|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2012/39
Karar Sayısı: 2012/156
Karar Günü: 18.10.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi Üçüncü Dairesi
İTİRAZIN KONUSU :27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri
Personel Kanunu’na 3.7.2003 günlü, 4917 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle
eklenen Ek Geçici Madde 80’in dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer
alan “…yaş hadleri de dahil olmak
üzere…” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 49. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I-OLAY
Astsubaylıktan subaylığa nasbedilen
davacının, binbaşı rütbesinde iken yaş haddinden emekliye ayrılması işleminin
iptali istemiyle açtığı davada itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“Davacı
06.09.2011 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesiyle, 14.11.2011 tarihinde
kayıtlara geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; 926 sayılı TSK Personel
Kanununun 109’uncu maddesinde subaylık sınavına müracaat edecek
astsubayların hizmet haklarıyla ilgili olarak dönemler içinde birçok
değişiklik olduğunu, son olarak 03.07.2003 gün ve 4917 sayılı Kanun ile
yapılan değişiklik sonrası sınava müracaat şartının hizmet yılının 4 - 7
yılları sırasına çekildiği ve en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek
okul bitiren astsubayların, subaylığa geçişlerinin yanı sıra, teknik veya
muharip sınıf farkı gözetilmeksizin rütbe kistinin kaldırılarak, üst
subaylığa yükselme hakkının verildiğini, kendisinin 1988 yılında 30 yaşında
iken subay temel kursunu kazandığını ve 30.08.1988 tarihinde teğmenliğe
nasbedildiğini, 2003 değişikliği sonrasında dört yıllık fakülteden mezun
olduğundan binbaşılığa nasbedildiğini, daha önce emeklilik yaş haddinin 55
yaş olmasına rağmen bu terfiiyle 52 yaş olduğunu, astsubaylıktan subaylığa
geçip de fakülte bitirmeyen ve yüzbaşı rütbesine haiz olanlar için yaş haddi
55 iken, 4 yıllık fakülte bitirip binbaşı rütbesine haiz olanlar için yaş
haddinin 52 olarak belirlenmesinin hukuki olmadığını, normal olarak
binbaşılık yaş haddinin yüzbaşılıktan yüksek olması gerektiğini, lehe
getirilen bir yasal düzenlemenin aleyhe sonuç doğurduğunu, Ek Geçici 80’nci
Maddedeki düzenlemenin 2003 yılından sonra subaylığa nasbedilenler
bakımından bir sorun yaratmadığını, ancak 2003’ten önce subaylığa
nasbedilenler için yaş haddi engeli çıktığını, daha önce yapılan
düzenlemelerde bu tür mağduriyetleri önlemek için hep ek geçici maddeler
getirildiğini, Ek Geçici 80’nci Madde düzenlenirken, yasadan önce görevde
bulunanların hak mahrumiyetine uğrayacağının düşünülmediğini, bunun
Anayasanın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını,
kazanılmış hakkının gözetilmediğini, öte yandan subaylığa geç başlamasına
rağmen, genç yaşta subaylığa nasbedilen Harp Okulu mezunlarıyla rütbe yaş
hadleri yönünden aynı hükümlere tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı
olduğunu, Jandarma Genel Komutanlığının 21.03.2003 tarihli emire istinaden
zorunlu olarak Açık Öğretim Fakültesine kayıt yaptırdığını, ancak
karşılaştığı sonucun kendisi açısından öngörülebilir olmadığından hukuki
güvenlik ilkesinin de zedelendiğini, 52 yaş haddine tabi tutulmak suretiyle
yaş haddi sebebiyle emekliye sevk edilme işleminin hukuka aykırı olduğunu
belirterek, öncelikle işlemin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının
yürütmenin durdurulması talebi; AYİM 3’üncü Daire Başkanlığının
15.09.2011/1928 Esas sayılı kararla reddedilmiştir.
Dava
dosyasının incelenmesinden; 17.09.1958 doğumlu olan davacının 30.08.1978
tarihinde astsubay nasbedildiği, 1988 yılında (astsubay kıdemli
üstçavuşluğun 2’nci yılı) subay temel kursunu kazandığı, 1989 yılında kursu
başarıyla tamamladığı ve böylece 30.08.1988 tarihinden itibaren 926 sayılı
Kanunun 109’uncu maddesi uyarınca teğmen nasbedildiği, rütbe bekleme
sürelerini tamamlayarak yüzbaşılığa kadar terfi ettiği, Haziran 2009 ayında
Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinin 4 yıllık lisans programından
mezun olması üzerine, 926 sayılı Kanuna 4917 sayılı Kanunla eklenen Ek
Geçici 80’inci Madde uyarınca 30.08.2009 tarihinde binbaşı rütbesine terfi
ettiği, 5434 sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesi uyarınca binbaşı rütbesinin
yaş haddi olan 52 yaşını doldurduğu gerekçesiyle 01.09.2011 tarihinde
emekliye sevk edilmesi üzerine, bu işlemin iptalinin dava konusu yapıldığı
anlaşılmaktadır.
Taraflar
arasındaki uyuşmazlık; 03.07.2003 gün ve 4917 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi
ile 926 sayılı Kanuna eklenen Ek Geçici 80’inci Maddenin yürürlüğe girdiği
10.07.2003 tarihi itibarıyla, bulunduğu rütbeye (yüzbaşı) göre 55 yaş
haddine tabi iken, bilahare 4 yıllık lisans programından mezun olarak bir
üst rütbeye (binbaşı) terfi etmesi üzerine emeklilik yaş haddi düşürülen
davacının 52 yaş üzerinden emekli edilmesi işleminin hukuka uyarlı
olup-olmadığı noktasındadır.
926
sayılı TSK Personel Kanununun 109’uncu maddesinde astsubaylıktan subaylığa
geçişe ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş, yıllar içinde bu maddede birçok
değişiklik olmuştur. Yapılan değişikliklerdeki temel amacın genç
rütbelerdeki astsubayların subaylığa geçişini temin gayesi olduğu
anlaşılmaktadır. Davacı subay nasbedildiği 1988 yılı itibarıyla 26.03.1982
tarihinde yapılan değişiklikten istifade ederek subaylığa geçmiştir. Anılan
dönemde geçiş için astsubaylığın 9 - 12 hizmet yıllarında ve en az kıdemli
üstçavuş rütbesinin 2’nci yılında olmak gerekmekte iken, 09.08.1993
tarihinde yapılan değişiklikle; bu şart, astsubaylığın 6 - 9 hizmet
yıllarına ve en az üstçavuş rütbesine çekilmiş ve en son 03.07.2003
tarihinde yapılan değişiklikle de astsubaylığın 4 - 7 hizmet yıllarına ve
en az kıdemli çavuş rütbesine çekilerek, yürürlükteki halini almıştır.
Yapılan bu değişikliğin paralelinde, daha önce en fazla yüzbaşılığa kadar
yükselebilen bu statüdeki personele, 4 yıllık bir lisans programından
mezuniyetin belgelenmesi halinde üst rütbelere yükselme imkanını sağlayan
ve dava konusu işleme esas olan Ek Geçici 80’inci Madde ihdas edilmiştir.
03.07.2003
gün ve 4917 sayılı TSK Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 6’ncı maddesi ile 926 sayılı Kanuna eklenen ve 10.07.2003
tarihinde yürürlüğe giren Ek Geçici 80’inci Maddesi; “Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun
109 uncu maddesine göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerin
yükselebilecekleri rütbe, rütbe bekleme süreleri ve yaş hadleri aşağıda
belirtilmiştir.
|
Rütbeler
|
Normal
Bekleme Süreleri
|
Yaş
Haddi
|
|
Asteğmen
|
8
Ay
|
-
|
|
Teğmen
|
3 yıl
|
41
|
|
Üsteğmen
|
6 yıl
|
46
|
|
Yüzbaşı
|
6 yıl
|
55
|
Bunlar
astsubay iken bulundukları rütbe karşılığı derece ve kademelerine bir kademe
ilave edilerek subay nasbedilirler. Müteakip yıllarda ulaşabilecekleri
rütbelere ait ilk derece ve kademeleri ile aylık gösterge tablosu EK-VII
sayılı cetvelde düzenlenmiştir. Rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş
hadleri dışında kalan hususlar için bunlara subaylar hakkındaki hükümler
uygulanır. Bunlardan nasbedildikleri teğmen rütbesinin aylığından fazla
derece ve kademe aylığı alanlar daha önce emsal oldukları astsubayların
derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe aylıklarına göre
aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık rütbe ve rütbe
kıdemliliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali astsubayların aylık
derece ve kademelerine eşit hale gelince, emsali subaylar hakkındaki aylık
derece ve kademelerine tabi tutulurlar.
Bunlardan
subay nasbedildikten sonra fakülte veya yüksekokul bitirenlerin intibakı;
personelin fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okulunu bitirdiğine dair
resmi belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihteki derece ve
kademelerine, iki yıl süreli yüksek öğrenim için bir kademe, üç yıl süreli
yüksek öğrenim için iki kademe, dört yıl süreli yüksek öğrenim için bir
derece ilave edilerek yapılır. İki ve üç yıl süreli yüksek öğrenimini
tamamlayarak intibakları yapılmış olanların daha sonra lisans öğrenimlerini
tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere
tekrar yapılır. Yüksek öğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak
işlemleri toplamı bir dereceden fazla olamaz. Beş yıl ve üzerindeki
öğrenimlerin dört yıldan fazlası için kademe verilmez.
Bunlardan en az dört yıl
süreli fakülte veya yüksek okul bitirenler, ihtiyaca göre kendi
sınıflarında veya öğrenimleriyle ilgili sınıflarda istihdam edilebilirler.
Bunlara; rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri de dahil olmak
üzere diğer hususlar için, muvazzaf subaylar hakkındaki hükümler uygulanır. Bu Kanunun yayımı
tarihinde en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okul bitirenlerden
yüzbaşı rütbesinde bulunup, normal rütbe bekleme süresini tamamlamış olanlar,
38 inci maddede belirtilen rütbe terfi şartları ve esasları dahilinde
binbaşı rütbesine terfi ettirilirler. Bunların terfi ve kademe ilerlemesine
esas olacak nasıpları, yüzbaşı rütbesinde normal rütbe bekleme süresini
tamamladıkları takvim yılının 30 Ağustosu’dur. Ancak, nasıp düzeltmesinden
dolayı, maaş, maaş farkı ödenmez ve diğer özlük hakları verilmez.” şeklinde
düzenlenmiştir.
Mevzuat
hükmü uyarınca; bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 109’uncu
maddeye göre astsubaylıktan subaylığa geçiş yapan ve en fazla yüzbaşılığa
kadar yükselme imkanına sahip olan teğmenlerin 41, üsteğmenlerin 46,
yüzbaşıların 55 yaş haddine tabi olduğu, aynı maddenin son fıkrasında;
bunlardan (astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden) en az dört yıl süreli
fakülte ve yüksek okulu bitirenlerin üst rütbeye terfi ettirilerek ihtiyaca
göre kendi sınıflarında veya öğrenimleri ile ilgili sınıfta istihdam
edileceği, bunlara rütbe, rütbe normal bekleme süresi, yaş hadleri de dahil
olmak üzere diğer hususlar için muvazzaf subaylar hakkındaki hükümlerin
uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut
olayda, davacı 109’uncu maddenin 03.07.2003 tarihinde yapılan değişiklik
öncesi halinden istifade ederek subaylığa geçiş yapmıştır. Bu dönemde lise
mezunu olarak astsubaylıktan subaylığa geçirilen davacı yükselebileceği en
üst rütbe olan yüzbaşılıkta 55 yaş haddine tabiydi. Ancak 03.07.2003
tarihinde yapılan değişiklikler sonrası, 4 yıllık lisans programdan mezun
olduktan sonra 30.08.2009 tarihinde bir üst rütbeye yükseltilerek binbaşılığa
terfi etmiş ve Ek Geçici 80’inci Maddenin son fıkrasındaki düzenleme
uyarınca rütbe, rütbe normal bekleme sürelerinin yanı sıra yaş hadleri
yönünden de muvazzaf subaylar hakkındaki hükümlerine tabi tutulmuştur.
Davacı 4 yıllık lisans programdan mezun olmadan önce, Ek Geçici 80’inci
Maddenin 1’inci fıkrasındaki rütbe, rütbe normal bekleme süreleri ve yaş
hadleri yönünden kendi içindeki bir düzenlemeye (55 yaş) tabi iken (rütbe,
rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri dışında kalan hususlarda subaylar
hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.), mezuniyetsonrası binbaşı nasbedildikten sonra,
madde içeriğinde bir geçiş düzenlemesi yapılmamış ve yaş haddi yönünden
muvazzaf subaylarla ilgili hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Muvazzaf
subayların rütbelere göre yaş hadlerinin düzenlendiği 5434 sayılı TC Emekli
Sandığının 40/1-ç-l maddesinde binbaşıların yaş haddi 52 olarak
belirlenmiştir. Dolayısıyla, daha önce lise mezunu astsubay olarak subaylığa
nasbedildikten sonra terfilerini yapan ve son olarak Kanun değişikliğinin
yapıldığı 03.07.2003 tarihi itibarıyla 55 yaş haddine tabi bir yüzbaşı olan
davacı, 4 yıllık lisans programı mezunu astsubay kaynaklı subay olarak
binbaşılığa yükseltildikten sonra 52 yaş haddine tabi tutularak emekli edilmiştir.
Davaya konu bu işlemin dayanağı olan 926 sayılı Kanunun Ek Geçici 80’inci
Maddesinin son fıkrasının 2’nci cümlesinde yer alan “yaş hadleri de dahil
olmak üzere” ibaresinin aşağıda belirtilen gerekçelerle Anayasa’ya
aykırılık iddiasının ciddi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
4917
sayılı Kanunun gerekçesinde; yüksek öğrenim görerek subaylığa
geçirilenlerden yüzbaşı rütbesinde normal bekleme süresini tamamlamış
olanlara terfi imkanı getirmek ve geriye dönük olarak mağdur edilmelerini
engellemek için düzenleme yapılmasının amaçlandığı, bu durumda olanların
generalliğe kadar önünün açıldığı belirtilmiştir. Milli Savunma Komisyonun
raporundan anlaşıldığına göre; yapılan düzenlemenin bir aksaklığa yol
açabileceğinden endişe edilerek 41 yaşında terfi eden teğmenin
üsteğmenlikte 6 yıl rütbe beklemesi halinde 47 yaşında olacağı oysaki rütbe
yaşı haddinin 46 olmasının çelişki oluşturup
oluşturmadığı sorulmuş, bu soruya; 41 yaşına kadar terfi
edememiş personelin olamayacağı, uygulamada 30’lu yaşlardan sonra bu gibi
personelin kalmadığı, aksine bu yaşa kadar terfi edemeyenlere emeklilik
hakkı verilmesini sağlayan düzenleme olduğu ifade edilmiştir.
Anayasa’nın
2’nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her türlü işlem ve eylemi hukuka
uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu
geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,
Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren devlettir. Öte yandan “hukuk devleti”
ilkesi, yürütme organının faaliyetlerinin yönetilenlerce belli ölçüde
öngörülebilir olmasını, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden
bilmesini, ekonomik ve sosyal yaşamlarındaki tutum ve davranışlarını buna
göre düzenleyebilmelerini gerektirir. Zira hukuk devletinin gereği olan
belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini
engeller. Ayrıca Anayasa’nın 49’uncu maddesinde ise; Devletin çalışanların
hayat seviyesini yükseltip, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları
ve işsizleri kollamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
Anayasa
Mahkemesinin 30.09.2005/78-59 E.-K. sayılı hükmünde hukuk devletinin temel
öğelerinden birisinin de güvenirlilik olduğu şu şekilde vurgulanmıştır:
“Hukuk
devletinin temel öğelerinden biri de güvenilirliliktir. Hukuk devleti, tüm
eylem ve işlemlerinde yönetilenlere en güçlü en kapsamlı şekilde hukuksal
güvence sağlayan devlettir.
Hukukun
üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk
devleti ilkesinin yerine getirilmesinin zorunlu koşullarındandır. Statü
hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik
göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Bireyin insan olarak
varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk
güvenliğinin sağlanması zorunludur. Yasalarda yapılan değişikliklerin
toplumsal gerçeklerle uyumlu olması ve adaletli kurallar içermesi gerekir.
Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları
uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır. Ayrıca, hukuk güvenliği
kurallarda ‘belirlilik ve öngörülebilirlik’… gerektirir.
Kişilerin,
koşulları Kanunla belirlenmiş bir statüye, devlete ve hukuki istikrara
güvenerek görev aldıktan sonra bu statüde kanunla, makul nedeni olmayan,
ölçüsüz ve geriye dönük biçimde hakları kısıtlayıcı değişiklikler yapılması,
kazanılmış haklara ve dolayısı ile yine hukuk devleti ilkesine aykırı
düşmektedir. Bu tür düzenlemeleri yapan kanunların, ancak yayınladıkları
tarihten itibaren uygulanması veya getirdikleri yeni statüye, kazanılmış
hakları koruyacak makul, adil ve ölçülü bir geçiş sağlanması halinde
değinilen aykırılıklar giderilebilir.”
4917
sayılı Kanunun komisyon çalışmaları esnasında yapılan düzenlemenin
personelin özlük hakları ile ilgili bir olumsuzluğa yol açabileceğinden
endişe edilmiş, ancak geçiş dönemini düzenleyen Ek Geçici 80’nci Maddenin
4’üncü fıkrasının 2’nci cümlesine “...Bunlara; rütbe, rütbe normal bekleme
süreleri, yaş hadleri de dahil olmak üzere diğer hususlar için muvazzaf
subaylar hakkındaki hükümler uygulanır...” hükmü eklenmek suretiyle,
maddenin yürürlüğe girdiği 10.07.2003 tarihinden sonra en az 4 yıl süreli
lisans programlarından mezun olanlar, Harp Okulu mezunu olan ve nisbeten
genç yaşta bulunan subaylarla aynı esaslara tabi tutulmuştur.
Geçmiş
dönemlerde Kanunkoyucunun benzer düzenlemeler sonrasında ortaya çıkan
muhtemel mağduriyetlerin önüne geçmek için geçiş hükümleriyle bazı
düzenlemeler yaptığı görülmektedir. Bu bağlamda;
926
sayılı Kanuna 12.12.1980/2359 sayılı Kanunun 2’nci maddesiyle eklenen Ek
Geçici 36’ncı maddesinde; yürürlük tarihi itibarıyla Kanunun 110’uncu
maddesinde duruma uyanlardan, terfi şartlarına haiz olanların terfi ettirilmek
yeni rütbe nasıplarının emsallerine götürüleceği, bu kapsamdaki personelin
rütbe yaş hadlerinin; binbaşılıkta 55, yarbaylıkta 56 yaş olduğu
belirtilmiş, keza yine aynı Kanuna 26.03.1982/2642 sayılı Kanunun 23’üncü
maddesiyle eklenen Ek Geçici 46’ncı Maddesinde ise; Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce üniversitelerin çeşitli fakülte veya yüksekokullarını
bitiren astsubayların, bir defaya mahsus olmak üzere yaş kaydına tabi
olmaksızın muvazzaf subaylığa nasbedileceği, muvazzaf subay emsallerini
geçmemek kaydıyla bekleme sürelerinin 2/3’ünü tamamlayanların bir üst
rütbeye terfi ettirilecekleri ve bunların yaş hadlerinin, teğmenlikte 42,
üsteğmenlikte 46, yüzbaşılıkta 58 yaş olacağına ilişkin, yerinde geçiş
düzenlemeleri yapmıştır.
Sonuç
itibarıyla; 4917 sayılı Kanunun gerekçesinde yüksek öğrenim görerek
subaylığa geçiş yapan astsubaylardan rütbe bekleme süresini tamamlamış
olanların mağdur edilmemesi için bir düzenleme yapılmasının amaçlandığının
belirtilmesine rağmen, Ek Geçici 80’inci Maddenin 4’üncü fıkrasının 2’nci
cümlesindeki; “...Bunlara; rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri
de dahil olmak üzere diğer hususlar için muvazzaf subaylar hakkındaki
hükümler uygulanır...” şeklindeki düzenleme nedeniyle, davacı gibi terfi
eden personelin rütbe yaş haddinden emekliye sevk edilmesi sonucu ortaya
çıkmıştır. Ortaya çıkan sonucun Kanunun amacı ile bağdaştığını söylemek
mümkün değildir. Davacının astsubay statüsünde kalması veya astsubaydan
subay nasbedildiğinde yüksek okul mezunu olmaması halinde 55 yaşına kadar
çalışabilmesinin mümkün olmasına rağmen, 4917 sayılı Kanun ile 55 yaşına
kadar görev yapabilme hakkı ortadan kaldırılmıştır. Yapılan düzenleme
hukuki güvenlik ilkesine ve çalışma hakkının korunmasına uygun
düşmemektedir. Düzenleme Anayasanın 2’nci ve 49’uncu maddelerine aykırıdır.
Geçiş aşaması hukuk güvenliği sağlayacak şekilde düzenlenmemiştir.
Yukarıda
açıklanan nedenlerle; 4917 sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle 926 sayılı TSK
Personel Kanuna eklenen Ek Geçici 80’nci Maddesinin 4’üncü fıkrasının 2’nci
cümlesinde geçen “yaş hadleri de dahil olmak üzere” ibaresinin, Anayasa’nın
2 ve 49 maddelerine aykırılığı iddiası ciddi görüldüğünden, Anayasa’nın
152’nci maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine BAŞVURULMASINA ve Anayasa
Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın GERİ BIRAKILMASINA, 16 ŞUBAT 2012
tarihinde
OYBİRLİĞİ ile karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu
kuralın yer aldığı, 4917 sayılı
Kanunla 27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’na eklenen Ek Geçici Madde 80 şöyledir:
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 uncu
maddesine göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerin yükselebilecekleri
rütbe, rütbe bekleme süreleri ve yaş hadleri aşağıda belirtilmiştir.
|
Rütbeler
|
Normal Bekleme
Süreleri
|
Yaş
Haddi
|
|
Asteğmen
|
8 yıl
|
-
|
|
Teğmen
|
3 yıl
|
41
|
|
Üsteğmen
|
6 yıl
|
46
|
|
Yüzbaşı
|
6 yıl
|
55
|
Bunlar astsubay iken bulundukları
rütbe karşılığı derece ve kademelerine bir kademe ilave edilerek subay nasbedilirler. Müteakip yıllarda ulaşabilecekleri
rütbelere ait ilk derece ve kademeleri ile aylık gösterge tablosu EK-VII
sayılı cetvelde düzenlenmiştir. Rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş
hadleri dışında kalan hususlar için bunlara subaylar hakkındaki hükümler
uygulanır. Bunlardan nasbedildikleri teğmen
rütbesinin aylığından fazla derece ve kademe aylığı alanlar daha önce emsal
oldukları astsubayların derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe
aylıklarına göre aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık
rütbe ve rütbe kıdemliliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali
astsubayların aylık derece ve kademelerine eşit hale gelince, emsali
subaylar hakkındaki aylık derece ve kademelerine tâbi tutulurlar.
Bunlardan
subay nasbedildikten sonra fakülte veya
yüksekokul bitirenlerin intibakı; personelin fakülte, yüksek okul veya
meslek yüksek okulunu bitirdiğine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını
yaptığı tarihteki derece ve kademelerine, iki yıl süreli yüksek öğrenim
için bir kademe, üç yıl süreli yüksek öğrenim için iki kademe, dört yıl
süreli yüksek öğrenim için bir derece ilave edilerek yapılır. İki ve üç
yıl süreli yüksek öğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların
daha sonra lisans öğrenimlerini tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir
defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yüksek öğrenimden dolayı bir
defadan fazla yapılan intibak işlemleri toplamı bir dereceden fazla olamaz.
Beş yıl ve üzerindeki öğrenimlerin dört yıldan fazlası için kademe
verilmez.
Bunlardan en az dört yıl süreli
fakülte veya yüksek okul bitirenler, ihtiyaca göre kendi sınıflarında veya
öğrenimleriyle ilgili sınıflarda istihdam edilebilirler. Bunlara; rütbe,
rütbe normal bekleme süreleri, yaş
hadleri de dahil olmak üzere diğer hususlar
için, muvazzaf subaylar hakkındaki hükümler uygulanır. Bu Kanunun yayımı
tarihinde en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okul bitirenlerden
yüzbaşı rütbesinde bulunup, normal rütbe bekleme süresini tamamlamış
olanlar, 38 inci maddede belirtilen rütbe terfi şartları ve esasları dahilinde binbaşı rütbesine terfi ettirilirler. Bunların
terfi ve kademe ilerlemesine esas olacak nasıpları, yüzbaşı rütbesinde
normal rütbe bekleme süresini tamamladıkları takvim yılının 30 Ağustosudur.
Ancak, nasıp düzeltmesinden dolayı, maaş, maaş farkı ödenmez ve diğer özlük
hakları verilmez.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve
49. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN,
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla 18.4.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa
Mahkemesi Raportörü Evren ALTAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklama
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 109.
maddesi, astsubaylıktan subaylığa geçişi düzenlemekte ve bunun koşullarını
belirlemektedir. Anılan maddede 3.7.2003 günlü, 4917 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikle, en az dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul bitiren
astsubayların subaylığa geçebileceği kabul edilmiş, astsubaylıktan
subaylığa geçen personele rütbe, rütbe bekleme süreleri, yaş hadleri de dahil diğer hususlar için muvazzaf subaylar hakkındaki
hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
4917 sayılı Kanunla 926 sayılı Kanun’a eklenen Ek
Geçici Madde 80 ile de bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce
astsubaylıktan subaylığa geçirilenler hakkında uygulanacak hükümler
öngörülmüştür. Buna göre, 4917 sayılı Kanun’un yürürlüğe
girdiği tarihten önce 926 sayılı Kanun’un 109. maddesine göre
astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerin yükselebilecekleri teğmen, üsteğmen
ve yüzbaşı rütbeleri yönünden, rütbe bekleme süreleri ve yaş hadleri
belirlenmiş, bunlardan en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okul
bitirenlerin ihtiyaca göre kendi sınıflarında veya öğrenimleriyle ilgili
sınıflarda istihdam edilebilecekleri ve bunlara rütbe, rütbe normal bekleme
süreleri, yaş hadleri de dâhil olmak üzere diğer hususlar yönünden muvazzaf
subaylar hakkındaki hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu’nun 40. maddesinde kural olarak iştirakçilerin görevleri ile
ilişkilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi, 65 yaşını doldurdukları
tarih olarak belirtildikten sonra belirli görevlerde bulunanlar yönünden
yaş hadleri özel olarak belirlenmiş ve bu kapsamda muvazzaf subayların yaş
hadleri de bulundukları rütbelere göre ayrıca gösterilmiştir.
B- Anayasaya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, binbaşı rütbesine terfi etmesinden önce yüzbaşı
olan ve bu rütbede yaş haddinden 55 yaşında emekliye ayrılacak olan
davacının dört yıl süreli fakülte bitirmesi nedeniyle binbaşı rütbesine
atanmasından sonra bu rütbe için 5434 sayılı Kanun’da öngörülen yaş
haddinin esas alınarak 52 yaşında emekliye ayrıldığı, geçmiş yıllarda
astsubaylıktan subaylığa geçen kişilerin emeklilik yaş hadlerinin kanun
koyucu tarafından muvazzaf subaylar için öngörülen yaş hadlerinden farklı
bir şekilde düzenlenmesine rağmen 4917 sayılı Kanun’da geçiş düzenlemesi
yapılmaması nedeniyle erken yaşta yaş haddinden emekliye sevk edilme
sonucunun ortaya çıktığı, bu durumun Kanun’un amacı ile bağdaşmadığı,
davacının astsubay statüsünde kalması veya yüzbaşı rütbesinde iken yüksek
okul bitirmemesi halinde 55 yaşına kadar çalışabilmesinin mümkün olmasına
rağmen binbaşı rütbesine nasbedildikten sonra 55
yaşına kadar görev yapabilme hakkının itiraz konusu kuralla kaldırıldığı,
yapılan düzenlemenin hukuki güvenlik ilkesiyle ve çalışma hakkının
korunmasıyla bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 49.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu ibarenin de yer aldığı
kuralda, 4917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce astsubaylıktan
subaylığa geçirilenlerden en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okul
bitiren ve kendi sınıflarında veya öğrenimleriyle ilgili sınıflarda
istihdam edilenlere muvazzaf subaylar hakkındaki yaş hadleri hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmiştir.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Hukuki güvenlik ilkesi ile belirlilik
ilkesi, “hukuk devleti ilkesi”nin
önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan “hukuki güvenlik ilkesi”, hukuk
normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. “Belirlilik ilkesi” ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden
herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
4917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği
tarihten önce astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden en az dört yıl süreli
fakülte veya yüksekokul bitiren ve kendi sınıflarında veya öğrenimleriyle
ilgili sınıflarda istihdam edilenlere muvazzaf subaylar hakkındaki yaş
hadleri hükümlerinin uygulanacağı hususu, itiraz konusu ibare ile açıkça
belirtilmiştir. Muvazzaf subayların
yaş hadleri ile ilgili hükümler ise 5434 sayılı Kanun’da ayrıntılı olarak
yer almaktadır.Belirtilen
nedenlerle itiraz konusu ibarede “belirlilik
ilkesi”ne
aykırılık bulunmamaktadır.
Kurala göre, astsubaylıktan subaylığa geçenler,
dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul bitirdiklerinde mezun oldukları
okul gözetilerek nasbedilecekleri yeni
rütbelerinde “yaş haddi” yönünden
kendilerine muvazzaf subaylar hakkındaki hükümlerin uygulanacağını önceden
bildiklerinden, kuralın bu kişiler yönünden öngörülemez nitelikte olduğu da
söylenemez.
Anayasa’nın “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını
geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek,
işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma
barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” denilmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hak ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği
belirtilmiştir. Kamu görevlilerinin emekliye ayrılmaları da özlük işleri
kapsamında yer almaktadır. Emeklilik, belli bir yaşa gelmiş veya belli
görev süresini doldurmuş bulunan bir memurun, memuriyet statüsünden çıkıp
emeklilik statüsüne girmesini ifade etmektedir.
Kanun koyucu statü hukuku çerçevesinde
yürütülen memuriyet hizmetine giriş, yükselme, memuriyetin sona erme
koşullarını ve bu konularda geçiş hükümlerinin kapsamını anayasal ilkelere
uygun olarak belirleme yetkisine sahiptir.
5434 sayılı Kanun’un 40. maddesinde, zorunlu olarak
memuriyetten ayrılmayı gerektiren azami yaş haddi genel olarak
belirlendikten sonra, özelliği olan kimi hizmet grupları için bunun üstünde
veya altında yaş hadlerine yer verilmiştir.
926 sayılı Kanun’da değişiklik yapan 4917 sayılı
Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce astsubaylıktan subaylığa geçenlerden en
az dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul bitirenlere nasbedilecekleri
rütbede muvazzaf subaylardan farklı bir yaş haddi belirlenmemesi ve yaş
haddi yönünden muvazzaf subaylar hakkındaki hükümlerin uygulanacağının
belirtilmesi, çalışma hürriyetine aykırılık oluşturmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural, Anayasa’nın 2. ve 49. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
VI- SONUÇ
27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na,
3.7.2003 günlü, 4917 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen Ek Geçici Madde
80’in dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…yaş hadleri de dahil olmak
üzere…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
18.10.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan
ÜSTÜN
|
Üye
Engin
YILDIRIM
|
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal
TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer
TOPAL
|
Üye
Zühtü
ARSLAN
|
|
|
|
|
|
|