|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2011/128
Karar Sayısı : 2012/40
Karar Günü : 15.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Diyarbakır 2. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesinin dördüncü fıkrasının,
Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Diyarbakır ilinde bulunan bina
inşaatında meydana gelen iş kazası nedeniyle
Sosyal Güvenlik Kurumunca hak sahiplerine bağlanan gelir, ödenen geçici iş
göremezlik ödeneği ve yapılan hastane masrafları sonucunda ortaya çıkan
Kurum zararı için davalılar aleyhine açılan rücuen
tazminat davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılığı iddiasını
ciddi bulan Mahkeme, iptal için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“İptali istenen 5510 sayılı
Yasanın 21. maddesi 4. fıkrası “İş kazası meslek hastalığı ve hastalık
üçüncü bir kişinin kusuru nedeni ile meydana gelmişse sigortalıya ve hak
sahiplerine bağlanan veya ilerde yapılması gereken ödemeler ile bağlanan
gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı zarara sebep
olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru var ise bunları çalıştıranlara rücu edilir.” hükmünü içermektedir.
5510 sayılı Yasanın 21. maddesi 4. fıkrası hükmü
aşağıdaki sebeplerle mahkememizce Anayasa’ya aykırı görülmüştür:
Anayasa’nın 10. maddesi 1. fıkrası “Herkes, dil,
ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”; 4. fıkrası “Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde Kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmünü içermektedir.
5510 sayılı Yasanın 21. maddesi 4. fıkrasında üçüncü kişilerin sorumluluğu
düzenlenmiş kusurları olması durumunda meydana gelen zararın yarısı oranda rücu edileceği belirtilmiş ancak maddede kusur oranının
miktarı hususunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolaysıyla kusuru çok
düşük miktarda olan ve zarara sebebiyet veren üçüncü kişiyle kusuru yüksek
olan ve zarara sebebiyet veren üçüncü kişi aynı miktarda zarardan sorumlu
tutulmuştur. Bu nedenle bu düzenleme mahkememizce Anayasanın 10. maddesinde
düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı görülmüş olup, davacı vekilinin
Anayasaya aykırılık iddiası Mahkememizce ciddi görülmekle bu hususta karar
verilmek üzere dosya örneğinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine 03/06/2011 tarihli ara kararı gereğince karar
verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
31.5.2006 günlü, 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun iptali istenilen fıkrayı da içeren 21.
maddesi şöyledir:
“İş Kazası ve Meslek
Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu
Madde 21- İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı
veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir
hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine
bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile
bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı,
sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla
sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin
sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
İş kazasının, 13 üncü maddenin ikinci
fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi
halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek
geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca işverenden tahsil edilir.
Çalışma
mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, böyle bir
rapora dayanılmaksızın veya eldeki rapora aykırı olarak bünyece elverişli
olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, bu işe girmeden önce var olduğu
tespit edilen veya bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılması sonucu
meydana gelen hastalığı nedeniyle, Kurumca sigortalıya ödenen geçici iş
göremezlik ödeneği işverene ödettirilir.
İş
kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle
meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride
yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk
peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet
kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.
İş kazası,
meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu
idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği
olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı
haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere,
sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için
kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Ayrıca, iş
kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine
bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek
hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş
kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücû edilmez.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 10.
maddesine dayanılmış; 2., 49. ve 60. maddeleri ile
ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI, Erdal TERCAN’ın katılımlarıyla 8.12.2011
günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Kuralın Anlam ve Kapsamı
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu’nun 21. maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “üçüncü
kişi” terimi; kazaya, hastalığa veya meslek hastalığına uğrayan sigortalı
ile bunun işvereni dışında kalan tüm kişileri ifade etmektedir. İtiraz
konusu kurala göre; üçüncü kişiden talep edilecek rücu
tazminatı miktarının üst sınırı, sigortalıya
ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile
bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısıdır.
Bu sebeple Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sigortalı veya hak sahiplerine
yaptığı ödemelerin bu miktarı geçen kısmını isteyemez.
506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun mülga 26. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 21.
maddesinde, işveren ve üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına
dayandırılmıştır. 506 sayılı Kanun’un uygulamasında SGK tarafından açılan rücu davalarında sigortalı veya hak sahiplerine yapılan
ya da ilerde yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı
tarihteki sermaye değeri toplamının işveren ve üçüncü kişilerin kusur oranlarına isabet eden miktarının,
bu kişilerden istendiği görülmektedir.İş kazası ve meslek hastalığı sebebiyle oluşan zarardan birden
ziyade kimsenin sorumlu olması halinde, SGK’nın
alacağı, sorumluların kusur oranına göre tevzi ve taksim olunmaktadır.
Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Genel Kurulu’nun bu konudaki en eski kararlarında hâkimin müterafık kusuru dikkate almakla yükümlü
olduğu açıklanmıştır (YİBGK, 31.3.1954 T. E.1953/17 K.1954/10 ve YİBGK,
22.6.1966 T. E.1966/7 K.1966/7 sayılı kararlar). Yeni tarihli Yargıtay
içtihatlarında da SGK’nın, sigortalı veya hak
sahiplerine bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazmin
sorumlularının kusuruna isabet eden miktarını isteyebileceğine karar
verilmiştir (YHGK, 1.7.2009 T. E.2009/10-270
K.2010/14; YHGK, 27.1.2010 T. E.2010/10-10 K.2009/313; Yarg.
10. HD., 3.3.2011 T. E.2009/11974 K.2011/2752).
Sonuç olarak itiraz
konusu kurala göre SGK, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın meydana
gelmesinde üçüncü kişinin kusuru bulunması halinde, sigortalıya ve hak
sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan
gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının üçüncü
kişinin kusur oranına isabet eden kısmını talep edebilmektedir.
2- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü
fıkrasında iş kazası ve meslek hastalığı sebebiyle açılan rücu davalarında, meydana gelen iş kazası veya meslek
hastalığında üçüncü kişinin kusurlu olması hâlinde oluşan zararın yarısı
oranında rücu edileceğinin düzenlendiği, böylece
üçüncü kişilerden kusuru çok düşük olan ile kusuru çok yüksek olanın aynı
miktarda zarardan sorumlu olacağı, bu sebeple düzenlemenin Anayasa’nın 10.
maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi
nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 49.
ve 60. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
Anayasa’nın
2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin “… demokratik,
laik ve sosyal bir hukuk Devleti” olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın
49. maddesinde “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet,
çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye
elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için
gerekli tedbirleri alır.” denilmiş, 60. maddesinde “Herkes, sosyal
güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli
tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini
bulan sosyal devlet, toplumdaki güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak
gerçek eşitliği ve toplum dengesini sağlamakla yükümlü devlettir. İtiraz
konusu kural uyarınca, iş kazası,
meslek hastalığı veya hastalık üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana
gelmişse, SGK tarafından bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin
sermaye değerinin yarısı üçüncü kişiden tahsil edilmekte, diğer yarısı ise
SGK üzerinde kalmaktadır. Böylece sosyal devlet
ilkesine uygun olarak, çoğunlukla SGK’nın sigortalısı
olup prim ödeyen, kusurlu davranışı ile iş kazası, meslek hastalığı veya
hastalığa neden olan üçüncü kişilerin, çalışma yaşamlarını sürdürebilmeleri
ve prim ödemeye devam etmeleri sağlanarak, ücretli olan bu kişilerin
altından kalkamayacakları büyük külfetler altına girmeleri önlenmek
istenmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, Anayasa’nın 60.
maddesinin tüm yurttaşlar yararına Devlete yüklediği sosyal güvenlik
hakkını sağlama ödevini, yurttaşlardan bir bölümü yönünden yerine getirmek
ve yine Anayasa’nın 49. maddesinin ikinci fıkrasındaki Devlete çalışma
hayatı ve çalışanlar yararına yüklenen ödevlerin gereklerinden bir bölümünü
gerçekleştirmek üzere kurulmuştur. SGK’nın
bu işlevlerini yerine getirebilmesi ve
sosyal sigorta yardımlarının yetersiz kalmaması için,
5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinde sigortalı
ve işveren primleri yönünden Devlet tarafından desteklenmesinin usul ve
esaslarına yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un 21.
maddesinin birinci fıkrasında, meydana gelen iş kazası veya
meslek hastalığında işverenden ilk peşin sermaye değeri toplamının
işverenin kusuruna isabet eden kısmının talep edileceği düzenlenmişken; itiraz konusu 21. maddesinin dördüncü fıkrasında
üçüncü kişiden ilk peşin sermaye değerinin yarısının üçüncü kişinin
kusuruna isabet eden kısmının talep edileceği düzenlenmiştir. SGK’nın rücu
alacağının hesaplanmasında, emek
gelirleri düşük olan ve SGK’ya prim ödeyen üçüncü
kişilerin karşılaşacakları sosyal riskler karşısında yoksulluğa düşmemeleri
için sorumluluklarının işverene göre daha hafif olarak belirlenmesi ve SGK’nın yapacağı giderlerin bir kısmının Devlet
tarafından karşılanması Anayasa’nın yukarıda anılan maddeleriyle uyum
içindedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural, Anayasa’nın 2., 49. ve 60. maddelerine aykırı değildir, iptal isteminin reddi
gerekir.
İtiraz konusu
kuralın Anayasa’nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu’nun 21. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, 15.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|