”
3- “Borsa Yönetim Kurulu
Madde 40-
Borsa yönetim kurulu, dört yıl için seçilen, meclis üye sayısı yirmiden az
olan borsalarda beş; yirmi ile yirmidokuz
arasında olanlarda yedi; otuz ile otuzdokuz
arasında olanlarda dokuz; kırk ve daha fazla olanlarda onbir
kişiden oluşur.
Meclis kendi üyeleri arasından yönetim kurulunun
başkanını, asıl ve yedek üyelerini tek liste halinde seçer. Yönetim kurulu,
kendi üyeleri arasından dört yıl için bir veya iki başkan yardımcısı ve bir
sayman üye seçer.
Üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış
olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden
seçilemezler.
Bir borsanın yönetim kurulu başkan veya üyeleri,
aynı zamanda başka bir borsa veya odanın meclisinde görev alamaz.
Toplantı gündemi başkan veya yokluğunda
yetkilendirdiği başkan yardımcısı tarafından belirlenir. Ayrıca yönetim
kurulu üyelerinin en az üçte birinin başvurusu ile en geç toplantının
başlamasından önce, gündeme yeni madde eklenir.”
4- “Geçici Madde 10- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra
yapılacak ilk seçimlerden itibaren üst üste iki dönem süresince meclis
başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve Birlik
Başkanlığı görevlerinde bulunanlar aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı
görevlere yeniden seçilemezler.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 13., 67. ve 135. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
1- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca
E.2012/12 sayılı dosyanın 9.2.2012; E.2012/128 sayılı dosyanın 15.11.2012;
E.2012/145 sayılı dosyanın ise 27.12.2012 gününde yapılan ilk inceleme
toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
2- E.2012/128 sayılı dosyanın 15.11.2012 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, yürürlüğü durdurma isteminin bu
konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARLARI
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu’nun yukarıda belirtilen kurallarının iptali
istemiyle açılan E.2012/12, 2012/128 ve 2012/145 sayılı dosyaların
aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2012/128 sayılı dosya ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, esaslarının kapatılmasına, esas incelemesinin E.2012/128
sayılı dosya üzerinden yürütülmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Özcan ÖZBEY
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa
kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, dava konusu kurallarda
öngörülen “Üst üste iki dönem … başkanlığı
yapmış olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı
göreve yeniden seçilemezler.” biçimindeki sınırlamanın hukuk
devleti ve demokrasi kavramları ile demokratik toplum düzeninin
gerekleriyle bağdaşmadığı, kurallardaki düzenlemenin hakkın özüne dokunması
nedeniyle ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturduğu, Anayasa’da yöneticilere
seçilme yönünden getirilmiş bir sınırlamanın bulunmadığı belirtilerek,
kuralların Anayasa’nın 2., 13., 67. ve 135.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallarda, oda ve borsalarda üst üste iki dönem süresince meclis
başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve Birlik
Başkanlığı görevlerinde bulunanların aradan iki seçim dönemi geçmedikçe
aynı görevlere yeniden seçilemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
İtiraz konusu kurallara ilişkin gerekçeden,
öngörülen düzenlemenin belirtilen görevlere seçilmede fırsat eşitliğinin
sağlanması amacıyla yasalaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
üst kuruluşlarının maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda kanunla kurulan
ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre
yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri olduğu
belirtilmiştir. Tüzelkişilikleri olan bu tür meslek kuruluşlarının yönetsel
vesayet ağırlığı, yönetim ve mali konularda denetim yoğunluğunu getirmekle
birlikte, organlarını kendi üyeleri arasından kanunda belirlenen yöntemlere
göre seçmeleri ilkesi benimsenmiştir. Böylece Anayasa, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve işleyişlerinin demokratik
hukuk devleti esaslarına uygun olması kuralını öngörmüş ve kurum içi
demokratik yapıyı sağlamıştır. Kuşkusuz demokratik düzenin en belirgin
niteliği de seçimlerdir. Seçimlerin adaletli bir katılım ile serbest, eşit
ve genel-oy ilkelerine dayalı olarak gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 135. maddesinde öngörülen düzenleme
uyarınca, oda ve borsa organlarında başkanlık yapacakların, kanunda
gösterilen usullere göre seçilecekleri açıktır. Ancak bu yetki, seçim
usullerinin belirlenmesiyle sınırlı olup, seçme ve seçilme hakkının
kullanılmasına yönelik bir yasaklamayı içermemektedir. Kanunla seçim
konusunda yapılacak düzenlemelerin demokratik hukuk devletiyle bağdaşır
olması gerekir.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin
demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış olup, hukuk
devleti; hak ve özgürlükleri güvenceye alan devlettir. Kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan
takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı
ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması ve keyfi davranmaması gerekir.
Demokratik hukuk devletinde temel hak ve
özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alınması esastır.
Demokratik hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi de
özgür, genel, eşit ve gizli oya dayalı, hoşgörü, açık fikirlilik ve
çoğulculuk anlayışı içerisinde ilgililerin birbirleriyle rekabet edebildiği
dürüst ve düzenli seçimlerin varlığıdır. Bu şekildeki bir devlette yönetime
gelmede ve ayrılmada tek yol seçimler olup, buna ilişkin yasaklar “demokratik hukuk devleti ilkesi”yle
bağdaşmaz.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından
olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile odalar ve borsaların meclis
başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve Birlik
Başkanlığı gibi görevlere “seçilme
hakkı” demokratik bir haktır. İptali istenen kurallarla, Anayasa’nın
135. maddesinde öngörülmeyen belli süre başkanlık yapanların aradan sekiz
yıl geçmedikçe yeniden seçilemeyeceklerine ilişkin yasağın demokratik
gereklerle izahı mümkün değildir. Bu yasak seçime
katılan üyelerin kanaatinin serbestçe oluşmasını engellediğinden üyeler
yönünden “seçme” adaylar yönünden “seçilme” hakkına müdahale oluşturmuştur.
Kamu kurumu niteliğinde olsa da sivil toplum örgütlerine bu tür seçilememe
yasakları getirilmesi demokratik hukuk devleti anlayışıyla
bağdaşmayacağından Anayasa’ya aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar, Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırıdır.
İptalleri gerekir.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN ve
Erdal TERCAN bu sonuca farklı gerekçelerle katılmışlardır.
Nuri
NECİPOĞLU ve Zühtü ARSLAN bu görüşlere
katılmamışlardır.
Kurallar,
Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden
Anayasa’nın 67. maddesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek
görülmemiştir.
Kuralın
Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
VII- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine
göre, Anayasa Mahkemesine yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran
Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, kanunun
belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması
sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar
verilebileceği öngörülmektedir.
Davaya konu kurallar “Oda Meclis Başkanlığı”,
“Borsa Meclis Başkanlığı” ve ‘‘Borsa Yönetim Kurulu Başkanlığı”
ile ilgili olup ‘‘Oda Yönetim Kurulu Başkanlığı”, ‘‘Oda ve Borsa
Konseyleri Başkanlığı” ‘‘Birlik Yönetim Kurulu Başkanlığı” ile
ilgili Kanun’un aynı nitelikteki kuralları dava konusu edilmemiştir.
Ancak, iptali istenilen geçici 10. maddenin birinci
fıkrasının itiraza konu bölümü yukarıda belirtilen ve itiraz konusu
edilmeyen kurallarda yer alan organlar açısından da ortak kural
niteliğindedir. Geçici 10. maddenin birinci fıkrasının itiraz konusu
bölümünün Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmesi nedeniyle itiraz
konusu edilmeyen kuralların da bundan etkilenmesi kaçınılmazdır. Zira aynı
Kanun’da düzenlenen ve itiraz konusu kurallarda yer alan organların
seçiminde herhangi bir kısıtlama olmaksızın seçim yapılacak iken itiraz
konusu edilmeyen kurallarda yer alan organların seçiminde ise kısıtlama
devam edecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesiyle çelişeceği
açıktır.
Açıklanan nedenlerle 5174 sayılı Kanun’un;
1-18. maddesinin üçüncü
fıkrasının,
2- 63. maddesinin altıncı fıkrasının,
3-65.
maddesinin yedinci fıkrasının,
6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası
gereğince iptallerine karar verilmiştir.
Nuri NECİPOĞLU ve Zühtü ARSLAN bu görüşlere
katılmamışlardır.
VIII- YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMİ
18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu’nun;
1- 16.
maddesinin beşinci fıkrası,
2- 18.
maddesinin üçüncü fıkrası,
3- 38.
maddesinin beşinci fıkrası,
4- 40.
maddesinin üçüncü fıkrası,
5- 63.
maddesinin altıncı fıkrası,
6- 65.
maddesinin yedinci fıkrası,
7- Geçici
10. maddesinin birinci fıkrasının “…üst üste iki dönem
süresince meclis başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı
ve Birlik Başkanlığı görevlerinde bulunanlar aradan iki seçim dönemi
geçmedikçe aynı görevlere yeniden seçilemezler.”bölümü,
10.1.2013 günlü, E.2012/128, K.2013/7 sayılı
kararla iptal edildiğinden, bu fıkraların ve bölümün,uygulanmasından doğacak sonradan
giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal
kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı
güne kadar yürürlüklerinin durdurulmasına, Nuri NECİPOĞLU ile Zühtü ARSLAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
10.1.2013 gününde karar verilmiştir.
IX- SONUÇ
18.5.2004 günlü, 5174
sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar
Kanunu’nun;
1- 16. maddesinin “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler.” biçimindeki
beşinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
2- 38. maddesinin “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler.” biçimindeki
beşinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
3- 40. maddesinin “Üst üste iki dönem yönetim kurulu
başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve
yeniden seçilemezler.”
biçimindeki üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
4- Geçici 10. maddesinin birinci fıkrasının “…üst üste iki dönem süresince meclis
başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve Birlik
Başkanlığı görevlerinde bulunanlar aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı
görevlere yeniden seçilemezler.”bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
5-a- 18.
maddesinin üçüncü,
b- 63.
maddesinin altıncı,
c- 65.
maddesinin yedinci,
fıkralarının, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,
Nuri NECİPOĞLU ile Zühtü ARSLAN’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 10.1.2013 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
|
FARKLI
GEREKÇE
18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 16/5, 38/5 ve geçici 10.
maddeleri uyarınca, iki dönem üst üste belli görevlere seçilenlerin yeniden
aday olmalarını engelleyen kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu iddia
edilerek Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
5174 sayılı Kanun’un amacı, ticaret ve sanayi
odaları, ticaret odaları, sanayi odaları, deniz ticaret odaları, ticaret
borsaları ile bunların üst kuruluşu niteliğinde olan Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliğinin kuruluş ve işleyişini düzenlemektir. Bu Kanuna göre
odalar, borsalar ve üst kuruluş olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
kamu tüzel kişiliğine sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarıdır. Kanunun farklı maddelerinde, oda, borsa ve TOBB organları
arasında yer alan meclis, konsey ve yönetim kurulu başkanlıklarında üst
üste iki dönem başkanlığını yapanların iki dönem geçmedikçe yeniden başkan
olamayacaklarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa
Mahkemesinin önüne gelen uyuşmazlıkta iptali istenilen kurallar ise, “Oda
Meclisi”ni düzenleyen 5174 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
beşinci fıkrası, “Borsa Meclisi” başlıklı
38. maddesinin beşinci fıkrası ile genel bir düzenleme getiren geçici 10.
maddesinde yer alan “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış
olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden
seçilemezler” kuralıdır.
Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk
güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan,
işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,
objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk
devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasakoyucunun
hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar
içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak
kullanması gerekir. Buna göre,
yasaların adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk
devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki düzenlemelerde
kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet,
hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması
gerekir.
5174 sayılı Kanun’un 16. ve 38. maddelerinin
gerekçelerinde, üst üste iki dönem başkanlık yapanlar için getirilen
sınırlamanın “fırsat eşitliğini
sağlamaya” yönelik olduğu belirtilmiştir. Anayasa’ya aykırılık
itirazında çözümlenmesi gereken sorun düzenlemenin amacı ile bireye
getirilen yükümlülük ve sınırlama arasında adil bir denge ve ölçünün
bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.
Anayasa’nın 135. maddesi, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşlarının yönetim organlarının seçim usullerinin belirlenmesi
yetkisini yasa koyucuya bırakmıştır. Bu nedenle, demokratik ilkeler
çerçevesinde seçimlerde uyulacak kuralların belirlenmesi kanun koyucunun
takdir yetkisi içindedir. Kamu yararı veya anayasal başka bir gerekçe ile
bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu organında bir veya iki dönem
başkanlık yapanın, makul bir süre ile seçilemeyeceği hususunda yasa koyucu
düzenleme yapma yetkisine sahiptir.
Ancak eldeki işte olduğu gibi, belli bir gerekçeyle
görev ve seçilme açısından süreli bir sınırlama getirilmişse, Anayasa
Mahkemesi konulan gerekçenin anayasallık denetimini yapacak ve yasa
koyucunun takdir yetkisini Anayasa’da belirtilen ilkeler çerçevesinde
kullanıp kullanmadığını denetleyecektir. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği
olarak, kamu yararı amacıyla da olsa, bireyler aleyhine yapılacak
düzenlemelerde, adalet ve hakkaniyet ölçütleri göz önünde tutulmalıdır.
İtiraz konusu kurallarda, üst üste iki dönem aynı görevi yapanların iki
seçim dönemi geçmedikçe, bir başka ifadeyle 8 yıl gibi uzun bir süre
geçmedikçe, yeniden aynı görevlere seçilemeyecekleri hükme bağlanmaktadır.
Seçilme hakkına “fırsat eşitliğini
sağlama” gerekçesiyle konulmuş olan 8 yıllık sınırlama, öngörülen amaç
ile bireye getirilen sınırlama arasındaki dengeyi, hakkında sınırlama
getirilen kişi aleyhine olacak şekilde bozmuş ve bu niteliğiyle getirilen
düzenleme ile adalet ilkesinden uzaklaşılmıştır.
Bu gerekçelerle, 18.5.2004 günlü,
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar
Kanunu’nun 16. maddesinin (5) numaralı ve 38. maddesinin (5) numaralı
fıkralarında yer alan “Üst üste iki dönem meclis başkanlığı yapmış
olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden
seçilemezler” ve aynı Kanun’un geçici 10. maddesinde belirtilen “…üst
üste iki dönem süresince meclis başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı,
konsey başkanlığı ve Birlik Başkanlığı görevlerinde bulunanlar aradan iki
seçim dönemi geçmedikçe aynı görevlere yeniden seçilemezler” şeklindeki
düzenlemelerin, Anayasa’nın 2.
maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesine aykırı olduğundan bu nedenle
iptaline karar verilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kuralların
Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali yönündeki çoğunluk kararına açıklanan bu
gerekçelerle katılıyoruz.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu’nun itiraz konusu hükümleri, oda ve borsalarda
üst üste iki dönem meclis başkanlığı ve yönetim kurulu başkanlığı
yapanların aradan iki seçim dönemi geçmeden aynı göreve yeniden seçilemeyeceklerini
düzenlemektedir.
Mahkememiz çoğunluğu, itiraz konusu kuralların
Anayasa’nın 135. maddesinde öngörülmeyen bir yasak getirdiği, seçme ve
seçilme hakkına müdahale niteliğinde olan bu yasağın demokratik hukuk
devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, dolayısıylaAnayasa’nın 2. ve 135. maddesine
aykırılık teşkil ettiği görüşündedir. Bu sonuca farklı gerekçeyle katılan
üyelerimize göre ise kurallar seçilme hakkına ölçüsüz bir sınırlama
getirdiği için Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.
Bu iki gerekçeye de aşağıdaki nedenlerle
katılamıyoruz.
1. Meslek kuruluşlarının organlarının oluşumuna dair esaslar
Anayasa’nın 135. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları ve üst kuruluşları... kanunla kurulan
ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre
yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.”
Bu durumda söz konusu kuruluş ve üst kuruluşların organları, (a) kendi
üyeleri tarafından, (b) kanunda gösterilen usullere göre, (c) yargı
gözetimi altında ve (d) gizli oyla seçilir. Ayrıca, siyasi partiler bu
kuruluşların seçimlerinde aday gösteremezler. Bunların dışında, meslek
kuruluşlarının seçimlerine ilişkin başka bir anayasal hüküm bulunmamakta,
diğer hususlar kanun koyucuya bırakılmaktadır.
Kanun koyucunun, Anayasa’da belirtilen esaslara
aykırı olmamak kaydıyla, bu kuruluş ve üst kuruluşların seçimine ilişkin
düzenleme yaparken, meclis ve yönetim kurulu gibi organların görev ve
yetkilerine, organların kimlerden ve
kaç kişiden oluşacağına, başkan ve üyelerin diğer organlarda görev alıp
alamayacaklarına dair kurallar koyabileceği ve dahası koyması gerektiği
hususu izahtan varestedir. Benzer
şekilde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında yöneticilik
yapacakların görev süreleri ile seçilme yeterlilikleri gibi Anayasa’da yer
almayan konularda düzenleme yapma yetkisi kanun koyucuya aittir. Yasamanın
asliliği ve genelliği ilkesi, anayasada açıkça düzenlenmeyen alanlarda
parlamentonun serbestçe kural koyabilmesini gerektirir. Ayrıca, Anayasa’nın
135. maddesinde yer alan “kanunda
gösterilen usullere göre” ibaresi,meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarının seçimlerini düzenleme
yetkisinin kanun koyucuya bırakıldığını göstermektedir.
Mahkeme çoğunluğu, Anayasa’nın 135. maddesiyle
kanun koyucuya verilen düzenleme yetkisinin “seçim usullerinin
belirlenmesiyle sınırlı olup, seçme ve seçilme hakkının kullanılmasına
yönelik bir yasaklamayı içermemekte” olduğu, bu nedenle maddede
“öngörülmeyen belli süre başkanlık yapanların aradan sekiz yıl geçmedikçe
yeniden seçilemeyeceklerine ilişkin yasağın demokratik gereklerle izahı”nın mümkün olmadığı görüşündedir. Bu görüş, meslek
kuruluşlarının organlarına yönelik seçme ve seçilme faaliyetini adeta
mutlak hale getirmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir meslek
kuruluşunda, yöneticilerin aynı mesleğe mensup kişilerin oluşturduğu
organlar tarafından seçilmesi, Anayasa’nın 67. maddesinde düzenlenen ve
tipik anlamda siyasi haklardan olan seçilme hakkının kullanımı kapsamında
değerlendirilemez. Burada bazı yönlerden kamu gücü kullananbir meslek örgütünün organlarının
sınırlı bir katılımla oluşturulması söz konusudur. Kaldı ki, bir an için
Anayasa’nın 67. maddesinin geniş yorumlanması sonucunda meslek kuruluşlarındaki
başkanlık seçiminde aday olma, seçilme hakkının tezahürü olarak kabul
edilse bile, bu hakkın sınırsız olmadığı açıktır. Nitekim,
67. madde uyarınca vatandaşlar seçme, seçilme ve halkoylamasına katılma
haklarına “kanunda gösterilen şartlara uygun olarak” sahip olup, bu
“hakların kullanılması kanunla düzenlenir”.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin seçme ve
seçilme hakkını düzenleyen Birinci Ek Protokolünün 3. maddesine göre
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin
özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli
oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt
ederler.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre, oy verme veya seçme hakkı
bu maddenin “aktif” boyutunu, seçimde aday olma veya seçilme hakkı ise
“pasif” boyutunu teşkil etmektedir. Taraf devletler seçilme hakkına yönelik
çok daha ağır sınırlandırmalar koyabilmekte ve bu hakkı sınırlandırırken
seçme hakkına nazaran, çok daha geniş takdir yetkisi kullanabilmektedir.
AİHM bu sınırlamaların Sözleşme’ye uygunluğunu denetlerken seçme hakkına
yönelik sınırlamalarda katı bir ölçülülük testine başvurduğu halde, seçilme
şartlarına ilişkin denetiminde genellikle keyfiliğin bulunup bulunmadığına
bakmakla kendisini sınırlamaktadır. (Büyük Daire,Ždanoka/Letonya,B.N.58278/00, K.T. 16 Mart 2006, paragraf 115 (e)).
2. Meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarında üst üste iki dönem
yöneticilik yapanların belli bir süre geçmeden aynı göreve yeniden
seçilemeyeceklerine dair kuralların, fırsat eşitliğinin sağlanması, uzun
süre görevde kalmanın sonucu ortaya çıkabilecek güç zehirlenmesinin ve
idari yozlaşmanın önlenmesi ve nesillere bağlı zihniyet değişiminin
yönetime yansıması gibi amaçları olduğu açıktır.
Bu tür mülahazalarla, hukuk düzenimizde seçimle
gelinen bazı görevlerde benzer süre sınırlamaları bulunmaktadır. Yakın
zamana kadar Cumhurbaşkanlığına yedi yıllığına ve bir kez, 2007 yılında
yapılan değişiklikle de beş yıllığına ve en fazla iki dönem seçilinebilmesi bunun tipik örneğidir. Demokratik
ülkelerin tamamına yakınında benzer süre sınırlamaları bulunmaktadır. Bu
sınırlamaların temel amacı, devlet başkanlığı görevine gelen kişilerin
bulundukları görevde çok uzun süre kalmaları sonucu, iktidarın sağladığı imkanlardan yararlanmak suretiyle konumlarını pekiştirmelerini
ve muhtemel yozlaşmaları önlemektir. Başka bir ifadeyle, bu tür
sınırlamalar demokratik rejimlerde “seçilmiş krallar”ın
ortaya çıkmasını engellemeye dönük tedbirlerdir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına
benzer şekilde, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olan ve
organları belli ölçüde kendi mensupları tarafından belirlenen
üniversitelerde de rektörlük için sınırlı bir süre öngörülmüştür.Anayasa’da sınırlayıcı bir hüküm olmadığı
halde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13. maddesiüniversite öğretim üyelerinin
oylarıyla başlayan süreçte Cumhurbaşkanı tarafından seçilen rektörlerin
görev süresini dört yıl ve en fazla iki dönem olarak sınırlandırmıştır.
Esasen Mahkememiz de bir süre öncesine kadar,
meslek kuruluşlarının seçimlerini düzenleme ve sınırlamalar getirme
konusunda kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğu görüşündeydi.
Mahkemenin 18/5/2011 günlü, 2008/80 esas ve
2011/81 karar sayılı kararında şu sonuca ulaşılmıştır: “Anayasa’nın 135. maddesinde, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının maddede belirtilen
amaçlar doğrultusunda kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından
kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen
kamu tüzel kişileri olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları ile Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin
yönetim organlarının seçim usullerinin kanunla belirleneceği açıktır.
Demokratik ilkeler çerçevesinde seçimlerde uyulacak kuralların belirlenmesi
kanun koyucunun takdir yetkisi içindedir. Üst üste iki dönem başkanlık yapanların iki dönem yönetim kurulu
üyesi seçilmesinin yasaklanmasında Anayasa’ya aykırı bir yön
bulunmamaktadır.”
Bu görüşün somut dava bakımından da geçerli
olduğunu, değiştirilmesini gerektiren kabul edilebilir bir gerekçenin
bulunmadığını düşünüyoruz.
3. İtiraz konusu kurallarda altı ya da sekiz yıl gibi belirli bir
sürenin değil, görev döneminin esas alınması ve görevde kalınan süre kadar
yeniden seçilememe esasının getirilmesi de sınırlamanın kendi içinde
tutarlı ve ölçülü olduğunu göstermektedir. Kaldı ki, kanuni sınırlama
olmadığı halde, bazı kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının statülerinde
yeniden seçilmeyi sınırlandıran çok daha katı kurallara yer verilmektedir.
Sözgelimi, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Statüsü’nün
16. maddesine göre, “Yönetim kurulu üyelerinin görev süresi 2 yıldır.
Süresi dolan üyeler tekrar seçilebilirler, ancak her üye üst üste en fazla iki dönem görev yapabilir.” Bu
süre sınırlaması, yönetim kurulu üyeleri arasından yönetim kurulunca
seçilen ve aynı zamanda Birliğin başkanı olan yönetim kurulu başkanı için
de geçerlidir. Aynı düzenleme Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği
Statüsü’nün 16. maddesinin dördüncü fıkrasında da bulunmaktadır.
Burada esas olan, kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının meclis başkanlığı ve yönetim kurulu başkanlığı gibi görevler
için önceden belli bir görev süresinin öngörülmesidir. Bu süre kısıtlaması
başkanlığa seçilecek ve onları seçecek olanlar tarafından önceden
bilinmektedir. Ayrıca, itiraz konusu kurallar aynı göreve yeniden seçilmeyi sınırlandırmaktadır. Oda ve
borsalarda üst üste iki dönem meclis başkanlığı veya yönetim kurulu
başkanlığı yapanların, meclis üyeliği, yönetim kurulu üyeliği, komite
başkanlığı gibi başka görevlere seçilmelerine bir engel bulunmamaktadır.
Dahası, üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanı seçilenlerin meclis
başkanlığına, üst üste iki dönem meclis başkanı seçilenlerin de yönetim
kurulu başkanlığına seçilebilmeleri de mümkündür.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kurallarla getirilen
sınırlama ölçülülük ilkesine aykırı değildir.
4.Öte yandan, 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 43.
maddesi dördüncü fıkrası uygulanarak, 5174 sayılı Kanun’un dava konusu
yapılmayan 18. maddesinin üçüncü fıkrasının, 63. maddesinin altıncı
fıkrasının ve 65. maddesinin yedinci fıkrasının da iptal edilmesinin
isabetli olmadığını düşünüyoruz.6216 sayılı Kanunun 43. maddesinin dördüncü fıkrası şu
şekildedir: “Başvuru, kanunun, kanun
hükmünde kararnamenin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün sadece
belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olup da, bu madde veya
hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün diğer
bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa,
keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla Mahkeme, uygulama kabiliyeti kalmayan kanunun, kanun hükmünde kararnamenin
veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün bahis konusu öteki
hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.”
Buna göre, Mahkemenin bir kanunun dava konusu
yapılmayan hükmünü ya da tamamını iptal edebilmesi için gerekli şart, dava
konusu kuralın iptal sonucunda kanunun diğer bazı hükümlerinin veya
tamamının uygulanamaz hale gelmesi, başka bir ifadeyle “uygulama
kabiliyetinin kalmaması”dır. Somut olayda, itiraz
konusu kurallar iptal edildiğinde, Kanunun 18.,
63. ve 65. maddelerindeki hükümleri uygulama kabiliyetini kaybetmemektedir.
Mahkeme’nin taleple bağlı kalma zorunluluğu, uygulanamaz hale gelmeyen
kuralların resen iptalini mümkün kılmamaktadır.
Mahkememiz çoğunluğu,iptal sonucu bazı organlarda kısıtlama
olmaksızın seçimler yapılabilecekken, aynı Kanun’un itiraz konusu
yapılmayan kurallarında yer alan organların seçiminde kısıtlamanın devam
edeceği, böyle bir durumun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı
gerekçesiyle bu sonuca ulaşmıştır. Ancak,uygulama kabiliyeti bulunan hükümlerin iptal edilmediğinde aynı
durumda bulunan kişiler arasında farklı uygulamalara ve haksızlıklara yol
açacağı düşüncesi de 43. maddenin bu kadar geniş yorumlanmasını haklı
kılmaya yetmez. Şayet, iptal kararı sonucunda bir haksızlık söz konusu
olacaksa, bu durum dava konusu yapılmayan kanunlarda bulunan hükümler
gereğince aynı durumdaki meslek kuruluşlarının yöneticileri için de
geçerlidir.
6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin dördüncü
fıkrası, iptal sonucu uygulandığında hukuk devleti ilkesiyle çelişecek
kuralların hukuk düzeninden tasfiyesini amaçlayan bir düzenleme değildir.
Bu kural iptal sonucu tek başına anlam ifade etmeyen ve uygulama kabiliyeti
kalmayan kuralların hukuk düzeninden ayıklanması amacına matuftur. Bu
nedenle, iptal kararı sonucunda ortaya çıkabilecek muhtemel haksızlıkları
giderme görevi, 43. maddeyi maksadını aşacak şekilde yorumlayarak uygulama
kabiliyeti bulunan kuralları da iptal eden Anayasa Mahkemesine değil,
yasama organına aittir.
Açıklanan gerekçelerle, çoğunluğun iptal yönündeki
görüşlerine katılmıyoruz.
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|