|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/10
Karar Sayısı : 2012/98
Karar Günü : 21.6.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Ankara 19. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 31.5.2006
günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun
51. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle
eklenen üçüncü fıkrası ile son fıkrasının Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, zorunlu sigortalı hizmet süresini
müteakip 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 85. maddesi (SSK)
kapsamında isteğe bağlı sigortalılığının başladığı, primlerini düzenli
olarak ödediği, isteğe bağlı sigortalılığının 5510 sayılı Kanun’un 51.
maddesi uyarınca aynı Kanun’un 4. maddesinin (b) bendi kapsamına (Bağkur) alındığını öğrendiği, bu nedenle isteğe bağlı
sigortalılığının 1.10.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’un 85.
maddesi kapsamında devam etmesi gerektiğinin tespitine ve yatırdığı
primlerin SSK kapsamında kabul edilerek hizmetlerinin birleştirilmesine
dair açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Davacı M.B. vekili Av. S.D.
tarafından, (müvekkilinin Sosyal Sigortalar Kurumu’na tabi olarak zorunlu sigortalı
hizmet süresini müteakip 07/09/2007 tarihinde 506 sayılı Kanunun 85.
maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılığının başlatıldığını, primlerini
muntazaman ödemekte iken, iradesi dışında Sosyal Sigortalar Kurumu isteğe
Bağlı Sigortalılığın davalı kurumca 5510 sayılı Kanun gereğince Bağ-kur
isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürüldüğünü; 5510 sayılı Kanunun 50., 51. ve 52. maddelerinde, 506 sayılı Kanun’un 85.
maddesi hükümlerinin aynen korunmasına rağmen davalı kurumca, Sosyal
Sigortalar Kurumu isteğe bağlı sigortalılığın, bağ-kur isteğe bağlı
sigortalılığa dönüştürülmesi işleminin, “kanunların geriye yürümezlik”
ilkesine, usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle) Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na karşı açılan davada işin gereği düşünüldü;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
11’inci maddesinin ikinci fıkrasında kanunların Anayasa’ya aykırı olamayacağı
belirtilmiş; 152’nci maddesinde de “Bir davaya bakmakta olan mahkeme,
uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini
Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda
vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını
ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara
bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş
ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse
mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak,
Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar
gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına
girerek verdiği reci kararının Resmi Gazetede
yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 152’nci maddesi hükmüne
göre, bir davaya bakmakta olan mahkemenin itiraz yoluyla bir kanun hükmünün
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için, iptali istenen kuralın
davada uygulanacak nitelikte bir kural olması gerekir. Davacının 506 sayılı
Kanun gereğince isteğe bağlı sigortalılığını engelleyen 5510 sayılı Kanunun
51. maddesinin ikinci bendinin son cümlesi ile son bendinin son cümlesinin,
bakılan davada uygulanacak bir kural niteliğinde olduğu açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacı,
506 sayılı Kanunun 85. maddesi uyarınca isteğe bağlı sigortalı olarak
primlerini düzenli olarak ödemekte iken, 5510 sayılı Kanunun 51. maddesi
uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu isteğe bağlı sigortalığının Bağ-kur
isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürülerek, 01.10.2008 tarihinden itibaren
Bağ-kur isteğe bağlı sigortalı sayıldığı görülmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510
sayılı Kanunun 51. maddesinde isteğe bağlı sigortalılık, müracaatın Kurum
kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlar.
İsteğe bağlı sigortalı olarak prim
ödenen tarihlerde, 4 üncü maddeye göre sigortalı olmayı gerektirecek çalışması
bulunduğu tespit edilenlerin, zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı
prim ödenen süreleri iptal edilerek, bu süreye ilişkin ödedikleri primler
ilgililere iade edilir.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/31
md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim ödeme
gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna göre
belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanan
sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri
halinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün
sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak
kabul edilir.
İsteğe bağlı sigortalılık;
a) İsteğe bağlı sigortalılığını sona
erdirme talebinde bulunanların, primi ödenmiş son günü takip eden günden,
b) Aylık talebinde bulunanların, aylığa
hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,
c) Ölen sigortalının ölüm tarihinden,
itibaren sona erer.
İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş
süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası
hükümlerinin uygulamasında dikkate alınır ve bu süreler 4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul
edilir, hükmü öngörülmüştür.
Yukarıda belirtildiği üzere, 5510
sayılı Kanunun 51. maddesinde, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin (a) bendinde
belirtilen sigortalıların, yani hizmet akdine tabi olarak çalışan
sigortalıların isteğe bağlı sigortalı olmasına engel bir hüküm mevcut
değildir. Hal böyle iken, 506 sayılı Kanun gereğince
isteğe bağlı sigortalı olan sigortalıların 5510 sayılı Kanunun 51.
maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra ödenen isteğe bağlı sigortalılık
primlerinin, 4. madde (a) bendi kapsamında kabul edilmeyip, 4. madde (b)
bendi kapsamında Bağ-kur sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi;
Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen “hukuk devleti” ilkesi ile 10.
maddesinde düzenlenen “eşitlik ilkesine” aykırılık teşkil etmektedir.
Sigortalı, Sosyal Hukuk Devleti
güvencesi altında bulunduğu hissi ile tercihini, 2829 sayılı Sosyal
Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkındaki Kanunun 8. maddesi uyarınca, 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık
aylığı bağlanmak üzere 506 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarınca isteğe
bağlı sigortalı olma yönünde kullanmıştır. Hal böyle
iken, 01.10.2008 tarihi öncesinde 506 sayılı Kanunun 85. maddesi uyarınca
sigortalı olan bir sigortalının, aniden Yasa değişikliği ile Bağ-kur isteğe
bağlı sigortalı sayılması akabinde yaşlılık aylığı bağlandığı esnada,
01.10.2008 tarihinden sonraki isteğe bağlı sigortalılık süresinin Bağ-kur
sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi ve Bağ-kur’lu olarak aylık
bağlanması işlemi Sosyal Devlet ilkesine ve eşitlik ilkesine, aykırılık
teşkil etmektedir. 01.10.2008 tarihinden sonra yatırılan primlerin Bağ-Kur
isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi ve bu sürenin
Bağ-kur isteğe bağlı sigortalı sayılması sonucunda 2829 sayılı Kanunun 8.
maddesi gereğince Bağ-kur’dan yaşlılık aylığı bağlanması halinde,
bağlanacak olan yaşlılık aylığının, hizmet akdine tabi çalışanlara
bağlanacak yaşlılık aylığından düşük olacağı bir gerçektir.
Açıklanan nedenlerle; Anayasanın 152.
maddesi uyarınca bakılmakta olan davada uygulanacak olan 5510 sayılı
Kanunun 51. maddesinin ikinci bendinde yer alan “(Ek fıkra
: 17/4/2008-5754/31 md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80
inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma
saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine
bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe
bağlı sigortaya pirim ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu
sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir
ve eklenen bu süreler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” hükmü ile 5510 sayılı
Kanunun 51. maddesinin son bendinde yer alan “İsteğe bağlı sigorta primi
ödenmiş süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık
sigortası hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınır ve bu süreler 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak
kabul edilir,” ibaresinin Anayasanın 2. ve 10. maddesine aykırı olduğu
kanaati ile, anılan ibarelerin iptali istemi ile Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına, Anayasa Mahkemesinin konu hakkında vereceği karara kadar
davanın geri bırakılmasına, kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, iş
bu kararla birlikte dava dosyası ve içeriği evrakın çıkartılacak birer
onaylı örneğinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine, 23.11.2010 tarihinde
karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun’un 31.
maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralları da içeren 51. maddesi
şöyledir.
“İsteğe
bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi
MADDE 51- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/31
md.) İsteğe bağlı sigortalılık, müracaatın Kurum kayıtlarına intikal ettiği
tarihi takip eden günden itibaren başlar.
İsteğe bağlı sigortalı olarak prim ödenen
tarihlerde, 4 üncü maddeye göre sigortalı olmayı gerektirecek çalışması
bulunduğu tespit edilenlerin, zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı
prim ödenen süreleri iptal edilerek, bu süreye ilişkin ödedikleri primler
ilgililere iade edilir.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/31
md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim
ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna
göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle
hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim
ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme
gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak
kabul edilir.
İsteğe bağlı sigortalılık;
a) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme
talebinde bulunanların, primi ödenmiş son günü takip eden günden,
b) Aylık talebinde bulunanların, aylığa hak
kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,
c) Ölen sigortalının ölüm tarihinden,
itibaren
sona erer.
İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş
süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası
hükümlerinin uygulamasında dikkate alınır ve bu süreler 4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul
edilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve 10.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh
KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN,
Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,
Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımıyla 24.2.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle
davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne
başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren
bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak
olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde,
ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da
olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 51. maddesinin, 17.4.2008
günlü, 5754 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının da
iptalini istemiştir.
5510 sayılı Kanun’un 51. maddesine,
5754 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen itiraz konusu üçüncü fıkrada, “Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya
80 inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma
saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine
bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe
bağlı sigortaya prim ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu
sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere
eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” denilmiştir.
İtiraz konusu kuralda iki konu
düzenlenmiştir. Birincisi, ay içinde 30 günden az çalışılan veya 4857
sayılı Kanun’a göre günlük normal çalışma saatindeki eksik kalan kısımların
isteğe bağlı sigortalılık ile 30 günü geçmemek üzere eklenerek
tamamlanabilmesidir. İkincisi ise eklenen bu sürelerin, 5510 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin (b) bendi (Bağ-kur) kapsamında sigortalılık süresi
olarak kabul edileceğidir.Dolayısıyla kuralda,4857
sayılı Kanun’daki bir aydan az çalışma nedeniyle eksik kalan primlerin
isteğe bağlı olarak ödenebilmesine olanak tanınarak, kısmi çalışmalardaki
eksik kalan primler nedeniyle yaşanan olumsuzlukların giderilmesi
sağlanmıştır.
Başvuru dosyasının incelenmesinden,
başvuran Mahkemedeki davacının 7.9.2007 tarihinden beri 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında başladığı isteğe bağlı sigorta
primlerini ödediği, bu açıdan 4857 sayılı Kanun kapsamında kısmi çalışan ve
eksik kalan primlerini isteğe bağlı olarak ödeyen birisi olmadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, bakılmakta olan davada itiraz konusu kuralın uygulanması
mümkün değildir.
Bu nedenlerle;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan,
Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi
sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra
Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2-31.5.2006 günlü, 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 51. maddesine,
17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin
bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya
ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
3- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 51. maddesinin son fıkrasının esasının
incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa
Mahkemesi Raportörü Cüneyt DURMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, davacının, 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca isteğe bağlı sigortalı olarak
primlerini düzenli olarak ödemekte iken, isteğe bağlı sigortalığının
01.10.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (b) bendi
kapsamında (Bağ-Kur) isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürüldüğü,5510 sayılı Kanun’un 51. maddesinde, 5510
sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendinde sayılan sigortalıların, yani
hizmet akdine bağlı olarak çalışan sigortalıların isteğe bağlı sigortalı
olmasına engel bir hüküm bulunmadığı, bu durumda 506 sayılı Kanun gereğince
isteğe bağlı sigortalı olan kişilerin itiraz konusu kuralın yürürlüğe
girmesi sonrasında ödedikleri isteğe bağlı sigorta primlerinin 5510 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında (SSK) kabul edilmeyip, anılan
maddenin (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur) sigortalılık süresi olarak kabul
edilmesinin hukuk devleti ilkesine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 506
sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmak üzere tercihini kullanan
sigortalıların kanun değişikliği sonrasında isteğe bağlı Bağ-Kur
sigortalısı sayılması ve akabinde Bağ-Kur yaşlılık aylığı bağlanması işlemi
sonucunda kişiye bağlanacak yaşlılık aylığının daha düşük olacağı ve bu
durumun sosyal devlet ilkesi ve eşitlik ilkesi ile çeliştiği belirtilerek
kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5510 sayılı Kanun’un “İsteğe bağlı sigorta ve şartları” başlıklı 50. maddesinin
birinci fıkrasında, isteğe bağlı sigorta, kişilerin isteğe bağlı olarak
prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık
sigortasına tâbi olmalarını sağlayan sigorta olarak ifade edilmiş; ikinci
fıkrasında ise isteğe bağlı sigortalı olabilmenin şartları belirtilmiştir.
Buna göre, kişilerin isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri için, 5510 sayılı
Kanun’a tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamaları
veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde otuz günden az
çalışmaları ya da tam gün çalışmamaları ve kendi sigortalılığı nedeniyle
aylık bağlanmamış olması gerekmektedir.
5510 sayılı Kanun’un 51. maddesinin itiraz konusu
kural olan son fıkrasında, isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş sürelerin,
malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası
hükümlerinin uygulamasında dikkate alınacağı ve söz konusu sürelerin, aynı
maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklı olmak üzere aynı Kanun’un 4. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul
edileceği öngörülmüştür.
Yasakoyucunun 506 sayılı Kanun uyarınca benimsediği isteğe bağlı sigortalılık
hakkı, sadece önceden hizmet akdine bağlı olarak zorunlu sigortalılığı
bulunan ancak bu ilişkisini devam ettiremeyenlere önceki sigortalılık
ilişkilerini belli şartlar altında devam ettirme hakkının tanınması
şeklindedir. 5510 sayılı Kanun ile isteğe bağlı sigortalılığın kapsamı
genişletilerek daha önce zorunlu sigortalılık kapsamında belirli bir süre
sigorta primi ödeme şartı kaldırılarak herkese isteğe bağlı sigortalı
olabilme imkânı tanınmış ve isteğe bağlı sigortalılar genel sağlık
sigortası kapsamına alınmıştır.
İtiraz konusu kurala göre, isteğe bağlı sigorta
primi ödenmiş süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel
sağlık sigortası hükümlerinin uygulamasında dikkate alınacak ve bu süreler
4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi
olarak kabul edilecektir. Ancak bu sonuç, tek başına ilgiliye kendi iradesi
dışında ve bir anda 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi kapsamında sigortalı olarak yaşlılık aylığı bağlanması ve toptan
ödeme yapılmasına hak kazanması anlamına gelmemektedir. Burada ifade
edilen, sadece isteğe bağlı sigortalılıkta geçen sürenin 4 (b) kapsamında
geçmiş sayılmasıdır. Çünkü 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe
girdiği tarihten önce sigortalı sayılanlar açısından Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un
8. maddesi gereğince, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili
hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde
ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına
göre aylık bağlanır ve ödenir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik
ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile
eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer verilen sosyal hukuk
devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer
aldığı, Anayasa’nın 60. maddesinde, “Herkes,
sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli
tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri
dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü
oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı
etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını
güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için
sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık,
malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin
korunması amaçlanmaktadır.
Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama
geçirilebilmesi için Devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını
sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İsteğe bağlı
sigorta uygulaması sadece çalışanlara yönelik sigorta yükümlülüğü
anlayışının ötesine geçerek herhangi bir çalışma ilişkisi bulunmayanların
da sigortalı olma güvencesine ulaşmalarına imkân sağlamaktadır. Ancak, bu
doğrultuda düzenlemeler yapılırken, sosyal güvenlik hakkından yararlanacak
olanların hukuksal konumları gözetilerek aynı statüde bulunmayanların
farklı kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesi ile çelişmez. Zorunlu
sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan ve isteğe bağlı sigortalılığa
başvurabilecek konumda bulunan kişilerin, hizmet akdine bağlı olarak
çalıştıkları için zorunlu sigortalılık rejimine tabi kişilerden ayrı bir
konumda oldukları açıktır.
Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak
hizmet verebilmesi, sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel
gelir kaynağı prim olan bu Kurumda aktüeryal
dengeler gözetilerek sigortalıların Kanun’da belirtilen süreler kadar prim
ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun
sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören bir düzenleme
getirilmesi sistemin doğal bir sonucudur. Kaldı ki, isteğe bağlı sigortalılığın ortak
özelliği, prim sorumluluk ve yükümlülüğünün isteğe bağlı sigortalı olmak
isteyen kişinin kendisinde olmasıdır. Kural aynı zamanda, isteğe bağlı
olarak prim ödemek suretiyle kişilerin uzun vadeli sigorta kollarına ve
genel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağladığından, zorunlu sigortalı
olmayı gerektirecek çalışması bulunmayan kişileri de genel sağlık sigortası
kapsamına almaktadır. Dolayısıyla kuralın, adil olmadığı da söylenemez.
5510 sayılı Kanun kapsamında kısa vadeli sigorta
kolları, vazife ve harp malullüğü, emeklilik ikramiyesi ödenmesi, prime
esas kazançlar ve prim oranları hükümlerinin, anılan Kanun’un 4. maddesinin
birinci fıkrası kapsamında sigortalı sayılanların hukuksal konumlarından
kaynaklanan özellikler de gözetilerek farklı şekilde düzenlendiği ve 506
sayılı Kanun kapsamında öngörülen isteğe bağlı sigortalılık statüsüne tabi
kişilerin 5510 sayılı Kanun’da öngörülen sigortalılık statüleri arasında en
yakını olan anılan Kanun’un 4 (b) maddesi kapsamında isteğe bağlı
sigortalılık kapsamında değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, itiraz konusu kural kapsamındaki isteğe
bağlı sigortalıların farklılıklarının dikkate alınmak suretiyle 5510 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında değil (b) bendi kapsamında
değerlendirilmesi sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı
değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
31.5.2006
günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun
51. maddesinin son fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 21.6.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|