|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/100
Karar Sayısı: 2012/191
Karar Günü: 29.11.2012
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ ve Muharrem İNCE ile birlikte 116 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin;
1- Tümünün ve ayrı ayrı tüm maddeleri ile Eki (I)
sayılı Cetvel’in,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinde yer alan “… imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak …” ibaresi ile
“… Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki
hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını
sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak.” bölümünün,
b- (ğ) bendinin “Gecekondu,
kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera
dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde
yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce
uyulacak usul ve esasları belirlemek, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu
nitelikteki uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel proje
alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalar ile …” bölümünün,
c- (e) bendinde yer alan “… veya yaptırmak …” ile “… veya
denetlenmesini sağlamak.” ibarelerinin,
3- 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-(a)
bendinde yer alan “… ve çevre düzeni
planlarını …” ibaresinin,
b- (c) bendinin “Havza
ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki
çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemek, …” bölümünün,
c- (f) bendinin,
d- (h) bendinde yer alan “… ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”
ibaresinin,
e- (ı) bendinde yer alan “… tespit etmek …” ibaresinin,
f- (i) bendinin,
g- (j) bendinde yer alan “Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile …”,“… millî güvenliğe dair tesisler, askerî
yasak bölgeler …”, “… genel
sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri …” ve “… yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları,
akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar …”
ibarelerinin,
4- 7. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “… büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık
…” ibaresinin,
5- 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinde yer alan “… mevzuatı hazırlamak, …” ibaresinin,
b- (c) bendinde yer alan “… ve ilgili mevzuatı hazırlamak.” ibaresinin,
c- (ğ) bendinde yer alan “… usul ve esasları tespit etmek, …” ibaresinin,
d- (i) bendinde yer alan “… ve mevzuat oluşturmak.” ibaresinin,
6- 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (c) bendinde yer alan “… maliyet hesaplarını yapmak …” ifadesinden sonra gelen “… veya yaptırmak …” ibaresinin,
b- (ç) bendinde yer alan “… veya yaptırmak, …” ibaresinin,
7- 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinin,
b- (b) bendinde yer alan “… gerektiğinde yapmak, yaptırmak, onaylamak, izlemek ve uygulanmasını
denetlemek.” ibaresinin,
c- (d) bendinde yer alan “… mahallî idarelerin talepleri aranmaksızın …” ibaresinin,
6- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinde yer alan “… mimarlık, mühendislik, …” ibaresinin,
b- (d) bendinin,
c- (ı) bendinin,
14- 14. maddesinin (3) numaralı
fıkrasının,
15- 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendinde yer alan “… hariç olmak üzere
diğer anlaşmazlıkları …” ibaresi ile “… ve yeni fiyat anlaşmazlıklarında ise tarafları bağlayacak şekilde
fiyatı kesin olarak tespit etmek.” ibaresinin,
16- Geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 9.,
10., 36., 87., 88., 90., 91., 115., 117., 124.,125., 127., 128., 135. ve 167.
maddelerine aykırı olmaları nedeniyle iptallerine ve iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Dava
dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“…
II. GEREKÇELER
1)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin Tümü ve Ayrı Ayrı Tüm
Maddeleri ile Eki (I) Sayılı Cetvel’in Anayasaya Aykırılığı
a) Esasa
Girmeden Usulden Anayasaya Aykırılığı
Parlamenter demokrasi ve kuvvetler ayrılığı
ilkesini kabul eden Anayasanın 7 nci maddesinde “yasama yetkisi”, Türk
Ulusu adına TBMM’ne verilmiş ve bu yetkinin devredilemeyeceği açıkça
belirtilmiştir. Bunun tek istisnası, Anayasanın 91 inci maddesinde Bakanlar
Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesidir. Bu
istisnai yetkinin “yetki devri” niteliğine bürünmemesi için, Anayasa
Mahkemesi’nce de belirtildiği üzere, KHK çıkarma yetkisinin “önemli, ivedi
ve zorunlu” durumlarda verilmesi, ayrıca bu koşulların birlikte
gerçekleşmesi gerekmektedir.
Her şeyden önce, tek parti çoğunluğunun yasama
organına egemen olduğu, İçtüzük uyarınca muhalefetin yeterince konuşamadığı
ve bu nedenlerle neredeyse 3-5 günde yasa çıkarılabildiği bir ortamda,
Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi verilmesi, anayasal kuralın amacı ve
özüyle bağdaşmamaktadır.
644 sayılı KHK, 6 Nisan 2011 günlü, 6223 sayılı
Yetki Yasası’na dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca kabul edilmiştir. 6223
sayılı Yetki Yasası, 3 Mayıs 2011 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Anamuhalefet Partisi (CHP) TBMM Grubu tarafından, bu
Yetki Yasası’nın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa
Mahkemesi’ne dava açılmıştır.
Anayasa Mahkemesi, dayandığı yetki yasası Anayasaya
aykırı bulunarak iptal edilen KHK’leri, haklarında dava açılması durumunda,
içeriğine girmeden, salt yetki yasaları iptal edildiği için, aşağıdaki
gerekçeyle iptal etmiştir.
“Olağanüstü hal KHK’leri dayanaklarını doğrudan
doğruya Anayasadan (m. 121) alırlar. Bu tür KHK’lerin bir yetki yasasına
dayanması gerekli değildir. Buna karşılık olağan dönemlerdeki KHK’lerin bir
yetki yasasına dayanması zorunludur. Bu nedenle, KHK’ler ile dayandıkları
yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.
...KHK’nin Anayasaya uygun bir yetki yasasına
dayanması, geçerliliğinin önkoşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan
çıkartılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK’nin kurallarının,
içerikleri yönünden Anayasaya aykırılık oluşturmasalar bile Anayasaya
uygunluğundan söz edilemez.
...
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya yetki
yasasının kapsamı dışında kalan ya da dayandığı yetki yasası iptal edilen
KHK’lerin anayasal konumları birbirinden farksızdır. Böyle durumlarda,
KHK’ler anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından, içerikleri Anayasaya
aykırı bulunmasa bile, dava açıldığında iptalleri gerekir.
Bu nedenlerle, iptaline karar verilen bir yetki
yasasına dayanılarak çıkarılan KHK’lerin, Anayasanın Başlangıcı’ndaki
‘hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve
bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı’, 2 nci
maddesindeki ‘hukuk devleti’ ilkeleriyle 6 ncı maddesindeki ‘Hiç kimse veya
organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’ kuralı ve
KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91 inci maddesiyle bağdaştırılmaları
olanaksızdır.”
Anayasa Mahkemesi, yukarıda yer verilen
gerekçelerle, dayandıkları 4588 sayılı Yetki Yasası 05.10.2000 günlü,
E.2000/45, K.2000/27 sayılı kararla iptal edilen 606, 608, 609, 610, 611,
612, 613, 615, 616, 617, 618, 619, 621, 623, 624, 626, 628, 629 sayılı
KHK’leri; içeriklerine girmeden, salt anayasal dayanaktan yoksun kaldıkları
için, Anayasanın başlangıcı ile 6 ncı ve 91 inci maddelerine aykırı duruma
geldiklerini belirterek iptal etmiştir. (Sırasıyla kararlar: K.2000/29,
K.2000/45, K.2000/37, K.2000/40, K.2000/42, K.2000/44, K.2000/39,
K.2000/46, K.2000/38, K.2000/36, K.2000/35, K.2000/34, K.2000/43,
K.2000/41, K.2000/33, K.2000/32, K.2000/30, K.2000/31)
Bu itibarla, 6223 sayılı Yetki Yasası iptal
edildiğinde 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, yasal dayanaktan yoksun
kalacağından, 29.06.2011 tarihli ve 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin; esasa girmeden
usulden tümünün ve ayrı ayrı tüm maddeleri ile eklerinin Anayasanın
Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı ve 91 inci maddelerine göre iptali gerekir.
b) Esastan Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı KHK’nin tümünün ve ayrı ayrı tüm
maddeleri ile eki cetvelin Anayasaya esastan aykırılığı, öncelikle
yasalaşma süreciyle ilgilidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 03.03.2011 tarihli 73
ncü Birleşiminde, Genel Seçim tarihinin öne alınarak, Genel Seçimin 12
Haziran 2011 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Bundan 25 gün sonra
ise, Yetki Yasasına ilişkin “Yasa Tasarısı” Başbakanlıkça 28.03.2011
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. Başka bir
anlatımla Yetki Yasa Tasarısı, Genel Seçime 2,5 ay kala TBMM’ye sevk
edilmiş; siyasal iktidarın TBMM’deki sayısal çoğunluğuna dayalı olarak da
06.04.2011 tarihinde kabul edilmiştir. TBMM’de 06.04.2011 tarihinde kabul
edilen Yetki Yasası, 14 gün TBMM’de bekletildikten sonra Cumhurbaşkanlığına
19.04.2011 tarihinde sunulabilmiştir.
6223
sayılı Yetki Yasasıyla, kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında dağılımının
yeniden belirlenmesi; bakanlıkların, bağlı ve ilgili kuruluşların,
kapatılması, birleştirilmesi ve yenilerinin kurulması; kapsamdaki tüm
bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkileri
ile her statüdeki personeliyle ilgili her türlü düzenlemenin yapılmasına
ilişkin kanun ve KHK’lerde değişiklikler ve yeni düzenlemeler yapılmasına
ilişkin olarak Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi verilmiş; kamu
hizmetlerinin bakanlıklar arasında dağılımının yeniden belirlenmesine
yönelik olarak Yetki Yasasının 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının
(a) bendinde 19 alt bent halinde 19 yasa ve KHK sayıldıktan sonra (20)
numaralı alt bendinde, “Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin görev,
yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma esasları, kadrolar,
bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgiler,ne ilişkin
hükümlerinde,” denilerek adeta tüm kamu kurum ve kuruluşları kapsama
alınmış ve kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personele ilişkin
olarak ise (b) bendinde 6 alt bent halinde 5 yasa ve 1 KHK sayıldıktan
sonra (7) numaralı alt bendinde, “Diğer kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerin memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu
görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme,
görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin hükümlerinde”
ifadesiyle de neredeyse tüm kamu personeli hakkında Bakanlar Kuruluna her
türlü düzenlemede bulunma yetkisi verilmiştir.
06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin
ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve
Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin
Konularda Yetki Kanunu’na dayanılarak Bakanlar Kurulunca hazırlanan,
03.06.2011 tarihli ve 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ise, 08.06.2011
tarihli ve 27958 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir. Genel Seçime 4 gün kala sadece 636 sayılı KHK değil, bununla
birlikte 10 KHK daha yürürlüğe girmiştir.
636 sayılı KHK, bir ay
dahi yürürlükte kalmadan Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı bu defa,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - Orman ve Su İşleri Bakanlığı şeklinde ikiye
bölünerek yine 6223 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak Bakanlar Kurulunca,
29.06.2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 29.06.2011 tarihli ve
645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmış ve söz konusu KHK’ler 04.07.2011 tarihli
ve 27984 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasanın 2 nci
maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında “hukuk devleti” ilkesine yer
verilmiş; 6 ncı maddesinde, hiç kimse ve hiçbir organın kaynağını
Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı; 7 nci maddesinde,
Yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet meclisine ait
olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8 inci maddesinde, yürütme yetkisi
ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve
yasalara uygun olarak yerine getirileceği kuralları getirilmiş; 87 nci
maddesinde, Bakanlar Kuruluna “belli konularda” KHK çıkarma yetkisi
verilmesi TBMM’nin görevleri arasında sayılmış; 91 inci maddesinin ikinci
fıkrasında ise, yetki kanununun, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin,
amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden
fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını göstereceği hükme bağlanmıştır.
Anayasanın
7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda,
yasama yetkisinin genel ve asli bir yetki olması, TBMM’ye ait bulunması ve
devredilememesi karşısında KHK çıkarma yetkisinin kendisine özgü ve ayrık
bir yetki olduğu anlaşılabilmektedir. Dolayısıyla yetki yasalarının, yasama
yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi doğuracak biçimde
yaygınlaştırılıp genelleştirilmemesi gerekir. KHK’ler ancak ivedilik
gerektiren belli konularda, kısa süreli yetki yasaları temel alınarak etkin
önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulmak durumundadır.
Maddenin
Danışma Meclisi’nde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesi için hükümete
yetki verilmesinin nedeni, “... çok acele hallerde hükümetin elinde
uygulanacak bir seri kural olmadığı için, acele olarak çıkarılıp ve hemen
olayın üstüne gidilmesi gereken hallerde çıkarılması için bu düzenleme
getirilmiştir ...” biçiminde açıklanırken; Anayasa Komisyonu Başkanınca da,
“Kanun hükmünde kararname, yasama meclisinin acil bir durumda, kanun yapmak
için geçecek sürede çıkaracağı kanun ihtiyacı, halledilmesi gereken
meseleyi çözemeyeceğine; o zaman çok geç kalınacağı endişesinden
kaynaklanan bir müessesedir ve bu müessese bunun için kurulmuştur.”
denilerek aynı doğrultuda görüş bildirilmiştir.
Yetki
yasasında Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin “amaç”, “kapsam” ve
“ilkeleri”nin belirlenmesinden amaç, bu yetki ile Bakanlar Kurulunun neleri
gerçekleştirebileceğinin açıklığa kavuşturulmasıdır. KHK’nin, amacı,
kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi geniş içerikli, her yöne çekilebilecek,
yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli, değişik biçimlerde
yorumlamaya elverişli olmamalıdır. Verilen yetkinin konu, amaç, kapsam ve
ilkeler yönünden belirgin duruma getirilmesi, başka bir anlatımla
somutlaştırılması, yürürlüğe konulacak KHK’lerin yetki yasası kapsamı
içinde kalıp kalmadıklarının, 91 inci maddede belirlenen yasak alana girip
girmediklerinin, önemli, ivedi ve zorunlu bir durum için düzenlenip
düzenlenmediklerinin saptanabilmesi yönünden gereklidir.
Anayasa
Mahkemesinin 1990’lardan bu yana verdiği kararlarda, TBMM’nin Bakanlar
Kuruluna KHK çıkarma yetkisi vermesi için, “ivedilik, “zorunluluk” ve
“önemlilik” gibi üç koşulun bulunması gerekeceğine yönelik içtihat
oluşturduğu gözlenmektedir (06.02.1990 günlü ve E. 1988/62, K. 1990/3).
Yüksek Mahkeme, 16.10.1993 günlü ve E. 1993/26, K. 1993/28 sayılı kararında
ise, “KHK’lar, ancak ivedilik isteyen belli konularda, kısa süreli yetki
yasaları temel alınarak etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için
yürürlüğe konur.” demiştir. İvedilik koşulu ile etkin önlemler ve zorunlu
düzenlemeleri taşımayan hususlarda KHK çıkarma yetkisi verilmesinin yasama
yetkisinin devri anlamına geleceği açıktır.
Genel
seçim, şekli bakımından anayasal iki yetkili organın, yasama ve yürütme
organlarının birbirlerine bağlı olarak yenilenmesi; özü bakımından da,
Anayasa değiştirme yetkisi de bulunan kural koyucu organın ve buna bağlı
olarak ülkenin hukuksal yapısının ve yönetim programının belirlendiği en
önemli ve etkin demokratik müessesedir. Seçim kararı almak, demokratik toplum
düzeninin gereklerini yerine getirme yönünden, egemenliğin sahibi iradeye
başvurmaktır. Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan “demokratik hukuk
devleti” ilkesi, demokratik toplum düzeninin ve “bir yaşam biçimi” olan
demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinin adaletli bir hukuk
düzeni ve hukuk güvenliği içinde gerçekleşmesini, aynı zamanda da devlete
duyulan güveni içerir.
Ortada,
KHK’lerle düzenlemelere gidilmesi yönünde, “önemli, zorunlu ve ivedi durum”
yok ve yasama organının ve dolayısıyla yürütme organının yenilenmesine
karar verilmiş iken, hem mevcut Bakanlar Kurulunu hem de seçimden sonra
kurulacak Bakanlar Kurulunu kapsayacak, aynı zamanda da gelecek yasama ve
yürütme organlarını ipotek altına alacak şekilde, 6 ay süreyle, KHK çıkarma
yetkisinin verilmesi, Anayasanın demokratik hukuk devleti ilkesiyle
bağdaşmayacağı gibi yasama yetkisinin devri anlamına da gelmektedir. 6
aylık sürenin uzunca bir bölümü, henüz kurulu olmayan, ne zaman kurularak
göreve başlayacağı belli olmayan bir Bakanlar Kurulunu kapsamaktadır ki
burada da, hukuk devletinin “belirlilik” ve “öngörülebilirlik” ilkeleriyle
birlikte, “önemli, zorunlu ve ivedi durum” ilkesinin ihlali söz konusudur.
Yetki
Kanununa dayanılarak çıkarılan 644 sayılı KHK ile imar, çevre ve yapım mevzuatında
yasal değişiklikler öngörülmüş, daha önce yasalarda yer almayan yeni
kurallar getirilmiş ve mevcut yasalardaki kurallar zımnen ilga edilmiştir.
Bu değişiklik ve yeni kurallar, yerel yönetimler ile Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı ve Milli Savunma Bakanlığı gibi kamu kurum ve
kuruluşlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, sektörü
temsil eden sivil toplum kuruluşları ile demokratik kitle örgütlerini
doğrudan ilgilendirmektedir. Söz konusu değişiklikler yapılmadan ve yeni
kurallar getirilmeden önce ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması ve
düzenlemelerin bütün ayrıntıları ile tartışılması yasal kural koymanın
asgari gereğidir. İvedilik koşulunu taşımayan ve etkin önlemler ve zorunlu
düzenlemeleri kapsamayan, bununla birlikte toplumun tüm kesimlerini
ilgilendiren bu derece önemli konuların, hiçbir görüş alınmadan ve hiçbir
şekilde tartışılmadan KHK ile yasalaştırılması, hukuk devletinin
belirlilik, öngörülebilirlik ve kamu yararı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
6223
sayılı Yetki Yasasının çıkarılmasında bir başka öncelikli anayasal sorun,
ivediliktir. İvedilik, “önemli ve zorunlu” konunun KHK yoluyla
düzenlenmesinin olmazsa olmaz koşuludur ve yasama dahil bütün süreçleri
kapsar. Yasama organı çıkardığı yasanın ivediliğine inanıyorsa, bu yasanın
ivedi olarak yürürlüğe girmesi için gereğini de yerine getirmek
durumundadır.
6223
sayılı Yasa, ivedilik bir yana, yasama sürecindeki olağan zaman akışını
bile bozmuştur. TBMM Genel Kurulunda 06.04.2011 tarihinde kabul edilen
Yasa, 14 gün TBMM’de bekletilmiş ya da unutulmuş, 19.04.2011 tarihinde
Cumhurbaşkanlığına gönderilebilmiştir. Bu nasıl ivediliktir ki, hiçbir
yasanın başına gelmeyen, ivediliği anayasal ilke olan yetki yasasının
başına gelmiştir. Burada, yetki yasasının çıkarılmasındaki ilkelerle
birlikte, kamu yararı ilkesi de ihlal edilmiştir.
Kaldı ki,
Yetki Yasasına dayanılarak çıkarılan 03.06.2011 tarihli ve 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, bir ay dahi yürürlükte
kalmadan Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı bu defa, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı - Orman ve Su İşleri Bakanlığı şeklinde ikiye bölünerek yine 6223
sayılı Yetki Kanununa dayanılarak Bakanlar Kurulunca, 29.06.2011 tarihli ve
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ile 29.06.2011 tarihli ve 645 sayılı Orman ve Su
İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
çıkarılmış ve söz konusu KHK’ler 04.07.2011 tarihli ve 27984 Mükerrer
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durum, Bakanlar Kurulunun hiçbir hazırlık yapmadan ve hiçbir
ölçüye dayanmadan bakanlıkları aklına estiği gibi kurup, istediği şekilde
değiştirdiğini, dolayısıyla, kurulan bakanlığın Bakanı dahi atanmadan
teşkilat ve görev kanunu değiştirilebilen bakanlıklara ilişkin
düzenlemelerin önemlilik ve zorunluluk ölçütlerine sığmadığını göstermektedir.
Yetki
yasaları, önemli, zorunlu ve ivedi durumlara bağlılıkla birlikte yasallık
ilke ve amacına da uygun olmak zorundadır. Bakanlar Kuruluna verilen KHK
çıkarma yetkisi, ilkesiz ve amaç dışı kullanılarak toplum yönünden güvensiz
bir sisteme dönüştürülmüştür.
Açıklanan
nedenlerle 644 sayılı KHK, Anayasanın 2 nci, 7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
Öte
yandan, Anayasanın 91 inci maddesinin birinci fıkrasında, sıkıyönetim ve
olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve
ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile
dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde
kararname ile düzenlenemeyeceği kuralı getirilmiş; Anayasanın İkinci
Kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlıklı İkinci Bölümünün “Yerleşme
ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında,
“yerleşme hürriyeti”nin, “sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek”
amacıyla kanunla sınırlanabileceğinden söz edilmiş; ikinci kısmının üçüncü
bölümünün 56 ncı maddesinde ise, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkına sahip olduğu ve çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak
ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu
belirtilmiştir.
Anayasanın
56 ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama hakkı
olduğu ve çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini
önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtildiğine; 23 üncü
maddesinde, Anayasal koruma altında olan sağlıklı ve düzenli çevrede yaşama
hakkının somutta görünen yüzü olan yerleşme hürriyetinin ancak kanunla
sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek amacıyla sınırlanabileceği
hüküm altına alındığına; 91 inci maddesinde ise, sağlıklı ve düzenli
kentleşmeyi gerçekleştirmek amacıyla sınırlanabilecek yerleşme hürriyetinin
kanun hükmünde kararname ile düzenlenemeyeceği kuralı getirildiğine göre,
sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi konu alan imar ve çevre düzenlemelerinin
kanunla düzenlenmesi gerekmekte olup; kanun hükmünde kararname ile
düzenlenmesi Anayasanın 91 inci maddesindeki kuralla bağdaşmamaktadır. Bu
bağlamda, imar ve çevre hukukunda yeni kural ve düzenlemeler getiren 644
sayılı KHK, Anayasanın 91 inci maddesine bu açıdan da aykırıdır.
Ayrıca, 06.04.2011 tarihli
ve 6223 sayılı Yetki Kanununun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin
(2) numaralı fıkrasında, “Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde
kararnameler; (a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında dağılımının
yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;” ifadesinden sonra 19 alt bentte
tarihi, sayısı ve adı belirtilerek 19 adet Kanun ile KHK sayılmış ve (20)
numaralı alt bentte ise, “Diğer kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma
esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve
ilgilerine ilişkin hükümlerinde,
(…)
yapılacak değişiklik ve yeni
düzenlemeleri kapsar.” denilmiştir. Bununla birlikte, 644 sayılı Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnameyle ise, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 04.04.1990
tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel
İdaresi Kanunu, 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu başta
olmak üzere daha birçok kanun ve KHK’lerde imar ve çevre konusunda yer alan
kurallar yerine, yeni kurallar getirilmiş; var olan kurallar zımnen ilga
edilmiştir. Söz konusu kanunlar, 6223 sayılı Yetki
Kanununun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin (2) numaralı
fıkrasında 19 alt bent halinde sayılan kanun ve KHK’ler arasında yer
almadığı gibi, özellikle 3194 sayılı İmar Kanunu ile 3621 sayılı Kıyı
Kanunu bir teşkilat kanunu olmadığından (20) numaralı alt bendin kapsamına
da girmemektedir.
Nitekim, Bakanlar Kurulu
söz konusu kanun ve KHK’lerin, 6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamında olmadığının
ayrımında olduğundan, imar ve çevre konularında getirdiği yeni kuralları,
söz konusu kanun ve KHK’lerde değişiklik yaparak kurallaştırmak yerine, söz
konusu kanun ve KHK’lerde yer alan mevcut kuralları değiştirmeyip,
yürürlükten kaldırmayıp, fiilen ilga etmek suretiyle yaparak hukuki bir
kaosa da yol açmıştır. Ancak, getirilen yeni kurallar, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar
Kanununun örneğin 8 inci maddesi şu şekilde değiştirilmiştir biçiminde
yapılmamış olsa da, getirilen yeni kuralla İmar Kanununun 8 inci maddesi
fiilen ilga edildiğinden kurallaştırmanın hukuki anlamı İmar Kanununda
değişiklik yapılmasıdır. Bu bağlamda, 644 sayılı KHK ile yapılan
düzenlemelerin, 6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamı içinde bulunmadığı
tartışma götürmez bir gerçektir.
Bakanlar Kurulunun, 6223 sayılı Yetki
Kanununun kapsamında olmadığının bilincinde olduğu konuları, ilgili
kanunlarda değişiklik yapmak veya yürürlükten kaldırmak suretiyle değil de,
söz konusu kuralları hukuki kaosa yol açacak şekilde yürürlükte tutarak
yapması ve böylece Yetki Kanununun içinde kalındı izlenimi yaratması,
Anayasanın 91 inci maddesi yanında 2 nci maddesindeki hukuk devleti
ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır. Çünkü, hukuk devletinin en önemli
unsurlarından biri kurallarda belirlilik ilkesidir. Aynı konuyu düzenleyen
birden çok kuralın aynı anda yürürlükte bulunması, hukuki kaosa yol
açacağından belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan yargısal
denetimde KHK’nin, öncelikle yetki yasasına sonra da Anayasaya uygunluğu
sorunlarının çözümlendiği bilinmektedir. Her ne kadar, Anayasanın 148 inci
maddesinde KHK’lerin yetki yasalarına uygunluğunun denetlenmesinden değil,
yalnızca Anayasaya biçim ve esas bakımlarının uygunluğunun denetlenmesinden
söz edilmekte ise de, Anayasaya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle
KHK’nin yetki yasasına uygunluğunun denetimi girer. Çünkü, Anayasanın 91
inci maddesinde, Bakanlar Kurulu’na ancak yetki yasasında belirtilen
sınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin
dışına çıkılması, KHK’yi Anayasaya aykırı duruma getirir. Böylece, KHK’nin
yetki yasasına aykırı olması Anayasaya aykırı olmasıyla özdeşleşir.
KHK’lerin Anayasaya uygunluk denetimleri, yasaların
denetimlerinden farklıdır. Anayasanın 11 inci maddesindeki, “kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz” hükmü nedeniyle, yasaların denetiminde, yalnızca
Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanırken; KHK’ler ise, konu,
amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de
Anayasaya uygun olmak durumundadır.
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya yetki
yasasının kapsamı dışında kalan ya da dayandığı yetki yasası iptal edilen
KHK’lerin anayasal konumları birbirinden farksızdır. Böyle durumlarda,
KHK’ler anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından, içerikleri Anayasaya
aykırı bulunmasa bile, dava açıldığında iptalleri gerekir.
644 sayılı Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname, 06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamı içinde
olmadığından, Anayasanın 2 nci, 6 ncı ve 91 inci maddelerine aykırıdır.
Yukarıda
açıklanan gerekçelerle 29.06.2011 tarihli ve 644 sayılı “Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname”nin tümü ve ayrı ayrı tüm maddeleri ile eki (I) Sayılı Cetvel,
Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
2)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki, “… imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak …” İbaresi ile 7 nci Maddesinin (1) Numaralı
Fıkrasının (c) Bendindeki, “Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları
da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının
yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek …” İbaresinin; 8 inci
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki, “… mevzuatı hazırlamak,
…”, (c) Bendindeki, “… ve ilgili mevzuatı hazırlamak.”, (ğ) Bendindeki, “…
usul ve esasları tespit etmek, …”, (i) Bendindeki, “… ve mevzuat
oluşturmak.”, İbarelerinin Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, yerleşmeye, çevreye ve
yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak görevleri
Çevre ve Şehircilik Bakanlığına; 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(c) bendinde, Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her
tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemek görevleri, Mekansal Planlama Genel
Müdürlüğüne; 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (ğ) ve (i)
bentlerinde ise, Çevre kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili
mevzuatı hazırlamak, Temiz üretim ve entegre kirlilik önleme
çalışmalarına yönelik politika ve stratejileri belirlemek ve ilgili
mevzuatı hazırlamak, kirliliğin giderilmesi ve kontrolüne ilişkin usul ve
esasları tespit etmek, Atıkların kaynağında en aza indirilmesi, sınıflara
ayrılması, toplanması, taşınması, geçici depolanması, geri kazanılması,
bertaraf edilmesi, yeniden kullanılması, arıtılması, enerjiye
dönüştürülmesi ve nihai depolanması konularında politika ve strateji
belirlemek ve mevzuat oluşturmak görevleri ise, Çevre Yönetimi Genel
Müdürlüğüne verilmektedir.
Hukukta, mevzuat kavramının içine, yasa, tüzük,
yönetmelik ve idarenin diğer düzenleyici işlemleri girmekte; usul ve
esasların belirlenmesi ise, yasal kural koymaya konu oluşturmakta ve yasal
kural koymayı gerektirmekte yada yasal kural koyma yoluyla
gerçekleşmektedir.
Anayasanın 6 ncı maddesinde, hiçbir kimse veya
organın kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanamayacağı; 7 nci
maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 115 inci maddesinde,
Bakanlar Kurulunun, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri
belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden
geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabileceği; 124 üncü maddesinde ise,
Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanını ilgilendiren
kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı
olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği kurallara bağlanmıştır.
Öte yandan, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
“Düzenleme yetkisi” başlıklı 33 üncü maddesinde ise, Bakanlığın, görev,
yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda
idarî düzenleme yapabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada sözü edilen
idari düzenlemenin, Anayasanın 124 üncü maddesine göre Bakanlığın yetki
alanı içimde olan yönetmelikler ile genelge vb. diğer idari düzenlemeler
olduğu açıktır.
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına
verilen, yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak; 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)
bendiyle Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne verilen, Havza ve bölge
bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni
planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları
belirlemek; 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (ğ) ve (i)
bentleriyle ise Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğüne verilen, Çevre
kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili mevzuatı
hazırlamak, Temiz üretim ve entegre kirlilik önleme çalışmalarına
yönelik politika ve stratejileri belirlemek ve ilgili mevzuatı hazırlamak,
kirliliğin giderilmesi ve kontrolüne ilişkin usul ve esasları tespit etmek,
Atıkların kaynağında en aza indirilmesi, sınıflara ayrılması, toplanması,
taşınması, geçici depolanması, geri kazanılması, bertaraf edilmesi, yeniden
kullanılması, arıtılması, enerjiye dönüştürülmesi ve nihai depolanması
konularında politika ve strateji belirlemek ve mevzuat oluşturmak
görevlerinin, yasal kural koymaya konu oluşturduğu ve yasal kural koymayı
içerdiği de açık bir husustur.
Söz konusu “mevzuat hazırlamak”, “mevzuat
oluşturmak”, “usul ve esasları belirlemek”, “usul ve esasları tespit etmek”
ibarelerinin, yasal kural koymayı içermediği, bunun yerine yasal kural
koymaya kaynak oluşturma ile Bakanlık içindeki görev dağılımını gösterdiği
ileri sürülebilirse de, Anayasada bakanlıklara yasal kuralları hazırlama
gibi bir görev verilmemenin yanında, kanun teklif ve tasarılarının kimler
tarafından nasıl verileceği Anayasanın 88 inci maddesinde belirtildiği
gibi; yönetmelik çıkarma yetkisi, Anayasanın 124 üncü maddesinde,
Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerine verilmiş, bakanlıkların
genel müdürlüklerine ise yönetmelik çıkarma görevi verilmemiştir. Kaldı ki,
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin 33 üncü maddesinde, Bakanlığın, görev, yetki ve
sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş bulunan konularda
idari düzenleme yapabileceği hüküm altına alınmış iken, Bakanlığa ve genel
müdürlüklerine, “mevzuat hazırlamak”, “mevzuat oluşturmak”, “usul ve
esasları belirlemek”, “usul ve esasları tespit etmek” gibi içeriği ve
kapsamı belirsiz kural koyma yetkileri verilmesinin, yasa ve tüzük konusu
hususları da kapsamak dışında bir anlamı bulunmamaktadır. Çünkü, sözü
edilen mevzuat, 3194 sayılı İmar Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 5216
sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,
5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanununda düzenlenmiş; 644
sayılı KHK’nin 33 üncü maddesinde Bakanlığın görev alanına giren yasaların
uygulamasını göstermek üzere Bakanlığa yönetmelik ve diğer idari
düzenlemelerde bulunma yetkisi verilmişken; ayrıca yasal düzenlemeleri de
içeren “mevzuat oluşturma”, usul ve esas belirleme” gibi yetkilerin
verilmesi, sözü edilen yasalarda düzenlenmemiş alanlarda yasa konusu yeni
kurallar koymayı da kapsadığı açıktır.
Bu bağlamda, imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını
hazırlamak; havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür
ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemek; çevre kirliliğinin önlenmesi ve
kontrolü ile ilgili mevzuatı hazırlamak; temiz üretim ve entegre kirlilik
önleme çalışmalarına yönelik ilgili mevzuatı hazırlamak; kirliliğin
giderilmesi ve kontrolüne ilişkin usul ve esasları tespit etmek; atıkların
kaynağında en aza indirilmesi, sınıflara ayrılması, toplanması, taşınması,
geçici depolanması, geri kazanılması, bertaraf edilmesi, yeniden
kullanılması, arıtılması, enerjiye dönüştürülmesi ve nihai depolanması
konularında mevzuat oluşturmak gibi yasama faaliyeti alanına giren ve yasal
düzenlemeye konu oluşturan görevlerin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile
genel müdürlüklerine verilmesi, yasama yetkisinin devri ve kaynağını
Anayasadan almayan bir yetkinin kullanılması anlamına geldiğinden;
Anayasanın 6 ncı ve 7 nci maddesindeki kurallarla bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, Bakanlığa ve genel müdürlüklerine
verilen içeriği belirsiz söz konusu düzenleme yetkisi, hukuk devletinin
göstergelerinden olan kuralların belirliliği ilkesi ile 115 inci
maddesindeki tüzüklerin Bakanlar Kurulunca çıkarılacağı kuralıyla da
uyuşmamaktadır.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak …” ibaresi ile 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (c) bendindeki, “Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları
da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının
yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek …” ibaresi; 8 inci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… mevzuatı hazırlamak,
…”, (c) bendindeki, “… ve ilgili mevzuatı hazırlamak.”, (ğ) bendindeki, “…
usul ve esasları tespit etmek, …”, (i) bendindeki, “… ve mevzuat
oluşturmak.”, ibareleri; Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 88 inci ve 115
inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
3)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki, “… Bakanlığın görev alanı ile ilgili
mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek,
uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak.” ile 12 nci
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki “… mimarlık, mühendislik,
…” İbaresi ile (d) bendinin ve (ı) Bendindeki “Bakanlığın görev alanına
giren konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına
ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları denetlemek” İfadelerinin Anayasaya
Aykırılığı
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle, “Bakanlığın görev alanı ile ilgili
mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek,
uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak” görevi Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına; 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle,
“Yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve
müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları
denetlemek ve izlemek.” ve (ı) bendiyle ise, “Bakanlığın görev alanına giren
konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına
ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları denetlemek” görevleri ise,
Bakanlığın Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verilmektedir.
“Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki
hizmetler”den kasıt, mimarlık ve mühendislik hizmetleri; “Bakanlığın görev
alanına giren konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek
kuruluşları”ndan kasıt ise, “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği”dir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanı ile ilgili
mesleki hizmetlere ilişkin olarak, Türkiye’de 17.06.1938 tarihli ve 3458
sayılı “Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun” çıkarılmıştır ve anılan
Kanun yürürlüktedir. 3458 sayılı Kanunda Türkiye sınırları içinde mühendis
ve mimar unvan ve yetkisi ile çalışacaklarda aranan şartlar düzenlenmiştir.
Mühendis ve mimarlık hizmetlerinin norm ve standartları hazırlanacak,
geliştirilecek ve uygulaması sağlanacak ise, bunların da yasal
düzenlemelere konu oluşturması gerekeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan, “Bakanlığın görev alanına giren
konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına
ilişkin” olarak ise, mühendis ve mimarların meslek kuruluşu olan Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, 27.01.1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ile hizmet yönünden yerinden
yönetim kuruluşu olarak kurulmuştur. 1961 Anayasasının 122 nci maddesiyle
Anayasal statüye kavuşturulan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
1982 Anayasasının 135 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kamu kurumu
niteliğinde meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup
olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini
kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini
sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan
ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve
ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri
tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli
oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” şeklinde düzenlenmişlerdir.
“Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili
olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuat”
hazırlanacak ise, sözü edilen mevzuatın da yasal düzenleme ile yapılması Anayasal
bir zorunluluktur.
“Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki
hizmetlerin norm ve standartları” ile “Bakanlığın görev alanına giren
konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına
ilişkin mevzuatın” hazırlanmasında, ilgili kuruluşlar olan üniversiteler ve
mimarlık ve mühendislik fakülteleri ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliğinin ve ayrıca ilgili mesleki sivil toplum kuruluşlarının görüşünün
sorulmaması veya koordinasyonunun aranmaması yanında, hiçbir ölçü
getirilmeden, temel ilkeleri konulmadan, çerçevesi çizilmeden, yürütmenin
düzenleme yetkisinin sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğu
gözetilmeden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sınırsız ve belirsiz bir düzenleme
alanı verilmesi, yasama yetkisinin devri sonucunu doğurmakta ve bu yanıyla
Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 87 nci maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.
644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda yer
verilen düzenlemeleriyle, mesleki yerinden yönetim kuruluşlarına Anayasanın
135 inci maddesine ek olarak 27.01.1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 2 nci maddesiyle verilen,
mesleğin yürütülmesi koşullarına ilişkin düzenleme yapma, üyelerinin
ödevlerini belirleyen kuralları koyma, mesleğin yürütülmesini denetleme, üyelerinin
kayıtlarını tutma görevleri, bu bağlamda mesleki yerinden yönetim
kuruluşlarının asli görevleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmiştir.
İlgili kuruluşlar olan üniversiteler ve mimarlık ve
mühendislik fakülteleri ile ilgili mesleki sivil toplum kuruluşları bir
yana, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, “Meslek ve menfaatleriyle
ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve
tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni
şartnameleri incelemek ve bunlar hakkında görüş ve düşünceleri ilgililere
bildirmek.” Birliğin kuruluş amaçları arasında sayılmıştır. Meslekle ilgili
bütün mevzuatı ve normları incelemek ve bunlar hakkında görüş bildirmek,
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin kuruluş amacı iken, mesleki
hizmetlerin norm ve standartları ile mimarlık ve mühendislik meslek
kuruluşlarına ilişkin mevzuatın hazırlanmasında, kamu kurumu niteliğinde
meslek kuruluşu olan Birliğin bütünüyle devre dışı bırakılarak Bakanlar
Kurulunun çıkardığı kararname ile tek yetkilinin Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı haline getirilmesi, Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik
hukuk devleti ilkesi ile birlikte Anayasanın 135 inci maddesine de aykırılık
oluşturmaktadır.
Öte yandan, mesleki hizmetlerin norm ve
standartları ile mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin
mevzuatın hazırlanması yönetmelik ile yapılacak ise, Yönetmeliğin Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı ile genel müdürlüğü tarafından yapılması hukukun kabul
edemeyeceği açık bir yetki gaspıdır. Anayasanın 124 üncü maddesinde, kamu
tüzel kişilerine kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla
yönetmelik çıkartma yetkisi verildiğine, Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği Anayasanın 135 inci maddesine göre kanunla kurulan ve organları
kendi üyeleri tarafından seçilen özerk kamu tüzelkişisi olduğuna ve 6235
sayılı Yasanın 2 nci maddesinde, bütün mühendis ve mimarları ihtisas
kollarına ayırmak, mühendis ve mimarların müşterek ihtiyaçlarını
karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin kamu yararına
uygun gelişmesini sağlamak Birliğin kuruluş amacı olduğuna göre, mesleki
hizmetlerin norm ve standartları ile mimarlık ve mühendislik meslek
kuruluşlarına ilişkin mevzuatı yasalara aykırı olmamak şartıyla hazırlamak,
uygulanmasını sağlamak ve denetlemek yetkisi öncelikle ve bizatihi Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine aittir. Bu yetkinin yasayla da olsa
ortadan kaldırılması, bertaraf edilmesi veya Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına devredilmesi, kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri
tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetiminde gizli oyla
seçilen kamu tüzelkişileri olan mesleki yerinden yönetim kuruluşlarının
“özerkliği” ile bağdaşmayacağı gibi, Anayasanın 124 üncü ve 135 inci maddeleri
bağlamında koruma göremez.
Ayrıca, 27.01.1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 33 üncü maddesinde, Türkiye’de
mimarlık ve mühendislik mesleği mensuplarının mesleklerini yapabilmeleri
için mesleklerine uygun bir odaya kaydolmaları ve üyelik vasfını taşımaları
gerektiği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm yürürlükte ve mimar ve
mühendislerin kayıtları söz konusu hükme göre Odalar tarafından tutulurken;
ayrıca Bakanlık tarafından tutulacak olması, yetki çatışmasının ötesinde,
Bakanlığın kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Birliğin üzerindeki
vesayet denetimini hiyerarşik denetime dönüştürmeyi amaçlamakta; 12 nci
maddenin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendindeki, “ve bunları denetlemek”
ifadesi ile ise, vesayet denetimini doğrudan hiyerarşik denetime
dönüştürerek özerk ve kamu tüzelkişiliğine sahip meslek odalarını Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının ilgili veya ilişkili kuruluşu olmanın da ötesinde
doğrudan idari bir şubesi haline getirmektedir.
Meslek kuruluşlarının, Anayasa ve diğer kamu hukuku
mevzuatı içinde birer kamu kuruluşu olarak düzenlenmesi, bunların kamu
yararı aleyhine gelişmesine yol açabilecek özel hukuk çerçevesinden
çıkarılıp, kamu hukukunun kural ve usulleriyle yönetilmesi yolundaki
tercihin bir sonucudur (bkz. DURAN, Lütfi, İdare Hukuku – Ders Notları,
İstanbul, 1982, sh. 229.). Nitekim, Türkiye’de çok partili siyasal rejime
geçilmesinden sonra, söz konusu meslek kuruluşları, birer baskı grubu
olarak ekonomik, sosyal ve hukuksal yaşamın kamu yararı doğrultusunda
ilerlemesinde çok önemli roller oynamış, yadsınamaz işlevler görmüşlerdir.
Anayasanın 135 inci maddesinde, birer hizmet
yönünden yerinden yönetim kuruluşu olarak kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları düzenlenirken; 123 üncü maddesinde ise, idarenin kuruluş ve
görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği belirtildikten sonra
idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esaslarına dayandığı hükme bağlanmıştır. Sözü edilen idare, merkezi idare
ve taşradaki uzantıları yanında yerel yönetimleri ve kamu tüzel kişiliğine
sahip çeşitli kamu kurumları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını
da kapsamaktadır.
Üniter devlet modelinin yönetim
alanındaki temel dayanağını oluşturan idarenin bütünlüğü ilkesi, kamusal
hizmet yürüten ve kamu yararını gözeten ayrı hukuksal statülere bağlı
değişik kuruluşların bir bütün oluşturduğunu ifade etmektedir. İdarenin
bütünlüğü, merkezin denetimi ve gözetimi ile hayata geçirilmekte ve
yönetimde bütünlüğü sağlamak için hiyerarşi, yetki genişliği ve idari
vesayet gibi başlıca üç hukuksal araç kullanılmaktadır. Anayasanın 127 nci
maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen idari vesayet, hizmetlerin
idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde
birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve ihtiyaçların gereği gibi
karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde yapılmakta
ve böylece merkezi yönetim ile yerinden yönetim
kuruluşları arasında bütünleşme sağlanarak ayrışma, farklılaşma ve kopma
önlenmektedir.
Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük ve Prof. Dr. Turgut
Tan (İdare Hukuku Cilt I, sh. 134), “Hiyerarşik denetimle vesayet denetimi
arasındaki önemli farklılıklardan biri de, hiyerarşik üstün, astına emir ve
direktif vermek suretiyle mevzuatın nasıl uygulanacağını gösterme olanağına
sahip olmasına karşın vesayet makamının böyle bir yetkisi bulunmamaktadır”
derken; Anayasa Mahkemesi ise, 26.09.1991 gün ve E. 1990/38, K. 1991/32
sayılı kararında, “Merkezi yönetime yerinden yönetim organları ve onların çalışmaları üzerinde,
kamu yararını korumak amacıyla üst otoritelere yasayla verilen yetkilerin
bütünüdür. Bu yetki yerinden yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak,
etkisiz kılabilecek biçimde kullanılamaz” diyerek vesayet
denetiminin sınırını çizmiştir.
Anayasanın, 135 inci maddesinin beşinci
fıkrasındaki, “Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali
denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.” şeklindeki hükmün idari
vesayet bağlamında değerlendirilmesi ve ayrıca 644 sayılı KHK’nin 12 nci
maddenin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendindeki biçimiyle “ve bunları
denetlemek” şeklinde değil; denetimin kapsamı, amacı, yerindelik/yasaya
uygunluk bağlamında türü, hangi alanlarda ne şekilde yapılacağı, denetimi
yapacak olanların niteliği ve mesleki formasyonları ile denetimin
Anayasanın 125 inci maddesine uygun şekilde yargısal bir kararla sonuçlanıp
sonuçlanmayacağı hususlarını kapsaması gerekir. Çünkü, merkezi idarenin
yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki vesayet denetimi, alınan kararların
yerindeliğinin değil, yasaya uygunluğunun denetimini ile sınırlıdır ve
yasaya aykırı görülen kararların iptali istemiyle yetkili mahkemelere
götürülmesini kapsamaktadır.
Bu itibarla, 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “Bakanlığın görev alanı ile ilgili
mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek,
uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak” ve 12 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki “mimarlık, mühendislik”
ve (ı) bendindeki, “Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak
mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve
bunları denetlemek” hükümleri, Anayasanın 127 nci maddesine de aykırıdır.
Meslek kuruluşları, geniş anlamda sivil toplum
kuruluşu, dar anlamda ise kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu
olarak çoğulcu ve katılımcı çağdaş demokrasilerde çok önemli işlevlere
sahiptirler. Türkiye’de de birçok yasal ve fiili engellerle
karşılaşmalarına rağmen bir baskı grubu olarak bu işlevlerini büyük ölçüde
yerine getirebilmişlerdir.
Bu
bağlamda, meslek odalarının akarsular, göller, kıyılar, su havzaları, ormanlar,
tarım arazileri gibi doğal kaynakların; kamu arazileri, okullar,
hastaneler, devlet binaları gibi kamusal varlıkların; kent meydanları,
donatı alanları ve tarihî yapılar gibi kentsel değerlerin, bin yıldır
yaşanan mahalleler, yerleşik kültürler ve sosyal dokuların korunması ve
kamu yararına kullanılması ile toplu ulaşım, halk sağlığı, sağlıklı ve
yaşanabilir çevre, temel hak ve özgürlükler gibi konularda verdiği örgütlü
mücadele beleklerdeki tazeliğini korumaktadır.
Çalışmalarını
Anayasanın ”eşitlik” ilkesi ve “kamu yararı”doğrultusunda sürdüren meslek
kuruluşları, bu süreçte demokratik hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmayan,
saygınlıklarının toplum nezdinde “itibarsızlaştırılmasını ve gözden düşürülmesini”amaçlayan
çok yönlü girişimlerle karşılaşmalarına rağmen, kuruluş amaçları
doğrultusunda çalışmaktan geri durmamışlardır. 644 sayılı KHK ile yapılan
ve iptali istenen düzenlemeler ise, meslek odalarının özerkliğinin ortadan
kaldırılarak “kamu yararı” doğrultusunda çalışmalarını engelleme yoluyla
“otoriter rejimi” kurumsallaştırarak, doğal kaynakları, kamunun kullanımına
açık alanları, tarihi değerleri, kamu yararı dışında kullanmanın önündeki
engelleri temizleme dışında başka bir anlam taşımamaktadır.
Ayrıca, 06.04.2011
tarihli ve 6223 sayılı Yetki Kanununun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci
maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun
hükmünde kararnameler; (a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında
dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;” ifadesinden sonra 19 alt
bentte tarihi, sayısı ve adı belirtilerek 19 adet Kanun ile KHK sayılmış ve
(20) numaralı alt bentte ise, “Diğer kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma
esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve
ilgilerine ilişkin hükümlerinde, (…) denilirken; (b) bendinde ise, “Diğer
kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar işçiler, sözleşmeli
personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme,
seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve
esaslarına ilişkin olarak” denildikten ve 5 kanun ile 1 KHK sayıldıktan
sonra; (…) yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemeleri kapsar.” denilmiştir.
Bu bağlamda, Yetki Yasasında, genel ve muğlak bazı yetkiler tanınmış
olmasının Anayasaya aykırılığı bir yana, Yasanın amaç ve kapsamı
incelendiğinde, mesleki yerinden yönetim kuruluşları ile ilgili herhangi
bir düzenleme yapma yetkisinin tanınmadığı çok açıktır.
6223 sayılı Yetki Yasası özetle, bakanlıklar
arası görev dağılımını yeniden belirlemeyi amaçlamakta ve bu kapsamda
bakanlıkların birleştirilmesine, kaldırılmasına, yeni bakanlıklar
kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla
hiyerarşik ilişkilerine dair konularda düzenleme yapılmasını öngörmektedir.
Oysa, 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendiyle, “Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki
hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını
sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak” görevi Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına; 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (ı) bendiyle
ise, “Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak mimarlık ve
mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları
denetlemek” görevi ise Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verilmiş
bulunmaktadır.
Anayasanın 135 inci maddesine göre yasayla kurulan
özerk yerinden yönetim kuruluşları olan meslek odaları, herhangi bir
bakanlığa bağlı, ilgili yada ilişkili kuruluş olmadıkları gibi hiyerarşik
bağı da bulunmamaktadır. 644 sayılı KHK’nin iptali istenen, 2 nci
maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi ile 12 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) ve (ı) bentlerinde yer alan düzenlemelerin, 6223
sayılı Yetki Kanununun kapsamında olmadığı çok açık ve net bir husus
olduğundan sözü edilen düzenlemeler, Anayasanın 91 inci maddesine de
aykırıdır.
Öte yandan, 644 sayılı KHK’nın 12 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (d) bendi ile “Planlama, projelendirme, yapım ve
kamulaştırma iş ve işlemlerinde görev alacak bilirkişilerin niteliklerine
ve mesleki yeterliliklerine ilişkin usul ve esasları belirlemek” görevleri
Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü’ne verilmektedir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 15 nci maddesinde
kamulaştırma davalarında görev yapacak bilirkişilerin nasıl belirleneceği
açıklandıktan sonra, nitelik ve çalışma esaslarını belirleme yetkisi
TMMOB’nin görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı ileBayındırlık ve İskan Bakanlığı’na
verilmiştir.
Nitekim, kamulaştırma davalarında görev yapacak
bilirkişilerin nitelikleri anılan hükmün verdiği yetkiyle TMMOB’nin de
görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan
“Kamulaştırma Davalarında Bilirkişi Olarak Görev Yapacakların Nitelikleri Ve
Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik” ile belirlenerek 24 Kasım 2006
tarihli ve 26356 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
Söz konusu Kamulaştırma Kanunu hükmü yürürlükte ve
halen bu yetki Maliye Bakanlığı ile kullanılmakta iken, KHK’nın 12/1-d
bendi ile yetkinin sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilmesi yetki
çatışmasına yol açacaktır.
Gerek, planlama, projelendirme ve yapım, gerekse
kamulaştırma davalarında görev yapacak bilirkişiler mühendis, mimar ve
şehir plâncılarıdır. Bilirkişilik, bu meslek mensuplarının hizmet alanı
içinde olduğuna göre, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan
TMMOB’nin görüşü dahi alınmadan çalışma esaslarının belirlenmesinde tek
yetkilinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı haline getirilmesi Anayasanın 2
nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve 135 inci maddesine aykırıdır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı KHK ile imar
faaliyetlerinde çok geniş yetkiler aldığından, imar ve şehircilik alanında
yaygın olarak planlama, projelendirme, yapım ve kamulaştırma yapabilecektir.
Kentleşme,
planlama, çevre ile ilgili açılan davalarda da Bakanlık doğrudan taraf
olacaktır. Yani Bakanlık tarafı olacağı davalarda bilirkişilik yapacakların
niteliklerini de belirleme yetkisi almış olmaktadır. Bu nedenle bu
davalarda bilirkişilik yapacak meslek mensuplarının niteliklerinin ve
çalışma esaslarının belirlenmesinde ilgili kuruluşlar olan meslek
kuruluşlarının, üniversitelerin ve mesleki sivil toplum kuruluşlarının
görüşünün alınması, yargı kararlarında belirleyici önemi bulunan bilirkişi
raporlarının bilimsel kriterlere, kamu ve toplum yararına uygun objektif
bir şekilde hazırlanmasının güvence altına alınması bakımından büyük önem
taşıdığından yapılan düzenleme Anayasanın 2 nci maddesine bu açıdan da
aykırılık taşımaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, 644 sayılı “Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname”nin 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “…
Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve
standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve
ilgililerin kayıtlarını tutmak.” ile 12 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendindeki, “mimarlık, mühendislik,” ibaresi ile (d) bendi
ve (ı) bendindeki “Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak
mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve
bunları denetlemek” hükümleri, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 91 inci, 124 üncü,
127 nci ve 135 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
4)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (ğ) Bendindeki, “Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri
ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar
dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme,
yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları
belirlemek, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu nitelikteki uygulamalar ile
finans merkezleri ve benzeri özel proje alanları ve özel yapım gerektiren
yapılaşmalar ile” İbaresi ile 7 nci Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (f)
Bendinin ve (j) Bendindeki, “Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile
…” İbaresi ile “… milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler …”
ve “… genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri …” ve “… yanıcı,
parlayıcı ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve
sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar …” İbarelerinin
Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendi
ile, gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması
nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal
alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm
uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek, Bakanlar
Kurulunca belirlenen bu nitelikteki uygulamalar ile finans merkezleri ve
benzeri özel proje alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalara ilişkin
her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı
projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım
işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda
kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
görevleri arasında sayılmakta; 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f)
bendiyle, Bakanlar Kurulunca belirlenen proje kapsamı içerisinde kalmak
kaydıyla kamuya ait tescilli araziler ile tescil dışı araziler ve
muvafakatleri alınmak koşuluyla özel kişi veya kuruluşlara ait arazilerin
yeniden fonksiyon kazandırılıp geliştirilmesine yönelik olarak her tür ve
ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı, kamulaştırma, arazi ve arsa
düzenlemesi yapmak, yaptırmak ve onaylamak; (j) bendiyle ise, Bakanlar
Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile milli güvenliğe dair tesisler, askeri
yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, yanıcı,
parlayıcı ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve
sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar ile ilgili her tür ve
ölçekteki planların yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara
ilişkin her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını
gerektiğinde yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak yetkileri, Mekansal
Planlama Genel Müdürlüğüne verilmektedir.
Anayasanın 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında,
kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır denildikten sonra, ikinci fıkrasında
deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen
sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği
kurala bağlanmış; üçüncü fıkrasında, kıyılarla sahil şeritlerinin kullanılış
amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanmalarına olanak
sağlayan şartların kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmış; 46 ncı
maddesinin ikinci fıkrasında ise, kamulaştırma bedeli ile kesin hükme
bağlanan artırım bedelinin nakden ve peşin olarak ödeneceği kuralı
getirilirken; tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama
projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların
yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan
toprakların bedellerinin ödenme şeklinin kanunla düzenleneceği belirtilerek
bu alanlar genel kurala istisna tutulmuştur.
Anayasanın 45 inci maddesinin birinci fıkrasında,
tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve
tahribini önlemek Devletin ödevleri arasında sayılırken; 56 ncı maddesinin
birinci fıkrasında, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına
sahip olduğu belirtilmiş; ikinci fıkrasında, çevreyi geliştirmek, çevre
sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devlete ve vatandaşlara
ödev olarak yüklenmiş; 57 nci maddesinde, Devletin şehirlerin özelliklerini
ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını
karşılayacak tedbirleri alacağı, ayrıca toplu konut teşebbüslerini
destekleyeceği kuralı getirilmiş; 63 üncü maddesinde, Devletin, tarih,
kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, bu
amaçla destekleyici ve teşvik edici önlemleri alacağı hükme bağlanmış; 169
uncu maddesinin birinci fıkrasında, Devletin ormanların korunması ve
sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve önlemleri
alacağı; ikinci fıkrasında, Devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağı
ve zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği ile kamu yararı dışında irtifak
hakkına konu olamayacağı belirtildikten sonra, dördüncü fıkrasında, “Orman
olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen,
aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen
yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman
niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi
çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
tespit edilen araziler, şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak
bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” denilmiş;
170 inci maddesinin birinci fıkrasında, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve
fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi,
bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen
yerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkarılması, orman içindeki
köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet
eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisinin
kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmış ve son fıkrasında ise, orman
içinden nakledilen köyler halkına ait arazilerin devlet ormanı olarak
derhal ağaçlandırılması zorunlu tutulmuştur.
Öte yandan, Anayasanın 123 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında, idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden
yönetim esaslarına dayanacağı belirtilmiş; 127 nci maddesinin ilk
fıkrasında; “Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî
müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen
ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan kamu tüzelkişileridir.” denilerek yerel yönetimlerin genel bir
tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında, bu yönetimlerin kuruluş ve
görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla
düzenleneceği hüküm altına alınmış; beşinci fıkrasında ise, merkezi
idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet denetimi yetkisi
düzenlenmiştir.
Anayasanın yukarıda anılan maddelerindeki kurallara
ilişkin olarak ise, gecekondu, toplu konut, kıyı, orman, mera, çevre ve yerel
yönetimler alanlarında yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Bu bağlamda:
20.07.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu
Kanununun 1 inci maddesinde, mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi,
yeniden gecekondu yapımının önlenmesi ve bu amaçlarla alınması gereken
önlemler hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanacağı; 19 uncu maddesinde,
ıslaha muhtaç veya tasfiyesi gereken gecekondu bölgeleri ile yeniden halk
konutu veya nüve konut yapımına tahsis edilecek sahaların seçimi,
haritalarının hazırlanması, İmar ve ıslah planlarının düzenlenmesi, Toplu
Konut İdaresi Başkanlığının denetimi altında, ilgili belediyelerce
yapılacağı veya yaptırılacağı; Toplu Konut İdaresi Başkanlığının,
hazırlanan harita ve planları redde, düzeltilmek üzere geri göndermeye,
olduğu gibi veya değiştirerek onaylamaya ve lüzum gördüğü hallerde bu
hizmetleri kendisi yapmaya veya yaptırmaya yetkili olduğu; onaylanarak
kesinleşen planların belediye tarafından herkesin görebileceği bir yerde
bir ay süre ile asılacağı ve durumun yaygın araçlarla halka duyurulacağı
hüküm altına alınmıştır.
02.03.1984
tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesinin, 24.07.2008
tarihli ve 5793 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle değişik birinci fıkrasında,
Toplu Konut İdaresi Başkanlığının, gecekondu dönüşüm projesi
uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerde veya
valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve
imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki planlar ile imar
planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil etmeye yetkili olduğu; bu
planların, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar için
büyükşehir belediye meclisi tarafından, il ve ilçe belediye sınırları ile
mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleri
tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde ilgili valilik tarafından,
planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay
içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanacağı; belediyeler ve valilik
tarafından üç ay içerisinde onaylanmayan planların Başkanlık tarafından
re’sen onaylanacağı; 2985 sayılı Kanuna 08.11.2004 tarihli ve 5273 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesiyle eklenen ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında,
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacak veya yaptırılacak
yapılara, imar plânlarında o maksada tahsis edilmiş olmak, uygulama imar
plânı ve mevzuata aykırı olmamak üzere mimarî, statik, tesisat ve her türlü
fennî mesuliyetin Başkanlık tarafından üstlenilmesi ve mülkiyetin
belgelenmesi kaydıyla başkaca belge istenmeksizin müracaat tarihinden
itibaren onbeş gün içinde avan projeye göre yapı ruhsatı verileceği;
maddeye 27.04.2006 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen ek ikinci
fıkrasında, Belediyelerin, bu yapılarla ilgili yapı kullanma izin belgesi
müracaatları üzerine, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından geçici
kabulün yapılmış olması kaydıyla başkaca belge aranmaksızın 15 gün içinde
yapı kullanma izin belgesi vermek zorunda oldukları ve istenen diğer
belgelerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından daha sonra
tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye
Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, belediyelerin
imar, çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, konut hizmetlerini
yapacağı; (b) bendinde, kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve
kent tarihi bakımından önem taşıyan mekanların ve işlevlerinin korunmasını
sağlayacağı, bu amaçla bakım ve onarımını yapabileceği, korunması mümkün
olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebileceği; 15 inci
maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde, gayrisıhhi müesseselere ruhsat
vereceği ve denetleyeceği; (o) bendinde, gayrisıhhi işyerlerini kentin
belirli yerlerinde toplayacağı ve sıvılaştırılmış petrol gazı depolama
sahaları ve satış yerlerini belirleyeceği hüküm altına alınmış; 18 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, belediyenin imar planını
görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde çevre düzeni
planını kabul etmek belediye meclisinin yetkisine verilmiş ve 01.07.2006
tarihli ve 5538 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle eklenen ibarede, belediye
sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni
planının ilgili Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacağı ve doğrudan
belediye meclisi tarafından onaylanacağı kurala bağlanmış; 24 üncü
maddesinin ikinci fıkrasında ise, il ve ilçe belediyeleri ile nüfusu
10.000’in üzerindeki belediyelerde imar komisyonu kurulması zorunlu
kılınmış; 69 uncu maddesinde, belediye, düzenli kentleşmeyi sağlamak,
beldenin konut, sanayi ve ticaret alanı ihtiyacını karşılamak amacıyla
belediye ve mücavir alan sınırları içinde, özel kanunlarına göre korunması
gerekli yerler ile tarım arazileri hariç imarlı ve alt yapılı arsalar
üretmek; konut, toplu konut yapmak, satmak, kiralamak ve bu amaçlarla arazi
satın almak, kamulaştırma yapmak, bu arsaları trampa etmek, bu konuda
ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ve bankalarla iş birliği yapmak ve
gerektiğinde onlarla ortak projeler gerçekleştirmek ile yetkilendirilmiş;
17.06.2010 tarihli ve 5998 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik 73 üncü
maddesinin birinci fıkrasında, Belediyenin, belediye meclisi kararıyla;
konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu
hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları
oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin
tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler
almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabileceği; bir
alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için
yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu
alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunmasının şart
olduğu; ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel
dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama
yapılabilmesinin Bakanlar Kurulu kararına bağlı olduğu; ikinci fıkrasında,
kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın,
üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması, yapı
yükseklik ve yoğunluğunun belirlenmesi, alanın büyüklüğünün en az 5 en çok 500 hektar arasında
olması ve etaplar halinde yapılabilmesi hususlarının takdirinin münhasıran
belediye meclisinin yetkisinde olduğu; toplamı 5 hektardan az olmamak kaydı
ile proje alanı ile ilişkili birden fazla yerin tek bir dönüşüm alanı
olarak belirlenebileceği; üçüncü fıkrasında, büyükşehir belediye ve mücavir
alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı ilan etmeye
büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğu; büyükşehir belediye meclisince
uygun görülmesi halinde ilçe belediyelerinin kendi sınırları içinde kentsel
dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilecekleri; dördüncü fıkrasında,
büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim
projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, bina
inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar işlemlerini ve
3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere verilen
yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğu; altıncı
fıkrasında, kentsel dönüşüm ve gelişim alanları içinde yer alan eğitim ve
sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkullerin harca esas değer
üzerinden belediyelere devredileceği; onbirinci fıkrasında, kentsel dönüşüm
ve gelişim projelerini gerçekleştirmek amacıyla; belediyenin imar
uygulaması yapmaya yetkili olduğu; son fıkrasında ise, bu Kanunun konusu
ile ilgili hususlarda Başbakanlık Toplu Konut İdaresine 2985 sayılı Kanun
ve diğer kanunlarla verilen yetkilerin saklı olduğu hüküm altına alınmış;
Kanunun 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, belediye tarafından deniz,
akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanların, Kıyı Kanunu ve
ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı
tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde ise büyükşehir belediyelerinin
tasarrufuna bırakılacağı hükmü getirilirken; 80 inci maddesinde ise,
belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, kara yolu ile yolcu taşıma
hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerin şehirlerarası otobüs terminali
kurmalarına ve işletmeleri ile her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış
petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım
imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin
verilebileceği; akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar
plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesinin şart olduğu ve bu
istasyonlara çalışma ruhsatının büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi
tarafından verileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, Kanunun “Uygulanmayacak hükümler” başlıklı
84 üncü maddesinde, 5393 sayılı Kanunla, belediyenin sorumlu ve yetkili
kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak 03.05.1985 tarihli ve 3194
sayılı İmar Kanununda, 5393 sayılı Kanuna aykırılık bulunması durumunda
5393 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
04.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun;
- “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, Kanunun,
deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin
kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeleri ve bu yerlerden
kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esasları kapsadığı;
- “İstisnalar” başlıklı 3 üncü maddesinde, askeri
yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülke güvenliği ile doğrudan
ilgili, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerlerde
(konut ve sosyal tesisler hariç) özel kanun hükümlerine, diğer özel
kanunlar uyarınca belirlenmiş veya belirlenecek yerlerde ise özel
kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine uyulacağı;
- “Genel Esaslar” başlıklı 5 inci maddesinde,
kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, herkesin eşit ve
serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, kıyı ve sahil şeritlerinden
yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği; kıyıda ve sahil
şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin
tespitinin zorunlu olduğu;
- “Kıyının Korunması, Yapı Yasağı ve Kıyıda
Yapılacak Yapılar” başlıklı 6 ncı maddesinde, kıyıda, uygulama imar planı
kararı ile;
- (a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım,
dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane,
tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına
kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesislerin,
- (b) faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan
başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su
ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve
tesislerin,
- (c) organize turlar ile seyahat eden kişilerin
taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün
teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman
hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik
bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü
alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye
çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri,
haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka
hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup,
kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz
yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanlarının,
- (d) uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de
spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu Bakanlığın izni
doğrultusunda, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanununun (I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde düzenlenen özel bütçeli
idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor
aktiviteleri ve organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor
tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda bunların tamamlayıcı konaklama
tesislerinin yapılabileceği ve özelleştirme kapsam ve programına alınan ve
sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu
alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim
birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal
altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma
şartlarının imar plânı ile belirleneceği;
- “Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu
Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 7 nci maddesinde, kamu
yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl
ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma
suretiyle arazi elde edilebileceği; bu gibi yerlerde doldurma veya
kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifinin, valilik
görüşü ile birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderileceği;
Bakanlığın, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle
teklifi inceleyeceği; uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından
uygulama imar planının hazırlanacağı; bu yerler için yapılacak planlar hakkında
İmar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, bu planların Bayındırlık ve
İskan Bakanlığı tarafından, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında
kalan alanlardaki planların ise, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre tasdik
edileceği; doldurma ve kurutma işlemlerinin yürürlükteki mevzuat
hükümlerine göre yapılacağı; bu arazilerin Devletin hüküm ve tasarrufu
altında olduğu ve özel mülkiyet konusu olamayacağı; bu alanlar üzerinde 6
ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve
çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebileceği;
- Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar başlıklı 8
inci maddesinde, uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil
şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve
tesis yapılamayacağı; uygulama imar planı bulunan yerlerde ise, duvar, çit,
parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamayacağı;
ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla 6 ncı ve 7 nci maddede
belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla
konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabileceği;
- “Kıyı Kenar Çizgisinin Tespiti” başlıklı 9 uncu
maddesinde, kıyı kenar çizgisinin, valiliklerce, kamu görevlilerinden
oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edileceği; bu
komisyonun, jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro
mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden
oluşacağı, komisyonca tespit edilip valiliğin uygun görüşü ile birlikte
gönderilen kıyı kenar çizgisinin, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca
onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği;
- “Kıyı ve Sahil Şeridinde Planlar” başlıklı 10
uncu maddesinde, kıyıda ve sahil şeridindeki planların bu Kanunun ve buna
dayanılarak çıkarılacak yönetmeliğin hükümlerine aykırı olamayacağı; bu
yerlerde düzenlenen planlardan, imar mevzuatı veya yerin özelliği
dolayısıyla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına girenlerin, anılan
Kanunun 7 nci maddesine göre onaylanarak kesinleşeceği;
Hüküm altına alınmıştır.
12.03.1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik
Kanununun 7 nci maddesinde ise, Kültür ve Turizm Bakanlığının, kültür ve
turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekte
planları yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkili
olduğu; kültür ve turizmi koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm
merkezlerinde Bakanlıkça yapılacak alt yapı ve planlama işlemlerine esas
olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından istenilen bilgi, belge ve
görüşün üç ay içinde verileceği; bu süre sonunda bilgi, belge ve görüşün
verilmemesi durumunda ilgili iş ve işlemlerin Bakanlıkça re’sen tesis
edileceği belirtilmiştir.
31.08.1956
tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinde, orman sayılan
yerlerden, (A) bendinde, öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen
veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim
ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına
dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi
içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına
dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerlerin, (B) bendinde ise,
31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam
olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik,
fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım
alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında
yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının
toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının orman sınırları dışına
çıkartılacağı; ikinci fıkrasında, orman
sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, tüzel
kişiliğe sahip kamu kurumlarına ait ise bu kurumlar adına, özel orman ise
sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılacağı ve uygulama
kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işleminin yapılacağı
belirtilmiş; üçüncü fıkrasında, bu yerler dışında orman sınırlarında
hiçbir suretle daraltma yapılamayacağı kuralı getirilmiş; dördüncü
fıkrasında, bu madde hükümlerinin, muhafaza ormanı, millî park alanları, tabiat
parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen
ormanlık alanlar ve 3 üncü madde ile orman rejimi içine alınan yerlerde bu
niteliklerinin devamı süresince; yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde
uygulanmayacağı ve beşinci fıkrasında ise, bu maddenin (B) bendi ile orman
sınırları dışına çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11 inci ve 12 nci maddeleri
gereğince fiili durumlarına göre ifraz edilerek bedeli karşılığı satılacak
yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanıncaya kadar
ecri misil alınmayacağı hüküm altına alınmış; 7 nci maddesinin birinci
fıkrasında, Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da
herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, tüzel
kişiliğe sahip kamu kurumlarına ait ormanların, özel ormanların, orman
kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit
taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2
nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde
tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işlerinin de orman kadastro
komisyonları tarafından yapılacağı düzenlenmiş; 13 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (B) bendinde, Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunup,
köylerde veya dağınık yerlerde oturanlardan; yerinde kalkındırılmaları
mümkün görülmeyen veya su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim
yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan bu köyler halkının kısmen veya
tamamen öncelikle bu Kanunun 2 nci madde birinci fıkrasının (A) bendinde
belirtilen orman sınırları dışına çıkarılan yerlere, bu mümkün olmadığı
takdirde diğer yerlere nakil ve yerleştirilmelerine, Köy İşleri ve
Kooperatifler Bakanlığının görüşü de alınarak Tarım ve Orman Bakanlığının
teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verileceği; nakledilen köyler
halkına ait arazilerin, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılacağı hüküm
altına alınmıştır.
17.10.1983
tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında
Kanunun 2 nci maddesinde, bu Kanunun, 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci
maddesi uyarınca orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları
dışına çıkarılan; “(a) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından
hiçbir yarar görülmeyip, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin
yarar görülen yerleri, (b) Otlak, kışlak, yaylak gibi yerleri, (c) Tarla,
bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi
çeşitli tarım alanlarını, () Şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak
bulunduğu yerleşim sahalarını” kapsadığı; 3 üncü maddesinde, orman kadastro
komisyonlarınca, orman sınırı dışına çıkarılan yerler, Orman Bakanlığının
talebi üzerine Hazine adına tescil edileceği ve bu yerlerin bu Kanunun
hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçeceği; 4 üncü
maddesinde, 4 üncü maddesinde, orman içi köyler halkının yerleştirilmesi
maksadıyla orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edilip,
Tarım ve Orman Bakanlığı emrine geçen yerlerin; iklim ve toprak yapısına en
uygun tarım arazisine dönüştürülmek ve yerleşim yeri halinde düzenlenmek
üzere Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığınca ıslah ve imar, Tarım ve
Orman Bakanlığınca ihya edileceği; 5 inci maddesinde, ıslah, imar ve ihya
edilen taşınmaz malların, tarımsal işletme tipleri, verim değerleri ve
yerleşim planları dikkate alınarak yönetmelikle belirlenen esaslara göre
Tarım ve Orman Bakanlığınca ifraz edileceği ve ifraz edilen bu yerlere
yerleştirilecek orman içi köyler halkının nakil ve yerleştirme işlemlerinin,
6831 sayılı Orman Kanunu ve 2510 sayılı İskan Kanunu hükümlerine göre
yürütüleceği; 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun 2 nci madde
(c) bendi kapsamına giren tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik,
fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi tarım alanları ve buralardaki
yapı ve tesislerin yerlerinin; orman sınırları dışına çıkarıldıkları
tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek, bu yerleri kullanan
kişilere, rayiç bedelleri peşin veya on yıllık süre içinde ve eşit taksitle
alınmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığınca satılacağı; 12 nci maddesinin
birinci fıkrasında, bu Kanunun 2 nci maddesinin (d) bendi kapsamına giren,
köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarının, orman
sınırları dışına çıkarıldığı tarihteki fiili durumlarına göre ifraz
edilerek üzerinde yapısı bulunan hak sahibi kişilere, rayiç bedeli peşin
veya beş yıllık süre içinde ve yıllık eşit taksitle alınmak üzere, Orman
Bakanlığınca satılacağı; ikinci fıkrasında, bu kişilerin hak sahibi
olabilmesi için köy nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde
ikamet etmiş bulunmaları gerekeceği; üçüncü fıkrasında, hak sahipliliği
tanımına girmeyen kişilerce işgal edilen yerlerin, aynı köydeki başka bir
hak sahibine üzerindeki yapısı ile birlikte tespit edilecek rayiç bedel
üzerinden ve yapının bedeli peşin olarak satılıp, yapı bedeli sahibine
defaten iade olunacağı; 21 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin
uygulanmasına ilişkin şekil, şart ve esaslar ile ifraz işlemlerinin
Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikte düzenleneceği; yönetmeliğin,
Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığı, İmar ve İskan Bakanlığı, Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğünün görüşleri de alınarak, Tarım ve Orman Bakanlığınca
bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde hazırlanacağı
hüküm altına alınmıştır.
25.02.1998
tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında
mera yaylak ve kışlakların kullanma hakkının bir veya birden çok köy veya
belediyeye ait ve bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu; üçüncü
fıkrasında, mera yaylak ve kışlakların, özel mülkiyete geçirilemeyeceği,
amacı dışında kullanılamayacağı, zaman aşımı uygulanamayacağı, sınırlarının
daraltılamayacağı; ancak kullanım hakkının kiralanabileceği; 6 ncı
maddesinin birinci fıkrasında, mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit
ve tahsisinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılacağı; ikinci fıkrasında
mera komisyonunun valilik onayı ile oluşturulacağı; 9 uncu maddesinin
birinci fıkrasında, komisyonca görevlendirilen teknik ekiplerin mevcut
mera, yaylak ve kışlaklar ile bu Kanun gereğince mera, yaylak ve kışlak
kapsamına alınacak alanları tespit ederek bu alanların sınırlarının
belirlenmesi ve işaret konulması işlemlerini yapacağı ve 1/5000 ölçekli
haritalarını düzenleyerek bu yerleri sınırlandıracağı; 14 üncü maddesinde,
tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda
gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı; ancak, bu Kanuna veya daha
önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan
veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden, (a) bendinde, Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve
6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre arama faaliyetleri sonunda
rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan; (b)
bendinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm yatırımları
için zaruri olan; (c) bendinde, kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan;
(d) bendinde, köy yerleşim
yeri ile uygulama imar plânı veya uygulama plânlarına ilave imar
plânlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması,
millî park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihî ve kültürel
varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi,
bu kaynaklarda yapılması gereken su ürünleri üretimi ve termale dayalı
tarımsal üretim faaliyetleri için ihtiyaç duyulan; (e) bendinde, 442 sayılı
Köy Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddeleri kapsamında kullanılmak üzere
ihtiyaç duyulan; (f) bendinde, ülke güvenliği ve olağanüstü hal
durumlarında ihtiyaç duyulan; (g) bendinde, doğal afet bölgelerinde
yerleşim yeri için ihtiyaç duyulan; (ğ) bendinde, Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine, 4628 sayılı Elektrik Piyasası
Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve 5015 sayılı Petrol
Piyasası Kanunu hükümlerine göre, petrol iletim faaliyetleri ile elektrik
ve doğal gaz piyasası faaliyetleri için gerekli bulunan; (h)
bendinde, jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan,
yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun
görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebileceği ve söz konusu
yerlerin tescillerinin Hazine adına, vakıf meralarının tescillerinin ise
vakıf adına yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
09.08.1983
tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun;
- 1 inci
maddesinde, kanunun amacının bütün canlıların ortak varlıkları olan
çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri
doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu;
- 3 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, çevre politikalarının
oluşmasında katılım hakkının esas olduğu; Bakanlık ve yerel yönetimlerin;
meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre
hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratma yükümlü oldukları; (j)
bendinde, çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre
sorunlarının çözümüne yönelik gerekli teknik, idarî, malî ve hukukî
düzenlemelerin Bakanlığın koordinasyonunda yapılacağı;
- 4 üncü
maddesinde, Başbakanın başkanlığında, Başbakanın bulunmadığı zamanlarda
Çevre ve Orman Bakanının (şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)
başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği sayıda bakan ile Bakanlık Müsteşarından
oluşan Yüksek Çevre Kurulu kurulduğu; Kurulun çalışmaları ile ilgili
konularda ön hazırlık ve değerlendirme yapmak üzere, Bakanlık Müsteşarının
başkanlığında ilgili bakanlık müsteşarları, diğer kurum ve kuruluşların en
üst düzey yetkili amirlerinin katılımı ile toplantılar düzenleneceği ve bu
toplantılara gündeme göre ilgili kamu kurumu niteliğindeki kuruluşların
birlik temsilcileri, meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, yerel
yönetim temsilcileri, üniversite temsilcileri ve bilimsel kuruluşların
temsilcilerinin davet edileceği;
- 5 inci maddesinin (a) bendinde, etkin bir çevre
yönetiminin sağlanması için hedef, politika ve strateji belirlemenin; (b)
bendinde, sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde ekonomik kararlara
çevre boyutunun dahil edilmesine imkân veren hukukî ve idarî tedbirleri
belirlemenin; (c) bendinde, birden fazla bakanlık ve kuruluşu ilgilendiren
çevre konularına ilişkin uyuşmazlıklarda nihai kararı vermenin Yüksek Çevre
Kurulunun görevleri olduğu;
- 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde
çevrenin korunması amacıyla, doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik
ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunmasının esas olduğu ve
biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esaslarının, yerel yönetimlerin,
üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların
görüşleri alınarak belirleneceği; (b) bendinde, ülke fizikî mekânında,
sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi
gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi
ihtiyaçlarının karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek
amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve
havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânlarının
Bakanlıkça yapılacağı, yaptırılacağı ve onaylanacağı; bu bölgelere ilişkin
plân ve projelerde; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu
maddesi, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun plân onama
yetkisini düzenleyen hükümleri, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 8 inci maddesinin tabiat varlıkları, doğal
sit alanları ve bunların korunma alanlarının tespit ve tescili dışında
kalan yetkileri düzenleyen hükümleri ile aynı Kanunun 17 nci maddesinin (a)
bendi hükümlerinin uygulanmayacağı;
- 10 uncu maddesinde, gerçekleştirmeyi
plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum,
kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje
tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları ve Çevresel Etki
Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli
Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı
ve kullanım ruhsatının verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı
ve ihale edilemeyeceği;
Hüküm altına alınmıştır.
18.12.1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak
Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun;
- 1 inci maddesinde, Kanunun amacının, yurt
savunması bakımından hayati önemi haiz askeri tesisler ve bölgeler ile
sınırların, güvenlik ve gizliliğini sağlamak için bunların çevrelerinde,
kıyılarında ve havalarında; kara, deniz ve hava askeri yasak bölgelerinin;
yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan veya
kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da geçici bir zaman için faaliyetten
alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya toplum hayatı bakımından olumsuz
sonuçlar doğurabilecek; diğer askeri tesis ve bölgeler ile kamu veya özel
kuruluşlara ait her türlü yer ve tesislerin etrafında güvenlik
bölgelerinin, kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine
ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesi olduğu;
- 2 nci maddesinde,Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar
Kurulu kararı ile askeri yasak bölgeler kurulabileceği veya
kaldırılabileceği; askeri yasak bölgelerin 1 inci ve 2 nci derece askeri
yasak bölge olmak üzere ikiye ayrıldığı;
- 3 üncü
maddesinde, Askeri güvenlik bölgeleri Genelkurmay Başkanlığınca; kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel
güvenlik bölgelerinin ise, Genelkurmay Başkanlığının lüzum göstermesi veya
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin veya İçişleri
Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Genelkurmay Başkanlığının uygun
görmesi kaydıyla Bakanlar Kurulunca kurulabileceği veya kaldırılabileceği;
- 4 üncü
maddesinde, askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması
hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması
hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve
koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırlarının da belirtileceği;
- 6 ncı
maddesinde, birinci derece askeri bölgelerin ilan edilmeyeceği; 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasında, ikinci derece kara askeri yasak bölgelerin
sınırları Resmi Gazete’de yayımlanacağı;
- 7 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının değişik (e) bendinde birinci derece kara askeri yasak bölgelerin, fotoğraf
ve filminin çekilmesi, harita, resim ve krokisinin yapılması, not alınması
veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgenin savunma ve
güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar
kullanılması, bu amaçla görevlendirilmiş olanlar ile Genelkurmay Başkanlığı
tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilere yasak olduğu; 9 uncu
maddesinin birinci fıkrasının değişik (h) bendinde, ikinci derece kara
askeri yasak bölgelerin içindeki askerî tesislerin ve bölgeden birinci
derece kara askerî yasak bölgelerinin dürbünle gözetlenmesi, bölgenin
fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim ve krokisinin yapılması, not
alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgenin
savunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar
kullanılması, bu amaçla görevlendirilmiş olanlar ile Genelkurmay Başkanlığı
tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilere yasak olduğu;
- 20 nci
maddesinin (a) bendinde, kamu veya özel kuruluşlara ait stratejik değeri
haiz her türlü yer ve tesislerin çevresinde bu Kanun hükümlerine göre özel
güvenlik bölgeleri kurulabileceği; (b) bendinde, birinci derece kara ve
deniz askeri yasak bölgesi olarak ilan edilmeyen Silahlı Kuvvetlere ait
kışla, kıta, karargah, kurum, ordugah ve tesisler ile sualtı ve su üstü
tesislerinin, her türlü patlayıcı, yanıcı, akaryakıt ve gizlilik dereceli
maddelerin konmasına tahsis edilmiş sabit ve seyyar depo ve
cephaneliklerle, bu gibi maddeleri dolduran, boşaltan tesisler ve atış
poligonlarının çevresinde; bu yerlerin dış sınırlarından itibaren en fazla
dörtyüz metreye kadar geçen noktaların birleştirilmesi ile tespit edilecek
askeri güvenlik bölgelerinin Genelkurmay Başkanlığınca tesis edilebileceği;
bu bölgelerin çevresinin işaretlenmesine ilişkin esaslar yönetmelikte
gösterileceği;
Hüküm
altına alınmıştır.
Öte
yandan, askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi ilan edilecek yerlerin
harita plan ve krokilerinin talepte bulunan Kuvvet Komutanlıkları ile
Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılacağı 17.01.1983 tarih ve
83/5949 sayılı BKK ile yürürlüğe giren (RG: 30.04.1983/18033) Askeri Yasak
Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliğinde belirtilmiştir.
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (ğ) bendi ile Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri
ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar
dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme,
yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları
belirlemek yanında, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu nitelikteki
uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel proje alanları ve özel
yapım gerektiren yapılaşmalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita,
plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak,
kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma
izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri arasında sayılmaktadır.
644 sayılı KHK’nin
Anayasal dayanağını oluşturan 6223 sayılı Yetki Yasasının “Amaç ve kapsam” başlıklı
1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Bu Kanuna göre çıkarılacak
kanun hükmünde kararnameler; (a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında
dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;” ifadesinden sonra 19
alt bentte tarihi, sayısı ve adı belirtilerek 19 adet Kanun ile KHK
sayılmış ve (20) numaralı alt bentte ise, “Diğer kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma
esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerine
ilişkin hükümlerinde, (…) denilirken; (b) bendinde ise, “Diğer kamu kurum
ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar işçiler, sözleşmeli personel ile
diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi,
yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına
ilişkin olarak” denildikten ve 5 kanun ile 1 KHK sayıldıktan sonra; (…)
yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemeleri kapsar.” denilmiştir. Bu
bağlamda, 6223 sayılı Yetki Yasası özetle, bakanlıklar arası görev dağılımını
yeniden belirlemeyi amaçlamakta ve bu kapsamda bakanlıkların
birleştirilmesine, kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan
bakanlıkların bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik
ilişkilerine dair konularda düzenleme yapılmasını öngörmektedir.
Oysa iptali istenen hükümlerden sadece (ğ) bendinde
yer alan düzenleme dahi, 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu,
20.07.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu, 12.03.1982 tarihli ve
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre
Kanunu, 17.10.1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun, 02.03.1984 tarihli ve 2985
sayılı Toplu Konut Kanunu, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu,
04.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu, , 25.02.1998 tarihli ve 4342
sayılı Mera Kanunu, 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi
Kanunu, 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve
03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununu ilgilendirmekte ve
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlenmesi
görüntüsü altında söz konusu kanunlarla değişik kamu kurum ve kuruluşlarına
verilen görev ve yetkiler, bir yandan hukuki varlıklarını sürdürür ve buna
karşın eylemsel işlevlerini yitirirlerken, diğer yandan Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı uhdesinde merkezileştirilmektedir.
Yetki Yasasında Bakanlar Kuruluna,
genel ve muğlak bazı yetkiler tanınmış olmasının Anayasaya aykırılığı bir
yana, Yasanın amaç ve kapsamı incelendiğinde, yukarıda sıralanan yasaları
kapsamadığı ve dolayısıyla söz konusu yasalarla değişik kamu kurum ve
kuruluşlarına verilen görev ve yetkilerin eylemsel işlevlerine son
verilmesine ve bu görev ve yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında
merkezileşmesine olanak tanımadığı çok açıktır. Bu bağlamda, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (ğ) bendinde yer alan ve iptali istenen
düzenlemeler, 6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamında olmadığından
Anayasanın 91 inci maddesine aykırıdır ve iptali gerekmektedir.
Öte yandan, gecekondulaşmanın önlenmesi, ıslahı,
kentsel dönüşüm projelerine konu oluşturması ile iyileştirme, yenileşme ve
dönüşüm uygulamalarında uyulacak usul ve esaslar hakkında, 775 sayılı
Gecekondu Kanunu, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 3194 sayılı İmar
Kanununun çeşitli maddeleri ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 69 uncu ve
73 üncü maddelerinde düzenlemeler yapılmış; kıyı, kıyı çizgisi, kıyı kenar
çizgisi ve sahil şeridinin tanımı, kıyılar ile kıyılardan yararlanmadaki
temel esaslar, kıyıların korunması ile kıyılarda yapılabilecek yapılar,
kıyılarda doldurma ve kurutma yoluyla arazi kazanılması ile bu arazilerde
yapılabilecek yapılar, sahil şeridinde yapılabilecek yapılar, kıyı ve sahil
şeridindeki planlar, kıyı kenar çizgisini tespite yetkili komisyonlar ile
görevli ve yetkili kamu kurumları 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4 üncü, 5
inci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 10 uncu ve 11 inci maddelerinde düzenlenmiş;
ayrıca imar planı ve parselasyon işlemlerinin usul ve esasları hakkında,
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 3194 sayılı
İmar Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanununda muhtelif düzenlemeler
getirilmiş; orman sayılan yerlerden, orman sınırları dışına çıkarılacak
yerler ve bu yerlerin kullanım amaçları, değerlendirilmesi, imar, ifraz ve
satış işlemleri ile diğer düzenleyici işlemler hakkında, Anayasanın 169
uncu ve 170 inci maddeleri ile 6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde ve 2924
sayılı Kanunun 2 nci, 3 üncü, 4 üncü, 5 inci, 11 inci, 12 nci ve 21 inci
maddelerinde düzenlemeler yapılmış; mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis
edilmiş arazilerden, hangilerinin kapsam dışına çıkarılabileceği ve ne
amaçla kimler tarafından kullanılabileceği 4342 sayılı Mera Kanununun 14
üncü maddesinde (a)’dan (h)’a dokuz bent halinde sayılmıştır.
Ayrıca, kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde
yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce
uyulacak usul ve esaslar, 775 sayılı Gecekondu Kanunu, 2985 sayılı Toplu
Konut Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanununun çeşitli maddeleri ile 5393 sayılı
Belediye Kanununun 69 uncu ve 73 üncü maddelerinde belirlenmenin yanında,
Bakanlar Kurulunca veya başka bir organ yada kurum ve kuruluşça belirlenecek
uygulamalar, yada özellikli, özelliksiz, sade, kompleks, değişik işlevli
proje ve yapılaşmaların her tür ve ölçekteki etüt, harita, imar planı,
parselasyon planı ve yapı projelerinin hazırlanma usul ve esasları ve
ruhsatlandırma ve kullanma izinleri ile yetkili kamu kurum ve kuruluşları
ve idareler ise, başta 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan
yönetmelikler ile 5393 sayılı Belediye Kanunu olmak üzere, 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 775 sayılı
Gecekondu Kanunu, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 2634 sayılı Turizmi
Teşvik Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2924 sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve
4342 sayılı Mera Kanununda bütün ayrıntılarıyla düzenlenmiştir.
Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile
niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar
dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme,
yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esaslar,
yukarıda sıralanan yasalarda ve bu yasalara göre çıkarılan yönetmeliklerde
düzenlenmiş ve her alanda yürütülecek uygulamalar ile her türlü proje ve
yapılaşmalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon
planı ve yapı projelerinin yapılması, yaptırılması, onaylanması ile ruhsat
ve yapı kullanma izinlerinin verilmesindeki usul ve esaslar yanında yetkili
kamu kurum ve kuruluşları ile idareler yasalarda belirlenmişken; bunların
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri arasında sayılması birden çok
Anayasal sorunu beraberinde getirmiştir.
Bir hukuk devletinde, hukuk düzeninin belirliliği
esastır. Hukuk güvenliği, kurallarda belirlilik, öngörülebilirlik, genellik
ve soyutluk gerektirir. Hukuk devletinde yargı denetiminin sağlanabilmesi
için, yönetimin bir bütün olarak görev ve yetkilerinin yetki çatışmasına
dayalı, çelişkili, niteliği tartışmalı ve içeriği belirsiz olmaması, her
idarenin görev ve yetkilerinin bir başkasınınkini örtülü şekilde işlevsiz
kılmaktan uzak bir şekilde açık ve net olarak düzenlenmesi gerekir.
Söz konusu yasa hükümlerinin hukuki varlıklarını
sürdürürken, eylemsel işlevlerini yitirmeleri ve 644 sayılı KHK’nin 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendiyle getirilen yeni
düzenlemelerin, mevcut yasalardaki kuralları değiştirmeden, onları etkisiz
hale getirmeyi amaçlayan çelişkili ve çelişik yapısı, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı ile merkezi idarenin diğer kurum ve kuruluşları, belediyeler ve
il özel idareleri arasında yetki çatışmasını da içeren niteliği tartışmalı,
içeriği belirsiz, karmaşık ve kaotik bir hukuki yapının doğmasına yol
açtığından, hukuk güvenliğini zedelemekte, hukuk düzeninin belirliliğini
ortadan kaldırmakta ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığından,
Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık
oluşturmaktadır.
Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile
niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar
dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme
ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esaslar, yukarıda
sıralanan yasalarda ve bu yasalara göre çıkarılan yönetmeliklerde
düzenlenmişken; bu konularda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ayrıca
“idarelerce uyulacak usul ve esasları belirleme” yetkisi verilmesi, mevcut
yasalarda yer almayan hususlarda yeni kurallar içeren düzenlemeler yapmayı
içermektedir ki, bu husus kaynağını Anayasadan almayan bir yetkinin
kullanılmasını ve yasama yetkisinin idareye devrini öngördüğünden, Anayasanın
6 ncı, 7 nci ve 87 nci maddelerine aykırıdır.
Öte yandan, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu
nitelikteki uygulamalar gibi soyut bir niteleme ile finans merkezleri ve
benzeri özel proje alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalara ilişkin
gibi belirli bir mali gücü ve dolayısıyla girişimcilerine idareler üzerinde
baskı, yönlendirme ve hatta kural dışı satın alma gücü sağlayabilen proje
ve yapılaşmalar, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216
sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu
hükümlerinin dışına çıkarılarak girişimcilerine ayrıcalık tanınmakta ve her
tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerinin
yapılması, yaptırılması, onaylanması, kamulaştırılması, ruhsat ve yapım
işlerinin gerçekleştirilmesi, yapı kullanma izinlerinin verilmesi ve bu
alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasının sağlanması yetkileri Çevre ve
Şehircilik Bakanlığında merkezileştirilmektedir.
Kamu yararına sonuç
doğurmayacak, kamu hizmetinin nitelikleriyle bağdaşmayan, adalet
anlayışıyla yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı ve makul olmayan böyle bir
durumun, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile
bağdaştırılamayacağı ve 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturacağı açıktır. Çünkü bir hukuk devletinde tüm kamu işlemlerinin
nihai amacı, kamu yararıdır. Bir hukuk devleti, adil ve makul olmak
durumundadır. Kamu hizmetinin gerekleriyle bağdaşmayan, adil ve makul
olmayan bir düzenlemenin, kamu yararına olduğu ve hukuk devleti ilkesi ile
bağdaştığı söylenemeyeceği gibi mali gücü olanların genel kurallardan
istisna tutulmasının yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olduğu da ileri
sürülemez.
Öte yandan, 644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (f) bendiyle, Bakanlar Kurulunca belirlenen proje
kapsamı içerisinde kalmak kaydıyla kamuya ait tescilli araziler ile tescil
dışı araziler ve muvafakatleri alınmak koşuluyla özel kişi veya kuruluşlara
ait arazilerin yeniden fonksiyon kazandırılıp geliştirilmesine yönelik
olarak her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı,
kamulaştırma, arazi ve arsa düzenlemesi yapmak, yaptırmak ve onaylamak;
yetkileri, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmektedir.
“Kamuya ait tescilli araziler ile tescil dışı
araziler” kavramının niteliği ve içeriği belirgin olmadığı gibi “tescilli
araziler” ile tapuya kayıtlı taşınmazlar kastediliyor ise, Hazine yanında
tüzel kişiliği bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimlerin de
taşınmaz sahibi olabildiklerini ve bunların içinde 6831 sayılı Kanunun 2
nci maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılarak 2924 sayılı Kanunun 3
üncü maddesine göre Hazine adına tescil ettirilip, yönetimi Orman Bakanlığı
emrine geçen yerler ile 2863 sayılı Kanunda düzenlenen taşınmaz kültür ve
tabiat varlıkları, sit alanları ve ören yerleri gibi yapılaşmaya kapalı
alanların; “tescil dışı araziler” ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki
yerler kastediliyor ise, bunların içinde kıyılar yanında, orman, mera,
yaylak ve kışlaklar gibi hukuki statüsü değiştirilmeden mülkiyete konu
oluşturmayan yerlerin de olduğunu belirtmek gerekir.
Bentte geçen, “yeniden fonksiyon kazandırılıp
geliştirilmesine” ifadesi ile ise, doğrudan imar/kent rantı yaratmaktan söz
edildiği çok açıktır.
Anayasanın 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasında,
idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esaslarına dayanacağı belirtilmiş; 127 nci maddesinin birinci fıkrasında,
“Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar
organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan kamu tüzelkişileridir.” denilerek yerel yönetimlerin genel bir
tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında bu yönetimlerin kuruluş ve
görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla
düzenleneceği belirtilmiş; beşinci fıkrasında ise, merkezi idarenin yerel
yönetimler üzerindeki vesayet yetkisi düzenlenerek, idari vesayet yoluyla
yerel yönetimlerin özerkliği ile idarenin bütünlüğü ilkesi arasında bir
denge kurulmuştur.
Anayasada mekansal planlama yapma yetkisinin kime
ait olduğu hususunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yerelde
uygulanacak imar planları ile parselasyon planlarının, birlikte yaşamaktan ve
hemşerilik ilişkisinden doğan mahalli müşterek bir hizmet olduğu göz ardı
edilemez. Buna göre yerel ortak gereksinimleri karşılamakla görevli yerel
yönetimlerin, yerel imar plânlarının yapılmasında parsel düzeyine kadar
3194 sayılı İmar Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümlerine rağmen
dışlanması ve imar/kent rantları yaratmak amacıyla her tür ve ölçekte etüt,
harita, plan, parselasyon planı, kamulaştırma, arazi ve arsa düzenlemesi
yapmak, yaptırmak ve onaylamak görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
genel müdürlüğüne verilmesi; ayrıca bunun kapsamına mülkiyeti belediye ve
il özel idarelerine ait tescilli arazilerin de alınması Anayasanın 123 üncü
ve 127 nci maddeleriyle bağdaşmamaktadır.
Kaldı ki, Anayasa Devlete, imar/kent rantları
yaratma değil; kıyılardan yararlanmada kamu yararını gözetme (md. 43);
tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve
tahribini önleme (md. 45); çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve
çevre kirliliğini önleme (md. 56); şehirlerin özelliklerini ve çevre
şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak
önlemleri alma ve toplu konut teşebbüslerini destekleme (md. 57); tarih,
kültür ve tabiat varlıklarını koruma (md. 63); ormanları koruma ve
sahalarını genişletme (169) ve orman köylüsünü koruma (md. 170) görevlerini
vermiştir.
Bu itibarla, 644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (f) bendi, Anayasanın 43 üncü, 45 inci, 56 ncı, 57
nci, 63 üncü, 123 üncü, 127 nci, 169 uncu ve 170 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (j) bendiyle ise, Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile
milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak
alanları, özel güvenlik bölgeleri, yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde
üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanlar ile ilgili her tür ve ölçekteki planların
yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara ilişkin her tür ve ölçekteki
harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak, yaptırmak
ve resen onaylamak yetkileri, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne
verilmektedir.
Bentte, “Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar
ile” denilmekle yetinilmiş; Bakanlar Kuruluna verilecek yetkinin amacı ve
ilkeleri belirtilmediği gibi kapsamı ve çerçevesi çizilmemiş; amacı
olmayan, kapsamı sınırsız ve ilkeleri belirsiz bir alanla ilgili her tür ve
ölçekteki planların yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara
ilişkin her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını
gerektiğinde yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak yetkileri, Bakanlar
Kurulu Kararı üzerinden Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.
İdarenin kanuniliği ilkesi, idarenin ve organlarının
görev ve yetkilerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde yasayla
düzenlenmesini gerekli kılar. Bakanlar Kurulunu yasa ile yetkilendirme,
Anayasanın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez. İmar
planları 3194, 5393 ve 5302 sayılı Kanunlardaki açık ve tartışmasız
hükümlere göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerce,
dışında ise il özel idarelerince yapılması gereken alanların, her tür ve
ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak,
yaptırmak ve resen onaylamak yetkilerinin Mekansal Planlama Genel
Müdürlüğüne verilmesi amacıyla Bakanlar Kuruluna, hiçbir ölçü getirilmeden,
amacı ve temel ilkeleri ortaya konulmadan, kapsamı ve çerçevesi çizilmeden,
yürütmenin düzenleme yetkisinin sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki
olduğu gözetilmeden, sınırsız ve belirsiz bir alanı belirleme yetkisi
verilmesi, yasama yetkisinin devri sonucunu doğurmakta ve bu yanıyla
Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 87 nci maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.
18.12.1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak
Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre, askeri yasak bölgeler,
Genelkurmay Başkanlığının istemi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile (md.2);
askeri güvenlik bölgeleri, Genelkurmay Başkanlığınca; kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel
güvenlik bölgeleri ise, Genelkurmay Başkanlığının istemi veya Milli
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin veya İçişleri Bakanlığının
göstereceği lüzum üzerine Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi üzerine
Bakanlar Kurulunca kuruluyor veya kaldırılıyor (md. 3); askeri yasak
bölgeler ve askeri güvenlik bölgeleri ile özel güvenlik bölgelerinin
kurulması hakkındaki kararlara ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat
listelerinde bu bölgelerin sınırlarını belirtiliyor (md. 4); birinci ve ikinci derece kara askeri
yasak bölgelerin ve içindeki askeri tesislerin fotoğraf ve filminin
çekilmesi, harita, resim ve krokisinin yapılması, not alınması veya harita
uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgenin savunma ve güvenlik tedbirlerini
aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullanılması, bu amaçla
görevlendirilmiş olanlar ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından izin
verilmiş olanlar dışındakilere yasaklanmış (md. 7/1-e ve 9/1-h); birinci
derece kara ve deniz askeri yasak bölgesi olarak ilan edilmeyen Silahlı
Kuvvetlere ait kışla, kıta, karargah, kurum, ordugah ve tesisler ile sualtı
ve su üstü tesislerinin, her türlü patlayıcı, yanıcı, akaryakıt ve gizlilik
dereceli maddelerin konmasına tahsis edilmiş sabit ve seyyar depo ve cephaneliklerle,
bu gibi maddeleri dolduran, boşaltan tesisler ve atış poligonlarının
çevresinde; bu yerlerin dış sınırlarından itibaren en fazla dörtyüz metreye
kadar geçen noktaların birleştirilmesi ile tespit edilecek askeri güvenlik
bölgelerinin Genelkurmay Başkanlığınca tesis edilebileceği; bu bölgelerin
çevresinin işaretlenmesine ilişkin esasların yönetmelikte gösterileceği
hüküm altına alınmış (20/1-b); askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi ilan
edilecek yerlerin harita plan ve krokilerinin talepte bulunan Kuvvet
Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılacağı
17.01.1983 tarih ve 83/5949 sayılı BKK ile yürürlüğe giren (RG:
30.04.1983/18033) Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri
Yönetmeliğinde belirtilmiş ve 22.04.1925 tarihli ve 657 sayılı Harita Genel
Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesi ile yurdun savunması için gerekli
bütün harita ve planları yapma görevi anılan komutanlığa verilmiş iken;
yurt savunması için birinci derecede önemli olan ve gizlilik taşıyan milli
güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları,
özel güvenlik bölgeleri ile ilgili her tür ve ölçekteki planların
yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara ilişkin her tür ve
ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak,
yaptırmak ve resen onaylamak yetkilerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesini hukuken anlamak ve hukuk
içinde kalarak açıklamak mümkün değildir.
Çünkü, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak
bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgelerinin kurulması,
kaldırılması, harita ve planlarının çıkarılmasındaki görev ve yetkililer,
özel yasayla düzenlenmiş ve söz konusu yasa yürürlükte iken, anılan yerler
herhangi bir yermiş gibi her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve
parselasyon planlarının yapılmasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
görevlilerine ve “yaptırmak” ibaresi üzerinden de özel kişi ve firmalara
açılması, yurt savunmasının gereği olan gizliliği ortadan kaldırmakta;
yurdumuzun milli güvenliğe dair tesisleri, askeri yasak bölgeleri, genel
sığınak alanları ve özel güvenlik bölgelerini yol geçen hanına çevirerek
milli güvenliğimizi tehdit etmektedir.
Anayasanın 5 inci maddesinde, Türk milletinin
bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve
demokrasiyi korumak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış; 117
nci maddesinin ikinci fıkrasında ise, milli güvenliğin sağlanmasından ve
Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet
Meclisine karşı Bakanlar Kurulunun sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulunun hazırladığı 644 sayılı KHK’nin 7
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendindeki hükümler, Türk
milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,
Cumhuriyeti ve demokrasiyi tehdit ettiği için Anayasanın 5 inci maddesine;
Bakanlar Kurulunun Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı olan milli güvenliğin
sağlanması ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanması
sorumluluğuyla bağdaşmadığı için de Anayasanın 117 nci maddesine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
Öte yandan, milli güvenliğe dair tesisler, askeri
yasak bölgeler, genel sığınak alanları ve özel güvenlik bölgelerinin anılan
statüleri devam ettiği sürece, her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve
parselasyon planlarına konu oluşturması ve dolayısıyla yapılaşmaya açılması
hukuken olanak dışıdır. Anılan yerlerin, her tür ve ölçekteki planların
yapılmasına ilişkin esasların belirlemesi ile bunlara ilişkin her tür ve
ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarının gerektiğinde
yapılması, yaptırılması ve onanması işlemlerine konu oluşturabilmesi için,
öncelikle 2565 sayılı Kanun veya çıkarılacak başka bir yasa hükümlerine
göre hukuki statülerinin değiştirilmesi ve dolayısıyla milli güvenliğe dair
tesis, askeri yasak bölge, genel sığınak alanı ve özel güvenlik bölgesi
statülerinden arındırılmaları gerekir. Arındırıldıklarında da ortada milli
güvenliğe dair tesis, askeri yasak bölge, genel sığınak alanı ve özel
güvenlik bölgesi kalmayacağı ve dolayısıyla özelliksiz herhangi bir yer
olacakları için KHK’de anılan ifadelerin yer almaması veya anılan
ifadelerle nitelendirilmemeleri gerekir.
Bakanlar Kurulu, milli güvenliğe dair tesisler,
askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları ve özel güvenlik bölgelerinin
kentlerin merkezlerinde kaldığından hareketle büyük bir rant kapısı
oluşturduğunu düşünüyor ve buraları kent merkezlerinin dışına taşıyıp,
buraları satarak kent rantlarını nakte çevirmeyi planlıyorsa, Kararname
hükümlerini niyetlendiği planı açık ve belirgin bir biçimde ortaya koyacak
şekilde düzenlemeli ve hukuki belirsizlik, karmaşa, kargaşa ve yetki
çatışması yaratmaktan kaçınmalıdır.
İptali istenen bentteki, milli güvenliğe dair
tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik
bölgeleri ile ilgili her tür ve ölçekteki planların yapılmasına ilişkin
esasları belirlemek, bunlara ilişkin her tür ve ölçekteki harita, etüt,
plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak, yaptırmak ve resen
onaylamak yetkilerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Mekansal Planlama
Genel Müdürlüğüne verilmesine ilişkin düzenleme, milli güvenliğin
gerekleriyle bağdaşmadığı için kamu yararına sonuç doğurmayacağı gibi,
adalet anlayışıyla bağdaşmamakta ve makul da bulunmamaktadır. Hukuki karmaşa,
yetki çatışması ve hukuki belirsizlik yaratarak hukuk güvenliğini ortadan
kaldırmaktadır.
Hukuk güvenliği, Anayasanın 2 nci maddesinde
belirtilen hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir. Hukuk
güvenliği, kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik gerektirir. Hukuk
devletinde yargı denetiminin sağlanması da yönetimin görev ve yetkilerinin
yasalarda açıkça gösterilmesinden geçmektedir. Bakanlar Kurulunun
hazırladığı 644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j)
bendindeki hükümler, hukuki karmaşa, kargaşa, belirsizlik ve yetki
çatışması yarattığı ve kamu yararına sonuç doğurmayacağı için Anayasanın 2
nci maddesine de aykırıdır.
644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (j) bendinde ayrıca, yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim
tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanlar ile ilgili her tür ve ölçekteki planların
yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara ilişkin her tür ve
ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak,
yaptırmak ve resen onaylamak yetkileri, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne
verilmektedir.
Buradaki yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde
üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanlar ifadeleri ile 2565 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan, Genelkurmay Başkanlığınca her türlü
patlayıcı, yanıcı, akaryakıt ve gizlilik dereceli maddelerin konmasına
tahsis edilmiş sabit ve seyyar depo ve cephaneliklerle, bu gibi maddeleri
dolduran, boşaltan tesisler ve atış poligonlarının çevresinde, bu yerlerin
dış sınırlarından itibaren en fazla dörtyüz metreye kadar geçen noktaların
birleştirilmesi suretiyle tespit edilecek askeri güvenlik bölgeleri ifade
ediliyor ise, sözü edilen ifadeler yukarıdaki gerekçelerle Anayasanın 2
nci, 5 inci ve 117 nci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
Söz konusu ifadeler ile askeri güvenlik bölgeleri
dışındaki, yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları,
akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar ifade
ediliyor ise, bu durumda da 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, belediyelerin imar, çevre ve
çevre sağlığı, temizlik ve katı atık hizmetlerini yapacağı; 15 inci
maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde, gayrisıhhi müesseselere ruhsat
vereceği ve denetleyeceği; (o) bendinde, gayrisıhhi işyerlerini kentin
belirli yerlerinde toplayacağı ve sıvılaştırılmış petrol gazı depolama
sahaları ve satış yerlerini belirleyeceği hüküm altına alınmış; 18 nci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, belediyenin imar planını
görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde çevre düzeni
planını kabul etmek belediye meclisinin yetkisine verilmiş ve 01.07.2006
tarihli ve 5538 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle eklenen ibarede, belediye
sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planının
ilgili Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacağı ve doğrudan belediye
meclisi tarafından onaylanacağı kurala bağlanmış; 24 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında ise, il ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki
belediyelerde imar komisyonu kurulması zorunlu kılınmış; 80 inci maddesinde
ise, belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, her türlü akaryakıt ile
sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG)
istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla
belediye tarafından izin verilebileceği; akaryakıt istasyonlarına izin
verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak
gösterilmesinin şart olduğu ve bu istasyonlara çalışma ruhsatının
büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verileceği hükme
bağlanmıştır.
Öte yandan, 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl
Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, il
özel idaresinin, Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyeleri
hariç ilin çevre düzeni planını yapmakla görevli ve yetkili olduğu;
dördüncü fıkrasında, il çevre düzeni plânının valinin koordinasyonunda,
büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il
özel idaresi ile birlikte yapılacağı ve belediye meclisi ile il genel
meclisi tarafından onaylanacağı; belediye sınırları il sınırı olan
Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planının ilgili Büyükşehir
Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye
Meclisi tarafından onaylanacağı; 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (g)
bendinde, belediye sınırları dışındaki gayri sıhhi müesseselere ruhsat
vermek ve denetlemek; 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde,
belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyeleri hariç il çevre
düzeni planı ile belediye sınırları dışındaki alanların imar planlarını
görüşerek karara bağlamak il genel meclisinin yetkisine verilmiştir.
Anayasanın 127 nci maddesinin birinci fıkrasında,
mahalli idarelerin, il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar
organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu belirtilerek; yerel yönetimlerin
özerkliğini öne çıkaran genel bir tanımı yapıldıktan sonra ikinci
fıkrasında bu yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim
ilkesine uygun olarak yasayla düzenleneceği belirtilmiş; beşinci fıkrasında
ise, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisi
düzenlenerek, idari vesayet üzerinden yerel yönetimlerin özerkliği ile
idarenin bütünlüğü ilkesi arasında bir denge kurulmuştur.
Anayasada mekansal planlama yapma yetkisinin kime
ait olduğu hususunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yerelde
uygulanacak imar planları ile parselasyon planlarının, birlikte yaşamaktan
ve hemşerilik ilişkisinden doğan mahalli müşterek bir hizmet olduğu göz
ardı edilemez.
Nitekim, yürürlükte olan 03.05.1985 tarihli ve 3194
sayılı İmar Kanunu ile birlikte, merkezi idarenin mekansal planlama
konusundaki yetkileri, çağdaş demokratik sistemdeki evrimin, katılımcı
demokrasi anlayışının küresel düzeyde yerleşmesinin ve Anayasamızdaki
“yerinden yönetim” ilkesinin gereği olarak, merkezi idareye göre katılımcı
süreçlere daha açık olan yerel yönetimlere geçmeye başlamış ve mekansal
planlamada merkezi idarenin yetkileri süreç içinde istisnai durumlar hariç
ortadan kaldırılma sürecine girmiştir. Nihayetinde, 5393 sayılı Belediye
Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile bu süreç tamamlanmıştır.
Yerel ortak gereksinimleri karşılamakla görevli
yerel yönetimlerin, 644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (j) bendiyle, yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim
tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanların yerel imar plânlarının yapılması, yaptırılması
ve onanmasında parsel düzeyine kadar, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı
Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu hükümlerine rağmen
dışlanması ve imar/kent rantları yaratmak amacıyla, her tür ve ölçekteki
planların yapılmasına ilişkin esasların belirlenmesi, bunlara ilişkin her
tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarının gerektiğinde
doğrudan yapılması, yaptırılması ve onanması yetkilerinin, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının genel müdürlüğüne verilmesi Anayasanın 127 nci
maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, 644 sayılı KHK’nin 2
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendindeki, “Gecekondu, kıyı
alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera
dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde
yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak
usul ve esasları belirlemek, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu nitelikteki
uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel proje alanları ve özel
yapım gerektiren yapılaşmalar ile” ifadeleri, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7
nci, 10 uncu, 87 nci ve 91 inci maddelerine; 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (f) bendi, Anayasanın 43 üncü, 45 inci, 56 ncı, 57 nci, 63 üncü,
127 nci, 169 uncu ve 170 inci maddelerine; (j) bendindeki, “Bakanlar
Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile …” ibaresi ile “… milli güvenliğe
dair tesisler, askeri yasak bölgeler …” ve “… genel sığınak alanları, özel
güvenlik bölgeleri …” ve “… yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim
tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanlar …” ibareleri ise, Anayasanın 2 nci, 5 inci, 6
ncı, 7 nci, 87 nci, 117 nci ve 127 nci maddelerine;
aykırı olduklarından iptalleri gerekir.
5)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (e) Bendindeki “… veya yaptırmak …” ile “… veya
denetlenmesini sağlamak.” ve 10 uncu Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (c)
Bendindeki, “… maliyet hesaplarını yapmak …” İfadesinden Sonra Gelen, “…
veya yaptırmak …” ile (ç) Bendindeki, “… veya yaptırmak, …” İbarelerinin
Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendiyle, kamu kurum ve
kuruluşlarına ait bina ve tesislerin maliyet hesaplarını yapmak veya
yaptırmak, inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı onarımlarını yapmak,
yaptırmak ve denetlemek veya denetlenmesini sağlamak görevleri Çevre ve
Şehircilik Bakanlığına; 10 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)
bendiyle, Genel bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve
tesislerin maliyet hesaplarını yapmak veya yaptırmak, ile (ç) bendiyle, talep
edilmesi ve uygun görülmesi halinde, özel bütçeli idareler ve düzenleyici
ve denetleyici kurumlar ile sosyal güvenlik kurumlarının yatırım
programında bulunan bina ve tesislerin maliyet hesabını yapmak veya
yaptırmak görevleri ise Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne verilmektedir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapılan
ihalelerde rekabet, idarelerce hazırlanan keşif bedeli üzerinden indirimde
bulunmak suretiyle sağlanırken; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda ise, keşif
bedeli veya aynı anlama gelmek üzere yaklaşık maliyet üzerinden indirimde
bulunmak suretiyle ihaleye son verilmiştir.
4734 sayılı Kanuna göre ihaleler, isteklilerin
ihale dokümanına (uygulama projesi, mahal listesi, ihale konusu işin her
türlü özelliğini belirten idari ve teknik şartnameler vb.) göre sunduğu
fiyat teklifleri üzerinden uygun olanının belirlenmesi suretiyle yapılarak
istekliler bir yandan ihalede rekabete zorlanırken, diğer yandan ihale
bedelinin piyasa şartlarında oluşması amaçlanmaktadır.
4734 sayılı Kanuna göre de 2886 sayılı Kanundaki
“keşif özeti”nin benzeri olan ihale konusu işin “yaklaşık maliyeti”
hazırlanmaktadır. Ancak 4734 sayılı Kanunda “yaklaşık maliyet”in işlevi çok
farklıdır. 4734 sayılı Kanunda yaklaşık maliyet; (i) ihalelerin ilanları
ile (ii) ihale usullerinin belirlenmesinde, (iii) ihalelere sadece yerli
isteklilerin katılmasında ve (iv) aşırı düşük teklif değerlendirilmesinde
kullanılmaktadır.
4734 sayılı Kanunun “Yaklaşık maliyet” başlıklı 9
uncu maddesinde, “Mal veya hizmet
alımları ile yapım işlerinin ihalesi yapılmadan önce idarece, her türlü
fiyat araştırması yapılarak katma değer vergisi hariç olmak üzere yaklaşık
maliyet belirlenir ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde
gösterilir. Yaklaşık maliyete ihale ve ön yeterlik ilânlarında yer verilmez,
isteklilere veya ihale süreci ile resmî ilişkisi olmayan diğer kişilere
açıklanmaz.” denilerek yaklaşık maliyet gizli tutulmuş ve 61 inci
maddesinde ise, “Bu Kanunun uygulanmasında görevliler ile danışmanlık
hizmeti sunanlar; ihale süreci ile ilgili bütün işlemlere, isteklilerin iş
ve işlemleri ile tekliflerin teknik ve malî yönlerine ilişkin olarak gizli
kalması gereken bilgi ve belgelerle işin yaklaşık maliyetini ifşa
edemezler, kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanamazlar.
Aksine hareket edenler hakkında ilgisine göre 58 inci ve 60 ıncı maddelerde
belirtilen müeyyideler uygulanır.” hükmüne yer verilerek yaklaşık maliyetin
açıklanması, cezai yaptırıma tabi kılınmıştır.
İhaleye istekli olanlardan birinin
veya birkaçının yaklaşık maliyeti bilmesi, ihalede rekabeti engelleyerek
ihale bedelinin piyasa fiyatlarına yakın şartlarda oluşmasını engellediği
gibi, özellikle aşırı düşük fiyat değerlendirmesinde bilenlere bilmeyenlere
göre stratejik avantajlar sağlamaktadır.
Bunun içindir ki, 4734 sayılı
Kanunda yaklaşık maliyetin idareler tarafından hazırlanması esası
benimsenmiş ve ayrıca 4 üncü maddesindeki “Hizmet” tanımı içinde yaklaşık
maliyete yer verilmediği gibi yaklaşık maliyet 48 inci maddesindeki “Danışmanlık
hizmetleri” kapsamına da alınmamıştır. Bu bağlamda, 4734 sayılı Kanuna göre
yaklaşık maliyetin özel kişi ve firmalara yaptırılması mümkün değildir.
Oysa, 644 sayılı KHK’nin 2
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) ve 10 uncu maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (c) bentlerinde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve
tesislerin; 10 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde ise,
özel bütçeli idareler ile sosyal güvenlik kurumlarının bina ve
tesislerinin, “maliyet hesaplarını yaptırmaktan” söz edilerek, yaklaşık
maliyetin hazırlanmasının üçüncü kişilere ihale edilmesi öngörülmektedir.
Böylece, 4734 sayılı Kanunun
9 uncu ve 60 ıncı maddeleri hukuki varlıklarını devam ettirmelerine rağmen,
eylemsel işlevlerini yitirerek fiilen uygulamadan kaldırılmaktadır. 4734
sayılı Kanun bir teşkilat kanunu olmayıp, kamu ihalelerini düzenleyen usul
ve esas kanunu olduğu ve 6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamı içinde 4734
sayılı Kanun bulunmadığı için sözü edilen düzenleme Anayasanın 91 inci
maddesine aykırıdır.
Anayasanın 167 nci
maddesinde, Devletin, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının
sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici önlemleri
alacağı, piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve
kartelleşmeyi önleyeceği kuralı getirilmiştir.
Yaklaşık maliyetin
yaptırılmasının üçüncü kişilere ihale yoluyla gizliliğinin ihlal edilmesi,
rekabeti engelleyerek piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesini sekteye
uğratacağı ve yaklaşık maliyetten haberdar olan kişilere ayrıcalık
tanıyarak kamunun zararına sonuç doğuracağı için Anayasanın 2 nci ve 167
nci maddeleriyle de bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, 644 sayılı
KHK’nin 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendiyle, kamu kurum ve kuruluşlarına
ait bina ve tesislerin inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı onarımlarının
“denetlenmesini sağlamak” denilerek denetim görevinin özel kişi ve
firmalara devri öngörülmüştür.
Anayasanın 128 inci
maddesinin birinci fıkrasında, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve
diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü
olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli hizmetlerin memurlar
ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği hükmüne yer verilmiştir.
Kamu kurum ve kuruluşlarına
ait bina ve tesislerin inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı onarımlarının
denetlenmesi, kamu görevi olmasının da ötesinde Devletin bir kolluk
görevidir ve söz konusu denetim görevinin özel kişi ve firmalara devri
Anayasanın 128 inci maddesine aykırıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendindeki “… veya yaptırmak …” ile
“… veya denetlenmesini sağlamak.” ve 10 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(c) bendindeki, “… maliyet hesaplarını yapmak …” ifadesinden sonra gelen,
“… veya yaptırmak …” ile (ç) bendindeki, “… veya yaptırmak, …” ibareleri,
Anayasanın 2 nci, 91 inci, 128 inci ve 167 nci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.
6) 29.06.2011
Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 7 nci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki, “… ve çevre düzeni planlarını …”; (h)
Bendindeki, “… ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”;
(ı) Bendindeki “… tespit etmek …” İbareleri ile (i) Bendinin ve (3)
Numaralı Fıkrasındaki, “… büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık …” İbarelerinin
Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname”nin 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve
ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli
mekânsal strateji planları yanında çevre düzeni planlarını da ilgili kurum
ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak ve onaylamak; (h)
bendinde, ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak;
(ı) bendinde, kıyı kenar çizgisini tespit etmek; (i) bendinde, kıyı ve
dolgu alanları ile bu alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı
niteliğindeki geri sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt, harita ve
planları yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak ve bunların uygulanmasını
sağlamak görevleri Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmekte; (3)
numaralı fıkrasında ise, büyükşehir olmayan illerde çevre düzeni
planlarını, Bakanlığın yapması, yaptırması ve onaylaması öngörülmektedir.
644 sayılı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamede yapılan düzenlemelerle, özellikle imar hukuku
konusunda getirilen yeni kurallar ve içeriği ve tanımı belli olmayan
“mekansal strateji planı”, “havza ve bölge bazında mekansal strateji
planı”, “sektörel plan” gibi yeni kavramlarla büyük bir hukuki kaos
yaratılmakla kalınmamış; Anayasaya ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartına
aykırılıklar yanında yetki çatışmalarına da yol açılmıştır.
Bunların
ortaya konabilmesi için yürürlükteki imar hukuku kuralları ile 644 sayılı
KHK’nin konu aldığı diğer yasalar hakkında “Genel Açıklama” yapılarak
mevcut durumu özetlemek gerekmektedir.
Genel
Açıklama ve Özet
644 sayılı KHK ile yapılan yukarıdaki düzenlemeler,
Türkiye’de 1985 yılından bu yana mekansal planlamada yerel yönetimlerin
yetkisini artıran süreçten gerekçesiz bir kopuşu ve 1985 öncesinin de
gerisine düşüşü ortaya koymaktadır.
09.07.1956 tarihli ve 6785 sayılı İmar Yasasının 26
ncı ve 29 uncu maddelerinde, Belediye Meclislerince kabul edilen imar ve
yol istikamet planlarını aynen veya değiştirerek onama ya da değiştirilmek
üzere geri çevirme Bakanlığın yetkisine verilmiş; 20.07.1972 tarihli ve
1605 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle Bakanlığın bu konudaki yetkisi
biraz daha genişletilmişti.
Yürürlükte bulunan 03.05.1985 tarihli ve 3194
sayılı İmar Kanunu ile birlikte, merkezi idarenin mekansal planlama
konusundaki yetkileri, çağdaş demokratik sistemdeki evrimin, katılımcı
demokrasi anlayışının küresel düzeyde yerleşmesinin ve Anayasamızdaki
“yerinden yönetim” ilkesinin gereği olarak, merkezi idareye göre katılımcı
süreçlere daha açık olan yerel yönetimlere geçmeye başlamış ve mekansal
planlamada merkezi idarenin yetkileri süreç içinde istisnai durumlar hariç
ortadan kaldırılmıştır.
3194 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde planların,
kapsadıkları alan ve amaçları açısından, “Bölge Planları” ve “İmar
Planları”; imar planlarının da “Nazım İmar Planları” ve “Uygulama İmar
Planları” olarak hazırlanacağı belirtilmiş; “Planların hazırlanması ve
yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde, bölge planlarının sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini,
yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve
altyapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacağı ve gerekli gördüğü
hallerde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılacağı ve yaptırılacağı;
(b) bendinde, Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni planı kararlarına
uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve
uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılıp, belediye meclisinin
onayıyla yürürlüğe gireceği; planların onay tarihinden itibaren belediye
başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edileceği;
bir ay içinde yapılacak itirazları belediye meclisinin onbeş gün içerisinde
inceleyerek kesin karara bağlayacağı; ikinci fıkrasında, belediye ve
mücavir alan dışında kalan yerlerde planların valilikçe yapılacağı veya
yaptırılacağı ve valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe
gireceği; yine aynı şekilde planların valilikçe tespit edilen ilan
yerlerinde bir ay süreyle ilan edileceği; bir aylık süre içinde yapılan
itirazların valilikçe onbeş gün içinde incelenerek kesin karara
bağlayacağı; üçüncü fıkrasında planlarda yapılacak değişikliklerin de aynı
usule tabi olduğu; dördüncü fıkrasında ise, kesinleşen imar planlarının bir
kopyasının Bakanlığa (Bayındırlık Bakanlığı; şimdi Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı) gönderileceği hüküm altına alınarak, Bakanlığın Bölge Planları
ile İmar Planlarındaki re’sen yapma ve onama yetkilerine son verilmiştir.
Bu temel kurallarla birlikte, 3194 sayılı Yasanın 9
uncu maddesiyle merkezi idareye planlama konusunda istisnai ve şarta bağlı
yetkiler verildiği görülmektedir.
Maddenin birinci fıkrasıyla, Bakanlığın gerekli
görülen hallerde, (i) kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı,
üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, (ii)
umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya
Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve
plan değişikliklerinin, (iii) birden fazla belediyeyi ilgilendiren
metropoliten imar planlarının, (iv) içerisinden veya civarından demiryolu
veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu
bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya
bir kısmını; ilgili belediyelere veya diğer idarelere bilgi vererek ve gerektiğinde
işbirliği sağlayarak yapmaya, değiştirmeye ve re’sen onamaya yetkili
kılınmış; 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle
değişik ikinci fıkrasıyla, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde
bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve
arazilerin, ilgili kuruluşlar ile belediyeden gerekli görüş alınarak, çevre
imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve
buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca
hazırlanması ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması suretiyle
yürürlüğe gireceği; ilgili belediyelerin söz konusu arsa ve arazilerin imar
fonksiyonlarını beş yıl süreyle değiştiremeyecekleri hüküm altına alınmış;
üçüncü fıkrası ile kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla resmi bina ve
tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik
yapılması gerektiği takdirde, Bakanlığın valilik kanalıyla ilgili
belediyeye talimat verebileceği veya gerekirse imar planının resmi bina ve
tesislerle ilgili kısmını resen yapıp onaylayabileceği belirtilmiş;
Bakanlığı imar planlarında yetkili kılan dördüncü fıkrası Anayasa
Mahkemesinin 26.09.1991 günlü ve E. 1990/38, K. 1991/32 sayılı kararı ile
iptal edilmiş; 03.07.2005 tarihli ve 5398 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle
eklenen yedinci fıkrasında, 4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı
modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemine göre
özelleştirme işlemleri yapılan hizmet özelleştirmesi niteliğindeki yatırımların
yapılacağı yerlerde hazırlanan veya hazırlattırılan planların, Özelleştirme
İdaresince değerlendirilmek ve sözleşmeye uygunluğu konusundaki görüşü de
alınmak kaydı ile (imar mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmaksızın) re’sen
onaylamaya Bakanlık yetkilendirilerek, ilgili belediyenin her türlü ruhsatı
iki ay içinde vermesi öngörülmüş; parantez içindeki ibareyi ise Anayasa
Mahkemesi 05.01.2006 gün ve E. 2005/98, K. 2006/3 sayılı Kararı ile iptal
etmiştir.
3194 sayılı Yasanın 21 inci maddesinde, Kanunun
kapsamındaki bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında
belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınmasının zorunlu olduğu; 22 nci
maddesinde, yapı ruhsatı almak için ilgili belediye veya valiliklere yapı
sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile başvurulacağı, dilekçeye
tapu veya tapu yerine geçecek belge, mimari, statik, elektrik ve tesisat
projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa ebatlı krokinin eklenmesi
gerekeceği; belediye ve valiliklerin belgeleri inceleyerek eksik ve yanlış
bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde yapı ruhsatı
vereceği, eksik ve yanlış bulunuyorsa başvuru tarihinden itibaren onbeş gün
içinde eksiklikleri müracaatçıya bildireceği; eksik ve yanlış giderildikten
sonra yapılacak müracaattan itibaren ruhsatın onbeş gün içinde verileceği;
26 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kamu kurum ve kuruluşlarınca
yapılacak veya yaptırılacak yapılara, imar planlarında o maksada tahsis
edilmiş olmak, plan ve mevzuata aykırı olmamak üzere mimari, statik,
tesisat ve her türlü fenni mesuliyetin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca
üstlenilmesi ve mülkiyetin belgelenmesi şartıyla avan projeye göre yapı
ruhsatı verileceği; ikinci fıkrasında Devletin güvenlik ve emniyeti ile
Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekat ve savunması bakımından gizlilik arz
eden yapılara, belediyeden alınan imar durumuna, kat nizamı, cephe hattı,
inşaat derinliği ve toplam inşaat metrekaresine uyularak projelerinin
kurumlarınca onandığı, statik ve tesisat sorumluluğunun kurumlarına ait
olduğunun ilgili belediyesine veya valiliğe yazı ile bildirilmesi halinde
22 nci maddede sayılan belgeler aranmadan yapı ruhsatı verileceği hükümleri
getirilmiş; 30 uncu maddesinde ise, yapı tamamen bittiği takdirde
tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde
tamamlanan kısımların kullanılması için inşaat ruhsatını veren belediye
veya valiliğin mal sahibinin müracaatı üzerine en geç otuz gün içinde
yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğunun ve kullanılmasında fen
bakımından sakınca bulunmadığının tespiti sonucunda yapı kullanma izni
vereceği hüküm altına alınmıştır.
3194 sayılı İmar Yasasındaki düzenlemelere göre;
(i) Bölge planları, gerekli gördüğü hallerde Devlet
Planlama Teşkilatı tarafından, sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini,
yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve
altyapıların dağılımını belirlemek üzere yapılabilecektir (md.8/1-a).
(ii) Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni planı
kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım
ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılıp, belediye meclisinin
onayıyla yürürlüğe girecektir (md. 8/1-b).
(iii) Belediye ve mücavir alan dışında kalan
yerlerde ise imar planları, valilikçe yapılacak ve valilikçe uygun
görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girecektir(md.8/1-b).
(iv) Kesinleşen imar planlarının bir kopyası
Bakanlığa gönderilecektir (md. 8/4).
(v) Kanunun kapsamındaki bütün yapılar için 26 ncı
maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı
alınması zorunludur (md. 21).
(vi) Sadece kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak
veya yaptırılacak yapılara şartları taşıması halinde avan proje ile Türk
Silahlı Kuvvetlerinin harekat ve savunması bakımından gizlilik arz eden
yapılara ise yine belirli şartlar altında yapı ruhsatı verilebilecektir
(md. 26/1).
(vii) Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,
kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde tamamlanan
kısımların kullanılması için inşaat ruhsatını veren belediye veya
valilikçe, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğunun ve kullanılmasında
fen bakımından sakınca bulunmadığının tespiti sonucunda yapı kullanma izni
verilecektir (md. 30).
Bu bağlamda, Bakanlığın bölge planları ile imar
planlarındaki re’sen yapma ve onama ile yapı ruhsatı ve kullanma iznindeki
yetkilerine 3194 sayılı Kanunla kural olarak son verilmiştir.
Bununla birlikte 3194 sayılı İmar Yasası, 3621
sayılı Kıyı Yasası, 2872 sayılı Çevre Yasası ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik
Yasaları ile merkezi idareye istisnai ve şarta bağlı yetkiler de
verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunda;
1- Kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt
yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişiklikleri;
umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya
Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planlar ile plan
değişiklikleri; birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planları;
içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı
bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve
yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını yapmaya, değiştirmeye ve
re’sen onamaya Bayındırlık bakanlığı yetkili kılınmış; ancak Bakanlık,
bunları yaparken ilgili belediyelere veya diğer idarelere bilgi vermek ve gerektiğinde
işbirliği sağlamakla yükümlü tutulmuştur (md. 9/1).
2- Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde
bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve
arazilerin, imar planlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca
hazırlanması ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması suretiyle
yürürlüğe girmesi benimsenmiş; ancak yine ilgili kuruluşlar ile belediyeden
gerekli görüş alınması ve çevre imar bütünlüğünün bozulmaması koşulu
getirilmiştir (md. 9/2).
3- Kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla resmi bina
ve tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik
yapılması gerektiği takdirde, Bayındırlık Bakanlığına valilik kanalıyla
ilgili belediyeye talimat verme veya gerekirse imar planının resmi bina ve tesislerle
ilgili kısmını resen yapıp onaylama yetkisi verilmiştir (md. 9/3).
4- 3194 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine 03.07.2005
tarihli ve 5398 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle eklenen yedinci fıkra ile
4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun
sair hukuki tasarruflar yöntemine göre özelleştirme işlemleri yapılan
hizmet özelleştirmesi niteliğindeki yatırımların yapılacağı yerlerde
hazırlanan veya hazırlattırılan planların, Özelleştirme İdaresince
değerlendirilmek ve sözleşmeye uygunluğu konusundaki görüşü de alınmak
kaydı ile re’sen onaylanmasında Bayındırlık Bakanlığı yetkilendirilerek,
ilgili belediyenin her türlü ruhsatı iki ay içinde vermesi öngörülmüştür
(md. 9/4).
04.04.1990
tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun;
- “Doldurma
ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek
Yapılar” başlıklı 7 nci maddesinde, kamu yararının gerektirdiği hallerde,
uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik
özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde
edilebileceği; bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili
idarenin valiliğe iletilen teklifinin, valilik görüşü ile birlikte
Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderileceği; Bakanlığın, konusuna göre
ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceleyeceği; uygun
bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planının
hazırlanacağı; bu yerler için yapılacak planlar hakkında İmar Kanunu
hükümlerinin uygulanacağı; ancak, bu planların Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı tarafından, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan
alanlardaki planların ise, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre tasdik
edileceği;
- “Kıyı
Kenar Çizgisinin Tespiti” başlıklı 9 uncu maddesinde, kıyı kenar
çizgisinin, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5
kişilik bir komisyonca tespit edileceği; bu komisyonun, jeoloji mühendisi,
jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi,
mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden oluşacağı, komisyonca tespit
edilip valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar
çizgisinin, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe
gireceği;
09.08.1983
tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinde çevrenin korunması amacıyla, doğal çevreyi oluşturan biyolojik
çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunmasının esas
olduğu ve biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esaslarının, yerel
yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer
kuruluşların görüşleri alınarak belirleneceği; (b) bendinde, ülke fizikî
mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma
dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme,
ulaşım gibi ihtiyaçlarının karşılanması sonucu oluşabilecek çevre
kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil
etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni
plânlarının Bakanlıkça yapılacağı, yaptırılacağı ve onaylanacağı; bu
bölgelere ilişkin plân ve projelerde; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar
Kanununun 9 uncu maddesi, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun
plân onama yetkisini düzenleyen hükümleri, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8 inci maddesinin tabiat
varlıkları, doğal sit alanları ve bunların korunma alanlarının tespit ve
tescili dışında kalan yetkileri düzenleyen hükümleri ile aynı Kanunun 17
nci maddesinin (a) bendi hükümlerinin uygulanmayacağı;
12.03.1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik
Kanununun 7 nci maddesinde ise, Kültür ve Turizm Bakanlığının, kültür ve
turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekte
planları yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkili
olduğu; kültür ve turizmi koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm
merkezlerinde Bakanlıkça yapılacak alt yapı ve planlama işlemlerine esas
olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından istenilen bilgi, belge ve
görüşün üç ay içinde verileceği; bu süre sonunda bilgi, belge ve görüşün
verilmemesi durumunda ilgili iş ve işlemlerin Bakanlıkça re’sen tesis
edileceği belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, 2004 yılı ve sonrasında yerel
yönetimler yasaları değiştirilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunundaki düzenlemelere
göre özet olarak:
(i) Bölge planlarının, sosyo-ekonomik gelişme
eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,
faaliyetlerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanması ve
gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılması
veya yaptırılması uygulamasına devam edilecektir (3194; 8/1-a).
(ii)İl çevre düzeni planları; belediye sınırları il
sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde ilgili Büyükşehir Belediyesi
tarafından yapılacak ve doğrudan belediye meclisi tarafından onaylanacak
(5393/18-c); diğer illerde ise valinin koordinasyonunda, il belediyesi ve
il özel idaresi ile birlikte yapılacak ve belediye meclisi ile il genel
meclisi tarafından onaylanacaktır (5302; 6/1-a).
(iii) İmar planları; belediye sınırları içinde
ilgili belediyece hazırlanıp, belediye meclisinin onayıyla yürürlüğe
girerken (5393; 14/1-a ve 18/1-c); belediye sınırları dışında, il özel
idaresince hazırlanıp, il genel meclisinin kararıyla yürürlüğe girecektir
(5302; 6/1-a ve 10/1-c).
(iv) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde,
çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, konut hizmetlerini yapmak
(5393; 14/1-a); kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent
tarihi bakımından önem taşıyan mekanların ve işlevlerinin korunmasını
sağlamak; bu amaçla bakım ve onarımını yapmak, korunması mümkün olmayanları
aslına uygun olarak yeniden inşa etmek (5393; 14/1-b); arsa ve konut üretmek
(5393; 69); konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji
parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal
donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve
restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem
riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri
uygulamak (5393; 73) belediyeye görev olarak verilmiştir.
(v) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde gayri
sıhhi müesseselere ruhsat vermek ve denetlemek (5393;15/1-l), gayrisıhhi
işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak ve sıvılaştırılmış petrol
gazı depolama sahaları ve satış yerlerini belirlemek(5393; 15/1-o), her
türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış
doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun
olmak kaydıyla izin vermek (5393; 80) belediyelere; belediye ve mücavir
alan sınırları dışındaki gayrisıhhi müesseselere ruhsat vermek ve denetlemek
(5302; 7/1-g) il özel idaresine görev olarak verilmiştir.
(vi) 5393 sayılı Kanunun 84 ncü ve 5302 sayılı
Kanunun 70 inci maddesinde, belediye ile il özel idaresinin sorumlu ve
yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak 3194 sayılı İmar
Kanununda, 5393 ve 5302 sayılı Kanunlara aykırılık bulunması durumunda 5393
ve 5302 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtildiğinden, 3194
sayılı Kanununun 9 uncu maddesinde yer alan ve yukarıda (1), (2), (3) ve
(4) olarak sıralanan merkezi idareye verilmiş yetkilerden (1), (2) ve (3)
numarada sıralananların uygulaması kalmamış; (4) numarada yer alan ise 5393
sayılı Kanundan sonra yürürlüğe girdiğinden uygulaması sürmektedir.
(vii) 3621
sayılı Kıyı Kanununun 7 nci maddesine göre, kıyıda doldurma ve kurutma yoluyla
kazanılan arazilerin imar planlarının doldurma ve kurutmayı yapan ilgili
idare tarafından hazırlanacak ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından
onaylanacak; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki
planlar ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılıp onaylanacaktır.
(viii)
2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesine göre, çevre kirliliğini
önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere
bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yapılacak, yaptırılacak ve
onaylanacaktır.
(ix) 2634
sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7 nci maddesine göre, kültür ve turizm
koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri içinde her ölçekte planları
yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya Kültür ve Turizm Bakanlığı
yetkilidir.
644 sayılı
KHK’ye kadar mekansal planlama konusunda, 3194 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinde sözü edilen birden fazla ili ilgilendiren ve Bakanlıkça yapılan
“metropoliten imar planı” ve ayrıca Bakanlığın yerel yönetimlerin yaptığı
planları denetleme yetkisi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 84 ncü ve 5302
sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 70 inci maddeleriyle hükümsüz
kılındığından şöyle bir hiyerarşi söz konusu idi:
- En
üstte, 3194 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre, sosyo-ekonomik gelişme
eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,
faaliyetlerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak ve
gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılacak
veya yaptırılacak “Bölge Planı”,
- Bölge
Planlarıyla eş düzeyde olan ve 2872 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre,
çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar planlarına esas
teşkil etmek üzere Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan ve
onaylanan “Bölge ve Havza Bazında Çevre Düzeni Planı”,
- Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir
Belediyelerinde ilgili Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak ve
doğrudan belediye meclisi tarafından onaylanacak (5393/18-c); diğer illerde
ise valinin koordinasyonunda, il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte
yapılacak ve belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanacak
(5302/6-a) “İl Çevre Düzeni Planı”,
- 5393 sayılı Kanunun 18/c maddesine göre belediye
meclisleri tarafından onaylanarak yürürlüğe girecek belediyenin “Nazım İmar
Planı” ile “Uygulama İmar Planı”.
644 sayılı KHK ile ise, yukarıdaki planlara yasada
tanımı yapılmamış olan içeriği belirsiz yeni plan isimleri eklenmiştir.
Bu bağlamda, Bakanlığın görevlerinin düzenlendiği 2
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde, “Mekânsal strateji
planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle
hazırlamak ve mahalli idarelerin plan kararlarının bu stratejilere
uygunluğunu denetlemek.” ten söz edilmiş;
Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün görevlerinin
düzenlendiği 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde,
“Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte
fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal
strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla
işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu
stratejilere göre yürütülmesini sağlamak.”tan;
(c) bendinde, “Havza ve bölge bazındaki çevre
düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve
imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza
veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve
bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak.”tan;
(ç) bendinde, “Sektörel planların havza veya bölge
düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu
hazırlanmasını sağlamak.” dan, (d) bendinde, “Risk yönetimi ve sakınım
planlarının yapılmasına ve onaylanmasına ilişkin kuralları belirlemek ve
izlemek, plana esas jeolojik ve jeoteknik etütleri yapmak, yaptırmak ve
onaylamak.”tan,
Söz edilmiştir.
Bu ifadelere göre, 644 sayılı KHK ile imar
hukukuna, “mekansal strateji planı”, “havza ve bölge düzeyinde mekansal
strateji planı”, “sektörel plan”, “risk yönetimi ve sakınım planı” ve
“çevre düzeni planı” olmak üzere beş plan ismi daha girmiş, ancak Yasa’da
bunların tanımına yer verilmemiştir.
7 nci maddenin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendindeki “üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni
planlarını” ile (2) numaralı fıkrasındaki, “Çevre düzeni planlarının
Bakanlıkça belirlenen mekânsal strateji planlarına, imar planlarının ise
mekânsal strateji planlarına veya çevre düzeni planlarına aykırılığının
tespit edilmesi halinde ilgili idareler Bakanlıkça verilen süre içerisinde
aykırılıkları giderir.” şeklindeki ifadelerden plan hiyerarşisinin genel olarak,
“mekansal strateji planı > çevre düzeni planı > imar planı” şeklinde
olacağı anlaşılabilmekle birlikte; 3194 sayılı Kanunun 9 uncu maddesindeki
“Bölge Planı”, 2872 sayılı Kanunun 9/b maddesindeki “Bölge ve Havza Bazında
Çevre Düzeni Planı” ve 5393 sayılı Kanunun 18/c maddesindeki “İl Çevre
Düzeni Planı” ile 644 sayılı KHK ile getirilen “havza ve bölge düzeyinde
mekansal strateji planı”, “sektörel plan” ve “risk yönetimi ve sakınım
planı”nın bu hiyerarşideki yerleri ile işlevlerinin ne olacağı
anlaşılamamaktadır.
Öte yandan “mekansal strateji planı”nın en üst
ölçekli plan olduğu anlaşılabilmekte ise de, söz konusu planın mekansal
boyutunun ulusal düzeyde mi, yoksa birkaç bölgeyi kapsayacak şekilde mi;
stratejik boyutunun ise, “Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön
veren” denilmiş olmakla birlikte, coğrafi, ekonomik, ticari, kültürel veya
herhangi başka bir boyutta olup olmadığı hususlarında herhangi bir açıklık
bulunmamaktadır. Aynı hususlar, “havza ve bölge düzeyinde mekansal strateji
planı” ile “sektörel plan” için de söz konusudur ve “çevre düzeni planı”
ile “il çevre düzeni planı”nın mı yoksa daha üst bir planın mı veya başka
bir şeyin mi kastedildiği anlaşılamamaktadır.
644 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendinde Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün çevre düzeni
planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlayacağı;
(c) bendinde, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını bir başına
yapacağı yazarken; buna karşın (h) bendinde, ilgili idareler tarafından
Bakanlıkça verilen süre içinde yapılmayan il çevre düzeni planlarını
Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün; (3) numaralı fıkrasında ise,
Büyükşehir belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını
büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık’ın
yapacağı hükme bağlanmaktadır.
Şu sorular ister istemez gündeme gelmektedir:
Maddenin (a) bendindeki çevre düzeni planı ile (h)
bendindeki il çevre düzeni planı ve (3) numaralı fıkrasındaki çevre düzeni
planı bir ve aynı planlar mı, yoksa farklı planlar mıdır; aynı planlar ise,
neden farklı süreçlere tabi tutulmuşlardır?
Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki
çevre düzeni planı, (h) bendindeki il çevre düzeni planı ve (3) numaralı
fıkrasındaki çevre düzeni planı aynı plan iseler, (a) bendinde, çevre
düzeni planını Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü ilgili kuruluşlarla
işbirliği yaparak hazırlar ve (h) bendinde il çevre düzeni planı ilgili
idarelerce Bakanlığın verdiği süre içinde hazırlanmaz ise Mekansal Planlama
Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanır iken; (3) numaralı fıkrada,
büyükşehir olmayan illerin çevre düzeni planı neden Mekansal Planlama Genel
Müdürlüğü tarafından da değil, doğrudan Bakanlık tarafından
hazırlanmaktadır?
Sahi, en azından (1) numaralı fıkranın (h)
bendindeki il çevre düzeni planı ile (3) numaralı fıkradaki çevre düzeni
planı bir ve aynı plan ise, bunu doğrudan Bakanlık mı, yoksa Bakanlığın
verdiği süre içinde hazırlanmaz ise Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü mü
hazırlayacaktır? Doğrudan Bakanlık hazırlayacak ise, Bakanlık kendi kendine
verdiği süre içinde neden hazırlamamakta ve Mekansal Planlama Genel
Müdürlüğü Bakanlığın hiyerarşik üstü veya vesayet makamı mıdır ki
Bakanlığın hazırlamadığını hazırlamakla yetkilendirilmektedir?
Anılan planlar farklı iseler, bu farklar nelerdir ve
aralarındaki farklar maddenin lafzından veya yorumundan ortaya konabilecek
açıklıkta mıdır?
Kurallarda belirliliği gerektiren hukuk devleti, bu
derece karmaşık ve kaotik bir yapıyı kaldıramaz. Mekansal planlamada yeni
bir döneme girilecek ise, öncelikle yeni getirilen planların tanımı açık ve
net bir şekilde yapılmalı; planlamadaki hiyerarşi aynı açıklıkta ortaya
konmalı; kurumsal yetkiler ve yetkililer, yetki çatışmasına ve tartışmaya
yol açmayacak açıklıkta belirlenmeli ve mevcut yasalardaki hükümler bu yeni
duruma uyarlanacak şekilde değiştirilmelidir.
Bir hukuk devletinde, hukuk düzeninin belirliliği
esastır. Hukuk güvenliği, kurallarda belirlilik, öngörülebilirlik, genellik
ve soyutluk gerektirir. Hukuk devletinin istikrar içinde sürmesi ve yargı
denetiminin sağlanabilmesi için, yönetimin bir bütün olarak görev ve
yetkilerinin çelişkili, kendi içinde tutarsız, niteliği tartışmalı ve
içeriği belirsiz olmamalıdır.
644 Sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı
fkrasının (a) bendindeki, “… ve çevre düzeni planlarını …”; (h) bendindeki,
“… ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde yapılmayan il
çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.” ile (3)
numaralı fıkrasındaki, “… büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık …” ibareleri,
çelişkili, kenti içinde tutarsız, niteliği tartışmalı, içeriği belirsiz,
karmaşık ve kaotik bir hukuki yapının doğmasına yol açtığından, hukuk
güvenliğini zedelemekte, hukuk düzeninin belirliliğini ortadan kaldırmakta
ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığından, Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Öte
yandan, 5393 sayılı Belediye Kanununun 79 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında, belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle
kazanılan alanların, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak
kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı tarafından belediyelerin,
büyükşehirlerde ise büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılacağı
hükmü getirilirken; 18 inci maddesinde il çevre düzeni planlarının,
belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde ilgili
Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacağı ve doğrudan belediye meclisi
tarafından onaylanacağı; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı
maddesinde ise, diğer illerde ise valinin koordinasyonunda, il belediyesi
ve il özel idaresi ile birlikte yapılacağı ve belediye meclisi ile il genel
meclisi tarafından onaylanacağı hüküm altına alınmış;
3621
sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesinde, kıyı kenar çizgisinin,
valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir
komisyonca tespit edileceği; bu komisyonun, jeoloji mühendisi, jeolog veya
jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir
plancısı, inşaat mühendisinden oluşacağı, komisyonca tespit edilip
valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisinin,
Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği; 7
nci maddesinde, kıyıda doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilerin
imar planlarının doldurma ve kurutmayı yapan ilgili idare tarafından
hazırlanacağı; bu yerler için yapılacak planlar hakkında İmar Kanunu
hükümlerinin uygulanacağı ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından
onaylanacağı; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki
planların ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılıp onaylanacağı
hüküm altına alınmıştır.
Bu
hükümler yürürlükte ve uygulaması devam ederken, 644 sayılı KHK’nin 7 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde, kıyı kenar çizgisini
tespit etmek; (i) bendinde ise, kıyı ve dolgu alanları ile bu alanların
fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı niteliğindeki geri sahalarına ilişkin
her tür ve ölçekteki etüt, harita ve planları yapmak, yaptırmak ve resen
onaylamak ve bunların uygulanmasını sağlamak görevleri Mekansal Planlama
Genel Müdürlüğüne verilmekte ve böylece Bakanlığın valiliklerce hazırlanan
kıyı kenar çizgisi ile ilgili idarelerce hazırlanan imar planlarını
onaylama yetkisi, kıyı kenar çizgisi ile her tür ve ölçekteki planları
yapma, onaylama ve uygulamasını sağlama seviyesine yükseltilerek, imar
planının ötesinde parselasyon planına ve dolayısıyla ada, parsel düzeyine
kadar inilirken; bu yetkinin kapsamına belediyeler tarafından denizden
doldurulan veya kurutulan alanlar ile Kültür ve Turizm Bakanlığının
yetkisinde olan alanlar da alınmış ve bu yerler için yapılacak planların
İmar Kanunu ile bağlantısı kurulmamıştır.
Böylece Bakanlar Kurulu, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının teşkilat ve görevlerini belirliyorum görüntüsü altında, Çevre
ve Şehircilik Bakanlığını, 180 sayılı Bayındırlık ev İskan Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’de bulunmayan görev ve yetkilerle
donatarak, 3194 sayılı İmar Kanunu 5393 sayılı Belediye Kanunu, 3621 sayılı
Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun ilgili hükümlerini
hukuki karmaşa yaratır şekilde fiilen ilga ederek eylemsel işlevlerini
ortadan kaldırmaktadır.
6223 sayılı Yetki Yasasının amaç ve
kapsamı incelendiğinde, yukarıda sıralanan yasaları kapsamadığı ve dolayısıyla
söz konusu yasalarla değişik kamu kurum ve kuruluşlarına verilen görev ve
yetkilerin eylemsel işlevlerine son verilmesine ve bu görev ve yetkilerin
Çevre ve Şehircilik Bakanlığında merkezileşmesine olanak tanımadığı çok
açıktır. Bu bağlamda, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (ı) bendindeki “… tespit etmek …” ibaresi ile (i)
bendinde yer alan ve iptali istenen düzenlemeler,6223 sayılı Yetki Kanununun kapsamında olmadığından Anayasanın 91
inci maddesine aykırıdır ve iptali gerekmektedir.
Anayasanın
127 nci maddesinin birinci fıkrasında, mahalli idarelerin, il, belediye
veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş
esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen,
seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu
belirtilerek; yerel yönetimlerin özerkliğini öne çıkaran genel bir tanımı
yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında bu yönetimlerin kuruluş ve görevleri
ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla
düzenleneceği belirtilmiş; beşinci fıkrasında ise, merkezi idarenin yerel
yönetimler üzerindeki vesayet yetkisi düzenlenerek, idari vesayet üzerinden
yerel yönetimlerin özerkliği ile idarenin bütünlüğü ilkesi arasında bir
denge kurulmuştur.
Anayasanın yerel yönetim tanımındaki “mahalli
müşterek ihtiyaç” kavramı, herhangi bir yerel yönetim biriminin sınırları
içinde yaşayan kişi, aile, zümre ya da sınıfın özel çıkarlarını değil, aynı
yörede birlikte yaşamaktan doğan eylemli durumların yarattığı,
yoğunlaştırdığı ve sürekli güncelleştirdiği, özünde etkinlik, ölçek ve
sağladığı yarar bakımından yerel sınırları aşmayan ve kamusal hizmet
karakterinin ağır bastığı ortak beklentileri ifade etmektedir.
Anayasada mekansal planlama yapma yetkisinin kime
ait olduğu hususunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yerelde
uygulanacak imar planları ile parselasyon planlarının, birlikte yaşamaktan
ve hemşerilik ilişkisinden doğan mahalli müşterek bir hizmet olduğu ve bu
planların ulusal veya bölgesel düzeydeki makro planlarla uyum içinde olması
gerektiği göz ardı edilemez.
Nitekim, yürürlükte olan 03.05.1985 tarihli ve 3194
sayılı İmar Kanunu ile birlikte, merkezi idarenin mekansal planlama
konusundaki yetkileri, çağdaş demokratik sistemdeki evrimin, katılımcı
demokrasi anlayışının küresel düzeyde yerleşmesinin ve Anayasamızdaki
“yerinden yönetim” ilkesinin gereği olarak, merkezi idareye göre katılımcı
süreçlere daha açık olan yerel yönetimlere geçmeye başlamış ve imar ve
parselasyon planlarında merkezi idarenin yetkileri süreç içinde istisnai
durumlar hariç ortadan kaldırılma sürecine girmiştir.
Türkiye, 08.05.1991 tarihli ve 3723 sayılı Kanunla
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının onaylanmasını uygun bulmuş ve
92/3398 sayılı BKK ile ise Şartı onaylamıştır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Türkiye
tarafından uygun bulunan 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında, “Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en
yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka
makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi
gerekleri gözönünde bulundurulmalıdır.” denilirken; (4) numaralı fıkrasında
ise “Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır.
Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezi veya
bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.”
hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının yukarıda yer
verilen hükümleri, Türkiye’de 2004 yılından itibaren yerel yönetimler
reformu kapsamında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl
Özel İdaresi Kanununda yansımalarını bulmuş ve il çevre düzeni planı ile
imar ve parselasyon planlarında yetkiler yerel yönetimlere geçmiştir.
5393
sayılı Belediye Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 3621 sayılı
Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile belediye, il özel
idaresi, ilgili idareler ve Kültür ve Turizm Bakanlığına verilen il çevre
düzeni planı ile imar planını yapma yetkileri, 644 sayılı KHK’nin 7 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, çevre düzeni planlarını
ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak ve
onaylamak; (h) bendinde, ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre
içinde yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak ve resen
onaylamak; (ı) bendinde, kıyı kenar çizgisini tespit etmek; (i) bendinde,
kıyı ve dolgu alanları ile bu alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak
devamı niteliğindeki geri sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt,
harita ve planları yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak ve bunların
uygulanmasını sağlamak, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmekte; (3)
numaralı fıkrasında ise, büyükşehir olmayan illerde çevre düzeni
planlarını, Bakanlığın yapması, yaptırması ve onaylaması öngörülmektedir.
Bu durum,
mekansal planlama konusunda, Türkiye’nin 1985 yılından itibaren Anayasanın
127 nci maddesindeki “yerel yönetimlerin özerkliği” ve “yerinden yönetim”
ilkesi ile merkezin yerel yönetimler üzerindeki “vesayet denetimi” yetkisi
çerçevesinde yürüttüğü ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının kabulü
ile tamamladığı süreçten tam bir kopuştur.
İptali
istenen hükümler, yerel yönetimlerin yerel gereksinimleri gözeterek il
çevre düzeni planı ve imar planı yapma yetkilerini almakta ve hatta yerel
yönetimler tarafından denizden doldurulan alanların her tür ve ölçekteki
planlarını yapma yetkisini dahi merkezi idareye devretmektedir.
Bu durum, yerel yönetimlerin özerkliğine idari
vesayet yetkisinin kullanılması dışında bir müdahale olanağı tanımayan
Anayasanın 127 nci maddesi ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 4 üncü
maddesinin (3) numaralı fıkrası ile bağdaşmamaktadır. İptali istenen
düzenlemelerde bir idari vesayet ilişkisinin varlığından değil, merkezî
yönetimin yerel yönetimlerin planlama yetkilerine sınırı belirsiz biçimde
gelişigüzel el atmasından söz edilebilir.
Yerel düzeydeki il çevre düzeni ile imar
planlarının, çevresel, bölgesel ve ulusal düzeydeki planlarla uyum içinde
bulunması gerektiğinde kuşku yoktur. Ancak, il çevre düzeni planı ile imar
planlarının çevresel, bölgesel ve ulusal düzeydeki planlara uygunluğunu
vesayet yoluyla denetlemek ayrı şey, yerel yönetimleri yerel özellikteki il
çevre düzeni planı ile imar planlarının yapılması ve onanmasında bütünüyle
dışlayarak yetkileri merkezde toplamak ayrı şeydir.
Bu itibarla iptali istenen hükümler, Anayasanın 127
nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yerel yönetimlerin görevlerinin
kanunla düzenleneceği ve yerinden yönetim ilkeleri ile aynı maddenin
beşinci fıkrasındaki merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet
denetimi ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, söz konusu hükümler, Yerel Yönetimler
Özerklik Şartının 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası ile de
bağdaşmadığından Anayasanın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrası ile de
uyuşmamaktadır.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 7 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… ve çevre düzeni planlarını …”; (h)
bendindeki, “… ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”;
(ı) bendindeki “… tespit etmek …” ibareleri ile (i) bendi ve (3) numaralı
fıkrasındaki, “… büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık …” ibareleri;
Anayasanın 2 nci, 90 ıncı, 91 inci ve 127 nci maddelerine aykırı olduğundan
iptali gerekir.
7)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 11 inci Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendi ve (b) Bendindeki, “… gerektiğinde yapmak,
yaptırmak, onaylamak, izlemek ve uygulanmasını denetlemek.” ile (d) Bendindeki,
“… mahalli idarelerin talepleri aranmaksızın …” İfadelerinin Anayasaya
Aykırılığı
644 sayılı KHK’nin 11 inci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendinde, mahalli idarelerin su temini, kanalizasyon, su ve
atıksu arıtma, yağmur suyu drenajı, katı atıkların bertarafı, ulaştırma,
elektrik, doğalgaz gibi enerji altyapı sistemleri ile telefon, bilgisayar
ve benzeri iletişim altyapı sistemleri ile ilgili genel planlama,
programlama, fizibilite, projelendirme, inşa, işletme, finansman ihtiyacı
ve yatırım önceliklerini belirlemek; (b) bendi ile mekânsal strateji
planları ile çevre düzeni ve imar planlarına uygun olarak teknik altyapı
tesislerinin planlamasına, projelendirilmesine ve yapılmasına ilişkin usul
ve esasları belirlemek, gerektiğinde yapmak, yaptırmak, onaylamak, izlemek
ve uygulanmasını denetlemek; (d) bendi ile ise, mahalli idarelerin
talepleri üzerine teknik altyapı tesislerine ait harita, plan, proje, keşif
ve etütleri yapmak veya yaptırmak, tesis ve yapılardan mahallince
yaptırılmasına imkân olmayan veya Bakanlık tarafından toplu olarak
yaptırılmasında fayda bulunanları yatırım programına alarak, mahalli
idarelerin talepleri aranmaksızın hibe veya fon yardımlarının katkısıyla
gerçekleştirilecek olanları yapmak veya yaptırmak görev ve yetkileri İmar
ve Kentsel Altyapı Genel Müdürlüğüne verilmektedir.
644 sayılı KHK’nin 11 inci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerinde sözü edilen işlerin tamamı mahalli
müşterek nitelikteki yerel kamu hizmetleridir ve 5393 sayılı Belediye
Kanununun 14 üncü ve 15 inci maddelerinde belediyelere, 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 10 uncu ve 11 inci
maddelerinde büyükşehir belediyelerine ve 5302 sayılı Kanunun 7 nci ve 8
inci maddelerinde ise il özel idarelerine verilmiştir.
Anayasanın
127 nci maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin, il, belediye veya köy
halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları
kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler
tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu belirtilerek;
yerel yönetimlerin özerkliğini öne çıkaran genel bir tanımı yapıldıktan
sonra ikinci fıkrasında bu yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile
yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla düzenleneceği
belirtilmiş; beşinci fıkrasında ise, merkezi idarenin yerel yönetimler
üzerindeki vesayet yetkisi düzenlenerek, idari vesayet üzerinden yerel
yönetimlerin özerkliği ile idarenin bütünlüğü ilkesi arasında bir denge
kurulmuştur.
Belediye ve
il özel idarelerinin görevleri arasında sayılan altyapı sistemleri ile
ilgili genel planlama, programlama, fizibilite, projelendirme, inşa,
işletme, finansman ihtiyacı ve yatırım önceliklerinin belirlenmesi; teknik
altyapı tesislerinin planlamasına, projelendirilmesine ve yapılmasına
ilişkin usul ve esasları belirlenmesi, gerektiğinde yapılmasına veya
yaptırılmasına karar verilmesi ile onaylanması, izlenmesi ve denetlenmesi
Anayasanın 127 nci maddesinin öngördüğü şekilde seçmenler tarafından
seçilerek oluşturulan belediye ve il özel idarelerinin karar organlarının
yetkisindedir ve bu husus 5393, 5216 ve 5302 sayılı Kanunlarda hiçbir
tartışmaya yer vermeyecek açıklıkta düzenlenmiştir.
Söz konusu
mahalli müşterek hizmetlerin, yürürlükte bulunan yerel yönetimler
yasalarına rağmen, merkezi idare tarafından üstlenilmesi ve teknik altyapı
tesislerinin, mahalli idarelerin talepleri dahi aranmaksızın doğrudan
merkezi idare tarafından yaptırılacak olması, Anayasanın 127 nci
maddesindeki yerel yönetimlerin özerkliği ile yerinden yönetim ilkesi ve
vesayet denetimi yetkisi ile bağdaşmamaktadır.
Anayasa uyarınca merkezi yönetimle yerel yönetimler
arasında bir denetim ilişkisi kurulacaksa bunun ancak, Anayasanın 127 nci
maddesinin beşinci fıkrasında, “Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde,
mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi,
kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve
mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla kanunda belirtilen
esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.” şeklinde
düzenlenen idari vesayet denetimi yoluyla gerçekleştirileceğinde kuşku
yoktur. İdari vesayet, merkezi idarenin, yerel yönetimlerin icrai
kararlarını onama, geri çevirme ve kimi ayrık durumlarda da değiştirerek
onama yetkisidir. Bu yetki yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak,
etkisiz ve işlemez kılacak biçimde kullanılamaz.
Anayasa, idari vesayetin hangi amaçlarla
kullanılacağını kurala bağlamakla yetinmemiş, ilke ve yöntemlerinin de yasa
ile belli edilmesi koşulunu aramıştır. İdari vesayetin ayrık bir türü olan,
yasa ile yerel yönetime bırakılan işlemlerin yerine geçme yolu ile merkezi
idarece yapılması, ancak kapsam ve sınırının yasada açıkça belirtilmesi, bu
yetkinin yerel yönetimin yasalarla kendisine verilen görevi yerine
getirmekten kaçınması, bunda çok gecikmesi gibi kamu yararı ya da haklı bir
nedene dayalı olması ve anayasal ölçütler dışına çıkmamasına bağlıdır.
Nitekim, İdari vesayetin ayrık bir türü olan, yasa
ile yerel yönetime bırakılan işlemlerin yerine geçme yolu ile merkezi
idarece yapılması, 5393 sayılı Kanunun 57 nci maddesinde, kapsamı, şartları
ve sınırı açıkla belirtilerek düzenlenmiştir.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 644 Sayılı KHK’nin 11 inci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendi ile (b) bendindeki, “… gerektiğinde yapmak, yaptırmak,
onaylamak, izlemek ve uygulanmasını denetlemek.” ve (d) bendindeki, “…
mahalli idarelerin talepleri aranmaksızın …” ifadeleri Anayasanın 127 nci
maddesine aykırı olduğundan iptali gerekir.
8)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 14 üncü Maddesinin (3)
Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı
KHK’nin 14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında, Müfettiş
Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esaslarının,
Müfettişliğe yükselmelerinin, görev, yetki ve sorumluluklarının,
Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususların yönetmelikle
belirleneceği belirtilmektedir.
Anayasanın 7 nci maddesinde yasama
yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve
bu yetkinin devredilemeyeceği; 8 inci maddesinde, yürütme yetkisi ve
görevinin, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve
kanunlara uygun olarak kullanılacağı; 112 nci maddesinin ikinci fıkrasında,
her bakanın Başbakana karşı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi içindeki
işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden sorumlu olacağı; 128
inci maddesinin ikinci fıkrasında, memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm
altına alınmıştır.
Öte yandan, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev
Esasları Hakkında Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında, bakanın,
bakanlık teşkilatının en üst amiri olduğuna yer verilmiş; ikinci
fıkrasında, bakanların, bakanlık hizmetlerini mevzuata, Hükümetin genel
siyasetine, milli güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllık programlara
uygun olarak yürütmekle ve bakanlığın faaliyet alanına giren konularda
diğer bakanlıklarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevli ve
başbakana karşı sorumlu oldukları belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise, her bakanın
ayrıca emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden de sorumlu olup,
bakanlık merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatı ile bağlı ve ilgili
kuruluşların faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle
görevli ve yetkili olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Aynı hükümler 644
sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
KHK’nin 4 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde de değişik
ifadelerle yinelenmiştir. 3046 sayılı Kanunun 21 inci ve 644 sayılı KHK’nin
4 üncü maddesinde belirtilen, Bakanlığın merkez, taşra ve yurtdışı
teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarının faaliyetlerini, işlemlerini ve
hesaplarını denetleme görev ve yetkisini bakan kendi eliyle yapamayacağına
göre, bu işleri doğrudan Bakana bağlı olarak ve Bakan adına yapmak üzere,
644 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesiyle Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
kurulmuş ve (1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle Başkanlığa, “Bakanlık
teşkilatının her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak teftiş,
inceleme ve soruşturmalar yapmak.” görevleri verilmiştir.
Bakanın
Anayasal sorumluluğunu yerine getirmesinin uzantısı olarak kurulan ve bu
derece önemli görevler yüklenen Rehberlik ve Teftiş Başkanlığında
Müfettişlik mesleğine ilk adımın atıldığı Müfettiş Yardımcılığına giriş
için, 14 üncü maddenin (3) numaralı fıkrasında, hiçbir ölçüt getirilmeden
ve sınır çizilmeden Müfettiş Yardımcılarının
mesleğe giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esaslarını, Müfettişliğe
yükselmelerini, görev, yetki ve sorumluluklarını, Başkanlığın çalışma usul
ve esasları ile diğer hususları düzenleme yetkisi yürütme organına
devredilmiştir.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi,
Anayasanın statü hukukuna ilişkin temel bir kuralı iken; 644 sayılı KHK’nin
14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası ile hiçbir ölçüt getirilmeden ve
sınırlar çizilmeden Müfettiş Yardımcılığı mesleğine giriş şartları,
yeterlilik sınavının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselme ve bunların
görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirleme
yetkisinin yönetmeliğe bırakılarak yürütme organına devredilmesi,
Anayasanın 7 nci, 8 inci ve 128 inci maddelerine açıkça aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 644
sayılı KHK’nin 14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası Anayasanın 7 nci, 8
inci ve 128 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
9)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 16 ncı Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendindeki, “… hariç olmak üzere diğer
anlaşmazlıkları …” İbaresi ile “… ve yeni fiyat anlaşmazlıklarında ise
tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak tespit etmek.” İfadesinin
Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı
KHK’nin 16 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile kamu kurum
ve kuruluşlarınca yapım ve yapım ile ilgili danışmanlık hizmet işlerine
ilişkin olarak akdedilen sözleşmelerin yürütülmesinden doğan yeni fiyat
tespiti anlaşmazlıkları hariç olmak üzere diğer anlaşmazlıkları ilgili
idarenin talebine istinaden inceleyip karara bağlamak ve yeni fiyat tespiti
anlaşmazlıklarında ise tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak
tespit etmek görevi Yüksek Fen Kurulu Başkanlığına verilmektedir.
Baraj,
otoyol, köprü, köprülü kavşak, hava meydanı, liman yapımı gibi büyük ve
özellikli projeler uygulama projelerine dayalı olarak götürü bedel
üzerinden anahtar teslimi yerine, kesin projeler üzerinden teklif birim
fiyat verme usulüyle ihale edilmektedir. İhaleler isteklilerin tek tek iş
kalemleri için teklif ettikleri fiyatlar üzerinden yapıldığından,
isteklilerin teklifleri belirleyici olmakta ve idareler uygun teklifte
bulunan istekli üzerine ihaleyi yapmaktadır.
Ancak,
ihaleye kesin proje üzerinden çıkıldığı için işin yapımı sürecinde ihale
öncesinde öngörülmeyen durumlar ortaya çıkabilmekte ve dolayısıyla yeni iş
kalemi için ödemeye esas olmak üzere yeni fiyat tespiti yapılması
gerekmektedir. Yeni fiyatın tespitinde yükleniciler ile idareler arasında
anlaşmazlıklar çıkabilmektedir.
644 sayılı
KHK’nin 16 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, Yüksek Fen
Kuruluna, idarenin talebi üzerine yeni fiyat tespiti anlaşmazlıklarında
yeni fiyatı tarafları bağlayacak şekilde kesin olarak tespit etme yetkisi
verilmekte ve böylece yüklenicilerin yetkili yargı mercileri nezdinde
haklarını aramaları engellenmektedir.
Anayasanın
2 nci maddesinde “hukuk devleti” ilkesi Cumhuriyetin temel nitelikleri
arasında sayılmış; 9 uncu maddesinde yargı yetkisinin Türk Milleti adına
bağımsız mahkemelerce kullanılacağı; 36 ncı maddesinde, herkesin meşru
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip
olduğu hüküm altına alınmış ve 125 inci maddesinin birinci fıkrasında ise,
idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu
kurala bağlanmıştır.
Yüksek Fen
Kurulu, mesleki deneyimi ve uzmanlığı olan teknik elemanlardan oluşan ve
kararlarıyla yapım işlerine yön veren uzman bir kuruluştur ve öyle olması
da gerekir. Ancak, yargısal bir görev yerine getirmediğinden verdiği
kararların tarafları bağlayıcılığından ve kesinliğinden söz edilemez.
Yüklenicilerin
yetkili yargı mercileri nezdinde hak arama özgürlüklerini engelleyen, 644
sayılı KHK’nin 16 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “…
hariç olmak üzere diğer anlaşmazlıkları …” ibaresi ile “… ve yeni fiyat
anlaşmazlıklarında ise tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak
tespit etmek.” İfadesi, Anayasanın 2 nci, 9 uncu 36 ncı ve 125 inci
maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
10)
29.06.2011 Tarihli ve 644 Sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin Geçici 3 üncü Maddesinin
(1) Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
644 sayılı
KHK’nin Geçici 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Çevre ve Orman
Bakanlığının Bakanlığa devredilen birimleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığında;
Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama
Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, Yapı İşleri Genel Müdürü, Teknik
Araştırma ve Uygulama Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu
Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Yüksek Fen Kurulu Başkanı ve üyeleri, Strateji
Geliştirme Başkanı, Personel Dairesi Başkanı, İdari ve Mali İşler Dairesi
Başkanı, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri,
Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Bayındırlık ve İskan
İl Müdürü ve Bayındırlık ve İskan İl Müdürü Yardımcısı kadrolarında
bulunanların görevinin bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği
tarihte sona ereceği; bu fıkra uyarınca görevleri sona erenlerden
Bayındırlık ve İskan İl Müdürü Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanların
ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı, diğerlerinin ise ekli
(2) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına halen
bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılacakları; İl Çevre ve Orman
Müdürü kadrosunda bulunanlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bakanlık
Müşavirliği kadrosuna atananlar ile İl Çevre ve Orman Müdür Yardımcısı
kadrosunda bulunanlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Araştırmacı kadrosuna
atananlardan Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı
arasında yapılacak protokolle uygun görülenlerin, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı Bakanlık Müşaviri ve Araştırmacı kadrolarına mevzuattaki atama
sınırlamalarına bağlı olmaksızın atanabileceği; bu madde uyarınca ihdas edilen
Bakanlık Müşaviri ile Araştırmacı kadrolarının, herhangi bir sebeple
boşalması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı
hüküm altına alınarak, Bakanlığın İl Müdür Yardımcısı ve üstü yönetici
kadrolarının tamamı boşaltılmaktadır.
Anayasa
Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere, Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasanın ve
yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğunun
bilincinde olan devlettir.
Hukuk devleti hukuk normlarının
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukukî güvenliğin bir sonucu da
kazanılmış haklara saygı gösterilmesi ilkesidir. Kazanılmış hak, kişinin
bulunduğu statüden doğan ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak
niteliğine dönüşmüş olan haktır. Kişilerin hukuk düzenine güvenerek elde
ettikleri hakların sonradan çıkarılacak yasal düzenlemelerle ihlal
edilmemesi bu ilkenin gereğidir.
657 sayılı Kanunun Temel ilkeler
başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde kariyer, Devlet
memurlarına yaptıkları hizmetler için gerekli
bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek
derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır şeklinde; liyakat ise,
Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve
yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu
sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip
kılmaktır şeklinde tanımlanmıştır.
180 sayılı Bayındırlık ve İskan
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’de yer alan ana hizmet, danışma
ve denetim ile yardımcı birimlerden, 644 sayılı KHK’nin geçici 3 üncü
maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılı kadro görev unvanlarına ilişkin
birimler kapatılmayıp, aynı veya başka isimler
altında 644 sayılı KHK’nin 6 ncı ve 7 nci ile 25 inci maddelerinde Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı bünyesinde teşkilatlandırıldığına; ismi değiştirilen
ve değiştirilmeyen söz konusu teşkilatlardaki Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Çevresel Etki
Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, Yapı
İşleri Genel Müdürü, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürü, Genel Müdür
Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Yüksek Fen Kurulu
Başkanı ve üyeleri, Strateji Geliştirme Başkanı, Personel Dairesi Başkanı,
İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Daire
Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler
Müşaviri, Bayındırlık ve İskan İl Müdürü ve Bayındırlık ve İskan İl Müdürü
Yardımcısı kadrolarında bulunanlar, söz konusu
görevlere 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde yükseldiğine ve
dolayısıyla bu görevler kendileri yönünden hukuken kesinleşmiş ve kişisel
alacak niteliğine dönüştüğüne ve söz konusu genel müdürlük ve daire
başkanlığı ile il müdürlüklerinin kapatılması gibi hukuksal bir zorunluluk
da söz konusu olmadığına göre, bu görevleri statü hukukuna göre yürüten
kamu görevlilerinin yasayla, “Bakanlık Müşavirliği” gibi pasif bir görevre
atanmaları, Yasanın öngördüğü güvenliklerinin ortadan kaldırılarak, statü
hukukunun gereği olan kazanılmış haklarının ellerinden alınması demektir.
Dolayısıyla, kazanılmış hakları ortadan kaldıran söz konusu düzenlemeler
Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Öte yandan geçici 3 üncü maddenin (5) numaralı
fıkrasında, bu madde uyarınca Bakanlık kadrolarına atanan veya atanmış
sayılanların yeni kadrolarına atandıkları veya atanmış sayıldıkları tarih
itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek
gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, makam, görev ve temsil
tazminatları, ek ödeme, ikramiye (bir aya isabet eden tutar) ve sözleşme
ücretleri ile diğer malî hakları (ilgili mevzuatı uyarınca fiilî çalışmaya
bağlı fazla mesai ücreti ile fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders
ücreti hariç) toplamının net tutarının, atandıkları veya atanmış
sayıldıkları yeni kadroları için öngörülen aylık, ek gösterge, her türlü
zam ve tazminatlar, makam, görev ve temsil tazminatları, ek ödeme, ikramiye
(bir aya isabet eden tutar) ve ücretleri ile diğer malî hakları (ilgili
mevzuatı uyarınca fiilî çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti ile fiilen
yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplamının net tutarından
fazla olması hâlinde aradaki fark tutarının, farklılık giderilinceye kadar
atandıkları veya atanmış sayıldıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi
bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödeneceği
belirtilerek; atamaları bu şekilde yapılanların mali haklarının korunduğu
gibi bir izlenim yaratılmaktadır.
Ancak fıkrada, “toplam net tutarının” ibaresinden
sonra parantez içinde “bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır”
ifadesine yer verilerek, kadro görev unvanlarına ait aylık net hak edişleri
sabitlenmiştir. Bu durumda örneğin müsteşarın en son aldığı net maaşı 100
TL ve Bakanlık Müşavirinin maaşı ise 90 TL ise aradaki 10 TL içinde bulunulan
ayda tazminat olarak ödenerek maaşı yine 100 TL olacak; örneğin yıllık %11
oranındaki enflasyonun maaşlara yansıtılmasından dolayı bir sonraki ay
müsteşar maaşı 111 TL, Bakanlık Müşaviri maaşı da 100 TL olduğunda ise, net
maaş sabitlendiğinden dolayı, müsteşar iken Yasayla Bakanlık Müşavirliği
görevine atanan kişiye herhangi bir ödemede bulunulmayacak, kişinin maaşı
nominal olarak yine 100 TL olurken; reel olarak 90 TL’ye gerileyecektir.
Dolayısıyla kazanılmış statü kaybının yanında kazanılmış mali hak kaybı da
söz konusu olduğundan iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin atanmalarındaki usule
göre görevlerinden el çektirilmeleri, statü hukukunun temel bir ilkesidir.
Siyasi iktidarın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının üst yönetimi yanında
taşra teşkilatında da mutlak bir siyasi kadrolaşmaya gitmek için üst
yönetim ve taşra teşkilatının yönetim kadrolarını Yasayla boşaltması, bu
yönden de hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Diğer yandan, Yasa ile hem müsteşar,
hem il müdürü “Bakanlık Müşaviri” görevine atanmaktadır. Anayasanın 10 uncu
maddesindeki, “yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları
aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal
eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan
kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,
ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı
durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa
karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,
herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasada öngörülen
eşitlik ilkesi zedelenmez. Statü hukukunda müsteşar ile il müdürü farklı
hiyerarşik kademe ve kadro unvanlarına karşılık geldiği halde; bunlar bir,
aynı ve eşitlermiş gibi müsteşardan il müdürüne kadar olanların Yasayla “Bakanlık
Müşaviri” görevlerine atanmaları Anayasanın 10 uncu maddesindeki “yasa
önünde eşitlik ilkesi” ile bağdaşmaz.
Anayasanın 36 ncı maddesinde, herkesin meşru vasıta
ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya
davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu;
125 inci maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı
yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
Kamu görevlilerinin, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun kariyer ve liyakat ilkelerine göre yükseldikleri ve
hukuki güvenliğe sahip kılındıkları müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel
müdür, başkan, il müdürü ve benzeri kadro unvanlarından, “Bakanlık
Müşavirliği” görevine olağan hukuki yol olan idari işlemle atamalarının
yapılması durumunda kullanabilecekleri Anayasal güvence altındaki hak arama
özgürlüğü ile yetkili yargı mercilerine dava açma haklarının, Yasayla
atanmaları suretiyle ellerinden alınması Anayasanın 36 ncı ve 125 inci
maddelerine aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin geçici 3 üncü
maddesinin (1) numaralı fıkrası, Anayasanın 2
nci, 10 uncu, 36 ncı ve 125 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali
gerekir.
III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
1- 6223 sayılı Yetki Yasasının iptali ve
yürürlüğünün durdurulması istemiyle Yüce Mahkemenizde Anamuhalefet Partisi
(CHP) olarak dava açmış olduğumuzdan, 6223 sayılı Yetki Yasanının
yürürlüğünün durdurulmasına veya iptaline karar verilmesi durumunda 644
sayılı KHK yasal dayanaktan yoksun kalacağı için, 644 sayılı KHK’nin
yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği
değerlendirilmektedir.
2- 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendi; 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi; 8
inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (ğ) ve (i) bentleri ile
idareye, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 88 inci ve 115 inci maddelerine
aykırı bir şekilde yasal kural koymayı da içeren mevzuat hazırlamak, mevzuat
oluşturmak ve usul ve esasları belirlemek yetkileri verilmiştir. İdarenin,
yasama organına ait yetkiyi kullanarak, yasal kural koymasının ileride
telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağı şüphesizdir.
3- 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendi ile 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve
(ı) bentleriyle, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
özerklikleriyle bağdaşmayan ve Anayasanın 6 ncı, 91 inci, 124 üncü, 127 nci
ve 135 inci maddelerine aykırı olan düzenlemeler yapılmıştır. Meslek
odalarının tarafsız ve bağımsız çalışmalarını ortadan kaldıran söz konusu
düzenlemeler, meslek odaları ile üyesi bilirkişilerin kamu yararı
doğrultusunda yürüttüğü mesleki hizmetleri sekteye uğratacak ve çok geniş bir
kesimle birlikte bir bütün olarak kamunun zararına sonuçlanacaktır.
4- 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (ğ) bendi ve 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f)
bendiyle, yerel yönetimlerin yetkisinde olan görev ve hizmetler, hukuki
kaos yaratacak bir şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığında
merkezileştirilmekte; (j) bendiyle ise milli güvenliği tehdit eden
düzenlemeler yapılmaktadır. Anayasanın 2 nci, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 87 nci,
117 nci ve 127 nci maddelerine aykırı olan söz konusu düzenlemelerin, hukuk
sistemi ve ülke güvenliği açısından ileride telafisi olmayan zarar ve
ziyanlara yol açacağı ve bunun geri dönüşünün de olmayacağı
değerlendirilmektedir.
5- 644 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (e) bendiyle, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerin
maliyet hesaplarını yaptırmak, inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı
onarımlarını yapmak, yaptırmak veya denetlenmesini sağlamak görevleri Çevre
ve Şehircilik Bakanlığına; 10 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)
bendiyle, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerin maliyet
hesaplarını yaptırmak, ile (ç) bendiyle, özel bütçeli idareler ve
düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile sosyal güvenlik kurumlarının
yatırım programında bulunan bina ve tesislerin maliyet hesabını yaptırmak
görevleri ise Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne verilmektedir. Bu düzenlemeler
Anayasanın 2 nci, 91 inci, 128 inci ve 167 nci maddelerine aykırıdır.
4734 sayılı Kanuna göre gizli olan yaklaşık
maliyetin, gizliliğinin oratadan kaldırılması, kamu ihalelerinin eşit
şartlarla ve rekabetçi bir süreçte sürdürülmesini ortadan kaldırarak ihale
yolsuzluk ve usulsüzlüklerini artırarak kamu üzerine mali yük oluşturacak;
devletin kolluk görevi olan denetimin üçüncü kişilere ihale ile yaptırılması
ise kamu düzenini sarsarak telafisi olmayan zararların doğmasına yol
açacaktır.
6- 644
sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (h), (ı), ve
(i) bentleriyle (3) numaralı fıkrasında yapılan düzenlemelerle, özellikle
imar hukuku konusunda getirilen yeni kurallar ve içeriği ve tanımı belli
olmayan yeni plan isim ve kavramlarıyla, Anayasaya ve Yerel Yönetimler
Özerklik Şartına aykırı olarak yerel yönetimlerin yetkilerine el
konulurken, diğer yandan hukuk sisteminin belirliliğini ve güvenilirliğini
ortadan kaldırarak hukuki kaosa yol açan düzenlemeler yapılmıştır.
Yetki
çatışmasını da içeren hukuki belirsizlik ve güvensizlik ortamının telafisi
olmayan toplumsal maliyet ve zararlara yol açacağı değerlendirilmektedir.
7- 644 sayılı KHK’nin 11 inci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) (b) ve (d) bentlerinde, yerel yönetimlerin
özerkliği ile bağdaşmayan, yetkilerini ortadan kaldıran, etkisiz ve işlemez
kılan düzenlemeler yapılarak yerel yönetimlerin karar organlarının
iradelerine, Anayasanın 127 nci maddesine aykırı olarak merkezi yönetim
tarafından el atılmıştır.
Yerel ihtiyaçların merkez tarafından belirlenerek
merkez tarafından yürütülmesini öngören düzenlemeler, seçmen iradesini, demokratik
süreçleri ve yerel demokrasiyi hiçe saymaktadır. İktidarın Anayasaya aykırı
olarak merkezileşmesi, demokratik toplum düzeninde telafisi olmayan
zararlara yol açacaktır.
8- 644 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesinin (3)
numaralı fıkrasında, Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik
sınavlarının usul ve esaslarının, Müfettişliğe yükselmelerinin, görev,
yetki ve sorumluluklarının, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer
hususların yönetmelikle belirleneceği belirtilerek, Anayasanın 7 nci, 8 inci
ve 128 inci maddelerine aykırı düzenlemeler yapılmıştır.
Denetim hizmetini yürütmekle görevli meslek
mensuplarının yasal güvenceden yoksun bir şekilde görev yapmaları, denetim
mesleğinin tarafsızlığını ve bağımsızlığını ortadan kaldırarak kamunun
ileride telafisi olmayan zararlarının doğmasına yol açacaktır.
9- 644
sayılı KHK’nin 16 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile
Yüksek Fen Kuruluna, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapım ve yapım ile ilgili
danışmanlık hizmet işlerine ilişkin olarak akdedilen sözleşmelerin
yürütülmesinden doğan yeni fiyat tespiti anlaşmazlıklarını idarenin talebi
üzerine tarafları bağlayacak şekilde kesin olarak tespit etme görevi
verilerek Anayasanın 2 nci, 9 uncu, 36 ncı ve 125 inci maddelerine aykırı
düzenleme yapılmıştır.
Kişilerin
yetkili yargı mercileri nezdinde hak aramalarını engelleyen söz konusu
düzenleme, kişilerin ileride telafisi olmayan zararlarının doğmasına sebep
olmaktadır.
10- 644
sayılı KHK geçici 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Çevre ve Şehircilik
Bakanlığında il müdür yardımcısı ve üstü kadroların tamamının liyakat ve
kariyer ilkeleri yerine siyasi atamalar yapmak için yasayla boşaltılması;
il müdür yardımcılarının bulundukları kadro derecesiyle ihdas edilen
“araştırmacı” kadrolarına, il müdürü ve üstü kadrolarda bulunanların ise
“Bakanlık Müşaviri” kadrolarına atanmaları öngörülerek, kazanılmış hakları
ortadan kaldıran; “yasa önünde eşitlik ilkesi” ile bağdaşmayan ve kişilerin
hak arama özgürlükleri ile yetkili yargı mercilerine dava açma haklarını
ellerinden alan Anayasaya aykırı kurallar yasallaştırılmıştır.
Yasayla
boşaltılmış bulunan il müdür yardımcısı ve üstü yönetici kadrolarına
siyasal iktidarın tarafgirlik ölçütleri bağlamında atamalar yapmasının önü
açılırken; bu kadrolara kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde yükselen
kadro görev unvanlarının hukuki sahibi kamu görevlileri ise, telafisi
mümkün olmayan zararlarla karşı karşıya gelmiş bulunmaktadırlar.
Öte yandan, Anayasal düzenin hukuka aykırı kural ve
düzenlemelerden en kısa sürede arındırılması, hukuk devleti sayılmanın en
önemli gerekleri arasında sayılmaktadır. Anayasaya aykırılıkların
sürdürülmesi, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de
zedeleyecektir. Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve
özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesi
hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol
açacaktır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla,
Anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükümlerin iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa
Mahkemesine dava açılmıştır.
IV. SONUÇ VE İSTEM
29.06.2011
tarihli ve 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin;
1) Tümü ve
Ayrı Ayrı Tüm Maddeleri ile Eki (I) Sayılı Cetvel, Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 87 nci ve 91 inci maddelerine;
2) 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… imar, çevre, yapı ve
yapım mevzuatını hazırlamak …” ibaresi ile 7 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (c) bendindeki, “Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları
da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının
yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek …” ibaresi; 8 inci maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… mevzuatı hazırlamak, …”, (c)
bendindeki, “… ve ilgili mevzuatı hazırlamak.”, (ğ) bendindeki, “… usul ve
esasları tespit etmek, …”, (i) bendindeki, “… ve mevzuat oluşturmak.”
ibareleri, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 88 inci ve 115 inci maddelerine;
3) 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… Bakanlığın görev
alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak,
geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak.” ile
12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki “… mimarlık,
mühendislik, …” ibaresi ile (d) bendi ve (ı) bendindeki “Bakanlığın görev
alanına giren konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek
kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları denetlemek” ifadeleri,
Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 91 inci, 124 üncü, 127 nci ve 135 inci
maddelerine;
4) 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendindeki, “Gecekondu, kıyı
alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera
dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde
yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce
uyulacak usul ve esasları belirlemek, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu
nitelikteki uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel proje
alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalar ile” ibaresi ile 7 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinin ve (j) bendindeki,
“Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile …” İbaresi ile “… milli güvenliğe
dair tesisler, askeri yasak bölgeler …” ve “… genel sığınak alanları, özel
güvenlik bölgeleri …” ve “… yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim
tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı
istasyonları gibi alanlar …” ibareleri, Anayasanın 2 nci, 5 inci, 6 ncı, 7
nci, 87 nci, 117 nci ve 127 nci maddelerine;
5) 2 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendindeki “… veya yaptırmak …” ile
“… veya denetlenmesini sağlamak.” ve 10 uncu maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (c) bendindeki, “… maliyet hesaplarını yapmak …” ifadesinden
sonra gelen, “… veya yaptırmak …” ile (ç) bendindeki, “… veya yaptırmak, …”
ibareleri, Anayasanın 2 nci, 91 inci, 128 inci ve 167 nci maddelerine;
6) 7 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… ve çevre düzeni
planlarını …”; (h) bendindeki, “… ilgili idareler tarafından Bakanlıkça
verilen süre içinde yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak,
yaptırmak, resen onaylamak.”; (ı) bendindeki “… tespit etmek …” ibareleri
ile (i) bendi ve (3) numaralı fıkrasındaki, “… büyükşehir olmayan illerde
ise Bakanlık …” ibareleri, Anayasanın 2 nci, 90 ıncı, 91 inci ve 127 nci
maddelerine;
7) 11 inci
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile (b) bendindeki, “…
gerektiğinde yapmak, yaptırmak, onaylamak, izlemek ve uygulanmasını
denetlemek.” ve (d) bendindeki, “… mahalli idarelerin talepleri aranmaksızın
…” ifadeleri, Anayasanın 127 nci maddesine;
8)
14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası, Anayasanın 7 nci, 8 inci ve 128
inci maddelerine;
9) 16 ncı
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki, “… hariç olmak üzere
diğer anlaşmazlıkları …” ibaresi ile “… ve yeni fiyat anlaşmazlıklarında
ise tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak tespit etmek.” İfadesi,
Anayasanın 2 nci, 9 uncu, 36 ncı ve 125 inci maddelerine;
10) Geçici
3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası, Anayasanın 2
nci, 10 uncu, 36 ncı ve 125 inci maddelerine;
aykırı
olduklarından iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da
olanaksız zarar ve durumlar olacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar
yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı
ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen
Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin iptali istenen
kuralları ile eki (I) Sayılı Cetvel ve Listeler şöyledir:
“MADDE 1- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını
düzenlemektir.
MADDE 2- (1) Çevre
ve Şehircilik Bakanlığının görevleri şunlardır:
a)
Yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlemek ve denetlemek, Bakanlığın görev
alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak,
geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak.
b) Çevrenin
korunması ve iyileştirilmesi ile çevre kirliliğinin önlenmesi için prensip
ve politikalar tespit etmek, standart ve ölçütler geliştirmek, programlar
hazırlamak; bu çerçevede eğitim, araştırma, projelendirme, eylem planları
ve havza koruma planları ile kirlilik haritalarını oluşturmak, bunların
uygulama esaslarını tespit etmek ve izlemek, iklim değişikliği ile ilgili
iş ve işlemleri yürütmek.
c)
Faaliyetleri sonucu alıcı ortamlara katı, sıvı ve gaz hâlde atık bırakarak
kirlilik oluşturan veya oluşturması muhtemel her türlü tesis ve faaliyetin,
çevresel etkilerini değerlendirmek; alıcı ortamlar ile ilgili ölçüm ve
izleme çalışmalarını yapmak; bahse konu tesis ve faaliyetleri izlemek, izin
vermek, denetlemek ve gürültünün kontrol edilmesini sağlamak.
ç) Her tür
ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke,
strateji ve standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamak,
Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi
içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait olan arsa ve araziler
üzerinde yapılacak olan yapılarda, millî güvenliğe dair tesisler, askerî
yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve
telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, plan, parselasyon
planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak ve
başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma
yapılmaması halinde resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek.
d) Mekânsal
strateji planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle
hazırlamak ve mahallî idarelerin plan kararlarının bu stratejilere
uygunluğunu denetlemek.
e) Millî
Savunma Bakanlığının inşaat millî ve NATO alt yapı hizmetleri ile Ulaştırma
Bakanlığına bağlı genel müdürlüklere kanunlarla yapım yetkisi verilmiş olan
özel ihtisas işleri hariç kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve
tesislerin ihtiyaç programlarını hazırlamak, her türlü etüt, proje ve
maliyet hesaplarını yapmak veya yaptırmak, onaylamak veya onaylanmasını
sağlamak, inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı onarımlarını yapmak, yaptırmak
ve denetlemek veya denetlenmesini sağlamak.
f) Yapı
denetimi sistemini oluşturmak ve yapılarda enerji verimliliğini artıran
düzenlemeleri yapmak, yönetmek, izlemek; yapı malzemelerinin denetimine ve
uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak.
g) Konut
sektörüne ilişkin strateji geliştirme ve programlama iş ve işlemlerini
yürütmek, yapı kooperatifçiliğinin gelişmesini sağlayacak tedbirleri almak
ve 5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca Bakanlığa verilen görevleri yapmak.
ğ)
Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle
orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve
yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında
idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek, Bakanlar Kurulunca
belirlenen bu nitelikteki uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel
proje alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalar ile 2985 sayılı Toplu
Konut Kanunu ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi
Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt,
harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak,
onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerini gerçekleştirmek, yapı
kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak.
h) 657
sayılı Harita Genel Komutanlığı Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve
geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak, yaptırmak, mahallî idarelerin
planlama, harita, altyapı ve üstyapıya ilişkin faaliyetleri ile ilgili kent
bilgi sistemlerinin kurulması, kullanılması ve Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi
ile entegre olmasını desteklemek.
ı)
Bakanlığın görev alanına giren konularda mahallî idarelerin idarî ve teknik
kapasitesinin geliştirilmesi için çalışmalarda bulunmak ve bunlara teknik
destek sağlamak.
i)
Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık
rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tarifleri hazırlamak ve
yayımlamak.
j) Küresel
iklim değişikliği ve bununla ilgili gerekli tedbirlerin alınması için plan
ve politikaları belirlemek.
k)
Bakanlığın görev alanına giren konularda uluslararası çalışmaların
izlenmesi ve bunlara katkıda bulunulması maksadıyla ulusal düzeyde yapılan
hazırlıkları ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde yürütmek.
l)
Mevzuatla Bakanlığa verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak.
MADDE 3- (1) Bakanlık, merkez ve taşra teşkilatından
oluşur.
(2) Bakanlık merkez teşkilatı ekli (I) sayılı
cetvelde gösterilmiştir.
MADDE 4- (1) Bakanlık teşkilatının en üst amiri olan Bakan,
Bakanlık icraatından ve emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden
Başbakana karşı sorumlu olup aşağıdaki görev, yetki ve sorumluluklara
sahiptir:
a) Bakanlığı Anayasaya, kanunlara, hükümet
programına ve Bakanlar Kurulunca belirlenen politika ve stratejilere uygun
olarak yönetmek.
b) Bakanlığın görev alanına giren hususlarda
politika ve stratejiler geliştirmek, bunlara uygun olarak yıllık amaç ve
hedefler oluşturmak, performans ölçütleri belirlemek, Bakanlık bütçesini
hazırlamak, gerekli kanuni ve idari düzenleme çalışmalarını yapmak,
belirlenen stratejiler, amaçlar ve performans ölçütleri doğrultusunda
uygulamayı koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek.
c) Bakanlık faaliyetlerini ve işlemlerini denetlemek,
yönetim sistemlerini gözden geçirmek, teşkilat yapısı ve yönetim
süreçlerinin etkililiğini gözetmek ve yönetimin geliştirilmesini sağlamak.
ç) Faaliyet alanına giren konularda diğer
bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve koordinasyonu
sağlamak.
MADDE 5- (1) Müsteşar, Bakandan sonra gelen en üst düzey
kamu görevlisi olup Bakanlık hizmetlerini, Bakan adına ve onun emir ve
yönlendirmesi doğrultusunda, mevzuat hükümlerine, Bakanlığın amaç ve
politikalarına, stratejik planına uygun olarak düzenler ve yürütür. Bu
amaçla, Bakanlık kuruluşlarına gereken emirleri verir ve bunların
uygulanmasını gözetir ve sağlar. Müsteşar bu hizmetlerin yürütülmesinden
Bakana karşı sorumludur.
(2) Müsteşara yardımcı olmak üzere dört Müsteşar
Yardımcısı görevlendirilebilir.
MADDE 6- (1) Bakanlığın hizmet birimleri şunlardır:
a) Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü.
b) Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü.
c) Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim
Genel Müdürlüğü.
ç) Yapı İşleri Genel Müdürlüğü.
d) İmar ve Kentsel Altyapı Genel Müdürlüğü.
e) Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü.
f) Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü.
g) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı.
ğ) Strateji Geliştirme Başkanlığı.
h) Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı
ı) Hukuk Müşavirliği.
i) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı.
j) Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı.
k) Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı.
l) Personel Dairesi Başkanlığı.
m) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı.
n) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği.
o) Özel Kalem Müdürlüğü.
MADDE 7- (1) Mekânsal
Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a)
Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte
fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal
strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla
işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu
stratejilere göre yürütülmesini sağlamak.
b)
Kentlerde ve kırsal alanlarda arazi kullanımına ilişkin temel ilke,
strateji ve standartları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak.
c) Havza ve
bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre
düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları
belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak,
yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini
sağlamak.
ç) Sektörel
planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve
çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak.
d) Risk
yönetimi ve sakınım planlarının yapılmasına ve onaylanmasına ilişkin
kuralları belirlemek ve izlemek, plana esas jeolojik ve jeoteknik etütleri
yapmak, yaptırmak ve onaylamak.
e) Arazi ve
arsa düzenlemesi ve parselasyon planlarının hazırlanmasına ilişkin genel
ilke, strateji ve esasları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak.
f) Bakanlar
Kurulunca belirlenen proje kapsamı içerisinde kalmak kaydıyla kamuya ait
tescilli araziler ile tescil dışı araziler ve muvafakatleri alınmak
koşuluyla özel kişi veya kuruluşlara ait arazilerin yeniden fonksiyon kazandırılıp
geliştirilmesine yönelik olarak her tür ve ölçekte etüt, harita, plan,
parselasyon planı, kamulaştırma, arazi ve arsa düzenlemesi yapmak,
yaptırmak ve onaylamak.
g)
Belediyelerin mücavir alanları ile köylerin yerleşik alanlarının
sınırlarının tespitine ilişkin usul ve esasları belirlemek ve tespit edilen
sınırları onaylamak.
ğ)
İdarelerin ihtilafı halinde, genel imar düzeni ve uyumunu sağlamak üzere,
her türlü etüt, harita ve imar planı, plan değişikliği, plan revizyonu,
parselasyon planı hazırlanması, onaylanması ve uygulanmasında koordinasyon
sağlamak, ihtilafları gidermek, gerektiğinde ihtilaf konusu işi resen
yapmak, yaptırmak ve onaylamak.
h) Her tür
ve ölçekteki fiziki planların birbiriyle uyumunu ve mekânsal strateji
planları hedeflerine ve kararlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla gerekli
tedbirleri almak, ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak.
ı)
Bütünleşik kıyı alanları yönetimi ve planlaması çalışmaları, kıyı
alanlarının düzenlenmesine dair iş ve işlemler ile bu alanlara ilişkin
jeolojik ve jeoteknik etütleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, kıyı kenar
çizgisini tespit etmek, onaylamak ve tescilini sağlamak.
i) Kıyı ve
dolgu alanları ile bu alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı
niteliğindeki geri sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt, harita ve
planları yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak ve bunların uygulanmasını
sağlamak.
j) Bakanlar
Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki
kamu yatırımları, millî güvenliğe dair tesisler, askerî yasak bölgeler,
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle
Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri çerçevesinde yapılacak binalar,
genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon
tesisleri ile ilgili altyapı, üstyapı ve iletim hatları, yanıcı, parlayıcı
ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve
sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar ile ilgili her tür ve
ölçekteki planların yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara
ilişkin her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını
gerektiğinde yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak.
k)
Planlamaya ilişkin iş ve işlemlerde, bakanlıklar, mahallî idareler ve
meslek kuruluşları arasında koordinasyonu sağlamak, planlama sürecinin
iyileştirilmesini ve geliştirilmesini temin etmek.
l) Bakan
tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
(2) Çevre
düzeni planlarının Bakanlıkça belirlenen mekânsal strateji planlarına, imar
planlarının ise mekânsal strateji planlarına veya çevre düzeni planlarına
aykırılığının tespit edilmesi halinde ilgili idareler Bakanlıkça verilen
süre içerisinde aykırılıkları giderir.
(3) Birinci
fıkranın (a) bendinde belirtilen ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki
planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Büyükşehir belediyeleri
sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını büyükşehir belediyeleri,
büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar.
MADDE 8- (1) Çevre
Yönetimi Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Çevre
kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili mevzuatı hazırlamak, standart
geliştirmek, ölçüm, tespit ve kalite ölçütlerini belirlemek; alıcı ortam özelliklerine
göre çevre kirliliği yönünden görüş vermek.
b) Hava
kalitesinin korunması, hava kirliliği, gürültü ve titreşimin azaltılması
veya bertaraf edilmesi için hedef ve ilkeleri belirlemek; temiz hava eylem
planları yapmak ve yaptırmak; konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli
çalışmalar yapmak, ölçüt ve standartları belirlemek.
c) Temiz
üretim ve entegre kirlilik önleme çalışmalarına yönelik politika ve
stratejileri belirlemek ve ilgili mevzuatı hazırlamak.
ç)
Yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak üzere, temiz enerji kullanımını
teşvik etmek, yakıtların hava kirliliğine yol açmayacak şekilde
kullanılabilmesi için hedef ve ölçütleri belirlemek.
d) Serbest
bölgeler dâhil olmak üzere, ülke genelinde çevreye olumsuz etkileri olan
atık ve kimyasallar ile hava kirliliği, gürültü ve titreşim ile ilgili
ölçütleri belirlemek.
e) Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu ile nükleer güvenlik konusunda işbirliği yapmak.
f) Etkili
bir çevre yönetimi gerçekleştirmek, atık ve kimyasalların çevre ile uyumunu
sağlamak üzere gerekli ekonomik araçları belirlemek ve bu konuda
standartlar geliştirmek.
g) Motorlu
kara taşıtlarının egzoz emisyonlarının kontrolü için idarî, malî ve teknik
usul ve esaslar ile standartları belirlemek.
ğ) Yeraltı
ve yerüstü sularının, denizlerin ve toprağın korunması, kirliliğin
önlenmesi veya bertaraf edilmesi maksadıyla hedefleri, ilkeleri ve
kirletici unsurları belirlemek, kirliliğin giderilmesi ve kontrolüne
ilişkin usul ve esasları tespit etmek, acil müdahale planları yapmak ve
yaptırmak. (Raportör notu: Bu bent 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile
tamamen değiştirilmiştir.)
h) Atık ve
kimyasalların yönetimine ilişkin hedef, politika ve ölçütleri belirlemek.
ı) Atık
bertaraf tesisleri ile kimya sınai tesisleri ve deniz kirliliğine yönelik
acil müdahale planları yapmak ve yaptırmak.
i)
Atıkların kaynağında en aza indirilmesi, sınıflara ayrılması, toplanması,
taşınması, geçici depolanması, geri kazanılması, bertaraf edilmesi, yeniden
kullanılması, arıtılması, enerjiye dönüştürülmesi ve nihaî depolanması
konularında politika ve strateji belirlemek ve mevzuat oluşturmak.
j) İlgili
kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde atık ve kimyasalların taşınması ile
tehlikeli atık ve kimyasalların taşınma lisanslarına ilişkin esasları
belirlemek.
k) Yasaklanacak
ve kısıtlanacak yakıt, atık ve kimyasalların ve bunlar ile çevre
kirliliğine yol açabilecek diğer maddelerin ithalat ve ihracatına ilişkin
ölçütleri belirlemek.
l) Ulusal
çevre stratejisi ve eylem planlarını yürütmek ve koordine etmek.
m) Küresel
iklim değişikliği ve ozon tabakasının incelmesi ile ilgili tedbirlerin
alınmasına yönelik plan, politika ve stratejileri belirlemek amacıyla diğer
kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlamak.
n) Görev
alanına giren konularda ulusal ve uluslararası çalışmaları izlemek ve
yürütmek.
o) Bakan
tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
MADDE 9- (1) Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim
Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik
çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları
almak, izlemek ve denetlemek.
b) Çevre kirliliğini önleme ve çevre kalitesini
iyileştirmeye yönelik her türlü faaliyet ile bunlarla alakalı bütün
konularda uygulama ve izleme süreçlerini yürütmek, gerekli tedbirleri almak
ve aldırmak; tesis ve faaliyetleri denetlemek, çevre izni ve lisansı
vermek.
c) Kurulacak tesisler için alıcı ortam
özelliklerine göre çevre kirliliği konusunda görüş vermek, izlemek ve gerektiğinde
müdahale etmek, emisyon, deşarj ve atıklar ile arıtma ve bertaraf
sistemlerini izlemek ve denetlemek, tesisler için kurulacak arıtma
sistemlerinin projelerini onaylamak.
ç) Yasaklanacak ve kısıtlanacak atık ve kimyasallar
ile yakıtların ve çevre kirliliğine yol açabilecek diğer maddelerin ithalat
ve ihracatına dair kontrol ve uygunluk belgesi taleplerini değerlendirmek
ve sonuçlandırmak.
d) İlgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde
atık ve kimyasalların taşınması ile tehlikeli atık ve kimyasalların taşınma
lisanslarına ilişkin esasların uygulanmasını sağlamak, izlemek ve
denetlemek; atık ve kimyasallarla kirlenmiş alanların mevcut kirlilik
durumlarının tespiti, çevre ve insan sağlığına yönelik risklere ve
kirlenmiş alanların iyileştirilmesine ilişkin çalışmaları yapmak ve
yaptırmak.
e) Serbest bölgeler dâhil olmak üzere, ülke
genelinde çevreye olumsuz etkileri olan atık ve kimyasallar ile hava
kirliliği, gürültü, titreşim ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon ile ilgili
faaliyetleri izlemek, yeraltı ve yerüstü sularına, denizlere ve toprağa
olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti belirlemek, denetlemek, tehlikeli
hallerde veya gerekli durumlarda faaliyetleri durdurmak.
f) Yeraltı ve yerüstü sularının, denizlerin ve
toprağın korunması, kirliliğin önlenmesi veya bertaraf edilmesi maksadıyla
kirliliğin giderilmesi ve kontrolüne ilişkin uygulamaları sağlamak, yeraltı
ve yerüstü su, deniz ve toprak kirliliğine karşı hazırlıklı olmak, müdahale
ve mücadele kapasitesini artırmak için gerekli tedbirleri almak ve aldırmak;
çevrenin korunması, maksadıyla uygun teknolojileri belirlemek ve bu
maksatla kurulacak tesislerin vasıflarını tespit etmek ve bu çerçevede
gerekli tedbirleri almak ve aldırmak.
g) Temiz hava merkezlerinin kurulması ve
yönetilmesiyle ilgili iş ve işlemleri yürütmek.
ğ) Yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak
üzere temiz enerji kullanımını desteklemek, yakıtların hava kirliliğine yol
açmayacak şekilde kullanılabilmesi için gerekli önlemleri almak veya
aldırmak.
h) Motorlu kara taşıtları egzoz emisyonlarının
belirlenen standartlara uygunluğunu belgelemek, izlemek ve denetlemek.
ı) Alıcı ortamları izlemek, buna ilişkin altyapıyı
oluşturmak, çevre kirliliği ile ilgili olarak ölçüm, tespit ve kalite
ölçütlerini uygulamak ve uygulanmasını sağlamak; çevreyle ilgili her türlü
ölçüm, izleme, analiz ve kontroller yapacak laboratuvarlar kurmak,
kurdurmak, bunların akreditasyon işlemlerini yapmak, yaptırmak; alıcı
ortamlar konusunda ölçüm yapacak kuruluşları belirlemek.
i) Atıkların kaynağında en aza indirilmesi,
sınıflara ayrılması, toplanması, taşınması, geçici depolanması, geri
kazanılması, bertaraf edilmesi, yeniden kullanılması, arıtılması, enerjiye
dönüştürülmesi ve nihai depolanması konularında geri kazanımı artırıcı
sistemleri kurmak, kurdurmak, uygun teknolojileri belirlemek; her türlü
atık bertaraf tesislerine belirlenen usul ve esaslara göre lisans vermek ve
bunları izlemek ve denetlemek.
j) Bakanlığın görev alanına giren ürünlerin ilgili
mevzuat ve teknik düzenlemelere uygunluğunu ve güvenirliğini tespit etmek
amacıyla denetim yapmak, yaptırmak, yetkili kuruluşlar arasında
koordinasyonu sağlamak.
k) Mahalli çevre kurullarının çalışmalarını takip
etmek ve yönlendirmek.
l) Çevre envanterini ve çevre durum raporlarını
hazırlamak ve Avrupa Çevre Ajansı ile ilişkileri yürütmek.
m) Görev alanına giren faaliyetleri izlemek ve
denetlemek, uluslararası çalışmaları izlemek ve ulusal düzeyde
uygulanmasını sağlamak.
n) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 10- (1) Yapı
İşleri Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Kamu kurum
ve kuruluşlarına ait her türlü yapılar ile ilgili genel ilkeleri,
stratejileri ve standartları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak.
b) Kamu
yatırımlarının projeleri ve yapımla ilgili iş ve işlemlere ilişkin usul ve
esaslar ile etüt ve projelerin niteliklerini belirlemek ve uygulanmasını
sağlamak.
c) Genel
bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerin
ihtiyaç programlarını hazırlamak, etüt ve projelerini ve maliyet
hesaplarını yapmak veya yaptırmak, onaylamak veya onaylanmasını sağlamak,
inşa, güçlendirme, tadil ve esaslı onarımlarını yapmak veya yaptırmak.
ç) Talep
edilmesi ve uygun görülmesi halinde, özel bütçeli idareler ve düzenleyici
ve denetleyici kurumlar ile sosyal güvenlik kurumlarının yatırım
programında bulunan bina ve tesislerin proje, maliyet hesabı ve
inşaatlarını yapmak veya yaptırmak, onaylamak veya onaylanmasını sağlamak.
d) 5543
sayılı Kanun ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak.
e) 5543
sayılı Kanun uyarınca daimi iskân için kamu kurum ve kuruluşlarınca
yaptırılacak her türlü yapılara ve konutlara ilişkin etüt ve planlama
işlerini yapmak veya yaptırmak, onaylamak veya onaylanmasını sağlamak,
daimi iskân için yaptırılacak her türlü yapıların inşaatlarını yapmak veya
yaptırmak.
f)
Yapılarda kullanılacak malzemelerin kullanım amacına uygunluğuna dair
esasları belirlemek, koordinasyon ve yetkilendirme çalışmalarını yürütmek,
yapı malzemelerine ilişkin standartların hazırlanıp yayımlanmasını sağlamak.
g) Yapı
malzemelerinin üretim, satış, nakil ve kullanma safhalarında her türlü
mekânda ve ortamda gözetim ve denetimini yapmak.
ğ) Yapı
malzemesi numunelerinin test ve deneylerini ilgili standarda göre yapmak,
yaptırmak ve ülke genelinde laboratuvar altyapısını geliştirmek.
h) Bakan
tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
(2) Birinci
fıkranın (ç) bendi Bakanlıkça yeterli teknik teşkilatı olduğu kabul edilen
kurum ve kuruluşlar hakkında uygulanmayabilir.
MADDE 11- (1)
başlığı “Altyapı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Mahallî idarelerin
su temini, kanalizasyon, su ve atıksu arıtma, yağmur suyu drenajı, katı
atıkların bertarafı, ulaştırma, elektrik, doğalgaz gibi enerji altyapı
sistemleri ile telefon, bilgisayar ve benzeri iletişim altyapı sistemleri
ile ilgili genel planlama, programlama, fizibilite, projelendirme, inşa,
işletme, finansman ihtiyacı ve yatırım önceliklerini belirlemek.
b) Mekânsal
strateji planları ile çevre düzeni ve imar planlarına uygun olarak teknik
altyapı tesislerinin planlamasına, projelendirilmesine ve yapılmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemek, gerektiğinde yapmak, yaptırmak,
onaylamak, izlemek ve uygulanmasını denetlemek.
c) Mahallî
idarelere altyapı konularında teknik destek sağlamak ve eğitim vermek.
ç) Altyapı
birlikleri kurulması konusunda mahallî idareler arasında işbirliği ve
koordinasyonu sağlamak.
d) Mahallî
idarelerin talepleri üzerine teknik altyapı tesislerine ait harita, plan,
proje, keşif ve etütleri yapmak veya yaptırmak, tesis ve yapılardan
mahallînce yaptırılmasına imkân olmayan veya Bakanlık tarafından toplu
olarak yaptırılmasında fayda bulunanları yatırım programına alarak, mahallî
idarelerin talepleri aranmaksızın hibe veya fon yardımlarının katkısıyla
gerçekleştirilecek olanları yapmak veya yaptırmak.
e) Teknik
altyapıya ilişkin tüm konularda bakanlıklar arası ve Bakanlık birimleri
arasında uygulamada birliktelik ve koordinasyon sağlamak ve teknik altyapı
tesislerine ilişkin envanteri tutmak.
f) Her
türlü altyapıya ilişkin zemin etütleri dâhil tüm etütlere, yapı
projelerine, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlenmesine dair usul ve
esasları belirlemek, uygulamalarda mahallî idareleri yönlendirmek ve
rehberlik etmek.
g) Bakan
tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
MADDE 12- (1)
Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Yerleşme
ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve müşavirlik
hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları denetlemek ve
izlemek.
b) Gerçek
kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait her türlü yapılar ile ilgili
genel ilkeleri, stratejileri ve standartları belirlemek ve uygulanmasını
sağlamak.
c)
Planlama, harita yapımı, arazi ve arsa düzenlemesi, değerleme, parselasyon,
etüt ve proje müellifliği, harita plan, proje ve yapım kontrol müşavirliği,
her türlü altyapı ve tesisat dâhil olmak üzere yapı müteahhitliği gibi
hizmet alanlarında çalışan gerçek veya tüzel kişilerin görev, yetki ve
sorumluluklarına ve kayıtlarının tutulmasına ilişkin esasları belirlemek,
mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara
tescil ve yeterlik belgeleri vermek veya verilmesini ve kayıtlarının
tutulmasını sağlamak.
ç) Planlı
ve plansız alanlardaki projelendirme ve yapılaşmaya, yapı ruhsatı ve yapı
kullanma izinlerinin ulusal adres veri tabanına dayalı olarak
düzenlenmesine ilişkin usul, esas ve standartları belirlemek.
d)
Planlama, projelendirme, yapım ve kamulaştırma iş ve işlemlerinde görev
alacak bilirkişilerin niteliklerine ve mesleki yeterliklerine ilişkin usul
ve esasları belirlemek.
e) 4708
sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak.
f) Yöresel
mimarinin ve yapılarda yerel malzemenin kullanımının teşvik edilmesi,
binalarda enerji verimliliğinin sağlanması ve ileri yapım teknolojilerinin
kullanılması ve yaygınlaştırılması için gerekli tedbirleri almak.
g) Kamu
kurum ve kuruluşları ile gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait
her türlü yapıların denetlenmesinde görev alan mimar ve mühendisler ile
yardımcı kontrol elemanlarını denetlemek, ilgili idareler ile denetim ve
müşavirlik kuruluşlarınca denetlenmesini sağlamak.
ğ) Yapım
işlerinde görev alan şantiye şefleri, fen elemanları ve yetki belgeli
ustaların faaliyetlerinin, durumlarına göre, ilgili idarelerce veya meslek
kuruluşlarınca denetlenmesini sağlamak.
h) Kamuya
ve özel sektöre ait her türlü yapı ve tesisin projelerinin ve yapım
işlerinin denetlenmesinde görev alacak mimar ve mühendisler ile yardımcı
kontrol elemanlarının, yapı denetim kuruluşlarının ve müşavirlik kuruluşlarının
niteliklerine, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esasları
belirlemek, mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek
bunlara belge verilmesini ve kayıtlarının tutulmasını sağlamak.
ı)
Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak mimarlık ve
mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları
denetlemek.
i) Çevre
yönetimi, çevre denetimi ve çevresel etki değerlendirilmesi iş ve
işlemlerinde görev alanların niteliklerine, görev, yetki ve
sorumluluklarına ilişkin esasları belirlemek, mesleki yeterlikleri ile
kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara belge verilmesini ve
kayıtlarının tutulmasını sağlamak.
j) Çevresel
etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasında, çevre laboratuvarları, çevre
danışmanlık firmaları ile belediyelerin çevre koruma tesislerinin
projelerinde ve işletilmesinde görev alacak elemanları eğitmek, proje ve
tesis ölçütlerini geliştirmek ve mesleki yetkinliği artırmak.
k) Konut
politikalarının belirlenmesine yönelik çalışmalarda bulunmak, belirlenmiş
politika, plan ve stratejilere göre uygulamayı temin ve sonuçlarını takip
etmek.
l) Yapı
kooperatiflerinin ve üst birliklerinin kurulması, işleyişi ve
denetlenmesine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, kuruluş kayıtlarının ve
sicillerinin tutulmasını sağlamak ve uygulamaları denetlemek.
m) Bakan
tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
MADDE 13- (1) Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün
görevleri şunlardır:
a) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına
ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.
b) Çağdaş coğrafi bilgi teknolojilerinin ülkede
etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek ve eşgüdümü
sağlamak.
c) Coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde
üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara
ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak ve gerekli
mevzuatı hazırlamak.
ç) Coğrafi bilgi sistemleri konusunda ulusal ve
uluslararası kurum ve kuruluşlarca gerçekleştirilen çalışmalarda ülkemizi
temsil etmek, işbirliği ve uyum çalışmalarını koordine etmek.
d) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamına giren tüm
konularda, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarca üretilen verilerin Bakanlık
birimlerince kullanılmasını ve değerlendirilmesini sağlamak.
e) Bakanlık hizmetlerinin etkin bir şekilde
yürütülebilmesi için Bakanlık mekânsal veri altyapısının oluşturulması ve
geliştirilmesi ile Bakanlığın ihtiyaç duyacağı her türlü verinin iletilmesi
ve temin edilmesi konularında çalışmalar yürütmek.
f) Kent bilgi sistemlerinin standart ve yaygın bir
şekilde oluşturulması için gerekli düzenlemeler yapmak.
g) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamında resmi ve
özel kurum ve kuruluşlarca üretilen mekânsal verilerin sunulduğu portalı
kurmak ve işletmek.
ğ) Uluslararası veri paylaşım ağlarına katılmak.
h) Coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili
sertifikasyon ve akreditasyon çalışmalarının yapılmasını sağlamak.
ı) Coğrafi bilgi sistemleri uygulamalarını
bütünleyen navigasyon, yönetim, otomasyon ve dokümantasyon sistemleri ile
uzaktan algılama tekniği konularında uygulama, düzenleme, geliştirme ve
izleme faaliyetlerini yürütmek.
i) Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek.
j) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 14- (1) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görevleri
şunlardır:
a) Bakanlık teşkilatının her türlü faaliyet ve
işlemleriyle ilgili olarak teftiş, inceleme ve soruşturmalar yapmak.
b) Bakanlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek,
mevzuata, plan ve programlara uygun çalışmasını temin etmek amacıyla
gerekli teklifleri hazırlamak ve Bakana sunmak.
c) Kanunlarla ve Bakan tarafından verilen benzeri
görevleri yapmak.
(2) Birinci fıkrada ve diğer mevzuatta verilen
görevleri yapmak üzere Başkanlıkta Müfettiş istihdam edilir.
(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik
sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve
sorumlulukları, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar
yönetmelikle belirlenir.
MADDE 15- (1) Strateji Geliştirme Başkanlığının görevleri
şunlardır:
a) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu, 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ve diğer
mevzuatla strateji geliştirme ve mali hizmetler birimlerine verilen
görevleri yapmak.
b) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 16- (1) Yüksek
Fen Kurulu Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Kamu
kurum ve kuruluşlarınca yapım ve yapım ile ilgili danışmanlık hizmet
işlerine ilişkin olarak akdedilen sözleşmelerin yürütülmesinden doğan yeni
fiyat tespiti anlaşmazlıkları hariç olmak üzere diğer anlaşmazlıkları
ilgili idarenin talebine istinaden inceleyip karara bağlamak ve yeni fiyat
tespiti anlaşmazlıklarında ise tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin
olarak tespit etmek.
b) Çevre ve
imar mevzuatının yürütülmesinden doğan anlaşmazlıkları ilgili idarelerin
talebine istinaden inceleyip karara bağlamak.
c) Teknik
veya fiziki yönden birbirini etkileyen plan ve yapım işleri ile ilgili
olarak, kamu kurum ve kuruluşları arasında doğan anlaşmazlıkları, taraf
olan idarelerin birlikte talep etmeleri halinde inceleyip karara bağlamak.
ç) Plan,
çevre, yapım ve yapımla ilgili hizmet işlerine ilişkin konularda kamu kurum
ve kuruluşları ile yapı kooperatiflerine görüş vermek.
d)
Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık
rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tarifleri hazırlamak ve
yayımlamak.
e) Yapı,
tesis ve onarım işleri ihalelerinde kullanılan müteahhitlik karneleri ve iş
bitirme belgelerinin yıllara ait değerlendirme katsayılarını, mimarlık ve
mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak yapı yaklaşık birim
maliyetlerini ve proje ve kontrollük işlerinde uygulanacak fiyat artış
oranlarını tespit etmek ve yayımlamak.
f)
Bakanlığın görev alanı ile ilgili olarak yurtiçinde ve yurtdışında meydana
gelen teknik gelişmeleri izlemek, değerlendirmek ve bunlardan faydalı
görülenler hakkında teklifte bulunmak.
g) Bakanlık
birimleri arasında teknik konularda uygulama birliği ve koordinasyonu
sağlamak.
ğ) Bakan tarafından
verilen benzeri görevleri yapmak.
(2) Yüksek
Fen Kurulu; bir Başkan ve onyedi üyeden oluşur. Kurul Başkan ve üyeleri; en
az dört yıllık eğitim veren mühendislik ve mimarlık fakülteleri ile bunlara
denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurtdışındaki yükseköğrenim
kurumlarından mezun olmuş, kamu kurum ve kuruluşlarında en az oniki yıl
hizmeti olan il müdürü, bölge müdürü, daire başkanı ve daha üst kamu
görevlerinde bulunan Bakanlığın hizmet alanıyla ilgili teknik konularda
deneyim sahibi kişiler arasından, en az dokuzu mühendis, biri mimar, üçü
şehir plancısı olmak üzere atanır. Mühendislerin an az beşinin inşaat
mühendisi olması gerekir.
(3) Üyeler,
kendileri ve eşleri ile üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar
kayın hısımlarını ilgilendiren kararlarla ilgili toplantı ve oylamaya
katılamaz.
(4) Yüksek
Fen Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Üyeler çekimser
oy kullanamaz. Karşı görüşte olanlar, görüşlerini yazılı olarak karara
ekler.
(5) Yüksek
Fen Kurulu Başkanlığının çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
MADDE 17- (1) Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır:
a) Bakanlığın taraf olduğu adli ve idari davalarda,
tahkim yargılamasında ve icra işlemlerinde Bakanlığı temsil etmek, dava ve
icra işlemlerini takip etmek, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri
zamanında almak.
b) Bakanlık hizmetleriyle ilgili olarak diğer kamu
kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını, Bakanlık
birimleri tarafından düzenlenecek her türlü sözleşme ve şartname
taslaklarını, Bakanlık ile üçüncü kişiler arasında çıkan her türlü
uyuşmazlıklara ilişkin işleri ve Bakanlık birimlerince sorulacak diğer
işleri inceleyip hukuki mütalaasını bildirmek.
c) Bakanlıkça hizmet satın alma yoluyla temsil
ettirilen dava ve icra takiplerine ilişkin usul ve esasları belirlemek,
bunları izlemek, koordine etmek ve denetlemek.
ç) Bakanlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek,
mevzuata, plan ve programa uygun çalışmalarını temin etmek amacıyla gerekli
hukuki teklifleri hazırlayıp Bakana sunmak.
d) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
(2) Birinci fıkrada belirtilen her türlü dava ve
takip işleri ile diğer görevler Bakanlığın Hukuk Müşavirleri ile Avukatları
aracılığıyla yerine getirilir. Gerekli hallerde dava ve takip işleri Hazine
Avukatları aracılığıyla veya ihtiyaç duyulması halinde Bakanlıkça
belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun
22 nci maddesinde öngörülen doğrudan temin usulü ile avukatlar veya
avukatlık ortaklıkları ile yapılacak avukatlık sözleşmeleri yoluyla
yürütülür.
(3) Davalarda temsil yetkisi bulunan Hukuk
Müşavirleri ve Avukatların bir listesi Bakanlıkça ilgili Cumhuriyet
başsavcılıklarına ve bölge idare mahkemesi başkanlıklarına verilir. Bu
listelerin birer nüshası, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından adli yargı
çevresinde, bölge idare mahkemesi başkanlığınca idari yargı çevresinde
bulunan mahkemelere gönderilir. Yüksek mahkemeler ve bölge adliye
mahkemesindeki duruşmalarda temsil yetkisini kullanacakların isimleri, ilgili
mahkemelerin başsavcılıklarına veya başkanlıklarına bildirilir. Listede
isimleri yer alan Hukuk Müşavirleri ve Avukatlar, baroya kayıt ve
vekâletname ibrazı gerekmeksizin temsil yetkilerini kullanır. Temsil
yetkisi sona erenlerin isimleri yukarıda yazılı mercilere derhal
bildirilir.
(4) Bakanlık lehine sonuçlanan dava ve icra
takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil edilen vekâlet
ücretlerinin Hukuk Müşavirleri ve Avukatlara dağıtımı hakkında, 1389 sayılı
Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet
Hakkında Kanun hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
MADDE 18- (1) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığının görevleri
şunlardır:
a) Avrupa Birliği ile ilişkilerde ve Avrupa
Birliğine yönelik mevzuat ve uyum çalışmaları ile ekonomik ve teknik
işbirliğine yönelik çalışmalarda Bakanlık hizmetlerinin süratli, düzenli,
etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli irtibat ve eşgüdümü
sağlamak.
b) Uluslararası alanda faaliyet gösteren
kuruluşlarla Bakanlığın görev alanına giren konularda uluslararası sözleşmeler
de dâhil olmak üzere ilişkileri düzenlemek, gerekli irtibat ve eşgüdümü
sağlamak.
c) Bakanlığın görev alanı ile ilgili olarak Avrupa
Birliği mevzuatı ve uygulamaları konusunda inceleme ve araştırmalar yapmak,
yaptırmak ve ilgililere duyurmak.
ç) Bakanlık faaliyetleri çerçevesinde yurtdışından
gelen heyetler ve Bakanlıktan yurtdışına gönderilecekler ile ilgili iş ve
işlemleri yürütmek.
d) Yurtdışı ilişkilerle ilgili protokol
işlemlerinin yürütülmesini sağlamak.
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 19- (1) Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi
Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Avrupa Birliği ile mali ilişkiler çerçevesindeki
operasyonel programları yürütmek ve fonların uygulanmasını koordine etmek.
b) İlgili mevzuat, Avrupa Birliği müktesebatı ve
uluslararası anlaşmalar çerçevesinde operasyonel programları hazırlamak ve
uygulamak.
c) Desteklenecek proje ve faaliyetlere ilişkin
olarak; projelerin seçimini yapmak, önceliklendirmek, ihale ve sözleşmelerini
yapmak ve yürütülmesini sağlamak, ödemelerini gerçekleştirmek ve
muhasebeleştirmek, buna ilişkin kontrol, izleme ve değerlendirmeleri
yapmak.
ç) İlgili kurum ve makamlara görevleri ile ilgili
bilgi, belge ve raporların intikalini sağlamak ve operasyonel programın
özelliğine göre yapısal fonların kullanımı için gerekli hazırlıkları
yapmak.
d) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 20- (1) Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığının
görevleri şunlardır:
a) Çevre ve şehircilik konularında yazılı, işitsel
ve görsel dokümanların basım ve yayımını desteklemek.
b) Eğitim amacıyla Bakanlığın görev alanıyla ilgili
her türlü bilgi ve belgeyi toplamak, değerlendirmek, yayımlamak, film,
slayt, fotoğraf ve benzeri belgeleri hazırlamak, hazırlatmak, arşiv,
dokümantasyon ve kütüphane hizmetlerini yürütmek.
c) Çevre ile ilgili yayın konusunda kamu kurum ve
kuruluşları ve özel kuruluşlarla işbirliği yapmak.
ç) Çevre ile ilgili konularda plan ve programların
hazırlanmasında, uygulanmasında ve halkın eğitilmesinde Milli Eğitim
Bakanlığı ile bilimsel ve gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapmak.
d) Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversitelerin
faaliyet ve araştırma programlarına çevre konularını katmak için ortak
çalışmalar yapmak, gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak,
bilgi, belge ve eğiticilerin mübadelesinin sağlanması çalışmalarını
yürütmek.
e) Çevre değerlerini ortaya çıkarmak ve tanıtmak
amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, çevre eğitimi konusunda uluslararası
kuruluşların program, proje ve faaliyetlerini izlemek, uluslararası ve
kurumlar arası enformasyon hizmetlerini yerine getirmek.
f) Bakanlığın görev alanına giren konularda kamu
kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarına mesleki eğitim vermek veya
verdirmek.
g) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 21- (1) Personel Dairesi Başkanlığının görevleri
şunlardır:
a) Bakanlığın insan gücü planlaması ve personel
politikası ile ilgili çalışmaları yapmak, personel sisteminin
geliştirilmesi için tekliflerde bulunmak.
b) Bakanlık personelinin atama, nakil, terfi,
emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek.
c) Bakanlığın eğitim planını hazırlamak, uygulamak
ve değerlendirmek.
ç) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 22- (1) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının
görevleri şunlardır:
a) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
hükümleri çerçevesinde, kiralama ve satın alma işlerini yürütmek, temizlik,
güvenlik, aydınlatma, ısıtma, onarım, taşıma ve benzeri hizmetleri yapmak
veya yaptırmak.
b) Bakanlığın taşınır ve taşınmazlarına ilişkin
işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek.
c) Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek
ve yürütmek.
ç) Bakanlık sivil savunma ve seferberlik
hizmetlerini planlamak ve yürütmek.
d) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 23- (1) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin
görevleri şunlardır:
a) Bakanlığın basın ve halkla ilişkilerle ilgili
faaliyetlerini planlamak ve bu faaliyetlerin belirlenecek usul ve ilkelere
göre yürütülmesini sağlamak.
b) 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununa göre
yapılacak bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru bir şekilde
sonuçlandırmak üzere gerekli tedbirleri almak.
c) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 24- (1) Özel Kalem Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Bakanın çalışma programını düzenlemek.
b) Bakanın resmi ve özel yazışmalarını, protokol ve
tören işlerini düzenlemek ve yürütmek.
c) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri
yapmak.
MADDE 25- (1) Bakanlıkta özel önem ve öncelik taşıyan
konularda Bakana yardımcı olmak üzere yirmi Bakanlık müşaviri atanabilir.
Bakanlık müşavirleri Bakanlık Makamına bağlıdır.
MADDE 26- (1) Bakanlık, ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde taşra teşkilatı kurmaya yetkilidir.
MADDE 27- (1) Bakanlığın sürekli kurul ve şûraları
şunlardır:
a) Yüksek Çevre Kurulu.
b) Mahalli Çevre Kurulları.
c) Çevre ve Şehircilik Şûrası.
(2) Bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili
olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve
kuruluşları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör
temsilcileri ve konu ile ilgili uzmanların katılımı ile çalışma grupları
oluşturabilir.
(3) Kurul, şûra ve çalışma gruplarının
oluşturulması, çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 28- (1) Bakanlık ihtiyaç duyduğu hallerde ve lüzum
gördüğü merkezlerde Bakanın onayı ile görev ve hizmetleriyle ilgili döner
sermayeli işletmeler kurabilir. Döner sermaye miktarını belirlemeye
Bakanlar Kurulu yetkilidir.
(2) İşletmelerin görevleri, gelirleri, işleyişi ve
denetimi ile diğer hususlar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine
yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 29- (1) Bakanlığın her kademedeki yöneticileri,
görevlerini mevzuata, stratejik plan ve programlara, performans ölçütlerine
ve hizmet kalite standartlarına uygun olarak yürütmekten üst kademelere
karşı sorumludur.
MADDE 30- (1) Bakanlık, hizmet ve görevleriyle ilgili
konularda diğer bakanlıkların ve kamu kurum ve kuruluşlarının uyacakları
esasları, mevzuata uygun olarak belirlemekle, kaynak israfını önleyecek ve
koordinasyonu sağlayacak tedbirleri almakla görevli ve yetkilidir.
(2) Bakanlık, diğer bakanlıkların hizmet alanına
giren konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili bakanlıklara danışmak ve
gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.
(3) Bakanlık, hizmet alanına giren konularda
mahalli idarelerle koordinasyonu sağlar.
MADDE 31- (1) Bakan, Müsteşar ve her kademedeki Bakanlık
yöneticileri, sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak şartıyla
yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. Yetki devri, uygun
araçlarla ilgililere duyurulur.
MADDE 32- (1) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri,
sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler, ilgili kanunlarında aksine
bir hüküm bulunmadığı takdirde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı
Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre ihale ettikleri işler hariç bu Kanun
Hükmünde Kararname uyarınca çıkarılan yönetmelik, tip sözleşme, şartname,
rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tariflerine uymak ve
bunları uygulamakla yükümlüdür.
MADDE 33- (1) Bakanlık; görev, yetki ve sorumluluk alanına
giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler
yapabilir.
MADDE 34- (1) 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda
Atama Usulüne İlişkin Kanunun eki cetvellerde sayılanlar dışında kalan
memurların atamaları Bakan tarafından yapılır. Bakan bu yetkisini alt
kademelere devredebilir.
MADDE 35- (1) Kadroların tespiti, ihdası, kullanımı ve
iptali ile kadrolara ilişkin diğer hususlar 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre düzenlenir.
MADDE 36- (1) Bakanlık, görev alanına giren konularda
çalıştırılmak üzere Çevre ve Şehircilik Uzmanı ile Çevre ve Şehircilik
Uzman Yardımcısı istihdam eder.
(2) Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcılığına
atanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde
sayılan genel şartlara ek olarak aşağıdaki şartlar aranır:
a) En az dört yıllık eğitim veren hukuk, siyasal
bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme, mimarlık ve
mühendislik fakülteleri ile Bakanlığın görev alanına giren ve yönetmelikle
belirlenen fakültelerden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu
tarafından kabul edilen yurtiçi veya yurtdışındaki yükseköğretim
kurumlarından mezun olmak.
b) Yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak.
(3) Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcılığına
atananlar, en az üç yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce
belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezinin, oluşturulacak tez
jürisi tarafından kabul edilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına
girmeye hak kazanır. Süresi içinde tezlerini sunmayan veya tezleri kabul
edilmeyenlere tezlerini sunmaları veya yeni bir tez hazırlamaları için altı
ayı aşmamak üzere ilave süre verilir. Yeterlik sınavında başarılı olanların
uzman kadrolarına atanabilmeleri, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye
Tespit Sınavından asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna
denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye
yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olma şartına
bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlar veya sınava girmeye hak kazandığı
halde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını kullanmayanlara, bir yıl
içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilen ilave süre içinde tezlerini
sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul edilmeyenler,
ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanmayanlar ile
süresi içinde yabancı dil yeterliği şartını yerine getirmeyenler, Çevre ve
Şehircilik Uzman Yardımcısı unvanını kaybeder ve Bakanlıkta durumlarına
uygun kadrolara atanır.
(4) Çevre ve Şehircilik Uzmanı ile Çevre ve
Şehircilik Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri,
yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile diğer hususlar
yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 37- (1) Mevzuatta Bayındırlık ve İskan Bakanlığına
yapılmış olan atıflar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Bayındırlık ve İskan
Bakanına yapılmış olan atıflar Çevre ve Şehircilik Bakanına; bu Kanun
Hükmünde Kararname ile kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilen
görevleriyle ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanlığına yapılmış olan atıflar
Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, bu görevlerle ilgili olarak Çevre ve Orman
Bakanına yapılmış olan atıflar Çevre ve Şehircilik Bakanına; Bayındırlık
Kuruluna yapılmış olan atıflar Yüksek Fen Kurulu Başkanlığına yapılmış
sayılır.
(2) Mevzuatta 13/12/1983 tarihli ve 180 sayılı
Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile bu Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulan Çevre ve
Şehircilik Bakanlığına devredilen görevlerle ilgili olarak 1/5/2003 tarihli
ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanuna yapılmış olan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış
sayılır.
(3) 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten
kaldırılmıştır.
(4) 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
(5) 3/6/2011 tarihli ve 636 sayılı Çevre, Orman ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname yürürlükten kaldırılmıştır.
(6) 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I)
sayılı cetvelin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı bölümü yürürlükten
kaldırılmış, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Çevre, Orman ve
Şehircilik Bakanlığı için ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameye eklenen Bakan Yardımcısı kadrosu iptal edilmiş, ekli (1) sayılı
listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bölümü
olarak eklenmiş ve ekli (3) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek
190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Başbakanlığa
ve Ekonomi Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.(1)
(7)
2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan; “Başbakanlık 2,
Adalet Bakanlığı 1, Milli Savunma Bakanlığı 1, İçişleri Bakanlığı 1, Maliye
ve Gümrük Bakanlığı 1, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 1, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı 1, Kültür ve Turizm Bakanlığı 1, Çevre ve Orman Bakanlığı 1, Basın
Yayın Genel Müdürlüğünden 1”
ibaresi “Başbakanlık 3, Adalet Bakanlığı 1, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
1, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 1, İçişleri Bakanlığı 1, Kültür ve Turizm
Bakanlığı 1, Maliye Bakanlığı 1, Millî Savunma Bakanlığı 1, Basın Yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğünden 1”
şeklinde değiştirilmiştir.
(8) 195
sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Üyeliklerin
devamı
GEÇİCİ
MADDE 8- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Genel Kurul
üyelerinin görevleri, üyelik sürelerinin sonuna kadar devam eder.”
(9)
23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama
Usulüne İlişkin Kanunun eki (2) sayılı cetvelde yer alan “Bakan
Yardımcıları” ibaresi “Bakan Yardımcıları (Millî Savunma Bakanlığı Bakan
Yardımcısı dâhil)” şeklinde değiştirilmiştir.
(10)
27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun eki cetvelin 6 ncı sırasında yer
alan “Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı” ibaresi “Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, anılan cetvele 18 inci sıradan sonra
gelmek üzere aşağıdaki sıra eklenmiş ve diğer sıralar teselsül
ettirilmiştir.
“19. Orman
ve Su İşleri Bakanlığı”
(11) 3046
sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinde yer alan “4 üncü maddesi ile yeniden
düzenlenen” ibaresi “4 üncü maddesi ve 644 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 37 nci maddesi ile yeniden düzenlenen” şeklinde, “633 ilâ 642
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler” ibaresi “633, 634, 635, 637, 638, 639,
640, 641, 642 ve 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile 37 nci
maddesinin beşinci, dokuzuncu, onuncu ve onbirinci fıkraları hariç 644
sayılı Kanun Hükmünde Kararname” şeklinde değiştirilmiştir.
(12)
10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“En yüksek
Devlet memuru olan Müsteşar, Başbakanlık Teşkilatının Başbakandan sonra üst
amiridir.”
(13) 3056
sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Başbakana
danışmanlık görevi yapmak üzere Başbakan Başmüşaviri ve Başbakan Müşaviri
atanabilir. Bu kadrolara atananların varsa emeklilik veya yaşlılık
aylıkları kesilmez. 36 ncı maddeye göre görevlendirilenler Başbakan
onayıyla Başbakan Başmüşaviri ve Başbakan Müşaviri unvanını kullanabilir.”
(14) 3056
sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
“Bu kadroya
atananların varsa emeklilik veya yaşlılık aylıkları kesilmez.”
(15) 3056
sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“Özel
temsilci
EK MADDE
10- Başbakan, özel bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda, dış ülkelerde
veya uluslararası kuruluşlar nezdinde özel bir görevi ifa etmek üzere özel
temsilci görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirileceklere müşterek kararla
Büyükelçi unvanı verilebilir. Büyükelçilik unvanı özel temsilcilik görevi
müddetince devam eder.
Özel
temsilcilerin giderleri Başbakanlık bütçesinden karşılanır. Bunlara
ödenecek harcırah hakkında Başbakan Başmüşavirine ilişkin hükümler
uygulanır.”
(16)
21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinin
birinci fıkrasında ve dördüncü fıkrasının (h) bendinde yer alan
“Cumhurbaşkanı tarafından atananlar,” ibarelerinden sonra gelmek üzere
“Başbakan tarafından atananlar,” ibareleri eklenmiştir.
(17)
3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “Bakanlık merkez teşkilatında” ibaresi “Bakanlıkta” şeklinde
değiştirilmiş ve aynı fıkrada yer alan “taşra teşkilatında” ibaresi
yürürlükten kaldırılmıştır.
(18) 637
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendine “herhangi bir sebeple” ibaresinden önce gelmek üzere
“Bakanlıkta başka bir kadroya atanma hali hariç” ibaresi, dokuzuncu
fıkrasına “sözleşmeli olarak istihdam edilen personel” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ile 28/7/1967 tarihli ve 933 sayılı Kanuna göre istihdam
edilen personel” ibaresi ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“(15) Bu
Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte, Hazine Müsteşarlığı
Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü ve Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğünde
Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve Şube Müdürü
kadrolarında bulunanlardan Bakanlık kadrolarına atanmış sayılan personelden
Hazine Uzmanı unvanını ihraz etmiş olanlar, Bakanlık kadrolarına
atandıkları tarihten itibaren Dış Ticaret Uzmanı unvanını ihraz etmiş
sayılır. Bunların Hazine Uzmanı kadrosunda geçirdikleri süreler Dış Ticaret
Uzmanı kadrosunda, Hazine Uzman Yardımcısı kadrosunda geçirdikleri süreler
Dış Ticaret Uzman Yardımcısı kadrosunda geçmiş sayılır.”
(19)
3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin;
a) 8 inci
maddesinin;
1- (a)
bendinde yer alan “Çevre, Orman ve Şehircilik Uzman Yardımcıları” ibaresi
“Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcıları, Orman ve Su İşleri Uzman
Yardımcıları” şeklinde, “Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanlığına” ibaresi
“Çevre ve Şehircilik Uzmanlığına, Orman ve Su İşleri Uzmanlığına” şeklinde
değiştirilmiştir.
2- (c)
bendinin (4) numaralı alt bendinde yer alan “Çevre, Orman ve Şehircilik
Uzmanları” ibaresi “Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Orman ve Su İşleri
Uzmanları” şeklinde değiştirilmiştir.
3- (ç)
bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan “Çevre, Orman ve Şehircilik
Uzmanları” ibaresi “Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Orman ve Su İşleri
Uzmanları” şeklinde değiştirilmiştir.
4- (d)
bendinin (2) numaralı alt bendine “bölümünde yer alan” ibaresinden sonra
gelmek üzere “Özürlüler İdaresi Başkan Yardımcısı,” ibaresi eklenmiştir.
5- (e)
bendine “8 inci sırasının” ibaresinden sonra gelmek üzere “(a) bendinin
sonuna “, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçileri” ibaresi eklenmiş ve aynı
sıranın” ibaresi eklenmiştir.
b) 13 üncü
maddesinin (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“c) Eki (I)
sayılı Cetvele 23 üncü sırasından sonra gelmek üzere aşağıdaki sıralar
eklenmiş ve diğer sıralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
“24) Aile
ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
25) Avrupa
Birliği Bakanlığı
26) Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
27) Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı
28) Ekonomi
Bakanlığı
29) Gençlik
ve Spor Bakanlığı
30) Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
31) Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı
32)
Kalkınma Bakanlığı
33) Orman
ve Su İşleri Bakanlığı”“
c) 14 üncü
maddesinin;
1- (a)
bendinde yer alan “Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı” ibaresi “Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, aynı bende “Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Orman ve Su İşleri
Bakanlığı” ibaresi eklenmiştir.
2- (ç)
bendinde yer alan “Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı” ibaresi “Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı” olarak değiştirilmiştir.
(20)
21/6/2006 tarihli ve 5523 sayılı Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı
Kurulması Hakkında Kanunun;
a) 6 ncı
maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2)
Başkan, en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarından veya
bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt
dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olan, yeterli yabancı dil bilgisine
ve meslekî açıdan yeterli bilgi ve deneyime sahip, mesleği ile ilgili
olarak kamu veya özel sektörde en az beş yıl çalışmış olanlar arasından
Başbakan tarafından atanır.”
b) 7 nci
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler ve aynı maddeye aşağıdaki
fıkralar eklenmiştir.
“c)
Kalkınma Ajanslarıyla İşbirliği Daire Başkanlığı.
ç)
Kamu-Özel Sektör İşbirliği Daire Başkanlığı.”
“(4)
Kalkınma Ajanslarıyla İşbirliği Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Ulusal
düzeyde yatırım destek ve tanıtım stratejisini, kalkınma ajansları ile
işbirliği halinde belirlemek ve uygulamak.
b) Kalkınma
ajanslarınca uluslararası düzeyde yürütülen yatırım destek ve tanıtım faaliyetlerini
koordine etmek.
c)
Yatırımlara ilişkin izin ve onay işlemlerinin tamamlanmasında destek
sağlamak üzere kalkınma ajansları nezdinde bu işlemleri takip etmek.
ç)
Türkiye’de yatırımların artırılmasına katkı sağlayacak her türlü bilgi ve
veriyi ilgili kurum ve kuruluşlardan toplamak ve bu konularda kalkınma
ajanslarıyla işbirliği yapmak.
d) Başkan
tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.
(5)
Kamu-Özel Sektör İşbirliği Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Yatırım
destek ve tanıtım faaliyetlerinde kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör
arasında işbirliğini geliştirerek uygulamalarda eşit muameleyi, saydamlığı
sağlayıcı önerilerde bulunmak.
b)
Kamu-özel sektör işbirliğinin iyileştirilmesine ilişkin sürece katkı
sağlamak ve bu kapsamda öneriler geliştirmek.
c)
Kamu-özel sektör işbirliği faaliyetlerine etkinlik kazandırmak amacıyla
gerekli politikaların oluşturulmasına yönelik olarak ilgili merciler
nezdinde girişimde bulunmak.
ç) Başkan
tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.”
c) 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “30’u geçmemek üzere” ibaresi “60’ı
geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
(21) 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin kurumlara ait
bölümlerinde yer alan Folklor Araştırmacısı, Müze Araştırmacısı,
Kütüphaneci, Arşivci, Kitap Patologu ve Sosyolog unvanlı kadroların sınıfı
Teknik Hizmetler Sınıfı olarak değiştirilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasına ilişkin
düzenlemeler, bir yıl içinde yürürlüğe konulur. Bu düzenlemeler yürürlüğe
girinceye kadar mevcut düzenlemelerin bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı
olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe
girdiği tarihte Bayındırlık ve İskan Bakanlığına ait her türlü taşınır,
taşıt, araç, gereç ve malzeme, borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler,
yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve dokümanlar ile bu
birimlere ait kadro ve pozisyonlarda istihdam edilen personel hiçbir işleme
gerek kalmaksızın Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilmiş sayılır.
Mülkiyeti Hazineye ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki
taşınmazlardan Bayındırlık ve İskan Bakanlığına tahsis edilmiş olanlar hiçbir
işleme gerek kalmaksızın tahsis amacında kullanılmak üzere Bakanlığa tahsis
edilmiş sayılır.
(2) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe
girdiği tarihte Çevre ve Orman Bakanlığı bünyesinde bulunup Orman Genel
Müdürlüğüne devredilen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün
mesire yerleri ile Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü ve
Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne ait olanlar hariç olmak üzere Çevre
ve Orman Bakanlığına ait her türlü taşınır, taşıt, araç, gereç ve malzeme,
borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler, yazılı ve elektronik ortamdaki her
türlü kayıtlar ve dokümanlar ile kadro ve pozisyonlarda istihdam edilen
personelin ve Orman Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olanlar hariç olmak
üzere tahsisli taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su
İşleri Bakanlığına devri Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Orman ve Su İşleri
Bakanı arasında yapılacak protokolle belirlenir. Mülkiyeti Hazineye ait
veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğüne
devredilen birimlere tahsisli olanlar hariç olmak üzere Çevre ve Orman
Bakanlığına tahsisli olanlar, söz konusu protokol hükümleri çerçevesinde
devredildiği bakanlığa hiçbir işleme gerek kalmaksızın tahsis amacında
kullanılmak üzere tahsis edilmiş sayılır.
(3) Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2011 mali yılı
harcamaları 6091 sayılı 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa istinaden
Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Bayındırlık ve
İskan Bakanlığının 2011 yılı bütçelerinde yer alan bütçe ödenekleri ile
Çevre ve Orman Bakanlığının Bakanlığa devredilen birimlerine ait bütçe
ödeneklerinden karşılanır.
(4) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve
Orman Bakanlığından Bakanlığa devredilen birimlerle ilgili döner sermaye
işletmelerine ait her türlü taşınır, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve
taşıtlar, borç ve alacaklar, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü
kayıtlar ve diğer dokümanlar ile kadro ve pozisyonlarda bulunan personel,
başkaca bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanun Hükmünde Kararname ile
kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı döner sermaye işletmesine devredilir
ve anılan işletmeler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi
olarak faaliyetlerine devam eder.
(5) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve
Orman Bakanlığının Bakanlığa devredilen birimlerinde istihdam edilen
sürekli işçiler kadrolarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü
maddesinin (B) ve (C) fıkralarına göre istihdam edilen sözleşmeli ve geçici
personel pozisyonlarıyla birlikte Bakanlığa devredilmiştir. Bayındırlık ve
İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının Bakanlığa devredilen
birimleri adına vizeli boş sözleşmeli personel pozisyonları ile sürekli
işçi kadroları, başka bir işleme gerek kalmaksızın Bakanlık adına vize
edilmiş sayılır.
(6) Bakanlığın teşkilatlanmasıyla ilgili olarak
teşkilat, personel, kadro, demirbaş devri ve benzeri hususlarda ortaya
çıkabilecek tereddütleri gidermeye Çevre ve Şehircilik Bakanı yetkilidir;
ancak Çevre ve Orman Bakanlığından Bakanlığa devredilen görevler ve
birimler hakkında ortaya çıkabilecek tereddütler, Çevre ve Şehircilik
Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı arasında yapılacak protokolle
giderilir.
GEÇİCİ MADDE 3- (1) Çevre ve Orman Bakanlığının Bakanlığa
devredilen birimleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığında; Müsteşar,
Müsteşar Yardımcısı, Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel
Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, Yapı İşleri Genel Müdürü, Teknik
Araştırma ve Uygulama Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu
Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Yüksek Fen Kurulu Başkanı ve üyeleri, Strateji
Geliştirme Başkanı, Personel Dairesi Başkanı, İdari ve Mali İşler Dairesi
Başkanı, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri,
Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Bayındırlık ve İskan
İl Müdürü ve Bayındırlık ve İskan İl Müdürü Yardımcısı kadrolarında
bulunanların görevi bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği
tarihte sona erer. Bu fıkra uyarınca görevleri sona erenlerden Bayındırlık
ve İskan İl Müdürü Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanlar ekli (2) sayılı
liste ile ihdas edilen Araştırmacı, diğerleri ise ekli (2) sayılı liste ile
ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına halen bulundukları kadro
dereceleriyle atanmış sayılır. İl Çevre ve Orman Müdürü kadrosunda
bulunanlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği kadrosuna
atananlar ile İl Çevre ve Orman Müdür Yardımcısı kadrosunda bulunanlardan
Orman ve Su İşleri Bakanlığı Araştırmacı kadrosuna atananlardan Çevre ve
Şehircilik Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı arasında yapılacak
protokolle uygun görülenler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakanlık
Müşaviri ve Araştırmacı kadrolarına mevzuattaki atama sınırlamalarına bağlı
olmaksızın atanabilir. Bu madde uyarınca ihdas edilen Bakanlık Müşaviri ile
Araştırmacı kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme
gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
(2) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe
girdiği tarihte Çevre ve Orman Bakanlığında Hukuk Müşaviri ile Başmüfettiş,
Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı kadrolarında bulunanlar arasından, Çevre ve
Şehircilik Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı arasında yapılacak
protokolle belirlenenler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hukuk Müşaviri ile
Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı kadrolarına başka bir işleme
gerek kalmaksızın halen bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılır.
Çevre ve Orman Bakanlığında Hukuk Müşaviri, Başmüfettiş, Müfettiş ve
Müfettiş Yardımcısı kadrolarında geçirilen süreler Çevre ve Şehircilik
Bakanlığında Hukuk Müşaviri, Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı
kadrolarında geçmiş sayılır.
(3) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe
girdiği tarihte Çevre ve Orman Bakanlığından Bakanlığa devredilen birimlere
tahsisli Çevre ve Orman Uzmanı ile Çevre ve Orman Uzman Yardımcısı
kadrolarında bulunanlar, Çevre ve Şehircilik Uzmanı ile Çevre ve Şehircilik
Uzman Yardımcısı kadrolarına başka bir işleme gerek kalmaksızın halen
bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılır. Bunlardan altı ay içinde
talepte bulunanlardan uygun görülenler ilgili mevzuattaki atama
sınırlamalarına bağlı olmaksızın Orman ve Su İşleri Uzmanı ile Orman ve Su
İşleri Uzman Yardımcısı kadrolarına atanabilirler. Çevre ve Orman Uzmanı
ile Çevre ve Orman Uzman Yardımcısı kadrosunda geçirilen süreler Çevre ve
Şehircilik Uzmanı ile Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcısı kadrolarında
geçmiş sayılır.
(4) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile Bayındırlık ve
İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından Bakanlığa devredilen
birimlere tahsis edilmiş kadrolarda bulunan memurlardan yukarıdaki
fıkralarda belirtilenler dışında kalanlar, Bakanlık için ihdas edilen aynı
unvanlı kadrolara halen bulundukları kadro dereceleriyle başka bir işleme
gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Bakanlığa devredilen personelden
yukarıdaki fıkralarda sayılanlar hariç olmak üzere kadro unvanları
değişenler veya kaldırılanlar ise altı ay içinde Bakanlıkta kazanılmış hak
aylık derecelerine uygun başka bir kadroya atanır. Bunlar atama işlemi
yapılıncaya kadar Bakanlıkça ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilir.
Bunlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık, ek
gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali haklarını almaya
devam eder.
(5) Bu madde uyarınca atanan veya atanmış sayılan
personelin yeni kadrolarına atandıkları veya atanmış sayıldıkları tarih
itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları sözleşme
ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her
türlü zam ve tazminatları, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev
tazminatı, ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü
ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai
ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas
alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan sözleşme ücreti,
aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her türlü
zam ve tazminatları, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek
ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili
mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam
net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi
ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat
olarak ödenir. Atandıkları veya atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında
isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle
başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.
(6) Çevre ve Şehircilik Uzmanları, 375 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi kapsamında ek ödemeden yararlanmaya
başlayıncaya kadar, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan
4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun
35 inci maddesi uyarınca Çevre ve Orman Uzmanlarına yapılan ek ödemeden
aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanmaya devam eder.
(7) Maliye Bakanlığı uhdesinde Hazine Avukatları
tarafından Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından
Bakanlığa devredilen birimlerin görevlerine ilişkin olarak Çevre ve Orman
Bakanlığını temsilen takip edilmekte olan dava dosyaları ve icra
takiplerine ilişkin dosyalar, Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken
belirlenecek esaslara göre bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa devredilir. Bu şekilde
devredilen dava ve icra takipleri ile ilgili olarak devir tarihine kadar
yapılmış her türlü işlem Bakanlık adına yapılmış sayılır.
GEÇİCİ MADDE 4- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 9 uncu maddesindeki sınırlamalara bağlı olmaksızın boş
kadrolarda sınıf, unvan ve derece; dolu kadrolarda derece değişikliği
yapmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
GEÇİCİ MADDE 5- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı teşkilatlanıncaya kadar, Bakanlığın merkez ve taşra
teşkilatında değişen veya yeni kurulan birimlere verilen görevler ve hizmetler,
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından Bakanlığa
devredilen merkez, taşra ve döner sermaye teşkilatları tarafından mevcut
personel eliyle yürütülmeye devam olunur.
MADDE 38- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
MADDE 39- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
(I)
SAYILI CETVEL
ÇEVRE
VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TEŞKİLATI
|
Müsteşar
|
Müsteşar Yardımcısı
|
Hizmet Birimleri
|
|
Müsteşar
|
Müsteşar Yardımcısı
|
1) Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü
|
|
|
Müsteşar Yardımcısı
|
2) Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü
|
|
|
Müsteşar Yardımcısı
|
3) Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü
|
|
|
Müsteşar Yardımcısı
|
4) Yapı İşleri Genel Müdürlüğü
|
|
|
|
5) İmar
ve Kentsel Altyapı Genel Müdürlüğü
|
|
|
|
6) Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü
|
|
|
|
7) Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel
Müdürlüğü
|
|
|
|
8) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
|
|
|
|
9) Strateji Geliştirme Başkanlığı
|
|
|
|
10) Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı
|
|
|
|
11) Hukuk Müşavirliği
|
|
|
|
12) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı
|
|
|
|
13) Avrupa
Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı
|
|
|
|
14) Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı
|
|
|
|
15) Personel Dairesi Başkanlığı
|
|
|
|
16) Destek Hizmetleri
Dairesi Başkanlığı
|
|
|
|
17) Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği
|
|
|
|
18) Özel Kalem Müdürlüğü
|
(1) SAYILI LİSTE
KURUMU
: ÇEVRE VE
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI
: MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Bakan Yardımcısı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Müsteşar
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Müsteşar Yardımcısı
|
1
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Genel Müdür
|
1
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Yüksek Fen Kurulu Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Rehberlik ve Teftiş Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Strateji Geliştirme Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
I. Hukuk Müşaviri
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Genel Müdür Yardımcısı
|
1
|
20
|
20
|
|
GİH
|
Dış İlişkiler Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Personel Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Daire Başkanı
|
1
|
53
|
53
|
|
GİH
|
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Yüksek Fen Kurulu Üyesi
|
1
|
17
|
17
|
|
GİH
|
Özel Kalem Müdürü
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
20
|
20
|
|
GİH
|
Savunma Sekreteri
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
1
|
22
|
22
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
2
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
3
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
4
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
5
|
105
|
105
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
6
|
50
|
50
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzmanı
|
7
|
50
|
50
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcısı
|
6
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcısı
|
8
|
188
|
188
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
1
|
35
|
35
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
3
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
5
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Hukuk Müşaviri
|
6
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Başmüfettiş
|
1
|
73
|
73
|
|
GİH
|
Başmüfettiş
|
2
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Müfettiş
|
1
|
35
|
35
|
|
GİH
|
Müfettiş
|
2
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Müfettiş
|
3
|
16
|
16
|
|
GİH
|
Müfettiş
|
4
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Müfettiş
|
5
|
21
|
21
|
|
GİH
|
Müfettiş (Özelleştirme)
|
1-7
|
12
|
12
|
|
GİH
|
Müfettiş Yardımcısı
|
5
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Müfettiş Yardımcısı
|
7
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Müfettiş Yardımcısı
|
8
|
69
|
69
|
|
GİH
|
APK Uzmanı
|
1
|
43
|
43
|
|
GİH
|
APK Uzmanı
|
2
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
1
|
380
|
380
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
2
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Mali Hizmetler Uzmanı
|
2
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Mali Hizmetler Uzmanı
|
3
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Mali Hizmetler Uzmanı
|
4
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Mali Hizmetler Uzmanı
|
5
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı
|
8
|
12
|
12
|
|
GİH
|
Tercüman
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Tercüman
|
7
|
4
|
4
|
|
GİH
|
İç Denetçi
|
1
|
21
|
21
|
|
GİH
|
İç Denetçi
|
3
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Müdür (Özelleştirme)
|
1-9
|
29
|
29
|
|
GİH
|
Müdür Yardımcısı (Özelleştirme)
|
1-9
|
29
|
29
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
94
|
94
|
|
GİH
|
Uzman
|
2
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Uzman
|
3
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Uzman
|
5
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Uzman
|
6
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Uzman (Özelleştirme)
|
1-12
|
276
|
276
|
|
GİH
|
Eğitim Uzmanı
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Sivil Savunma Uzmanı
|
1
|
16
|
16
|
|
GİH
|
Savunma Uzmanı
|
1
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Savunma Uzmanı
|
2
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Raportör
|
3
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Raportör
|
4
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Raportör
|
5
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Raportör
|
6
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Araştırmacı (Özelleştirme)
|
1-13
|
403
|
403
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Çözümleyici
|
4
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Programcı
|
1
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Programcı
|
3
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Programcı
|
4
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Programcı
|
5
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Programcı
|
6
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Programcı
|
7
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Programcı
|
8
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Programcı
|
10
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
3
|
45
|
45
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
4
|
13
|
13
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
5
|
54
|
54
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
6
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
7
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
8
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
10
|
35
|
35
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
3
|
105
|
105
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
4
|
46
|
46
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
5
|
100
|
100
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
6
|
18
|
18
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
7
|
28
|
28
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
8
|
21
|
21
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
9
|
59
|
59
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
10
|
73
|
73
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
11
|
13
|
13
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
12
|
11
|
11
|
|
GİH
|
Şef
|
3
|
200
|
200
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
37
|
37
|
|
GİH
|
Şef
|
5
|
31
|
31
|
|
GİH
|
Şef
|
6
|
31
|
31
|
|
GİH
|
Şef
|
7
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Şef (Özelleştirme)
|
3-12
|
286
|
286
|
|
GİH
|
Memur
|
5
|
105
|
105
|
|
GİH
|
Memur
|
6
|
43
|
43
|
|
GİH
|
Memur
|
7
|
53
|
53
|
|
GİH
|
Memur
|
8
|
56
|
56
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
106
|
106
|
|
GİH
|
Memur
|
10
|
73
|
73
|
|
GİH
|
Memur
|
11
|
21
|
21
|
|
GİH
|
Memur
|
12
|
28
|
28
|
|
GİH
|
Anbar Memuru
|
5
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Anbar Memuru
|
7
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Koruma ve Güvenlik Görevlisi
|
5
|
16
|
16
|
|
GİH
|
Koruma ve Güvenlik Görevlisi
|
7
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Koruma ve Güvenlik Görevlisi
|
8
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Mutemet
|
5
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Mutemet
|
10
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Daktilograf
|
5
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Daktilograf
|
9
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Sekreter
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Sekreter
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Sekreter
|
7
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Sekreter
|
8
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Sekreter
|
9
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Sekreter
|
10
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Sekreter
|
11
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Veznedar
|
4
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Veznedar
|
5
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Santral Memuru
|
5
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Santral Memuru
|
7
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Santral Memuru
|
11
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Şoför
|
5
|
24
|
24
|
|
GİH
|
Şoför
|
6
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Şoför
|
7
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Şoför
|
8
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Şoför
|
9
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Şoför
|
10
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Şoför
|
11
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Şoför
|
12
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
1
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
3
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Sayman
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Çocuk Eğitimcisi
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Çocuk Eğitimcisi
|
7
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Çocuk Eğitimcisi
|
8
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Çocuk Eğitimcisi
|
9
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Çocuk Eğitimcisi
|
10
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Mütercim
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Mütercim
|
3
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Mütercim
|
6
|
5
|
5
|
|
TH
|
Mühendis
|
1
|
369
|
369
|
|
TH
|
Mühendis
|
2
|
129
|
129
|
|
TH
|
Mühendis
|
3
|
140
|
140
|
|
TH
|
Mühendis
|
4
|
94
|
94
|
|
TH
|
Mühendis
|
5
|
300
|
300
|
|
TH
|
Mühendis (Özelleştirme)
|
1-8
|
99
|
99
|
|
TH
|
Mimar
|
1
|
99
|
99
|
|
TH
|
Mimar
|
2
|
55
|
55
|
|
TH
|
Mimar
|
3
|
61
|
61
|
|
TH
|
Mimar
|
4
|
42
|
42
|
|
TH
|
Mimar
|
5
|
143
|
143
|
|
TH
|
Arkeolog
|
1
|
4
|
4
|
|
TH
|
Arkeolog
|
2
|
1
|
1
|
|
TH
|
Jeolog
|
3
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeolog
|
5
|
4
|
4
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
1
|
13
|
13
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
2
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
3
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
4
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Jeofizikçi
|
1
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeofizikçi
|
2
|
2
|
2
|
|
TH
|
Jeofizikçi
|
4
|
3
|
3
|
|
TH
|
Jeofizikçi
|
5
|
9
|
9
|
|
TH
|
Matematikçi
|
1
|
4
|
4
|
|
TH
|
Matematikçi
|
2
|
2
|
2
|
|
TH
|
Matematikçi
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
1
|
52
|
52
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
2
|
22
|
22
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
3
|
10
|
10
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
4
|
12
|
12
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
5
|
81
|
81
|
|
TH
|
Ekonomist
|
1
|
3
|
3
|
|
TH
|
Ekonomist
|
2
|
1
|
1
|
|
TH
|
Ekonomist
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
Ekonomist
|
5
|
1
|
1
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
1
|
4
|
4
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
6
|
2
|
2
|
|
TH
|
Tekniker
|
1
|
66
|
66
|
|
TH
|
Tekniker
|
2
|
20
|
20
|
|
TH
|
Tekniker
|
3
|
21
|
21
|
|
TH
|
Tekniker
|
4
|
29
|
29
|
|
TH
|
Tekniker
|
5
|
27
|
27
|
|
TH
|
Tekniker
|
6
|
58
|
58
|
|
TH
|
Tekniker
|
8
|
5
|
5
|
|
TH
|
Tekniker (Özelleştirme)
|
1-9
|
48
|
48
|
|
TH
|
Dekoratör
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknisyen
|
3
|
132
|
132
|
|
TH
|
Teknisyen
|
4
|
32
|
32
|
|
TH
|
Teknisyen
|
5
|
34
|
34
|
|
TH
|
Teknisyen
|
6
|
24
|
24
|
|
TH
|
Teknisyen
|
7
|
5
|
5
|
|
TH
|
Teknisyen
|
9
|
45
|
45
|
|
TH
|
Teknisyen
|
10
|
25
|
25
|
|
TH
|
Teknisyen (Özelleştirme)
|
3-12
|
104
|
104
|
|
TH
|
Kütüphaneci
|
6
|
1
|
1
|
|
TH
|
Kütüphaneci
|
7
|
1
|
1
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
3
|
9
|
9
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
4
|
3
|
3
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
5
|
6
|
6
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
6
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
8
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
9
|
2
|
2
|
|
TH
|
Fen Memuru
|
3
|
4
|
4
|
|
TH
|
Fen Memuru
|
4
|
2
|
2
|
|
TH
|
Laborant
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
Laborant
|
6
|
2
|
2
|
|
TH
|
Laborant
|
7
|
3
|
3
|
|
TH
|
Kimyager
|
1
|
14
|
14
|
|
TH
|
Kimyager
|
2
|
4
|
4
|
|
TH
|
Kimyager
|
4
|
1
|
1
|
|
TH
|
Fizikçi
|
1
|
5
|
5
|
|
TH
|
Fizikçi
|
3
|
3
|
3
|
|
TH
|
Fizikçi
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Uzman
|
1
|
30
|
30
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
1
|
7
|
7
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
5
|
5
|
5
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
6
|
2
|
2
|
|
SH
|
Tabip
|
1
|
2
|
2
|
|
SH
|
Tabip
|
4
|
1
|
1
|
|
SH
|
Tabip
|
5
|
1
|
1
|
|
SH
|
Diş Tabibi
|
1
|
1
|
1
|
|
SH
|
Diş Tabibi
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
1
|
1
|
1
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
2
|
1
|
1
|
|
SH
|
Biolog
|
1
|
20
|
20
|
|
SH
|
Biolog
|
2
|
5
|
5
|
|
SH
|
Biolog
|
3
|
3
|
3
|
|
SH
|
Biolog
|
4
|
1
|
1
|
|
SH
|
Biolog
|
5
|
12
|
12
|
|
SH
|
Hemşire
|
1
|
4
|
4
|
|
SH
|
Hemşire
|
2
|
3
|
3
|
|
SH
|
Hemşire
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Hemşire
|
5
|
5
|
5
|
|
SH
|
Hemşire
|
9
|
2
|
2
|
|
SH
|
Psikolog
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Psikolog
|
5
|
2
|
2
|
|
SH
|
Sağlık Teknikeri
|
2
|
1
|
1
|
|
SH
|
Diyetisyen
|
5
|
2
|
2
|
|
SH
|
Çocuk Gelişimcisi
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Çocuk Gelişimcisi
|
4
|
3
|
3
|
|
SH
|
Çocuk Gelişimcisi
|
5
|
6
|
6
|
|
AH
|
Avukat
|
8
|
5
|
5
|
|
AH
|
Avukat
|
5
|
5
|
5
|
|
YH
|
Hizmetli
|
5
|
21
|
21
|
|
YH
|
Hizmetli
|
6
|
10
|
10
|
|
YH
|
Hizmetli
|
7
|
34
|
34
|
|
YH
|
Hizmetli
|
8
|
20
|
20
|
|
YH
|
Hizmetli
|
9
|
15
|
15
|
|
YH
|
Hizmetli
|
10
|
9
|
9
|
|
YH
|
Hizmetli
|
11
|
9
|
9
|
|
YH
|
Hizmetli
|
12
|
38
|
38
|
|
YH
|
Bekçi
|
6
|
2
|
2
|
|
YH
|
Bekçi
|
7
|
3
|
3
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
5
|
2
|
2
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
7
|
2
|
2
|
|
YH
|
Aşçı
|
5
|
1
|
1
|
|
YH
|
Aşçı
|
7
|
2
|
2
|
|
YH
|
Aşçı
|
11
|
8
|
8
|
|
YH
|
Dağıtıcı
|
5
|
1
|
1
|
|
YH
|
Dağıtıcı
|
7
|
6
|
6
|
|
YH
|
Dağıtıcı
|
9
|
6
|
6
|
|
YH
|
Dağıtıcı
|
10
|
1
|
1
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
11
|
4
|
4
|
|
YH
|
Bahçıvan
|
11
|
3
|
3
|
|
|
TOPLAM
|
|
7155
|
7155
|
KURUMU:
ÇEVRE VE
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI: TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik İl Müdürü
|
1
|
81
|
81
|
|
GİH
|
Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı
|
1
|
162
|
162
|
|
GİH
|
Bölge Temiz Hava Merkezi Müdürü
|
1
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Bölge Temiz Hava Merkezi Müdür
Yardımcısı
|
1
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
1
|
690
|
690
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
2
|
70
|
70
|
|
GİH
|
Şube Müdürü
|
3
|
20
|
20
|
|
GİH
|
Müdür (Özelleştirme)
|
1-9
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Müdür Yardımcısı (Özelleştirme)
|
1-9
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
45
|
45
|
|
GİH
|
Uzman (Özelleştirme)
|
1-12
|
42
|
42
|
|
GİH
|
Şef
|
3
|
386
|
386
|
|
GİH
|
Şef
|
4
|
68
|
68
|
|
GİH
|
Şef
|
5
|
54
|
54
|
|
GİH
|
Şef
|
6
|
17
|
17
|
|
GİH
|
Şef
|
7
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Şef (Özelleştirme)
|
3-12
|
160
|
160
|
|
GİH
|
Sayman
|
1
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Memur
|
5
|
433
|
433
|
|
GİH
|
Memur
|
6
|
72
|
72
|
|
GİH
|
Memur
|
7
|
78
|
78
|
|
GİH
|
Memur
|
8
|
27
|
27
|
|
GİH
|
Memur
|
9
|
27
|
27
|
|
GİH
|
Memur
|
10
|
48
|
48
|
|
GİH
|
Memur
|
11
|
161
|
161
|
|
GİH
|
Memur
|
12
|
22
|
22
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
3
|
106
|
106
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
4
|
39
|
39
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
5
|
116
|
116
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
7
|
60
|
60
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
9
|
20
|
20
|
|
GİH
|
Bilgisayar İşletmeni
|
10
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
3
|
181
|
181
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
4
|
56
|
56
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
5
|
129
|
129
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
6
|
62
|
62
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
7
|
43
|
43
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
8
|
11
|
11
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
9
|
58
|
58
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
10
|
28
|
28
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
11
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Anbar Memuru
|
5
|
62
|
62
|
|
GİH
|
Anbar Memuru
|
6
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Anbar Memuru
|
7
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Mutemet
|
5
|
65
|
65
|
|
GİH
|
Mutemet
|
6
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Mutemet
|
7
|
20
|
20
|
|
GİH
|
Mutemet
|
8
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Mutemet
|
9
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Mutemet
|
10
|
12
|
12
|
|
GİH
|
Mutemet
|
11
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Daktilograf
|
5
|
12
|
12
|
|
GİH
|
Daktilograf
|
8
|
4
|
4
|
|
GİH
|
Daktilograf
|
11
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Veznedar
|
4
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Santral Memuru
|
5
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Sekreter
|
5
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Sekreter
|
6
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Sekreter
|
7
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Şoför
|
5
|
140
|
140
|
|
GİH
|
Şoför
|
6
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Şoför
|
7
|
67
|
67
|
|
GİH
|
Şoför
|
8
|
22
|
22
|
|
GİH
|
Şoför
|
9
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Şoför
|
10
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Şoför
|
11
|
9
|
9
|
|
GİH
|
Şoför
|
12
|
47
|
47
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
1
|
117
|
117
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
2
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
3
|
39
|
39
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
4
|
5
|
5
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
5
|
11
|
11
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
6
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
7
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Ayniyat Saymanı
|
8
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Sivil Savunma Uzmanı
|
1
|
26
|
26
|
|
GİH
|
Sivil Savunma Uzmanı
|
2
|
6
|
6
|
|
GİH
|
Programcı
|
1
|
3
|
3
|
|
GİH
|
Programcı
|
5
|
10
|
10
|
|
GİH
|
Programcı
|
6
|
8
|
8
|
|
GİH
|
Araştırmacı (Özelleştirme)
|
1-13
|
192
|
192
|
|
GİH
|
Rehber
|
7
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Tercüman
|
7
|
2
|
2
|
|
GİH
|
Koruma ve Güvenlik Görevlisi
|
5
|
14
|
14
|
|
GİH
|
Koruma ve Güvenlik Görevlisi
|
10
|
176
|
176
|
|
TH
|
Mühendis
|
1
|
1449
|
1449
|
|
TH
|
Mühendis
|
2
|
472
|
472
|
|
TH
|
Mühendis
|
3
|
439
|
439
|
|
TH
|
Mühendis
|
4
|
224
|
224
|
|
TH
|
Mühendis
|
5
|
1828
|
1828
|
|
TH
|
Mühendis
|
6
|
3
|
3
|
|
TH
|
Mühendis
|
7
|
4
|
4
|
|
TH
|
Mühendis (Özelleştirme)
|
1-8
|
51
|
51
|
|
TH
|
Mimar
|
1
|
199
|
199
|
|
TH
|
Mimar
|
2
|
110
|
110
|
|
TH
|
Mimar
|
3
|
101
|
101
|
|
TH
|
Mimar
|
4
|
54
|
54
|
|
TH
|
Mimar
|
5
|
308
|
308
|
|
TH
|
Jeolog
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
1
|
8
|
8
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
4
|
1
|
1
|
|
TH
|
Jeomorfolog
|
6
|
1
|
1
|
|
TH
|
Fizikçi
|
1
|
3
|
3
|
|
TH
|
Kimyager
|
1
|
16
|
16
|
|
TH
|
Kimyager
|
2
|
7
|
7
|
|
TH
|
Kimyager
|
3
|
10
|
10
|
|
TH
|
Kimyager
|
4
|
9
|
9
|
|
TH
|
Kimyager
|
5
|
18
|
18
|
|
TH
|
Kimyager
|
6
|
5
|
5
|
|
TH
|
Kimyager
|
7
|
8
|
8
|
|
TH
|
Kimyager
|
8
|
2
|
2
|
|
TH
|
Ekonomist
|
1
|
9
|
9
|
|
TH
|
Ekonomist
|
2
|
3
|
3
|
|
TH
|
Ekonomist
|
5
|
1
|
1
|
|
TH
|
İstatistikçi
|
1
|
2
|
2
|
|
TH
|
Matematikçi
|
1
|
3
|
3
|
|
TH
|
Matematikçi
|
2
|
2
|
2
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
1
|
24
|
24
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
2
|
22
|
22
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
3
|
18
|
18
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
4
|
24
|
24
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
5
|
183
|
183
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
6
|
6
|
6
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
7
|
10
|
10
|
|
TH
|
Şehir Plancısı
|
8
|
4
|
4
|
|
TH
|
Tekniker
|
1
|
941
|
941
|
|
TH
|
Tekniker
|
2
|
169
|
169
|
|
TH
|
Tekniker
|
3
|
133
|
133
|
|
TH
|
Tekniker
|
4
|
62
|
62
|
|
TH
|
Tekniker
|
5
|
39
|
39
|
|
TH
|
Tekniker
|
6
|
161
|
161
|
|
TH
|
Tekniker
|
7
|
2
|
2
|
|
TH
|
Tekniker
|
9
|
3
|
3
|
|
TH
|
Tekniker (Özelleştirme)
|
1-9
|
82
|
82
|
|
TH
|
Teknisyen
|
3
|
678
|
678
|
|
TH
|
Teknisyen
|
4
|
81
|
81
|
|
TH
|
Teknisyen
|
5
|
83
|
83
|
|
TH
|
Teknisyen
|
6
|
21
|
21
|
|
TH
|
Teknisyen
|
7
|
20
|
20
|
|
TH
|
Teknisyen
|
8
|
17
|
17
|
|
TH
|
Teknisyen
|
9
|
21
|
21
|
|
TH
|
Teknisyen
|
10
|
122
|
122
|
|
TH
|
Teknisyen (Özelleştirme)
|
3-12
|
56
|
56
|
|
TH
|
Kütüphaneci
|
5
|
2
|
2
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
3
|
24
|
24
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
4
|
3
|
3
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
5
|
7
|
7
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
6
|
4
|
4
|
|
TH
|
Teknik Ressam
|
7
|
2
|
2
|
|
TH
|
Fen Memuru
|
3
|
2
|
2
|
|
TH
|
Dekoratör
|
1
|
3
|
3
|
|
TH
|
Dekoratör
|
5
|
2
|
2
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
1
|
6
|
6
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
2
|
2
|
2
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
4
|
2
|
2
|
|
SH
|
Daire Tabibi
|
5
|
5
|
5
|
|
SH
|
Tabip
|
1
|
2
|
2
|
|
SH
|
Tabip
|
5
|
7
|
7
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
1
|
4
|
4
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
2
|
3
|
3
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
3
|
4
|
4
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
4
|
5
|
5
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
5
|
1
|
1
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
6
|
8
|
8
|
|
SH
|
Veteriner Hekim
|
8
|
9
|
9
|
|
SH
|
Biolog
|
1
|
39
|
39
|
|
SH
|
Biolog
|
2
|
14
|
14
|
|
SH
|
Biolog
|
3
|
14
|
14
|
|
SH
|
Biolog
|
4
|
12
|
12
|
|
SH
|
Biolog
|
5
|
67
|
67
|
|
SH
|
Biolog
|
6
|
10
|
10
|
|
SH
|
Biolog
|
7
|
8
|
8
|
|
SH
|
Hemşire
|
1
|
3
|
3
|
|
SH
|
Hemşire
|
3
|
2
|
2
|
|
SH
|
Hemşire
|
4
|
3
|
3
|
|
SH
|
Hemşire
|
5
|
11
|
11
|
|
SH
|
Hemşire
|
8
|
2
|
2
|
|
SH
|
Hemşire
|
9
|
2
|
2
|
|
SH
|
Hemşire
|
10
|
3
|
3
|
|
SH
|
Sağlık Teknikeri
|
1
|
1
|
1
|
|
SH
|
Sağlık Teknikeri
|
5
|
2
|
2
|
|
SH
|
Sağlık Teknisyeni
|
3
|
7
|
7
|
|
SH
|
Sağlık Teknisyeni
|
4
|
1
|
1
|
|
SH
|
Sağlık Memuru
|
5
|
2
|
2
|
|
SH
|
Sağlık Memuru
|
6
|
3
|
3
|
|
SH
|
Sağlık Memuru
|
7
|
2
|
2
|
|
SH
|
Sağlık Memuru
|
8
|
2
|
2
|
|
SH
|
Sağlık Memuru
|
10
|
3
|
3
|
|
YH
|
Hizmetli
|
5
|
111
|
111
|
|
YH
|
Hizmetli
|
6
|
33
|
33
|
|
YH
|
Hizmetli
|
7
|
66
|
66
|
|
YH
|
Hizmetli
|
8
|
28
|
28
|
|
YH
|
Hizmetli
|
9
|
36
|
36
|
|
YH
|
Hizmetli
|
10
|
15
|
15
|
|
YH
|
Hizmetli
|
11
|
33
|
33
|
|
YH
|
Hizmetli
|
12
|
47
|
47
|
|
YH
|
Bekçi
|
5
|
45
|
45
|
|
YH
|
Bekçi
|
6
|
2
|
2
|
|
YH
|
Bekçi
|
7
|
26
|
26
|
|
YH
|
Bekçi
|
8
|
6
|
6
|
|
YH
|
Bekçi
|
9
|
9
|
9
|
|
YH
|
Bekçi
|
10
|
7
|
7
|
|
YH
|
Bekçi
|
11
|
13
|
13
|
|
YH
|
Bekçi
|
12
|
9
|
9
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
5
|
13
|
13
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
7
|
10
|
10
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
9
|
6
|
6
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
11
|
6
|
6
|
|
YH
|
Teknisyen Yardımcısı
|
12
|
4
|
4
|
|
YH
|
Aşçı
|
5
|
7
|
7
|
|
YH
|
Aşçı
|
6
|
2
|
2
|
|
YH
|
Aşçı
|
7
|
5
|
5
|
|
YH
|
Aşçı
|
8
|
2
|
2
|
|
YH
|
Aşçı
|
12
|
8
|
8
|
|
YH
|
Bahçıvan
|
5
|
1
|
1
|
|
YH
|
Bahçıvan
|
9
|
1
|
1
|
|
YH
|
Bahçıvan
|
11
|
1
|
1
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
5
|
12
|
12
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
7
|
16
|
16
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
8
|
6
|
6
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
9
|
5
|
5
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
10
|
7
|
7
|
|
YH
|
Kaloriferci
|
12
|
14
|
14
|
|
|
TOPLAM
|
|
14047
|
14047
|
KURUMU:
ÇEVRE VE
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI: DÖNER SERMAYE
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
İşletme Müdürü
|
1
|
1
|
1
|
|
GİH
|
Uzman
|
1
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Memur
|
5
|
7
|
7
|
|
GİH
|
Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni
|
3
|
7
|
7
|
|
|
TOPLAM
|
|
22
|
22
|
(2) SAYILI LİSTE
KURUMU:
ÇEVRE VE
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI: MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Bakanlık Müşaviri
|
1
|
400
|
400
|
|
|
TOPLAM
|
|
400
|
400
|
KURUMU:
ÇEVRE VE
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI: TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Araştırmacı
|
1
|
290
|
290
|
|
|
TOPLAM
|
|
290
|
290
|
(3) SAYILI LİSTE
KURUMU:
BAŞBAKANLIK
TEŞKİLATI:
MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Başbakan Başmüşaviri
|
1
|
15
|
15
|
|
GİH
|
Başbakan Müşaviri
|
1
|
20
|
20
|
|
|
TOPLAM
|
|
35
|
35
|
KURUMU : EKONOMİ BAKANLIĞI
TEŞKİLATI: MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
|
Sınıfı
|
Unvanı
|
Derecesi
|
Serbest
Kadro
Adedi
|
Toplam
|
|
GİH
|
Özel Kalem Müdürü
|
1
|
1
|
1
|
|
|
TOPLAM
|
|
1
|
1
|
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2.,
5., 6., 7., 8., 9., 10., 36., 87., 88., 90., 91., 115., 117., 124.,125., 127., 128., 135. ve 167. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM,
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine,
2- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme
aşamasında karara bağlanmasına,
28.9.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV-ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu Kanun
Hükmünde Kararname kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi
Hakkında Genel Açıklama
Anayasa’nın
91. maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama
işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerinin yapılması görev ve
yetkisi Anayasa’nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir.
Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetki kanununa
sonra da Anayasa’ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne
kadar, Anayasa’nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetki
kanunlarına uygunluğunun denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa’ya biçim
ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de Anayasa’ya
uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnamenin yetki
kanununa uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa’da, Bakanlar Kuruluna
ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde
kararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına
çıkılması, kanun hükmünde kararnameyi Anayasa’ya aykırı duruma getirir.
Dayanaklarını
doğrudan doğruya Anayasa’dan alan olağanüstü hal kanun hükmünde
kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanun hükmünde
kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle, kanun
hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir
bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki kanunu ile olan bağı, kanun
hükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir.
Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa’ya uygun bir yetki kanununa dayanması,
geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkartılan veya
dayandığı yetki kanunu iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin içeriği
Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa’ya uygunluğundan söz
edilemez.
Kanun
hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluk denetimi, kanunların
denetiminden farklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde, “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” denilmektedir. Bu nedenle
kanunların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup
olmadıkları saptanır. Kanun hükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve
ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa’ya uygun
olmak zorundadırlar.
Anayasa’da
kimi konuların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.
Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında “Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın
ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi
hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve
ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği
belirtilmiştir. Bu kural gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Bakanlar Kurulu”na ancak kanun
hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda
kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.
Anayasa’nın
herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceği öngörülen bir konunun,
Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler
ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa’nın 163. maddesinde olduğu gibi kanun
hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçe kanun hükmünde
kararname ile düzenlenmesi Anayasa’ya aykırılık oluşturmaz.
B- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tümünün
Anayasa’ya Aykırılığı İddiasının İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, KHK’nin dayanağı olan 6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yetki
Kanunu’nun Anayasaya aykırı olduğu ve iptali gerekeceği, iptal edilmesi
halinde ise KHK’nin dayanaktan yoksun kalacağı belirtilerek KHK’nin tümünün
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 gün ve E.2011/60,
K.2011/147 sayılı kararı ile 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasa’ya
aykırılığı iddiasına dayalı iptal isteminin reddine karar verildiğinden
KHK’nin tümüne yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası dayanaksız kalmıştır.
İptal isteminin reddi gerekir.
C-Kanun
Hükmünde Kararname’nin Ayrı Ayrı Tüm Maddeleri ile Eki(I) Sayılı Cetvelin 6223 Sayılı Yetki
Kanunu Kapsamında Olup Olmadığının İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı tüm maddeleri ile eki (I) sayılı cetvelin
6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığı gibi acil, ivedi, önemli ve zorunlu
konuları düzenlemediği belirtilerek Anayasa’nın 2., 7., 87. ve 91.
maddelerine aykırı oldukları ileri sürülmüştür.
1- KHK’nin 2. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (b), (ç), (e), (f) ve (ğ) Bentleri
KHK’nin 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)ve (ç) bentleri 8.8.2011 günlü, 648
sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle; (f) ve (ğ) bentleri
16.5.2012 günlü, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi
Hakkında Kanun’un 19. maddesinin (a) bendiyle; (e) bendi ise 648 sayılı
KHK’nin 1. maddesiyle, “özel
ihtisas işleri hariç” ibaresinden sonra gelmek üzere “talepleri
halinde” ibaresi eklenmek suretiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan (b), (ç),
(e), (f) ve (ğ) bentlerine ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine
yer olmadığına karar vermek gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU (e) bendi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
2- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (j) Bendi
KHK’nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(j)bendi, 8.8.2011 günlü, 648 sayılı KHK’nin 4. maddesiyle, “kamu
yatırımları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “mülkiyeti kamuya ait
arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı,” ibaresi eklenmek
suretiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan (j) bendine ilişkin iptal istemi hakkında karar
verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
3- KHK’nin 8. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (ğ), (ı), (j), (k) ve (l) Bentleri
KHK’nin 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ),
(ı), (j) ve (l) bentleri, 8.8.2011
günlü, 648 sayılı KHK’nin 5. maddesiyle;(k) bendi ise 648 sayılı KHK’nin 5.
maddesiyle, “ölçütlerini
belirlemek” ibaresinden sonra gelmek üzere “, uygulanmasını sağlamak”
ibaresi eklenmek suretiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan (ğ), (ı), (j), (k)
ve (l) bentlerine
ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek
gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU (k) bendi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
4- KHK’nin 9. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (b), (c), (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) Bentleri
KHK’nin 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b),
(c) ve (i) bentleri, 8.8.2011
günlü, 648 sayılı KHK’nin 6. maddesiyle; (ı) bendi 648 sayılı KHK’nin 6. maddesiyle, bentte
yer alan “tespit ve kalite ölçütlerini” ibaresi “ve analiz ölçütlerini belirlemek,” şeklinde değiştirildiğinden;
(ç), (d), (f), (ğ) ve (k) bentleri
ise 648 sayılı KHK’nin 6. maddesiyle
yürürlükten kaldırıldığından konusu kalmayan (b), (c) (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k)
bentlerine ilişkin
iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek
gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU (ı) bendi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
5- KHK’nin 10. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (c), (ç), (f), (g) ve (ğ) Bentleri ile (2) Numaralı Fıkrası
KHK’nin 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)
bendi, 16.5.2012 günlü, 6306 sayılı Kanun’un 19. maddesinin (ç) bendiyledeğiştirildiğinden; (f), (g) ve
(ğ) bentleri, 648 sayılı KHK’nin
7. maddesiyle; (ç) bendi ile (2) numaralı fıkrası ise 6306 sayılı
Kanun’un 19. maddesinin (ç) bendiyleyürürlükten kaldırıldığından konusu kalmayan (c), (ç), (f), (g) ve (ğ)ile (2) numaralı fıkraya ilişkin iptal istemi
hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
6- KHK’nin 11. Maddesi
KHK’nin 11. maddesi, 16.5.2012 günlü, 6306 sayılı
Kanun’un 19. maddesinin (d) bendiyledeğiştirildiğinden konusu kalmayan maddeye ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
vermek gerekir.
7- KHK’nin 12. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (e) Bendi
KHK’nin 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(e)bendi, 16.5.2012 günlü, 6306
sayılı Kanun’un 19. maddesinin (e) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından konusu kalmayan (e) bendine ilişkin iptal istemi
hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
8- KHK’nin 16. Maddesinin (4)
Numaralı Fıkrası
KHK’nin 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci
cümlesi, 8.8.2011 günlü, 648
sayılı KHK’nin 11. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan (4) numaralı
fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına
karar vermek gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
9- KHK’nin 37. Maddesinin (17)
Numaralı Fıkrası
KHK’nin 37. maddesinin (17) numaralı fıkrasıyla 3.6.2011 günlü, 637 sayılı KHK’nin 35. maddesinin (1) numaralı fıkrasında
yapılan değişiklik, 10.11.2011 günlü, 666 sayılı KHK’nin 1. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan (17) numaralı fıkraya ilişkin iptal
istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
10- KHK’nin Geçici 3. Maddesinin (6)
Numaralı Fıkrası
KHK’nin geçici 3. maddesinin (6) numaralı fıkrası,
666 sayılı KHK’nin 1. maddesiyle, 27.6.1989 günlü, 375 sayılı KHK’ye
eklenen ek madde 12’nin (1) numaralı fıkrasının (p) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan (6) numaralı fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında
karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
11- KHK’nin Diğer Kuralları
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun amaç ve kapsamını
düzenleyen 1. maddesinde Kanun’un amacı, kamu hizmetlerinin düzenli,
süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak
olarak belirlenmiş ve yetkinin kapsamı iki başlık altında tespit
edilmiştir. Yetkinin kapsamına ilk olarak kamu hizmetlerinin bakanlıklar
arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi girmektedir. Bu çerçevede gerekli görülmesi halinde yeni bakanlıklar
kurulması, var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı,
ilgili ve ilişkili kuruluşlarının yeniden belirlenmesi için KHK çıkarma
yetkisi verilmiştir. Bu amaçla;
1- Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya
kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı,
ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine,
2- Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların
bağlılık ve ilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut,
birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak
yeniden düzenlenmesine,
3- Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni
kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine,
taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına,
ilişkin kanun hükmünde kararname çıkarılabilecektir.
İkinci olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler,
sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil,
görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk
edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yeni düzenlemeler
yapılması için KHK çıkarma yetkisi verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde
yapılan inceleme sonucunda; KHK’nin, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilenler dışında
kalan diğer kurallarının 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun kapsamında olduğu
anlaşıldığından bu kurallara ilişkin iptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT,
KHK’nin 37. maddesinin (13), (14), (15) ve (16) numaralı fıkraları yönünden
bu görüşe katılmamışlardır.
D- Kanun Hükmünde Kararname’nin Tüm
Maddelerinin Anayasa’nın 91. Maddesi Yönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK’nin ayrı ayrı tüm maddeleri
ile eki (I) sayılı cetvelin Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında kanun
hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin düzenleme
içerdiği, bu nedenleAnayasa’nın 2.,
6. ve 91. maddelerine aykırı oldukları ileri sürülmüştür.
1- KHK’nin 14. Maddesinin (3) Numaralı
Fıkrası
KHK’nin 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görevleri sayıldıktan sonra (2) numaralı
fıkrasında (1) numaralı fıkrada ve diğer mevzuatta verilen görevleri yapmak
üzere Başkanlıkta müfettiş istihdam edileceği belirtilmiş, (3) numaralı
fıkrasında ise müfettiş yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul
ve esaslarının, müfettişliğe yükselmelerinin, görev, yetki ve
sorumluluklarının, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer
hususların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 91. maddesinin
birinci fıkrasında “Sıkıyönetim
ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci
ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile
dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan Anayasa’nın “Kamu hizmetlerine girme hakkı” başlıklı 70. maddesinin
birinci fıkrasında, her
Türk’ün, kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra
ikinci fıkrasında hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa’nın 70.
maddesinde düzenlenen ve “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlıklı dördüncü bölümünde
yer alan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin olarak kanun hükmünde
kararname ile düzenleme yapılması mümkün değildir.
KHK’nin 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasıyla bir kamu hizmeti olan müfettiş
yardımcılığına giriş koşullarının belirlenmiş olması, kamu hizmetine girme
hakkına ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan kural, Anayasa’nın
91. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. İptali gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Burhan ÜSTÜN değişik gerekçeyle
bu görüşe katılmışlardır.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bu görüşe
katılmamışlardır.
2- KHK’nin 36. Maddesinin (2), (3) ve
(4) Numaralı Fıkraları
KHK’nin 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde Çevre ve Şehircilik Uzman
Yardımcılığı ve Çevre ve Şehircilik Uzmanlığı kadroları ihdas edilmiş; (2)
numaralı fıkrasında, Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcılığı kadrosuna
atanabilme koşulları düzenlenmiş; (3) numaralı fıkrasında, Çevre ve Şehircilik
Uzman Yardımcılığından Çevre ve Şehircilik Uzmanlığına geçiş koşulları
belirlenmiş; (4) numaralı fıkrasında ise Çevre ve Şehircilik
Uzmanı ile Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcılarının mesleğe
alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik
sınavı ile diğer hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcılığı ve Çevre ve
Şehircilik Uzmanlığı kadrolarına giriş koşullarının belirlenmesi, yukarıda
açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 70. maddesine göre kamu hizmetine girme hakkına ilişkin bir
düzenleme olduğundan KHK’nin 36. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı
fıkraları, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır.
İptalleri gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Burhan ÜSTÜN değişik gerekçeyle
bu görüşe katılmışlardır.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri
NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bu görüşe
katılmamışlardır.
3- KHK’nin Diğer Kuralları
KHK’nin 14. maddesinin (3) numaralı fıkrası, 36. maddesinin (2), (3) ve
(4) numaralı fıkraları ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
verilenler dışında kalan diğer kurallarında, Anayasa’nın 91.
maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun hükmünde kararname ile
düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer
verilmediğinden bu kurallara ilişkin iptal isteminin reddi gerekir.
E- Kanun Hükmünde Kararname’nin İçerik
Yönünden İncelenmesi
1- KHK’nin 2. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak …” İbaresinin
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, iptali istenen kuralda geçen “mevzuatı belirlemek”ibaresiyle Bakanlığa verilen yetkinin kanunla kullanılması
gerektiği, genel çerçevesi çizilmeden ve sınırları belirlenmeden yürütme
organına düzenleme yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri niteliğinde
olduğu ve ayrıca “belirlilik”
ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, öte yandan mevzuat kavramının kanun ve
tüzüğü de kapsadığı, dava konusu kuralla Bakanlığa aynı zamanda kanun
teklifi verme ve tüzük çıkarma yetkisinin verildiği belirtilerek bu
durumun, Anayasa’nın 2., 6., 7., 88. ve 115. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, Bakanlığa, yerleşme, imar ve
yapılaşma ile ilgili konularda imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını
hazırlama görevi verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan
hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik ilkesi”dir. Bu
ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden
herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır
ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına
karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama
yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki
devredilemez.” denilmektedir. Buna göre, Anayasa’da kanun ile düzenlenmesi
öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir
düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.
Farklı koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemler
alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun
bulunduğu alanlarda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra,
uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama
yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağı gibi yürütme organının yasama
organı tarafından çerçevesi çizilmiş alanda ve değişen koşullara uyum
sağlayabilecek esnekliğe sahip kriterlere uygun olarak, genel nitelikte
hukuksal tasarruflarda bulunması, hukuk devletinin belirlilik
ilkesine de aykırı değildir.
İmar, çevre, yapı ve yapım ile ilgili temel
hükümler, İmar Kanunu, Çevre Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda ayrıntılı
bir şekilde düzenlenmek suretiyle konunun sınırları çizilmiştir. Öte yandan
Bakanlığa verilen düzenleme yetkisi, yerleşme, imar ve yapılaşma ile
sınırlandırılmak suretiyle belirginleştirilmiştir. Bu şekilde konunun
çerçevesi çizildikten sonra, imar, çevre, yapı ve yapım konularıyla ilgili
idari ve teknik ayrıntıların düzenlenmesi hususunda Bakanlığa yetki
verilmesi, “belirlilik ilkesi”ne
aykırılık oluşturmadığı gibi yasama yetkisinin devri anlamına da gelmez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın
2. ve 7. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 6., 88. ve 115.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2- KHK’nin 2. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “… Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve
standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve
ilgililerin kayıtlarını tutmak.” Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin norm
ve standartların kanunla belirlenmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir
ölçü konulmadan, temel ilkeler belirlenmeden Bakanlığa düzenleme yetkisi
verilmesinin yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık
oluşturduğu gibi belirlilik ilkesinin de ihlali sonucunu doğurduğu,
Bakanlığa mimarlık ve mühendislik hizmetleriyle ilgili düzenleme yetkisi
verilmesinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bağımsızlığına
müdahale niteliği taşıdığı, öte yandan mesleklerini icra edebilmeleri için
odaya kaydolmaları zorunlu bulunan mimarlık ve mühendislik meslek
mensuplarının, ayrıca Bakanlık tarafından da kayıt altına alınmasının vesayet
yetkisini hiyerarşik denetime dönüştürdüğü belirtilerek kuralın,
Anayasa’nın 2., 6., 124., 127. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
6216 sayılı
Kanun’un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle
dava konusu kural Anayasa’nın 7. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Dava konusu kuralda, Bakanlığa, kendi görev
alanıyla ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlama,
geliştirme, uygulanmasını sağlama ve meslek mensuplarının kayıtlarını tutma
görevi verilmiştir. KHK’nin 2. maddesi bir bütün olarak dikkate
alındığında, Bakanlığın görev alanının esas itibarıyla yerleşme, çevre ve
yapılaşma hizmetlerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen hizmetler,
3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun hükümleri uyarınca
kurulan ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Mimar ve
Mühendisler Odaları Birliğine bağlı meslek odalarına üye olarak faaliyet
gösteren mimar ve mühendislerce yerine getirilen mimarlık ve mühendislik
hizmetleridir. Bakanlığa verilen mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını
hazırlama görevi, mimar ve mühendislerin mesleki faaliyetlerini icra
ederken uyacağı kuralların belirlenmesini değil, bu meslek mensuplarınca
sunulan hizmetin niteliklerinin ve standartlarının saptanmasını
öngörmektedir.
Bakanlığa tanınan
düzenleme yetkisinin, görev alanıyla ilgili meslekler olan mimarlık ve
mühendislik hizmetleriyle ilgili norm ve standartlarının belirlenmesini
kapsadığı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve belirgindir.
Öte yandan, mimarlık ve mühendislik hizmetleriyle ilgili temel hükümler,
İmar Kanunu, Çevre Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda ayrıntılı bir şekilde
düzenlenmek suretiyle kapsamı belirlendikten sonra, mimarlık ve mühendislik
hizmetlerinin norm ve standartlarını belirleme yetkisinin Bakanlığa
verilmiş olması yasama yetkisinin devri olarak görülemez.
Anayasa’nın
135. maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst
kuruluşları tanımlanmıştır. Buna göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını
karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel
menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının
birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak
üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve
organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı
gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileridir. Anılan maddenin
beşinci fıkrasına göre, meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali
denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
Anayasa’nın
135. maddesinde, meslek kuruluşlarının karar ve yönetim organlarının
seçimle göreve gelmesinin öngörülmesi, Devletin idari ve mali denetimine
tabi olduklarının belirtilmesi ve sorumlu organlarının görevlerine ancak
yargı kararıyla son verilebileceğinin kurala bağlanması, bu idarelerin
özerkliğine işaret etmektedir.
Meslek
kuruluşlarının özerkliği, merkezî idareden bağımsız olarak karar ve yürütme
organlarını seçebilme, ilgili mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere
üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının
uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri
uygulama hak ve yetkisini içermektedir. Bu itibarla
mimar ve mühendislerce sunulan hizmetin niteliklerinin ve standartlarının
Bakanlık tarafından saptanması, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun
özerkliğine müdahale anlamına gelmemektedir.
Öte yandan mimarlık mühendislik faaliyetinde
bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kayıtlarının Bakanlık tarafından
tutulmasının öngörülmesi, istatistiksel bilgi sağlama amaçlı olup meslek
mensubu üzerinde icraî bir etkisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 7. ve
135. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 6., 124. ve 127. maddeleriyle
ilgisi görülmemiştir.
3- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…ve çevre düzeni planlarını…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mahallî ve müşterek ihtiyaç
niteliğinde olan çevre düzeni planlarının yapımı görevinin merkezî idarenin
bir organı olan Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesinin mahallî
idarelerin Anayasayla belirlenen görev alanına müdahale anlamını taşıdığı
ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırılık teşkil ettiği, 2872
sayılı Çevre Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nda çevre düzeni
planlarını yapmaya yetkili idareler belirlenmiş olup anılan hükümler
yürürlükte olduğu hâlde, ayrıca Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün de
yetkili kılınmasının hukukî belirsizliğe yol açtığı ve bu durumun,
Anayasa’nın 2., 90. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu
kuralla, Bakanlığa, üst ölçekli çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve
kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlama, hazırlatma, onaylama ve
uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlama görevi verilmiştir.
Mahallî idarelere ilişkin Anayasa’nın
127. maddesinin birinci fıkrasında, bunların il, belediye veya köy halkının
mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla
belirtilen ve karar organları kanunda gösterilen seçmenler tarafından
seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri oldukları; ikinci fıkrasında, yerel
yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim
ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Anılan maddenin
beşinci fıkrasında ise merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî
hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu
görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî
ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla kanunda belirtilen esas ve
usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmektedir.
Anayasa’da üst ölçekli çevre düzeni
planlarına ilişkin yetkinin merkezî idare ya da yerel yönetimlere ait olduğu
konusunda bir kural yer almamakta olup, ihtiyaçlara göre bu hususun
belirlenmesi kanun koyucunun takdirindedir.
Mahallî müşterek ihtiyaç, herhangi bir
yerel yönetim biriminin sınırları içinde yaşayan kişi, aile, zümre ya da
sınıfın özel çıkarlarını değil, aynı yörede birlikte yaşamaktan doğan somut
durumların yarattığı, yoğunlaştırdığı ve sürekli güncelleştirdiği, özünde
etkinlik, ölçek ve sağladığı yarar bakımından yerel sınırları aşmayan,
bölünebilir ve rekabet konusu olabilen yerel ve kamusal hizmet karakterinin
ağır bastığı ortak beklentileri ifade etmektedir. Anayasa’da il, belediye
ya da köy halkının yerel ortak ihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş,
bunun saptanması kanuna bırakılmıştır. Bu durumda kanun, kamu yararını
gözeterek, Anayasa sınırları içinde merkezî yönetimle yerel yönetim
arasındaki görev sınırlarını belirleyebilir. İdarenin bütünlüğü ilkesinden
hareketle düzenlemenin yerel yönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz
kılma amacına yönelik olmaması kaydıyla, belirli alanlar bakımından belirli
koşullara bağlı ve yerel yönetimlere bir yük ya da borç getirmeden kimi
görev ve yetkilerin merkezî yönetim birimine bırakılması mümkündür.
Çevre düzeni planları, ülke ve bölge plan
kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme
ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen ve imar planlarının yapımında
yol gösterici nitelikte olan hukuki belgelerdir. Bu planlar, imar planlarından farklı olarak belli bir yerleşim
birimiyle sınırlı olmayıp bir veya birden fazla il sınırlarını
kapsamaktadır. Bu nedenle söz konusu planların yerel gereksinimlerin
yanında ülkenin genel ihtiyaçlarıyla da uyumlu olması gerekmektedir. Kanun koyucunun bu hususları
gözeterek üst ölçekli çevre düzeni planlarını hazırlama görevini merkezî
idareye bırakmış olmasında anayasal bir sorun bulunmamaktadır. Kaldı ki,
üst ölçekli çevre düzeni planlarını yapma yetkisi Mekânsal Planlama Genel
Müdürlüğüne verilmekle birlikte yerel yönetimler süreçten tamamen
dışlanmamış; anılan Genel Müdürlüğün bu yetkisini kullanırken ilgili
kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapacağı öngörülmüştür.
Öte yandan, dava
konusu kural ile Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görev alanına
bırakılan planlar üst ölçekli çevre düzeni planları iken, 5302
sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasında belediyeler
ve il özel idarelerinin işbirliğiyle yapılması öngörülen planlar ise il
çevre düzeni planları olup, her iki düzenlemenin konusu farklıdır. 2872
sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde bölge ve havza çevre düzeni planlarının
Bakanlık tarafından yapılması öngörülmüş ise de anılan Kanun’da geçen “Bakanlık” tabiriyle Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı ifade edildiğinden anılan kuralın dava konusu kural
ile çelişmediği, aksine uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
dava konusu kuralla belirsizlik oluşturulduğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 2.
ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
4- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (c) Bendinin “Havza
ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki
çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemek, …” Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, usul ve esas belirlemenin yasal
kural koymayı gerektirdiği, genel çerçevesi çizilmeden ve sınırları
belirlenmeden yürütme organına düzenleme yetkisi verilmesinin yasama
yetkisinin devri anlamına geldiği gibi belirlilik ilkesine de aykırılık
oluşturduğu, öte yandan mevzuat kavramının kanun ve tüzüğü de kapsadığı,
dava konusu kuralla Bakanlığa aynı zamanda kanun teklifi verme ve tüzük
çıkarma yetkisinin de verildiği belirtilerek bu durumun, Anayasa’nın 2.,
6., 7., 88. ve 115. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu
kuralla, havza ve
bölge bazındaki çevre düzeni planları dâhil her tür ve ölçekteki çevre
düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve
esasların belirlenmesi görev ve yetkisi Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne
verilmiştir.
KHK’nin2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde
yer alan “…imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak …” ibaresi için açıklanan gerekçelerle dava
konusu kural, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 6., 88. ve 115.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
5- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (f) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kural ile imar rantı
yaratılmak istendiği, mekânsal planlama yapma yetkisinin kime ait olduğu
hususunda Anayasa’da açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yerelde
uygulanacak imar ve parselasyon planlarının yapımı, hemşerilik ilişkisinden
doğan mahallî müşterek bir ihtiyaç niteliğinde olduğundan, yerel
yönetimlerin bu süreçten tamamen dışlanmasının Anayasa’nın 43., 45., 56.,
57., 63., 123., 127., 169. ve 170.maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Dava
konusu kuralla, Bakanlığın bir birimi olan Mekânsal Planlama Genel
Müdürlüğüne, Bakanlar Kurulunca belirlenen proje kapsamı içerisinde kalmak
kaydıyla kamuya ait tescilli araziler ile tescil dışı araziler ve
muvafakatleri alınmak koşuluyla özel kişi veya kuruluşlara ait arazilerin
yeniden fonksiyon kazandırılıp geliştirilmesine yönelik olarak her tür ve
ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı, kamulaştırma, arazi ve arsa
düzenlemesi yapma, yaptırma ve onaylama görev ve yetkisi verilmiştir.
Anılan
Genel Müdürlüğe tanınan yetki, Bakanlar Kurulunca belirlenen proje
kapsamındaki arazilerle sınırlıdır. Kuralda sözü edilen kamuya ait tescilli
araziler, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinin özel mülkiyetinde bulunan
araziler ile kamu hizmetine tahsis edilmiş araziler ve 3402 sayılı Kadastro
Kanunu’nun 16. maddesinde sayılan bazı orta malı niteliğindeki arazilerdir.
Kamuya ait tescil dışı araziler ise Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki
sahipsiz araziler ile 3402 sayılı Kanun’un 16. maddesinde sayılanlar
dışında kalan orta malı niteliğindeki arazilerdir. Bakanlar Kurulunca
belirlenen proje kapsamında kalan arazilerden özel kişilere ait olanlar
yönünden, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün bu yetkisini kullanabilmesi
için taşınmaz malikinin muvafakati gerekmektedir.
Buna karşılık, kamuya ait arazilerde ilgili idarelerin muvafakati
aranmamaktadır.
Anayasa’nın
123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve
kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonra idarenin kuruluş ve görevlerinin,
merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme
bağlanmıştır. İdarenin bütünlüğü ilkesiyle, idari görevleri yerine getiren
kurumlar arasında birliğin sağlanması ve idari yapı içinde yer alan
kurumların bir bütünlük içerisinde çalışması öngörülmüştür.
Anayasa’da
imar planlarına ilişkin yetkinin merkezî idare ya da yerel yönetimlere ait
olduğu konusunda bir kural yer almamakta olup ihtiyaçlara göre bu hususun
belirlenmesi kanun koyucuya aittir.
İmar planlarının yapımı ve değiştirilmesi, temelde
belediyelerden başlayıp merkezî yönetime kadar çeşitli düzeylerdeki karar
verme süreci sonunda tamamlanır. Yerel ölçekteki gereksinimlere getirilen
çözümlerin aynı zamanda ülkenin genel ihtiyaçlarıyla da uyumlu olması
gerekmektedir. Bu yüzden söz konusu planlar, merkezî yönetimin vesayet
yetkilerini kullanarak yerel yönetimlerle birlikte gerçekleştirdiği
siyasal, hukuki ve teknik belgelerdir. Bu planların yapımı, merkezî yönetim
ile yerel yönetimler arasında anayasal, yasal ve teknik düzeyde işbirliği
ve uyumu gerektirebilir.
Bakanlar
Kurulunca kamu yararı gözetilerek belirlenen projeler kapsamında kalan
alanlarla ilgili etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım
ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını yapma görev ve yetkisinin
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesi kanun koyucunun takdir
yetkisi kapsamındadır. Kaldı ki, kuralda belirtilen alanların dışında kalan
yerlerde imar planlarını yapma yetkisi yerel yönetimlerde kalmaya devam
ettiğinden, düzenlemenin yerel yönetimleri ortadan kaldırmayı ve etkisiz
kılmayı amaçladığı söylenemez. Ayrıca, bu alanlardaki planlama yetkisi
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmekle birlikte ruhsatlandırma
yetkisi yerel yönetimlerde bırakılarak yerel yönetimlerin imar ve yapılaşma
sürecinden tamamen dışlanması engellenmiştir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 123. ve
127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 43., 45., 56., 57., 63., 169.
ve 170. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
6- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (h) Bendinde Yer Alan “…ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”
İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mahalli müşterek ihtiyaç
niteliğinde olan çevre düzeni planların yapımı görevinin merkezî idarenin bir
organı olan Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesinin mahalli
idarelerin Anayasayla belirlenen görev alanına müdahale anlamı taşıdığı
gibi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırılık teşkil ettiği,
ayrıca kuralın yetki karmaşasına yol açtığı belirtilerek bu durumun,
Anayasa’nın 2., 90. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralın yer aldığı (h) bendi ile
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü, her tür ve ölçekteki fiziki planların
birbiriyle uyumunu ve mekânsal strateji planlarının hedeflerine ve
kararlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla
görevli kılınmış; dava konusu kuralla anılan Genel Müdürlüğe, ilgili
idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde yapılmayan il çevre
düzeni planlarını yapma, yaptırma ve resen onaylama görevi verilmiştir.
Anayasa’nın 127. maddenin beşinci
fıkrasında merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin
idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde
birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların
gereği gibi karşılanması amacıyla kanunda belirtilen esas ve usuller
dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmektedir.
İdari vesayet yetkisi, hiyerarşik
denetimde olduğu gibi genel bir yetki olmayıp, kanunla çerçevesi çizilen
sınırlar içerisinde kullanılması gereken istisnai bir yetkidir. İstisnailik
ve kanunilik idari vesayetin en belirgin iki temel özelliğidir. Bu
bağlamda vesayet, merkezî idareye “görev”
değil “yetki” olarak verildiğinden
mutlak bir kullanım zorunluluğu da içermez. Anayasa’da belirtilen amaç ve
çerçeve içinde kalmak koşuluyla bu yetkinin kapsam ve sınırını belirleme
yetkisi kanun koyucuya aittir.
Vesayet makamlarınca bu yetki yerinden
yönetim kuruluşunun işlemlerini iptal, onama, erteleme, izin verme, tekrar
görüşülmesini isteme, düzeltme şeklinde kullanılabileceği gibi bunların
organlarının kararlarına karşı idari yargı mercilerinde dava açma yetkisi
şeklinde de kullanılabilir. Buna karşılık vesayet yetkisi kural olarak
merkezî idareye, yerinden yönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar
alma yetkisi vermez. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı
gibi, yerinden yönetim kuruluşlarının kanunla kendilerine verilen görevleri
hiç yapmaması veya kanunun öngördüğü şekilde yapmaması gibi kamu yararının
zorunlu kıldığı durumlarda kanunla öngörülmek kaydıyla, merkezî idareye
yerinden yönetim kuruluşunun yerine geçerek karar alma yetkisi tanınabilir.
İl çevre düzeni planı yapmakla yetkilendirilen
mahallî idarelerin Bakanlıkça verilen süre içerisinde bu görevlerini
yapmaması durumunda, her tür ve ölçekteki fiziki planların birbiriyle
uyumunu ve mekânsal strateji planları hedeflerine ve kararlarına
uygunluğunu sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla görevli kılınan
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün, resen bu planları yapması veya
yaptırmasında Anayasa’ya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın
127. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 2. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
7- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (ı) Bendinde Yer Alan “… tespit etmek…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mahallî ve müşterek ihtiyaç
niteliğinde olan çevre düzeni planlarının yapımı görevinin merkezî idarenin
bir organı olan Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesinin mahallî
idarelerin Anayasayla belirlenen görev alanına müdahale anlamı taşıdığı
gibi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına da aykırılık teşkil ettiği
belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 90. ve 127. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, kıyı kenar çizgisini tespit etme,
onaylama ve tescilini sağlama görevi
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
Kıyıların korunması bakımından büyük önem taşıyan
kenar çizgisinin tespiti için Anayasa’da merkezî idare ya da mahallî
idareye görev verilmesi şeklinde bir ayrım yapılmadığından bu yetkinin Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne
verilmesi, kanun koyucunun takdir alanı içerisinde bulunmaktadır.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
8- KHK’nin 7. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (i) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mahallî ve müşterek ihtiyaç
niteliğinde olan çevre düzeni planların yapımı görevinin merkezî idarenin
bir organı olan Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmesinin mahallî
idarelerin Anayasayla belirlenen görev alanına müdahale anlamı taşıdığı
gibi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırılık teşkil ettiği
belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 90. ve 127. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, kıyı ve dolgu alanları ile bu
alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı niteliğindeki geri
sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt, harita ve planları yapma,
yaptırma ve resen onaylama ve bunların uygulanmasını sağlama görevi
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
KHK’nin 7.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde yer alan “…tespit etmek…” ibaresi için
açıklanan gerekçelerle kural, Anayasa’nın 127. maddesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
9- KHK’nin 7. Maddesinin (3) Numaralı
Fıkrasında Yer Alan “…büyükşehir
olmayan illerde ise Bakanlık…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mahallî ve müşterek ihtiyaç
niteliğinde olan il çevre düzeni planların yapımı görevinin merkezî idarenin
bir organı olan Bakanlığa verilmesinin mahallî idarelerin Anayasayla
belirlenen görev alanına müdahale anlamı taşıdığı gibi Avrupa Yerel
Yönetimler Özerklik Şartına aykırılık teşkil ettiği, 5302 sayılı İl Özel
İdaresi Kanunu’nda il çevre düzeni planlarını yapmaya yetkili idareler
belirlenmiş olup anılan hükümler yürürlükte olduğu hâlde, ayrıca Mekânsal
Planlama Genel Müdürlüğünün de yetkili kılınmasının yetki karmaşasına yol
açtığı belirtilerek bu durumun, Anayasa’nın 2., 90. ve 127. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
KHK’nin 7. maddesinin (3) numaralı fıkrasının
birinci cümlesiyle ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları yapma
görevi Bakanlığa verilmiş; iptali istenen ibareyi içeren ikinci cümlesiyle de
çevre düzeni planlarını yapma görevi, büyükşehir belediyeleri sınırları
içerisindeki büyükşehir belediyelerine, büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlığa
verilmiştir.
Aynı konuyu düzenleyen iki farklı kanun hükmünün
bulunması, tek başına hukuki güvenliği ve dolayısıyla belirlilik ilkesini
ihlal eden bir durum değildir. Bu durumda kural olarak hangi kuralın
geçerli olduğu, uygulayıcı idareler ve yargı organları tarafından “genel-özel hüküm” ve “önceki-sonraki hüküm”e ilişkin genel
hukuk ilkelerinden hareketle tespit edilir. Ancak çatışma kurallarının
uygulanmasına rağmen kesin bir sonuca ulaşılamaması ve bu durumun kamu
düzenini tehdit edecek boyutta belirsizliğe yol açması durumunda hukuki
güvenlik ilkesinin ihlalinden söz edilebilir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6.
maddesinin dördüncü fıkrasında, il çevre düzeni planlarının, valiliğin
koordinasyonunda il belediyeleri (büyükşehir belediyesi olan yerlerde
büyükşehir belediyesi) ve il özel idareleri ile birlikte yapılması ve her
iki mahallî idarenin meclisince onaylanarak yürürlüğe girmesi, İstanbul ve
Kocaeli gibi belediye sınırları il sınırı olan illerde ise il çevre düzeni
planının büyükşehir belediyeleri tarafından yapılması ve doğrudan
büyükşehir belediye meclisi tarafından onanarak yürürlüğe girmesi
öngörülmekte iken, iptali istenen ibareyi de içeren KHK’nin 7. maddesinin
(3) numaralı fıkrasıyla, il çevre düzeni planı yapma görevi, büyükşehir
belediyesi sınırları dışında bütünüyle Bakanlığa, Büyükşehir belediyesi
sınırları içinde ise büyükşehir belediyelerine verilmiştir. Buna göre il
çevre düzeni planlarının yapımı hususunda sonradan yürürlüğe giren KHK’nin
7. maddesinin (3) numaralı fıkrasının uygulanması
gerektiği açık olduğundan dava konusu kuralın belirsizlik yarattığından söz
edilemez. Ayrıca, büyükşehir belediyesi sınırları dışındaki yerlerde il çevre düzeni
planını yapma görevinin Bakanlığa verilmiş olması kanun koyucunun takdir
yetkisi kapsamındadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 127.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
10- KHK’nin 8. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…mevzuatı hazırlamak …”, (c) Bendinde Yer Alan “…ve ilgili mevzuatı hazırlamak .”
ve(i) Bendinde Yer Alan “…ve mevzuatı oluşturmak.”
İbarelerinin İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, iptali istenen kurallarla, yasal düzenlemelere konu
olması gereken görevleri düzenleme yetkisinin Bakanlığa verildiği, genel
çerçevesi çizilmeden ve sınırları belirlenmeden yürütme organına düzenleme
yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geldiği gibi
belirlilik ilkesine de aykırılık oluşturduğu, öte yandan mevzuat kavramının
kanun ve tüzüğü de kapsadığı, dava konusu kurallarla Bakanlığa aynı zamanda
kanun teklifi verme ve tüzük çıkarma yetkisinin de verildiği belirtilerek
bu durumun, Anayasa’nın 2., 6., 7., 88. ve 115. maddelerine aykırı olduğu
öne sürülmüştür.
Dava konusu kurallarla, çevre kirliliğinin
önlenmesi ve kontrolü, temiz üretim ve entegre kirlilik önleme çalışmaları
ile atıkların kaynağında en aza indirilmesi, sınıflara ayrılması,
toplanması, taşınması, geçici depolanması, geri kazanılması, bertaraf
edilmesi, yeniden kullanılması, arıtılması, enerjiye dönüştürülmesi ve
nihai depolanması konularıyla ilgili mevzuatı hazırlama görevi Çevre
Yönetimi Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
KHK’nin2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde
yer alan “…imar, çevre, yapı ve yapım
mevzuatını hazırlamak …” ibaresi için açıklanan gerekçelerle dava
konusu kurallar, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine
aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 6., 88. ve 115.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
11- KHK’nin 12. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “… mimarlık, mühendislik, ...” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, bir hizmet yerinden yönetim kuruluşu olan Türk Mühendis
ve Mimar Odaları Birliğinin (TMMOB) faaliyet alanıyla ilgili Mesleki Hizmetler
Genel Müdürlüğüne düzenleme yetkisi verilmesinin meslek kuruluşlarının
özerkliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, yürütme organına tanınan
düzenleme yetkisinin sınırlarının çizilmemiş olmasının yasama yetkisinin
devri niteliği taşıdığı, öte yandan bu konuda yönetmelik çıkarılması
gerekse bile bunun Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından değil
Bakanlık tarafından çıkarılması gerektiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın
2., 6., 7., 87., 124., 127. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, yerleşme ve yapılaşmaya
yönelik mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapma ve
yine bu hizmetlere ilişkin uygulamaları denetleme ve izleme görevi
Bakanlığın bir birimi olan Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
Anılan Genel Müdürlük, bu yetkisini yönetmelik çıkarmak suretiyle
kullanabileceği gibi normlar hiyerarşisinde daha alt seviyede yer alan
diğer düzenleyici işlemler yoluyla da kullanabilir.
Dava konusu kuralla, Mesleki Hizmetler Genel
Müdürlüğüne tanınan, mimar ve mühendise (kişilere) ilişkin düzenleme yapma
yetkisi olmayıp mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenleme
yapma yetkisidir. Meslek mensubunca görülen hizmete ilişkin düzenleme
yapılması, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun görev alanına
müdahale anlamını taşımamaktadır. Öte yandan, mimarlık ve mühendislik
hizmetleriyle ilgili temel hükümler, İmar Kanunu, Çevre Kanunu ve ilgili
diğer kanunlarda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmek suretiyle konunun
çerçevesi çizildiğinden idari ve teknik ayrıntıların, idarenin düzenleyici
işlemleri ile belirlenmesi yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7. ve 135.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 2., 6., 87., 124. ve 127.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
12- KHK’nin 12. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (d) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırma davalarında görev yapacak
bilirkişilerin seçiminin ve niteliklerinin 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nda ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ile belirlendiği,
söz konusu hükümler yürürlükte olduğu halde bu yetkinin sadece Bakanlığa
verilmesinin yetki çatışmasına yol açacağı, ayrıca bu yolla Bakanlığın
taraf olacağı davalardaki bilirkişileri belirlemiş olacağı, planlama,
projelendirme, yapım ve kamulaştırma davalarında bilirkişi olarak görev
yapacak mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek örgütlenmesi olan
TMMOB’nin görüşü dahi alınmadan çalışma esaslarının belirlenmesinin meslek
kuruluşlarının özerkliği ilkesine aykırı düştüğü belirtilerek kuralın,
Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, planlama, projelendirme, yapım
ve kamulaştırma iş ve işlemlerinde görev alacak bilirkişilerin
niteliklerine ve mesleki yeterliklerine ilişkin usul ve esasları belirleme
görev ve yetkisi Bakanlığın bir birimi olan Mesleki Hizmetler Genel
Müdürlüğüne verilmiştir.
Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünce belirlenecek
nitelik ve mesleki yeterliliklere ilişkin usul ve esaslar, idarelerce
yapılacak işlerde görevlendirilen bilirkişiler yönünden geçerli olup
mahkemelerde görev yapacak bilirkişileri kapsamamaktadır. 2942 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca Maliye
Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca (Çevre ve Şehircilik
Bakanlığınca) birlikte belirlenen nitelikler ve çalışma usulleri ise
kamulaştırma davalarında görev yapacak bilirkişiler yönünden geçerlidir.
Öte yandan, dava konusu kural uyarınca Bakanlığa tanınan yetki,
kamulaştırma işlerinin yanında planlama, projelendirme ve yapım işlerini de
kapsamakta iken, 2942 sayılı Kanun’un 15. maddesinde ise sadece
kamulaştırma işlerinden söz edilmiştir. Dolayısıyla her iki kuralın kapsamı birbirinden farklı olduğundan,
bir yetki çatışmasından söz edilmesi mümkün değildir.
Meslek kuruluşlarının özerkliği ilkesi, bir meslek
kuruluşu olarak TMMOB’ne, idarelerce yapılacak planlama, projelendirme,
yapım ve kamulaştırma işlerinde görevlendirilecek bilirkişilerin niteliklerini
belirleme hak ve yetkisini vermemektedir. Meslek mensubundan hizmet alan
idareler, hizmetin gereklerini dikkate alarak, görevlendirecekleri
bilirkişilerin hangi nitelikleri haiz olması gerektiğini serbestçe
belirleyebilirler. Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün, kamu idarelerince
yapılacak planlama, projelendirme, yapım ve kamulaştırma işlerinde
görevlendirilecek bilirkişilerin niteliklerini ve mesleki yeterliliklerini
belirlemesi, bu bilirkişilerin bağlı olduğu meslek kuruluşunun (TMMOB) özerkliğine
veya görev alanına müdahale niteliği taşımaz.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 135.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
13- KHK’nin 12. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (ı) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, temel
ilkeleri ve çerçevesi kanunla belirlenmeden mimarlık
ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlama yetkisinin
MeslekiHizmetler Genel Müdürlüğüne
verilmesinin meslek kuruluşlarının özerkliğini ortadan kaldırdığı gibi
yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine de aykırılık oluşturduğu, ayrıca
kanunda açıkça hangi işlemlerin denetime tabi olduğu belirlenmeden
Bakanlığa genel denetim yetkisi verilmesinin vesayet yetkisini aştığı belirtilerek
kuralın, Anayasa’nın 6., 7., 87. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Dava konusu kural ile Mesleki Hizmetler Genel
Müdürlüğüne, Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak
mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlama ve
bunları denetleme görevi verilmiştir.
KHK’nin 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “… mimarlık, mühendislik, ...”
ibaresi için açıklanan gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
Anayasa’nın
135. maddesine göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
özerkliği, merkezî idareden bağımsız olarak karar ve yürütme organlarını
seçebilme, ilgili mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve
örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı
ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri
uygulama hak ve yetkisini içermektedir.
Dava
konusu kuralla, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne tanınan düzenleme ve
denetleme yetkisi, Bakanlığın görev alanına giren konularla
sınırlandırılmıştır. Yapılan bu düzenleme, merkezî idarenin meslek
kuruluşlarının Anayasa’nın 135. maddesinde çerçevesi çizilen özerkliğine
müdahale biçiminde anlaşılamaz.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7. ve 135.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 6. ve 87.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
14- KHK’nin 16. Maddesinin (1)
Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…hariç olmak üzere diğer anlaşmazlıkları…” ve “…ve yeni fiyat anlaşmazlıklarında ise
tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak tespit etmek.”
İbarelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, mesleki deneyim ve uzmanlık sahibi
teknik elemanlardan oluşan ve kararlarıyla yapım işlerine yön veren bir
kuruluş olan Yüksek Fen Kurulunun, tarafları bağlayacak şekilde ve kesin
olarak fiyat tespit etmesinin, yüklenicilerin yargı yoluna başvurma hakkını
ortadan kaldırdığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 9., 36. ve 125.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, Yüksek Fen Kuruluna, kamu
kurum ve kuruluşlarınca yapım ve yapım ile ilgili danışmanlık hizmet
işlerine ilişkin olarak akdedilen sözleşmelerin yürütülmesinden doğan yeni
fiyat tespiti anlaşmazlıklarında tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin
olarak tespit etme görevi verilmiştir.
Kural olarak kamu kurum ve kuruluşlarınca yapım ve
yapım ile ilgili danışmanlık hizmeti işlerinde, ihale sonucu akdedilen
sözleşmede belirlenen fiyatlar geçerli olmakla birlikte ihale sürecinde
önceden öngörülemeyen ve ihale konusu işle bütünlük taşıyan bazı ek iş
kalemlerinin ortaya çıktığı durumlarda, sözleşmede yer almayan iş kalemi
için yeni bir fiyat tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu kuralla yeni
iş kalemi için ödenmesi gereken fiyatın tespitinde idare ile yüklenicinin
anlaşamaması durumunda bu fiyatı tespit yetkisi Yüksek Fen Kuruluna
verilmiş ve Yüksek Fen Kurulunun bu yöndeki kararlarının tarafları bağlayıcı
ve kesin olması öngörülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 125. maddesinin birinci
fıkrasında, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralına yer verilmiş, hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinin
birinci fıkrasında ise “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmiştir.
Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin
demokratik bir hukuk devleti olduğunu vurgularken, Devlet içinde tüm
kamusal yaşam ve yönetimin yargı denetimine bağlı olmasını amaçlamıştır.
Yargı denetimi demokratik hukuk devletinin “olmazsa olmaz” koşuludur. Anayasa’nın “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” kuralıyla benimsediği husus
da etkili bir yargısal denetimdir. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı
kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya
işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını
giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava
hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı
tanınması hak arama özgürlüğünün de bir gereğidir.
Yüksek Fen Kurulunun, kamu kurum ve kuruluşlarınca
yapım ve yapım ile ilgili danışmanlık hizmet işlerine ilişkin olarak
akdedilen sözleşmelerin yürütülmesinden doğan yeni fiyat tespiti
anlaşmazlıkları hakkındaki kararlarının kesinliği, yargısal anlamda bir
kesinlik olmayıp idari kesinliktir. Kanun koyucu, yargılama süreçlerinin
uzunluğunu dikkate alarak, kamu yatırımlarının taraflar arasındaki uzun
süreli fiyat anlaşmazlıkları nedeniyle sürüncemede kalmasını önlemek
amacıyla, yeni iş kaleminin gerektirdiği fiyatın doğrudan mahkeme
tarafından belirlenmesi yerine bu konudaki kararın öncelikle idari bir
organ olan Yüksek Fen Kurulunca verilmesini öngörmüştür. Yüklenici, Yüksek
Fen Kurulunun belirlediği fiyatı esas alarak işi yürütmek zorunda olmakla
birlikte, yüklenicinin belirlenen fiyatı yeterli bulmaması durumunda
usulüne uygun olarak uyuşmazlığı yargı mercilerine taşımasına ve hakkını
yargı mercileri önünde aramasına herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 9. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
15- KHK’nin Geçici 3. Maddesinin
(1) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralın kamu
yararının gerektirdiği zorunluluk nedeniyle değil, sadece mevcut
idarecileri görevden almak ve kadrolaşmak amacıyla getirildiği, bu hükümle
görevleri sona erdirilerek bakanlık müşaviri ve araştırmacı unvanlı kadrolara
atanan kişilerin ücretleri dondurularak kazanılmış haklarının ihlal
edildiği, idari bir işlemle yapılması gereken görevden alma işleminin kanun
ile yapıldığı ve bu yolla dava açma hakkının engellendiği, statüleri farklı olan birçok kamu görevlisi arasında
hiçbir ayrım gözetilmeksizin tümünün bakanlık müşaviri kadrosuna
atanmasının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı
belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 125. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
KHK’yle Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Çevre ve Orman
Bakanlığı kaldırılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurulmuştur.
Kaldırılan Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yürütülen hizmetler ile Çevre
ve Orman Bakanlığınca yürütülen çevre koruma hizmetleri, yeni kurulan Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan birimlere; Çevre ve Orman
Bakanlığınca yürütülen ormanların korunmasına ilişkin hizmetler ise 645
sayılı KHK ile kurulan Orman ve Su İşleri Bakanlığına devredilmiştir. KHK’nin geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında Bayındırlık
ve İskân Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının kaldırılması sonucu açığa çıkan yönetici personelin durumu düzenlenmektedir.
Buna göre, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Çevre ve Orman
Bakanlığının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilen birimlerinde görev
yapan bazı üst düzey kamu görevlilerinin bu görevlerinin sona ermesi ve
Bayındırlık ve İskân İl Müdürü Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanların
araştırmacı, diğerlerinin ise bakanlık müşaviri kadrolarına halen
bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılmaları öngörülmektedir. İl
Çevre ve Orman Müdürü kadrosunda bulunanlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığı
bakanlık müşavirliği kadrosuna atananlar ile İl Çevre ve Orman Müdür
Yardımcısı kadrosunda bulunanlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığı araştırmacı
kadrosuna atananlardan Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Orman ve Su İşleri
Bakanı arasında yapılacak protokolle uygun görülenlerin, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı bakanlık müşaviri ve araştırmacı kadrolarına
mevzuattaki atama sınırlamalarına bağlı olmaksızın atanabilmelerine olanak
sağlanmıştır. Bu madde uyarınca ihdas edilen bakanlık müşaviri ile
araştırmacı kadrolarının herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir
işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacakları belirtilmiştir. Diğer taraftan geçici 3. maddenin (5) numaralı
fıkrasıyla bakanlık müşaviri ve araştırmacı kadrolarına atananların eski
mali haklarının korunması ve kendi istekleri ile başka kadro veya kurumlara
geçenlere fark ödenmesinin sona ermesi öngörülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi gereğince,
yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını gerçekleştirmek
amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu
çözümlenirken “kamu yararı”
konusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca kanunun kamu
yararı amacıyla yapılıp yapılmadığı ile sınırlıdır. Kanun ile kamu
yararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemenin anayasa yargısıyla
bağdaşmayacağı, bunun kanun koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
KHK’nin genel gerekçesinde, ülke
nüfusunun üçte ikisinin kentlerde birikmesinin yol açtığı çarpık kentleşme,
planlama ve çevresel sorunların üstesinden gelinebilmesi için, yerleşme,
yapılaşma ve çevre konularında yeni kurumsal yapılanma ve mevzuat
düzenlemelerinin yapılması zorunluluğuna vurgu yapılmıştır. Genel
gerekçeden, kanun koyucu tarafından, kentleşme ve çevre hizmetlerinin tek bir bakanlık
çatısı altında toplanması durumunda bu sorunların çözümünde daha iyi
sonuçlara ulaşılacağı değerlendirilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
kurulduğu anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun
amacının kamu yararını sağlamaya dönük olduğu konusunda kuşku yoktur. Bunun
ötesinde yapılan somut düzenlemenin bu amaçları etkin bir şekilde
gerçekleştirmeye elverişli olup olmadığı yönündeki bir değerlendirme
anayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan
hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden birisi kazanılmış haklara saygı
gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir
sonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş
ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş
haktır. Dava konusu kuralda kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk
etmiş ve kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine
dönüşmüş haklara yönelik bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları
ihlal eden bir müdahale söz konusu değildir. Bu kişilerin yeni atandıkları
kadrodaki mali haklarının (ücret ve özel hizmet tazminatı toplamının),
mevcut kadrolarındakine göre daha düşük olması halinde yeni kadrolarındaki
gelirlerine eşitleninceye kadar aradaki farkın ödenmesi öngörülmektedir. Bu
nedenle maddede sayılan görevlerde bulunanların görevlerine son verilerek
aynı dereceli bakanlık müşavirliği ve araştırmacı unvanlı kadrolara
atanmalarını öngören kuralın kazanılmış hakları ihlal ettiği söylenemez.
Diğer taraftan, dava konusu kuralla tek
bir kişi hakkında bireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip,
aksine genel ve soyut bir kural getirilmektedir. Soyut bir kuralın gerçekte
tek bir kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut
niteliğini ortadan kaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz
edilebilmesi için somut olarak bir kişinin hukuki durumunda değişiklik
yapan bir irade açıklamasının bulunması gerekir. Dava konusu kuralla
doğrudan somut bazı kişilerin hukuki durumunda değişiklik yapılmasına
yönelik bir irade açıklamasında bulunulmadığından bireysel işlemin
varlığından söz edilemez. Kuralda belirtilen kadrolarda görev yapan kişilerin
hukuki durumlarının düzenlemenin sonucundan etkilenmiş olması, bu sonucu
değiştirmez.
Ayrıca dava konusu kuralla, kaldırılan Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının bazı kadrolarında görev
yapan kamu görevlilerinin bakanlık müşaviri ve araştırmacı kadrolarına
atanmış sayılmalarının öngörülmesi, anılan bakanlıkların kaldırılması
sonucu ortaya çıkan hukuki ve fiilî zorunluluklar nedeniyledir. Buna göre
söz konusu işlemin sebep unsuru, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Çevre ve
Orman Bakanlığının kaldırılması olup yürürlükte bulunan kanunlara
dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece
tesis edilen naklen atama işlemlerinden tamamen farklıdır. Söz konusu
hukuki ve fiili zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarak başka
kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir alanı içindedir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın
2., 36. ve 125. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa’nın 10. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin:
A) 6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin
Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu
Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine
İlişkin Konularda Yetki Kanunu’nun iptal edilmesi halinde dayanaksız hale
geleceği yönünden ileri sürülen iptal istemi, 29.11.2012 günlü, E.2011/100,
K.2012/191 sayılı kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümünün
yürürlüğünün durdurulması isteminin REDDİNE,
B)Kapsam
yönünden;
1- 1. maddesi, 2. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının(b), (ç), (e), (f) ve (ğ)
bentleri dışında kalan bölümü, 3., 4., 5., 6. maddeleri, 7. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (j) bendi dışında kalan bölümü ile (2) ve (3) numaralı
fıkraları, 8. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (ğ), (ı), (j) (k) ve (l)
bentleri dışında kalan bölümü, 9. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (b),
(c), (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) bentleri dışında kalan bölümü, 10.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentleri, 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi dışında kalan bölümü, 13.
maddesi, 14. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 15. maddesi, 16.
maddesinin (4) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, 17., 18., 19., 20.,
21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35.
maddeleri, 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 37. maddesinin (17)
numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 1., geçici 2. maddeleri,
geçici 3. maddesinin (6) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 4.,
geçici 5., 38., 39. maddeleri ile eki (I) Sayılı Cetvel, (1), (2) ve (3)
sayılı listelere yönelik iptal istemleri, 29.11.2012 günlü, E.2011/100,
K.2012/191 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara,
bentlere, bölümlere, cetvele ve listelere ilişkin yürürlüğün durdurulması
isteminin REDDİNE,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (ç),
(e), (f) ve (ğ) bentleri,
3- 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendi,
4- 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ), (ı),
(j), (k) ve (l) bentleri,
5- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (c) (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) bentleri,
6- 10. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (c), (ç), (f), (g) ve (ğ) bentleri ile(2) numaralı fıkrası,
7- 11. maddesi,
8- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)
bendi,
9- 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası,
10- 37. maddesinin (17) numaralı fıkrasıyla, 3.6.2011 günlü, 637 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 35.
maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik,
11- Geçici 3’üncü maddesinin (6) numaralı fıkrası,
hakkında, 29.11.2012 günlü, E.2011/100, K.2012/191
sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu
maddeye, fıkralara, bentlere, cümleye ve değişikliğe ilişkin yürürlüğün
durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
C) Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası
yönünden;
1- 1. maddesi, 2. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının(b), (ç), (e), (f) ve (ğ)
bentleri dışında kalan bölümü, 3., 4., 5., 6. maddeleri, 7. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (j) bendi dışında kalan bölümü ile (2) ve (3) numaralı
fıkraları, 8. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (ğ), (ı), (j), (k) ve (l)
bentleri dışında kalan bölümü, 9. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (b),
(c), (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) bentleri dışında kalan bölümü, 10.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentleri, 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi dışında kalan bölümü, 13.
maddesi, 14. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 15. maddesi, 16.
maddesinin (4) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, 17., 18., 19., 20.,
21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35.
maddeleri, 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 37. maddesinin (17)
numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 1., geçici 2. maddeleri,
geçici 3. maddesinin (6) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 4.,
geçici 5., 38., 39. maddeleri ile eki (I) Sayılı Cetvel, (1), (2) ve (3)
sayılı listelere yönelik iptal istemleri, 29.11.2012 günlü, E.2011/100,K.2012/191 sayılı kararla
reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara, bentlere, bölümlere, cetvele ve
listelere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
2- 14. maddesinin(3) numaralı fıkrası ile 36. maddesinin(2), (3) ve (4) numaralı fıkralarına
ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle, bu
fıkraların YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
D) İçerikleri itibariyle Anayasa’ya aykırılığı
ileri sürülen;
1- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinde yer alan “…imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak …”
ibaresine,
b- (a) bendinin “…
Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve
standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve
ilgililerin kayıtlarını tutmak.” bölümüne,
2- 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinde yer alan “…ve çevre düzeni planlarını…” ibaresine,
b- (c) bendinin “Havza
ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki
çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemek, …” bölümüne,
c- (f) bendine,
d- (h) bendinde yer alan “…ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”
İbaresine,
e- (ı) bendinde yer alan “… tespit etmek…” ibaresine,
f- (i) bendine,
3- 7. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “…büyükşehir olmayan illerde ise
Bakanlık…” ibaresine,
4- 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, (a)
bendinde yer alan “… mevzuatı
hazırlamak, …”,(c) bendinde yer
alan “…ve ilgili mevzuatı
hazırlamak.”, (i) bendinde yer alan “…ve
mevzuat oluşturmak.” ibarelerine,
5- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, (a)
bendinde yer alan “…mimarlık,
mühendislik, …” ibaresi ile (d) ve (ı) bentlerine,
6- 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendinde yer alan “…hariç olmak üzere
diğer anlaşmazlıkları…”, “…ve
yeni fiyat anlaşmazlıklarında ise tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin
olarak tespit etmek.” ibarelerine,
7- Geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal istemleri, 29.11.2012 günlü,
E.2011/100,K.2012/191 sayılı
kararla reddedildiğinden, bu fıkralara, bölümlere, bentlere ve ibarelere
ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
29.11.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- İPTAL
HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında,
“Kanun, kanun hükmünde kararname ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal
kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.
Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi
ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin
14. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 36.
maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının
iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal
edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince bu maddelere ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
29.6.2011
günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin:
A)6.4.2011
günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde
Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev
ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu’na
yönelik iptal istemi, 27.10.2011 günlü, E. 2011/60, K. 2011/147 sayılı
kararla reddedildiğinden, Kararname’nin tümüne yönelik iptal istemininREDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B)
1- 1. maddesi, 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b), (ç), (e), (f) ve (ğ) bentleri
dışında kalan bölümü, 3., 4., 5., 6. maddeleri, 7. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (j) bendi dışında kalan bölümü ile (2) ve (3) numaralı
fıkraları, 8. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (ğ), (ı), (j) (k) ve (l)
bentleri dışında kalan bölümü, 9. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (b),
(c), (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) bentleri dışında kalan bölümü, 10.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentleri, 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi dışında kalan bölümü, 13.
maddesi, 14. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 15. maddesi, 16.
maddesinin (4) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, 17., 18., 19., 20.,
21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35.
maddeleri, 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 37. maddesinin (13), (14),
(15), (16) ve (17) numaralı fıkraları dışında kalan bölümü, geçici 1.,
geçici 2. maddeleri, geçici 3. maddesinin (6) numaralı fıkrası dışında
kalan bölümü, geçici 4., geçici 5., 38., 39. maddeleri ile eki (I) Sayılı
Cetvel’i, (1), (2) ve (3) sayılı listeleri, 6223 sayılı Yetki Kanunu
kapsamında olduğundan Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu maddelere,
fıkralara, bentlere, bölümlere, cetvele ve listelere ilişkin iptal
isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2-37. maddesinin (13), (14), (15) ve (16)
numaralı fıkraları, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olduğundan
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu fıkralara ilişkin iptal isteminin
REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b) ve (ç) bentleri, 8.8.2011 günlü, 648 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu
kalmayan bu bentlere ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
b- (e) bendi, 648 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 1. maddesiyle bentte yer alan “özel ihtisas işleri hariç” ibaresinden sonra gelmek üzere “talepleri halinde” ibaresi eklenerek
değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu bende ilişkin iptal istemi hakkında
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve
OYÇOKLUĞUYLA,
c- (f) ve (ğ) bentleri, 16.5.2012 günlü, 6306
sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 19.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile değiştirildiğinden, konusu
kalmayan bu bentlere ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
4-
7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendi, 648 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 4. maddesiyle bentde yer alan “kamu yatırımları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “mülkiyeti
kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı,” ibaresi
eklenerek değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu bende ilişkin iptal
istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU’nun
karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (ğ), (ı), (j) ve (l) bentleri, 648 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 5. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu
bentlere ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
OYBİRLİĞİYLE,
b-
(k) bendi, 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesiyle bentde yer
alan “ölçütleri belirlemek”
ibaresinden sonra gelmek üzere“,
uygulanmasını sağlamak” ibaresi eklenerek değiştirildiğinden, konusu
kalmayan bu bende ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
6- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b), (c) ve (i) bentleri, 648 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 6. maddesiyle değiştirildiğinden,
b- (ç),
(d), (f), (ğ) ve (k) bentleri, 648 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 6. maddesiyle yürürlükten
kaldırıldığından,
konusu kalmayan bu bentlere ilişkin iptal istemi
hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
c-
(ı) bendinde yer alan “, tespit ve
kalite ölçütlerini” ibaresi, 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
6. maddesiyle “ve analiz
ölçütlerini belirlemek,” şeklinde değiştirildiğinden, konusu
kalmayan bu bende ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
7- 10.
maddesinin;
a-(1) numaralı fıkrasının;
aa- (c) bendi, 6306 sayılı Kanun’un 19. maddesinin
birinci fıkrasının (ç) bendi ile değiştirildiğinden,
bb- (ç) bendi, 6306 sayılı Kanun’un 19. maddesinin
birinci fıkrasının (ç) bendi ile yürürlükten
kaldırıldığından,
cc-(f), (g)
ve (ğ) bentleri, 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından,
b- (2) numaralı fıkrası, 6306 sayılı Kanun’un 19.
maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile yürürlükten kaldırıldığından,
konusu kalmayan bu bentlere ve fıkraya ilişkin
iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
8- 11. maddesi, 6306 sayılı Kanun’un 19. maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendiyle başlığı ile birlikte değiştirildiğinden,
konusu kalmayan bu maddeye ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE
YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
9- 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)
bendi, 6306 sayılı Kanun’un 19. maddesinin birinci fıkrasının ( e) bendi
ile yürürlükten kaldırıldığından, konusu
kalmayan bu bende ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
10-
16. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci cümlesi, 648 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 11. maddesiyle değiştirildiğinden,
konusu kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE
YER OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
11- 37. maddesinin (17) numaralı fıkrasıyla, 3.6.2011 günlü, 637 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 35.
maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, 10.11.2011 günlü,
666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle yürürlükten
kaldırıldığından, konusu kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal istemi
hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
12- Geçici 3’üncü maddesinin (6) numaralı fıkrası,
666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle, 27.6.1989 günlü, 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 12’nin (1) numaralı
fıkrasının (p) bendiyle yürürlükten kaldırıldığından,
konusu kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal istemi hakkında KARAR
VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
C)
1- 1. maddesi, 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b), (ç), (e), (f) ve (ğ) bentleri
dışında kalan bölümü, 3., 4., 5., 6. maddeleri, 7. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (j) bendi dışında kalan bölümü ile (2) ve (3) numaralı
fıkraları, 8. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (ğ), (ı), (j) (k) ve (l)
bentleri dışında kalan bölümü, 9. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının (b),
(c), (ç), (d), (f), (ğ), (ı), (i) ve (k) bentleri dışında kalan bölümü, 10.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentleri, 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi dışında kalan bölümü, 13.
maddesi, 14. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 15. maddesi, 16.
maddesinin (4) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, 17., 18., 19., 20.,
21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35.
maddeleri, 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 37. maddesinin (17)
numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 1., geçici 2. maddeleri,
geçici 3. maddesinin (6) numaralı fıkrası dışında kalan bölümü, geçici 4.,
geçici 5., 38., 39. maddeleri ile eki (I) Sayılı Cetvel, (1), (2) ve (3)
sayılı listelerin, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve bu maddelere, fıkralara, bentlere,
bölümlere, cetvele ve listelere ilişkin iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2-
a- 14. maddesinin(3) numaralı
fıkrasının,
b-
36. maddesinin(2), (3) ve (4)
numaralı fıkralarının,
Anayasa’nın
91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
3-14. maddesinin(3) numaralı fıkrası ile36. maddesinin(2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının
iptal edilmeleri nedeniyle, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla
30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince bu fıkralara ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN
BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D)
İçerikleri
itibariyle Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen;
1-
2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-
(a) bendinde yer alan “…imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak …”
ibaresinin,
b-
(a) bendinin “… Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm
ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve
ilgililerin kayıtlarını tutmak.” bölümünün,
2- 7.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-
(a) bendinde yer alan “…ve çevre düzeni planlarını…” ibaresinin,
b- (c)
bendinin “Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür
ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemek, …” bölümünün,
c- (f)
bendinin,
d- (h) bendinde
yer alan “…ilgili idareler tarafından Bakanlıkça verilen süre içinde
yapılmayan il çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, resen onaylamak.”
ibaresinin,
e-
(ı) bendinde yer alan “… tespit etmek…” ibaresinin,
f-
(i) bendinin,
3-
7. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “…büyükşehir olmayan illerde
ise Bakanlık…” ibaresinin,
4- 8.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-
(a) bendinde yer alan “… mevzuatı hazırlamak, …” ibaresinin,
b-
(c) bendinde yer alan “… ve ilgili mevzuatı hazırlamak.” ibaresinin,
c-
(i) bendinde yer alan “…ve mevzuat oluşturmak.” ibaresinin,
5- 12.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-(a) bendinde yer alan “…mimarlık,
mühendislik, …” ibaresinin,
b-
(d) ve(ı) bentlerinin,
6-
16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…hariç olmak
üzere diğer anlaşmazlıkları…” ve “…ve yeni fiyat anlaşmazlıklarında ise
tarafları bağlayacak şekilde fiyatı kesin olarak tespit etmek.”
ibarelerinin,
7-
Geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU’nun
karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
29.11.2012 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 14. maddesinin (3)
numaralı fıkrası ile 36.
maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları
çoğunluk kararıyla Anayasa’nın 91. maddesine aykırı bulunarak iptal
edilmiştir.
644 sayılıKHK’nin
4. maddesinin 1’inci fıkrasında Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görevleri
sayılmış; 2. fıkrasında birinci fıkrada ve diğer mevzuatta verilen
görevleri yapmak üzere Başkanlıkta müfettiş istihdam edileceği belirtilmiş;
iptaline karar verilen 3. fıkrasında ise müfettiş yardımcılarının giriş ve
yeterlik sınavlarının usul ve esaslarının, müfettişliğe yükselmelerinin,
görev, yetki ve sorumluluklarının, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile
diğer hususların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
KHK’nin 36. maddesi ise Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı bünyesinde “çevre ve şehircilik uzmanı” ve “çevre ve şehircilik
uzman yardımcılığı” adı altında personel çalıştırılmasına olanak
tanımakta ve bu kadroya atama yapılmasının usul ve esaslarını düzenlemektedir.
6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1’inci maddesinin
“1’inci fıkrasının (a-3) bendinde, kanunun amaçlarından birinin kamu
hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek,
mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıkların görev,
yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında
teşkilatlanma esaslarına ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere
Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek olduğu
belirtilmiş ve aynı Kanun’un 2’nci fıkrasında da ilgili kanun ve kanun
hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılabileceği belirtilmiştir.
KHK’nin 14. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile
Bakanlığa bağlı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının kurulması ve bu birimde
çalışmak üzere “müfettiş yardımcılığı” kadrosunun ihdas edilmesi, 36.
maddesi ile de “çevre ve şehircilik uzmanı” ve “çevre ve şehircilik uzman
yardımcılığı” kadrolarının oluşturulması teşkilat ve kadroların belirlenmesine
ilişkin bir husus olduğundan Yetki Kanunu’na aykırılık bulunmamaktadır.
Kamu görevlilerinin
kadrolarının ve bu kadrolara atanacak
kişilerde bulunması gereken niteliklerin de kanunla düzenlenmesi
gerekmektedir. Ancak, kamu görevlisi olarak atanacak kişilerle ilgili tüm ayrıntıların
sadece yasayla düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda idarî düzenlemeler
yapılmasının Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı
düşeceği iddiası yerinde değildir. Anayasa’nın bir maddesinin yasayla
düzenleneceğini öngördüğü bir konunun, Anayasa’nın 91. maddesinin birinci
fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile doğrudan ilgili olmadıkça, ya da
KHK ile düzenlenemeyeceği Anayasa’da özel olarak belirtilmedikçe KHK ile
düzenlenmesi Anayasa’ya aykırı değildir.
Anayasa’nın 70. maddesine göre, “her Türk kamu
hizmetine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği
niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez”. Maddede Türkiye Cumhuriyeti
Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin görevin gerektirdiği
nitelikler dışında, dil, din, mezhep, renk, siyasi düşünce, cinsiyet ve
benzeri ayırım gözetilmeksizin kamu hizmetlerine girme hakkına sahip
bulundukları belirtilmiştir. Böylece “kamu hizmetlerine girme hakkı” siyasi
hak ve ödevler kapsamında, vatandaşlık bağına bağlı olarak kullanılabilecek
bir hak olarak düzenlenmiştir. Düzenlemenin temel hakka ilişkin niteliği
bundan ibarettir. Yoksa, bunun dışında kamu görevlerine giriş, atanma,
görev değişikliğine ilişkin tüm düzenleme ve uygulamaların temel hakkın
düzenlenmesi ve 91. madde anlamında yasak alan kapsamında görülmesi yerinde
değildir.
Anayasa’nın
91. maddesinin birinci fıkrasında,
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel
haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî
haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği
belirtilmiştir. Anayasanın belirtilen bölümlerinde birçok temel hak ve
özgürlük düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözkonusu temel hak ve özgürlüklerin
kapsama alanları ve ilgili oldukları hususlar geniş bir biçimde
yorumlandığında KHK’lerle yapılacak tüm düzenlemelerin bu hak ve
özgürlüklerle bağlantılarının bulunduğu ileri sürülebilecektir. Böyle bir
yorumdan hareket edilmesi halinde yasak alan kapsamı oldukça genişleyecek
ve KHK ile düzenlenebilecek alan kalmayacaktır. Nitekim Anayasa
Mahkemesinin, 6.1.1987 günlü, E:1986/15 ve K:1987/1 sayılı kararında,
dolaylı biçimde kişi hak ve özgürlüklerini ilgilendirmeyecek bir düzenleme
düşünmenin oldukça güç olduğu, bu nedenle de dolaylı bir ilginin varlığına
dayanılarak sonuca gitmenin isabetli sayılamayacağı belirtilmiştir. Buna
göre, yasak alanın kapsamının, temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgili
düzenlemeleri kapsayacak, dolaylı olarak ilgili düzenlemeleri ise kapsam
dışında bırakacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 16.5.1989 günlü, E:1989/4 ve
K:1989/24 sayılı kararında, 3.11.1988 günlü, 347 sayılı “233 Sayılı
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname”nin Genel Müdür olarak atanabilmek için, “yükseköğrenim
görmüş olmak, dört yılı kamuda, altı yılı özel sektörde geçmek şartıyla en
az on yıl hizmeti bulunmak, kamu hizmeti bulunmayanlarda ise özel sektörde
asgari onbeş yıl çalışmış olmak, Genel müdürlük görevini yerine
getirebilecek yetenek, bilgi ve tecrübeye sahip olmak" şartlarını
getiren 1. maddesine yönelik iptal istemini reddetmiştir.
Anayasa’nın 91’inci maddesi kapsamına giren
alanlarda düzenleme yapılmış olmasından söz edilebilmesi için 91’inci
maddede belirtilen hak ve alanlarla ilgili doğrudan bir düzenleme yapılmış
olması gerekir.
İptaline karar verilen kurallarda Yetki Kanunu
kapsamında ilgili kurumda ilk defa müfettiş yardımcıları ile Çevre ve
Şehircilik Uzman Yardımcılığı kadroları oluşturulduğundan, zorunlu olarak
bu kadrolara girişin koşulları da düzenlenmiştir. Bu nedenle anılan
kuralların Anayasa’nın 91’inci maddesinde belirtilen yasak alana ilişkin
düzenlemeler içerdiğinden söz etmek mümkün değildir.
Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallara
yönelik iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle
kuralın iptaline yönelik çoğunluk görüşüne katılmadık.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Muammer TOPAL
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1- 8.8.2011 Günlü, 648 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin Etkilediği Kurallar Yönünden:
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname (KHK)’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle 26.8.2011 tarihinde
açılan davadan sonra, anılan KHK’de 648 sayılı KHK ile yapılan
değişikliklerin, ilgili oldukları dava konusu kuralların tümünü etkilediği gerekçesiyle
bu maddeler hakkındaki incelemenin esasına girilmesine gerek görülmeyerek
“karar verilmesine yer olmadığı” yolunda karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının
konusunu oluşturan kuralların tümüyle yasal değişikliğe uğramaları halinde,
iptal davalarının doğrudan soyut norm denetimine ilişkin oldukları da
gözetildiğinde, söz konusu başvurular hakkında esastan karar verilmesinde,
hukuki yarar bulunmamakta ise de yapılan değişikliğin, dava konusu kuralın
bir bölümüne yönelik olması ve özünü de etkilememesi durumunda, kalan bölüm
hakkında incelemenin sürdürülmesi gerekir. Aksi halde dava konusu
kurallarda, daha sonraki yasal düzenlemelerle yapılacak en küçük değişiklikler
o kuralların, iptal davası yoluyla Anayasal denetiminin engellenmesi
sonucunu doğurur. Böyle bir sonucu, Anayasa yargısının amacı ve işleviyle
bağdaştırmak olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle 644 sayılı KHK’nin, tümü
değiştirilmeyerek sadece bazı bölüm, ibare ve sözcüklerinde değişiklik veya
ekleme yapılan kurallarının, kalan bölümlerinin Anayasa’ya uygunluk
denetiminin yapılarak esas hakkında karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2- 6223 Sayılı Yetki Kanunu’nun
Kapsamı Yönünden :
Dava konusu 644 sayılı KHK’nin 37. maddesinin (13),
(14) ve (15) numaralı fıkralarıyla 10.10.1984 günlü, 3056 sayılı Yasa’da;
16. maddesiyle de 21.4.2005 günlü, 5335 sayılı Yasa’da değişiklik yapılarak
bazı görevlerle ilgili olarak yapılacak ödemelere ilişkin düzenlemeler
getirilmiştir.
Anayasa’nın 91. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
yetki kanununda çıkarılarak KHK’nin, amacının, kapsamının, ilkelerinin,
kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla KHK çıkarılıp
çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekir. Buna göre bir KHK’nin Anayasa’ya
uygun olduğunun kabulü öncelikle dayandığı yetki yasasının kapsamı içinde
kalmasına bağlıdır.
6.4.2011 günlü 6223 sayılı Yetki Yasası’nın 1.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının kamu personeliyle ilgili (b) bendi ile (2)
numaralı fıkrasının (b) bendinde, kamu personelinin mali haklarıyla ilgili
düzenleme yapmak konusunda Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi
verilmemiştir. Bu durumda, dayandığı Yetki Yasasının kapsamı dışında kalan
dava konusu KHK kuralı Anayasa’ya aykırıdır; iptali gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
3- Diğer Kurallar Yönünden :
Dava konusu 644 sayılı KHK’nin iptal istemi
reddedilen kurallarının, idarenin KHK’ler konusundaki yetkisinin sınırlı
olup, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmayacak biçimde
geniş bir düzenleme yetkisi kullanamayacağına ilişkin E:2011/113,
K:2012/108 sayılı karardaki karşıoy gerekçesi doğrultusunda iptali
gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
DEĞİŞİK
GEREKÇE
6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun 1.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi “kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler,
sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği
arttırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi,
yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına”
ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere, Bakanlar Kurulu’na Kanun
Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermektedir.
644 sayılı KHK’nin 14. maddesinin (3) numaralı
fıkrası ve 36. maddesinin (2),
(3) ve (4) numaralı fıkraları memuriyet statüsüne alınmaya ilişkin bir
düzenleme niteliğindedir. Oysa yukarıda ifade edildiği üzere 6223 sayılı
Yetki Kanunu’nun belirtilen hükmü salt “istihdam edilen” kamu görevlileri
bakımından bir düzenleme yapılabilmesi konusunda yetki vermektedir. Diğer
bir deyişle, söz konusu kurallar Yetki Kanunu kapsamı dışında kalmakta ve
bu mahiyeti itibariyle de Anayasa’nın 91. maddesine aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenle, anılan kuralın iptaline bu
gerekçeyle katılıyoruz.
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
KARŞIOY
YAZISI
29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37.
maddesinin (13), (14), (15) ve (16) numaralı fıkraları, 3056 sayılı
Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 5335 sayılı
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’da özlük hakları düzenlenmiş olan bazı kamu görevlilerinin özlük
haklarına ilişkin yeni hükümler içermektedir.
644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin dayanağı
olan 6223 sayılı Yetki Kanunu’nda kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam
edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin
atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme terfi, yükselme, görevden alınma ve
emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve
yeni düzenlemeler yapılması için KHK çıkarma yetkisi verilmiş ise de, bu
kişilerin özlük hakları ile ilgili düzenleme yapmak yetkisi verilmemiştir.
Anayasa’nın 91. maddesinde yer alan kanun hükmünde
kararname çıkartmak yetkisi, anılan madde gereğince, ancak yetki kanununa
uygun olarak kullanılabilir. İptal istemine konu kurallar yetki kanununa dayanmadıklarından,
Anayasa’nın 91. maddesine aykırıdırlar. İptalleri gerekir.
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|