|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/90
Karar Sayısı : 2012/71
Karar Günü : 17.5.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesi
1- E.2011/90Sayılı Başvuru
2- E.2011/96 Sayılı Başvuru
3- E.2012/2Sayılı Başvuru
4- E.2012/3Sayılı Başvuru
İTİRAZIN KONUSU : 27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’nun Ek 17. maddesine 21.1.2010 günlü 5947 sayılı Üniversite ve
Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 12. maddesi ile eklenen (Ç) fıkrasının birinci bendinde yer
alan tazminat oranlarına ilişkin tablonun “uzman diş tabibi” başlıklı
üçüncü sütunu ve “diş tabibi” başlıklı dördüncü sütunu ile ikinci bendinde
yer alan tazminat oranlarına ilişkin tablonun “uzman diş tabibi” başlıklı
üçüncü sütunu ve “diş tabibi” başlıklı dördüncü sütununun, Anayasa’nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sağlık hizmet tazminatının eksik ödendiği gerekçesiyle
ödeme işleminin iptali için açılan davalarda, tazminat miktarlarını
belirleyen tabloların Anayasa’nın 2., 10. ve 128.
maddelerine aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAzların GEREKÇESİ
İtiraz
başvurularının ortak gerekçesi şöyledir:
“Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen hukuk devleti,
her türlü işlem ve eylemi hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren
devlettir.
Öte yandan “hukuk devleti” ilkesi, yürütme organının
faaliyetlerinin yönetilenlerce belli ölçüde öngörülebilir olmasını,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesini, ekonomik ve
sosyal yaşamlarındaki tutum ve davranışlarını buna göre düzene sokabilmesini
gerektirir. Zira hukuk devletinin gereği olan belirlilik ve hukuki güvenlik
ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. Bunu gerçekleştirmenin
başlıca yolu ise kural konulmasını gerektiren durumlarda bunların genel,
soyut, anlaşılabilir ve sınırlarının belirli olmasını sağlamaktır.
Davada uygulanacak kural olan 926 sayılı Kanunun Ek
17’nci maddesinin (Ç) fıkrasının 1’inci bendinde yer alan tablo tazminat
miktarlarını belirleyen kuraldır. Bu kuralda ödeme yapılacak çalışanların
statülerine göre bu kişilere yapılacak ödemelerin tavan oranları ayrıntılı
olarak düzenlemiş, ancak yürütmeye bırakılan yetkinin sınırlarının
belirlenmesi açısından yapılacak ödemelerde herhangi bir taban oranı
belirlememiştir. Yürütmeye bırakılan yetkinin üst sınırı ve çerçevesi
belirlenirken alt sınırının belirlenmemiş olması, kuralda belirtilen
personelin alacakları sağlık hizmetleri tazminatlarında asgari bir garanti
içermemektedir. Bu nedenle dava konusu kural, devletin tüm işlem ve
eylemlerine bireylerin güven duymasını zedeleyici nitelik taşıdığından
hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ilkesine aykırılık
oluşturmaktadır.
Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre,
kamu personelinin özlük haklarına ilişkin esasların kanunla düzenlenmesi
gerekmektedir. Kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına,
genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi
verilemez. Ancak kanunda temel esaslar belirlenerek çerçevenin çizilmiş
olması koşuluyla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntılar yürütme
organının takdir yetkisine bırakılabilir. Yürütmeye bırakılan yetkinin üst
sınırı ve çerçevesi belirlenirken alt sınırının belirlenmemiş olması,
Anayasa’nın 128’inci maddesine de aykırıdır.
1219 sayılı Tababet
ve Şuabatı Sanatlarının İcrasına Dair Kanunun
29’uncu maddesinde; diş tabiplerinin, insan sağlığına ilişkin olarak,
dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene
dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin
teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile
ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkili oldukları
düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 06.04.2011 tarih ve 6225 sayılı Kanunla
eklenen Ek 13’üncü maddesinde, Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık
meslek mensuplarının hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak
tedavi planlayamayacağı ve reçete yazamayacağı hükmü bulunmaktadır. Bu
düzenlemelerden diş tabiplerinin diğer tabipler gibi hasta muayene, teşhis
ve tedavi yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
209 sayılı Kanunun
5’inci maddesinin 4’üncü fıkrasını değiştiren 5947 sayılı Kanunun 1’inci
maddesinin kimlere ne kadar ek ödeme verileceğini düzenleyen 1’inci
fıkrasının; “Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden
personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda
alacağı aylık (ek gösterge dâhil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam,
temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamının;
klinik şefleri ve şef yardımcıları ile uzman -tabip kadrosuna atanan
profesör ve doçentlerde yüzde 800’ünü, uzman tabip ve tıpta uzmanlık
mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar
ile uzman diş tabiplerinde yüzde 700’ünü, pratisyen tabip ve diş
tabiplerinde yüzde 500’ünü, idari sağlık müdür yardımcısı, hastane müdürü
ve eczacılarda yüzde 250’sini, başhemşirelerde yüzde 200’ünü, diğer
personelde ise yüzde 150’sini geçemez..." şeklindeki hüküm ile uzman
tabip ile uzman diş tabibi, pratisyen tabip ile pratisyen diş tabibi
alabilecekleri döner sermaye geliri tavanı olarak aynı oranlara tabi
tutulmuş ve tabip - diş tabibi ayrımı yapılmamıştır.
209 sayılı Kanunun
5’inci maddesine dayanılarak çıkarılan ve 12.05.2006 tarih ve 26166 sayılı
Resmi Gazetede yayınlanan, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurum ve
Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye gelirlerinden Ek Ödeme
Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında; herhangi
bir katkıya bağlı olmaksızın yapılacak ek ödeme oranları belirlenirken, diş
tabipleri ile tabipler (%180), uzman diş tabipleri ile uzman tabipler (%
335) arasında bir ayrım yapılmamıştır. Yine aynı Yönetmelikte tavan ek
ödeme tutarına esas katsayılar ( Tablo Ek-1) ile hizmet alanı kadro - unvan
katsayıları (Tablo Ek-2, Ek-3, Ek-4), uzman tabip ile uzman diş tabibi,
pratisyen tabip ile pratisyen diş tabibi için eşit olarak belirlenmiş, diş
tabipleri ile tabipler, uzman diş tabipleri ile uzman tabipler arasında bir
ayrım yapılmamıştır.
Buna karşın 926 sayılı Kanunun Ek-17’nci maddesinin (ç)
fıkrasının 1’inci bendinde yer alan tabloda tabip ve diş tabipleri ayrımı
yapılmış ve 3 ve 4’üncü sütunlarda diş tabiplerine daha düşük katsayılar
üzerinden tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştır. Sivil
tabiplerle askeri tabiplerin yine sivil diş tabipleriyle askeri diş tabiplerinin
sağlık hizmeti kapsamında eğitim, yetki ve sorumluluk bakımından aralarında
hiçbir fark bulunmamasına rağmen, sivil tabiplerle sivil diş tabiplerinin
alabilecekleri döner sermaye gelirlerinin tavanı aynı tutulup, askeri tabip
ve askeri diş tabiplerine ödenecek sağlık hizmetleri tazminatı
belirlenirken, askeri diş tabiplerine daha düşük oran belirlenmesi
Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
926 sayılı Kanunun Ek-17’nci maddesinin (ç) fıkrasının
1’inci bendinde yer alan tablonun 1’inci sütununda, öğretim üyesi
tabiplerle, öğretim üyesi diş tabiplerinin tazminat oranları da eşit
tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin 16.07.2010 tarih ve
E:2010/29, K2010/90 sayılı kararında; sağlık hizmetleri tazminatının, GATA’da öğretim üyesi olarak görev yapmanın değil tabip
olma statüsünün bir sonucu olduğu gerekçesi de dikkate alındığında,
tazminat oranları belirlenirken, öğretim üyeleri bakımından tabip - diş
tabibi ayrımı yapılmazken, öğretim üyesi olmayanlar bakımından bu ayrımın
yapılmasının haklı ve açıklanabilir gerekçesi bulunmamaktadır. Tazminat
oranlarına ilişkin düzenleme kendi içerisinde çelişmekte ve Anayasanın
eşitlik ilkesine aykırılık içermektedir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’na 21.1.2010 günlü 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam
Gün Çalışmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12.
maddesi ile eklenen iptale konu tazminat oranlarına ilişkin tabloların da
bulunduğu Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrası şöyledir:
“Ç) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında bulunan ve aşağıda
rütbeleri belirtilen personelden öğretim üyesi tabip, öğretim üyesi diş
tabibi, uzman tabip, uzman diş tabibi, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık
mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara
hizalarında gösterilen oranları geçmemek üzere orgeneral aylığının (ek
gösterge dâhil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda sağlık
hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.
|
RÜTBELER
|
TAZMİNAT ORANLARI (%)
|
|
Öğretim
Üyesi
Tabip-Diş Tabibi /Uzman Tabip
|
Tabip/Tıpta
uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar
|
Uzman Diş Tabibi
|
Diş Tabibi
|
|
General/Amiral
|
585
|
455
|
390
|
260
|
|
Kıdemli Albay
|
550
|
425
|
365
|
230
|
|
Albay
|
545
|
415
|
360
|
220
|
|
Yarbay
|
515
|
380
|
345
|
215
|
|
Kıdemli Binbaşı
|
500
|
370
|
340
|
210
|
|
Binbaşı
|
500
|
370
|
340
|
210
|
|
Kıdemli Yüzbaşı
|
460
|
320
|
305
|
175
|
|
Yüzbaşı
|
460
|
320
|
305
|
175
|
|
Kıdemli Üsteğmen
|
420
|
280
|
285
|
165
|
|
Üsteğmen
|
420
|
280
|
285
|
165
|
|
Teğmen
|
380
|
250
|
280
|
160
|
|
Asteğmen
|
370
|
240
|
270
|
130
|
Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında
görevli sivil öğretim üyesi tabiplere ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununa tabi olarak görev yapan uzman tabip, uzman diş tabibi, tabip ve
diş tabiplerine aşağıda belirtilen oranları geçmemek üzere en yüksek devlet
memuru aylığının (ek gösterge dâhil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan
miktarda sağlık hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.
|
DERECE
|
TAZMİNAT ORANLARI (%)
|
|
Öğretim
Üyesi Tabip/Uzman Tabip
|
Tabip/Tıpta
uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar
|
Uzman Diş Tabibi
|
Diş Tabibi
|
|
1
|
535
|
400
|
365
|
235
|
|
2-3
|
520
|
390
|
360
|
230
|
|
4-5
|
480
|
340
|
325
|
195
|
|
6-7
|
440
|
300
|
305
|
185
|
|
8-9
|
400
|
270
|
300
|
180
|
Sağlık hizmetleri tazminatının
oranları ile usul ve esasları, personelin rütbesi, unvanı, görevi, çalışma
şartları ve süresi, görev yeri ve özellikleri, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri
ve mesleki uygulamaları ve özellik arz eden
riskli bölümlerde çalışma gibi hizmete katkı unsurları esas
alınarak Maliye Bakanlığının görüşü, Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü
üzerine Milli Savunma Bakanlığınca belirlenir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında,
Anayasa’nın 2., 10. ve 128.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, 22.9.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında
2011/90 esas ve 2011/96 sayılı, 12.1.2012 gününde yapılan ilk inceleme
toplantısında ise 2012/2 ve 2012/3 esas sayılı dosyalarda eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun ise esas
inceleme aşamasında ele alınmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
v- birleştirme kararları
27.7.1967 günlü, 926
sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun Ek 17. maddesine
21.1.2010 günlü 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün
Çalışmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesi
ile eklenen (Ç) fıkrasının birinci bendinin dördüncü sütununun iptaline
karar verilmesi istemiyle yapılan 2011/96 esas sayılı davanın 22.9.2011
gününde, aynı fıkranın ikinci bendinin üç ve dördüncü sütunlarının iptaline
karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurularına ilişkin 2012/2 ve
2102/3 esas sayılı davaların ise, 12.1.2012 gününde aralarındaki hukuki
irtibat nedeniyle 2011/90 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMELERİNE,
2011/96, 2012/2 ve 2012/3 esas sayılı dosyaların esaslarının kapatılmasına,
esas incelemenin 2011/90 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Vı- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü
Selami ER tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Başvuru kararlarında;
926 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrasında yer alan ve iptali
istenen sütunların bulunduğu tablolarda sağlık tazminatı tavan oranlarının
belirlendiği, taban oranların ise belirlenmediği, bu nedenle düzenlemenin
asgari bir garanti içermediği, düzenlemenin kanunlarda bulunması gereken
genel, soyut ve anlaşılabilir nitelikte bulunmadığı, kuralların
sınırlarının belirli olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile kamu
personelinin özlük haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği yönündeki
Anayasa ilkesiyle bağdaşmadığı, ayrıca 209 ve 2547 sayılı Kanunlarda tabip
ve diş tabipleri arasında döner sermaye tavan oranlarının ayrım
yapılmaksızın belirlendiği, eğitim, yetki ve sorumlulukları arasında fark
bulunmayan dolayısıyla aynı statüde olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli
diş tabipleriyle tabipler arasında diş tabipleri aleyhine eşitsizliğe neden
olunduğu belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 2.,
10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz
konusu kural, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde (TSK) görevli öğretim üyesi tabip,
uzman tabip, uzman diş tabibi, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık
mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara
rütbe, memuriyet dereceleri ve unvanlarını esas alarak askerler için
orgeneral, siviller için en yüksek devlet memuru aylığına bağlı, sağlık
hizmetleri tazminatı getirmekte ve Kanun’da öngörülen tavan oranlarını
aşmayacak şekilde tazminat oranlarının belirlenmesini Maliye Bakanlığının görüşü ve Genel Kurmay Başkanlığının
uygun görüşü üzerine Milli Savunma Bakanlığına bırakmaktadır.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan
devlettir. Hukuk devletinde yasa koyucu, Anayasa kurallarına bağlı
olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın 10.
maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik
öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar
karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu
ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun
önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü
eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
Anayasa’nın 128.
maddesinin ikinci fıkrasında, “Memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri
saklıdır.”
denilmektedir.
Yasayla düzenleme
ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin yasayla konulmasını ve çerçevenin
yasayla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir düzenleme ile
uzmanlık gerektiren ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi
konusunda yürütme organına yetki verilmesi, yasayla düzenleme ilkesine
aykırılık oluşturmaz.
Yasa koyucunun,
çalışan personele ek ücret veya benzeri bir ödeme yapılmasını öngörürken,
hizmetin niteliği ve niceliğinin yanı sıra ülkenin ekonomik ve mali
kaynaklarını gözeterek tavan belirlemesi takdir yetkisi içindedir.
İptali istenen
tabloları içeren kural ile yasa koyucu, sağlık hizmetleri tazminatı alacak
olan kişileri rütbe ve statülerine göre ayırarak, bunlara ödenecek tazminat
tavan oranlarını ayrı ayrı belirlemiş, ayrıca
tazminatın hesaplanmasında esas alınacak kıstas aylığa da kanunda yer
vermiştir. Yapılacak ek ödeme için taban oranın belirtilmemesi, taban
oranının “0”
olması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla yapılacak ek ödeme oranı, 0” ile öngörülen tavan oranı
arasında kanunda bahsedilen usulde belirlenecektir.
Düzenlemeyle Yasa
koyucu, temel ilke ve çerçeveyi belirlemiş, uzmanlık gerektiren ve teknik
konulara ilişkin ayrıntılar hususunda idareye yetki vermiştir. Bu durumda
konunun genel çerçeve ve esaslarının kanunda saptanarak ayrıntı ve uzmanlık
gerektiren hususların idarece düzenlenmesi için yetki verilmesinde
Anayasa’da yer alan “yasayla düzenleme” ve “hukuk güvenliği” ilkelerine
aykırılık bulunmamaktadır.
İtiraz konusu kuralla TSK’da
görevli asker veya sivil tüm tabiplerine/diş tabiplerine, tabip sıfatıyla
hastalara verdikleri sağlık hizmeti koşuluna bağlı bir ödeme yapılması
öngörülmüştür. Düzenlemeyle TSK personeli tabipler ve diş tabiplerinin
ücretlerinde artış yapılmakta, ancak diş tabiplerinin ücretleri daha az
arttırılmaktadır. Yasa koyucu TSK’da ödenecek
sağlık hizmeti tazminatıyla ilgili olarak diş tabipliğini tabiplikten,
uzman diş tabipliğini de uzman tabiplikten ayırarak daha az tazminat
ödemeyi uygun görmüştür.
Yasa koyucu Anayasa’ya aykırı olmamak koşuluyla bir
uzmanlık alanında çalışanlara diğerlerine göre sunulan hizmet, hizmeti
sunan kamu görevlisinin unvanı ve diğer özelliklerini gözeterek daha fazla
tazminat ödemeyi uygun görebilir. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan
tabiplere tazminat ödenmesinin öngörülüp öngörülmemesi kadar bunun hangi
uzmanlık alanı veya unvana göre ne oranda uygulanacağının belirlenmesi de
Anayasa çerçevesinde Yasa koyucunun takdir yetkisi içindedir.
Diş tabipliği mesleği tabiplik mesleğinin bir kolu
olmakla beraber diğer tıp uzmanlıklarından ayrılmaktadır. Diş tabiplerinin
diğer tabiplerden farklı fakültelerden mezun olmaları, 1219 sayılı Tababet
ve Şuabatı San’atlarının
Tarzı İcrasına Dair Kanun’da tabipler ve diş tabipleri için ayrı bölümler
bulunması, diş tabiplerinin uzmanlık sınavının (DUS) tıpta uzmanlık
sınavından (TUS) ayrı yapılması bu farklılığı göstermektedir. Bu durumda TSK’da görevli diş tabiplerinin her zaman ve her
koşulda TSK’da görevli diğer tabiplerle aynı
hukuki statüde oldukları ve dolayısıyla aynı kurallara tabi olmaları
gerektiği söylenemez.
Ayrıca başvuru gerekçelerinde kıyaslama yapılan döner
sermaye ücreti ile sağlık hizmeti tazminatı aynı ödeme biçimi
olmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Döner
sermaye, üretilen hizmete ve elde edilen gelire bağlı yapılan değişken bir
ödemedir. Yapılacak ödemeler, ilgili sağlık kuruluşunun dağıtabileceği
aylık döner sermaye miktarına, tabibin teşhis veya tedavi amaçlı işlem
sayısına, yönetmelikle her işlem için belirlenen puana bağlı olarak
değişmektedir. Bunun yanında sağlık hizmetleri tazminatı yönetmelikle
belirlenen sabit oranlı kesin bir ödeme türüdür.
Açıklanan nedenlerle
itiraz konusu kurallar, Anayasa’nın 2., 10. ve
128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR,
Zehra Ayla PERKTAŞ ve Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
VII- SONUÇ
27.7.1967 günlü, 926
sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun Ek 17. maddesine,
21.1.2010 günlü, 5947 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile eklenen (Ç)
fıkrasının:
1- Birinci bendinde yer alan tazminat oranlarına
ilişkin tablonun;
a- “Uzman Diş Tabibi” başlıklı üçüncü sütununun,
b- “Diş Tabibi” başlıklı dördüncü sütununun,
2- İkinci bendinde yer alan tazminat oranlarına ilişkin tablonun;
a- “Uzman Diş Tabibi” başlıklı üçüncü sütununun,
b- “Diş Tabibi” başlıklı dördüncü sütununun,
Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Engin YILDIRIM’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 17.5.2012 gününde
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- İptal istemine konu 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’nun Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrasının birinci bendi, rütbeli sağlık personeline ödenecek
“sağlık hizmetleri tazminatı”nı düzenlemekte ve
şu dört sütun halinde rütbelere göre
(general/amiral/asteğmen) tazminat oranları belirtilmektedir:
(a) Öğretim üyesi tabip-diş tabibi-uzman tabip. (GATA’da görevli öğretim üyelerinin tabip ya da diş
tabibi olmaları bir farklılık olarak değerlendirilmemiş ve aynı rütbede olan
öğretim üyesi tabip/diş tabibi/uzman tabiplere aynı tazminat oranları
öngörülmüştür.)
(b) Öğretim üyesi statüsünde bulunmayan tabipler
ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar.
(c) Uzman diş tabipleri.
(d) Diş tabipleri. (uzman olmayanlar)
Ek 17. maddenin (Ç) fıkrasının ikinci bendi ise
Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli sivil statüdeki sağlık personeline ödenecek “sağlık hizmetleri tazminatı”nı düzenlemekte ve şu dört sütun halinde
derecelerine göre (1. - 9. dereceler) tazminat oranları belirtilmektedir:
(a) Öğretim üyesi tabip ve uzman tabip.
(b) Öğretim üyesi statüsünde bulunmayan tabipler
ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar.
(c) Uzman diş tabipleri.
(d) Diş tabipleri.
2- Ek 17. maddenin (Ç) fıkrasının birinci ve ikinci bendlerinin incelenmesinden şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:
(1) Rütbeli (üniformalı) öğretim üyeleri yönünden
tabip-diş tabibi-uzman tabip ayrımı yapılmamış ve aynı rütbede olmak
kaydıyla bunlara aynı oranda sağlık hizmetleri tazminatı ödenmesi
öngörülmüştür.
(2) Rütbeli olmayan (yani sivil statüdeki) öğretim
üyesi tabip ve diş tabipleri de kendi arasında ayrılmamakla birlikte,
bunlara asker öğretim üyelerine nazaran, derecelerine göre daha düşük
oranda sağlık hizmetleri tazminatı verilmesi öngörülmüştür.
(3) Öğretim üyesi olmayan rütbeli (üniformalı)
tabip/tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ile yine öğretim üyesi
olmayan uzman diş tabipleri aynı statüde değerlendirilmemiş ve bunlara ayrı
sütunlar halinde, rütbelerine göre öngörülen sağlık hizmetleri tazminatı
verilmiştir.
(4) Öğretim üyesi olmayan rütbeli (üniformalı) diş
tabiplerine de yine ayrı bir sütun halinde rütbelerine göre sağlık
hizmetleri tazminatı ödenmesi öngörülmüştür.
(5) Öğretim üyesi olmayan sivil statüdeki
tabip/tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlara, emsalleri rütbeli
sağlık personeline nazaran daha düşük oranlarda sağlık hizmetleri tazminatı
verilmesi, ayrı bir sütun halinde öngörülmüştür.
(6) Öğretim üyesi olmayan sivil statüdeki uzman diş
tabiplerine, emsalleri rütbeli uzman diş tabiplerine nazaran daha düşük
oranlarda sağlık hizmetleri tazminatı verilmesi, ayrı bir sütun halinde
öngörülmüştür.
(7) Öğretim üyesi olmayan sivil statüdeki diş
tabiplerine, emsalleri rütbeli diş tabiplerine nazaran daha düşük oranlarda
sağlık hizmetleri tazminatı verilmesi, ayrı bir sütun halinde
öngörülmüştür.
3- Davanın somutunda, birleştirilen üç ayrı itiraz başvurularından
birinde, doktora yapmış bir diş tabibi Kd. Albay
söz konusu olup; 926 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrasının birinci
bendinin 3. sütununa göre almakta olduğu sağlık hizmetleri tazminatı oranı
(%365), aynı bentte 2. sütunda düzenlenen askeri tabip ve uzman tabiplerden
binbaşı rütbesinde olanlara verilecek tazminat oranına (%370) tekabül
etmektedir. Keza diğer itiraz başvurusunda, istisnai
memur statüsündeki bir sivil uzman diş tabibi söz konusu olup 1. derecede
bulunması itibariyle, 926 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrasının
ikinci bendinin 3. sütununa göre verilen sağlık hizmetleri tazminatı oranı
(%365), birinci bentte muadili olduğu (211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
İç Hizmetleri Kanunu Md. 116/g uyarınca) “albay” rütbesi için öngörülen
(davacı öğretim üyesi tabip albay gibi değerlendirilmesi gerektiğini ifade
etmektedir.) tazminat oranından (%545) düşüktür. Yine üçüncü itiraz
başvurusunda, 5. derecede bulunan bir sivil diş tabibi sözkonusu
olup, 926 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin (Ç) fıkrasının ikinci bendinin
dördüncü sütununa göre verilen sağlık hizmetleri tazminatı oranı (%195),
aynı bendin ikinci sütununda yer alan emsali derecedeki bir sivil tabibin aldığı
tazminat oranından (%340) düşüktür.
Yukarıda
açıklanmaya çalışılan örneklerden de anlaşılacağı üzere, kendilerine
“sağlık hizmetleri tazminatı” ödenecek Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli
diş tabipleri statü, kariyer ve rütbeli olup olmadıkları gibi bir çok kriterler gözetilerek farklı bir düzenlemeye tâbî tutulmuşlardır. Bu meyanda iptale konu kurallardan
şu sonuçların çıkarılması mümkündür:
(a) GATA’da görevli öğretim üyesi diş tabipleri aynı
tabipler gibi mütalâa edilerek, kendilerinin rütbelerine göre tabipler gibi
tazminat almaları sağlanmıştır.
(b) GATA’da görevli öğretim üyesi olmayan diş tabipleri ise
asker (rütbeli) ya da sivil memur statüsünde olup olmadıklarına göre şu
esaslara tâbî tutulmuştur:
(1) Subay
statüsündeki diş tabipleri, uzman olanlar ve uzman olmayanlar olmak üzere
iki ayrı statüde değerlendirilmiş ve bunlara öğretim üyesi diş tabiplerine
nazaran daha düşük oranlarda tazminat verilmesi öngörülmüştür. (17. Md. nin (Ç) fıkrasının birinci bendinin 3. ve 4.
sütunları).
(2) Türk
Silahlı Kuvvetleri’nde görevli sivil (devlet memuru) statüdeki diş
hekimleri de ayrı bir tabloda, yine uzman olup olmadıklarına göre iki ayrı
statüde değerlendirilmiş ve bunlara subay diş hekimi emsallerine göre dahi
daha düşük oranlarda tazminat verilmesi esası getirilmiştir. (17. Md. nin (Ç) fıkrasının ikinci bendinin 3. ve 4. sütunları).
Bu tespitten
de açıkça görüleceği üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli diş
tabiplerinden sadece GATA’da görevli subay
statüsündeki öğretim üyeleri, tabip emsalleri ile aynı mütalâa edilmiş;
bunun dışındakiler ise subay-sivil statüsünde olup olmadıkları ve ayrıca
uzman olup olmadıkları kriterleri göz önüne alarak
tabip emsallerine nazaran farklı mütalâa edilerek, kendilerine tabiplere
ödenen sağlık hizmetleri tazminatından daha düşük oranda tazminat verilmesi
kuralı getirilmiştir. Bu karmaşık düzenlemenin kendi içinde yarattığı
eşitsizlik bir yana, tabiplerle diş tabipleri arasında yarattığı
eşitsizliğin de hukuken haklı bir yanı olmadığı değerlendirilmektedir.
İtiraz
başvurusu gerekçesinde de dile getirildiği üzere, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 29.
ve Ek 13. maddeleri uyarınca tabipler ve diş tabipleri hasta muayene, teşhis
ve tedavi yönlerinden aynı yetkilere haiz olup; 209 sayılı Sağlık
Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine
Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca da “uzman
tabipler ve uzman diş tabipleri” ile “pratisyen tabip ve diş tabipleri”
ayrı ayrı ancak eşit iki kategoride mütalâa
edilerek, kendilerine buna göre aylık ek ödeme yapılması öngörülmüştür. Diğer bir
deyişle, uzman tabiplerle uzman diş tabipleri ve pratisyen tabiplerle uzman
olmayan (pratisyen) diş hekimleri aynı statüde değerlendirilerek, ödemeler
bakımından tabip-diş tabibi ayırımı yapılmamıştır. Oysa iptal istemine konu
kurallarla subay statüsündeki öğretim üyeleri dışındaki diş tabipleri ile
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli subay statüsündeki tabipler arasında
bir ayırım yapılmış ve kendilerine yukarıda açıklanan statü kariyer ve
derecelerine göre tabiplerden daha düşük tazminat ödenmesi esası
öngörülmüştür. İnsan sağlığıyla ilgili bu çok yakın iki branşın
özelliklerinden kaynaklanan ayırımın maddi bakımdan farklı yansımalarının
genel kamu ve üniversiteler yönünden değil de sadece Türk Silahlı
Kuvvetleri’nde yapılmasını haklı kılan herhangi bir hukuki nedenin yokluğu
karşısında, söz konusu düzenlemelerin (kuralların) Anayasa’nın eşitlik
ilkesine aykırı düştüğü açıktır. Çünkü, bu
farklılığı hukuken haklı kılacak bir neden olmadığı gibi, aşağıda işaret
edilen Anayasa Mahkemesi kararlarında da aksi yönde saptamalar
bulunmaktadır.
4- Anayasa Mahkemesi’nin
16.7.2010 tarih ve E.2010/29, K.2010/90 sayılı kararında (RG.
4.12.2010, s.27775) hekimlik mesleği hakkında (diş
tabiplerini de kapsar biçimde) şu değerlendirme yapılmaktadır: “… hekimlik, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan ve bireyin
en önemli hakkı olan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkı ile doğrudan ilgili bir meslektir. Kişilerin maddi ve manevi
varlıklarını geliştirebilmelerinin, mutlu ve huzurlu olabilmelerinin
başlıca şartı, ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp bu
hizmetlerden yararlanabilmeleridir. Devlet için bir görev kişiler için de
bir hak olan bu amacın gerçekleştirilmesine bu haktan yararlanmayı
zorlaştırıcı ya da zayıflatıcı düzenlemeler Anayasa’ya aykırı düşer. Sağlık
hizmetleri doğrudan yaşam hakkı ile ilgili olmak nedeniyle diğer kamu hizmetlerinden
farklıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı, mahiyeti
itibariyle ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahiptir. İnsanın en
temel hakkı olan sağlıklı yaşam hakkı ile bu yaşamın sürdürülmesindeki yeri
tartışmasız olan hekimin statüsünün de bu çerçevede değerlendirilerek diğer
kamu görevlileri ile bu yönden farklılığının gözetilmesi gerekir… İptal konusu ibarede tabiplerin, diş tabiplerinin ve
tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, maddenin ikinci fıkrasında
yer verilen bentlerden yalnız birinde yer alan kurumlarda mesleklerini icra
edebilecekleri belirtilerek, herhangi bir istisnaya yer verilmeksizin
düzenleme yapılmasının, Anayasa’da güvence altına alınan yaşam hakkı ile
herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmeyi ilkelerine
aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle
dava konusu ‘bentlerden yalnızca birindeki’ ibaresi Anayasa’nın 17. ve 56.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”
Yine Anayasa
Mahkemesi’nin 5.2.2009 tarih ve E.2006/53, K.2009/21 sayılı kararında (RG. 28.3.2009, s.27183)
öğretim üyeliği (tabip-diş tabibi ayırımı yapılmadan) statüsü ile subaylık
statüsü arasındaki ilişkinin ve ödenecek tazminat bakımından emsal
rütbedeki subayların rütbelerine göre bir tavan öngörülmesinin Anayasa’ya
aykırılığı şu gerekçeye dayandırılmıştır:
“…itiraz
konusu kuralla, 926 sayılı Yasa’ya tabi olup profesör ve doçent unvanına
sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik
kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan subaylara ödenen görev
tazminatının aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla
olamayacağı belirtilerek, öğretim üyeleri yönündeki bir sınırlama
getirilmektedir. Bu subaylara diğer subaylardan farklı tazminat ve ödenek
verilmesi öğretim üyeliği görevinin gereğidir. Görev tazminatı, öğretim
üyeliği görevinin niteliği ve özelliği göz önünde bulundurularak
saptandığına göre rütbe ve kıdem, tazminatın belirlenmesinde etkileyici
olmamalıdır. Başka bir anlatımla, bu tazminat ilgililere, belirli
bir rütbe ve kıdemde oldukları için değil, usulüne uygun bir şekilde
akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan profesör ve doçent
oldukları için verilmektedir. Kural kapsamındaki profesör ve doçent
unvanına sahip subaylar, bu görev gereği görev tazminatı alma hakkını
kazanma bakımından diğer yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim
elemanlarıyla aynı hukuksal durumdadır. Sözkonusu
profesör ve doçentlerin, öğretim üyeliği hizmeti dışındaki bir hizmetle
kıyaslama yapılmak suretiyle, görev tazminatlarının sınırlandırılması,
askeri hizmetin gereklerinden kaynaklanan bir nedene de dayandırılamaz. Açıklanan
nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir…”
Davanın somutunda
da işaret edilen Anayasa Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler ışığında;
ortada askeri hizmet gereklerinden kaynaklanan bir nedenin söz konusu
olmamasına, kamu ve üniversitelerde tazminat yönünden “uzman tabip-uzman
diş tabibi” ve “pratisyen tabip-pratisyen diş tabibi” arasında bir ayırım
yapılmamasına, Anayasal kuralların ve bu meyanda hukuk devleti ilkesinin
böyle bir düzenlemeyi haklı kılmamasına karşın, askeri tabiplerle diş
hekimleri (rütbeli ve sivil memur statüsünde olanlar) arasında “sağlık hizmetleri
tazminatı” yönünden getirilen ve kendi içinde dahi tutarlılığı bulunmayan
düzenlemelerin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı düştüğü kuşkusuzdur.
Açıklanan
nedenlerle itiraz başvurularına konu kuralların iptaline karar verilmesi
gerektiği kanaatine vardığımızdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına
katılmıyoruz.
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
|
Üye
Engin
YILDIRIM
|
|