← Resmî Gazete · 26 Haziran 2012 · Sayı 28335

YARGI BÖLÜMÜ · Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/57, K: 2012/14 Sayılı Kararı

RG 26.06.2012 · 28335Kurum MAHKEMESİ KARARI Anayasa Mahkemesi BaşkanlığıKarar Sayısı 2012/14

Metin

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

26 Haziran 2012 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 28335

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2010/57

Karar Sayısı : 2012/14

Karar Günü : 26.1.2012

İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Kemal ANADOL, M. Akif HAMZAÇEBİ ve Muharrem İNCE

İPTAL DAVASININ KONUSU : 15.4.2010 günlü, 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

1) 1. maddesiyle 28.3.1983 günlü ve 2809 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 119 ve Ek Madde 124’ün,

2) Geçici 1. maddesinin,

Anayasa’nın 2., 35., 46. ve 130. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.

I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ

İptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini içeren dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:

“…

II. GEREKÇE

1) 15.04.2010 Tarihli ve 5981 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci Maddesi ile 28.03.1983 Tarihli ve 2809 Sayılı Kanuna Eklenen Ek Madde 119’un Anayasaya Aykırılığı

Ek madde 119 ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare ve temsil olunan Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi kurulmuştur.

Osmanlı devletinde vakıflar oldukça geniş bir faaliyet alanına sahiptir. Vakfiyelerde, sosyal hizmetlerden, eğitim ve sağlık hizmetlerine, dini ve askeri hizmetlere varana kadar pek çok amaçla vakıf kurulduğu görülmektedir. Vakıflar dönemin toplumsal ihtiyaçları için kurulan birer hayır ve hizmet kuruluşlarıdır. Osmanlıdaki fonksiyonu da budur. Diğer taraftan mazbut vakıfların günümüzde yöneticileri yoktur. Bu sebepten dolayı bu vakıfları günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü temsil etmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğünün görevi, en genel ifade ile mazbut vakıfların vakfiyelerinde belirtilen hayrî, sosyal, kültürel ve ekonomik şart ve hizmetleri yerine getirmektir. Bu görevler 5737 sayılı kanunun 36 ncı maddesinde tadat edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü bu vakfiyelerde belirtilen sosyal yardımları yapmakla, sanat ve eski eserlerin restorasyonu ile vakıf emlak ve paralarını değerlendirmekle görevlendirilmiştir. Vakfiyelerin günümüzdeki amaçlarına en uygun faaliyetler, Vakıflar Genel Müdürlüğünün sosyal yardım faaliyetleridir. Bunlar; vakıfların imaret hizmetleri, muhtaçlara ve âmâlara bağlanan maaşlar, vakıf hastanesinde yoksullara yönelik yapılan sağlık yardımları, vs. şeklinde sıralanabilir.

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesinin kurulabilmesi için öncelikle vakıflara ilişkin vakfiyelerde üniversite kurulması amacının bulunması ya da 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

Adı geçen vakıflara ilişkin vakfiyeler incelendiğinde, beş vakfa ait vakfiyede de üniversite kurulması amacının bulunmadığı görülmektedir. Fatih Sultan Mehmet Han ile Nurbanu Valide Sultan vakıflarına ilişkin vakfiyelerde, kurulmuş medreselere yardımdan bahsedilmiş; Hatice Sultan vakfına ilişkin senette ise, medreseden de bahsedilmemiş, sadece mekteplere yardım ifadesi kullanılmıştır.

Görüleceği üzere hiçbir vakıf senedinde üniversite kurulması amacından bahsedilmediği gibi medrese kurmak amacından da bahsedilmemektedir. Kaldı ki, medreseler ile üniversitelerin benzerlikleri öne sürülerek her iki kurumu aynı hukuki temelde ve aynı düzlemde düşünmek, bir hatadır. Birer modern ve laik kurum olan günümüz üniversiteleri ile dini kurum olan medreselerin birbirlerinin devamıymış gibi düşünmek doğru değildir. Nitekim 03 Mart 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartıldığında, Şer’iye ve Evkaf Vekâleti veya vakıflar tarafından idare edilen medreseler ve bunlara tahsis edilen ödenekler Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir. Bu bağlamda, bu mazbut vakfın vakfiyelerine dayalı olarak üniversite kuruluşu gerçekleştirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır.

5737 sayılı Vakıflar Kanununun 14 üncü maddesinde “Vakıfların, vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydıyla mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün; mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarında, vakıf yöneticilerinin teklifi üzerine bu şartları değiştirmeye; hayır şartlarındaki parasal değerleri güncel vakıf gelirlerine uyarlamaya Meclis yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.

Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıflarının vakfiyelerinde, yoksullukla mücadele gibi sosyal hizmetler bu vakıfların amaçları arasında sayılmıştır. Bu açıdan, adı geçen mazbut vakıfların vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesinin fiilen ya da hukuken imkânsız kalması haline ilişkin hiçbir somut durum söz konusu değildir. Kaldı ki, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal koşullar düşünüldüğünde yoksullara yardım edilmesi gibi bir amacın geçerliliğini yitirdiğini söylemek gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Vakıf mallarının vakfiye şartlarında yer almayan bir amaca özgülenmesi ya da vakfiye şartlarının hayata geçirilmesi fiilen ve hukuken imkânsız hale gelmeden, söz konusu vakıflara ait mal varlığının başka bir amaca, yani üniversite kurulmasına özgülenmesi Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu için iptali gerekir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunun kapsam başlıklı 1 inci maddesinde geçen “Genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.” hükmü ile 4734 sayılı kamu İhale Kanununun Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde “Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür: a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler.” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün hem Devlet İhale Kanununa hem de Kamu İhale Kanununa tabi olduğu açıktır. İptali istenen hüküm, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesine tahsis edilen malların üzerinde her türlü tasarruf hakkını, anılan kanunların kapsamı dışına çıkartarak, sadece Üniversite Mütevelli Heyetin iradesine bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Yükseköğretim Kanunu burada Vakıflar Genel Müdürlüğünün üniversite kurarken tahsis ettiği mallar üzerinde tasarruf yetkisini tamamen elinden almakta ve Üniversite Mütevelli Heyetine bu yetkiyi vermektedir. Burada Türk Medeni Kanununa tabi diğer vakıflar için aynı sorun neden gündeme gelmemektedir sorusu akıllara gelebilir. Ancak, yeni vakıf olarak tabir edilen diğer vakıflar zaten Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında özel hukuk tüzel kişiliğini haizdirler. Oysa Vakıflar Genel Müdürlüğü idare ettiği vakıflar açısından bir kamu tüzel kişiliğidir. Dolayısıyla yapılan yasal düzenleme Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün en başta gelen asli görevleri arasında vakıfları vakfiyeleri doğrultusunda yaşatmak görevi bulunmaktadır. 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 36 ncı maddesi (a) bendinde Genel Müdürlüğün görevleri arasında sayılan “Mazbut vakıfların vakfiyelerinde veya vakfiye yerine geçen hüccet, berat, ferman gibi belgelerinde yazılı hayrî, sosyal, kültürel ve ekonomik şart ve hizmetleri yerine getirmek” ile (b) bendinde getirilen “Vakfiyelerde öngörülen hizmetlerin en iyi şekilde yerine getirilebilmesini sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait paralar ile malları değerlendirmek, daha fazla gelir getirici yatırımlara tahsis etmek.” hükümleri ile bu vakıfların amaçları doğrultusunda faaliyetlerine devam etmesi görev olarak verilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğünün bu amaçları açık iken Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıflarının yoksullara yardım amacı dışında, üniversite kurulması için mal varlıklarının bu amaca özgülenmesi Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesine de aykırıdır ve iptali gerekir.

Vakıf malları devletin malik olduğu mal niteliğinde olmayıp, başka amaca özgülenmiş vakıf mallarının gelirleriyle vakıf üniversitesi kurulması Anayasanın 35 inci maddesine açıkça aykırıdır.

Nitekim Anayasa Mahkemesinin 30.01.1969 tarihli, E.1967/47, K.1969/9 sayılı kararında da aynen şöyle denilmektedir;

“Anayasanın 36 ncı maddesi hükmünce mülkiyet hakkı, Anayasa güvencesi altına alınmış ve bu hakkın ancak kamu yararı düşüncesi ile veya yasa hükmü ile sınırlanabilmesi öngörülmüştür. Yukarıda da söylendiği gibi, vakıf malların mülkiyetinin Devlete değil, vakıf tüzel kişiliğine ait olduğu, bugünkü Vakıflar Kanunuyla kabul edilmiş bulunmaktadır. (…)

(…) Bir an için, devletin bu payların ucuz para ile öbür paydaşlara verilmesi sonucunda onların, kolayca mal sahibi veya başka deyimle konut sahibi olmalarını sağlamak istediği ve böylece Anayasanın kendisine yüklediği bir ödevi yerine getirmiş olacağı düşünülse bile, Devletin, başkasının taşınmaz malına el atabilmesi, ancak kamulaştırma yolu ile ve o malın gerçek karşılığını ödeyerek olabileceğinden (Anayasa Madde 38); bunun dışında bir davranışla Devletin kamu yararı düşüncesi ile dahi olsa, başkasının taşınmaz malını gerçek değerinden az bir değerle kimi yurttaşlara vermesi, Anayasaya uygun ve Anayasanın 36 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren bir durum sayılamaz. Bu nedenlerle Anayasaya aykırı bulunan itiraz konusu hükmün iptali gereklidir.”

Yine Anayasa Mahkemesinin 30.01.1969 tarihli ve E.1969/35 ve K.1969/70 sayılı kararında aynen şu ifadelere yer verilmiştir:

“Vakıf, kökü İslâm hukukuna dayanan bir sosyal yardım kurumudur. Bu kurumun temeli, vakfeden kimsenin, malını vakfetmek yani belli bir işe süre siz olarak bağlamak iradesidir. İslâm Hukuku açısından vakıf, bir özel hukuk kurumu ve ondan doğan ilişkiler, özel hukuk ilişkileridir ve böylece vakıf mal vakfın özel mülkiyetinde bulunan malıdır. 6762 sayılı Vakıflar Kanunu, eski vakıfları düzenlerken vakıf kurumunun ve ondan doğan ilişkilerin hukukî niteliğinde ve bu arada vakıf mallarının özel mülkiyet konusu mallar olmasında, herhangi bir değişiklik yapmış değildir. Bu durum, sözü edilen Yasanın düzenlediği bütün eski vakıfların malları için böyledir. Bu düzenlemenin yasa koyucusunun eski vakıfları kuranların iradelerine olabildiğince saygı gösterme ilkesine dayandığı ve sözleşme özgürlüğüne Anayasal temel bulunan, Anayasanın 40 ıncı maddesinin doğrultusunda olduğu açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin, daha önceki verilmiş, bir kararında da, vakıf mallarının vakıf özel mülkiyetinde olduğu ve 6762 sayılı Vakıflar Kanununun bu durumda bir değişiklik yapmadığı belirtilmiş bulunmaktadır. (30 Ocak 1969 günlü, 1967/47 esas, 1969/9 karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, 24.12.1960 günlü 13382 sayılı Resmî gazete, S. 4).

İptal konusu kuralın yazılışı ve fıkranın tümü göz önünde tutulunca, vakıflar idaresine ait mallar sözü ile 6762 sayılı Vakıflar Kanununun kapsamına giren malların anlatıldığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim hukuk uygulamalarında, Vakıflar İdaresine ait mal denilince, genellikle, Medenî yasadan önce kurulmuş bulunan ve hukukî durumları 6762 sayılı Vakıflar Kanununda düzenlenmiş olan mallardan söz edildiği herkesçe benimsenen bir gerçektir. Vakfa ait malların vakıf tüzel kişiliğinin özel mülkiyetindeki mallar olması karşısında, Anayasanın 38 inci maddesinin açık hükmü gereğince malın gerçek karşılığı peşin olarak ödenmedikçe bu malların vakıf tüzel kişiliğinin elinden alınması Anayasaya uygun görülemez. Bundan ötürü itiraz konusu kuralın iptaline Anayasanın 147 inci maddesinin birinci fıkrası ve 151 inci maddesi uyarınca karar verilmelidir.”

04.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendinde yükseköğretim kurumu kurulabilmesi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulması gereken belgeler arasında “Vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim-öğretim fonksiyonunu yerine getiremeyeceğinin anlaşılması halinde, bu madde ile yükseköğretim kurumuna tahsis edilenlere yapılacak işlemi gösterir belge,” de sayılmıştır. Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesi yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birlikte düşünüldüğünde, söz konusu kuralın Anayasanın 46 ncı maddesine açıkça aykırı olduğu görülmektedir.

Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendi hükmünü dayanak alan, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 9/g bendinde de “Vakfın, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilebilecek mücbir sebepler dışında yükseköğretim kurumunu, tüzel kişilik kazandığı tarihten itibaren üç yıl geçtiği halde açmaması veya açamaması veya açılan birimlerde Yükseköğretim Kurulunca belirlenen yetersizliği bir yıl içinde gidermemesi veya giderememesi, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine ve tespit edilen esaslara aykırı hareket edilmesi, eğitim – öğretime başlandıktan sonra en çok üç yıl içinde eğitim – öğretim düzeyinin bulunduğu ildeki, o ilde yoksa Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek en yakın ildeki, Devlet üniversitesinin eğitim – öğretim düzeyine ulaşmaması ve bunun düzeltilmesi için yapılan uyarıya rağmen bir yıl sonunda istenilen seviyeye ulaştırılmaması; Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunulması, Atatürk ilkeleri ve inkılapları ile özellikle laiklikle bağdaşmayan bir durumun uyarıya rağmen sürmesi hallerinde, 2547 sayılı Kanun’un Ek-3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükmüne göre yükseköğretim kurumuna tahsis edilen taşınır ve taşınmaz malların ve hakların vakıfça belirlenen bir yükseköğretim kurumuna devrini peşinen kabul ettiğine dair taahhüt belgesi ve bu taahhüdün, belirlenen yükseköğretim kurumunun yetkili organınca kabul edildiğine dair karar örneği.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu yasa ve yönetmelik hükümleri vakıf üniversitelerinin kurulması için YÖK’e verilen taahhüt çerçevesinde çıplak mülkiyet veya intifa hakkı tahsis edilen taşınmazların belirtilen şartlar oluştuğunda, adı geçen Mazbut Vakıfların, dolayısıyla da Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinden çıkması sonucunu doğurabilecektir.

5981 sayılı yasanın yasalaşma sürecinde Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesine tahsis edilen taşınır ve taşınmaz mallara ve haklara ilişkin taahhüt belgesinin de Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulmuş olması gerekmektedir. Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendinin, Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıflarının taşınır ve taşınmaz mallarının ve haklarının el değiştirmesine dayanak oluşturabileceği açık bir gerçekliktir. Bu açılardan adı geçen vakıfların mallarının bedelleri ödenmeden devlet üniversitelerine devri sonucuna neden olabilecek düzenlemenin Anayasanın 46 ncı maddesine açıkça aykırılık taşıdığından iptali gerekir.

Anayasanın 130 uncu maddesinde kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilmesine olanak tanınmıştır. Ancak, Anayasanın 130 uncu maddesinde kastedilen vakıfların mazbut vakıflar olmadığı açıktır. Mazbut vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflardır. 5737 sayılı Vakıflar Kanunuyla, Mazbut Vakıfların hukuki statülerinde yapılan kısmi değişiklikler, konu hakkındaki Anayasal düzenlemelerin maksadını ve ruhunu değiştiremez. Bu tüzel kişilik adına, bir kamu tüzel kişiliği olan kanuni temsilcisi konumundaki Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir yüksek öğretim kurumu kurma ehliyetine sahip olmadığı, devlet üniversitelerinin doğrudan doğruya devlet hazinesinden kaynak ayrılarak kurulmaları gerektiği açıktır. Bu gerekçelerle söz konusu düzenleme Anayasanın 130 uncu maddesine aykırıdır ve iptali gerekir.

Açıklanan nedenlerle, 15.04.2010 tarihli ve 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 119 Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.

2) 15.04.2010 Tarihli ve 5981 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci Maddesi ile 28.03.1983 Tarihli ve 2809 Sayılı Kanuna Eklenen Ek Madde 124’ün Anayasaya Aykırılığı

Ek madde 124 ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare ve temsil olunan Bezm-i Âlem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve Abdülhamid Sani mazbut vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi kurulmuştur.

Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesinin kurulabilmesi için öncelikle vakıflara ilişkin vakfiyelerde üniversite kurulması amacının bulunması ya da 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

Adı geçen vakıfların vakfiyelerine ilişkin 21.04.2009 tarihli ve 195 sayılı Vakıflar Meclisi kararı incelendiğinde (bkz. Ek. 1);

- Bezmialem Valide Sultan’ın 1263 H. (1851 M.) tarihli vakfiyesine ek olarak düzenlenen 1267 H. (1851 M) tarihli zeyl vakfiyesinde, Rüşdiye Mektebi yapılması ve diğer Rüşdiye Mektepleri gibi Arapça, Farsça, Coğrafya, Matematik, Dil ve Edebiyet, Tarih, Tercüme Usulü (Mütercimlik, çevirmenlik) ve İlm-i İcmali hasıl olacak derecede Hendese (diğer ilimlere yetecek derecede Mühendislik ilimleri) öğrenilmesi,

- Silahtar Abdullah Ağa’nın 1209 H. (1795 M.) tarihli vakfiyesinde, Şazeli Dergahına gelip giden fukara ve dervişlerle ilgili irşad, evrad okutulması, yeme içme ve misafir olarak gelip gidenlerin ağırlanması,

- Abdülhamid Sani’nin 1306 H. (1888 M.) tarihli vakfiyesinde de yine Şazeli Dergahı ile ilgili harcamalar ve dergah hizmetleri şartlarının bulunduğu,

görülmektedir. Söz konusu Vakıflar Meclisi Kararının amacı bu mazbut vakıflara ait hayır şartlarının değiştirilmesidir.

Vakfiyelerde yer alan hayır şartları incelendiğinde, Bezm-i Alem Valide Sultan vakfı dışındaki vakıflarda, bırakın üniversite kurma amacının eğitim amacına dönük bir ifadenin dahi yer almadığı; Bezm-i Alem Valide Sultan vakfında ise sadece rüştiye kurulmasından bahsedildiği anlaşılmaktadır. Bu durum zaten mazbut vakıfların amacını değiştirmek için girişimde bulunulmasından da anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, 3 vakfa ait vakfiyelere dayalı olarak üniversite kuruluşunun gerçekleştirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır.

Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi kurulmasına ilişkin 1970’li yıllardan itibaren bir dizi girişimde bulunulmuş, ancak bu girişimler sonucunda hukuki olanaksızlıklardan dolayı üniversite kurulması gerçekleştirilememiştir. (Bkz. Ek 2,sh. 5-7) Rıza Kutaniş’in aktarmasında da görüleceği gibi 1989 yılındaki girişim, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından engellenmiş, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı yeni bir karar alarak üniversite kuruluşuna ilişkin daha önce aldığı kararı iptal etmiştir. Ek 3’te yer alan 07.03.1989 tarihli ve 89.11.403 Karar Nolu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı kararında vakfiyede yükseköğretim kurulu kurulması iradesinin bulunmaması nedeniyle üniversite kurulması kararının iptal edildiği açıklamasına yer verilmektedir.

5737 sayılı Vakıflar Kanununun 14 üncü maddesinde “Vakıfların, vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydıyla mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün; mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarında, vakıf yöneticilerinin teklifi üzerine bu şartları değiştirmeye; hayır şartlarındaki parasal değerleri güncel vakıf gelirlerine uyarlamaya Meclis yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.

Bezm-i Âlem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve Abdülhamid Sani mazbut vakıflarının vakfiyelerinde, yoksullukla mücadele gibi sosyal hizmetler bu vakıfların amaçları arasında sayılmıştır. Bu açıdan, adı geçen mazbut vakıfların vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesinin fiilen ya da hukuken imkânsız kalması haline ilişkin hiçbir somut durum söz konusu değildir. Kaldı ki, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal koşullar düşünüldüğünde yoksullara yardım edilmesi gibi bir amacın geçerliliğini yitirdiğini söylemek gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Vakıf mallarının vakfiye şartlarında yer almayan bir amaca özgülenmesi ya da vakfiye şartlarının hayata geçirilmesi fiilen ve hukuken imkânsız hale gelmeden, söz konusu vakıflara ait mal varlığının başka bir amaca, yani üniversite kurulmasına özgülenmesi Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu için iptali gerekir.

Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi kurulmasına ilişkin yasa önerisi, 15.12.2009 tarihinde Başbakanın imzası ile TBMM Başkanlığına sunulmuş ve söz konusu Tasarı Komisyonda görüşülerek 461 Sıra Sayısını almıştır. Ancak Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesinin kuruluşu, 461 Sıra Sayılı Komisyon raporunun TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabulü şeklinde olmamıştır. 487 Sıra Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında verilen iki önergenin kabulü ile yasalaşmıştır.

Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi kurulmasına ilişkin 461 Sıra Sayılı Komisyon Raporunda, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ve Hükümet temsilcileri tarafından verilen ek açıklama ve cevaplarda;

“Yükseköğretim Kurulu tarafından vakıf üniversitelerinin kuruluşu sırasında kuruluş talebinde bulunan vakfın mali yapısının incelendiği, üniversitenin kuruluş aşamasında gösterilen malvarlığının ayni hak tesisi yoluyla üniversitenin hizmetine sunulmasının vakıf tarafından taahhüt edilmesinin şart olarak arandığı,

- Kurucu vakıfların üniversiteye tahsis edecekleri arazi ve gelirlerin üniversitenin kurulması ve faaliyete geçmesine yeterli olduğu; bu çerçevede, Bezm-i Alem Valide Sultan Vakfına ait Vakıf Gureba Hastanesi, Silahtar Abdullah Vakfına ait Okmeydanı’nda bulunan 332 dönüm arazi ve II. Abdülhamit Sani Vakfına ait Akaretlerin gelirlerinin kurulacak üniversiteye tahsis edildiği,” bilgilerine yer verilmiştir.

Ek 2’de yer alan Doç. Dr. Rıza Kurtaniş tarafından hazırlanan “Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakfiyeleri ve Vakıf Gureba Hastanesi” başlıklı çalışmada da Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıflarına ait menkul ve gayrimenkul mal varlığı net bir şekilde yer almaktadır.

Vakıf malları devletin malik olduğu mal niteliğinde olmayıp, başka amaca özgülenmiş vakıf mallarının gelirleriyle vakıf üniversitesi kurulması Anayasanın 35 inci maddesine açıkça aykırıdır.

Nitekim Anayasa Mahkemesinin 30.01.1969 tarihli, E.1967/47, K.1969/9 sayılı kararında da aynen şöyle denilmektedir;

“Anayasanın 36 ncı maddesi hükmünce mülkiyet hakkı, Anayasa güvencesi altına alınmış ve bu hakkın ancak kamu yararı düşüncesi ile veya yasa hükmü ile sınırlanabilmesi öngörülmüştür. Yukarıda da söylendiği gibi, vakıf malların mülkiyetinin Devlete değil, vakıf tüzel kişiliğine ait olduğu, bugünkü Vakıflar Kanunuyla kabul edilmiş bulunmaktadır. (…)

(…) Bir an için, devletin bu payların ucuz para ile öbür paydaşlara verilmesi sonucunda onların, kolayca mal sahibi veya başka deyimle konut sahibi olmalarını sağlamak istediği ve böylece Anayasanın kendisine yüklediği bir ödevi yerine getirmiş olacağı düşünülse bile, Devletin, başkasının taşınmaz malına el atabilmesi, ancak kamulaştırma yolu ile ve o malın gerçek karşılığını ödeyerek olabileceğinden (Anayasa Madde 38); bunun dışında bir davranışla Devletin kamu yararı düşüncesi ile dahi olsa, başkasının taşınmaz malını gerçek değerinden az bir değerle kimi yurttaşlara vermesi, Anayasaya uygun ve Anayasanın 36 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren bir durum sayılamaz. Bu nedenlerle Anayasaya aykırı bulunan itiraz konusu hükmün iptali gereklidir.”

Yine Anayasa Mahkemesinin 30.01.1969 tarihli ve E.1969/35 ve K.1969/70 sayılı kararında aynen şu ifadelere yer verilmiştir:

“Vakıf, kökü İslâm hukukuna dayanan bir sosyal yardım kurumudur. Bu kurumun temeli, vakfeden kimsenin, malını vakfetmek yani belli bir işe süre siz olarak bağlamak iradesidir. İslâm Hukuku açısından vakıf, bir özel hukuk kurumu ve ondan doğan ilişkiler, özel hukuk ilişkileridir ve böylece vakıf mal vakfın özel mülkiyetinde bulunan malıdır. 6762 sayılı Vakıflar Kanunu, eski vakıfları düzenlerken vakıf kurumunun ve ondan doğan ilişkilerin hukukî niteliğinde ve bu arada vakıf mallarının özel mülkiyet konusu mallar olmasında, herhangi bir değişiklik yapmış değildir. Bu durum, sözü edilen Yasanın düzenlediği bütün eski vakıfların malları için böyledir. Bu düzenlemenin yasa koyucusunun eski vakıfları kuranların iradelerine olabildiğince saygı gösterme ilkesine dayandığı ve sözleşme özgürlüğüne Anayasal temel bulunan, Anayasanın 40 ıncı maddesinin doğrultusunda olduğu açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin, daha önceki verilmiş, bir kararında da, vakıf mallarının vakıf özel mülkiyetinde olduğu ve 6762 sayılı Vakıflar Kanununun bu durumda bir değişiklik yapmadığı belirtilmiş bulunmaktadır. (30 Ocak 1969 günlü, 1967/47 esas, 1969/9 karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, 24.12.1960 günlü 13382 sayılı Resmî gazete, S. 4).

İptal konusu kuralın yazılışı ve fıkranın tümü göz önünde tutulunca, vakıflar idaresine ait mallar sözü ile 6762 sayılı Vakıflar Kanununun kapsamına giren malların anlatıldığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim hukuk uygulamalarında, Vakıflar İdaresine ait mal denilince, genellikle, Medenî yasadan önce kurulmuş bulunan ve hukukî durumları 6762 sayılı Vakıflar Kanununda düzenlenmiş olan mallardan söz edildiği herkesçe benimsenen bir gerçektir. Vakfa ait malların vakıf tüzel kişiliğinin özel mülkiyetindeki mallar olması karşısında, Anayasanın 38 inci maddesinin açık hükmü gereğince malın gerçek karşılığı peşin olarak ödenmedikçe bu malların vakıf tüzel kişiliğinin elinden alınması Anayasaya uygun görülemez. Bundan ötürü itiraz konusu kuralın iptaline Anayasanın 147 nci maddesinin birinci fıkrası ve 151 inci maddesi uyarınca karar verilmelidir.”

04.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendinde yükseköğretim kurumu kurulabilmesi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulması gereken belgeler arasında “Vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim – öğretim fonksiyonunu yerine getiremeyeceğinin anlaşılması halinde, bu madde ile yükseköğretim kurumuna tahsis edilenlere yapılacak işlemi gösterir belge,” de sayılmıştır. Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesi yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birlikte düşünüldüğünde, söz konusu kuralın Anayasanın 46 ncı maddesine açıkça aykırı olduğu görülmektedir.

Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendi hükmünü dayanak alan, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 9/g bendinde de “Vakfın, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilebilecek mücbir sebepler dışında yükseköğretim kurumunu, tüzel kişilik kazandığı tarihten itibaren üç yıl geçtiği halde açmaması veya açamaması veya açılan birimlerde Yükseköğretim Kurulunca belirlenen yetersizliği bir yıl içinde gidermemesi veya giderememesi, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine ve tespit edilen esaslara aykırı hareket edilmesi, eğitim – öğretime başlandıktan sonra en çok üç yıl içinde eğitim – öğretim düzeyinin bulunduğu ildeki, o ilde yoksa Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek en yakın ildeki, Devlet üniversitesinin eğitim – öğretim düzeyine ulaşmaması ve bunun düzeltilmesi için yapılan uyarıya rağmen bir yıl sonunda istenilen seviyeye ulaştırılmaması; Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunulması, Atatürk ilkeleri ve inkılapları ile özellikle laiklikle bağdaşmayan bir durumun uyarıya rağmen sürmesi hallerinde, 2547 sayılı Kanun’un Ek-3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükmüne göre yükseköğretim kurumuna tahsis edilen taşınır ve taşınmaz malların ve hakların vakıfça belirlenen bir yükseköğretim kurumuna devrini peşinen kabul ettiğine dair taahhüt belgesi ve bu taahhüdün, belirlenen yükseköğretim kurumunun yetkili organınca kabul edildiğine dair karar örneği.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu yasa ve yönetmelik hükümleri vakıf üniversitelerinin kurulması için YÖK’e verilen taahhüt çerçevesinde çıplak mülkiyet veya intifa hakkı tahsis edilen taşınmazların belirtilen şartlar oluştuğunda, adı geçen Mazbut Vakıfların, dolayısıyla da Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinden çıkması sonucunu doğurabilecektir.

5981 sayılı Yasanın yasalaşma sürecinde Bezm-i Âlem Üniversitesine tahsis edilen taşınır ve taşınmaz mallara ve haklara ilişkin taahhüt belgesinin de Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulmuş olması gerekmektedir. Yükseköğretim Kanununun Ek 3 üncü Maddesinin (d) bendinin, Bezm-i Âlem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa, Abdulhamit Sani Mazbut Vakıflarının taşınır ve taşınmaz mallarının ve haklarının el değiştirmesine dayanak oluşturabileceği açık bir gerçekliktir. Bu açılardan adı geçen vakıfların mallarının bedelleri ödenmeden devlet üniversitelerine devri sonucuna neden olabilecek düzenlemenin Anayasanın 46 ncı maddesine açıkça aykırılık taşıdığından iptali gerekir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunun kapsam başlıklı 1 inci maddesinde geçen “Genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.” hükmü ile 4734 sayılı kamu İhale Kanununun Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde “Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür: a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler.” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün hem Devlet İhale Kanununa hem de Kamu İhale Kanununa tabi olduğu açıktır. İptali istenen hüküm, Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesine tahsis edilen malların üzerinde her türlü tasarruf hakkını, anılan kanunların kapsamı dışına çıkartarak, sadece Üniversite Mütevelli Heyetinin iradesine bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Yükseköğretim Kanunu burada Vakıflar Genel Müdürlüğünün üniversite kurarken tahsis ettiği mallar üzerinde tasarruf yetkisini tamamen elinden almakta ve Üniversite Mütevelli Heyetine bu yetkiyi vermektedir. Burada Türk Medeni Kanununa tabi diğer vakıflar için aynı sorun neden gündeme gelmemektedir sorusu akıllara gelebilir. Ancak, yeni vakıf olarak tabir edilen diğer vakıflar zaten Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında özel hukuk tüzel kişiliğini haizdirler. Oysa Vakıflar Genel Müdürlüğü idare ettiği vakıflar açısından bir kamu tüzel kişiliğidir. Dolayısıyla yapılan yasal düzenleme Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Anayasanın 130 uncu maddesinde kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilmesine olanak tanınmıştır. Ancak, Anayasanın 130 uncu maddesinde kastedilen vakıfların mazbut vakıflar olmadığı açıktır. Mazbut vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflardır. 5737 sayılı Vakıflar Kanunuyla, Mazbut Vakıfların hukuki statülerinde yapılan kısmi değişiklikler, konu hakkındaki Anayasal düzenlemelerin maksadını ve ruhunu değiştiremez. Bu tüzel kişilik adına, bir kamu tüzel kişiliği olan kanuni temsilcisi konumundaki Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir yüksek öğretim kurumu kurma ehliyetine sahip olmadığı, devlet üniversitelerinin doğrudan doğruya devlet hazinesinden kaynak ayrılarak kurulmaları gerektiği açıktır. Bu gerekçelerle söz konusu düzenleme Anayasanın 130 uncu maddesine aykırıdır ve iptali gerekir.

Açıklanan nedenlerle, 15.04.2010 tarihli ve 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 124 Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.

3) 15.04.2010 Tarihli ve 5981 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Madde 1’in Anayasaya Aykırılığı

Geçici 1 inci maddenin son fıkrasında “Bu maddenin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulama esaslarını belirlemeye Başbakanlık yetkilidir.” hükmü bulunmaktadır. Uygulama esaslarının sınırları tespit edilmemiş, bu nedenle Başbakanlığa bu konuda sınırsız yetki devri yapılmıştır. Yine “tereddütleri gidermek” kavramı çerçevesinde Başbakanlığa yetki devredildiği görülmektedir. Ayrıca “tereddüt giderme” kapsamında yapılacak işlemlerin ve bu işlemlerin sonuçlarının ne olacağına ilişkin bir belirleme yapılmamıştır. Bu belirsizlikler de hukuki güven duygusunu zedelemekte ve söz konusu düzenlemenin hukuk devleti ilkesine aykırılığı çok açık hale gelmektedir.

Geçici 1 inci madde Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi çalışanlarının üniversite kurulmasından sonraki özlük hakları düzenlenmektedir.

Bu nedenle, iptali istenen Geçici 1 inci madde hükmü de, yukarıda (2) numaralı başlık altında ve yukarıdaki paragrafta belirtilen nedenlerle, Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.

III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Öte yandan, Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde sübjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.

İptali istenen hükümlerle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetim ve denetiminde olan 8 mazbut vakfın mal varlığı, mülkiyet el değiştirmesini sağlayacak şekilde kurulacak olan 2 üniversiteye tahsis edilmektedir. Söz konusu mal varlığı emlak değeri açısından İstanbul’un en pahalı bölgesinde yer almaktadır. Mal varlığının emlak rantı sağlamak için hiçbir denetime tabi olmadan üniversitelerin mütevelli heyetlerinin kararlarıyla el değiştirmesi olanaklıdır. Bu durumun ise, ileride telafisi imkânsız zararlar doğuracağı açıktır.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün tabi olduğu 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanununu kapsamı dışına çıkarılarak bu mallar üzerindeki tasarruf yetkisini Üniversite Mütevelli Heyetlerine bırakan söz konusu düzenleme ekonomik anlamda gerçek ve tüzel kişi tarafların önceden öngöremeyecekleri büyük kayıplarına sebebiyet verebilecektir.

Anayasanın hükümlerine açıkça aykırılık taşıdığı muhakkak olan bu düzenlemenin uygulamaya geçmesi durumunda ise telafisi imkânsız zararlar doğacaktır.

Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.

IV. SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,15.04.2010 tarihli ve 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;

1) 1 inci maddesi ile 28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 119’un, Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olduğundan,

2) 1 inci maddesi ile 28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 124’ün, Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olduğundan,

3) Geçici Madde 1’in, Anayasanın 2 nci, 35 inci, 46 ncı ve 130 uncu maddelerine aykırı olduğundan,

iptallerine, Anayasaya açıkça aykırı olmaları ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz. 18.06.2010”

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenen Yasa Kuralları

15.4.2010 günlü, 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali istenen maddeleri şöyledir:

“EK MADDE 119- İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.

Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;

a) Mühendislik-Mimarlık Fakültesinden,

b) Edebiyat Fakültesinden,

c) Güzel Sanatlar Fakültesinden,

ç) Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulundan,

d) Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsünden,

e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,

f) Güzel Sanatlar Enstitüsünden,

g) Medeniyetler İttifakı Enstitüsünden,

oluşur.”

“EK MADDE 124- İstanbul’da Bezm-i Âlem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve Abdülhamit Sani mazbut vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.

Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;

a) Tıp Fakültesinden,

b) Diş Hekimliği Fakültesinden,

c) Eczacılık Fakültesinden,

ç) Sağlık Bilimleri Fakültesinden,

d) Eğitim Fakültesinden,

e) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,

f) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,

g) Adli Bilimler Enstitüsünden,

ğ) Eğitim Bilimleri Enstitüsünden,

oluşur.”

“GEÇİCİ MADDE 1- Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi faaliyetlerini, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altıncı ayın sonuna kadar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki statüsü ile devam ettirir.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Vakıflar Genel Müdürlüğünün kadrosunda olup söz konusu Hastanede çalışan personelin statüsü, en geç birinci fıkradaki sürenin sonuna kadar korunur. Bunlardan;

a) Akademik unvana sahip olanlar ile tıpta uzmanlık öğrenimi görenlerin, talepleri halinde birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ilgili mevzuat hükümlerine göre söz konusu Üniversiteye ataması yapılabilir.

b) Tıpta uzmanlık öğrencisi olmayan ve akademik unvana sahip bulunmayan diğer personel, talepleri halinde birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar, söz konusu Üniversite ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre sözleşme imzalayarak istihdam edilebilir.

c) Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri ile yardımcı hizmetler sınıfındaki personel, söz konusu Üniversitede istihdam edilmek istemedikleri ya da ataması yapılarak veya sözleşme imzalanarak anılan Üniversitede istihdam edilmedikleri takdirde, kazanılmış hak aylık derecelerine uygun olarak Sağlık Bakanlığına, diğer personel ise Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkez ve taşra teşkilatında ihtiyaç bulunan birimlere naklen atanırlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bölümünde yer alan ve söz konusu Hastaneye tahsis edilmiş kadrolarda bulunan personelden, söz konusu Üniversitede çalışmak isteyenlere ait kadrolar ile boş bulunan kadrolar ve Baştabip, Baştabip Yardımcısı, Klinik Şefi, Klinik Şef Yardımcısı, Hastane Müdürü, Hastane Müdür Yardımcısı, Sivil Savunma Uzmanı ve Saymanlık Müdürü kadroları, birinci fıkrada belirtilen sürenin sonunda iptal edilerek kadro cetvellerinden çıkarılmış sayılır. Bu tarihten itibaren, ikinci fıkranın (a) ve (b) bentleri saklı kalmak kaydıyla, bu fıkrada unvanları sayılan personel, en geç bir ay içinde kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadrolara atanmak üzere; dolu kadrolarda bulunan sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri ile yardımcı hizmetler sınıfındaki personel ise bulundukları kadroları ile birlikte Sağlık Bakanlığına devredilir. Devredilen kadrolar 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sağlık Bakanlığına ait bölümüne eklenmiş sayılır.

Üçüncü fıkrada unvanları sayılan personel, kadrolarının iptal edildiği tarih ile atama işlemleri yapılıncaya kadar geçen sürede durumlarına uygun işlerde görevlendirilirler. Bu süre içerisinde ilgililer, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 67 nci maddesinin son fıkrasında öngörülen fazla çalışma ücreti ve 5737 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ödeme ile nöbet ücreti hariç olmak üzere, eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlarıyla diğer mali haklarından ve görevlendirildikleri yerlerdeki fiilen görev yaptıkları emsali kadroya ilişkin döner sermaye ödemesinden yararlanır. Bu personelin Vakıflar Genel Müdürlüğündeki önceki kadrolarına bağlı olarak, 5737 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin son fıkrasında öngörülen fazla çalışma ücreti ve 5737 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ödeme ile nöbet ücreti hariç olmak üzere, en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali hakları toplam net tutarının, atandıkları yeni kadroların, nöbet ücreti ve döner sermayeden yapılan ek ödeme hariç olmak üzere, aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer her türlü mali hakları toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutarı, atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece, farklılık giderilinceye kadar herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir.

Bu maddenin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulama esaslarını belirlemeye Başbakanlık yetkilidir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde Anayasa’nın 2., 35., 46. ve 130. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Engin YILDIRIM’ın katılımlarıyla 1.7.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;

1- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,

2- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A) 5981 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 2809 sayılı Kanun’a ilave edilen Ek 119. ve Ek 124. Maddelerin İncelenmesi

a) Kuralların Anlam ve Kapsamı

İptali istenen kurallarla 2809 sayılı Kanun’a ilave edilen Ek Madde 119 ile Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa mazbut vakıfları adına Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Ek Madde 124 ile de Bezm-i Âlem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve Abdülhamit Sani mazbut vakıfları adına Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi kurulmuştur.

Mazbut vakıfların, fiilî ve hukukî sebeplerle devletin el koyduğu, idaresi bir makama ya da vakfedenlerin ferilerinden başkalarına bırakıldığı, fiilen hayrî bir hizmeti kalmadığı için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün vesayeti altına alınan özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiler oldukları anlaşılmaktadır. Bu vakıfların temsil ve idareleri hukuki statülerinin korunarak yaşatılmaları amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bırakılmıştır. Kendine özgü bu vesayet ilişkisi, mazbut vakıfların hukukî statülerinde bir değişikliğe sebebiyet vermediği gibi, vakıf malvarlığının kamu malı hâline dönüşmesi sonucunu da doğurmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin, benzer durumlara ilişkin daha önce verdiği kararlarında, vakıf mallarının vakıf özel mülkiyetinde olduğu vurgulanmış ve Vakıflar Kanunu’nun düzenlediği bütün eski vakıfların malları için bu durumun geçerli olduğu belirtilmiştir. (30.1.1969 günlü, E.1967/47, K.1969/9 ve 4.12.1969 günlü, E.1969/35, K.1969/70 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararları)

Bezm-i Âlem ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversiteleri’nin kurulmasına dair dava konusu kurallar yasalaşmadan önce kurucu mazbut vakıflar yönünden yerine getirilmesi gereken idari prosedür tamamlanmıştır. Bu kapsamda mazbut vakıfların temsil ve idaresini vesayeten yürüten ve bu vakıflar adına irade açıklayabilecek tek organ olan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün istemiyle kurumun en üst karar organı olan Vakıflar Meclisi, kurucu mazbut vakıfların vakfiyelerinde yer alan eğitim ve hayır şartlarının “Her seviyede eğitim ve öğretim (İlköğretim, Kolej, Meslek Lisesi, Meslek Yüksekokulu, Yüksekokul, Fakülte, Üniversite, Enstitü) kurumu kurmak ve işletmek” şeklinde değiştirilmesine, ardından da Bezm-i Âlem ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitelerinin kurulmasına karar vermiştir.

b) Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

1- Anayasa’nın 2. ve 130. Maddeleri Yönünden İnceleme

Dava dilekçesinde; iptali istenen kurallar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından bir kısım mazbut vakıflar adına Bezm-i Âlem ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversiteleri’nin kurulmasının öngörüldüğü, kurucu mazbut vakıfların esasen yoksullara ve düşkünlere yardım gibi sosyal amaçlarla kurulduğu, dolayısıyla anılan vakıfların vakfiyelerindeki hayır şartları arasında üniversite kurma amacı bulunmadığı gibi hayır şartları fiilen ve hukuken imkânsız hâle gelmeden değiştirildiği, statüsü ve malvarlığı itibariyle özel hukuk hükümlerine tabi mazbut vakıfların malvarlığı ile kamu hukuku tüzel kişisi olan üniversitelerin kurulamaması gerektiği belirtilerek, kuralların Anayasa’nın 2. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, her türlü işlem ve eylemleri hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren devlettir. Sosyal hukuk devleti ise kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.

Anayasa’nın 130. maddesinin birinci fıkrasında amacı ve işlevi belirlenen üniversitelerin taşıması gereken nitelikler; değişik birimlerden oluşmak, kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olmak, devlet tarafından ve yasayla kurulmak şeklinde belirtilmiş, ikinci fıkrasında, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği öngörülmüştür. Anayasa’nın 130. maddesinin son fıkrasında ise vakıflar tarafından kurulacak yükseköğretim kurumlarının mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmalarıyla öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olduğu belirtilmektedir.

Anayasa’nın 130. maddesinin ikinci fıkrası, hangi tür vakıfların üniversite kurma ehliyetini haiz olacakları yolunda bir ayrım getirmemiştir. Bu durumda Anayasal ve yasal şartları taşıdıkları takdirde diğer vakıflar gibi mazbut vakıfların da yükseköğretim kurumu kurmalarının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca mazbut vakıfların vakfiyelerindeki hayır şartlarının, çağın gereklerine uygun hâle getirilerek güncellenmesi, Devlet’in mazbut vakıfları yaşatma sorumluluğu nedeniyle hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığı gibi, bu vakıfların eğitim, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarının sağlanması sebebiyle sosyal devlet ilkesinin de bir gereğidir.

Dava dilekçesinde; Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mazbut vakıfların malvarlığı üzerindeki tasarruflarının, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olması nedeniyle işlemlerinin denetimi mümkün iken, mazbut vakıfların, vakıf üniversitelerine tahsis olunan malları ile ilgili tasarruf yetkisinin, denetimi etkisiz kılacak şekilde üniversitelerin mütevelli heyetine bırakıldığı ileri sürülmekte ise de, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 18. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca yardım alan vakıf yükseköğretim kurumları her yıl Nisan ayı sonuna kadar bir önceki yılın gelir ve giderlerini Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu’na göndermek zorunda olduklarından üçlü bir denetime tabidirler. Ayrıca Maliye Bakanlığı, denetime esas olmak üzere vakıf yükseköğretim kurumlarından her türlü belge ve bilgiyi istemeye ve gerektiğinde merkez denetim elemanları vasıtasıyla denetim ve inceleme yaptırmaya da yetkilidir.

Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kurallar Anayasa’nın 2. ve 130. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

2- Anayasa’nın 35. ve 46. Maddeleri Yönünden İnceleme

Dava dilekçesinde; mülkiyeti devlete ait olmayan ve başka amaçlara özgülenmiş vakıf mallarının gelirleriyle vakıf üniversitesi kurulmasının Anayasa’nın 35. maddesine açıkça aykırı olduğu, ayrıca iptali istenilen kurallar ile mazbut vakıflara ait olup da vakıf üniversitelerine tahsis olunan malların, bu üniversitelerin eğitim-öğretim görevini yerine getirememeleri hâlinde bedelsiz olarak başka bir devlet üniversitesine devrine sebebiyet verildiği belirtilerek, kuralların Anayasa’nın 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” biçimindeki hükme yer verilerek, mülkiyet hakkı, miras hakkıyla birlikte bir temel hak olarak güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır. Devlet mülkiyet hakkına ancak kamu yararı amacıyla ve kanuna uygun olarak müdahale edebilir.

Mazbut vakıfların bir kısım malvarlıklarının yalnızca intifa hakları vakıf üniversitelerine intikal etmektedir. Vakıf üniversitelerinin bu hakları, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tüzel kişiler olarak varlıklarını ve eğitim hizmetlerini sürdürdükleri müddetçe kullanabilecekleri açıktır.

Vakıf üniversitelerinin acze düşmesi hâlinde eğitim-öğretimin sekteye uğramaması için, bu hizmetin devlet üniversiteleri tarafından görülmesi amacıyla intikal ettirilen yalnızca intifa hakkı olup, mülkiyetin devlet üniversitesine bedelsiz intikalinden söz edilemez.

2547 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesinin son cümlesi uyarınca, vakıf yükseköğretim kurumu doğrudan doğruya bağış ve yardım kabul edebileceği gibi, kurucu vakıflardan ayrı olarak tüzelkişiliği bulunduğundan taşınır veya taşınmaz mal da edinebilir. Bu nedenle, vakıf üniversitelerinin faaliyete başladıktan sonra bağış ve satın alma gibi yollarla doğrudan iktisap ettiği, hizmet yürütülmesine yönelik ve hizmet malı niteliği bulunan taşınır ve taşınmaz mallarının mülkiyetinin devlet üniversitesine intikaline engel bulunmamaktadır.

Ancak doğrudan hizmetin görülmesine yönelik olmayıp, gelir getirerek dolaylı yoldan hizmete katkı sağlamak amacıyla vakıf yükseköğretim kurumuna devredilmiş mal ve hakların ise, devlet üniversitesine intikal edip etmeyeceğine veya ne kadarının intikal edeceğine kurucu vakıfların yönetim organları karar verir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında, kurucu mazbut vakıfların en üst karar organı olan Vakıflar Meclisi aksine karar almadığı sürece Bezm-i Âlem ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitelerine intifa hakkı devir ve taahhüt edilmiş bulunan taşınmaz mallar mazbut vakıfların mülkiyetinde kalacaktır. Bu itibarla iptali istenen kurallar ile devletin, mazbut vakıfların mülkiyet hakkına doğrudan ya da dolaylı hiçbir şekilde müdahalesi söz konusu değildir.

Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kurallar Anayasa’nın 35. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın, Anayasa’nın 46. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

B) 5981 Sayılı Kanun’un Geçici 1. Maddesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde; Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kadrosunda olup da Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’nde çalışmakta olan personele ilişkin olarak geçiş hükümlerinin düzenlendiği 5981 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin “tereddütleri giderme” kavramı çerçevesinde yürütmeye çok geniş hatta sınırsız yetki devrine sebep olduğu, ayrıca 2809 sayılı Kanun’a ilave edilen Ek 124. maddenin iptali durumunda sırf bu sebeple yasal dayanaktan yoksun kalacak olan geçici 1. maddenin de iptal edilmesi gerektiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 35., 46. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’nin mülkiyeti Bezm-i Âlem Valide Sultan Mazbut Vakfı’na ait olup bu vakıf adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edilmektedir. Ancak söz konusu Hastane, 5981 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra intifa hakkı Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi’ne devrolunacak taşınmazlar içerisinde yer aldığından, iptali istenilen kural ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kadrosunda olup da anılan hastanede çalışan personelin statüleri ve geçiş koşulları ile özlük hakları belirlenmiş, son fıkrada da bu maddenin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulama esaslarını belirlemeye Başbakanlık yetkilidir, denilmiştir.

İptali istenen kuralda, 5981 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kadrosunda olup Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’nde çalışan personelin geçiş süreci ayrıntılı olarak düzenlenerek kadro ve statüleri, atama, nakil ve görevlendirilmeleri ile malî hakları, temel ilkeler konulmak ve çerçevesi çizilmek suretiyle belirlenmiş, idareye takdir yetkisi tanınmamıştır. Başbakanlığa belirtilen çerçeve içerisinde uygulama esaslarına ilişkin olarak tanınan yetkinin, yasama yetkisinin devri olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural Anayasa’nın 2., 35., 46. ve 130. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ

15.4.2010 günlü, 5981 Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

1- 1. maddesiyle 28.3.1983 günlü ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen Ek Madde 119 ve Ek Madde 124’e,

2- Geçici 1. maddesine,

yönelik iptal istemi, 26.1.2012 günlü, E.2010/57, K.2012/14 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 26.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VII- SONUÇ

15.4.2010 günlü, 5981 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

1- 1. maddesiyle 28.3.1983 günlü, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen Ek Madde 119 ve Ek Madde 124’ün,

2- Geçici 1. maddesinin,

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 26.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan ALTAN

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal TERCAN