|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/70
Karar Sayısı : 2012/77
Karar Günü : 24.5.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kırıkkale İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 2.2.2005 günlü, 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde yer alan
“… 15.1.2005 tarihinde … anılan tarihten önce …”
ibarelerinin, Anayasa’nın 2., 5. ve 10.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde
öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 5289 sayılı Kanun ile
15.01.2005 tarihinde görevde bulunanlara verilen bir dereceden
yararlandırılması istemiyle 06.10.2010 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi
Rektörlüğü’ne yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasanın 152. maddesinin 1. fıkrasında “Bir
davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa
Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır” hükmüne
yer verilmiştir.
Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi
Klinik Diş Hekimliği Bilimleri Bölümü Pedodonti Ana Bilim Dalı öğretim
üyesi olarak görev yapan davacı tarafından,08.02.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5289
sayılı Kanun ile 15.01.2005 tarihinde görevde bulunanlara verilen bir
dereceden yararlandırılması istemiyle 06.10.2010 tarihinde yaptığı
başvurunun reddine ilişkin 11.10.2010 tarih ve 7220 sayılı işlemin iptali
istemiyle açılan davada, 5289 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yeralan “... 15.1.2005 tarihinde ... anılan tarihten önce ...”
ibaresi Mahkememiz yönünden “Maddi olayda uygulanacak Yasa hükmü”
konumundadır.
İLGİLİ KANUN MADDELERİ:
5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde “457 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek geçici madde,
458 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa
eklenen ek geçici madde ve 459 sayılıKanun Hükmünde Kararnameyle 926 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen ek geçici madde
hükümleri; anılan ek geçici maddeler kapsamında belirtilen (sözleşmeli
subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar dahil) ve bu
ek geçici maddelerin hükümlerinden yararlanmamış olanlardan 15.1.2005
tarihinde görevde bulunanlar (aylıksız izinde bulunanlar dahil) ile
bunlardan anılan tarihten önce emekli, adi malûllük, vazife malullüğü
aylığı bağlananlar ile dul ve yetim aylığı alanlar hakkında da uygulanır.” hükmü yeralmaktadır.
ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ VE İLGİLİ ANAYASA MADDELERİ:
1-
ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN;
Anayasanın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne
yer verilmiştir.
Hukuk Devleti olma ilkesi, devletin demokratik,
sosyal ve laik olma ilkelerinin tümünü kapsayan, bir yandan kişi hürriyeti
ve güvenliğini esas alırken diğer yandan da bireyleri idarenin eylem ve
işlemlerine karşı korumayı amaçlayan bir düzenlemedir.
Bir devletin hukuk devleti olması sonucu
vatandaşlarının hem bedensel hem de maddi varlıklarını koruması gerektiği
açıktır. Bu anlamda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesi ile
belirlenen sınıflar itibariyle memuriyete giriş dereceleri ile aynı
Kanun’un 64. ve 68. maddelerinde kademe ve derece ilerlemesinin şartları
belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre; görevin önemi veya sorumluluğu
artmadan, memurun aylığındaki ilerleme olan kademe ilerlemesinin
yapabilmesi için, memurun bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması
ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması şartının,
derece ilerlemesi yapılabilmesi için de; üst dereceden boş bir kadronun
bulunması, derecesi içinde en az 3 yıl ve bu derecenin 3 üncü kademesinde 1
yıl bulunmuş, kadronun tahsis edildiği görev için öngörülen nitelikleri
elde etmiş olması şartlarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Ancak
Anayasa’ya aykırı olduğu düşünülen bu düzenleme ile belirli bir tarih esas
alınmak suretiyle, yürürlükteki mevzuatta yer alan kademe ve derece
ilerlemesine ilişkin kuralları göz ardı etmek ve bir gün aralıklarla göreve
başlayan personel arasındaki bu bir günlük kıdem farkını üç yıla çıkarmak
suretiyle derece ilerlemesi öngörülmesinde, hukuk devleti ilkesine aykırılık
bulunduğu açıktır.
2-
ANAYASANIN 5. MADDESİ YÖNÜNDEN;
Anayasanın 5. maddesinde “Devletin temel amaç ve
görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin
bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun
refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,
sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan
siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî
varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” hükmü
yeralmaktadır.
Anılan hüküm “Sosyal Devlet” ve “Hukuk Devleti”
ilkelerinin bir gereğidir. Bu hükümle Devlet, ülkede yaşayan tüm
vatandaşlarını siyasal, ekonomik ve sosyal koşullardan eşit şekilde
yararlandırmak ve bunun için gerekli olan önlemleri almakla görevli
kılınmıştır.
Bu hükme göre Devlet, değişen koşulları
değerlendirip yeni düzenlemeler yapmak zorundadır. Ancak bu düzenlemeleri
yaparken vatandaşları arasında aynı durumda olanlara aynı hükümleri
uygulamakla yükümlü olmakla birlikte “aynı durum” veya “eşit koşullarda”
olma olgusunun somut bir kriterinin olması gerekmektedir.
Anayasaya aykırılığı düşünülen düzenleme ile kamu
görevlilerine 657 sayılı Kanun ve diğer özel kanunlarda öngörülen derece
ilerlemesine ilişkin hükümlerden bağımsız olarak bir derece verilmesi
öngörülmüştür. Bu düzenleme yapılırken ise, sadece belirli bir tarih esas
alınmak suretiyle (kısmi istisnalar hariç) bu tarihte görevde olanlara
uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Fakat bu kadar genel bir düzenleme de
sadece belli bir tarihte görevde bulunanların eşit koşullarda olduğu kabul
edilerek kamu görevlilerine uygulanması adalet ilkesi ile de bağdaşmayacağı
açıktır.
3-
ANAYASANIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN;
Anayasanın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.)
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama
geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”
hükmü yeralmaktadır.
Bu hükme göre “eşitlik ilkesi” ile eylemli değil
hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda
bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve
kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak, yasa karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır.
Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için
değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik
ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.
Devlet vatandaşları arasında eşit muamelede
bulunmak zorundadır. Ancak burada eşitlik hususu belirlenirken hangi
kriterlerin baz alabileceğini ortaya koymak gerekmektedir. Diğer bir
ifadeyle herhangi bir farklılığın, yapılacak bir düzenlemede eşit olma
durumunu değiştirip değiştirmeyeceği, yapılan düzenlemenin konusu ve
amacına göre belirlenmesi gerekmektedir. Nasıl ki ceza hukukunda bir
insanın ırkının farklı olması ceza kanunlarının uygulanması yönünden
eşitliği bozacak bir durum olarak değerlendirmek mümkün değil ise, her
Kanun’un düzenlediği hususlar ile ilgili olarak, eşitlik kriterlerini
değerlendirirken her farklılığın “eşit olma” olgusunu değiştirip
değiştirmediğini değerlendirmek gerekmektedir.
5289 sayılı Kanun ile 15.01.2005 tarihinde görevde
bulunan kamu personeline bir derece verileceği düzenleme altına alınmıştır.
Bu hükümden yararlanabilmek için ilk olarak kamu görevlisi olma, ikinci olarakta
15.1.2005 tarihinde görevde bulunma koşulu getirilmiştir. Esasında, bu
Kanun’un baz aldığı esas kriter kamuda görevli olmaktır, ikinci kriterin
ise, daha çok ekonomik sebeplerle getirildiği tartışmasızdır. Bu açıdan
bakıldığında, bu tarihte görevde bulunmayanlar ile bu tarihte görevde
bulunanlar arasında eşitlik olduğu açıktır.
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanun’da kademe ve
derece ilerlemesinin yapılabilmesi çeşitli koşullara bağlandığından, bu
koşullardan hiçbirinin gerçekleşmesini aramadan sadece yukarıda belirtilen
kriterler dikkate alınarak derece verilmesi nedeniyle, kamu görevine bir
gün aralıklarla başlayan kişiler arasında meydana getirilen derece farkı
nedeniyle, bazı kamu kurumlarında görevli kamu personelinde en az üç yıl
bazılarında ise iki yıllık bir kıdem farkı ortaya çıkardığı gibi parasal
haklarında da farklılıklar meydana getirmiştir. Dolayısıyla Anayasaya
aykırı olduğu düşünülen bu düzenleme ile 457, 458 ve 459 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameler hükümlerinden faydalanamayanların mağduriyetlerini
gidermek üzere düzenleme yapıldığı ancak anılan tarihte kamu görevlisi
olmayanlar yönünden yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar geçecek süre
itibariyle büyük mağduriyetlere neden olduğundan görevde bulunup-bulunmama
yönünden getirilen kısıtlamanın, kanunun yapılış tekniğine, hakkaniyete ve
eşitlik ilkesine aykırı olduğu açıktır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle 5289 sayılı Memurlar ve Diğer
Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesinde
yeralan “... 15.1.2005 tarihinde ...
anılan tarihten önce” ibaresinin Anayasanın 2., 5. ve 10.
maddelerine aykırı olduğu kanaati ile iptalinin talep edilmesine, dava
dosyasının tüm belgeleriyle onaylı suretlerinin oluşturularak Anayasa
Mahkemesine sunulmasına, iş bu karar ile dosya suretinin yüksek mahkemeye
tebliğinden itibaren beş ay beklenilmesine, beş ay içinde sonuç gelmezse
mevcut mevzuata göre davanın görülmesine, 17/06/2011 tarihinde oybirliğiyle
karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2.2.2005 günlü, 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun’un itiraz konusu
ibareleri de içeren 1. maddesi şöyledir:
“457 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameyle 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen
ek geçici madde, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununa eklenen ek geçici madde ve 459 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen
ek geçici madde hükümleri; anılan ek geçici maddeler kapsamında belirtilen
(sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar dahil) ve bu ek geçici maddelerin hükümlerinden
yararlanmamış olanlardan 15.1.2005
tarihinde görevde bulunanlar (aylıksız izinde bulunanlar dahil) ile
bunlardan anılan tarihten önce
emekli, adî malûllük, vazife malullüğü aylığı bağlananlar ile dul ve yetim
aylığı alanlar hakkında da uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
5. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra
Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ,
Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla 20.7.2011 günü yapılan ilk
inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi
Raportörü Ömer DURAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. maddesine göre
Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğu ve hukuk devleti olma
ilkesinin, devletin demokratik, sosyal ve laik olma ilkelerinin tümünü
kapsadığı, bir taraftan kişi hürriyeti ve güvenliğini esas alırken diğer
yandan da bireylerin idarenin eylem ve işlemlerine karşı korunmasını
amaçladığı; Devletin Anayasa’nın 5. maddesi ile ülkede yaşayan tüm
vatandaşları siyasal, ekonomik sosyal koşullardan eşit şekilde
yararlandırma ve bunun için gerekli önlemleri almakla görevli kılındığı;
Anayasa’nın 10. maddesinde ifade edilen “eşitlik ilkesi” ile eylemli değil
hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, bu ilkenin amacının aynı durumda bulunan
kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak olduğu, 5289
sayılı Kanunla getirilen ve iptali istenen düzenlemede esas amacın kamuda
görevli olmak olarak belirlendiği, bu açıdan bakıldığında 15.1.2005
tarihinde görevde bulunmayanlar ile bu tarihte bulunanlar arasında eşitlik
bulunduğu ve sonuç olarak kuralın Anayasa’nın 2.,
5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu ibareyi de içeren 2.2.2005 günlü,
5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi
Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 457
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle eklenen ek geçici madde, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’na 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle eklenen
ek geçici madde, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na 459
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle eklenen ek geçici madde hükümleri;
anılan ek geçici maddeler kapsamında belirtilen (sözleşmeli subay,
sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar dahil)
ve bu ek geçici maddelerin hükümlerinden yararlanmamış olanlardan 15.1.2005
tarihinde görevde bulunanlar (aylıksız izinde bulunanlar dahil) ile
bunlardan anılan tarihten önce emekli, adî malûllük, vazife malullüğü
aylığı bağlananlar ile dul ve yetim aylığı alanlardan anılan tarihte
görevde bulunan kamu görevlilerinin kazanılmış hak aylıkları bir üst dereceye
yükseltilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesinde herkesin dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ile idare
makamlarının bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorunda oldukları ifade edilmiştir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı
kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli
kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl
edilmiş olmaz.
Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik
olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini
gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki
düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde
adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması
gerekir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinden, belirli bir tarihte
görevde bulunanlara, ilave bir derece vermek suretiyle getirilen itiraz
konusu kural, düzenleniş itibariyle kamu yararı amacı taşımakta olup demokratik
toplum düzeninin gerekleri ile çelişmemekte ve yasakoyucunun
takdir yetkisi kapsamı içerisinde bulunmaktadır.
Diğer taraftan 5289 sayılı Kanun’la getirilen ve
iptali istenen düzenlemede; yasa koyucu, belirli bir tarihi temel almak
şartıyla ve o tarihte kadroya bağlı olarak çalışmakta olan ve daha önceden
benzeri bir düzenlemeden yararlanmamış olan tüm kamu personelini ayrım
yapmadan kapsama dahil etmiştir. Bu bakımdan kanun
koyucu söz konusu yasadan faydalanmak için 15.1.2005 tarihinde kamu
personeli olmayı, objektif bir koşul olarak belirlemiştir. Söz konusu
tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına bu hak tanındığına ve bu
kişiler arasında herhangi bir ayırım yapılmadığına göre itiraz konusu
kuralda eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 5. maddesi ile
ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
2.2.2005 günlü, 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde yer alan
“… 15.1.2005 tarihinde … anılan
tarihten önce …” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 24.5.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
|
|
|
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
|
|
|
|
|