|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/119
Karar Sayısı: 2012/33
Karar Günü:
1.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 5. İdare
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 5.11.2008
günlü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “... bir
önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar ...” ibaresinin,
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumuna karşı açılan idari işlemin iptali
davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“...
Anayasa’nın 2.
maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk Devletidir” hükmüne yer verilmektedir. Hukuk devleti, insan
haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kuran
ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün eylem ve işlemleri ile
eşitlik ve hakkaniyeti gözeten devlettir. Bu bağlamda, yasa koyucunun yasal
düzenlemeler yaparken takdiri, sınırsız ve keyfî olmayıp hukuk devleti
ilkeleriyle sınırlıdır.
Bunun yanında
hukuk devleti kavramı, kuralların ve müeyyidelerinin net olarak önceden
belli olduğu dolayısıyla uyulmayan kararların müeyyidelerinin ne olduğunu
insanların önceden bilmesini de ifade eder.
Anayasa’nın
10. maddesinde “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun
önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne
yer verilmiştir.
Anayasa
Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, Anayasa’nın 10. maddesine göre
yasaların uygulanmasında ayrım gözetilmeyecek ve eşitsizliğe yol
açılmayacaktır. Maddede düzenlenen “Eşitlik” ilkesiyle, birbirinin aynı
durumda olanlara aynı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve
toplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin
her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve
konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da
öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Yine Anayasa
Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında eşitlik ilkesi, aynı durumda bulunanlar
için haklarda ve ödevlerde, yasalarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve
sorumluluklarda, fırsatlarda, hizmetlerde eşitliğin sağlanmasını gerektiren
eşit davranma ve ayrım yapmama ilkesi olarak yorumlanmıştır.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesinin 1.
bendinde, Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına
uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde işletmecilere bir
önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para
cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği
gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amaçlarıyla
gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında
devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme ücretinin ödenmemesi
ya da ağır kusur halinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkilidir. Ancak, Kurum,
ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı
sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme
hizmetlerine ilişkin yetkilendirmelerin iptalini gerektiren hallerde
Bakanlığın görüşünü alır, hükmü yer almaktadır.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 4 üncü, 6 ncı, 7 nci, 12 nci, 24 üncü, 33 üncü ve 60 ıncı
maddeleri ile mezkûr Kanunun İkinci Kısım Üçüncü Bölümü hükümlerine
dayanılarak hazırlanan ve 08.09.2009 gün ve 27343 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nin
Müeyyideler başlıklı 21. maddesinin (ğ) bendinde, yükümlü işletmecinin
ortak yerleşime ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya haklı bir
neden olmaksızın geciktirmesi durumunda, işletmeciye bir önceki takvim
yılındaki net satışlarının yüzde ikisine kadar, ihlalin niteliğine göre
Kurum tarafından belirlenecek oranlarda idari para cezası uygulanacağı
hükmü yer almaktadır.
Bu durumda, Anayasa’nın 2. ve 10. maddeleriyle ilgili olarak
yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme
Kanunu’nun 60. maddesinin 1. bendinde yer alan “bir önceki takvim yılındaki
net satışlarının yüzde üçüne kadar” ifadesi doğrudan eşitsizlik yaratan bir
düzenleme olarak görülmemekte ise de, Yasanın uygulanması esnasında, yine
Yasanın kendinden kaynaklanan sebeplerle eşitsizliğe yol açan sonuçlar
doğmaktadır. Yasa sadece üst sınırı belirlemiştir ve başka
hiçbir kritere yer verilmemiştir. Yasa kendisi bir
kriter belirlemediği gibi, kriterlerin bir alt
normla belirlenmesi yoluna da gidilmediğinden ceza miktarını belirlemek
tamamen idarenin takdirine bırakılmıştır. İdarenin hangi ölçütleri esas
alacağı açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa kuralı
bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir. Bu nedenlerle, söz konusu ibarenin
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturduğu sonucuna
varılmaktadır.
...”
III-YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5.11.2008
günlü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesinin itiraz
konusu ibareyi de içeren (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“MADDE 60- (1) Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer
yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık
halindeişletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar
idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu
hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin
uygulanması amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri
tazminat karşılığında devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme
ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur halinde verdiği yetkilendirmeyi iptal
etmeye yetkilidir. Ancak, Kurum, ulusal çapta verilecek frekans bandı
kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi
gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirmelerin
iptalini gerektiren hallerde Bakanlığın görüşünü alır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru
kararında Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Serruh KALELÎ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla
30.11.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı
ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Hakan ATASOY tarafından hazırlanan
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ibare, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kanun koyucunun yasal düzenlemeler yaparken
sınırsız ve keyfi bir takdir yetkisine sahip olmadığı, takdir yetkisinin
hukuk devleti ilkesiyle sınırlı bulunduğu, hukuk devletinde kuralların ve
müeyyidelerinin önceden net olarak belli olduğu, itiraz konusu ibarede,
idari para cezasının belirlenmesine yönelik olarak sadece cezanın üst
sınırının belirtildiği, bunun dışında idarenin hangi ölçütleri esas
alacağına ilişkin açık, belirgin ve somut bir düzenleme bulunmadığı, ceza
miktarını belirleme yetkisinin tamamen idarenin takdirine bırakıldığı, bu
hususun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, ayrıca Yasa’nın
uygulanmasının eşitsizliğe yol açtığı belirtilerek, belirli ve
öngörülebilir nitelik taşımayan itiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 2. ve
10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu
ibare ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna, mevzuata, kullanım
hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetleme,
aykırılık halinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net
satışlarının yüzde üçüne kadar idari para cezası uygulama yetkisi
verilmiştir.
Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçman, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla
kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk
devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.
Bu ilke, suçun unsurlarının ve verilecek cezanın tereddüde yer vermeyecek
şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir, nesnel, makul bir düzeyde
öngörülebilecek ve keyfi uygulamalara yol açmayacak biçimde belirlenmiş
olmasını gerektirir.
Değişen
sosyal, siyasal ve ekonomik koşullar kimi durumlarda devlet idarelerine bir
takım yetkilerin tanınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Gelişen, büyüyen,
çeşitlenen ve çoğalan toplumsal gereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin
bir biçimde karşılayabilmek için çağdaş yönetimlerde idareye değişik
alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmaktadır.
İtiraz konusu ibare ile düzenlenen idari para cezası, temel işlevi
telekomünikasyon alanındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini kurallar
koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek,
denetlemek ve bu kurallara uyulmaması halinde de, ya doğrudan doğruya
yaptırım uygulamak veya kanunlarda gösterilen yaptırımların uygulanması
için adli mercileri harekete geçirmek olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumunun doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve
uygulanan bir idari yaptırımdır.
5326 sayılı
Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, Kabahatler Kanunu’nun genel
hükümlerinin idari para cezası yaptırımını gerektiren bütün fiiller
hakkında uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle itiraz konusu ibarede
öngörülen idari para cezasına da Kabahatler Kanunu’nda yer alan genel
hükümler uygulanacaktır.
İdari para
cezası, kabahat sayılan eylemin işlenmesini önlemeye yönelik caydırıcılık
fonksiyonu gördüğü gibi, kamu açısından oluşmuş olan zararın giderilmesi
amacına da hizmet etmektedir. Bu nedenle, idari para cezasının nispi
nitelikte olması mümkündür. İtiraz konusu ibarede, Kurumun işletmecilere
bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idari para cezası
uygulamaya yetkili olduğu ifade edilerek, idari para cezasının üst sınırı
da gösterilmek suretiyle nispi olarak belirleneceği öngörülmüştür.
Hukuk
devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi kabahatler
hukuku açısından da Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı
kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak
yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifletici
nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesi
incelendiğinde, itiraz konusu ibare ile Kuruma tanınan, işletmecilere bir
önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idari para
cezası uygulama yetkisinin, caydırıcı olma ve kamuda oluşan zararın
giderilmesi yanında, uygulanacak idari para cezasının kişiselleştirilerek
suç ve ceza arasında adil bir dengenin kurulması amacını da taşıdığı
anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun
koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
İtiraz konusu
ibare ile Kuruma idari para cezasının miktarını belirleme yetkisi verilmiş
ise de, bu yetkinin keyfi olarak kullanılması söz konusu olamaz. Kabahatler
Kanunu’nun 17. maddesinin (2) numaralı fıkrasında idari para cezasının, alt
ve üst sınırı gösterilmek suretiyle belirlendiği durumlarda, idari para
cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile
failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı
hükme bağlanmıştır. Bu nedenle Kurum, işletmecilere verilecek idari para
cezasının miktarını belirlerken Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinde
belirtilen ölçütlere ve ayrıca hukukun genel ilkelerine de uymak
zorundadır.
Öte yandan,
ticari hayatta faaliyet gösteren işletmecilerin, bir önceki takvim yılındaki
net satışlarının belli olması nedeniyle, idari para cezasının miktarının
belirlenmesinde bu hususu ölçüt olarak kabul eden itiraz konusu ibarenin,
belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine de aykırı bir yönü yoktur.
Bu nedenlerle
itiraz konusu ibare hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.
Anayasa’nın
10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar
için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden
aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,
kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları
gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Suç ile ceza
arasında adil bir dengenin kurulabilmesi, verilecek cezanın
kişiselleştirilmesini, her somut olayda suçlunun kişiliğine uygun hale getirilmesinigerektirir.İtiraz konusu ibare ile öngörülen idari
para cezası miktarı belirlenirken, işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile
failin kusuru ve ekonomik durumu birlikta
gözetilerek cezanın kişiselleştirilmesi gerekeceği açıktır. Buna göre,
cezaların yasal ve hukuksal anlamda eşit olmalarına rağmen ceza adaletinin
gereği olarak kişiler için uygulanmasında çıkan sonucun eşitliğe aykırı
olduğundan söz edilemez.
Açıklanan
nedenlerle itiraz konusu ibare, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
5.11.2008 günlü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme
Kanunu’nun 60. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer
alan “... bir önceki takvim yılındaki net
satışlarının yüzde üçüne kadar...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına
ve itirazın REDDİNE, 1.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
|
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan
ÜSTÜN
|
Üye
Engin
YILDIRIM
|
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal
TERCAN
|
|