|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2012/28
Karar Sayısı : 2012/134
Karar Günü : 27.9.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Kırıkkale İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 25.4.2001 günlü, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim
Kanunu’nun 15. maddesinin onbirinci fıkrasında
yer alan “...dört katını...”
ibaresinin Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kırıkkale Polis Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken
Polis Akademisi Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda,
disiplinsizlik nedeniyle okulla ilişiği kesilen davacı için yapılan
masraflara karşılık çıkarılan borcun 1 ay içinde ödenmesi gerektiğine, aksi
takdirde yasal işlemlere başlanılacağına ilişkin işlemin iptali istemiyle
açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Maddi Olay ve Uygulanacak Hüküm Konusu:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 152.
maddesinin 1. fıkrasında “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir
kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse
veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu
kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar
davayı geri bırakır” hükmüne, 3. fıkrasında ise, “Anayasa Mahkemesi, işin
kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve
açıklar. Bu süre içinde karar
verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre
sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar
kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.” kuralına yer
verilmiştir.
Bakılan davada, dava konusu işlemin, Kırıkkale
Polis Meslek Yüksekokulu öğrencisi iken okulla ilişiği kesilen davacı için
yapılan masraflara karşılık çıkartılan 26.811,32 TL borcun bir ay içinde
ödenmesi gerektiğine, aksi takdirde yasal işlemlere başlanılacağına ilişkin
28.01.2011 tarih ve 81 sayılı Kırıkkale Polis Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü
işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin 28.03.2011 tarih ve
202 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış olması ve uyuşmazlığın, polis
adaylarının kendilerine mevzuat hükümleri ile yüklenen mecburi hizmet
yükümlülüğünü yerine getirmeden ilişiklerinin kesilmesi nedeniyle çıkarılan
borcun tahsiline ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle, davada Mahkememiz
açısından uygulanacak “kanun hükmü”nün, polis
adaylarına mecburi hizmet yükümlülüğü getiren ve bu yükümlülüğün yerine
getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımı düzenleyen 4652 sayılı Polis
Yükseköğretim Kanunu’nun 15. maddesinin 11. fıkrasında yer alan “... dört katını ...” ibaresi olduğu sonucuna varılmıştır.
İLGİLİ KANUN
MADDELERİ:
4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu’nun 1.
maddesinde, “Bu Kanunun amacı, Türk Polis Teşkilatının en yüksek öğretim
kurumu olan Polis Akademisi ve bağlı fakülteler, enstitüler ile polis
meslek yüksek okullarındaki yüksek öğretim ile ilgili amaç ve ilkeleri
belirlemek, bu okulların teşkilatlanmasını, görev ve sorumluluklarını, eğitim-öğretim,
araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrenciler ile ilgili esasları
düzenlemektir. Bu Kanun, Akademi
ve buna bağlı eğitim-öğretim kurumlarını, yönetim ve öğretim organlarını,
bunların işleyişini, görev, yetki ve sorumluluklarını, eğitim ve öğretim
esaslarını ve bu konulara ilişkin diğer hususları kapsar.” kuralına yer
verilmiş, aynı Kanun’un “Öğrenci Kaynağı, Öğrencilerin İstihkakları, Özlük
İşlemleri, Mecburi Hizmet Yükümlülüğü İle Evlenme Yasağı” başlıklı 15.
maddesinin 10. fıkrasında, “Fakülte, enstitü ve polis meslek yüksek
okullarında lisans, lisans üstü veya ön lisans
eğitimi yapanlar (yabancı uyruklular hariç) her öğretim yılı karşılığında
iki yıl süreyle mecburi hizmetle yükümlüdürler.” kuralı, 11. fıkrasında
ise,“Bunlardan mezun olup
olmadığına bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre içinde,
istifa edenler veya ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç işleyenler ya
da sağlık sebebi hariç, başka herhangi bir sebeple ayrılanlar, yükümlülük
sürelerinin eksik kısmı ile orantılı olarak kendilerine yapılmış olan
öğretim masraflarının dört katını
tazminat olarak ödemek zorundadırlar.”
hükmü bulunmaktadır.
ANAYASAYA
AYKIRILIK NEDENLERİ VE İLGİLİ ANAYASA MADDESİ:
ANAYASANIN 10.
MADDESİ YÖNÜNDEN;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
“Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. maddesinde,
“Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet
bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.” kuralı yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da
belirtildiği üzere, yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı
olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her
yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları
gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasaya aykırı olduğu
düşünülen itiraz konusu Yasa maddesi ile, emniyet teşkilatının
personel ihtiyacının karşılanması amacıyla eğitim ve öğretim faaliyetinde
bulunan Polis Akademisi’ne
bağlı fakülte, enstitü ve polis meslek yüksek okullarında lisans, lisans
üstü veya ön lisans eğitimi yapanların (yabancı uyruklular hariç) her
öğretim yılı karşılığında iki yıl süreyle mecburi hizmetle yükümlü
oldukları kurala bağlandıktan sonra, bu kurumlarda eğitim görenlerden,
mezun olup olmadığına bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre
içinde, istifa edenler veya ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç
işleyenlerin ya da sağlık sebebi hariç, başka herhangi bir sebeple ayrılanların,
yükümlülük sürelerinin eksik kısmı ile orantılı olarak kendilerine yapılmış
olan öğretim masraflarının dört katını tazminat olarak ödemek zorunda
oldukları yönünde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Emniyet teşkilatının personel ihtiyacının karşılanması
amacıyla verilen özel nitelikteki bir eğitim karşılığında, bu eğitimden
yararlananlara belirli bir süre mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmesinde
ve bu yükümlülüğe uymayanlara belirli bir yaptırım uygulanmasında hukuka
aykırı bir durumun söz konusu olmadığı açıktır. Ancak aynı hukuki statüde
bulunan ve mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişilere (polis
adaylarına) farklı yaptırımlar uygulanmasını öngören düzenlemelerin
Anayasanın 10. maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesine
aykırı sonuçlar doğuracağı açıktır.
4652 sayılı Kanunda öngörülen eğitim süreci ve
mecburi hizmet yükümlülüğü sistemine benzer bir sistemi içeren bir kural,
yine Emniyet Teşkilatının personel ihtiyacının karşılanması amacıyla 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na 5336 sayılı Kanunun 2. maddesiyle
eklenen Ek-24. maddede yer almaktadır. Anılan maddenin
5997 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik 2. fıkrasında, en az dört yıllık
yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği kabul edilen yurt
dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olup, sınav tarihi itibarıyla
28 yaşından gün almayan erkek ve bayanlar ile askerliğini yapmış 30
yaşından gün almamış erkek adaylar arasında yapılacak seçme sınavında
başarılı olanların, altı aydan az olmamak üzere polis meslek eğitimine
alınması öngörülmüş, 3. fıkrada, “Polis meslek eğitim merkezlerinde
eğitim-öğretim, parasız yatılı ve üniformalı olup, öğrencilerin iaşe, ibate
ve sağlık giderleri ile diğer istihkakları Devletçe karşılanır. Ayrıca,
öğrencilere polis meslek yüksek okulu öğrencilerine ödenen miktar kadar
harçlık ödenir.” hükmüne, 4. fıkrada, “Polis meslek eğitim merkezlerindeki
eğitim-öğretim süresi içerisinde; giriş şartlarını taşımadıkları sonradan
anlaşılanlar, eğitim ve öğretimini başarı ile tamamlayamayanlar, sağlık ve
disiplin yönünden polis olamayacağına yetkili kurullarca karar verilenlerin
polis meslek eğitim merkezleri ile ilişikleri kesilir. Sağlık veya
ölüm dışındaki nedenlerle ilişiği kesilenlerden, ödenen harçlık ve yapılan masraflar kanuni faizi ile birlikte
tahsil edilir.” kuralına yer verilmiş, 5. fıkrada ise, “Polis meslek eğitim
merkezlerinde eğitimlerini başarı ile tamamlayanlar, Emniyet Genel
Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru olarak atanırlar. Bu şekilde
atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara
nakil yoluyla atanamazlar. Bu süre zarfında memuriyetten çekilen, çekilmiş
sayılan, meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası alan ve aslî memurluğa
atanamayarak ilişiği kesilenler, mecburi hizmet sürelerinin kalan her yılı
için, kendilerine yapılmış olan öğretim
masraflarını tazminat olarak ödemek zorundadırlar.” kuralı yer
almıştır.
Belirtilen yasa hükümlerine göre, 4652 sayılı Yasa ile, emniyet teşkilatının personel ihtiyacının
karşılanması amacıyla kurulan Polis Akademisi’ne bağlı fakülte, enstitü ve
polis meslek yüksekokullarında öğrenim gören ancak mecburi hizmet
yükümlülüğünü yerine getirmeden ayrılanların, kendilerine yapılan öğretim
masraflarının “dört katını” tazminat olarak ödemeleri öngörülmüşken, 3201 sayılı
Kanunun Ek-24. maddesi ile kurulan ve aynı amaçla eğitim verilen polis
meslek eğitim merkezlerinde öğrenim gören, polis meslek yüksekokullarında
öğrenim gören öğrencilerle aynı hukuki statüde bulunan “polis adayı
öğrencilerin” aday polis memurluğuna atanmadan önce veya aday polis memuru
olarak atandıktan sonra, aynı yükümlülüğü yerine getirmemeleri durumunda,
kendilerine ödenen harçlık ve yapılan masrafların yasal faizi ile birlikte
tahsil edilmesinin kurala bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, itiraz konusu yasal düzenleme ile, yasal olarak aynı hukuki statüde bulunan ve polis
olarak atanmaları öncesinde, idarece yürütülen bir eğitime tabi tutulan
kişilerden, 4652 sayılı Kanuna tabi olarak eğitim verilen kişiler ile 3201
sayılı Kanuna tabi olarak eğitilenler arasında, mecburi hizmet
yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle uygulanacak yaptırımlar
yönünden, yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu düşünülen bir farklılığın
oluşmasına neden olunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Her ne
kadar 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu’nun 15. maddesinde kurala
bağlanan ve ilgili yönetmelikle ayrıntıları düzenlenen mecburi hizmet
yükümlülüğüne tabi olanlarla, 3201 sayılı Kanunun Ek-24. maddesindeki kural
uyarınca polis meslek eğitim merkezlerinde eğitime tabi tutulanlar
arasında, eğitimin süresi açısından bir farklılık bulunduğu ve 3201 sayılı
Kanuna göre, “aday polis memuru” olarak atananların ayrılması durumunda
ödenecek tazminatın ayrıca düzenlendiği görülmekte ise de, her iki Yasaya
göre de tazminat yükümlülüğünün sebebinin “mecburi hizmetin yerine
getirilmemesi” olduğu, eğitim süresindeki farklığının ise tazminata konu
edilecek eğitim masraflarının toplam miktarını etkileyecek bir unsur
olduğu, tazmin edilecek tutarın yapılan masrafların “dört katı” olarak
belirlenmesinin gerekçesini oluşturamayacağı açıktır. Esasen, 3201 sayılı
Kanunun Ek-24. maddesinde de, polis meslek eğitim merkezlerinde eğitime
tabi tutulan öğrencilere, polis meslek yüksek okulu öğrencilerine ödenen
miktar kadar harçlık ödenmesinin de öngörülmüş olması karşısında, anılan
eğitim merkezleri ile polis meslek yüksekokullarında yürütülen eğitim
faaliyetleri için yapılan masrafların bir kısmının da birbiriyle aynı
olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, itiraz konusu ibarenin, aynı
hukuki statüde bulunan (gördüğü eğitim nedeniyle mecburi hizmetle yükümlü
olan) kişilere, aynı amaçla verilen eğitim nedeniyle yapılan masraflar
karşılığında öngörülen aynı nitelikteki mecburi hizmet yükümlülüğünün
yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırım niteliğindeki tazminat
sorumluluğunu, yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı olarak düzenlediği
düşünülmüştür.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, 4652 sayılı Polis
Yükseköğretim Kanunu’nun 15. maddesinin 11. fıkrasında yer alan “... dört katını ...”
ibaresinin Anayasanın 10. maddesine aykırı olduğu kanaati ile iptalinin
talep edilmesine, dava dosyasının tüm belgeleriyle onaylı suretlerinin
oluşturularak Anayasa Mahkemesi’ne sunulmasına, 14/02/2012 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
25.4.2001 günlü, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim
Kanunu’nun itiraz konusu ibareyi de
içeren 15. maddesi şöyledir:
“Madde
15- Fakültenin esas öğrenci kaynağı polis kolejidir. İhtiyaç halinde,
lise ve dengi okulları bitirenler arasından yönetmelikle belirtilecek
şartları taşıyan öğrenciler de fakülteye alınabilirler.
İlgili devletlerle yapılacak ikili
anlaşmalara bağlı olarak yabancı uyruklu öğrencilerin Akademiye kabul edilmeleri
Bakanın onayı ile olur.
Yabancı uyruklu öğrenciler
eğitim-öğretimi izleyebilecek Türkçe dil yeterliklerinin sınav ile tespit
edilmesinden sonra öğretime başlatılır.
Yabancı uyruklu öğrenciler Akademi
öğrencilerine uygulanan kurallara uymakla yükümlüdür.
Polis Koleji mezunlarından
yönetmelikle belirlenecek şartları taşıyanlar ve açılacak sınavda başarılı
olanlar, Polis Akademisine bağlı fakültelere denkliği Bakanlıkça belirlenen
yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarına gönderilebilirler. Bunların
eğitim, barınma, iaşe, ulaşım ve sağlık giderleri için Genel Müdürlük
bütçesinden, tutarı İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca belirlenecek
miktarda ödenek verilir. Bu öğrenciler mecburi hizmet konusunda Polis Akademisine
bağlı fakültelerde okuyan öğrencilerin sahip oldukları hak ve yükümlülüklere
tabidir.
Akademiye alınacak öğrencilerin
nitelikleri ile giriş esas ve şartları yönetmelikle belirlenir.
Öğrenciler, Akademi bünyesinde
ücretsiz iaşe edilir, yatırılır, sağlık giderleri ve yönetmelikte tespit
edilecek ihtiyaçları Devletçe karşılanır.
Fakülte ve polis meslek yüksek okulu
öğrencilerine ayrıca, harp okullarında bulunan askeri öğrencilere ödenen
miktarda harçlık ödenir.
Öğrencilerin statülerinin
gerektirdiği iş ve işlemler Başkanlıkça yürütülür.
Fakülte, enstitü ve polis meslek
yüksek okullarında lisans, lisans üstü veya ön
lisans eğitimi yapanlar (yabancı uyruklular hariç) her öğretim yılı
karşılığında iki yıl süreyle mecburi hizmetle yükümlüdürler.
Bunlardan mezun olup olmadığına
bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre içinde, istifa edenler
veya ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç işleyenler ya da sağlık
sebebi hariç, başka herhangi bir sebeple ayrılanlar, yükümlülük sürelerinin
eksik kısmı ile orantılı olarak kendilerine yapılmış olan öğretim
masraflarının dört katını tazminat
olarak ödemek zorundadırlar.
Fakülteye evli öğrenci alınmaz ve
öğrenciler öğrenimleri süresince evlenemezler.
Polis koleji ile ilgili mecburi
hizmet yükümlülüğüne ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. maddesine
dayanılmış; 2. madde ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN,
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin
YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal
Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımıyla
30.3.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi
Raportörü Canbulut ŞAŞMAZ tarafından hazırlanan
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili
görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kural ile yasal
olarak aynı hukuki statüde bulunan ve polis olarak atanmaları öncesinde,
idarece yürütülen bir eğitime tabi tutulan kişilerden, 4652 sayılı Kanun’a
tabi olarak eğitim verilen kişiler ile 3201 sayılı Kanun’a tabi olarak
eğitilenler arasında, mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
nedeniyle uygulanacak yaptırımlar yönünden, yasa önünde eşitlik ilkesine
aykırı bir farklılığın oluşmasına neden olunduğu, her iki Kanun’a göre de
tazminat yükümlülüğünün sebebinin “mecburi
hizmetin yerine getirilmemesi” olduğu, dolayısıyla itiraz konusu
ibarenin aynı hukuki statüde bulunan (gördüğü eğitim nedeniyle mecburi
hizmetle yükümlü olan) kişilere, aynı amaçla verilen eğitim nedeniyle
yapılan masraflar karşılığında öngörülen aynı nitelikteki mecburi hizmet
yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırım
niteliğindeki tazminat sorumluluğunu yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı
olarak düzenlediği, bu nedenle kuralın
Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle
itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun itiraz
konusu kuralında yer aldığı 15. maddesinde; fakülte, enstitü ve polis
meslek yüksek okullarında ön lisans, lisans veya lisansüstü eğitimi
yapanların her öğretim yılı karşılığında iki yıl süreyle mecburi hizmetle
yükümlü oldukları, bunlardan mezun olup olmadığına bakılmaksızın mecburi
hizmetle yükümlü olduğu süre içinde, istifa edenler veya ilişiğinin
kesilmesini gerektiren bir suç işleyenler ya da sağlık sebebi hariç, başka
herhangi bir sebeple ayrılanların, yükümlülük sürelerinin eksik kısmı ile
orantılı olarak kendilerine yapılmış olan öğretim masraflarının dört katını
tazminat olarak ödemek zorunda oldukları kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen “kanun önünde eşitlik” ilkesi,
hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli
değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı
durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İnsanların güvenli ve huzurlu bir ortamda
yaşamaları için önemli bir görev ifa eden Emniyet Teşkilatının esas
personel kaynağı polis meslek yüksek okullarıdır. 26.4.2005
günlü, 5336 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un 2. maddesiyle 4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet
Teşkilatı Kanunu’na eklenen ek 24. maddedeki düzenlemeyle getirilen polis
eğitim merkezleriyle esas olarak, polis meslek yüksek okullarından mezun
olan polis adayı sayısının Emniyet Teşkilatının ihtiyacına cevap verememesi
ve bu nedenle, polis memuru istihdamı açısından yeni 2 yıllık polis meslek
yüksek okulları açmak yerine, gelişen bilim ve teknolojiye daha kolay uyum
sağlayabilen, 4 yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olanlara en az 6
ay temel polis eğitimi verecek polis meslek eğitim merkezlerinin açılması
ve Teşkilatın personel ihtiyacının kısa sürede karşılanması amaçlanmıştır.
Polis meslek yüksek okulları, 4652 sayılı Polis
Yüksek Öğretim Kanunu’nda düzenlenmiş ön lisans düzeyinde eğitim-öğretim
yapan bir yüksek öğretim kurumudur. Polis meslek eğitim merkezleri ise 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nda düzenlenmiş, Emniyet Genel Müdürlüğü
Eğitim Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren meslek öncesi bir
kurs niteliğindedir. Başka bir anlatımla güvenlik
hizmetlerinin etkin ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi ve personel
ihtiyacının hızla giderilmesi amacıyla faaliyet gösteren ve öğrencilerinin
6 aylık eğitim sonunda aday polis memuru olarak atandığı polis meslek
eğitim merkezleri ile ön lisans düzeyinde 2 yıllık eğitim-öğretim yapan ve
bir yüksek öğretim kurumu olan polis meslek yüksek okullarının aynı konumda
olmadıkları görülmektedir. Dolayısıyla polis meslek yüksek
okullarında okuyan öğrenciler ile polis eğitim merkezlerinde okuyan
öğrencilerin aynı hukuksal statüye sahip olmadıkları açıktır. Buna göre, 4652
sayılı Kanun’a tabi olarak eğitim verilen kişiler ile 3201 sayılı Kanun’a
tabi olarak eğitilenler arasında, eğitimin niteliği, amaç ve kapsamı
yönünden farklılıklar bulunması nedeniyle, mecburi hizmet yükümlülüğünün
yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımlar yönünden bir farklılığın
olmasında “kanun önünde eşitlik” ilkesine, dolayısıyla Anayasa’nın 10.
maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Kanunların kamu yararının sağlanması amacına
yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet
ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa
koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal
sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde
tutarak kullanması gerekir.
Yasa koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti
ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt
ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”,
başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin
ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç
arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.
Hukuk devletinin unsurlarından olan “ölçülülük ilkesi” nedeniyle Devlet,
kural ihlali nedeniyle öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç
arasında makul bir denge kurmak zorundadır.
İtiraz konusu kuralla amaçlanan, oluşturulan
personel politikasının aksamadan uygulanabilmesi, diğer bir ifadeyle
Emniyet Teşkilatının personel eksikliği gibi bir sorunla karşılaşmaması ve
buna bağlı olarak güvenlik hizmetinin etkin ve süratli bir şekilde yerine
getirilmesidir. Bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan yöntem ise kişinin
belli bir süre mecburi hizmetle yükümlü kılınması ve bu yükümlülüğün yerine
getirilmemesi durumunda Devletçe yapılan öğretim masraflarının dört katının
tahsili yoluna gidilmesidir.
Polis meslek yüksek okullarından mezun olan
polisler, Emniyet Teşkilatının esas personel kaynağını teşkil etmektedir. Bu nedenle bu okullarda okuyan kişinin eğitimi, yetiştirilmesi,
teminindeki zorluk ve yerine başkasının ikamesinin zaman ve maddi imkân
gerektirmesi sebepleriyle, bu okullardan mezun olan ve temel polis eğitimi
konusunda nitelikli insan gücünün kurumda kalmasını sağlamak amacıyla
düzenlemeler yapılması gerekli olmakla birlikte, bu amacı gerçekleştirmeye
yönelik tedbirlerin de hukuka ve adalete uygun ve makul olması
gerekmektedir.
Güvenlik hizmeti ve polislik mesleğinin toplumsal
barış ve huzur adına taşıdığı önem nedeniyle güvenlik görevlileri ile
ilgili düzenlemelerde kendine özgü kuralların konulması doğal olmakla
birlikte, iki yıllık bir eğitimin sonucu olarak kişinin, sağlık sebepleri
dışında bir nedenle, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden kurumdan
ayrılması durumunda, kendisine yapılan öğretim masraflarının dört katı
tutarında yüksek bir tazminata maruz kalmasının, ölçülülük ilkesine ve bu
bağlamda Anayasa’nın 2. maddesine uygun olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural
Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE
GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal
kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.
Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi
ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un
66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
25.4.2001 günlü, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim
Kanunu’nun 15. maddesinin onbirinci fıkrasında
yer alan “...dört katını...”
ibaresinin iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu
yararını ihlal edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması
amacıyla iptal kararının, Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı
ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1- 25.4.2001 günlü, 4652 sayılı Polis Yüksek
Öğretim Kanunu’nun 15. maddesinin onbirinci
fıkrasında yer alan “…dört katını…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE,
2-4652
sayılı Kanun’un 15. maddesinin onbirinci
fıkrasında yer alan “…dört katını…”ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle,
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ
GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
27.9.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
|
|
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
|