|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2011/74
Karar Sayısı : 2012/15
Karar Günü: 26.1.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 2. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 23.7.2010 günlü, 6009 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesinin (d) bendinde yer alan “…1/7/2010
tarihinden geçerli olmak üzere…” ibaresinin, bu bentte yer alan 8. ve 16. maddeler yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından; hakkında 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun re’sen tarha ilişkin hükümleri çerçevesinde
takdir komisyonu tarafından belirlenen matrah üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının iptali
istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“…
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinde düzenlenen tarih ve tebliğ
zamanaşımının takdir komisyonuna havale edilmesi üzerine duracağına ilişkin
yasa hükmünün Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen kararı ile iptal
edilmesi üzerine, 6009 sayılı Kanunun anılan hükümleri ile konunun yeniden
düzenlendiği, takdir komisyonuna havale edilen mükellefler için
zamanaşımının en fazla bir yıl süre ile duracağı, bir yılın sonunda
zamanaşımı süresinin kaldığı yerden tekrar işlemeye başlayacağı yolunda
hüküm tesis edildiği görülmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararının
15.10.2009 tarihini taşıması, kararın içeriğinde iptal hükmünün altı ay
sonra yürürlüğe gireceğine hükmedilmesi ve bu kararın da gerekçeli olarak
08.01.2010 tarihinde yayımlanmasına rağmen; iptal kararı üzerine konuyla
ilgili yapılan yasal düzenleme 01.08.2010 tarihinde yayımlanıp, bu tarihte
yürürlüğe girmiştir. Yine, Kanunun 62. maddesi uyarınca 01.07.2010
tarihinden itibaren geçerli olacağına hükmedilmekle beraber, söz konusu
Kanunun 16. maddesi ile 213 sayılı Kanuna eklenen geçici 28. maddeyle
01.01.2005 tarihinden önceye ait olup, 31.12.2012’ye kadar tebliğ edilmeyen
vergilerin zamanaşımına uğrayacağına ilişkin özel bir hükme yer
verilmiştir.
Bu
noktada 6009 sayılı Kanunun 62. maddesinde“1/7/2010 tarihinden
geçerli olmak üzere” ifadesiyle konuya ilişkin 8. ve 16.
madde hükümlerinin, vergi hukuku noktasında ne anlam ifade ettiği önem
kazanacak ve konunun bu açıdan ele alınıp tartışılması gerekecektir. Bu
kapsamda dikkat edilmesi gereken en temel husus, konuyla ilgili yasa
hükümlerinin Kanunun da işaret ettiği gibi yayımı tarihinde, yani 01.08.2010’da
yürürlüğe girecek olmasıdır. Böylece itiraza konu kanun kuralı ile henüz
yürürlükte olmayan bir Kanun hükmünün geçmişe yürütülmesi söz konusu olacaktır.
Böylece, bu düşünce, ilkesel olarak vergi hukukunda kabul edilmeyen
“kanunlarının gerçek anlamda geriye yürütülmesi” suretiyle, hem oluşan
müktesep hakların zedelenmesine neden olacak, hem de hukukun genel
ilkelerinden olan “hukuki güvenlik ilkesi” ile bağdaşmayacaktır.
Dolayısıyla, olaya ilişkin söz konusu yasa maddelerinin yürürlük kazandığı
08.01.2010 tarihinden sonra hukuki sonuçlarını doğurmaya başlaması hukuk
devleti olmanın en temel gerekliliklerinden birisidir.
Bilindiği
gibi parlamenter demokrasilerde en temel karar organı Yasama meclisidir.
Kural olarak Yasama organın bir konu hakkında harekete geçip serdettiği
pozitif iradesi yeni bir hukuki durumun inşasına sebep olurken bazen
konuyla ilgili harekete geçmeyerek sergilediği negatif irade de hukuki
sonuçlar doğurabilmektedir. Anayasa Mahkemesince verilen iptal ve kararın
yürürlük tarihinin ertelenmesi kararlarına karşı Yasama Organınca sergilenen
hareketsiz durum buna en güzel örnektir.
Bu
kapsamda; vergi hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve vergide kararlılığın
göstergesi olarak kabul edilen zamanaşımı müessesesi 213 sayılı Kanunun
114/1. maddesinde genel kural olarak düzenlenmiştir. Ancak bu genel kurala
aynı maddenin 2. fıkrasında takdir komisyonuna sevk edilen mükellefler
hakkında zaman aşımının duracağına ilişkin istisnai bir hüküm getirilmişti.
Bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen kararı ile iptal
edilmesi üzerine 213 sayılı Kanunun 114/1. maddesinde belirlenen genel
kuralın uygulanmasına anılan Mahkeme tarafından konulan altı aylık sürenin
dışında hukuken hiç bir engel bulunmamaktaydı. Bu süre de 08.07.2010
tarihinde dolmuş ve bu tarih itibariyle yasal düzenleme yapılmamıştı.
Böylece 09.07.2010 tarihi itibariyle genel zamanaşımı kuralının
uygulanmasına engel olacak hiç bir hukuki durum bulunmadığından bu tarih
itibariyle 2004 ve daha öncesi dönemlere ait vergiler takdir komisyonuna
sevk edilmiş olsalar bile “tarh zamanaşımı”na uğramıştır.
Bununla
birlikte konuyla ilgili 23.07.2010 tarihinde 6009 sayılı Kanunla yukarıda
değinilen yasal düzenlemeler yapılmış ve söz konusu düzenlemeler 01.08.2010
tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak itiraza konu kanun kuralı ile 01.08.2010
tarihinde yürürlüğe giren ve takdir komisyonuna havale edilmiş
mükelleflerin vergi yükümlülükleri ile ilgili zaman aşımının oluşmasını
engellemek veya oluşan zaman aşımını ortadan kaldırmak noktasında
düzenlemeleri ihtiva eden 6009 sayılı Kanunun 8. ve 16. maddelerini geçmişe
yürütülmek suretiyle 09.07.2010 tarihi itibariyle ilgilileri hakkında
oluşan bir nevi müktesep hak niteliğinde olan (zaman aşımı) hukuki durum
ortadan kaldırılmıştır. Bu da yukarıda değinilen Anayasanın 2. maddesinin
belirtilen hukuk devleti (hukuki güvenlik) ilkesine açık aykırılık teşkil
etmektedir.
Bu
durumda; 6009 sayılı Kanunun 62. maddesinde (d) bendinde yer alan“1/7/2010 tarihinden
geçerli olmak üzere” ifadesinin Anayasanın 2. maddesine
aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, vergi ve benzeri
borçların tahsili noktasında kanunlarının mükelleflerin aleyhine geçmişe
etkili bir şekilde uygulanmasına olanak tanıyan 5766 sayılı Kanunun geçici
1. maddesinin 28.4.2011 günlü, E. 2009/39, K. 2011/68 sayılı kararı ile
iptaline karar vermiş ve 28.4.2011 günlü, E. 2009/39, K. 2011/23 sayılı
kararı ile ilgili hükmün yürürlüğünün durdurulmasına hükmetmiştir.
Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 152. maddesi
kapsamında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o dava sebebi ile
uygulanacak bir kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanısına götüren
görüşünü açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine başvurmasını düzenleyen
6216 sayılı Kanunun 40. maddesinin 1.fıkrası uyarınca; 6009 sayılı Kanunun
yürürlük maddesi olan 62. maddesinin (d) bendinde, yer alan “01/07/2010
tarihinden geçerli olmak üzere” ibaresinin Anayasanın 2. maddesine aykırı
olduğu gerekçesi ile iptali için re’sen Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına, dosyadaki belge örneklerinin onaylanıp dizi
pusulasına bağlanarak Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, Yüksek
Mahkemece bir karar verilinceye kadar veya dosyanın mahkemeye gidişinden
itibaren beş aylık sürenin dolmasına kadar davanın bekletilmesine,
25/05/2011 tarihinde karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
23.7.2010 günlü, 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un itiraz konusu ibareyi de içeren 62. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun;
a) 2 nci
ve 56 ncı maddeleri yayımını izleyen aybaşında,
b) 3 üncü, 6 ncı ve 60 ıncı maddeleri
1/1/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) 4 üncü maddesi 1/10/2010
tarihinde,
ç) 5 inci maddesi 2010 takvim
yılı kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,
d) 8 inci, 16 ncı ve geçici
5 inci maddeleri 1/7/2010 tarihinden
geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
e) 9 uncu ve 13 üncü maddeleri 1/1/2011 tarihinde,
f) 45 inci maddesi 30/6/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
g) 57 nci maddesi 15/1/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
ğ) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.”
B- İlgili Görülen Yasa
Kuralları
6009 sayılı Kanun’un 8. ve 16. maddeleri şöyledir:
1- “213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Şu kadar ki, vergi dairesince
matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur.
Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren
kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve
takdirde bir yıldan fazla olamaz.”
2- “213 sayılı Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 28- 1/1/2005 tarihinden önceki
dönemlere ilişkin olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir
edilen matrah üzerinden 31/12/2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen
vergiler zamanaşımına uğrar. Bu hüküm, 374 üncü maddede yer alan ceza
kesmede zamanaşımı açısından da uygulanır.”
C- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan
ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE, 22.9.2011 gününde karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan
Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, vergi hukukumuzda
zamanaşımı müessesesinin kamu düzeninden sayıldığı, olayda 6009 sayılı
Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 2004 ve daha öncesine ait vergi
borçlarının tarh zamanaşımına uğramasına rağmen 6009 sayılı Kanunla yapılan
düzenlemelerin bir kısmının geriye yürütülmesi suretiyle zamanaşımı nedeniyle
ortadan kalkmış olan vergi borçlarının tekrar canlandırıldığı belirtilerek
kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, başvuruda
bulunan vergi mahkemesindeki davada uygulanacak olan 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde
dikkate alınacak zamanaşımı sürelerini düzenleyen bazı maddelerinin değiştirilmesine
dair 6009 sayılı Kanun’un 8. ve 16. maddeleri ile 5838 sayılı Kanun’un bazı
maddelerinin değiştirilmesine ilişkin geçici 5. maddesinin 6009 sayılı
Kanun’un yürürlük tarihinden farklı olarak daha önceki bir tarihten
(1.7.2010) geçerli olmak üzere yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk
güvenliği, ilke olarak kanunların geriye
yürütülmemesini gerekli kılar. Bu ilke uyarınca,
kamu yararı, kamu düzeni, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda
iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında sonradan çıkan bir
kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanmaz.Vergi alanındaki düzenlemeler de kanunlarla
gerçekleştirildiğinden, geriye yürümezlik
vergi kanunları için de doğal bir zorunluluktur.
6009 sayılı Kanun’un 62. maddesindeki iptali
istenen ibare yönünden durum incelendiğinde, Kanun’un, 23.7.2010’da kabul
edilmiş olmasına karşın, kimi maddelerinin 1.1.2010, 15.1.2010 ve 30.6.2010
günlerinden; 8., 16. ve geçici 5. maddelerinin ise 1.7.2010 gününden
geçerli olmak üzere uygulanacağı anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu ibareyle yürürlük tarihi belirlenen
8. ve 16. maddelerle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişiklikler
sonucunda, 6009 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte zamanaşımına
uğramış 1.1.2005 tarihinden önceki döneme ilişkin vergi borçlarının yeniden
canlandırılması suretiyle Kanun hükümleri geriye yürütülmüş olmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın
elde edilmesi adına vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için
hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık
sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin
hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk
devletinin bir gereğidir.
Düzenlemeden beklenen
kamu yararının, vergi borçlarının zamanaşımına uğramasını önleyerek daha yüksek
oranda tahsilâtın sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık
mükelleflerin, zamanaşımına uğramış vergi borçlarından sorumlu tutulmaları,
diğer bir anlatımla zamanaşımına uğramış borçların yeniden canlandırılması
hukuka olan güven duygusunu zedeler ve hukuk güvenliği ilkesi ile de
bağdaşmaz.
6009 sayılı Kanun’un
62. maddesinin (d) bendinde yer alan ibare ile getirilen düzenlemenin,
mükelleflerin sorumluluklarını geçmişe dönük olarak arttırması ve
zamanaşımına uğramış vergi borçlarını canlandırması hukuk kurallarının
geriye yürütülmesi anlamına gelmekte ve Anayasa’da yer alan hukuk devleti
kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural, 6009 sayılı Kanun’un 62. maddesinin (d) bendinde yer alan 8. ve 16.
maddeler yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.İptali gerekir.
VI- SONUÇ
23.7.2010 günlü, 6009
sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesinin (d) bendinde yer alan “… 1/7/2010 tarihinden geçerli olmak üzere
…” ibaresinin, bu bentte yer alan 8. ve 16. maddeler yönünden Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 26.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|