|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/105
Karar Sayısı : 2012/38
Karar Günü : 15.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Sinop Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 25.4.2006 günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun 68. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “...veya bu durumdaki çocukların veli
veya vasilerine...” ibaresinin, Anayasa’nın 11.,
35. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı
tarafından, çocuklarının nüfus cüzdanlarının kaybolması nedeniyle kendisine
verilen idari para cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Mahkememizde görülmekte
olan somut olayda başvuranın velayeti altındaki çocukları ... ve ...’nın
nüfus cüzdanlarını kayıp olması nedeniyle yenisini çıkartmak için Sinop
Nüfus İdaresine başvurduğunda, Nüfus idaresi başvuranın dilekçesine karşılık
verdiği cevabi yazıda belirttiği üzere başvurana 5490 sayılı Nüfus
Hizmetleri Kanunu’nun 68/1-b maddesine dayanarak idari para cezası
düzenlemiştir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun 41/4. maddesinde
“Nüfus cüzdanı, yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerince ve yurt dışında dış
temsilciliklerce kişilerin kendilerine, ergin olmayanların veli, vasi veya
resmî vekillik belgesi ibraz edenler ile bu Kanunun 17 nci maddesinde
belirtilen, beyanla yükümlü kişilere Bakanlıkça tespit edilecek usûller
çerçevesinde verilir.” denilmekte,68/1-b maddesinde “Nüfus olaylarını
bildirme yükümlülüğü olup bu yükümlülüğünü bu Kanunda belirtilen süre
içinde yerine getirmeyenlere, nüfus ve aile cüzdanlarını kaybedenlere ve
nüfus cüzdanının geçerlilik süresinin son bulmasından itibaren altmış gün
içinde bu cüzdanlarını değiştirmeyen kişilere veya bu durumdaki çocukların
veli veya vasilerine, yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerince, yurtdışında
ise dış temsilcilik veya dış temsilciliklerde görevli memurlarca 50 YTL
idarî para cezası verilir.” denilmektedir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun 68/1-b maddesi 2709 sayılı 1982 Anayasasının 38/7. ve 35.
maddelerine aykırılık teşkil etmektedir. Zira2709 sayılı 1982 Anayasasının 38/7. maddesinde
“Ceza sorumluluğu şahsidir.” denilmekte, 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras
haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.” denilmekte,11. maddesinde
“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını
ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz.” denilmektedir.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20/1. maddesinde
“Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu
tutulamaz.” denilmekle 2709 sayılı 1982 Anayasasının 38/7. maddesi bir kez
daha vurgulanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun
3/1-bmaddesinde “Bu Kanunun; Diğer genel hükümleri, idarî para
cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün
fiiller hakkında, uygulanır.” denilmekte,11/1. maddesinde “Fiili işlediği sırada
onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idari para cezası uygulanamaz.”
denilmektedir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun 68/1-b maddesinde belirtilen “...veya
bu durumdaki çocukların veli veya vasilerine, ...” cümlesi hem 2709 sayılı 1982 Anayasasının
38/7., 35., 11. maddelerine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20/1.
maddesine aykırılık teşkil etmekte hem de 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun
11/1. maddesi ile de çelişmektedir. Zira bir yandan 15 yaş altındaki
çocukların kabahat ehliyeti olmadığını kabul etmek diğer yandan ise bu
sorumluluğu velisine yüklemek hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesine göre velayeti birlikte
kullanan ve her biri velayet hakkına sahip olan anne ve babadan her hangi
birini velayeti altındaki çocukların eylemlerinden sorumlu tutmak da hem
yukarıdan zikredilen ilgili kanunlara aykırılık teşkil etmekte hem de
vicdanları rahatsız etmektedir.
2709 sayılı 1982 Anayasasının 152/1.
maddesinde “Bir davaya bakmakta
olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin
hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.” denilmektedir.
2709 sayılı 1982
Anayasasının 38/7., 35., 11. maddelerine aykırılık teşkil eden 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 68/1-b maddesinde belirtilen“...veya bu durumdaki çocukların
veli veya vasilerine, …”cümlesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmak
gerektiği mahkememizce kanaat getirilmiştir.
Bu nedenle;
1- 2709 sayılı 1982
Anayasasının 38/7., 35., 11. maddelerine aykırılık teşkil eden 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 68/1-b maddesinde belirtilen “...veya
bu durumdaki çocukların veli veya vasilerine, ...” cümlesinin iptali için 2709 sayılı 1982
Anayasasının 152. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne BAŞVURULMASINA,
2- Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar davanın GERİ
BIRAKILMASINA,
3- Anayasaya aykırılığın
değerlendirilmesi için dosya içeriği ve belgelerin onaylı birer suretinin
(Anayasa Mahkemesinin 15.09.2009 tarih ve C.01.0.GNS-032-145/1170 sayılı
yazısı dikkate alınarak Uyap Doküman Yönetim Sistemi üzerinden) ANAYASA MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4- 2709 sayılı 1982
Anayasası’nın 152/3. maddesinin amir hükmü gereği dosyanın Anayasa
Mahkemesi, gelişinden başlamak üzere beş ay içinde karar verilmesinin beklenmesine, bu süre içinde karar
verilmezse davanın yürürlükteki Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına,
Mahkememizce karar
verilmekle, Anayasaya aykırılığını değerlendirilmesi yüksek mahkemenizden
arz olunur.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
25.4.2006 günlü, 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun itiraz konusu ibareyi de içeren 68. maddesi
şöyledir:
“İdarî para cezaları
MADDE 68- (1)
Bu Kanuna göre;
a) Nüfus olaylarını bildirmekle görevli olup, bu
görevlerini bu Kanunda belirtilen süreler içinde yerine getirmeyen kamu
görevlilerine, fiil başka bir suç oluştursa bile, nüfus memurunun teklifi
üzerine o yerin ilçe nüfus müdürünün kararı ile 25 YTL idarî para cezası
verilir.
b) Nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğü olup bu
yükümlülüğünü bu Kanunda belirtilen süre içinde yerine getirmeyenlere,
nüfus ve aile cüzdanlarını kaybedenlere ve nüfus cüzdanının geçerlilik
süresinin son bulmasından itibaren altmış gün içinde bu cüzdanlarını
değiştirmeyen kişilere veya bu
durumdaki çocukların veli veya vasilerine, yurt içinde ilçe nüfus
müdürlüklerince, yurtdışında ise dış temsilcilik veya dış temsilciliklerde
görevli memurlarca 50 YTL idarî para cezası verilir.
c) Mülkî idare amirince bu Kanunun 50 nci maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine
getirmeyen kişilere 250 YTL, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara 500 YTL
idarî para cezası verilir.
(2) Yurt dışında verilen idarî para cezaları, işlem
sırasında mahallî para karşılığı verildiği ülkede konsolosluk hasılatının tahsil edildiği para birimi üzerinden tahsil
edilir.
(3) Bu Kanuna göre;
a) Her türlü doğal afet, gasp, hırsızlık, yangın ve
terör nedeniyle nüfus ve aile cüzdanlarının kaybedilmesi, nüfus olaylarının
bildirim yükümlülüğünün yerine getirilememesi hallerinde,
b) Yetkili kurumların kimsesiz çocuklarla ilgili
nüfus cüzdanı talepleri ve doğum bildirimlerinde,
c) Bu Kanunun 18 inci maddesinde belirtilen büyük
ana, büyük baba veya kardeşlere ya da çocukları yanlarında bulunduranlar
ile muhtarlara,
d) Bu Kanunun 31 inci maddesinde belirtilen
Cumhuriyet savcılıklarına,
bu
maddede belirtilen idarî para cezaları uygulanmaz.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 11.,
35. ve 38. maddelerine dayanılmış, 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Alparslan ALTAN, Burhan
ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal
Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla
20.10.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve
Kapsamı
İtiraz konusu ibarenin bulunduğu
kuralda, nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğü olup da bu yükümlülüğünü
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda belirtilen süre içinde yerine getirmeyenlere,
nüfus ve aile cüzdanlarını kaybedenlere ve nüfus cüzdanının geçerlilik
süresinin son bulmasından itibaren altmış gün içinde bu cüzdanlarını
değiştirmeyen kişilere veya bu durumdaki çocukların veli veya vasilerine,
yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerince, yurtdışında ise temsilcilik veya
dış temsilciliklerde görevli memurlarca 50 YTL idari para cezası verileceği
belirtilmektedir.
İtiraz konusu ibarenin bulunduğu kural
kapsamına giren eylemlerden sorumlu olan kişilerin belirlenmesinde, 5490
sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci, 15. maddesinin birinci ve ikinci ve
41. maddesinin dördüncü fıkralarının gözetilmesi gerekmektedir.
Kanun’un 11. maddesinin birinci
fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan her kişinin yurt içinde nüfus müdürlüğüne, yurt dışında dış
temsilciliğe müracaatla kendisini nüfus kütüklerine yazdırmaya ve nüfus
cüzdanı almaya mecbur olduğu, ergin olmayanların nüfus olaylarını yazdırıp
nüfus cüzdanlarını almaya veli, vasi veya kayyımları, bunların bulunmaması
halinde, çocukları yanlarında bulunduranlar ile 24.5.1983 tarihli ve 2828
sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun yetkili kıldığı
kuruluş yetkililerinin görevli olduğu belirtilmektedir.
Kanun’un 15. maddesinin birinci ve
ikinci fıkralarında; sağ olarak dünyaya gelen her çocuğun, doğumdan itibaren
Türkiye’de otuz gün içinde nüfus müdürlüğüne, yurt dışında ise altmış gün
içinde dış temsilciliğe bildirilmesinin zorunlu olduğu, bildirimin veli,
vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde, çocuğun büyük ana, büyük baba
veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından, doğumu
gösteren resmi belgeye dayanarak yapılabileceği gibi sözlü beyana dayalı
olarak da yapılabileceği öngörülmektedir.
Kanun’un 41. maddesinin dördüncü
fıkrasında ise nüfus cüzdanının, yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerince ve
yurt dışında dış temsilciliklerce kişilerin kendilerine, ergin olmayanların
veli, vasi veya resmi vekillik belgesi ibraz edenler ile bu Kanun’un 17.
maddesinde belirtilen, beyanla yükümlü kişilere bakanlıkça tespit edilecek
usuller çerçevesinde verileceği ifade edilmektedir.
İtiraz konusu ibarenin bulunduğu kural,
Kanunun 11. maddesinin birinci, 15. maddesinin birinci ve ikinci ve 41.
maddesinin dördüncü fıkraları göz önüne alınarak birlikte
değerlendirildiğinde, çocukla ilgili nüfus olaylarını bildirmek ve nüfus
cüzdanının geçerlilik süresinin son bulmasından itibaren altmış gün içinde
bu cüzdanları değiştirmekle yükümlü olan kişilerin veli veya vasi olduğu
anlaşılmaktadır.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun
11. maddesinin birinci fıkrasında, “Fiili
işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idari para cezası
uygulanmaz.” denildiği, itiraz konusu ibarenin bu hükümle çeliştiği,
bir yandan on beş yaş altındaki çocukların kabahat ehliyeti olmadığını
kabul etmek, diğer yandan ise bu sorumluluğu velisine yüklemenin hukuka
aykırılık teşkil ettiği, velilerin velayeti altındaki çocuklarının
eylemlerinden sorumlu tutulmasının kanunlara ve Anayasa’ya uygun olmadığı
belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 11.,
38. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca,
itiraz konusu ibare Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin
düzenlemelerde olduğu gibi kabahatler hukuku açısından da Anayasa’ya ve
ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin
kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü,
yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerinin belirlenmesi gibi
konularda yasa koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
Anayasanın “Suç
ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin yedinci
fıkrasında, “Ceza sorumluluğu
şahsidir.” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza
hukukunun temel kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir
kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir
anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır.
Anayasa’nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar
arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede
öngörülen ilkelere tâbidir.
Yasa koyucu itiraz konusu ibarenin
bulunduğu kuralı, nüfus işlemlerinin düzenli olarak kaydedilmesini, bu işlemleri
bildirmekle görevli olanların yükümlülüklerini vaktinde yerine
getirmelerini, nüfus ve aile cüzdanlarının korunması açısından gerekli
dikkat ve özenin gösterilmesini sağlamak için kamu yararı amacıyla
öngörmüştür. Bunun yanında yasa koyucu, veli veya vasilerin velayet ve
vesayet hukuku çerçevesinde çocuklar üzerindeki sorumluluklarını, çocuğun
nüfus cüzdanını korumada gerekli dikkat ve özeni gösteremeyeceğini ve idari
para cezasını ödeme gücünün olmamasını da gözeterek, nüfus ve aile
cüzdanının çocuk tarafından kaybedilmesi eyleminde, veli veya vasiyi
sorumlu tutmuştur. Bu düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde yasa
koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
İtiraz konusu ibarenin yer aldığı
kuralda belirtilen; nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğünü bu Kanunda belirtilen
süre içinde yerine getirmeme, nüfus cüzdanının geçerlilik süresinin son
bulmasından itibaren altmış gün içinde bu cüzdanlarını değiştirmeme, çocuğa
ait nüfus cüzdanının veli veya vasi tarafından kaybedilmesi eylemlerinde,
eylemi işleyen kişiler veli veya vasi olduğundan cezaların şahsiliği
ilkesine bir aykırılık bulunmamaktadır. Kuralda belirtilen nüfus ve aile cüzdanının çocuk
tarafından kaybedilmesi eyleminde ise veli veya vasinin sorumluluğunun hukuki nedeni kendi kusurlarına
dayanmaktadır. Bu kusur, çocuğa karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine
getirmeme ya da yasak olan eylemin işlenmesine engel olamamaktan doğmakta
ve böylece sorumlu tutulan veli veya vasinin davranışı ile meydana gelen
sonuç arasında illiyet bağı da kurulmuş olmaktadır.
Bu durumda veli veya vasinin kusurlu
davranışlarının sonucu olarak itiraz konusu ibarenin yer aldığı kuralda
belirtilen eylemler nedeniyle idari para cezasının uygulanmasında ceza
sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare
Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
İtiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 11. ve 35.
maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
25.4.2006 günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 68.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…veya bu
durumdaki çocukların veli veya vasilerine…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, 15.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|