|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2012/7
Karar Sayısı : 2012/102
Karar Günü : 5.7.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Bakırköy 1. İnfaz
Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında
yer alan “… zorunlu hâller dışında bir daha
değiştirilmemek üzere, …” ibaresinin, Anayasa’nın 17. maddesine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Taammüden adam öldürme suçundan müebbet hapis
cezası infaz edilmekte olan hükümlünün, eşi ve yakın akrabaları dışında ad
ve adreslerini bildirdiği üç kişilik ziyaretçi listesinin değiştirilmesi
istemini inceleyen Mahkeme, Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vardığı
kuralın iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“Hâkimliğimizin
yukarıda esas numarası yazılı koğuşturma evrakı üzerinde yapılan inceleme
araştırma sırasında verilen ara karar gereğince hükümlü …
hakkında uygulanması durumu bulunan 5275 sayılı
Yasa’nın 83/1. maddesinin Anayasa’ya aykırılığına kanaat getirildiğinden,
Anayasa’ya aykırılık hususunun incelenip değerlendirilmesi için dosyanın
gönderilmesi kararı verilmiştir.
Hâkimliğimizce Anayasa’ya aykırılık nedenlerinin
anlaşılabilmesi için kısaca dosyanın başlıklar hâlinde özetlenmesi gerekmektedir.
1- Hükümlü …, dosyadaki
bilgi ve belgelere göre taammüden adam öldürmek ve bu suça iştirakten
dolayı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiş, bu karara
istinaden hâlen Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak
bulunmaktadır.
2- Hükümlü…, Hâkimliğimize
gönderdiği dilekçe ile Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri
Hakkındaki Yönetmeliğe göre 3 kişilik ziyaretçi listesini yasal mevzuat
nedeniyle değiştiremediğini, zira 60 günlük süre içerisinde tanınan haktan
yakın akrabalarına ulaşamaması ve bu durumu sağlıklı değerlendirememesi
nedeni ile yararlanamadığını, aradan geçen sürede bu listeyi değiştirmek
istediğini talep etmiştir.
3- Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
Hâkimliğimize gönderdiği 27.12.2011 tarih ve 2011/14752 sayılı cevabi
yazıda özetle; “… Akrabası dışında bulunan 3 arkadaş
listesinde ise 60 gün süre içerisinde bildirmesi gerektiği ve bu listede
belirtilen kişilerin ölüm, doğal afet, ağır hastalık ve ziyaretçisinin
ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim değişikliği gibi zorunlu
hâllerde değiştirebileceği olarak düzenlediği ve bu nedenle 3 ziyaretçi
listesinin değiştirilemediği hususu bilgilerinize arz olunur.” diyerek
yasal olanağın bulunmadığını bildirmiştir.
4- Hükümlü …’ın dosyamıza getirtilen
müddetnamesinde Şartla Tahliye tarihinin 14.03.2020, Bihakkın Tahliye
tarihinin 12.03.2040 tarihi olarak tespit edildiği görülmüştür.
5- Hükümlü …’nın akrabası olmayan ziyaretçi
listesini verilen 60 günlük süre içerisinde 27.02.2009 tarihinde kuruma verdiği,
Hâkimliğimize yazmış olduğu dilekçe tarihinin 19.09.2011 tarihi olduğu
anlaşılmıştır.
BAŞVURU NEDENLERİ:
Anayasamızın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi
ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu hükme
bağlanmıştır. Yürürlüğe giren tüm yasalarımızın Anayasamızda yer alan bu
genel çerçeve içerisinde yer alması gerekir. Nitekim 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanun’un 3. maddesi de infazda temel
amacın açıklanmasını yaparken tutuklu ve toplumsal kurallara saygılı,
sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumu kolaylaştırmak olduğunu
söylemiştir.
İnfazın temel amacında yer alan bu ilke Anayasanın
17. maddesindeki temel hakla doğrudan bağlantılıdır. Zira kişinin cezaevi
ortamında cezasını infaz ederken sosyalleşebilmesi ancak, maddi ve manevi
varlığını koruma ve güçlendirmesine dayanmaktadır.
Sosyalleşmenin somut dünyadaki karşılığı karşılıklı
iletişim kurma, sosyal dünya ile bağlantıda bulunma, gerçek hayat
koşullarının içerisinde yer almayı gerektirmektedir. Tutuklu ve hükümlü
olan bir kişinin bu hakları yasal olarak kısıtlanmıştır. Ancak, bu
kısıtlama altında dahi yasa sosyalleşme yöntemi olarak tutuklu ve
hükümlülere bir kısım haklar tanımıştır. Bunlardan bir tanesi de görüş
yapabilme hakkıdır. Görüşün hangi çerçevede yapılacağı 5275 sayılı Yasanın
83. maddesinde düzenlenmiş ve bu maddeye dayalı olarak da Adalet
Bakanlığınca hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmeleri hakkında yönetmelik
çıkarılmıştır.
Bu maddeye göre cezaevinde bulunan tutuklu ve
hükümlünün yasada sayılan yakınları dışında ad ve adreslerini bildireceği 3
kişi ile daha görüş yapma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak, yasa metninde
bir şarta bağlanmıştır. Bu da, “ZORUNLU HALLER DIŞINDA BİR DAHA
DEĞİŞTİRİLMEMEK ÜZERE” ibaresi ile yer almıştır. Nitekim
bu maddeye dayalı olarak çıkartılan yönetmeliğin 9/2. fıkrasında akrabası
olmayan 3 kişinin isim, soy isim ve adreslerinin 60 gün içerisinde
bildirilme yükümlülüğü getirilmiş, yasa da çerçevesi verilen zorunlu haller
olarak da “ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya
da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri
değişikliği gibi” hususlar sayılmıştır.
Hayatın içerisinde kişinin görüşmek istediği
isimleri değiştirememesi, yasa da tanımlanan bu hallerden birinin bulunmaması
durumunda kişi cezaevi içerisinde bulunduğu müddet boyunca görüşmek
istediği kişileri değiştiremeyecektir. Yasadaki anlatımın hayatın
gerçekleri ile bağdaşma olanağı da yoktur. Zira cezaevi ortamına
girildikten sonra kendisini ziyaret edeceğini düşündüğü çok yakın bir
arkadaşının bile ziyarete gelmemesi halinde tutuklu ya da hükümlünün
yapabileceği yasal bir yöntem bulunmamaktadır. Hele ki somut olayda yer
alan ….gibi şartla tahliye tarihine bile 8 sene daha bulunan
bir kişinin bu müddet boyunca arkadaş listesini değiştirememesi maddi ve
manevi varlığını cezaevi içerisinde ilerletememesi sonucunu doğuracaktır.
Hükümlü …’nın ziyaretçi listesini 2009 yılında
verdiği, şartla tahliye tarihinin 2020 olduğu, bihakkın tahliye tarihinin
2040 olduğu göz önüne alındığında 83/2. maddede yer alan cümlenin
Anayasa’nın 17. maddesine aykırı olacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Yasa koyucu 3 kişilik arkadaş listesinin
değiştirilememesine gerekçe gösterirken, öngördüğü hususların somut
uygulamada Anayasal kurallara aykırılık teşkil etmeyeceğini düşünmüş olsa
da, yukarıda açıklandığı gibi hakkındaki sürelerin bir ömür sürecini
kapsayacak şekilde yer alan müddetnameye sahip kişiler için yeni bir yasal
düzenleme yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
5275 sayılı Yasanın 83/1. maddesinde yazılı
“ZORUNLU HALLER DIŞINDA BİR DAHA DEĞİŞTİRİLMEMEK ÜZERE” cümlesinin
Anayasa’nın 17. maddesindeki temel düzenlemeye aykırılık teşkil ettiği
kanaatine varıldığından, takdir yüksek mahkemeye ait olmak üzere bu
cümlenin iptaline karar verilmesi arz olunur. 03.01.2012”.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Kanun’un itiraz
konusu kuralı da içeren 83. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan
ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve
ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu
hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini
bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten
fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasa’nın 17.
maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim
KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılmalarıyla 26.1.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar vermiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa
Mahkemesi Raportörü Salim KÜÇÜK tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında,
hükümlünün; eşi, yakınları ve yasal temsilcisi dışında, ceza infaz kurumuna
bildirdiği üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâller dışında bir
daha değişiklik yapamadığı, ziyaret hakkı kısıtlanan hükümlünün dış dünya
ile iletişim kurmasının ve sosyalleşmesinin engellendiği belirtilerek,
kuralın Anayasa’nın 17. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural ile
hükümlüye, yasal temsilcisi, eşi ve maddede sayılan yakınları dışında,
kendisinin belirleyeceği ve zorunlu hâller dışında bir daha
değiştiremeyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmaktadır.
Anayasa’nın 17. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca, “Herkes yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma
ve geliştirme hakkına sahiptir.” Kişinin maddî ve manevî varlığını
geliştirme hakkı, insan onurunun korunmasını sağlamaktadır. İnsan onuru
kavramı insanın ne durumda, hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf
insan oluşunun kazandırdığı değerin tanınmasını anlatır.
Özgürlüğü mahkeme kararıyla
kısıtlanan hükümlünün, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyetin doğal sonucu
olarak sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması kaçınılmazdır. İnfazın bir
amacı da hükümlünün tahliye sonrası tekrar suç işlemekten vazgeçmesini
sağlamaya yöneliktir. Dolayısıyla hapis cezasının infazında, bir yandan
hükümlünün tekrar suç işlemesini önleyecek oranda caydırıcı olması, öte
yandan dış dünya ile iletişim kurması ve sosyalleşmesi sağlanarak hükümlüye
maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkının tanınması gözetilmektedir.
Bunun yanında ziyaret hakkının, zorunlu hâllere bakılmaksızın hükümlünün
yasal temsilcisi, eşi ve yakınları dışında kalanlar bakımından sınırlandırılmasının,
ceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasına yönelik
olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla ziyaret hakkı değerlendirilirken ceza
infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlülerin
maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı arasında makul bir dengenin
kurulması gerekir.
Öte yandan kural ile
hükümlüye üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâllerde değişiklik
yapabilme hakkı tanınmış, zorunlu hâllerin neler olduğu hususu uygulamaya
bırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır. Bununla birlikte 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83. maddesinin (2)
numaralı fıkrası uyarınca hükümlünün yasal temsilcisi, eşi, Kanun’da
sayılan yakınları ile önceden ceza infaz kurumuna bildirdiği üç kişilik
listede yer alanların dışında kalan kişilerin ziyaretine Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilmektedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz
konusu kural, Anayasa’nın 17. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Fulya
KANTARCIOĞLU ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “… zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere,
…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh
KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA, 5.7.2012 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan
ÜSTÜN
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal
TERCAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Muammer
TOPAL
|
Üye
Zühtü
ARSLAN
|
|
|
|
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 83. maddesinin ilk fıkrasında “Hükümlü, belgelendirilmesi
koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya
kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu
haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği
en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak
üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir” denilmiş, fıkranın sadece
“zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere” bölümünün iptali
istenmiştir.
5275 sayılı Yasa’nın “İnfazda temel amaç” başlıklı
3. maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak
istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu
maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri
güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün, yeniden
sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal
kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu
kolaylaştırmak olduğu belirtilmiştir. Suçlunun yeniden sosyalleşebilmesi için onun da diğer bireyler gibi
onurlu bir yaşam sürdürme hakkı bulunduğu bilinciyle eğitim ve sosyal
faaliyetlerinin geliştirilmesi, haberleşme ve ziyaret imkânlarına olanak
tanınması gerekmektedir. Bu nedenle belirtilen olanaklardan
yararlanmalarının hükümlüler için bir hak olduğu kabul edilerek çağdaş ceza
infaz hukukunda buna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Hükümlülerin yeniden sosyalleşebilmesi için onlara
tanınan hakların Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin
dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını geliştirme kapsamında olduğu
açıktır.
Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında Herkesin,
yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip
olduğu, üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı;
kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi
tutulamayacağı belirtilmiştir. Mahkeme kararıyla özgürlüğü sınırlanmış olan
hükümlünün de temel insan haklarına sahip olduğu, bu durumda da insanlık
onuruna saygı gösterilmesi ve kişiliğini geliştirebilmesi için bazı
olanaklardan yararlandırılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu bağlamda,
hükümlünün dış dünya ile iletişiminin ve yeniden sosyalleşmesinin
sağlanması için ziyaret hakkı tanınması önemlidir. Ancak, cezanın infaz
edildiği kurumun, güvenliğinin ve düzeninin sağlanması, hükümlüler arasında
adaletin gerçekleştirilebilmesi için ziyaret hakkına sınırlama
getirilebileceği kabul edilebilirse de bunun, Anayasa’nın, 2. maddesinde
yer alan hukuk devletinin hak ve özgürlükler alanında açılımını yansıtan
13. maddesine uygun olarak yapılması gerekir.
Anayasa’nın 13. maddesiyle uyum sağlanabilmesi,
ziyaret hakkına dava konusu kuralla getirilen sınırlamanın, infaz
kurumlarının güvenlik ve disiplininin korunması için gerekli ve amaca
ulaşmak için elverişli olmasının yanı sıra ölçülük koşulunu da içermesine
bağlıdır.
Hükümlünün, yasada sayılan yakınları dışında
ziyaretine geleceği düşüncesiyle ad ve adreslerini bildireceği üç kişiyi
zorunlu haller olmaksızın bir daha değiştirememesi, bu kişilerin ziyaretten
vazgeçmesi durumunda, hakkını kaybetmesine yol açacaktır. İnfaz
kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması bakımından, gerekli ve
elverişli bulunduğu düşüncesiyle ziyaretçilerin çok sık olarak
değiştirilmelerine sınır getirilebilirse de bunun sınırlama amacını aşacak
biçimde zorunlu haller dışında olanaksız kılınması ölçüsüz bir düzenleme
olup, Anayasa’nın 13. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle iptali istenen kuralın
Anayasa’nın 13. ve 17. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği
düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Muammer
TOPAL
|
|