|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı
: 2011/39
Karar Sayısı : 2012/37
Karar Günü : 15.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi
(E.2011/39, E.2011/40)
İTİRAZLARIN KONUSU : 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422.
maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin, Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı açılan kamu davalarında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddialarını
ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
A- E. 2011/39 sayılı davada, başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“...
Mahkememizce
yapılan değerlendirmede sanıklar müdafiinin Anayasaya
aykırılık iddiası ciddi bulunmuştur. Şöyle
ki: 2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik Direnme başlıklı 32.
maddesi: “Kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya
rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip
edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı
oranında artırılarak hükmolunur. İhtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk
görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi
halinde, ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinde tanımlanan suçtan dolayı da cezaya
hükmolunur. 23 üncü maddede yazılı hallerden biri
gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden yetki sınırı
aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması halinde,
yukarıdaki fıkralarda yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar, dörttebire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi,
ceza vermekten de vazgeçilebilir.”
şeklinde olup 2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik Toplantı ve
Yürüyüşe Silahlı Katılanlar başlıklı 33. maddesi de: “Toplantı
ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin (b) bendinde sayılan silah veya
araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya
yakıcı madde olması durumunda,cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın
bulundurulmasının suç oluşturması halinde ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili
hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Toplantı ve gösteri
yürüyüşünün kanuna aykırı olması halinde ve dağılmamak için direnildiği takdirde, ayrıca 32 nci
madde hükümlerine göre cezaya hükmolunur” şeklindedir.
Uygulamada 2911 sayılı Yasada düzenlenen suçlar,
2911 sayılı Yasaya muhalefet olarak adlandırılmaktadır. 2911 sayılı Yasanın
anılan 32. ve 33. maddeleri 2911 sayılı Yasaya muhalefet suçunun nitelikli
halini oluşturmaktadır. Suçun basit halini
oluşturan anılan Yasanın yasaklara aykırı hareket başlıklı 28/1. maddesi
ise: “Kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların
hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç
teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.” şeklindedir.
2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesinin gereği olarak kanuna aykırı
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyen ve bunların hareketlerine
katılanlara 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Madde
metninde suçun oluşumu için ihtara veya zor kullanmaya rağmen dağılmama
şartı aranmamıştır. Yani salt kanuna aykırı toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenlemek ya da düzenleyenlerin hareketlerine katılmak şeklindeki
eylem 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Yargıtay uygulamada haklı olarak kanuna aykırı gösteri veya toplantıda ön
saflarda yer alarak slogan atılmasını gösteri veya toplantıyı
düzenleyenlerin ya da yönetenlerin hareketlerine katılma olarak değerlendirmektedir.
2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik
32/1. maddesinde Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine
katılanların ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmeleri
halinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları, bu
suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu
fıkra hükmüne göre verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hüküm
altına alınmıştır. Bu
düzenlemeye göre; ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar
edenler toplantı veya gösteriyi düzenleyenler olması halinde 9 aydan 4 yıl
6 aya kadar hapis cezası öngörülmüş olmaktadır.
6008
sayılı Yasa ile dokunulmayan 2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesi Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenleyen
yöneten veya bunların hareketlerine katılanları zor kullanma ya da ihtara
dahi gerek olmadan kendiliklerinden dağılmaları halinde bile
1 yıl 6 ay hapis cezasından başlayarak cezalandırmakta iken 6008
sayılı Yasa ile değişik 32. madde; Kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşlerini düzenleyip ihtar veya zor kullanmaya rağmen dağılmamakta
ısrar eden kişileri 9 ay hapis
cezasından başlayarak cezalandırmaktadır. Yani eylemin basit
haline bir başka anlatımla daha az vahim olanına verilecek ceza en az 18 ay
hapis iken nitelikli hali olan yani daha ağır ve vahim haline öncekinin
yarısı kadar ceza öngörülmesi durumu Anayasamızın 2.,
10. maddelerine aykırıdır. 2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile
değiştirilmeden önceki halinde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası
öngörülmekte idi.
Aynı
şekilde 2911 sayılı Yasanın 33. maddesine göre 23. maddesinde sayılan
silahlar ile katılma eylemi için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
öngörülmüş ve söz konusu toplantı ya da gösterinin kanuna aykırı olması
halinde 32. maddeye göre de ceza verileceği hüküm altına alınmıştır. 2911
sayılı Yasanın 32/1. maddesinde de altı aydan üç yıla kadar hapis cezası 2.
fıkrasında da görevlilere karşı cebir veya tehdit kullanarak direnme
durumunda da TCK’nın 265. maddesinin uygulanacağı
öngörülmüştür. Bu duruma göre anılan 33. madde gereğince
kanuna aykırı gösteri veya toplantıyı düzenleyip ihtar ve zor kullanmaya
rağmen dağılmayan hatta görevlilere taş ve sopalarla saldıran kişilere 33/1
gereği 6 ay, 33/2 deki atıf nedeni ile 32/1 gereği 6 ay ve 32/2 gereği (TCK’nın 265/1. maddesi) 6 ay olmak üzere toplamda en az
18 ay hapis cezası verilebilecektir. Halbuki 2911 sayılı Yasanın
28/1. maddesine göre silahların bulunmadığı Kanuna aykırı toplantı veya
gösteri yürüyüşlerini düzenleyen yöneten veya bunların hareketlerine
katılanlar ihtar veya zor kullanma dahi olmadan kendiliklerinden
dağılmaları halinde dahi 18 ay hapis cezası ile cezalandırılacaklardır.
Yani 2911 sayılı Yasanın 32. ve 33. maddelerinde değişiklik yapılırken 28.
maddeye dokunulmaması Yasanın sistematiğine uygun olmadığı gibi mezkur 28. maddeyi Anayasamızın 2. ve 10. maddelerine
aykırı hale getirmiştir. 2911 sayılı Yasanın 33. maddesinde 6008 sayılı Yasa ile değişiklik
yapılmadan önceki halinde 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte
idi.
Anayasamızın
2. maddesi: “Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” şeklindedir. Ceza hukuku alanında, hukuk devleti
ilkesinin gerçekleştirilmesi başlıca iki unsurun varlığını zorunlu
kılmaktadır. Bunlardan ilki, “suç ve cezaların kanuniliği” diğeri ise, “suç
ve cezalar arasında ölçülülük” ilkeleridir. “Cezaların, suçların ağırlık
derecesine göre önleme ve iyileştirme amaçları da göz önünde tutularak,
adaletli bir ölçü içerisinde konulması ceza hukukunun temel
ilkelerindendir.” “Suç ile ceza arasındaki oranın adalete uygun bulunup
bulunmadığını, o suçun toplum hayatında yarattığı etkiye ve kamu vicdanında
aldığı tepkiye göre takdir etme zorunluluğu vardır. Bu orantısallık bağının
bulunması, hukuk devleti ilkesinin ve adalet anlayışının bir gereğidir.
Yasa koyucu cezaların türünü seçerken ve sınırlarını belirlerken mutlak
adalet ölçülerini izlemek zorundadır.” Somut olayda
yukarıda anlatıldığı üzere 2911 sayılı Yasanın kanuna aykırı toplantı veya
gösteriler ile ilgili olarak eylemin basit haline yani daha az vahim
olanına verilecek ceza dahi en az 18 ay hapis iken nitelikli hali olan bir
başka deyiş ile daha ağır ve vahim halini düzenleyen 32. madde gereğince 9
ay hapis cezası ve 32. maddeden daha vahim hali düzenleyen 33. madde
gereğince de yine en az 18 ay ceza öngörülmesi hali hukuk devleti ilkesine
yani Anayasamızın 2. maddesine aykırıdır.
Anayasamızın
10. maddesi:“Herkes,
dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve
erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini
sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” şeklindedir. Suç ve cezalar arasında ölçülülük
bulunması hususu aynı zamanda Anayasamızın 10. maddesi ile de ilintilidir. Yukarıda anlatıldığı üzere 2911 sayılı Yasanın
28/1. maddesinde kanuna aykırı gösteri veya toplantıyı
düzenleyen ya da ön saflarda yer alarak bunların hareketlerine katılan ve
ihtar veya zor kullanma dahi olmadan kendiliklerinden dağılan kişilere 1
yıl 6 ay hapis cezası verileceğinin öngörülmesine nazaran aynı Yasanın
32/1. maddesinde kanuna aykırı gösteri veya toplantı düzenleyip ihtar veya
zor kullanmaya rağmen dağılmayıp direnç gösterenlere 9 ay hapis cezası
verileceğinin öngörülmesi, yani daha hafif eyleme daha ağır olan
eyleme nazaran 1 misli fazla ceza
öngörülmesi her şeyden önce Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan
eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Aynı eşitsizlik ve orantısızlık yukarıda belirtildiği üzere 2911 sayılı
Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik 33. maddesinde de vardır.
Sanıkların somut olayda taş veya sopa
bulundurmadıklarının kabulü halinde katıldıkları ve yönettikleri gösterinin
kanuna aykırı olduğunun kabul edilmesi durumunda konumlarına nazaran sanıklara
2911 sayılı Yasanın 28. veya 32. maddelerinin
de uygulanması kuvvetle muhtemeldir. Yukarıda arz
edildiği üzere 2911 sayılı Yasanın 32. ve 33. maddelerinde değişiklik
yapılırken 28. maddeye dokunulmaması yasanın sistematiğine uygun olmadığı
gibi mezkur 28. maddeyi Anayasamızın 2. ve 10.
maddelerine aykırı hale getirmiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine itiraz
yoluna başvurulmasına karar verilmiştir.
...”
B- E. 2011/40 sayılı davada, başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“...
Mahkememizce
yapılan değerlendirmede sanıklar müdafiinin Anayasaya aykırılık iddiası
ciddi bulunmuştur. Şöyle ki: 2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile
değişik Direnme başlıklı 32. maddesi: “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine
katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse,
altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı
ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne
göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur. İhtara ve zor
kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak
direnilmesi halinde, ayrıca 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinde tanımlanan
suçtan dolayı da cezaya hükmolunur. 23 üncü maddede
yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine
getirilmeden yetki sınırı aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin
dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiilleri işleyenlere
verilecek cezalar, dörttebire kadar indirilerek
uygulanabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklinde olup 2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı
Yasa ile değişik Toplantı ve Yürüyüşe Silahlı Katılanlar başlıklı 33.
maddesi de: “Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin
(b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan
üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Silah veya aracın
ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde olması durumunda, cezanın
alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın bulundurulmasının suç
oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili hakkında kanun
hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna
aykırı olması halinde ve dağılmamak için direnildiği
takdirde, ayrıca 32 nci madde hükümlerine göre
cezaya hükmolunur.” şeklindedir.
Uygulamada 2911 sayılı Yasada düzenlenen suçlar,
2911 sayılı Yasaya muhalefet olarak adlandırılmaktadır. 2911 sayılı Yasanın
anılan 32. ve 33. maddeleri 2911 sayılı Yasaya muhalefet suçunun nitelikli
halini oluşturmaktadır. Suçun basit halini oluşturan
anılan Yasanın Yasaklara aykırı hareket başlıklı 28/1. maddesi ise: “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar,
fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde
bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklindedir.
2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesinin gereği olarak
kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyen ve bunların
hareketlerine katılanlara 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası
verilecektir. Madde metninde suçun oluşumu için ihtara veya zor kullanmaya
rağmen dağılmama şartı aranmamıştır. Yani salt kanuna aykırı toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenlemek ya da düzenleyenlerin hareketlerine katılmak şeklindeki
eylem 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Yargıtay uygulamada haklı olarak kanuna aykırı gösteri veya toplantıda ön
saflarda yer alarak slogan atılmasını gösteri veya toplantıyı
düzenleyenlerin ya da yönetenlerin hareketlerine katılma olarak değerlendirmektedir.
2911 sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik
32/1. maddesinde Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine
katılanların ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmeleri
halinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları, bu
suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu
fıkra hükmüne göre verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hüküm
altına alınmıştır. Bu
düzenlemeye göre; ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar
edenler toplantı veya gösteriyi düzenleyenler olması halinde 9 aydan 4 yıl
6 aya kadar hapis cezası öngörülmüş olmaktadır.
6008 sayılı Yasa ile
dokunulmayan 2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesi Kanuna aykırı toplantı veya
gösteri yürüyüşlerini düzenleyen yöneten veya bunların hareketlerine
katılanları zor kullanma ya da ihtara dahi gerek olmadan kendiliklerinden
dağılmaları halinde bile 1 yıl 6 ay hapis
cezasından başlayarak cezalandırmakta iken 6008 sayılı Yasa ile değişik 32.
madde; Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenleyip ihtar
veya zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar eden kişileri 9
ay hapis cezasından başlayarak cezalandırmaktadır. Yani eylemin basit haline bir başka anlatımla daha
az vahim olanına verilecek ceza en az 18 ay hapis iken nitelikli hali olan
yani daha ağır ve vahim haline öncekinin yarısı kadar ceza öngörülmesi
durumu Anayasamızın 2, 10. maddelerine aykırıdır. 2911 sayılı Yasanın
6008 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki halinde 1 yıl 6 aydan 3 yıla
kadar hapis cezası öngörülmekte idi.
Aynı şekilde 2911 sayılı Yasanın 33. maddesine göre
23. maddesinde sayılan silahlar ile katılma eylemi için altı aydan üç yıla
kadar hapis cezası öngörülmüş ve söz konusu toplantı ya da gösterinin
kanuna aykırı olması halinde 32. maddeye göre de ceza verileceği hüküm
altına alınmıştır. 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesinde de altı aydan üç
yıla kadar hapis cezası 2. fıkrasında da görevlilere karşı cebir veya
tehdit kullanarak direnme durumunda da TCK’nın 265.
maddesinin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu duruma göre
anılan 33. madde gereğince kanuna aykırı gösteri veya toplantıyı düzenleyip
ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmayan hatta görevlilere taş ve
sopalarla saldıran kişilere 33/1 gereği 6 ay, 33/2 deki atıf nedeni ile
32/1 gereği 6 ay ve 32/2 gereği (TCK’nın 265/1
maddesi) 6 ay olmak üzere toplamda en az 18 ay hapis cezası
verilebilecektir. Halbuki 2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesine göre
silahların bulunmadığı Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini
düzenleyen yöneten veya bunların hareketlerine katılanlar ihtar veya zor
kullanma dahi olmadan kendiliklerinden dağılmaları halinde dahi 18 ay hapis
cezası ile cezalandırılacaklardır. Yani 2911 sayılı Yasanın 32. ve 33.
maddelerinde değişiklik yapılırken 28. maddeye dokunulmaması yasanın
sistematiğine uygun olmadığı gibi mezkur 28.
maddeyi Anayasamızın 2. ve 10. maddelerine aykırı hale getirmiştir. 2911 sayılı Yasanın 33. maddesinde 6008 sayılı Yasa ile değişiklik
yapılmadan önceki halinde 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte
idi.
Anayasamızın
2. maddesi:“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk Devletidir.”
şeklindedir. Ceza hukuku alanında, hukuk devleti ilkesinin
gerçekleştirilmesi başlıca iki unsurun varlığını zorunlu kılmaktadır.
Bunlardan ilki, “suç ve cezaların kanuniliği” diğeri ise, “suç ve cezalar
arasında ölçülülük” ilkeleridir. Cezaların, suçların ağırlık derecesine
göre önleme ve iyileştirme amaçları da göz önünde tutularak, adaletli bir
ölçü içerisinde konulması ceza hukukunun temel ilkelerindendir.” “Suç ile
ceza arasındaki oranın adalete uygun bulunup bulunmadığını, o suçun toplum
hayatında yarattığı etkiye ve kamu vicdanında aldığı tepkiye göre takdir
etme zorunluluğu vardır. “Bu orantısallık bağının bulunması, hukuk devleti
ilkesinin ve adalet anlayışının bir gereğidir. Yasa koyucu cezaların türünü
seçerken ve sınırlarını belirlerken mutlak adalet ölçülerini izlemek
zorundadır.” Somut olayda yukarıda anlatıldığı üzere 2911
sayılı Yasanın kanuna aykırı toplantı veya gösteriler ile ilgili olarak
eylemin basit haline yani daha az vahim olanına verilecek ceza dahi en az
18 ay hapis iken nitelikli hali olan bir başka deyiş ile daha ağır ve vahim
halini düzenleyen 32. madde gereğince 9 ay hapis cezası ve 32. maddeden
daha vahim hali düzenleyen 33. madde gereğince de yine en az 18 ay ceza
öngörülmesi hali hukuk devleti ilkesine yani Anayasamızın 2. maddesine
aykırıdır.
Anayasamızın
10. maddesi:“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin
yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.” şeklindedir.
Suç ve cezalar arasında ölçülülük bulunması hususu aynı zamanda
Anayasamızın 10. maddesi ile de ilintilidir. Yukarıda
anlatıldığı üzere 2911 sayılı Yasanın 28/1. maddesinde kanuna aykırı
gösteri veya toplantıyı düzenleyen ya da ön saflarda yer alarak bunların
hareketlerine katılan ve ihtar veya zor kullanma dahi olmadan
kendiliklerinden dağılan kişilere 1 yıl 6 ay hapis cezası verileceğinin
öngörülmesine nazaran aynı Yasanın 32/1. maddesinde kanuna aykırı gösteri
veya toplantı düzenleyip ihtar veya zor kullanmaya rağmen dağılmayıp direnç
gösterenlere 9 ay hapis cezası verileceğinin öngörülmesi, yani daha hafif eyleme daha ağır olan eyleme nazaran 1
misli fazla ceza öngörülmesi her şeyden önce Anayasamızın 10.
maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Aynı eşitsizlik ve orantısızlık yukarıda belirtildiği üzere 2911
sayılı Yasanın 6008 sayılı Yasa ile değişik 33. maddesinde de vardır.
Sanıkların somut olayda taş veya sopa
bulundurmadıklarının kabulü halinde katıldıkları ve yönettikleri gösterinin
kanuna aykırı olduğunun kabul edilmesi durumunda konumlarına nazaran
sanıklara 2911 sayılı Yasanın 28. veya 32. maddelerinin de uygulanması
kuvvetle muhtemeldir. Yukarıda arz edildiği üzere 2911 sayılı Yasanın 32.
ve 33. maddelerinde değişiklik yapılırken 28. maddeye dokunulmaması yasanın
sistematiğine uygun olmadığı gibi mezkur 28.
maddeyi Anayasamızın 2. ve 10. maddelerine aykırı hale getirmiştir. Bu
nedenle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmasına karar verilmiştir.
…”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422.
maddesiyle değiştirilen itiraz konusu kuralı da içeren28. maddesi şöyledir:
“Madde 28- (Değişik: 23/1/2008-5728/422 md.)
Kanuna aykırı toplantı
veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların
hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç
teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
10 uncu madde gereğince verilecek
bildirimde düzenleme kurulu üyesi olarak gösterilenlerden 9 uncu maddede
belli edilen nitelikleri taşımayanlar, toplantı veya yürüyüşün yapılması
hâlinde, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
11 ve 12 nci
maddelerde yazılı görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri,
altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Güvenlik kuvvetlerine veya hükümet
komiserine veya yardımcılarına veya hükümet komiseri tarafından toplantı
veya yürüyüş safahatının teknik araç ve gereçlerle tespit için
görevlendirilenlere bu görevlerini yaptıkları sırada cebir ve şiddet veya
tehdit veya nüfuz ve müessir kuvvet sarfetmek
suretiyle mani olanlar hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı
gerektirmediği takdirde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
hükmolunur.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince Serruh KALELİ, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN,
Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,
Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla 28.4.2011 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında
öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine
göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da
kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya
taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına
varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler.
Ancak, bu kurallar
uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde
yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve
iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir.
Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan
sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde
etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 2911
sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu’nun 28. maddesinin tamamının Anayasa’ya aykırılığını ileri sürmüş
ise de, başvuru kararları incelendiğinde, Mahkemenin kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak
suçlarının nitelikli hallerinin 2911 sayılı Kanun’un 32. ve 33.
maddelerinde, basit şeklinin ise 28. maddesinin
birinci fıkrasında düzenlendiğini belirterek, 28. maddenin birinci
fıkrasında 32. ve 33. maddelere göre daha fazla ceza öngörülmesinin
Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürdüğü, bu nedenle iptal başvurusunun
28. maddenin birinci fıkrasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Zira 28.
maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, düzenleme kurulu üyelerinin, son
fıkrası ise güvenlik kuvvetlerine veya hükümet komiserine veya
yardımcılarına veya hükümet komiseri tarafından toplantı veya yürüyüş
safahatının teknik araç ve gereçlerle tespit için görevlendirilenlere bu
görevlerini yaptıkları sırada cebir ve şiddet veya tehdit veya nüfuz ve
müessir kuvvet sarfetmek suretiyle mani olanların
cezalandırılmalarını düzenlemekte olup, dosyaya konu olaylarda, sanıklar bu
suçlardan değil, yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmaları
nedeniyle yargılanmaktadır. Dolayısıyla
2911 sayılı Yasa’nın 28. maddesinin ikinci, üçüncü ve son fıkraları
bakılmakta olan davada uygulanacak kural niteliği taşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
1- 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422.
maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin ikinci, üçüncü ve son fıkralarının,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma
olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin
yetkisizliği nedeniyle reddine, OYBİRLİĞİYLE,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 6.10.1983
günlü, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 23.1.2008
günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin
birinci fıkrasının esasının incelenmesine, Serruh
KALELİ, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
karar
verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422.
maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar
verilmesi istemiyle açılan 2011/40 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki
irtibat nedeniyle 2011/39 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının
kapatılmasına, esas incelemenin 2011/39 esas sayılı dosya üzerinden
yürütülmesine, 28.4.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Anayasa Mahkemesi
Raportörü Hakan ATASOY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
İtiraz konusu kural ile kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenlemek, yönetmek ve bunların hareketlerine
katılmak suçu düzenlenmiştir. Seçimlik hareketli olan bu suçun oluşması
için failin “düzenlemek”, “yönetmek” veya “katılmak” hareketlerinden birini
yapmış olması yeterlidir. Maddede bu suçu işleyenlerin, fiil daha ağır bir
cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan
üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları hükme bağlanmıştır.
2911 sayılı Kanun’un 28. maddesinin
birinci fıkrasında düzenlenen “kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü
düzenlemek” fiili; hazırlıklar da dahil olmak üzere toplantı veya yürüyüşün
yapılabilmesi için gerekli her türlü işlemi yapmak; “yasadışı toplantı ya
da gösteri yürüyüşünü yönetmek” fiili; topluluğun dağılmaması, amaçlanan doğrultuda
devam etmesi için topluluğa ya da etkin bazı kişilere gerekli talimatları
vermek, duruma göre inisiyatif geliştirmek,
gerekli idare işlemlerini yapmak, topluluğu hareketlendirmek ve
yönlendirmek; “kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşünü düzenleyen
ve/veya yönetenlerin hareketlerine katılmak” fiili ise, bu toplantı veya
yürüyüşü düzenleyen ve yönetenlerden olmamakla birlikte, bizzat toplantı ve
yürüyüşte hazır bulunarak bu kişilerin hareketlerini paylaşmak anlamına
gelmektedir.
Kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşüne silahsız katılmak suçu 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesinde,
silahlı katılmak suçu ise 33. maddesinde düzenlenmiş ve her iki maddede de
bu suçları işleyenlerin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları hükme
bağlanmıştır. Kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşüne katılmak suçunun oluşması için kolluk görevlilerinin ihtar ve
zor kullanmasına rağmen yasadışı toplantı veya gösteriye katılan kimsenin
eylemini sürdürmesi koşuldur. 28. maddede ise, yasadışı gösteriyi düzenleme
ya da yönetme eylemine katılanlar, kolluk görevlilerinin herhangi bir uyarı
ve zor kullanmasına gerek kalmadan, sırf bu katılma fiilleri nedeniyle
cezalandırılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılmak suçları ile yasadışı toplantı veya
gösteri yürüyüşünü düzenleyen ya da yönetenlerin hareketlerine katılmak
suçları, birbirinden farklı suçlar olduğundan bunlar arasında suçun basit
ve nitelikli hali şeklinde bir ayrım yapılmadığı anlaşılmaktadır.
B-
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında 2911 sayılı Kanun’un 32. ve
33. maddelerinin Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet
suçunun nitelikli hallerini, 28. maddesinin birinci fıkrası ise basit
şeklini düzenlemesine rağmen, suçun basit şeklinin, nitelikli hallerine
göre daha ağır ceza ile cezalandırılmasının Anayasa’nın 2.,
10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye,
aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve
idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik
ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile
eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını
sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,
aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak
yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,
herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen
eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa’nın 38. maddesinde ceza hukuku alanında
yapılacak yasal düzenlemelerde kanun koyucunun suç ve cezalara ilişkin
uyması zorunlu temel ilkeler belirlenmiştir. Bunlar, kimsenin, işlendiği
zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamayacağı, kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için
konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği, ceza ve ceza
yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağı, suçluluğu
hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılmayacağı gibi ilkelerdir.
Hukuk devletinde kanun koyucu,
kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken,
Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla
toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, suç sayılan bu eylemlerin hangi
tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı, cezayı ağırlaştırıcı ve
hafifletici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda anayasal sınırlar içinde
takdir yetkisine sahiptir.
Kanuna aykırı toplantı veya
gösteri yürüyüşleri düzenlemek, yönetmek veya bunların hareketlerine
katılmak suçunu işleyenlerin, kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşüne silahlı ya da silahsız katılmak suçunu işleyenlere nazaran daha
ağır cezayla cezalandırılmalarını öngören itiraz konusu kural, kanun
koyucunun takdir yetkisi içinde kalmakta olup, itiraz konusu kuralda
Devletin cezalandırma yetkisi bakımından suç ve ceza arasında adil bir
dengenin bulunması gereğini esas alan hukuk devleti ilkesine aykırılık
bulunmamaktadır.
Kanun koyucu, kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine
katılanların fiilleri için, bu fiillerin niteliği, işlenme biçimi,
toplumsal barışa ve kamu düzenine verdikleri zararı gözeterek, 32. ve 33.
maddelerde düzenlenen eylemler için öngörülen cezalardan alt sınırlar
bakımından daha ağır bir ceza belirlediği anlaşılmaktadır. Buna göre, itiraz konusu kuralda yer alan kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine
katılanlar ile 2911 sayılı Kanun’un 32. ve 33. maddelerinde düzenlenen
kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne silahsız ya da silahlı
katılanlar, işledikleri fiillerin niteliği, işlenme biçimi, toplumsal
barışa ve kamu düzenine verdikleri zarar bakımından aynı konumda
olmadıklarından, bu kişilerin alacakları cezanın farklı kurallara bağlı
kılınması eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı değildir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olmadığından iptal
isteminin reddi gerekir.
VII- SONUÇ
6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 422.
maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, 15.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞI OY
GEREKÇESİ
İtiraz istemine konu 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 28. maddesi, kanuna aykırı
olarak toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle
bunların hareketlerine katılanlar yönünden bir yıl altı aydan üç yıla kadar
hapis cezası verilmesini öngörmektedir. Madde ile ceza yaptırımı altına
alınan husus, kanunsuz toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenleme,
yönetme ve bunların hareketlerine (yönetme ve düzenleme fiillerine) katılma
olgularıdır. Kanunsuz toplantı veya gösteri yürüyüşlerine “düzenleme,
yönetme ve bu hareketlere iştirak etme halleri hariç” katılma fiilleri ise
aynı Kanunun 32. ve 33. maddelerinde düzenlenmiştir. Ne var ki 32. maddede
bu suçun unsurları “… ihtara ve zor kullanmaya
rağmen dağılmamakta ısrar etme…” şeklinde düzenlenmiş ve bu durumun
gerçekleşmesi halinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi
öngörülmüştür.
Davanın somutunda, itiraz mahkemesinin elindeki
davada sanıkların fiillerinin kanunsuz toplantı veya gösteri yürüyüşü
düzenleme, yönetme veya bu fiillere katılma değil; bu hallerin dışında,
ihtara rağmen dağılmamakta ısrar etmek suretiyle kanunsuz gösteri
yürüyüşüne iştirak etmekten ibaret bulunduğu, dolayısıyla anılan davanın
sanıkları hakkında da 2911 sayılı Kanun’un 28. maddesinden açılmış bir
iddianamenin bulunmadığı, dolayısıyla itiraz istemine konu 28. maddenin
davada uygulanacak kural olmadığı açıkça görüldüğünden; başvurunun başvuran
Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerektiği değendirildiğinden,
çoğunluğun işin esasına geçilmesine dair kararına katılmıyoruz.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
Fettah
OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|