|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2011/41
Karar Sayısı : 2012/25
Karar Günü : 16.2.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
:Mihalgazi Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 231. maddesinin(6)
numaralı fıkrasının sonuna 22.7.2010 günlü, 6008 sayılı Kanun’un 7.
maddesiyle eklenen “Sanığın kabul
etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.”biçimindeki cümlenin Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 12., 13., 36. ve 38. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında, elektrik enerjisi hırsızlığı
iddiasıyla açılan kamu davasında,Cumhuriyet savcısının itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
iddiasını ciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Sanığın Mihalgazi İlçesi Alpagut
Beldesinde bulunan iş yerinde yapılan kontrollerde 7324235 seri nolu elektrik sayacını sol yan taraftan ve disk
hizasından delerek kullandığı, bilirkişi raporuna göre- tutanak tarihinin
öncesi ve sonrası arasında tüketim değerinde farklılık olduğu, söz konusu
sayacın mühürlü olduğu, şüphelinin sayacı delmesi sonucu mührün konuluş
amacına aykırı hareket ettiği, bu nedenle üzerine atılı suçları
işlediğinden bahisle TCK’nın 142/1.f, 168/1, 53,
203/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle mahkememizde
kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sırasında sanığın savunması
alınmış, tanık beyanları tespit edilmiş, bilirkişi raporu celbedilmiş, diğer bilgi ve belgeler dosyaya
eklenmiştir.
Sanık savunmasında özetle, sayacın delinmesi ile
ilgili bilgisinin olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini
belirtmiştir.
Yargılama neticesinde sanığın eyleminin sabit
görülmesi durumunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi
gereğince yasal şartları değerlendirilerek hükmün açıklanmasına veya hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecektir. Ancak
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının
sonuna,6008 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesi
ile sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilemez, şeklinde hüküm eklenmesinden sonra, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi durumunda 5 yıl
süre ile denetime tabi tutulacağı, denetim süresi içinde kasten yeni bir
suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan
kaldırılarak davanın düşürüleceği, aksi durumda hükmün açıklanacağı, karara
karşı itiraz hakkının bulunduğu, ancak itiraz incelemesinin merciince
şeklen yapıldığı, suçun sübutu veya nitelendirilmesi hususunda denetim
yapılmadığı sanığa bildirilip açıklandıktan sonra bunu kabul edip
etmeyeceği sorulmuş, sanık beyanında, suçsuz olduğunu, beraatine
karar verilmesi gerektiğini, HAGB kararını kabul etmediğini belirtmiştir.
5271 sayılı Yasa’nın 231. maddesindeki şartlar
oluşsa bile 6008 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme karşısında sanık HAGB
kararını kabul etmediğinden suçun sübutu durumunda adli para cezası veya
hapis cezası veyahut hapis cezasının ertelenmesi kararı verilecektir. Bu
nedenle 6008 sayılı Yasa ile getirilen bu düzenlemenin Anayasamıza aykırı
olduğu kanaatine varılmıştır. Düzenlemeye ilişkin gerekçede, “hükmün açıklanmasının
geri bırakılması kararları itiraza tabi olup; uygulamada itiraz mercii
kararları şeklen incelemektedir. Her iki durumda da sanığın suçsuzluğunu
ispat amacıyla kararı temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildir. Bu
sebeple sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı
olduğunu beyan etme ve dolayısıyla temyiz mahkemesinde beraat etme hakkının
elinden alınmaması düşüncesiyle anılan hükmü ihdas eden madde eklenmiştir.”
denilmiştir.
5237 sayılı CMK’nın 231.
maddesi gereğince verilen HAGB kararına itiraz durumunda, itiraz merciince
evrak üzerinde yapılacak incelemenin 5271 sayılı CMK’nın
231. maddesinin objektif koşullarının belirlenmesi ile ilgili sınırlı bir
inceleme olacağı; suçun sübutu nitelendirilmesi gibi esasa ilişkin hukuka
aykırılıkların denetlenemeyeceği yargı kararlarıyla da sabitse de, ilerde
kasten yeni bir suç işlediği takdirde verilmiş olan HAGB kararının
kaldırılarak hükmün açıklanması durumunda, açıklanan bu hükmün temyiz yasa
yolu denetiminden geçeceği, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıkların
temyiz merciince denetleneceği muhakkaktır. Ancak süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi
durumunda verilen bu karar esas yönünden denetime tabi olmaksızın
kesinleşip sonuç doğuracaktır. Bu durumda yapılması gereken itiraz
merciince yapılacak incelemenin alanını esasa ilişkin hukuka aykırılıkları
kapsayacak şekilde yasal düzenlemelerle veya yargı kararlarıyla
genişletmektir.
Getirilen yeni düzenleme ile somut olayda olduğu
gibi sanık ya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmek zorunda
kalacak ya da hapis veya adli para cezası ile karşı karşıya kalacaktır.
Çünkü sanık suçsuz olduğunu, beraat etmesi gerektiğini düşünse bile mahkumiyet hükmünün Yargıtayca
onanması ihtimali her zaman mevcuttur. Bu nedenle sanığa temyiz hakkı
tanırken aynı zamanda mahkumiyet hükmü ile karşı
karşıya bırakan bu yeni düzenleme Anayasa aykırıdır. Çünkü hiç kimse kendi
aleyhinde beyanda bulunmaya ve savunma yapmaya zorlanamaz, kuralı anayasal
bir ilkedir. Nitekim Anayasamızın 38/5. maddesine göre, hiç kimse kendisini
ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu
yolda delil göstermeye zorlanamaz. Anayasamızın 36. maddesine göre ise,
herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Hukukun
temel ilkelerinden olan ceza muhakemesi hukukumuzda yüklenen suç hakkında
açıklamada bulunmama hakkı olarak ifade edilen ‘susma hakkı’; kendi
aleyhine tanıklık etmeme, kendi suçlanmasına katkıda bulunmama hakkı olarak
da bilinir ve baskı altında verilen ifadelerin kullanılmasını yasaklama,
şüphelinin ve sanığın beyanının özgür iradesine dayanmasını sağlama amacına
yöneliktir.
Anayasamızın 5., 10/1. ve
12/1. maddelerine göre, herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez,
vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olup, bu bağlamda herkes davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkı ile düşünce
ve kanaat hürriyetine sahiptir. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devletin temel amaç
ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin
bölünmezliğini Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun
refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,
sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan
siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi
varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Anayasamızın 11. ve 13. maddelerine göre, yasal
düzenlemeler Anayasa’ya, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna aykırı olamaz. Çünkü
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk Devletidir. Hukuk
devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak
ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde
hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine
bağlı olan devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik
olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini
gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasakoyucunun
hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar
içinde adalet, hakkaniyet ve eşitlik ölçütlerini göz önünde tutarak
kullanması gerekir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 231. maddesi şöyledir:
“Hükmün
açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Madde
231- (1) Duruşma sonunda, 232 nci
maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası
okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca
başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat
isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından
ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan
ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise;
mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını
ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir
suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik
özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak
yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya
kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilmez.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan
hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara
çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde
sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Bu süre içinde bir
yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın
denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir
eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı
icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten
yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya
da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar
verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
9) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine
getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı
denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen
gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilebilir.
10) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi
kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde,
mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri
yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar
belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı
halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara
çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23
md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı
olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde,
bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik: 23/1/2008
– 5728/562 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan
inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
5., 10., 11., 12., 13., 36.ve 38.
maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar
ÖZGÜLDÜR, , Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan
ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla 4.5.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi
Raportörü Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve
Kapsamı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun itiraza konu
kuralı da içeren 231. maddesindeki düzenleme sanık hakkında yapılan
yargılama sonucunda verilecek mahkumiyet kararının
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kuralları içermektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, bir suça
ilişkin kamu davasının yargılaması sonucunda sanığın suçlu bulunması
halinde verilecek ceza hükmünün açıklanmasının, belirli koşulların
gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.
maddesine göre, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda hükmolunan
ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması durumunda, sanık beş yıl denetim süresine
tabi tutulacak, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği
takdirde verilen hüküm, kararı veren mahkemece ortadan kaldırılacak ve dava
hakkında düşme kararı verilecektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına
karşı itiraz yoluna başvurma imkânı bulunmaktadır. Bu durumda itiraz mercii
olan mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sadece şeklen
incelenecek olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının
oluşup oluşmadığı hususuyla sınırlı bir inceleme yapılacaktır. Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararları, sanık hakkında hukuki sonuç
doğuran kesin hüküm niteliğinde olmadığından, deneme süresi sonunda
verilecek düşme kararı veya geri bırakma koşullarına uyulmaması halinde
verilecek kararın esas hükümle birlikte temyiz denetimi olanaklı bulunmaktadır.
İtiraz konusu kural ile getirilen düzenlemeden
önce, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesiyle yargı
yoluna müracaat halinde beraat edeceğini düşünen sanığın, suçsuzluğunu
ispat amacıyla kararı temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildi.
Koşulların oluşması durumunda ceza hakiminin
takdiri ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraza
konu kuralın 231. maddeye eklenmesinden sonra sanığın talebine bağlı olarak
verilecektir. Böylece hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının
tüm koşulları bulunan sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını
istemediğini beyan ederek, hakkında verilen kararı temyiz incelemesine götürebilecektir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, itiraz konusu kural ile sanığın
ya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmek zorunda
kalacağıya da hapis veya adli para
cezası ile karşı karşıya kalacağı, sanığın suçsuz olduğunu, beraat etmesi
gerektiğini düşünse bile mahkumiyet hükmünün Yargıtay’ca onanması
ihtimalinin her zaman mevcut olduğu, bu nedenle itiraz konusu kuralın
sanığa temyiz hakkı tanırken aynı zamanda mahkumiyet hükmü ile karşı
karşıya bıraktığı, zira hiç kimsenin kendi aleyhinde beyanda bulunmaya ve
savunma yapmaya zorlanamayacağı belirtilerek itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın2.,
5., 10., 11., 12., 13., 36.ve 38.
maddelerineaykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal
bir hukuk Devletidir.” hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve
yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde yasa koyucu, Anayasa
kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma
yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın 36. maddesinde, herkesin,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahip bulunduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin
temel ilkelere yer verilmiş, beşinci fıkrasında “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir
beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.”
denilmiştir. İnsan hakları arasında yer alan, manevi işkenceyi meneden,
insan haysiyetinin ve kişi dokunulmazlığının teminatı olan bu düzenlemeye,
ceza yasalarında sanığın “susma
hakkı” olarak yer verilmiştir. Bu hak, suçlanmayla başlayan bir haktır.
Kovuşturma ve soruşturmanın her aşaması için geçerlidir.
Hükmün açıklanmasının ertelenmesine ilişkin olarak
kanunda öngörülen tüm koşulların oluşması durumunda ceza hakiminin
takdiri ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraz
konusu kuralın 231. maddeye eklenmesinden sonra sanığın talebine bağlı
olarak verilebilecektir. Ceza sistemimizde yer alan hükmün açıklanmasının
geri bırakılması kararının verilebilmesi koşullarına ilaveten getirilen ve
sanığa kararı temyiz incelemesine götürebilme hakkı tanıyan kural,
Anayasanın ve ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olmayıp, yasakoyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
İtiraz konusu kuralda sanığın kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanması
söz konusu olmadığı gibi, iptali istenilen kuralın 231. maddeye
eklenmesinden sonra, sanığın iradesine önem verilerek, sanığın iradesi
dışında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanması
engellenmiştir. Sanığa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına
karşı olduğunu beyan etme ve dolayısıyla hakkında verilen kararı temyiz
incelemesine götürebilme imkânı veren kural, Anayasa’nın 38. maddesinin
beşinci fıkrasında öngörülen, kendisini suçlama ve bu yolda delil
göstermeye zorlanma olarak değerlendirilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural
Anayasa’nın 2., 36. ve 38. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 5.,
10., 11., 12. ve 13. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının sonuna, 22.7.2010 günlü,
6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen “Sanığın kabul etmemesi hâlinde,
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” biçimindeki
cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 16.2.2012
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|