|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı
: 2010/79
Karar Sayısı :
2012/9
Karar Günü : 19.1.2012
İPTAL DAVASINI AÇAN :
Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu
adına Grup Başkanvekilleri M.Akif HAMZAÇEBİ ile
Muharrem İNCE
İPTAL DAVASININ KONUSU : 3.6.2010 günlü, 5983 sayılı
Kooperatifler Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle 24.4.1969 günlü, 1163
sayılı Kooperatifler Kanunu’nun değiştirilen 90. maddesinin ikinci fıkrası
ile üçüncü fıkrasının 2. cümlesinin Anayasa’nın2., 13., 48.,
128. ve 171. maddelerine aykırılığı iddiasıyla iptallerine ve
yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN
GEREKÇESİ
İptal istemini içeren 10.8.2010 günlü
dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“1) 03.06.2010
Tarihli ve 5983 Sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. Maddesi ile 24.04.1969 Tarihli ve 1163 Sayılı
Kanunun Değiştirilen 90. Maddesinin İkinci Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu’nun 90 ıncı maddesinde yapılan
değişiklikle, kooperatiflerin teftiş ve denetimlerinde değişiklik yapılmış,
değişiklikten önce kooperatif kontrolörlerinin seçilme ve çalışma şekli ile
görev ve yetkilerinin tüzükle tespit olunacağı belirtilmişken, kural
genişletilerek, seçilme ve çalışma usul ve esaslarının tüzükle tespit olunacağı
hüküm altına alınmıştır.
Kooperatif Kontrolörleri,
1163 sayılı Yasada belirtilen ilgili bakanlıkların (Yasanın ek 1. maddesine
göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve
İskan Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı)
kadrolarında, memur statüsünde bulunmakta ve denetim görevi yapmaktadırlar.
Bakanlıklar, Devlet tüzelkişiliği içinde, genel idare esaslarına göre kamu
hizmeti yürüten kurumlarıdır.
Anayasanın 128.
maddesinin birinci fıkrasında, Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli
görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği
belirtilmiştir. 128 inci maddenin ikinci fıkrasında ise; “memurların ve
diğer kamu görevlerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hak ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir” denilmiştir.
Ortaklarının belirli
ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan ve Anayasanın 171.
maddesine göre Devletin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alması gereken
kooperatiflerin, Devlet tarafından denetiminin, genel idare esaslarına göre
yürütülen kamu hizmeti olduğu, bu denetimde görevli kontrolörlerin de
Anayasanın 128 inci maddesinde belirtilen memurlar olduğu açıktır.
Kooperatif kontrolörlerinin
seçilme ve çalışma usul ve esasları ile görev ve yetkileri konusunda,
yasayla temel ilkeler konulup çerçeve çizilmeden, tüm düzenlemelerin
sınırsız bir şekilde tüzük düzenlemesine bırakılması Anayasanın 128.
maddesine aykırıdır.
Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin
hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Cumhuriyetin
nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak
ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan,
her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da
bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan
devlettir. Hukuk güvenliği, hukuk devletinin en önemli ilkeleri
arasındadır. Hukuk devleti olmak, yönetilenlere hukuk güvencesi sağlar.
Yasal düzenlemeler, kamusal yetkinin kullanılmasında kişilere güvence
sağlamaya yöneliktir. Kooperatif kontrolörlerinin yasama işlemiyle
yapılması gereken iş ve işlemlerinin, yürütme işlemi olan tüzükle tespiti
hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, 03.06.2010 tarihli ve 5983 sayılı Kooperatifler
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesi
ile 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kanunun değiştirilen 90.
maddesinin ikinci fıkrası Anayasanın
2. ve 128. maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
2) 03.06.2010 Tarihli ve 5983
Sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun
3 üncü Maddesi ile 24.04.1969 Tarihli ve 1163 Sayılı Kanunun Değiştirilen
90. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İkinci Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
1163 sayılı Yasanın 5983
sayılı Yasayla değişik 90. maddesinde kooperatiflerin ilgili bakanlıklar
tarafından denetimiyle ilgili düzenleme yapılmış, maddenin üçüncü fıkrasının
birinci tümcesinde, kooperatiflerin, denetim sonuçlarına göre ilgili
bakanlıkça verilecek talimata uymak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Söz konusu üçüncü
fıkranın ikinci tümcesinde ise; yapılan
denetimler sonucunda, kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif
merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin ve bunların
iştiraklerinin (dilekçede kooperatif olarak adlandırılacaktır) yönetim
kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve
işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili Bakanlığın, kamu yararı ve
hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde
ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol
açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebileceği belirtilmiştir. Böylece, kamu
düzeni ve yararı amacıyla denetim yapan ilgili bakanlıklara,
kooperatiflerin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerin
görevlerine son verme konusunda yetki verilmiştir.
Kooperatifler, temel kuralları yasayla belirlenen,
geliştirilmeleri konusunda Anayasanın 171. maddesiyle anayasal güvence
altına alınan, “ana sözleşme” ile kurulan, değişir ortaklı ve sermayeli,
tüzel kişiliğe sahip ortaklıklardır. 1163 sayılı Yasanın 98. maddesine
göre, bu Yasada aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki
“anonim şirketler”e ait hükümler uygulanacak, 99.
maddesine göre de bu yasada düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları,
tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “ticari dava” sayılacaktır.
Anayasanın 48.
maddesinde, herkesin dilediği alanda sözleşme özgürlüğüne sahip olduğu,
özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu belirtilmiştir. Anayasada devlete
bu özgürlük ve serbestliği sınırlama yetkisi verilmemiş; özel teşebbüslerin
ulusal ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini,
güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak önlemleri alma görevi
verilmiştir. Anayasanın “kooperatifçiliğin geliştirilmesi” başlıklı 171.
maddesinde devlete verilen görev, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
önlemleri almaktır. Bu maddede de herhangi bir sınırlama yetkisi yoktur.
Anayasanın 13. maddesinde, temel hak ve
hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Sözleşme özgürlüğü, özel hukuktaki
irade özerkliği ilkesinin Anayasa hukuku alanındaki dayanağıdır. Özel hukukta
irade özerkliği, kişilerin yasal sınırlar içerisinde istedikleri hukuki
sonuca bu yoldaki iradelerini yeterince açığa vurarak ulaşabilmelerini
ifade etmektedir. Anayasa açısından sözleşme özgürlüğü ise Devletin,
kişilerin istedikleri hukukî sonuçlara ulaşmalarını sağlaması ve bu
bağlamda kişilerin belli hukukî sonuçlara yönelen iradelerini geçerli
olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukukî sonuçların
doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması demektir. Sözleşme özgürlüğü
uyarınca kişiler, hukuksal
ilişkilerini özgür iradeleriyle ve sözleşmelerle düzenlemekte serbesttir.
Anayasanın 48. maddesinde koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü, sözleşme
yapma serbestisinin yanı sıra, yapılan sözleşmelere
dışarıdan müdahale yasağını da içerir. (AYMK.,
07.02.2008 günlü, E.2005/128, K.2008/54).
Anayasanın 171. maddesinin ikinci fıkrasındaki
“Kooperatifler, Devletin her türlü kontrol ve denetimine tâbi olup,
siyasetle uğraşamaz ve siyasi partilerle işbirliği yapamazlar” hükmünün
1995 yılında 4121 sayılı Yasa ile kaldırılmasıyla, kooperatifler üzerindeki
Devletin her türlü kontrol ve denetim yetkisi Anayasal yetki olmaktan
çıkarılarak, kooperatifçiliğin ilkeleri, ulusal ekonominin koşulları, ülke ve
toplum yararı, üreticinin ve tüketicinin korunması, ortakların haklarının
korunması, kooperatiflerin yararları, özellikleri, işlevleri gibi amaçlar
gözetilerek yasal yetki kapsamına girmiştir.
Kooperatif yöneticileri
ve üst yöneticileri, Yasadaki hükümlerle birlikte, ana sözleşmeye bağlı
olarak, kooperatif genel kurulunda yapılan seçimle gelen, görev, yetki ve
sorumlulukları ana sözleşmede gösterilen kişilerdir.
Kooperatif tüzelkişiliğinin kurucu unsurlarının
kooperatifin ana sözleşme ve organları olduğu, kooperatiflerin, kuruluş
sözleşmesi niteliğindeki ana sözleşmelerini kendilerinin
oluşturabilecekleri, değiştirebilecekleri, organlarını
belirleyebilecekleri, organlarının seçimi, seçilmiş organlarının
görevlerine son verilmesi, iradeleri dışında ancak mahkeme kararı ile
kapatılabilecekleri, sözleşme özgürlüğünün kapsamı içinde bulunmaktadır.
Kooperatiflerin organlarında görev alan üyelerin herhangi bir nedenle
görevlerinden ayrılmaları ve bu durumda yerlerine hangi usûlle
seçim yapılacağının her kooperatifin kendi ana sözleşmesinde belirlenmesi,
sözleşme özgürlüğünün doğal sonucudur.
İptali istenen kuralla,
kooperatif yöneticileri ve üst yöneticilerinin ilgili bakanlık tarafından
görevlerine tedbiren son verilmesi sözleşme
özgürlüğüne Anayasanın 48 inci maddesinde öngörülmeyen bir müdahale
oluşturmaktadır.
Öte yandan, Anayasanın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
“Hukuk güvenliği ilkesi”, hukuk devletinde
uyulması zorunlu temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada
öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının
yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk
normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete
güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
İlgili bakanlığa verilen yetki, “kamu yararı ve
hizmet gerekleri” gibi soyut, belirsiz ve keyfi uygulamalara yol açacak genişliktedir.
Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları
ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuk güvenliği
ilkesine aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, 03.06.2010 tarihli ve 5983 sayılı Kooperatifler
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesi
ile 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kanunun değiştirilen 90.
maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesi Anayasanın 2., 13., 48. ve 171. maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Hukuk devletine aykırı olan, temel hak ve
özgürlükleri ölçüsüzce sınırlandıran ve Anayasaya açıkça aykırı olan bir
düzenlemenin uygulanması halinde, sonradan giderilmesi olanaksız zararlara
yol açacağı çok açıktır.
Öte yandan, Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka
aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir.
Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde sübjektif
yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de
zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende,
kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin
zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve
zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Söz konusu hükümlerin uygulanması halinde
kooperatifçilik güvencesiz olarak denetlenecek, ağır baskı altında
tutulacak ve seçimle gelen yöneticileri hukuka aykırı olarak görevden
alınabilecektir. Ekonomik anlamda gerçek ve tüzel kişi tarafların önceden
öngöremeyecekleri büyük kayıplara sebebiyet verebilecektir.
Anayasanın hükümlerine açıkça aykırılık taşıdığı
muhakkak olan bu düzenlemenin uygulamaya geçmesi durumunda ise telafisi imkansız zararlar doğacaktır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla,
Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen hükümlerin iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa
Mahkemesine dava açılmıştır.
IV. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan
gerekçelerle, 03.06.2010
tarihli ve 5983 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;
1) 3. maddesi ile
24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kanunun değiştirilen 90. maddesinin
ikinci fıkrasının, Anayasanın 2. ve
128. maddelerine aykırı olduğundan,
2) 3. maddesi ile
1163 sayılı Kanunun değiştirilen 90. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci
tümcesinin, Anayasanın 2., 13., 48. ve 171. maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine, Anayasaya açıkça aykırı olmaları ve uygulanmaları halinde
giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal
davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine
ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
3.6.2010 günlü, 5983
sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun,iptali istenen kuralların da yer aldığı
90. maddesi şöyledir:
“İlgili bakanlık; kooperatiflerin, kooperatif
birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin ve Türkiye Milli Kooperatifler
Birliğinin işlem ve hesaplarını ve varlıklarını müfettişlere, kooperatif
kontrolörlerine veya denetim için görevlendirilecek olan personele
denetlettirebilir.
Kontrolörlerin seçilme ve çalışma
usul ve esasları ile görev ve yetkileri tüzükle tespit olunur.
Birinci fıkradaki teşekküller, denetim sonuçlarına
göre ilgili bakanlıkça verilecek talimata uymak zorundadırlar. Yapılan denetimler sonucunda,
kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin,
Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin ve bunların iştiraklerinin yönetim
kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve
işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili Bakanlık, kamu yararı ve
hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde
ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol
açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilir. Bu durumda ilgili Bakanlık,
bir yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için
gerekli tedbirleri alır.
Kooperatifler ve üst kuruluşlarına kredi veren kamu
kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve ilgili bakanlıklar; verilen
kredilerin açılış gayesine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını, plan
ve projesine uygunluğu, teknik özellikleri ve kalite açısından
denetleyebilirler.
Kooperatiflerde ve üst kuruluşlarında görevli
bulunanlar bu kuruluşlara ait mal, para ve para hükmündeki kağıtları ve gizli de olsa bunlarla ilgili defter ve
belgeleri istenildiğinde müfettişlere, kooperatif kontrolörlerine,
denetimle görevlendirilen personele ve kredi kuruluşlarının denetim
görevlilerine göstermek, saymasına ve incelemesine yardımda bulunmak,
istenilen bilgileri gerçeğe uygun ve eksiksiz olarak vermek ve doğru
beyanda bulunmakla yükümlüdürler.
Birinci fıkradaki teşekküller, ilgili Bakanlıkça
teşekküle ilişkin olarak istenilen her türlü bilgi, belge ve kayıtları,
tanınan süre içinde tam olarak vermek zorundadır.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2., 13., 48., 128. ve 171. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin YILDIRIM’ın katılımlarıyla 22.9.2010 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara
bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 5983 sayılı Kanun ile değiştirilen 1163 sayılı
Kooperatifler Kanunu’nun 90. maddesinin ikinci fıkrasının incelenmesi
Dava dilekçesinde, memur statüsünde
olan kooperatif kontrolörlerinin seçilme ve çalışma usul ve esasları ile görev
ve yetkilerinin yasayla düzenlenmesi gerektiği, ancak dava konusu kuralla
bu konuların tüzükle düzenlenmesinin öngörüldüğü, bu nedenle kuralın
Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci
fıkrasında “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları
kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer
kamu görevlileri eliyle görülür.” İkinci fıkrasında da, “Memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,
hakları ve yükümlülükleri,aylık ve
ödenekleri ve başka özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak mali ve sosyal
haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” kuralı yer
almaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 90. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca kooperatiflerin denetiminden sorumlu olan ilgili
bakanlık (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) bünyesinde bulunan kontrolörler aracılığıyla
kooperatiflerin denetimini yapabilecektir. İptali istenen ikinci fıkradaki
kurala göre kooperatifleri denetleyecek olan kontrolörlerin seçilmesi ve
çalışmasına ilişkin usul ve esaslar ile görev ve yetkilerine ilişkin
düzenlemeler tüzükle yapılacaktır.
Kooperatifler Kanunu’nun 90. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca kooperatiflerin denetiminde yer alacak olan
kooperatif kontrolörleri, ilgili bakanlıklara bağlı olarak görev yapan
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrası anlamında memurdurlar.
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrası
ile memurlar ve diğer kamu görevlileri için öngörülen nitelik, atanma,
görev ve yetkiler ile özlük haklarının kanunla düzenlenmesi güvencesi memur
kapsamında bulunan kooperatif kontrolörleri için de geçerlidir. Dolayısıyla
diğer memurlar ve kamu görevlileri gibi kooperatif kontrolörlerinin de
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkilerinin kanun ile düzenlenmesi
gerekir. Kooperatif kontrolörlerini bizzat Anayasa tarafından öngörülen bu
güvenceden yoksun bırakmak suretiyle bu hususları tüzük ile düzenlemek
Anayasa’nın belirtilen açık hükmü ile bağdaşmaz.
Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 128.
maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural iptal edildiğinden Anayasa’nın 2.
maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
B-Kanun’un 90. maddesinin üçüncü fıkrasının 2. cümlesinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, ilgili bakanlığa tanınan
kooperatif yöneticileri ve üst yöneticilerinin görevlerine tedbiren son verebilme yetkisinin, sözleşme özgürlüğüne
bir müdahale oluşturacağı, Anayasa’nın 171. maddesi uyarıncadevletin kooperatifler üzerinde anayasal
bir denetim yetkisinin bulunmadığı ayrıcailgili bakanlığa verilen yetkideki“kamu yararı ve hizmet gerekleri” gibi ifadelerin soyut, belirsiz ve
keyfi uygulamalara yol açacak nitelikte olduğu, bunun da hukuk güvenliği
ilkesi ile bağdaşmayacağı, açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa’nın 2., 13., 48. ve 171. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, yer verilen hukuk
devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine
açık olan devlettir.
Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme
hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel
teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun
yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri
alır.” denilmektedir.
Anayasa’nın 171. maddesinde
ise, “Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle
üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan
kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” kuralına yer
verilmiştir.
Kooperatifler, ticaret
şirketleri ile benzerlik göstermesine rağmen, sosyal ve ekonomik
ihtiyaçları karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp
koruma amacıyla kurulan,değişir
sermayeli olmak üzere kişilerin bir araya gelmeleri ile oluşan kendine özgü
yapısı olan teşekküllerdir.
İptali istenen 90. maddenin üçüncü fıkrasının 2.
cümlesi ile kooperatiflerin denetiminden sorumlu olan ilgili bakanlıkların
denetim elemanlarının yaptığı denetimler sonucunda, kooperatiflerin,
kooperatif birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler
Birliğinin ve bunların iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey
yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi
durumunda, ilgili bakanlıklara, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate
alınarak, gecikmesinde sakınca görülen hallerde ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol açılmasının engellenmesi amacıyla
bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilme
yetkisi tanınmıştır. Böylece yasa koyucu idarenin bu yetkiyi hangi hallerde
kullanabileceğini açıkça belirlemiştir.
Kooperatifler, Anayasa’nın 48.
maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel teşebbüs kapsamındadır. Aynı
maddenin ikinci fıkrasına göre devlet
özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun
yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri
alır. Yapılan düzenleme ile Anayasa’daki “tedbirleri alır” ibaresine paralel olarak, ilgili bakanlıklara
yapılan denetimler sonucu hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerin tespiti
halinde kooperatif veya diğer üst birliklerin yöneticilerinin görevlerine tedbiren son verebilme yetkisi tanınmıştır.
Anayasa’nın 171. maddesine
göre devletin kooperatifçiliğin geliştirilmesi için gerekli tedbirleri
alması gerekir. Kooperatiflerin kendine özgü yapısı ve önemi nedeniyle
Anayasa’ya özel bir madde konarak kooperatiflere verilen değer vurgulanmak
istenmiştir.
İptali istenen kurala göre,
denetim elemanlarının yaptıkları teftiş sonucunda yöneticilerin hukuka
aykırı eylem ve işlemlerinin tespiti halinde ilgili bakanlık,yöneticilerin görevlerine tedbiren son verebilecektir. Verilen bu yetkiyle,
kooperatifler ile ilgili suistimallerin önüne
geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kural
Anayasa’nın 2., 48. ve 171. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ,Fulya KANTARCIOĞLU,Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ ve Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 13.
maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.6.2010
günlü, 5983 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle 24.4.1969
günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun değiştirilen 90. maddesinin;
1- İkinci
fıkrasının yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından
REDDİNE,
2-Üçüncü fıkrasının ikinci cümlesine
yönelik iptal istemi, 19.1.2012 günlü, E.2010/79, K.2012/9 sayılı karar ile
reddedildiğinden, bu cümleye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin
REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
19.1.2012 gününde karar verildi.
VI- SONUÇ
3.6.2010 günlü, 5983 sayılı Kooperatifler Kanunu
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 3. maddesiyle 24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun
değiştirilen90.
maddesinin;
1- İkinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Serruh
KALELİ,Fulya KANTARCIOĞLU,Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ ile Erdal TERCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
19.1.2012 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY
İptali istenen kural, ilgili bakanlıkça yapılacak
denetimler sonucunda hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemleri tespit edilen
yöneticilerin; kamu yararı, gecikmesinde sakınca görülen hal ve telafisi güç
ve imkansız zararlara yol açılmasının engellenmesi amacı ile GÖREVLERİNE
TEDBİREN SONverilebileceğini ifade etmektedir.
Anayasa’nın 48. maddesinde, herkesin dilediği
alanda özel teşebbüs kurma serbestisi güvence
altına alınmış, özel teşebbüslerin ekonomik ve sosyal amaca uygun
çalışmasının sağlanması ile bu kapsamda kooperatifçiliğin gelişmesi
sağlayacak tedbirler almakta Anayasa’nın 171. maddesi ile devlet görev
olarak verilmiştir.
Kooperatifler, ticari ortaklıklardan bir şekilde
ayrılarak kâr elde etmek ve paylaşmak yerine ortaklarının ekonomik
menfaatlerini ve ihtiyaçlarınısağlayıp korumak, sermaye yerine
karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet araçları ile amaçlarını
gerçekleştirmeye çalışan her an değişebilir ortaklı değişir sermayeli tüzel
kişiliğe haiz teşekküllerdir.
Bu teşekküller, ekonomik dayanışma amaçlı bir
akdin, serbest katılma unsuru kapsamında eşit haklar ile birlikte çalışma
arzusuna sahip kişilerin bir araya gelmesi ile oluşarak sözleşme
özgürlüğünü irade özerkliği ilkesi sınırları içinde özel teşebbüs kurma
amacı ile kullanmaktadırlar.
Nitekim Anayasa’nın 48. maddesi kapsamında korunan
bu özgürlük, sözleşme yapma serbestisi yanında sözleşmelere dışarıdan
müdahale yasağını da içermektedir.(AYM Kararı 07.02.2008 E. 2005/128K. 2008/54)
İptali istenen kuralla bir bakanlık denetçisinin
soyut nitelikli kamu yararı ve (adeta bir mahkeme tespiti ve kararı gibi)
bireysel değerlendirmesine bağlı telafisi güç ve imkansız
zarar yorumu ile yaptığı bir tespite bağlı olarak kooperatif yönetiminin
görevinin sonlandırılması yetkisi verilmekte ve bu hal de kooperatif tüzel
kişiliği diğer ticari tüzel kişiliklerden ayrılarak denetim sonucuna farklı
bir müdahale hakkı tanıdığı görülmektedir. Bu durumda iradelerini
yaptıkları sözleşme ile Türk Ticaret Kanunun kabul ettiği bir ticari şirket
niteliğindeki kooperatif tüzel kişiliği yönünde kullanan ortakların,bu kuruluşun işleyişinde ve yönetici
ortakların ilgili bakanlıkça denetiminde çıkan sonucaaynı sözleşme özgürlüğü kapsamında
kurulmuş diğer ticari şirketlerden farklı müdahale ile yönetme haklarına
sınırlama getirildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 171. maddesiikinci fıkrasındaki
“kooperatifler, devletin her türlü kontrol ve denetimine tabi…” hükmü, hak
ve özgürlüklerin genişletilmesi kapsamındaki 1995 Anayasa değişiklikleri
ile kaldırılmış olup, kooperatifler üzerindeki devlet özel vesayetinin
kaldırıldığı ve kooperatiflerinde serbest ticaret ve tüzel kişilik
kapsamına alındığının kabulü gerekir. Nitekim yeni Türk Ticaret Kanunu düzenlemesi
de bu yönde olup hukuki ve cezai sorumluluk getiren hallerde muhatapları
hakkında kararlar mahkemelere bırakılmaktadır.
Kooperatifler, Anayasa’nın 48. maddesi gereği
serbest irade ile oluşan özel teşebbüs kapsamında kurulurlar. Ortaklar arası
seçme, seçilme ve yönetme şeklindeki demokratik işleyişinin hukuki güvenlik
ve ekonomik gereklerle süre gelmesinin temini devletin görevidir.
Mahkememizin kararında her ne kadar kuralla gelen idari müdahale bir tedbir
kapsamında mütalaa edilip Anayasa’ya aykırı görülmemiş ise de; müdahalenin
yarattığı sonuç kooperatif tüzel kişiliklerinde serbest irade ile oluşan
yönetim–icra işlevselliği, Türk Ticaret Kanunu’nun ticari şirketler
yönünden benimsediği sistematiğindeöngörülmüş ve kabul edilmiş ve
uygulana gelmekte olankamu yararı
ölçeği ile de bağdaşmamaktadır. Kooperatiflerde demokratik işleyişin yasaya
uygunluğunu sağlamak ve korumak yönünde gerekli önlemler alabilecek iken
bizatihi özgür irade ile kurulmuş şirket içi yönetim işleyişine amaca
ulaşmada orantısız müdahale ve üye haklarına sınırlama getiren kural
Anayasa’nın 48. maddesine, demokratik olmayan ölçüsüz yaklaşımı ile de 13.
maddesine aykırıdır. Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Başkan Vekili
Serruh KALELİ
KARŞI OY GEREKÇESİ
24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun
3.6.2010 günlü 5983 sayılı Yasa ile değiştirilen 90. maddesinin üçüncü
fıkrasının itiraz konusu ikinci tümcesinde, “Yapılan denetimler sonucunda,
kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin,
Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin ve bunların iştiraklerinin yönetim
kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve
işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili Bakanlık, kamu yararı ve
hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde
ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol
açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilir.” denilmektedir. Buna göre,
kooperatiflerin ve birliklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey
yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi
durumunda, ilgili Bakanlıkça görevlerine tedbiren
son verilebilecek. Böylece ortaklarının serbest iradeleriyle kurulan ve
sürdürülen özel hukuk tüzelkişiliğine sahip kooperatiflerin yönetimlerine
idare tarafından denetimi aşan biçimde müdahalede bulunulabilecektir.
Anayasa’nın 171. maddesinde, “Devlet milli
ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve
tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirleri alır” denilmiş, Madde’nin ilk düzenlemesinde bulunan
“kooperatifler, devletin her türlü kontrol ve denetimine tabi olup,
siyasetle uğraşamaz ve siyasi partilerle işbirliği yapamazlar” biçimindeki
ikinci fıkrası ise 23.7.1995 günlü 4121 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile
yürürlükten kaldırılarak kooperatiflerin özgürlük alanları
genişletilmiştir. Ancak, bu
değişiklikten sonra 1969 tarihli olan Kooperatifler Kanunu’nda yeni bir
düzenleme yapılmamıştır.
İtiraz konusu kuralla idareye tanınan kooperatif
yönetimlerinin görevlerine son verme yetkisinin, Anayasa’nın 171.
maddesinde belirtilen Devletin alacağı tedbirler kapsamında
değerlendirilmesi olanaklı değildir. Bu madde ile devlete verilen görevler,
kooperatiflerin demokratik işleyişine müdahalenin gerekçesi olamaz. Devlet,
ancak kooperatifleri ve üyelerini korumak, demokratik işleyişin yasalara
uygunluğunu sağlamak amacıyla önlemler alabilir. Yönetim birimlerini
görevden alma ise kooperatif üyelerinin serbest iradeleriyle oluşan
yönetime ölçüsüz bir müdahale niteliğindedir. Bu durum, Anayasa’nın 48.
maddesi ile devlete verilen “özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine
ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde
çalışmasını sağlayacak tedbirleri” alma görevi ile de bağdaşmamaktadır.
Yapılan müdahalenin kooperatiflerin güvenlik ve kararlılık içinde
çalışmalarına katkı sağlamayacağında duraksamaya yer yoktur.
Açıklanan nedenlerle Kural’ın iptali gerektiği
düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY YAZISI
5983 sayılı Kooperatifler Kanunu İle Bazı Kanun Ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3.
maddesiyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun değiştirilen 90. maddesinin
üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde, kooperatiflerin, kooperatif
birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler
Birliğinin ve bunların iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey
yöneticilerinin, belli durumlarda Bakanlıkça görevlerine son verilebileceği
öngörülmüştür.
Anayasa’nın 48. maddesinde herkesin dilediği alanda
çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, özel teşebbüsler kurmanın
serbest olduğu belirtilmiş; devletin özel teşebbüslerin milli ekonominin
gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürütülmesini, güvenlik ve kararlılık
içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır.
İptali istenen kuralda bahse konu kooperatifler
Anayasa’nın 48. maddesinin güvencesi altındaki özel girişimlerdir. Yönetim
ve denetim organları seçimle belirlenir ve kanunlarla çizilen çerçevede
serbestçe faaliyet gösterir.
Devletin 48. maddede belirtilen teşvik ve düzenleme
görevinin, münferit işletme düzeyinde her sorun doğduğunda söz konusu
girişimlerin yönetimine müdahaleyi gerektirecek bir “micro-management” anlamında öngörülmediği açıktır. Temel hak
ve özgürlükler kapsamında olan kooperatifçiliğe devletin müdahalesi, ancak
demokratik bir toplumda zorunlu olduğu takdirde ve ölçülülük ilkesine uygun
olarak yapılabilir. Kooperatiflerin, bunların birlikleri ve
iştiraklerinin yönetimindeki her hukuka aykırılıkta doğrudan devletçe
müdahale edilebilmesi, çalışma ve sözleşme özgürlüğüne demokratik bir
toplumda gerekli olmayan, ölçüsüz bir müdahaledir.
Bu nedenle Anayasa’nın 48. maddesine aykırı olan
kuralın iptali gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY
GEREKÇESİ
03.06.2010 tarihli ve 5983 sayılı Kooperatifler
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı
Kanun’un değiştirilen 90. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesinde;
yapılan denetimler sonucunda, kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin,
iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka
açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili
Bakanlık, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde
sakınca görülen hallerde ileride telafisi güç veya imkansız
zararlara yol açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verileceği belirtilmiştir.
Anayasa’nın 171. maddesinde “Devlet, milli
ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve
tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirler alır” denilmiştir.
Kooperatiflerin en yetkili organları genel
kurullarıdır. Bakanlığın iradesini çoğunluk iradesi yerine koyma, dolayısıyla
genel kurullarda alınan kararların ilgili görülen bakanlıkça etkisiz hale
getirilmesi sonucunu doğurur. Demokratik ilkelerle bağdaşmaz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik” devlet olma
niteliğine uygun düşmez. Anayasa’nın 171. maddesine aykırıdır.
Redde ilişkin çoğunluk düşüncesine bu nedenle
katılmadım.
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
KARŞI GÖRÜŞ
Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM
Grubu adına Grup Başkanvekilleri M.Akif HAMZAÇEBİ
ile Muharrem İNCE tarafından 3.6.2010 günlü,
5983 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle 24.4.1969
günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun değiştirilen 90. maddesinin
ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının 2. cümlesinin Anayasa’nın2., 13., 48.,
128. ve 171. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali
istenmiştir.
İptali istenilen hükümlerden, 90. maddenin üçüncü
fıkrasının 2. cümlesi, Mahkememiz Çoğunluğunca Anayasa’ya uygun bulunarak,
iptal talebi kabul edilmemiştir. Mahkememiz Çoğunluğunun, söz konusu hüküm
açısından varmış olduğu bu sonuca aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum:
1- Kooperatifler
Kanunu’nun,iptali istenen
kuralların da yer aldığı 90. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Birinci fıkradaki teşekküller, denetim sonuçlarına
göre ilgili bakanlıkça verilecek talimata uymak zorundadırlar. Yapılan denetimler sonucunda,
kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin,
Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin ve bunların iştiraklerinin yönetim
kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve
işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili Bakanlık, kamu yararı ve
hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde
ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol
açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilir. Bu durumda ilgili Bakanlık,
bir yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için
gerekli tedbirleri alır.”
Kanun değişikliği tasarısının genel gerekçesinde,
konuya ilişkin olarak, “Arazi tahsisi
de dahil olmak üzere, planlamadan projelendirmeye,
ruhsattan kat mülkiyetine geçiş ve kooperatifin feshine kadar geçen
süreçte, yapı kooperatiflerinin, mahallî teşkilâtları da bulunan merkezî
idare birimince sürekli kontrol altında tutulmasıyla; vatandaşların
kooperatiflere olan güveninin yeniden kazandırılması, dar gelirlilerin
konut sahibi olması, ilk tesis maliyetinin yüksek olmasından dolayı ticarî
faaliyetlere katılamayan vatandaşların ticarî faaliyetlere katılmasının
özendirilmesinin gerçekleşeceği değerlendirilmektedir” denilmektedir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun
Teftiş ve Denetleme başlıklı 90. maddesinin üçüncü fıkrası değişiklikten
önceki şu şekildeydi: “Bu teşekküller denetim sonucuna göre ilgili
Bakanlıkça verilecek talimata uymak zorundadırlar.”
3.6.2010 günlü,
5983 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu, hüküm
yukarıda belirtilen şekilde yeniden düzenlendi. Yapılan değişikliğe göre,
kooperatifin ilgili olduğu bakanlığın denetim elemanlarının yaptıkları
denetimler sonucu; kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif
merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin ve bunların
iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin hukuka
açıkça aykırı eylem ve işlemleri tespit edildiği takdirde, kamu yararı ve
hizmet gerekleri dikkate alınarak, gecikmesinde sakınca görülen hallerde,
ileride telafisi güç veya imkansız zararların
ortaya çıkmasını engellemek amacıyla, bu kişilerin görevlerine ilgili
bakanlıkça tedbiren son verilebilecektir. Böyle
bir durumda ilgili bakanlık, bir
yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için gerekli
tedbirleri de almalıdır.
Anayasa’nın “Kooperatifçiliğin
Geliştirilmesi” başlıklı 171. maddesi şu şekildedir, “Devlet, milli
ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve
tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
tedbirleri alır.”
Söz konusu maddenin ikinci
fıkrası olarak daha önce yer alan“Kooperatifler,
Devletin her türlü kontrol ve denetimine tâbi olup, siyasetle uğraşamaz ve siyasî partilerle
işbirliği yapamazlar” şeklindeki kural, 23.07.1995 günlü ve 4121 sayılı Kanun ile
yürürlükten kaldırılmıştır. Değişikliğin gerekçesinde, kooperatiflere
uygulanan siyaset yasağının kaldırılmasından söz edilmiş olup, Devletin her
türlü kontrol ve denetiminin de kaldırılması ile ilgili olarak herhangi bir
gerekçeye yer verilmemiştir. Yapılan değişiklikle görüldüğü gibi,
kooperatifler üzerindeki Devletin her türlü kontrol ve denetimine ilişkin
hüküm kaldırılmış, başka bir sınırlama da öngörülmemiştir. Şüphesiz,
Anayasa’da bulunan bir hükmün kaldırılmış olması, Kanun koyucunun o konuda
bir daha düzenleme yapamayacağı sonucunu doğurmaz. Ancak, bu konuda
düzenleme yapılırken, subjektif ve tarihsel yorum
metodu dikkate alınarak, kaldırılan Anayasa hükmünün ve bunun gerekçesinin
dikkate alınması gereklidir. Devletin, kooperatifler üzerindeki her türlü
kontrol ve denetimine ilişkin Anayasa hükmü, belirtildiği şekilde
kaldırılmışken, bu değişikliği dikkate almadan,daha ağır bir denetim ve kontrol sistemi
öngörmek ve bunun sonucunda, kooperatif yöneticilerini görevden alma
yetkisini ilgili bakanlığa vermek, Anayasa’nın 171. maddesine aykırıdır.
2- Anayasa’nın 2. maddesinde, Devletimizin
niteliklerinden biri olarak kabul edilen hukuk devleti, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri
hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı tutum ve davranışlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
İptali istenen kural gereğince, ilgili bakanlık,
“kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca
görülen hallerde ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara yol
açılmasının engellenmesi amacıyla” söz konusu kooperatif yöneticilerinin
görevlerine tedbiren son verilebilecektir. Böyle bir
durumda ilgili bakanlığın, bir yıl
içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için gerekli
tedbirleri de alacağı,genel kurul
yapılmasını ve yeni yöneticilerin seçilmesini sağlayacağı anlaşılmaktadır.
İptali istenen kuralda her ne kadar, “…bu kişilerin
görevlerine tedbiren son verebilir” deniliyorsa
da, burada göreve son verme işleminin,“tedbiren” kelimesi nedeniyle geçici olarak
yapıldığı, kesin olmadığı şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkün
değildir. Zira hükümde, göreve son verme işleminin geçici olduğuna ilişkin
hiç bir açıklık yoktur; “tedbiren” kelimesinin de,
“telafisi güç veya imkansız zararlara yol
açılmasının engellenmesi” için tedbir alınmasına yönelik olduğu
anlaşılmaktadır.
Hukuk
devleti ilkesi gereğince, kamu yararı amacıyla Kanun koyucu tarafından
getirilen tedbirlerin yahut başvurulan araçların, öngörülen amaç için
gerekli, elverişli ve ölçülü olması gerekir. Burada, kamu yararı ve zarara
yol açılmasını engellemek amacıyla, ilgili kooperatif yöneticilerinin
görevlerine son verilmesi tedbirinin, amaca ulaşmak için gerekli ve
elverişli olduğu söylenebilirse de, ölçülü olduğunu söylemek mümkün
değildir. Söz konusu amacı gerçekleştirmek amacıyla kooperatif
yöneticilerinin görevlerine mutlaka son verilmesi zorunlu olmayıp, örneğin,
yargılama süresince görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılmaları yahut
Kanun koyucu tarafından öngörülecek başka tedbirlerle aynı amaca ulaşmak
mümkün olabilirdi. Bu açıdan, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla
başvurulan göreve son verme tedbiri, ölçülü olmadığından, iptali istenen
kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.
3-
Anayasa’mızın 2. maddesi gereğince, kazanılmış haklara saygı da hukuk
devleti ilkesinin gereklerinden biridir. Kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatif
merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin, yönetim
kurulu üyeleri ile bunların üst düzey yöneticileri, kural olarak ilgili birimlerin
genel kurullarınca seçilerek,belirli bir süre için göreve gelmektedirler. İptali istenen hükümle,
ilgili bakanlığa, söz konusu yöneticilerin “hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi
durumunda” görevlerine tedbiren son verebilme
yetkisi tanınmıştır. Belirtmek
gerekir ki, bu kişiler, henüz mahkemede yargılanmamış ve suçlu oldukları
konusunda haklarında kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. İdare, kendi
yapmış olduğu bir tespite dayanarak bu yöneticilerin görevlerine son
vermektedir. Bu kişiler hakkında yargılama yapılır ve suçlu bulunurlarsa,
bu takdirde, idarenin almış olduğu göreve son verme kararı (geçmişe yönelik
olarak) haklılık kazanabilir. Ancak, ilgili kişiler, yargılama sonucunda,
kendilerine isnat edilen hukuka aykırı eylem ve işlemlerden beraat
ederlerse, bu takdirde, idarenin vermiş olduğu göreve son verme kararı haksız,
dayanaksız hale gelecektir. Böyle bir durumda, görev süreleri henüz sona
ermemiş olsa dahi, görevlerine idarece son verildiğinden ve muhtemelen
bakanlığın bir yıl içinde yaptırdığı genel kurulda yerlerine yeni
yöneticiler seçileceğinden, bu kişilerin, beraat etmiş olmalarına rağmen,
görevlerine tekrar dönmeleri mümkün olamayacaktır. Böyle bir sonucun,
ilgili kişilerin, seçildikleri görevi, öngörülen sürenin sonuna kadar
yerine getirme konusundaki kazanılmış haklarını ihlal ettiği açıktır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 3.6.2010 günlü, 5983 sayılı Kooperatifler Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 3. maddesiyle 24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler
Kanunu’nun değiştirilen 90. maddesinin üçüncü fıkrasının 2. cümlesinin
Anayasa’nın 2. ve 171. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği
kanaatinde olduğumdan, iptal talebinin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne
katılmıyorum.
Üye
Erdal TERCAN
|