|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2011/51
Karar Sayısı : 2012/32
Karar Günü : 1.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Muğla 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 173.
maddesinin son fıkrasında yer alan “Koca…”sözcüğünün,Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından boşandığı eşine ait olan
soyadının kaldırılarak,kızlık
soyadının kullanılmasına izin verilmesi istemiyle açılan davada, itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“KONU: TMK’nun 173/son
maddesindeki
“KOCA” kelimesinin Anayasanın “EŞİTLİK” ve “HAK ARAMA
ÖZGÜRLÜĞÜ” hakkındaki buyurucu düzenlemelerine aykırı olduğu savı ile
iptali istemidir.
AÇIKLAMALAR:
Davacı mahkememize başvurarak, daha önce yargı kararı ile boşandığı eşinin
soyadını kullanmaya izin aldığını (TMK 173/2), ancak değişen koşullar
karşısında artık bu soyadını kullanmak istemediğini açıklayarak, mahkemece
verilen izin kararının kaldırılmasını (TMK 173/son) istemiştir.
08/12/2001 tarihinde 24607 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4721 sayılı Türk
Medeni Kanununun 173. maddesi hükmü şöyledir:
“Boşanma halinde kadın, evlenme
ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını
yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık
soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını
kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği
ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin
verir.
Koca, koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını
isteyebilir.
“743 sayılı
(eski) Medeni Kanunun 14/11/1990 tarih ve 3678
sayılı Yasanın 4. maddesi ile değişik 141. maddesinde de benzer bir
düzenleme var idi:
“Boşanan kadın evlenme ile
kazandığı kişisel durumu korur, ancak; bekarlık soyadını yeniden alır.
Şayet boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun
kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine hakim, kocasının
soyadını taşımasına izin verir.
Koca, şartların değişmesi halinde bu iznin
kaldırılmasını isteyebilir.
“Her iki
düzenlemede de mahkeme kararı ile verilen “boşandığı kocasının soyadını
kullanmaya izin” kararının kaldırılmasını mahkemeden isteme hakkı,
görüldüğü üzere, kocaya tanınmaktadır.
Çok doğal olarak, kadının nüfus müdürlüğüne
başvurarak bu iznin kaldırılmasını isteyebileceği düşünebilmekte ise de,
uygulamada değişikliğin mahkeme kararına dayalı olması nedeniyle, ancak
mahkeme kararı ile (değişikliğin) kaldırılabileceği gerekçeleri ile
talepleri geri çevrilen kadınların mağdur oldukları, razı edebilirlerse
boşandıkları eşlerinin TMK’nun 173/son maddesi
uyarınca dava açmalarını beklemekten başka çarelerinin kalmadığı
görülmektedir. Nitekim kadının
bu çaresizliği karşısında yargısal uygulama (bizce yasaya aykırı biçimde),
kadının da TMK’nun 173/son maddesine göre dava
açma hakkının olduğunu kabul yönünde ilerlemektedir.
TMK’nun
173/son maddesindeki dava açma hakkının koca ile sınırlandırılmasının
Anayasamızın 10. maddesinde yer alan “kanun önünde eşitlik” ve 36. maddesinde
düzenlenen
“hak arama hürriyeti” ilke ve yükümlülüğüne aykırıdır.
Şöyle ki;
a- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde;
“Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
görevlidir.
Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanmasında, kanun önünde
eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.” ifadesi,
b-
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi;
“Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına
sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya
bakmaktan kaçınamaz.” ifadesi yer almaktadır.
Anayasamızın bu hükümleri gereği, Devlet
kadın-erkek ayrımı yapmaksızın, hak arama özgürlüğü ile ilgili normlar
düzenlemek zorunda olduğundan, mahkememiz, buna aykırı şekilde (kadınların
aleyhine), TMK’nun 173/son fıkrasındaki gibi
düzenleme yapılmasının, devletin bu yükümlülüğü ile bağdaşmadığı
kanaatindedir...
TALEP:
Açıklanan nedenlerle; TMK’nun 173/son
fıkrasındaki “KOCA” ibaresinin Mahkememizce Anayasaya aykırı
olduğu sonucuna varıldığından, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152.
maddesi gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu kuralı da içeren 22.11.2001 günlü,
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 173. maddesi şöyledir:
“ Boşanma
halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak,
evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul
idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin
verilmesini isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını
kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği
ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının
soyadını taşımasına izin verir.
Koca,
koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. ve 36.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ,Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah
OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin
YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal
Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla
2.6.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 4721 sayılı
Türk Medenî Kanunu’nun 173. maddesinin son fıkrası gereğince “boşandığı kocasının soyadını kullanmaya
izin” kararının kaldırılmasını mahkemeden isteme hakkının sadece kocaya
tanındığı, koşulların değişmesi halinde kadınların, boşandıkları eşlerinin
anılan fıkra uyarınca dava açmalarını beklemekten başka çarelerinin
kalmadığı, bu durumda da dava açma hakkının koca ile sınırlandırılmasının
kanun önünde eşitlik ve hak arama hürriyeti ilkeleriyle çeliştiği
belirtilerek itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4721 sayılı Kanun’un 173. maddesinde boşanan
kadının kişisel durumu düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, boşanma halinde kadının, evlenme
ile kazandığı kişisel durumunu koruyacağı ancak evlenmeden önceki soyadını
yeniden alacağı; ikinci fıkrasında kadının, boşandığı kocasının soyadını
kullanmakta menfaati bulunduğunun ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceğinin
ispatlanması halinde istemi üzerine hakimin
kadına, kocasının soyadını taşımasına izin vereceği; itiraz konusu kuralın
da yer aldığı son fıkrasında ise kocanın koşulların değişmesi halinde
verilen bu iznin kaldırılmasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye,
aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve
idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu ilke, birbirinin
aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve
toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için
farklı düzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı
eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Anayasa’nın hak arama hürriyetini
düzenleyen 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir.” denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak
başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil
yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı
kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya
işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını
giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava
hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı
tanınması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.
Soyadı, belli bir
ailenin bireylerini diğer ailenin bireylerinden ayırmaya yarayan ve
kuşaktan kuşağa geçen addır. Bir kimsenin kimliğinin belirlenmesinde en
önemli unsur olan soyadı, vazgeçilmez, devredilmez, feragat edilmez ve
kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır. Soyadı üzerindeki hak,
mutlak haklardan olması nedeniyle herkese karşı ileri sürülebilmekte ve
yasayla özel olarak korunmaktadır.
4721 sayılı Kanun’a göre kadın, doğumla aldığı
soyadını evlenince terk etmek ve kocasının soyadını almak zorundadır.
Boşanma halinde ise kadının kişisel durumunu koruyacağı ve evlenmeden
önceki soyadını alacağı öngörülmüştür. Kadın boşandığı kocasının soyadını
kullanmaya devam etmek istediğinde ise, bunu boşanma davası ile birlikte
veya boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde mahkemeden
talep etmesi gerekmektedir. Yasa koyucu boşanan kadının menfaatini korumaya
yönelik olarak böyle bir düzenleme yapmış ve koşulların bulunması halinde
boşanan kadının, kocasının soyadını kullanmak için izin davası
açabileceğini öngörmüştür.Bununla
birlikte maddede kocasının soyadını kullanmaya izin alan kadının bu iznin
kaldırılmasını talep edebileceğine dair bir düzenleme mevcut değildir.
İtiraz konusu kuralla ilgili aykırılık
savında, boşanan kadına soyadı kullanımına dair verilen iznin kaldırılmasını
sadece kocanın talep edebileceği belirtilmişse de anılan düzenlemenin
amacının boşanan kadının dava hakkını engellemek değil koşulların değişmesi
halinde bu durumdan doğrudan etkilenecek olan kocaya imkan
tanınması için öngörülmüş olduğu açıktır. Ayrıca
soyadının vazgeçilemez, devredilemez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik
hakkı oluşu, anılan fıkrada kadınların dava açmalarını engelleyici bir
kısıtlama bulunmaması ve bu davayı da sadece kocanın açabileceğine dair
emredici bir hüküm bulunmaması karşısında kocasının soyadını kullanmaya
izin alan kadının, koşulların değişmesi, menfaatinin kalmaması veya haklı
nedenlerin varlığı halinde verilen bu iznin kaldırılmasını Türk Medenî
Kanunu’nun 173. maddesi uyarınca isteyebileceği de ortadadır. Nitekim
Yargıtay içtihatlarında da boşanan kadının, soyadı kullanımına dair verilen
iznin kaldırılmasını isteyebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla boşanan
kadının, “boşandığı kocasının
soyadını taşımaya izin” kararının kaldırılmasını isteyebilecek olması
dikkate alındığında itiraz konusu kuralın Anayasadaki eşitlik ilkesine ve
hak arama hürriyetine aykırı bir yönünün bulunmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural
Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
VI- SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî
Kanunu’nun 173. maddesinin son fıkrasında yer alan “Koca ...” sözcüğünün
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 1.3.2012 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|