|
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo : 2012/2798
KararNo : 2012/3332
Kanun
Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcısı
Davacı: Ahmet Uluyağmur ve Ortaklığı
Vekili: Av. Mehmet DİNÇ
Serçeönü Mh.
Ahmetpaşa Cd. Adliye
Karşısı
Beyaz Plaza Kat:6/26 Kocasinan/KAYSERİ
Karşı
Taraf: Kayseri Vergi
Dairesi Başkanlığı
(Gevher Nesibe Vergi Dairesi
Müdürlüğü)-KAYSERİ
İstemin Özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve
mükerrer 257'nci maddelerine istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilme
zorunluluğu getirilen 2009 yılı Eylül dönemine ait mal ve hizmet alışlarına
ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile mal ve
hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu (Form Bs)
verme zorunluluğunu süresinde yerine getirmemesi nedeniyle davacı adına,
213 sayılı Kanunun mükerrer 355'inci maddesi uyarınca kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı dava açılmıştır. Kayseri Vergi
Mahkemesinin 16.6.2011 gün ve E:2011/577, K:2011/1275 sayılı kararıyla; 213
sayılı Vergi Usul Kanununun “Devamlı Bilgi Verme” başlıklı 149'uncu
maddesinde, kamu idare ve müesseseleri ile gerçek ve tüzel kişilerin
vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ile vergi
dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve
devamlı olarak yazı ile vermeye mecbur oldukları, aynı Kanunun mükerrer
355'inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256
ve 257'nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257'nci madde
uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara Kanunda belirtilen miktarda
özel usulsüzlük cezaları kesileceği, ikinci fıkrasında ise bu hükmün
uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili
olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede
cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve
belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde
ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması
cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu
ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye
Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde,
ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartının aranmayacağının hükme
bağlandığı, 213 sayılı Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257'nci maddelerinin
Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilmesi
zorunluluğu getirilen mal ve hizmet alış ve satışlarına ilişkin bildirim
formlarını süresi içerisinde vermediği sabit olan, bildirim yükümlülüğünün
genel tebliğle duyurulmuş olması nedeniyle ayrıca kendisine bildirim
yapılmasına gerek bulunmayan davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında
hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
karara karşı yapılan itiraz ve karar düzeltme istemini reddeden Kayseri
Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/725, K:2011/747 sayılı
kararının; adi ortaklık adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı
ortaklardan birinin verdiği vekaletnameye
istinaden dava açıldığının anlaşıldığı, yargı yerlerinde dava açabilmek ve
yargısal işlemde bulunabilmek için, gerçek ya da tüzel kişi olunması zorunlu
olup Borçlar Kanunu hükümlerine göre kurulan ve tüzel kişiliği olmayan, medeni
haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti bulunmayan adi
ortaklığın, yargı mercilerinde, yargılamanın hiçbir aşamasında taraf
olmasına olanak bulunmadığından, ortaklık adına açılan davanın ehliyet
yönünden reddi gerekirken, davanın esasına girilerek hüküm kurulmasının,
Yargılama Hukukunun kurullarına aykırı düşmesi ve yürürlükteki hukuka
aykırı sonuç ifade etmesi nedeniyle Danıştay Başsavcısı tarafından kanun
yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü
Dairesince, Danıştay Başsavcısı tarafından temyiz edilen Kayseri Bölge
İdare Mahkemesinin 30.11.2011 0 gün ve E:2011/725, K:2011/747 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Birgül
Öğülmüş'ün açıklamaları dinlendikten sonra işin
gereği görüşülüp düşünüldü:
2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesinde; bölge idare mahkemesi
kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca
ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği
kurala bağlanmıştır. Belirtilen nitelikteki kararların hukuk düzenindeki
olumsuz etkilerinin, yeni uyuşmazlıklara emsal alınmasının önüne geçilmesi,
hukuk ve uygulamada birliğin sağlanmasını amaçlayan söz konusu düzenlemede,
Danıştayın inceleme yetkisi sadece ileri sürülen
temyiz sebepleri ile sınırlandırılmamıştır. Kanun yararına temyiz
isteminin; yanlış bir yargısal içtihadın yerleşmesini önleme amacı gözönüne alındığında, ileri sürülmeyen başka bir temyiz
sebebinin bulunması halinde kararın hukuka uygunluğunun bu sebep yönünden
de incelenebileceği sonucuna ulaşılarak işin esasına geçildi.
818 sayılı Borçlar Kanununun 520'nci
maddesinde yer alan düzenlemede iki veya daha çok kişinin emeğini ya da
malını bir amaca ulaşmak için birleştirdikleri bir sözleşme türü olarak
tanımlanan adi ortaklığın amacı, ortakların sorumlulukları, sermayesi,
borçları ve alacakları da bu Kanunda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu
hükümlerine göre kurulan ve son bulan adi ortaklığın tüzel kişiliği
bulunmamaktadır.
Borçlar Kanununun
534-538 madde hükümleri kapsamında iştirak halinde mülkiyet esasına göre
faaliyet sürdüren adi ortaklıkların elde ettikleri gelir, ortakların kendi
paylarına düşen karlarını ticari kazanç olarak münferiden beyan etmeleri
üzerine vergilendirilmekte ancak, adi ortaklık katma değer vergisi yönünden
vergi mükellefi, gelir stopaj vergisi yönünden ise vergi sorumlusu olarak
kabul edilmektedir.
Ahmet Uluyağmur
ve Ortaklığı ünvanıyla faaliyet gösteren adi
ortaklık tarafından; 362 ve 381 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinin, Form "Ba" ve Form "Bs" nin doldurulmasına
ilişkin açıklamalarına uygun şekilde 2009 yılı Eylül dönemine ait mal alış
ve satış bildirim formlarının yasal süresi içerisinde ve ortaklardan Ahmet Uluyağmur adına verildikten sonra, 4.2.2010 tarih ve
27843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve "Ba",
"Bs" bildirim formlarının ortaklık adına
verilmesi gerektiği, ortaklardan herhangi birinin vergi kimlik numarası
kullanılarak verilen formların hiç verilmemiş kabul edileceğini duyuran 396
sıra no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
getirilen zorunluluğa uyulmaması nedeniyle ortaklık adına kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı, ortaklardan biri tarafından verilen vekaletnameye istinaden avukat aracılığıyla dava
açıldığı anlaşılmıştır.
Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık
adına kesilen cezaya karşı, mecburi dava arkadaşı durumunda bulunan tüm
ortaklar tarafından veya ortaklarca vekalet
yetkisi verilen bir avukat tarafından imzalanmış dilekçe ile dava açılması
yerine, ortaklardan biri tarafından vekalet yetkisi verilen avukat
tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davanın bu nedenle ehliyet yönünden
reddi gerekirken davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen vergi
mahkemesi kararına karşı yapılan itirazı ve karar düzeltme istemini yine
işin esasına girmek suretiyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi Kararının
bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle
Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/725, K:2011/747
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci
maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazetede yayımlanmasına 17.10.2012
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo : 2012/2799
KararNo : 2012/3333
Kanun
Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcısı
Davacı: Ahmet Uluyağmur ve Ortaklığı
Vekili: Av. Mehmet DİNÇ
Serçeönü Mh.
Ahmetpaşa Cd. Adliye Karşısı
Beyaz Plaza Kat:6/26 Kocasinan/KAYSERİ
Karşı
Taraf: Kayseri Vergi Dairesi
Başkanlığı
(Gevher Nesibe Vergi Dairesi
Müdürlüğü)-KAYSERİ
İstemin Özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve
mükerrer 257'nci maddelerine istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilme
zorunluluğu getirilen 2009 yılı Temmuz dönemine ait mal ve hizmet
alışlarına ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile
mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu (Form Bs)
verme zorunluluğunu süresinde yerine getirmemesi nedeniyle davacı adına,
213 sayılı Kanunun mükerrer 355'inci maddesi uyarınca kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı dava açılmıştır. Kayseri Vergi
Mahkemesinin 16.6.2011 gün ve E:2011/579, K:2011/1274 sayılı kararıyla; 213
sayılı Vergi Usul Kanununun “Devamlı Bilgi Verme” başlıklı 149'uncu
maddesinde, kamu idare ve müesseseleri ile gerçek ve tüzel kişilerin
vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ile vergi
dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve
devamlı olarak yazı ile vermeye mecbur oldukları, aynı Kanunun mükerrer
355'inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256
ve 257'nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257'nci madde
uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara Kanunda belirtilen miktarda
özel usulsüzlük cezaları kesileceği, ikinci fıkrasında ise bu hükmün
uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili
olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede
cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve
belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde
ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması
cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu
ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye
Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde,
ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartının aranmayacağının hükme
bağlandığı, 213 sayılı Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257'nci maddelerinin
Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilmesi
zorunluluğu getirilen mal ve hizmet alış ve satışlarına ilişkin bildirim
formlarını süresi içerisinde vermediği sabit olan, bildirim yükümlülüğünün
genel tebliğle duyurulmuş olması nedeniyle ayrıca kendisine bildirim
yapılmasına gerek bulunmayan davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında
hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
karara karşı yapılan itiraz ve karar düzeltme istemini reddeden Kayseri
Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/726, K:2011/748 sayılı
kararının; adi ortaklık adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı
ortaklardan birinin verdiği vekaletnameye
istinaden dava açıldığının anlaşıldığı, yargı yerlerinde dava açabilmek ve
yargısal işlemde bulunabilmek için, gerçek ya da tüzel kişi olunması zorunlu
olup Borçlar Kanunu hükümlerine göre kurulan ve tüzel kişiliği olmayan, medeni
haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti bulunmayan adi
ortaklığın, yargı mercilerinde, yargılamanın hiçbir aşamasında taraf olmasına
olanak bulunmadığından, ortaklık adına açılan davanın ehliyet yönünden
reddi gerekirken, davanın esasına girilerek hüküm kurulmasının, Yargılama Hukukunun
kurullarına aykırı düşmesi ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade etmesi
nedeniyle Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması
istenmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü
Dairesince, Danıştay Başsavcısı tarafından temyiz edilen Kayseri Bölge
İdare Mahkemesinin 30.11.2011 0 gün ve E:2011/726, K:2011/748 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Birgül
Öğülmüş'ün açıklamaları dinlendikten sonra işin
gereği görüşülüp düşünüldü:
2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesinde; bölge idare mahkemesi
kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca
ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği
kurala bağlanmıştır. Belirtilen nitelikteki kararların hukuk düzenindeki
olumsuz etkilerinin, yeni uyuşmazlıklara emsal alınmasının önüne geçilmesi,
hukuk ve uygulamada birliğin sağlanmasını amaçlayan söz konusu düzenlemede,
Danıştayın inceleme yetkisi sadece ileri sürülen
temyiz sebepleri ile sınırlandırılmamıştır. Kanun yararına temyiz
isteminin; yanlış bir yargısal içtihadın yerleşmesini önleme amacı gözönüne alındığında, ileri sürülmeyen başka bir temyiz
sebebinin bulunması halinde kararın hukuka uygunluğunun bu sebep yönünden
de incelenebileceği sonucuna ulaşılarak işin esasına geçildi.
818 sayılı Borçlar Kanununun 520'nci
maddesinde yer alan düzenlemede iki veya daha çok kişinin emeğini ya da
malını bir amaca ulaşmak için birleştirdikleri bir sözleşme türü olarak
tanımlanan adi ortaklığın amacı, ortakların sorumlulukları, sermayesi,
borçları ve alacakları da bu Kanunda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu
hükümlerine göre kurulan ve son bulan adi ortaklığın tüzel kişiliği
bulunmamaktadır.
Borçlar Kanununun
534-538 madde hükümleri kapsamında iştirak halinde mülkiyet esasına göre
faaliyet sürdüren adi ortaklıkların elde ettikleri gelir, ortakların kendi
paylarına düşen karlarını ticari kazanç olarak münferiden beyan etmeleri
üzerine vergilendirilmekte ancak, adi ortaklık katma değer vergisi yönünden
vergi mükellefi, gelir stopaj vergisi yönünden ise vergi sorumlusu olarak
kabul edilmektedir.
Ahmet Uluyağmur
ve Ortaklığı ünvanıyla faaliyet gösteren adi
ortaklık tarafından; 362 ve 381 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinin, Form "Ba" ve Form "Bs" nin doldurulmasına
ilişkin açıklamalarına uygun şekilde 2009 yılı Temmuz dönemine ait mal alış
ve satış bildirim formlarının yasal süresi içerisinde ve ortaklardan Ahmet Uluyağmur adına verildikten sonra, 4.2.2010 tarih ve
27843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve "Ba",
"Bs" bildirim formlarının ortaklık adına
verilmesi gerektiği, ortaklardan herhangi birinin vergi kimlik numarası
kullanılarak verilen formların hiç verilmemiş kabul edileceğini duyuran 396
sıra no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
getirilen zorunluluğa uyulmaması nedeniyle ortaklık adına kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı, ortaklardan biri tarafından verilen vekaletnameye istinaden avukat aracılığıyla dava
açıldığı anlaşılmıştır.
Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık
adına kesilen cezaya karşı, mecburi dava arkadaşı durumunda bulunan tüm
ortaklar tarafından veya ortaklarca vekalet
yetkisi verilen bir avukat tarafından imzalanmış dilekçe ile dava açılması
yerine, ortaklardan biri tarafından vekalet yetkisi verilen avukat
tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davanın bu nedenle ehliyet yönünden
reddi gerekirken davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen vergi
mahkemesi kararına karşı yapılan itirazı ve karar düzeltme istemini yine
işin esasına girmek suretiyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi Kararının
bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle
Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/726, K:2011/748
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci
maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazetede yayımlanmasına 17.10.2012
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo : 2012/3285
KararNo : 2012/3591
Kanun
Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcısı
Davacı: Ahmet Uluyağmur ve Ortaklığı
Vekili: Av. Mehmet DİNÇ
Serçeönü Mh.
Ahmetpaşa Cd. Adliye
Karşısı
Beyaz Plaza Kat:6/26 Kocasinan/KAYSERİ
Karşı
Taraf: Kayseri Vergi
Dairesi Başkanlığı
(Gevher Nesibe Vergi Dairesi
Müdürlüğü)-KAYSERİ
İstemin Özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve
mükerrer 257'nci maddelerine istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilme
zorunluluğu getirilen 2009 yılı Ağustos dönemine ait mal ve hizmet
alışlarına ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile
mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu (Form Bs)
verme zorunluluğunu süresinde yerine getirmemesi nedeniyle davacı adına,
213 sayılı Kanunun mükerrer 355'inci maddesi uyarınca kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı dava açılmıştır. Kayseri Vergi
Mahkemesinin 16.6.2011 gün ve E:2011/576, K:2011/1273 sayılı kararıyla; 213
sayılı Vergi Usul Kanununun “Devamlı Bilgi Verme” başlıklı 149'uncu
maddesinde, kamu idare ve müesseseleri ile gerçek ve tüzel kişilerin
vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ile vergi
dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve
devamlı olarak yazı ile vermeye mecbur oldukları, aynı Kanunun mükerrer
355'inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256
ve 257'nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257'nci madde
uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara Kanunda belirtilen miktarda
özel usulsüzlük cezaları kesileceği, ikinci fıkrasında ise bu hükmün
uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili
olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede
cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve
belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde
ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması
cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu
ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye
Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde,
ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartının aranmayacağının hükme
bağlandığı, 213 sayılı Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257'nci maddelerinin
Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilmesi
zorunluluğu getirilen mal ve hizmet alış ve satışlarına ilişkin bildirim
formlarını süresi içerisinde vermediği sabit olan, bildirim yükümlülüğünün
genel tebliğle duyurulmuş olması nedeniyle ayrıca kendisine bildirim
yapılmasına gerek bulunmayan davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında
hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
karara karşı yapılan itiraz ve karar düzeltme istemini reddeden Kayseri
Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/724, K:2011/746 sayılı
kararının; adi ortaklık adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı
ortaklardan birinin verdiği vekaletnameye
istinaden dava açıldığının anlaşıldığı, yargı yerlerinde dava açabilmek ve
yargısal işlemde bulunabilmek için, gerçek ya da tüzel kişi olunması
zorunlu olup Borçlar Kanunu hükümlerine göre kurulan ve tüzel kişiliği
olmayan, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti
bulunmayan adi ortaklığın, yargı mercilerinde, yargılamanın hiçbir
aşamasında taraf olmasına olanak bulunmadığından, ortaklık adına açılan
davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, davanın esasına girilerek hüküm
kurulmasının, Yargılama Hukukunun kurullarına aykırı düşmesi ve
yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade etmesi nedeniyle Danıştay Başsavcısı
tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü
Dairesince, Danıştay Başsavcısı tarafından temyiz edilen Kayseri Bölge
İdare Mahkemesinin 30.11.2011 0 gün ve E:2011/724, K:2011/746 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Birgül
Öğülmüş'ün açıklamaları dinlendikten sonra işin
gereği görüşülüp düşünüldü:
2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesinde; bölge idare mahkemesi
kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca
ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği
kurala bağlanmıştır. Belirtilen nitelikteki kararların hukuk düzenindeki
olumsuz etkilerinin, yeni uyuşmazlıklara emsal alınmasının önüne geçilmesi,
hukuk ve uygulamada birliğin sağlanmasını amaçlayan söz konusu düzenlemede,
Danıştayın inceleme yetkisi sadece ileri sürülen
temyiz sebepleri ile sınırlandırılmamıştır. Kanun yararına temyiz
isteminin; yanlış bir yargısal içtihadın yerleşmesini önleme amacı gözönüne alındığında, ileri sürülmeyen başka bir temyiz
sebebinin bulunması halinde kararın hukuka uygunluğunun bu sebep yönünden
de incelenebileceği sonucuna ulaşılarak işin esasına geçildi.
818 sayılı Borçlar Kanununun 520'nci
maddesinde yer alan düzenlemede iki veya daha çok kişinin emeğini ya da
malını bir amaca ulaşmak için birleştirdikleri bir sözleşme türü olarak
tanımlanan adi ortaklığın amacı, ortakların sorumlulukları, sermayesi,
borçları ve alacakları da bu Kanunda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu
hükümlerine göre kurulan ve son bulan adi ortaklığın tüzel kişiliği
bulunmamaktadır.
Borçlar Kanununun
534-538 madde hükümleri kapsamında iştirak halinde mülkiyet esasına göre
faaliyet sürdüren adi ortaklıkların elde ettikleri gelir, ortakların kendi
paylarına düşen karlarını ticari kazanç olarak münferiden beyan etmeleri
üzerine vergilendirilmekte ancak, adi ortaklık katma değer vergisi yönünden
vergi mükellefi, gelir stopaj vergisi yönünden ise vergi sorumlusu olarak
kabul edilmektedir.
Ahmet Uluyağmur
ve Ortaklığı ünvanıyla faaliyet gösteren adi
ortaklık tarafından; 362 ve 381 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinin, Form "Ba" ve Form "Bs" nin doldurulmasına
ilişkin açıklamalarına uygun şekilde 2009 yılı Ağustos dönemine ait mal
alış ve satış bildirim formlarının yasal süresi içerisinde ve ortaklardan
Ahmet Uluyağmur adına verildikten sonra, 4.2.2010
tarih ve 27843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve "Ba", "Bs"
bildirim formlarının ortaklık adına verilmesi gerektiği, ortaklardan
herhangi birinin vergi kimlik numarası kullanılarak verilen formların hiç
verilmemiş kabul edileceğini duyuran 396 sıra no'lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen zorunluluğa uyulmaması
nedeniyle ortaklık adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı,
ortaklardan biri tarafından verilen vekaletnameye
istinaden avukat aracılığıyla dava açıldığı anlaşılmıştır.
Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık
adına kesilen cezaya karşı, mecburi dava arkadaşı durumunda bulunan tüm
ortaklar tarafından veya ortaklarca vekalet
yetkisi verilen bir avukat tarafından imzalanmış dilekçe ile dava açılması
yerine, ortaklardan biri tarafından vekalet yetkisi verilen avukat
tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davanın bu nedenle ehliyet yönünden
reddi gerekirken davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen vergi
mahkemesi kararına karşı yapılan itirazı ve karar düzeltme istemini yine
işin esasına girmek suretiyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi Kararının
bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle
Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve E:2011/724, K:2011/746
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci
maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazetede yayımlanmasına 8.11.2012
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|