|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2009/9
Karar Sayısı : 2011/103
Karar Günü : 16.6.2011
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu
adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY ve Kemal ANADOL
İPTAL DAVASININ KONUSU : 20.11.2008 günlü, 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu
ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1- 3.
maddesiyle 4.1.2002 günlü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10. maddesinin
üçüncü fıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “…en fazla beşte bir
oranında…” ibarelerinin,
2- 6. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un 20.
maddesinin;
a- Birinci fıkrasının değiştirilen son cümlesinde
yer alan “…ile yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi
ihaleleri…” ibaresinin,
b- Üçüncü fıkrasının sonuna eklenen cümlenin,
3- 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
“…(b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten
kaldırılmış; …” ibaresinin,
4- 20. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un 53.
maddesinin;
a- (c) fıkrasının sonuna eklenen paragrafın,
b- (j) fıkrasının değiştirilen (2) numaralı
bendinin,
5- 23. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un
değiştirilen 56. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının son cümlesinin,
b- İkinci fıkrasının son cümlesinin,
6- 27. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un
değiştirilen Ek 2. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yer alan
“…ile yapım işlerine…” ibaresinin,
7- 30. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici 10. maddenin,
Anayasa’nın 2., 7., 8.,
10., 11., 13., 125. ve 167. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve
yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini içeren
29.1.2009 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III. GEREKÇE
1) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 3 üncü Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun 10 Maddesinin
Üçüncü Fıkrasındaki “en fazla beşte bir oranında” İbarelerinin Anayasa’ya
Aykırılığı
4734 sayılı Kanunun“ihaleye katılımda yeterlik kuralları” başlığını taşıyan 10 uncu
maddesinde; ihaleye katılacak isteklilerden, ekonomik ve mali yeterlik ile
mesleki ve teknik yeterliklerinin belirlenmesine ilişkin olarak istenebilecek
bilgi ve belgeler belirtilmiştir. İptali istenen ibareler, denetim ve
yönetim faaliyetleri nedeniyle alınacak belgelerin ihaleye katılımda “en
fazla beşte bir oranında” dikkate alınacağını kurala bağlamaktadır.
“En fazla beşte bir oranında” ibaresinin farklı ve
keyfi uygulamalara neden olabileceği çok açıktır. Nitekim geçmişte bu
deneyim yaşanmış ve “iş yönetme belgeleri” için yasada (4734 sayılı
Yasa’nın 10.maddesine 4761 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile eklenen fıkra)
yer alan en fazla 1/5 oranı yönetmelikte (Yapım İşleri Uygulama
Yönetmeliği, yürürlük tarihi 11.9.2003, m.55) 1/10 olarak
değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.4.2008 tarihli ve E.2005/5,
K.2008/93 sayılı kararında,
“Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk
devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya
ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve
nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı
koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal
güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde,
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu
bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve
davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını,
bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin
de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden
kaçınmasını gerekli kılar.
Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar
altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir
düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir.
“Öngörülebilirlik şartı” olarak nitelendirilen bu ilkeye göre yasanın
uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve
öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazılmalıdır.
Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte idarede
istikrarı da sağlar.”
denilmiştir. Bu durumda, iptali
istenen ibareler belirlilik, öngörülebilirlik özelliklerini taşımaması
ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem de
içermemesi nedenleriyle hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamakta, dolayısıyla
Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı düşmektedir.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle, 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 3 üncü Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 10 maddesinin üçüncü fıkrasındaki “en fazla beşte bir oranında”
ibareleri, Anayasa’nın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir.
2) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 6 ncı Maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 20 inci Maddesinin Üçüncü
Fıkrasının sonuna eklenen Cümlenin Anayasa’ya Aykırılığı
4734 sayılı Yasa’nın “Belli istekliler arasında
ihale usulü”nü düzenleyen 20 inci maddesinin “10 uncu maddeye uygun olarak
belirlenen ve ön yeterlik dokümanı ile ön yeterlik ilânında belirtilen
değerlendirme kriterlerine göre adayların ön yeterlik değerlendirmesi
yapılır. Belirtilen asgari yeterlik koşullarını sağlayamayanlar yeterli
kabul edilmez. Yeterli olduğu tespit edilen bütün adaylara tekliflerini
hazırlayabilmeleri için en az kırk gün süre verilerek ihaleye davet mektubu
gönderilir.” şeklindeki üçüncü fıkrasının sonuna iptali istenen “Ön
yeterlik ilanında ve dokümanında belirtilmek kaydıyla; yeterlikleri tespit
edilenler arasından dokümanda belirtilen kriterlere göre sıralanarak
listeye alınan belli sayıda istekli veya yeterli bulunan isteklilerin
tamamı teklif vermeye davet edilebilir.” cümlesi eklenmiştir.
Söz konusu fıkranın yapılan eklemeden önceki
halinde, Belli İstekliler Arasında İhale Usulü’nde ön yeterlik
değerlendirmesi sonucunda yeterli bulunan tüm istekliler teklif vermek için
ihaleye davet edilirken, yapılan değişiklik ile, idareler yeterli olan tüm
isteklileri davet etmeyebilecekler ve bu istekliler arasından önceden
belirleyecekleri kriterlere göre belli sayıda oluşan bir liste
oluşturabilecekler ve yalnızca bunları davet edebileceklerdir.
Yeterli olan tüm isteklilerin ihaleye davet
edilmemesi, Anayasa’nın 10 uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve
bunun sonucu olan fırsat eşitliği ilkesine aykırıdır. Ayrıca Anayasa’nın 2
nci maddesi, Türkiye Cumhuriyetini (Sosyal hukuk Devleti) olarak
tanımlamıştır. Sosyal devlet fırsat eşitliğine dayanır.
Bu düzenleme, ihaleye katılımı azaltacağından kamu
yararına da dayanmamaktadır. Halbuki bir hukuk devletinde, devlet erki
kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı”
olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir
yetkisi için de bir sınır konumuna getirir. İptali istenen kural,bu nedenle de Anayasa’nın 2 nci maddesine
aykırıdır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 6 ncı maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 20 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna eklenen cümle, Anayasa’nın 2 nci, 10
uncu ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
3) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 6 ncı Maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 20 inci Maddesinin Birinci
Fıkrasının Son Cümlesinin “ ile yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını
aşan yapım işi ihaleleri” Tümcesinin Anayasa’ya Aykırılığı
İptali istenen kural ile, işin özelliği uzmanlık
ve/veya ileri teknoloji gerektirmemesine rağmen yaklaşık maliyeti eşik
değerin yarısını aşan yapım işi ihalelerini de “Belli İstekliler Arasında
İhale Usulü”kapsamına alınmıştır.
Bu durumda,
- İdareler yapım işleri, hizmet ve mal alım
ihalelerinden işin özelliği uzmanlık ve/veya ileri teknoloji gerektiriyorsa
belli istekliler arasında ihale usulü ile ihale yapabilirler(yaklaşık
maliyeti ne olursa olsun).
- İdareler, yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını
aşan yapım işi ihalelerinde de belli istekliler arasında ihale usulü ile
ihale yapabilirler. Örneğin 2008 yılı için eşik değerinin yarısı 10.282.420
TL. dir. (2008 Yılı Eşik Değerler ve Parasal Limitler Tebliği,
R.G.22.1.2008, sa. 26764). Bu miktarı aşan yapım işlerinin ihaleleri (işin
özelliği uzmanlık ve/veya ileri teknoloji gerektirmese dahi) bu usulle
ihale yapılabilecektir.
Belli istekliler arasında ihale usulünün kapsamının
bu şekilde genişletilmesinin 4734 sayılı Kamu İhale Yasası’nın 5 nci
maddesindeki REKABET VE EŞİTLİK İLKELERİNİ ortadan kaldırabilecektir.
Öte yandan (yukarıda “2” numaralı başlık altında
iptali istenen kural uyarınca) idareler “Belli istekliler arasındaki ihale
usulünde” yeterli olan tüm isteklileri ihaleye davet etmek zorunda olmayıp
belirleyecekleri kriterlere göre bunlar arasında belli sayıda istekli davet
edebileceklerdir. İdarece belirlenecek kriterler ise, idarenin takdirine
ve dolayısıyla“adrese teslim
iş”e açıktır.
Böyle bir düzenleme, yapım işleri ihalelerinin
idarenin belirleyeceği isteklilere verilmesinin önünü tümüyle açan bir
düzenleme olduğundan, tekelciliğin her türlüsünü yasaklayan Anayasa’nın 167
nci maddesine aykırıdır.
Anayasa Mahkemesinin 23.12.2005 tarihli ve
E.2004/68, K.2005/104 sayılı kararında,
“Anayasanın 167 nci maddesinin birinci fıkrasında
“Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve
düzenli işlemlerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda
fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler”
denilmektedir.
Bu hükümle, yalnız fiilen oluşacak tekelleşme ve
kartelleşmenin değil, anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmenin
de önlenmesi görevi Devlet’e verilmiştir. Bu maddenin gerekçesinde şu
açıklama yapılmıştır:
“Tekelciliğin her türlüsünün zararlarından fertleri
ve toplumu korumak, toplumun huzur ve refahı ile de ilgilidir...tekel
teşkil etmemekle beraber, tekel oluşturamayan üretim ve hizmet
kuruluşlarının fiyat anlaşmaları, üretim hataları, coğrafi bölge paylaşma
ve benzeri suretlerde gerçekleştirecekleri kartellerde yasaklanmıştır”.
Madde gerekçesinde, “tekelleşme” kavramı
açıklanırken, yalnız tekellerin değil, tekel benzeri gruplaşmaların da bu
kapsamda görüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca, tekelleşmenin önlenmesinin
tüketim sektörü yanında hizmet sektörü yönünden de gerekliliği vurgulanmış;
bu görevin “sağlıklı bir toplum” ve “sağlıklı bir demokrasinin” vazgeçilmez
koşulu olduğu açıklanmıştır. Buna göre, tekelciliğin her türlüsünün zararından
bireyleri ve toplumu korumak, “kişinin ve toplumun huzuru ve refahı” ile de
ilgilidir. Maddede yalnız, tekelleşme değil, tekel oluşturmayan üretim ve
hizmet kuruluşlarının “fiyat anlaşmaları”, “coğrafi bölge paylaşma” ve
“benzeri suretle” gerçekleştirilecekleri kartelleşme de yasaklanmış;
Devlet, bunu engelleyici önlemleri almakla yükümlü tutulmuştur. Böylece
rekabetin ortadan kaldırılması, tekellerin ve kartellerin fiyatları
oluşturması ve etkilemesi önlenmek istenmiştir.”denilmiştir.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun hukuk devleti, Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle çelişmesine yol açacak ve dolayısı
ile Anayasanın 2 nci maddesinin yanısıra, 11 inci maddesine de aykırılığı
sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28,
K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 6 ncı maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 20 inci
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin “ile yaklaşık maliyeti eşik
değerin yarısını aşan yapım işi ihaleleri” tümcesi, Anayasa’nın 2 nci, 11
inci ve 167 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
4) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 20 nci Maddesinin Birinci Fıkrasının “(b) fıkrasının (9) numaralı
bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten kaldırılmış;” Tümcesinin
Anayasa’ya Aykırılığı
İptali istenen kural ile, 4734 sayılı Kanunun 53
üncü maddesinin (b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragraf
yürürlükten kaldırılmış olup, kaldırılan paragrafta,”Kurum gerekli gördüğü
taktirde, bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık bulunduğuna
ilişkin iddiaları da inceler ve sonuçlandırır” denilmekte, diğer bir anlatımla
bu kuralın yürürlükten kaldırılmasıyla Kamu İhale Kurumu’nun re’sen
araştırma yetkisi de elinden alınmaktadır. Yani Kurum’un kamu adına
inceleme ve denetleme yapma yetki ve görevi ortadan kaldırılmaktadır.
4734 sayılı Yasa’nın “Kamu İhale Kurumu”nu
düzenleyen 53 üncü maddesinin gerekçesinde bu Kurum’un işlevleri;
“ihale mevzuatına uyum sağlamak üzere, kamu tüzel
kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum kurulması gereği
ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle uluslararası örneklere paralel olarak;
ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içinde
İdarece yapılan işlemlerde mevzuata aykırılık bulunduğuna ilişkin
şikayetleri incelemek ve sonuçlandırmak, bütün ihale mevzuatını hazırlamak
ve uygulamayı yönlendirmek, kamuve
özel sektöre eğitim vermek…” olarak açıklanmaktadır.
İptali istenen kural ile, Kamu İhale Kurumu yukarda
açıklanan gerçek işlevinden uzaklaştırılmakta ve kurumun kamu yararını
gözetmek adına önemli bir görevi elinden alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 20.11.1990 gün ve E. 1990/13,
K. 1990/30 sayılı Kararında;
“Anayasanın 2 nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti
bir hukuk Devletidir.” denilmektedir.
Yasaların kamu yararına dayanması gereği, kuşkusuz
hukuk devletinin önde gelen koşullarından birisini oluşturmaktadır. Bu
konuda Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş anlayışını yansıtan kararlarında
belirtildiği gibi;
Anayasanın 2 nci maddesinde tanımlandığı üzere
Devletimiz bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ilkesinin öğeleri arasında
yasaların kamu yararına dayanması ilkesi vardır. Bu ilkenin anlamı kamu
yararı düşüncesi olmaksızın başka deyimle yalnızca özel çıkarlar veya
yalnızca belli kişilerin yararına olarak herhangi bir yasa kuralının konulamayacağıdır.
Buna göre çıkarılması için kamu yararı bulunmayan bir yasa kuralı
Anayasanın 2 nci maddesine aykırı nitelikte olur ve dava açıldığında iptali
gerekir. Çıkarıldığı zaman kamu yarârına dayanan kuralın, koşulların değişmesi
sonucunda kamu yararını karşılayamaz duruma geldiğinde dahi iptali gerekir.
Buna göre yasaların, amaç öğesindeki sakatlık
başlıbaşına bir aykırılık nedeni oluşturabilecektir.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere, bir hukuk devletinde, devlet erki
kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı”
olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir
yetkisi için de bir sınır konumuna getirir.
Kamu ihalelerinin incelenmesinin, idareler ile
ihale komisyonlarının ihale sürecinde yaptıkları işlemlerden dolayı yapım
müteahhidi, tedarikçi ve hizmet sunucusuna karşı Yasa ile ihdas edilmiş
bulunan sorumluluklarının tespiti ihtiyacından doğan ve ihaleye aday ve
istekli olmuş gerçek ve tüzel kişilerin itirazen şikayetiyle hayatiyet
kazanan itirazen şikayet incelemesine indirgenmiş bir içerikle şikayet
konusu edilmeyen tüm kamu ihalelerinin inceleme dışında bırakıldığı bir
sistemi getiren düzenlemede kamu yararından söz edilemeyeceği çok açıktır.
Diğer taraftan Anayasanın 125 inci maddesinde
“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmüne
yer verilmiştir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir hukuk
devleti olduğunu vurgularken, Devlet içinde tüm kamusal yaşam ve yönetimin
yargı denetimine bağlı olmasını amaçlamıştır. Anayasanın 125 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan kural, yönetimin kamu hukuku ya da
özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.
İptali istenen kural, “idarenin işlemlerinin
yargısal denetimi” ilkesini zayıflatan bir kural olduğundan Anayasanın 125
nci maddesine de ters düşer.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının “(b)
fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten
kaldırılmış;” tümcesi Anayasa’nın 2 nci, 11 inci ve 125 inci maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
5) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 20 nci Maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü Maddesinin (c)
Fıkrasının sonuna eklenen Paragrafın Anayasa’ya Aykırılığı
20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu
ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanununun
20 nci maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) fıkrasının
sonuna eklenen iptali istenen paragraf ile Kamu İhale Kurulu’na “Dava açma,
icra takibi yapma ve mahkemelerce verilen kararlara karşı üst mercilere
başvurmaktan vazgeçme yetkisi ile üst dereceli mahkemelerce verilen
kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesinden vazgeçme yetkisi…”
verilmiştir.
Yasada usul ve esasları belirlenmeden Kurul’a dava
açma, icra takibi, temyiz ve karar düzeltme haklarından vazgeçme yetkisi
verilmiş diğer bir anlatımla belirtilen hususlar tümüyle Kurul’un takdirine
bırakılmıştır. Bu durumda, iptali istenen kural ile yürütme organına genel,
sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmiş,
yani yasama yetkisinin devri anlamına gelebilecek bir yetki devri
yapılmıştır.
Anayasa’ya göre yürütmenin asli düzenleme yetkisi,
Anayasa’nın gösterdiği ayrık haller dışında yoktur. Bu yetki Anayasa’nın 7
nci maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiştir ve devredilemez.
Yürütme, ancak yasayla asli olarak düzenlenmiş alanda kural koyabilir.
Anayasa’nın çeşitli maddelerinde yer alan “kanunla
düzenlenir” değiminden neyin anlaşılması gerektiği hususuna Anayasa
Mahkemesi, kararlarıyla açıklık getirmiştir. Örneğin, 18.6.1985 günlü,
E.185/3, K.1985/8 sayılı kararında,konuyu şöyle belirginleştirmiştir:
“Yasa koyucu, belli konularda gerekli kuralları
koyacak, çerçeveyi çizecek, eğer uygun ve zorunlu görürse, onların
uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlar bırakacak, idare, ancak o
alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyle yasalara aykırı olmamak
üzere bir takım kurallar koyarak yasanın uygulanmasını sağlayacaktır.”.
Esasen Anayasa’nın 8 inci maddesinin, yürütme
yetkisi ve görevinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve
yerine getirilir, hükmünün anlamı da budur.( Anayasa Mahkemesinin 22.6.1988
tarih E.1987/18,K.1986/23, sayılı kararı, R.G. 26.11.1988, sa. 2001)
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun hukuk devleti, Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle çelişmesine yol açacak ve dolayısı
ile Anayasanın 2 nci maddesinin yanısıra, 11 inci maddesine de aykırılığı
sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28,
K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 20 nci Maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü
maddesinin (c) fıkrasının sonuna eklenen paragraf Anayasa’nın 2 nci, 7 nci,
8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
6) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 20 nci Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun 53 üncü
Maddesinin ( j) Fıkrasının (2) numaralı Bendinin Anayasa’ya Aykırılığı
4734 sayılı Yasa’nın 53 üncü maddesinin (j)
fıkrasında Kamu İhale Kurumunun gelirleri gösterilmiştir.
İptali istenen kural ile, Kurum’a yapılacak
itirazen şikayet başvurularında alınacak başvuru bedelleri ihale yaklaşık
maliyetleri ile ilişkilendirilmiş, şikayet hakkını kullanılamaz hale getiren
yüksek başvuru bedellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”
başlıklı 40 ıncı maddesinde,
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl
edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının
sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun
yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız
işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.
Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
denilmiş ve bu maddenin gerekçesinde de,
“Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde
sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması
amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve
sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından
zorunluluk haline gelmiştir” açıklamasına yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, bireylerin sadece yargı önünde
değil idari makamlar önünde de sonuna kadar haklarını arayabilmelerine
kolaylık ve imkan sağlanması anayasal bir zorunluluktur.
Hal böyle iken iptali istenen kural ile getirilen
yüksek başvuru ücretleri, ihaleye aday ve istekli olmuş gerçek ve tüzel
kişilerin Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet başvuruları kolaylaştırılmak
yerine Anayasa’nın 13 üncü maddesine aykırı olarak ölçüsüzce
sınırlandırmaktadır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun hukuk devleti, Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle çelişmesine yol açacak ve dolayısı
ile Anayasanın 2 nci maddesinin yanısıra, 11 inci maddesine de aykırılığı
sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28,
K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 20 nci maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 53 üncü maddesinin (j) fıkrasının (2) numaralı bendi Anayasa’nın 2
nci,11 inci ve 13 üncü maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
7) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 23 üncü Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun 56 ncı
Maddesinin Birinci Fıkrasının Son Cümlesinin Anayasa’ya Aykırılığı
İptali istenen kural ile, idarenin ihalenin
iptaline ilişkin işlem ve kararlarından, sadece şikayet ve itirazen şikayet
üzerine alınanların itirazen şikayete konu edilebileceği ve bu kararlara
karşı beş gün içinde doğrudan Kamu İhale Kurumuna başvuruda
bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Böyle bir düzenlemenin; ihalenin
iptaline ilişkin işlem ve karar,şayet şikayet ve itirazen şikayet üzerine alınmamışsa idare hiçbir
haklı neden göstermese dahi itirazen şikayete konu yapılamayacak ve Kuruma
başvurulamayacak anlamına geldiği çok açıktır. İdare, ihale sürecini
sonuçlandırmak istemez veya ihalenin üzerinde kaldığı istekliyi herhangi
bir nedenle uygun bulmaz ise “Ben ihaleyi iptal ediyorum.” diyebilecek ve
ihaleyi alan istekli, haklı gerekçeleri de olsa, uzman kurum olan Kamu
İhale Kurumuna itiraz edemeyecektir.Bu durumda, idareye keyfi uygulamalara yol açabilecek çok geniş
takdir yetkisi veren söz konu düzenlemenin, hukuk devleti ilkesi ilkesiyle
bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Nitekim yukarıda (1) numaralı başlık altında
açıklanan Anayasa Mahkemesinin 17.04.2008 tarihli ve E.2005/5, K.2008/93
sayılı kararında “Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel
ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması,
ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı
koruyucu önlem içermesi de gereklidir.” denilmiştir.
Diğer taraftan iptali istenen kural ile, sadece
keyfiliğin önü açılmamakta aynı zamanda Kamu İhale Kurumunun yetki ve görev
alanı da daraltılmaktadır. Bu nedenle kamu yararına dayanmayan iptali
istenen kural, yukarıda (3) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle
de Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 23 üncü maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, Anayasa’nın 2 nci
ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptal edilmesi gerekmektedir.
8) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 23 üncü Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun 56 ncı
Maddesinin İkinci Fıkrasının Son Cümlesinin Anayasa’ya Aykırılığı
İdare tarafından şikayet veya itirazen şikayet
üzerine alınan ihalenin iptal edilmesi işlemine karşı yapılacak itirazen
şikayet başvurularını idarenin iptal gerekçeleriyle sınırlı olarak diğer
bir anlatımla idarenin şikayet başvurusu üzerine aldığı kararda belirtilen
hususlarla sınırlı olarak incelemesini öngören iptali istenen düzenleme,
Kamu İhale Kurulunun görev alanını daraltan kamu yararından bütünüyle
koparan bir düzenlemedir.
Kamu alımlarının yıllık tutarının ülkemiz Gayri
Safî Milli Hasılasının %10’ una tekabül etmesi (Kamu İhale Kurumu
Başkanının Bütçe Sunuş Konuşması, 25.11.2008); kamu alımlarının etkin bir
şekilde denetlenmesinin ülke kalkınması açısından taşıdığı önemin, diğer
bir anlatımla kamu ihalelerinin denetlenmesindeki kamu yararının açık bir
göstergesidir.
Kamu alımları alanında düzenleyici ve denetleyici
bağımsız bir idari otorite olan Kamu İhale Kurumunun, kamu kaynaklarının
verimli ve etkin kullanılmasına, alımların saydam ve güvenilir ve her türlü
şaibeden uzak bir ortamda yapılabilmesine yönelik denetimlerine
sınırlamaların getirilmesinin kamu yararı ile bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Bu nedenle ve yukarıda (4) numaralı başlık altında
belirtilen nedenlerle iptali istenen kural Anayasa’nın 2 nci maddesine
aykırıdır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 23 üncü maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi, Anayasa’nın 2 nci
ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
9) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 27 Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun Ek 2 nci
Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesindeki “ile yapım işlerine”
İbaresinin Anayasa’ya Aykırılığı
4734 sayılı Yasa’nın Ek ” 2 maddesi
değiştirilerek çerçeve anlaşmalar yoluyla İdareler sürekli biçimde ihtiyaç
duydukları mal ve hizmet alımları ile YAPIM İŞLERİNİN her defasında ihale
yapmak yerine çerçeve anlaşmaya taraf olan istekli ve isteklilerden temin
etmelerine imkan sağlama yolu açılmaktadır.
4734 sayılı Yasa’nın değişiklikten önceki hükmünde,
çerçeve anlaşmalar sağlık hizmeti sunan idarelerin sürekli biçimde ihtiyaç
duydukları mal ve hizmet alımları için uygulanabilen bir yöntem olarak
öngörülmüştü. Yapılan değişiklik ile çerçeve anlaşmanın kapsamı
genişletilmiş ve yalnızca sağlık hizmeti sunan İdarelerce başvurulan bu
yöntem, bütün İdareleri kapsar hale getirilmiş ve yalnızca mal ve hizmet
alımları ile sınırlı olan bu anlaşma bu kez iptali istenen ibare ile “yapım
işleri” de çerçeve anlaşmalar kapsamı içine alınmıştır.
Çerçeve anlaşma, sürekli biçimde gereksinim duyulan
mal ve hizmet alımları için uygulanırken, yapım işlerinin de bu anlaşma
kapsamına alınması düşündürücüdür. Zira, çerçeve anlaşma, ihale yasasının
temel ilkeleri göz önünde tutulduğunda zorunlu olmadıkça başvurulabilecek
bir yöntem değildir. İstisnai bir durumdur.
İptali istenen kural ile, yapım işlerinin de Yasa
kapsamındaki tüm İdareler için başvurulacak bir yol olarak öngörülmesi,
4734 sayılı Kamu İhale Yasasının rekabet ilkesi ile eşit muamele ilkesini
zedeleyen nitelikte taşımaktadır. Şöyle ki;
Çerçeve anlaşmanın bir istekli ile de yapılabilir
olması, istekli sayısının üçten az olmamak üzere İdarece belirlenmesi
hususları rekabet ilkesinin gözardı edildiğinin açık bir kanıtıdır. Sağlık
hizmeti sunan İdareler için değişiklikten önceki düzenlemede bile istekli
sayısının yirmibeş olabileceği öngörülmüştür. Çerçeve anlaşmanın süresinin
48 ay (4 yıl) olabileceği hususu da dikkate alındığında, yapım işlerinde de
uygulanması öngörülen bu yöntemin; rekabet ve eşitlikten yoksun, istismara
açık, İdarenin işi dilediğine verebilme olanağına sahip bir usul olduğu
yadsınamaz.
Anayasanın 167 nci maddesi ile “Tekelciliğin her
türlüsünün zararlarından fertleri ve toplumu korumak, toplumun huzur ve
refahı ile de ilgilidir....tekel teşkil etmemekle beraber, tekel
oluşturamayan üretim ve hizmet kuruluşlarının fiyat anlaşmaları, üretim
hataları, coğrafi bölge paylaşma ve benzeri suretlerde gerçekleştirecekleri
kartellerde yasaklanmıştır”.
Açıklanan ve yukarıda (3) numaralı başlık altında
etraflıca belirtilen nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu
İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanununun 27 maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun Ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki “ile yapım işlerine” ibaresi
Anayasa’nın 2 nci, 11 inci ve 167 nci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir.
10) 20.11.2008 tarihli ve 5812 sayılı Kamu İhale
Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun 30 uncu Maddesi ile 4734 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 10’un
Anayasa’ya Aykırılığı
4734 sayılı Yasa’daki görev süresi dolmadan boşalan
üyeliklere yapılacak atamalarda, atananların görev süresinin, yerine
atandıkları üyenin görev süresiyle sınırlandırılması kuralı aynen
korunurken iptali istenen geçici madde 10 ile; “Kurulun mevcut başkan ve
üyelerinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başka bir üyenin
görev süresini tamamlamak üzere atanmış olanların görev süreleri
atandıkları tarihten itibaren beş yıl olarak uygulanır.” hükmü getirilerek
kişiye özel bir düzenleme yapılmıştır.
Anayasa’nın 2 nci maddesinde Türkiye
Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu ifade edilmiştir. “Hukuk devleti”
tüm etkinliklerinde hukuka, Anayasaya ve evrensel hukuk kurallarına ve
ilkelerine uyan devlettir.
Evrensel hukuk ilkeleri, yasaların soyut, genel ve
nesnel nitelik taşımasını gerektirir. Yasaların genelliği ilkesi, yasaların özel,
geçici veya güncel bir durumu gözeterek veya belli bir kişiyi hedef alarak
yapılmamasını zorunlu kılar.
Öte yandan Anayasa’nın “yasa önünde eşitlik”i
güvenceye almaya yönelik 10 uncu maddesinin aksine iptali istenen kural ile
“yasa ile kişiye ayrıcalık” tanınmakta, başka bir üyenin görev süresini
tamamlamak üzere atanmış olanların statülerini korumak için “özel”
düzenleme yapılmaktadır ki, bu aynı zamanda “yasa önünde eşitlik ilkesi”nin
de çiğnenmesi anlamına gelir.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle 20.11.2008 tarihli ve 5812
sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununun 30 uncu maddesi ile 4734 sayılı Kanuna eklenen
geçici madde 10, Anayasa’nın 2 nci, 10 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı
olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ
DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Kamu kaynaklarının verimli ve etkin kullanılmasına,
alımların saydam ve güvenilir ve her türlü şaibeden uzak bir ortamda
yapılabilmesine yönelik kamusal denetime sınırlamalar getiren, kamu
ihalelerinde rekabet ve eşitlik ilkelerini zedeleyen düzenlemelerin
uygulanması halinde sonradan giderilmesi olanaksız durum ve zararların
doğabileceği açıktır.
Öte yandan, anayasal düzenin en kısa sürede hukuka
aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir.
Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif
yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de
zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir
düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu
ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum
ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla,
Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen hükümlerin iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa
Mahkemesine dava açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 20.11.2008 tarihli
ve 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanununun;
1) 3 üncü maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 10 Maddesinin Üçüncü Fıkrasındaki “en fazla beşte bir oranında”
ibarelerinin, Anayasa’nın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
2) 20 inci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna
eklenen cümlenin, Anayasa’nın 2 nci, 10 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
3) 6 ncı maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 20 inci
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin “ ile yaklaşık maliyeti eşik
değerin yarısını aşan yapım işi ihaleleri” tümcesinin, Anayasa’nın 2 nci,
11 inci ve 167 nci maddelerine aykırı olduğundan,
4) 20 nci maddesinin birinci fıkrasının “(b)
fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten
kaldırılmış;” tümcesinin Anayasa’nın 2 nci, 11 inci ve 125 inci maddelerine
aykırı olduğundan,
5) 20 nci Maddesi ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü
maddesinin (c) fıkrasının sonuna eklenen paragrafın, Anayasa’nın 2 nci, 7
nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
6) 20 nci Maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 53 üncü Maddesinin (j) fıkrasının (2) numaralı bendinin,
Anayasa’nın 2 nci,11 inci ve 13 üncü maddelerine aykırı olduğundan,
7) 23 üncü maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin, Anayasa’nın 2
nci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
8) 23 üncü maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin, Anayasa’nın 2
nci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
9) 27 maddesi ile değiştirilen 4734 sayılı Kanunun
Ek 2 nci Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesindeki “ile yapım
işlerine” ibaresinin, Anayasa’nın 2 nci, 11 inci ve 167 nci maddelerine
aykırı olduğundan,
10) 30 uncu maddesi ile 4734 sayılı Kanuna eklenen
geçici madde 10’un, Anayasa’nın 2 nci,10 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi
güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine
ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
20.11.2008 günlü, 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu ile
Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un
iptali istenilen kuralları içeren maddeleri şu şekildedir:
1- 3.
maddesiyle, 4.1.2002 günlü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10.
maddesinin üçüncü fıkrasının değiştirilen son cümlesi,
“Denetim faaliyetleri nedeniyle alınacak belgeler
ilk beş yıl en fazla beşte bir oranında, daha sonraki yıllarda gerçek
kişiler ile tüzel kişilerin en az beş yıldır yarısından fazla hissesine
sahip olan mühendis ve mimarların iş denetleme nedeniyle alacakları
belgeler tam olarak, yönetim faaliyetleri nedeniyle alınacak belgeler en
fazla beşte bir oranında dikkate alınır.”
2- 6. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un 20.
maddesinin;
a- Birinci fıkrasının değiştirilen son cümlesi,
“Yapım işleri, hizmet ve mal alım ihalelerinden
işin özelliğinin uzmanlık ve/veya ileri teknoloji gerektirmesi nedeniyle
açık ihale usulünün uygulanamadığı işlerin ihalesi ile yaklaşık maliyeti
eşik değerin yarısını aşan yapım işi ihaleleri bu usule göre
yaptırılabilir.”
b- Üçüncü fıkrasının sonuna eklenen cümle,
“Ön yeterlik ilanında ve dokümanında belirtilmek
kaydıyla; yeterlikleri tespit edilenler arasından dokümanda belirtilen
kriterlere göre sıralanarak listeye alınan belli sayıda istekli veya
yeterli bulunan isteklilerin tamamı teklif vermeye davet edilebilir.”
3- 20. maddesinin birinci fıkrası,
“4734 sayılı Kanunun
53 üncü maddesinin (b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen
paragraf yürürlükten kaldırılmış; (c) fıkrasının üçüncü paragrafının
son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkranın sonuna aşağıdaki
paragraf eklenmiş; (e) fıkrasının birinci paragrafının birinci cümlesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bu paragraftan sonra gelmek üzere
aşağıdaki paragraflar eklenmiş ve mevcut ikinci paragrafın üçüncü ve
dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; (h) fıkrasının birinci
paragrafının ilk cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkranın
ikinci paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş; (i) fıkrasının altıncı
paragrafının birinci cümlesinin başına “Kamu ihale uzmanlığı hariç olmak
üzere” ibaresi eklenmiş, aynı fıkranın beşinci paragrafından sonra gelmek
üzere aşağıdaki paragraf eklenmiş; (j) fıkrasının (2) ve (4) numaralı
bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.”
4- 20. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un 53.
maddesinin;
a- (c) fıkrasının sonuna eklenen paragraf,
“Dava açma, icra takibi yapma ve mahkemelerce
verilen kararlara karşı üst mercilere başvurmaktan vazgeçme yetkisi ile üst
dereceli mahkemelerce verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna
gidilmesinden vazgeçme yetkisi Kurula aittir.”
b- (j) fıkrasının değiştirilen (2) numaralı bendi,
“2) Mal ve hizmet alımı ihalelerinde; yaklaşık
maliyeti beşyüz bin Yeni Türk Lirasına kadar olanlarda bin Yeni Türk
Lirası, beşyüz bin ile bir milyon Yeni Türk Lirası arasında olanlarda iki
bin Yeni Türk Lirası, bir milyon Yeni Türk Lirası ve üzerinde olanlarda üç
bin Yeni Türk Lirası, yapım işi ihalelerinde yaklaşık maliyeti bir milyon
Yeni Türk Lirasına kadar olanlarda bin Yeni Türk Lirası, bir milyon ile on
milyon Yeni Türk Lirasına kadar olanlarda iki bin Yeni Türk Lirası, on
milyon ile yirmi milyon Yeni Türk Lirası arasında olanlarda üç bin Yeni
Türk Lirası, yirmi milyon Yeni Türk Lirası ve üzerinde olanlarda dört bin
Yeni Türk Lirası tutarındaki itirazen şikayet başvuru bedeli.”
5- 23. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un
değiştirilen 56. maddesinin;
a- Birinci fıkrası,
“İdareye şikayet başvurusunda bulunan veya idarece
alınan kararı uygun bulmayan aday, istekli veya istekli olabilecekler
tarafından 55 inci maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen hallerde ve
sürede, sözleşme imzalanmadan önce itirazen şikayet başvurusunda
bulunulabilir. İhalenin iptaline ilişkin işlem ve kararlardan, sadece
şikayet ve itirazen şikayet üzerine alınanlar itirazen şikayete konu
edilebilir ve bu kararlara karşı beş gün içinde doğrudan Kuruma başvuruda
bulunulabilir.”
b- İkinci fıkrası,
“Kurum itirazen şikayet başvurularını başvuru
sahibinin iddiaları ile idarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirlenen
hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlal
edilip edilmediği açılarından inceler. İdare tarafından şikayet veya
itirazen şikayet üzerine alınan ihalenin iptal edilmesi işlemine karşı
yapılacak itirazen şikayet başvuruları ise idarenin iptal gerekçeleriyle
sınırlı incelenir.”
6- 27. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un
değiştirilen Ek 2. maddesinin birinci fıkrası,
“İdareler ihtiyaç duydukları mal ve hizmet alımları
ile yapım işlerine ilişkin olarak açık ihale veya belli istekliler
arasında ihale usulünü uygulamak kaydıyla çerçeve anlaşmalar yapabilir.
Çerçeve anlaşmalar rekabeti engelleyici, sınırlayıcı veya bozucu şekilde
kullanılamaz.”
7- 30. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici 10. maddesi,
“GEÇİCİ MADDE 10- Kurulun mevcut başkan ve
üyelerinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başka bir üyenin
görev süresini tamamlamak üzere atanmış olanların görev süreleri
atandıkları tarihten itibaren beş yıl olarak uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2., 7., 8., 10.,
11., 13., 125. ve 167. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman
Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve
Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımıyla 5.2.2009 gününde yapılan ilk inceleme
toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara
bağlanmasına, oybirliğiyle
karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 20.11.2008 Günlü, 5812 Sayılı Kamu İhale Kanunu
ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un
3. Maddesiyle, 4.1.2002 Günlü, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10. Maddesinin
Üçüncü Fıkrasının Değiştirilen Son Cümlesinde Yer Alan “…en fazla beşte bir
oranında…” İbarelerinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda, kamu harcaması
yapılması gereken mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerine
ilişkin esas ve usuller belirlenmiştir. Kanun’un 10. maddesinde, işi
yapabilecek nitelikteki isteklilerin ihalelere katılımını sağlamak
amacıyla, isteklilerin ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik
yeterliklerinin belirlenmesi için gerekli olan bilgi ve belgeler sayılmış
ve Kanun kapsamında yapılan ihalelere katılabilmek için, istekliler
tarafından daha önce ihale konusu iş veya benzeri işlerle ilgili deneyimini
gösteren belgelerin istenilmesi esası benimsenmiştir.
İş deneyim belge tutarlarının değerlendirilmesinde;
gerçek kişilerce denetim faaliyetleri nedeniyle alınan iş denetleme belgesi
tutarları, gerçek kişinin ilgisine göre ticaret ve/veya sanayi odasına veya
esnaf ve sanatkâr odasına kaydolduğu tarihten itibaren ilk beş yıl beşte
bir oranında, daha sonraki yıllarda tam olarak, yönetim faaliyetleri nedeniyle
alınan belge tutarları beşte bir oranında dikkate alınmaktadır.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen
ibarelerin belirlilik, öngörülebilirlik özelliklerini taşımadığı ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı
koruyucu önlem de içermediğinden farklı ve keyfi uygulamalara neden
olabileceği, bu düzenlemenin Anayasa’nın 2. ve
11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin
temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya
ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve
nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı
koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal
güvenlikle bağlantılı olup birey belirli bir kesinlik içinde, hangi somut
eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,
bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmelidir. Ancak bu
durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar.
Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde
bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, yasama
organı, yasa yaparken bütün ihtimalleri göz önünde bulundurarak ayrıntılı
hükümler koyabilir ya da Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini zorunlu kıldığı
hususlar dışında bir konuyu isterse soyut bir şekilde düzenleyerek genel
ilkeleri ve çerçeveyi belirleyip ayrıntıları alt düzenleyici işlemlere
bırakabilir. Bu husus kanun koyucunun takdir yetkisi içindedir.
“Belirlilik” ilkesi yalnızca yasal belirliliği
değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir,
bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması
koşuluyla yasalar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri
ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının
mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini
öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.
4734 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, iş deneyim
belgesinin kimler tarafından nasıl kullanılacağı ve belge türlerine göre
hangi oranlarda değerlendirmeye tabi tutulacağına ilişkin genel ilkelerin
belirlendiği görülmekle birlikte,iş
deneyim belgelerinin düzenleme koşulları, deneyim tutarının tespiti ve
deneyim belgelerinin verilmesi ve kullanılmasına ilişkin düzenlemelerin
ikincil mevzuata bırakıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, 4734 sayılı Kanun’un
53. maddesinin (b) fıkrasının (2) numaralı bendinde, “Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na
ilişkin bütün mevzuatı, standart ihale dokümanlarını ve tip sözleşmeleri
hazırlamak, geliştirmek ve uygulamayı yönlendirmek” yetkisi idari ve
mali özerkliği bulunan Kamu İhale Kurumu’na verilmiştir.
Kanun koyucu tarafından işi bizzat gerçekleştiren
yüklenicilerin iş deneyiminin tam olarak değerlendirileceğinin hükme
bağlanmasına karşılık, denetim faaliyeti nedeniyle elde edilecek deneyim
belgesinin ilk beş yıl içinde en fazla 1/5 ve yönetim faaliyetleri nedeni
ile elde edilecek deneyimin en fazla 1/5 oranında değerlendirileceği
belirtilmek suretiyle Kamu İhale Kurumu’na bu alanda belirleme yapma
hususunda yetki tanınmıştır.
Nitekim, Kamu İhale Kurumu tarafından hazırlanıp
4.3.2009 günlü, 27159 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 48.
maddesinin (6) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise, iş yönetme ve
denetleme belgelerinin 1/5 oranında değerlendirileceği ifade edilmiştir.
Kurum tarafından kendisine Kanun ile tanınan yetki
içerisinde, Kanun ile getirilen azami sınırlar dikkate alınarak düzenleme
yapıldığı anlaşılmakta olup, bu durumda iptali istenen “en fazla beşte bir
oranında” ibaresi bir belirsizlik içermediğinden kural, Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
2- Kanun’un 6. Maddesiyle 4734 Sayılı Kanun’un 20.
Maddesinin;
a- Birinci Fıkrasının Değiştirilen Son Cümlesinde
Yer Alan “…ile yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi
ihaleleri…” İbaresinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
5812 sayılı Kanun değişikliğiyle belli istekliler
arasında ihale usulüyle ihale edilebilecek işlere, yaklaşık maliyeti eşik
değerin yarısını aşan yapım işleri de eklenmiştir. Bu düzenlemeye göre;
yapım işleri, mal ve hizmet alım ihalelerinden, işin özelliği uzmanlık
ve/veya ileri teknoloji gerektiren işler ile bu şart aranmadan yaklaşık
maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işleri de idarenin tercih ve
takdiri doğrultusunda belli istekliler arasında ihale usulüyle
yaptırılabilecektir.
4734 sayılı Kanun’un “Temel İlkeler” başlıklı 5.
maddesinin dördüncü fıkrasında; “Bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde açık
ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü temel usullerdir.
Diğer ihale usulleri Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabilir.”
hükmü mevcuttur. Bu hükme göre, açık ihale usulünün yanı sıra belli
istekliler arasında ihale usulü de temel ihale usulü olarak kabul
edilmiştir.
Hem belli istekliler arasında ihale usulünde hem de
açık ihale usulünde, isteklilerin ihale dokümanında belirlenen yeterlik
kriterlerini sağlayıp sağlamadığı idarelerce incelenmektedir. Açık ihale
usulünde istekliler tarafından yeterlik kriterini sağladığını ispatlayan
belgeler teklifleri ile birlikte sunulurken, belli istekliler arasında
ihale usulünde yeterlik kriterini sağladığını ispatlayan belgeler birinci
aşamada sunulduktan sonra yeterli kabul edilen isteklilerce teklifler
ikinci aşamada sunulur. Burada, açık ihale usulünde tek aşamada
gerçekleştirilen işlemler iki aşamalı olarak gerçekleştirilmektedir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile işin
özelliğinin uzmanlık ve/veya ileri teknoloji gerektirmemesine rağmen
yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi ihalelerinin de
“Belli İstekliler Arasında İhale Usulü”kapsamına alındığı, bu usulün kapsamının bu şekilde
genişletilmesinin 4734 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki rekabet ve eşitlik
ilkelerini ortadan kaldırabileceği, ayrıca bu usulde idarelerin yeterli
olan tüm isteklileri ihaleye davet etmek zorunda olmayıp belirleyecekleri
kriterlere göre bunlar arasında belli sayıda istekli davet edebilecekleri,
böyle bir düzenlemenin, yapım işleri ihalelerinin idarenin belirleyeceği
isteklilere verilmesinin önünü açan bir düzenleme niteliği taşıdığından,
Anayasa’nın 11. ve 167. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 167. maddesinin ilk fıkrasında;
“Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve
düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda
fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.”
denilmektedir.
İdarelerce yapılacak işlemlerin mevzuata uygun
olması ve uygulamada birlik ve objektifliğin sağlanması amacıyla Kamu İhale
Kurumu tarafından Kanun’un 53. maddesine dayanılarak ikincil mevzuat
çıkarılmaktadır. 4734 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan değişikliğin
uygulanmasını göstermek üzere 5.3.2009 günlü, 27160 mükerrer sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Mal Alımı, Hizmet Alımı, Yapım İşleri ve Danışmanlık
Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliklerinde yeterliğin
belirlenmesinde uyulacak ilkelere yer verilmiştir. Bu düzenlemelerde,
ihaleye katılmak isteyen firmaların hangi kriterlere göre puanlanacağı, bu kriterlerin
hangi oranda etkili olacağı ayrıntılı bir biçimde gösterilmiştir. Yapılan
puanlama sonrası idare, aldıkları puan sırasına göre en yüksek puana sahip
firmaları beşten az olmamak üzere teklif vermeye davet edebilmektedir.
Açık ihale usulünde, ihaleye teklif sunan tek
istekli olması halinde dahi üzerinde ihale bırakılarak sözleşme
imzalanmasına bir engel bulunmamasına rağmen, belli istekliler arasında
ihale usulünde, ihaleye davet edilebilecek aday sayısının beşten az olması
veya teklif veren istekli sayısının üçten az olması halinde ihalenin iptal
edileceği hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla bu usulde tekelleşme ve
kartelleşme oluşması fiilen ve hukuken mümkün görülmemektedir.
Kaldı ki, İdarelerce bu işlemlerin hem kanuna hem
de Kurum tarafından yayınlanan yönetmelik, tebliğ, tip şartname, tip
sözleşme ve düzenleyici kararlara uygun olarak yapılmaması halinde,
Kanun’un 54., 55., 56. ve 57. maddelerine göre; ihale sürecindeki hukuka
aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını
veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile
istekli olabilecekler, şikayet ve itirazen şikayet başvurusunda
bulunabilecekleri gibi alınan kararlar da yargı denetimine tabi
bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 167. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
b- Üçüncü Fıkrasının Sonuna Eklenen “Ön yeterlik
ilanında ve dokümanında belirtilmek kaydıyla; yeterlikleri tespit edilenler
arasından dokümanda belirtilen kriterlere göre sıralanarak listeye alınan
belli sayıda istekli veya yeterli bulunan isteklilerin tamamı teklif
vermeye davet edilebilir.” Cümlesinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
Belli istekliler arasında
ihale usulünün ön yeterlik aşamasında, adayların ekonomik ve mali yeterlik
ile mesleki ve teknik yeterlik yönünden belirlenen kriterleri sağlayıp
sağlamadıklarına bakılmaktadır. Ön yeterlik değerlendirmesi, Uygulama
Yönetmelikleri ekinde yer alan Tip Ön Yeterlik Şartnamesi kurallarına göre
gerçekleştirilmektedir.
5812 sayılı Kanun
değişikliğinden önce, ön yeterlik şartnamesinde belirlenen asgari yeterlik
kriterlerini sağlayan tüm adayların teklif vermeye davet edilmesi
zorunluluğu bulunmakta iken, söz konusu Kanun’un, 4734 sayılı Kanun’un 20.
maddesinde yaptığı değişiklikle idareye belli puanlama kriterleri uygulamak
suretiyle sınırlı sayıda adayı teklif vermeye davet etme olanağı
sağlanmıştır.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural
ile idarelerin yeterli olan tüm
isteklileri davet etmeyebilecekleri ve bu istekliler arasından önceden
belirleyecekleri kriterlere göre belli sayıda isteklinin yer aldığı bir
liste oluşturabilecekleri ve yalnızca bunları davet edebilecekleri, yeterli
olan tüm isteklilerin ihaleye davet edilmemesinin eşitlik ve bunun sonucu
olan fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu, ayrıca bu düzenlemenin ihaleye
katılımı azaltacağından kamu yararına dayanmadığı, bu nedenlerle
Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan kanun önünde
eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke
ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Belli istekliler arasında ihale usulü iki aşamalı
olarak gerçekleştirilmektedir. İlk aşamada, 4734 sayılı Kanun’un 10.
maddesine uygun olarak belirlenen ve ön yeterlik dokümanı ile ön yeterlik
ilânında belirtilen değerlendirme kriterlerine göre adayların ön yeterlik
değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu aşamada ihaleye katılan adayların ihale
konusu işi yapabilmeleri için gerekli olan ekonomik, mali, mesleki ve
teknik yeterliklerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi
yapılmaktadır. Daha sonra, idare tarafından ön yeterlik ilanında ve
dokümanında belirtilmek kaydıyla yeterlikleri tespit edilenler arasından
dokümanda belirtilen kriterlere göre sıralanarak listeye alınan belli
sayıda istekli veya yeterli bulunan isteklilerin tamamı teklif vermeye
davet edilebilmektedir.
Belli istekliler arasında ihale usulünde yapılacak
ihalelerin ilanları da 4734 sayılı Kanun’a tabidir. Bu durumda, ilan
yoluyla ihalelerden haberdar olan adayların, ön yeterlik başvurusu
engellenmediği gibi hak kaybına uğrayanların itiraz yoluna başvurması da
mümkün bulunmaktadır.
İptali istenen düzenleme ile objektif değerlendirme
kriterlerinin ihalenin başında ilgililere duyurulması, katılacak herkesin
eşit muamele görmesinin sağlanması ve ihale sürecinin daha açık ve etkin
olarak sonuçlandırılmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
4734 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca da, ikinci
aşamaya katılacak ve teklif verecek istekli sayısı idarelerce beşten az
belirlenemeyecektir. Ayrıca teklif vermeye davet edilen istekliler
arasından en az üçünün teklifte bulunmaması halinde de ihale iptal
edilecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı
üzere, iptali istenen kuralla getirilen düzenleme eşitlik ve bunun sonucu
olan fırsat eşitliği ilkesine aykırı olmadığı gibi, ihaleye katılımı
azaltıcı nitelikte olmadığı gibi rekabeti engelleyici bir durum da
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
3- Kanun’un 20.
Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…(b) fıkrasının (9) numaralı
bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten kaldırılmış; …” İbaresinin
İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
İptali istenilen kural ile 4734 sayılı Kanun’un 53.
maddesinin (b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen “Kurum gerekli
gördüğü takdirde, bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık
bulunduğuna ilişkin iddiaları da inceler ve sonuçlandırır.” hükmü
yürürlükten kaldırılmıştır.
Söz konusu değişikliğin gerekçesinde, “4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin
(b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragrafın yürürlükten
kaldırılması öngörülmek suretiyle, 4734 sayılı Kanunun sistematiği
açısından Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet başvurularını inceleme yetki
ve görevinin verilmesi nedeniyle itirazen şikayet başvurusuna konu
edilmeyen ve niteliği itibariyle teftiş veya soruşturma konusu edilebilecek
hususlarda Kurumun iddiaları inceleyeceğine ilişkin hüküm yürürlükten
kaldırılmaktadır.”
denilmektedir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenilen kural ile Kamu
İhale Kurumu’nun re’sen araştırma yetkisinin elinden alındığı yani Kurumun
kamu adına inceleme ve denetleme yapma yetki ve görevinin ortadan
kaldırıldığı, itirazen şikayet incelemesine indirgenmiş bir içerikle
şikayet konusu edilmeyen tüm kamu ihalelerinin inceleme dışında bırakıldığı
bir sistemi getiren düzenlemede kamu yararından söz edilemeyeceği, ayrıca
“idarenin işlemlerinin yargısal denetimi” ilkesini zayıflatan bir kural
olduğu, bu nedenlerle Anayasa’nın 2., 11. ve 125. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk
devletinin önemli ilkelerinden birisi de kanunların kamu yararı amacıyla
çıkarılmasıdır. Bütün organları üzerinde hukukun mutlak bir egemenliğe
sahip olduğu, kanun koyucunun faaliyetlerinde Anayasa ve hukukun üstün
kuralları ile bağlı bulunduğu hukuk devletinde; kanunların çıkartılabilmesi
için kamu yararının bulunması şarttır. Bir kuralın Anayasaya aykırılık
sorunu çözümlenirken kamu yararı konusunda Anayasa Mahkemesi’nin yapacağı
inceleme kanunun yalnızca kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığını
araştırmaktır. Bir kanunun kamu yararını gerçekleştirip gerçekleştirmediği
veya ülke gereksinimlerine uygun olup olmadığı bir siyasi tercih sorunudur
ve kanun koyucunun takdiri kapsamındadır.
5812 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 54., 55.
ve 56. maddelerinde yapılan değişiklikle 4734 sayılı Kanun kapsamında
yapılan ihalelere yönelik olarak yapılacak şikayet ve itirazen şikayet
başvurularının şekli, başvuruda bulunanların ehliyeti, şikayet
başvurularının idarece incelenmesi ve itirazen şikayet başvurusuna konu
edilecek başvurular ile bu başvuruların incelenmesi sırasında Kamu İhale
Kurumu tarafından gözetilecek hususlara ilişkin olarak kanun koyucu
tarafından yapılan düzenlemeler ile 4734 sayılı Kanun kapsamında yapılan
ihalelere ancak hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının
muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler
tarafından yapılan şikayet ve itirazen şikayet başvurusunun
incelenebileceği öngörülmüştür. Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikayet
dışında bir yöntemle ihaleleri inceleme görev ve yetkisi ise verilmemiştir.
Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık halinde Kamu İhale Kurumu’nun
kendiliğinden inceleme yetkisi kaldırılmış olmakla birlikte söz konusu
husus niteliği itibariyle teftiş ve soruşturma konusu olabileceğinden
idare, müfettişler eliyle bu konuda her zaman denetim
gerçekleştirebilecektir.
Aksi yönde çok açık deliller olmadıkça yasama
organının kamu yararı amacıyla hareket ettiğinin kabulü gerekir. Kamu
yararını gerçekleştirmek amacıyla değişik yol veya araçlar arasında
yapılacak tercih, kanun koyucunun takdirine girer. Söz konusu düzenlemelere
paralel olarak itirazen şikayet dışında Kurum’un kendiliğinden inceleme
yapabileceğini öngören düzenlemenin yürürlükten kaldırılması da kanun
koyucunun takdiri içerisinde kalan bir husus olup,Anayasa’nın
2. maddesine aykırılıktan söz edilemez.
Diğer yandan, ilgililer tarafından ihale sürecinde
ya da sözleşme imzalanmasından sonra hukuka aykırı görülen işlemlerin
tamamının yargı mercilerinin önüne taşınarak, idarenin işleminin yargısal
denetiminin sağlanması mümkün olduğundan, söz konusu hükmün kaldırılması
Anayasa’nın 125. maddesine de aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
4- Kanun’un 20. Maddesiyle 4734 Sayılı Kanun’un 53.
Maddesinin;
a- (c) Fıkrasının Sonuna Eklenen Paragrafın
İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
5812 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 4734 sayılı
Kanun’un 53. maddesinin (c) fıkrasının sonuna eklenen paragrafla getirilen düzenleme
ile dava açma, icra takibi yapma ve mahkemelerce verilen kararlara karşı üst
mercilere başvurmaktan vazgeçme ile üst dereceli mahkemelerce verilen
kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesinden vazgeçme hususunda Kamu
İhale Kurumu’nun karar organı olan Kamu İhale Kurulu’na yetki verilmiştir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
Kanun’da usul ve esasları belirlenmeden Kurul’a dava açma, icra takibi,
temyiz ve karar düzeltme haklarından vazgeçme yetkisi verildiği, bu durumda
yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir
düzenleme yetkisi verilerek yasama yetkisinin devri anlamına gelebilecek
bir yetki devri yapıldığı, bu nedenle düzenlemenin Anayasa’nın 2., 7., 8.
ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez.”;
8. maddesinde de “yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar
Kurulu tarafından Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine
getirilir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesine göre, yasama organı
anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla herhangi bir alanı düzenleme
yetkisine sahip bulunmaktadır. Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen
konularda, yürütme organına genel, esasları ve sınırları belirsiz bir
düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme
yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle
Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir
alanda, kanun ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez.
Ancak ekonomik olayların niteliği, gelişen koşul ve durumlara göre sık sık
değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme
zorunluluğu, yasama organının yapısı ve işleyiş biçimi, yasama organının
yürütme organını yetkilendirmesini gerekli kılabilir. Bu gibi durumlarda
yasama organı, temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve yönetim
tekniğine ilişkin hususları yürütme organına bırakabilir. Yürütme organına
tanınan yetkinin Anayasa’ya uygun olabilmesi için sınırlı, ilkeleri ve
çerçevesi kanun ile belirlenmiş ve uzmanlık ve yönetim tekniğine yönelik
bir konuya ilişkin bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda, sık sık değişik
önlemler alınmasına veya bunların kaldırılmasına gerek görülen ekonomik,
teknik veya benzeri alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra
ayrıntıların düzenlenmesinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri
olarak nitelendirilemez.
İptali istenilen kural ile Kamu İhale Kurumu tarafından üçüncü kişiler
aleyhine dava açılması ve icra takibi başlatılması ile maddi veya hukuki sebeplerle takip edilmesinde
fayda umulmayan durumlarda mahkemelerce verilen her türlü karara karşı üst
mercilere başvurmaktan vazgeçme yetkisi Kamu İhale Kurulu’na verilmiştir.
Ancak, hukuki bir yarar
sağlamayacağının ve bunun usul ekonomisi ile bağdaşmayacağının açık ve
kesin bir biçimde belli olduğu durumlarda söz konusu yetkilerin
kullanılabileceği tabiidir.
Bu nedenle söz konusu düzenleme yasama yetkisinin
devri niteliği taşımadığından, Anayasa’nın 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
b- (J) Fıkrasının Değiştirilen (2) Numaralı
Bendinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
İptali
istenilen kural ile Kuruma yapılan itirazen şikayet başvurularından
alınmakta olan başvuru bedeli, ihalelerin niteliği ve parasal büyüklükleri
göz önünde tutularak yeniden belirlenmiştir. Bu değişiklikle Kuruma ödenecek başvuru bedelleri hem artırılmış
hem de başvuruya konu edilecek ihalenin yaklaşık maliyet tutarıyla
bağlantılı olarak kademeli bir belirleme yapılmıştır.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava
dilekçesinde, iptali istenen kural ile Kamu İhale Kurumu’na yapılacak
itirazen şikayet başvurularında getirilen yüksek başvuru ücretlerinin,
ihaleye aday ve istekli olmuş gerçek ve tüzel kişilerin başvurularını
ölçüsüzce sınırlandırdığı, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2., 11. ve 13.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali
istenilen kural ile mal, hizmet veya yapım işleri ihalelerine ilişkin
olarak Kamu İhale Kurumu’na yapılacak itirazen şikâyet başvurusu bedelleri
yaklaşık maliyetle ilişkilendirilmiş ve buna göre mal, hizmet, yapım işleri
ihalelerinde itirazen şikayet başvuru bedellerinin, ihalelerin yaklaşık
maliyetlerine göre kademeli olarak artırılıp azaltılması esası
getirilmiştir.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin önemli ilkelerinden birisi de
ölçülülük ilkesidir. Buna göre, hak ve özgürlüklerin kullanım alanına
ilişkin kuralların hakkaniyete uygun, dengeli ve ölçülü bir şekilde
düzenlenmesi gerekmektedir.
İptali
istenilen kural ile Kuruma yapılan itirazen şikayet başvurularından
alınmakta olan başvuru bedeli, ihalelerin niteliği ve parasal büyüklükleri
göz önünde tutularak yeniden belirlenmiştir. Düzenlemenin amacının; şikayet
ve itirazen şikayet başvurusunda bulunacakları iyi niyetli, esas saiki hak
arama amacı olan, özenli biçimde hazırlanmış başvurulara sevk etmek,
bununla birlikte şikayet ve itirazen şikayet sürecinin hızlı ve etkili
biçimde gerçekleşmesini temin etmek olduğu anlaşıldığından, itirazen
şikayet başvurularından bedel alınmasının ve bu bedelin yaklaşık maliyete
göre kademeli olarak artmasının amaç ve araç arasında makul ve uygun bir
ilişki kurduğu ve düzenlemenin amacına ulaşmaya elverişli olduğu
görülmekle, kuralın ölçüsüzce düzenlendiği söylenemeyeceğinden söz konusu
düzenleme Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 13. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
5- Kanun’un 23. Maddesiyle 4734 Sayılı Kanun’un
Değiştirilen 56. Maddesinin;
a- Birinci Fıkrasının Son Cümlesinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
İhale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler
nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının
muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler,
Kanun’da belirtilen şekil ve usul kurallarına uygun olmak şartıyla şikayet
ve itirazen şikayet başvurusunda bulunabilirler.
Şikayet başvuruları idareye, itirazen şikayet
başvuruları ise Kamu İhale Kurumu’na yapılmaktadır. Başvurunun konusunu bir
hak kaybının veya zararın fiilen doğması oluşturabileceği gibi, muhtemel
hak kaybı veya zarar riskleri de başvuruya konu edilebilmektedir.
Getirilen değişiklikle Kamu İhale Kurumu’nun iptal
işlemlerini denetleme yetkisi idarenin her durumda ve aşamada yaptığı
iptalleri değil, sadece şikayet ve itirazen şikayet süreci başladıktan
sonra gerçekleştirdiği ihale iptallerini kapsamaktadır.
İdare, kendisine ulaşmış bir şikayet başvurusu
yokken, kendi tespit, takdir ve değerlendirmelerine göre her hangi bir
aşamada ihaleyi iptal etmişse bu işlem dolayısıyla Kamu İhale Kurumu’na
başvurulamayacaktır. Ancak idare, kendisine ulaşmış bir şikayet başvuru
süreci devam ederken veya Kamu İhale Kurumu itirazen şikayet süreci sonunda
düzeltici işlem veya şikayet başvurusunun uygun bulunmadığı yönünde bir
karar verdikten sonra ihaleyi iptal etme kararı almışsa, bu karar
ilgililerce doğrudan Kamu İhale Kurumu’na başvuru konusu yapılabilecek ve
Kurum idarenin iptal gerekçelerinin hukuka uygunluğunu incelemek suretiyle,
gerekçeyi uygun bulmazsa iptalin iptaline veya iptal gerekçesini uygun
bulursa itirazen şikayet başvurusunun reddine karar verebilecektir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
idarenin ihalenin iptaline ilişkin işlem ve kararlarından, sadece şikayet
ve itirazen şikayet üzerine alınanların itirazen şikayete konu
edilebileceği, böyle bir düzenlemenin idareye keyfi uygulamalara yol
açabilecek çok geniş takdir yetkisi verdiği, aynı zamanda Kamu İhale
Kurumu’nun yetki ve görev alanı daraltıldığından kamu yararına dayanmadığı,
bu nedenle Anayasa’nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4734 sayılı Kanun’un 11., 16., 39. ve 40.
maddelerine dayanarak idare tarafından re’sen ya da 54. maddesi uyarınca
şikayet üzerine ihalenin iptali mümkün bulunmaktadır.
İptali istenen kuralda, şikayet ve itirazen şikayet
üzerine idarenin alacağı iptal kararının itirazen şikayete konu
edilebileceği, buna karşılık Kanun’un diğer hükümlerine dayanılarak
alınacak iptal kararlarına karşı ise itirazen şikayet yoluna
başvurulamayacağı öngörülmektedir.
5812 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan
değişiklik sonucu, 4734 sayılı Kanun’un 11., 16., 39. ve 40. maddelerinde
bulunan ihale işlemlerinin iptali ile ilgili düzenlemelere dayanılarak
ihalenin idarece iptaline karar verilmesi halinde, geçmişe yönelik olarak
ihale işlemleri geçersiz sayılacağından ve artık ortada bir ihaleden ve
ihaleye ilişkin bir süreçten bahsetme olanağı kalmadığından, anılan
maddelere dayanılarak tesis edilen ihalenin iptali işlemine yönelik olarak,
Kamu İhale Kurumu’na bir itirazen şikayet başvurusunda bulunma olanağından
söz edilemeyecek, ancak bu işlemlerin idari yargıda dava konusu edilmesi
mümkün olabilecektir.
4734 sayılı Kanun’un 11., 16., 39. ve 40. maddeleri
hükümleri uyarınca ihalenin idarece iptali işlemine karşı doğrudan yargı
yoluna başvurulabileceği, 54. maddesi uyarınca şikayet üzerine idarenin
alacağı karar ile itirazen şikayet üzerine Kurul tarafından alınan
kararlara karşı itirazen şikayet başvurusunda bulunulabileceği göz önüne
alındığında ve doğrudan idarece iptal edilen ihaleden sonra aynı amaçla
açılan ihalelerin de idari ya da yargısal başvurulara konu edilmesi her
zaman mümkün bulunduğundan, söz konusu düzenlemenin idareye keyfi
uygulamalara yol açabilecek şekilde çok geniş takdir yetkisi verdiği
söylenemez. Değişiklikten önce Kurumun bu yetkiyi geniş ve etkin biçimde
kullanması tartışmaları neticesinde, idareyi ihale yapmaya zorlama anlamına
gelecek bu tür tasarrufların sınırlandırılması kanun koyucunun takdirinde
olup, düzenleme, hukuk devletinin gereği olarak gözetilmesi gereken kamu
yararına aykırılık oluşturmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu kural
Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
b- İkinci Fıkrasının Son Cümlesinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
4734 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca şikayet
başvurusu üzerine idarenin alacağı karar ile itirazen şikayet üzerine Kamu
İhale Kurulu tarafından alınan kararların uygulamasından kaçınmak üzere
ihalenin iptaline karar verilmesi halinde, bu kararlara karşı Kamu İhale
Kurumuna yapılan itirazen şikayet başvurusu üzerine, ihalenin iptaline
ilişkin olarak idarece tesis edilen işlemin ihale mevzuatına uygunluğunun
Kamu İhale Kurumunca yapılan denetiminin, idari işlemin unsurları ve
idarece iptal nedeni olarak gösterilen gerekçeler ile sınırlı olarak
yapılması öngörülmüştür.
Söz konusu değişiklikle, Kurumun ilk başta “re’sen
inceleme” ve daha sonra “bağlantılı inceleme” adı altında uygulaya geldiği
şikayet konuları dışına taşan denetim yetkisine son verilmiştir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen
düzenleme ile İdare tarafından şikayet veya itirazen şikayet üzerine alınan
ihalenin iptal edilmesi işlemine karşı yapılacak itirazen şikayet
başvurularının idarenin iptal gerekçeleriyle sınırlı olarak incelenmesi
öngörülerek Kamu İhale Kurulu’nun görev alanı daraltıldığından kamu yararına dayanmadığı, bu
nedenle Anayasa’nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kural ile İdare
tarafından şikayet veya itirazen şikayet üzerine alınan ihalenin iptal
edilmesi işlemine karşı yapılacak itirazen şikayet başvurusu
üzerine, Kamu İhale Kurumu tarafından yapılacak incelemenin, idarenin iptal
gerekçeleriyle sınırlı olması öngörülmektedir.
Şikayet başvurusu üzerine ihalenin idare tarafından
iptali durumunda, ihale süreci sona ermekte ve bu süreçte tesis edilmiş
idari işlemler tesis tarihi itibariyle ortadan kaldırılmaktadır.
İdareye yapılan şikayet başvurusu üzerine idarece
ihalenin iptaline karar verilmesi işlemine karşı yapılan itirazen şikayet
başvurusunun Kamu İhale Kurumu tarafından incelenmesi sonucunda, ihalenin
iptali işleminin iptaline karar verilmesi halinde, ihale sürecinde iptal
edilen işlemden önceki süreçte yapılan ihale işlemlerinden mevzuata aykırı
olarak tesis edilenler kaldırılarak mevzuata uygun hale getirilmek
suretiyle ihalenin kaldığı yerden devam etmesi sağlanmaktadır.
İhalenin iptaline ilişkin kararın kaldırılmasından
sonraki aşamada idarece ihale sürecinde tesis edilen işlemlerden dolayı bir
hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel
olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler tarafından
tekrar şikayet ve itirazen şikayet yoluna başvurulması mümkün olup, yapılacak
başvuru neticesinde ihale sürecinde idarece tesis edilen işlemler yeniden
denetlenebilecektir.
Düzenlemenin, idari başvuru yolunun amaca uygun
biçimde kullanılmasını temin bakımından iptal gerekçeleriyle sınırlı olarak
incelenmesinin, aynı zamanda inceleme sürecinin kısa sürede
sonuçlandırılmasını amaçladığı anlaşıldığından, kuralın kamu yararına
aykırı olarak yasalaştırıldığından söz edilemez. Bu nedenle,iptali istenilen kural Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
6- Kanun’un 27. Maddesiyle, 4734 Sayılı
Kanun’un Değiştirilen Ek 2. Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesinde
Yer Alan “…ile yapım işlerine…” İbaresinin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
4734 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinde yapılan
değişiklikle Kanun kapsamındaki idarelerin ihtiyaç duydukları mal ve hizmet
alımı ile yapım işlerinin, açık ihale usulü veya belli istekliler arasında
ihale usulünü kullanmak ve 4734 sayılı Kanun’un 13. maddesinde belirtilen
ihale ilan süreleri ve kurallarına uymak kaydıyla ve belli bir süre için,
her defasında ihale yapmak yerine “Çerçeve Anlaşma”ya taraf olan
isteklilerden temin etmelerine imkan sağlanmaktadır.
Kanun’un değişiklik öncesi halinde yalnızca sağlık
hizmeti sunan idarelerin mal ve hizmet alımlarında çerçeve anlaşma
yöntemini kullanabilecekleri ifade edilirken, değişiklik sonrası tüm
idarelerin ihtiyaç duyduklarında mal ve hizmet alımları ile yapım işlerini
çerçeve anlaşmalar yaparak temin edebilecekleri/yaptırabilecekleri hüküm
altına alınmış ve çerçeve anlaşmaların kapsamı genişletilmiştir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural
ile yapım işlerinin de Kanun kapsamındaki tüm idareler için çerçeve anlaşma
içinde başvurulacak bir yol olarak öngörülmesinin, 4734 sayılı Kanun’un
rekabet ilkesi ile eşit muamele ilkesini zedelediği, böyle bir düzenlemenin, yapım işleri ihalelerinin
idarenin belirleyeceği isteklilere verilmesinin önünü tümüyle açan bir
düzenleme olduğu, bu nedenle Anayasa’nın 2., 11. ve 167. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 167. maddesinin ilk fıkrasında; “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve
geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak
tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” denilmektedir. Maddede yalnız,
tekelleşme değil, tekel oluşturmayan üretim ve hizmet kuruluşlarının ‘fiyat
anlaşmaları’, ‘coğrafi bölge paylaşma’ ve ‘benzeri suretle’
gerçekleştirilecek kartelleşme de yasaklanmış; Devlet, bunu engelleyici
önlemleri almakla yükümlü tutulmuştur. Böylece rekabetin ortadan
kaldırılması, tekellerin ve kartellerin fiyatları oluşturması ve etkilemesi
önlenmek istenmiştir.
Devletin tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önlemek
görevi, temelde tüketiciyi koruma amacı gütmektedir. Bu da ancak,
tekelleşme ve kartelleşmelerin önlenerek özgür rekabet ortamının sağlanması
ile güvenceye alınabilir. Piyasa ekonomisinin etkinliği, serbest rekabet
koşullarının varlığına bağlıdır. Tekelleşmeye veya kartelleşmeye olanak
veren ortamlarda piyasa ekonomisi etkinliğini yitirir. Bu nedenle, yasal
düzenlemelerde, tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemeye, dolayısıyla bireyleri
ve toplumu korumaya yönelik kuralların bulunması zorunludur. Bu husus,
Anayasa’nın 5. maddesindeki Devlet’in ‘kişilerin ve toplumun refah, huzur
ve mutluluğunu sağlamak’ görevleri ile de doğrudan ilgilidir.
İptali istenilen kuralla, tüm idarelerin ihtiyaç
duyduklarında mal ve hizmet alımları ile yapım işlerini çerçeve anlaşmalar
yoluyla temin edebilecekleri ya da yaptırabilecekleri hüküm altına
alınmıştır.
Maddede; çerçeve anlaşmaların süresinin 4 yılı
geçemeyeceği, çerçeve anlaşma
kapsamında temin edilecek mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin ilan
edileceği, anlaşma kapsamında karşılanması planlanan tahmini ihtiyaç
miktarlarının ilanda gösterileceği, çerçeve anlaşmaların rekabeti
engelleyici, bozucu veya sınırlayıcı şekilde kullanılamayacağı, bu
anlaşmalara dayalı olarak yapılacak alımlarda çerçeve anlaşmanın
kurallarının değiştirilemeyeceği ve çerçeve anlaşma yapılmış olmasının,
idareye alım yapma yükümlülüğü getirmeyeceği ve idare tarafından gerekli
görülmesi halinde, çerçeve anlaşma kapsamındaki ihtiyaçların bu Kanun’da
yer alan diğer usulleri kullanmak suretiyle de temin edebileceğine ilişkin
düzenlemelere yer verilmek suretiyle, tekelci bir piyasa yapısının
oluşmasının önlenmesine yönelik düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.
Çerçeve anlaşmaların yapılma süreci 4734 sayılı
Kanun’un Ek 2. maddesi ile Kanun’da yer alan açık ihale ve belli istekliler
arasında ihale usulüne tabi tutulduğundan çerçeve anlaşmanın kapsamı ve
ihale önceden ilan edilmekte ve tüm isteklilerin dahil olabilecekleri
süreçler başlamaktadır. Çerçeve anlaşma ile kanun koyucunun süreklilik arz
eden işlerde her yıl ihale yapılarak emek, zaman ve maliyet kaybına yol
açan ihale tekrarlarını önlemek ve çerçeve anlaşma kapsamında uzun süreli (en
fazla dört yıl) alım yapabilme imkanı sağlamak istediği anlaşılmaktadır.
4734 sayılı Kanun’un ihale süreçlerine tabi bir
uygulama, Kanun’un özü gereği rekabete açık bir ortamda ihale süreçlerinin
gerçekleştirilmesini hedeflediğinden tekelci bir piyasa oluşturulması
mümkün görünmemektedir. Ayrıca, idarelerce bu işlemlerin hem kanuna hem de
Kurum tarafından yayınlanan yönetmelik, tebliğ, tip şartname, tip sözleşme
ve düzenleyici kararlara uygun olarak yapılmaması halinde, ihale
sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına
veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden
aday veya istekli ile istekli olabilecekler, şikayet ve itirazen şikayet
başvurusunda bulunabilecekleri gibi alınan kararlar da yargı denetimine
tabi bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 167. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
7- Kanun’un 30. Maddesiyle, 4734 Sayılı
Kanun’a Eklenen Geçici 10. Maddenin İncelenmesi
Anlam ve Kapsam
İptali istenen düzenleme ile Kamu İhale Kurulu’nun
mevcut başkan ve üyelerinden 5812 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği
tarihten önce başka bir üyenin görev süresini tamamlamak üzere atanmış
olanların görev sürelerinin atandıkları tarihten itibaren beş yıl olarak
uygulanacağı belirtilmiştir.
Değişikliğin gerekçesine bakıldığında, “Kanunun 53
üncü maddesinde yapılan ve kalan sürenin tamamlanması şeklindeki
düzenlemeyi yürürlükten kaldıran hükmün, bu değişiklikten önce atanan ve
halen görev yapmakta olan üyeler için de geçerli olması
sağlanmaktadır.”şeklinde bir
açıklamaya yer verildiği ve bu haliyle de yapılan değişikliğin müstakil bir
değişiklik olmadığı 53. maddede yapılan değişiklik ile birlikte
değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Atıfta bulunulan 53. maddeye ilişkin değişikliğin
ise anılan maddenin (c) fıkrasının üçüncü bendinin son cümlesinde yer alan
“Bu durumlarda atanan üye, yerine atandığı üyenin görev süresini tamamlar.”
düzenlemesini yürürlükten kaldırdığı görülmektedir. Bu düzenleme sonrasında
Kanun’da sayılan nedenlerden dolayı görevden alma nedeniyle veya süresi
dolmadan herhangi bir sebeple boşalan Kurul üyeliklerine bir ay içerisinde
Kanun’da belirtilen esaslara göre yeniden atama yapılacağı belirtilmekte ve
yapılan düzenleme neticesinde Kurul üyeliğine bu şekilde atananların da
yerine atandıkları üyenin görev süresinden bağımsız olarak aynen ilk kez
atama yapılanlarda olduğu gibi beş yıl bu görevi yapmasının sağlandığı ve
bundan sonra yapılacak tüm atamaların da bu çerçevede yapılacağı ve her ne
sebeple olursa olsun kurul üyeliğine atanacakların görev süresinin eşit
düzenlendiği görülmektedir.
İptali istenen kural ile de geleceğe yönelik bu
genel düzenleme yapılırken halen görev yapmakta olan başkan ve üyelerden
aynı durumda olan üyelerin de bu genel düzenlemeye tabi olacağına yer
verilmiştir.
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenilen kuralla kişiye
özel düzenleme yapıldığı ve belirli kişilere ayrıcalık tanındığı, bu
nedenle Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Kanunların, ilke olarak genel ve nesnel nitelikte
olmaları gerekir. Kanunların genelliği olarak adlandırılan bu ilke, hukuk
devleti ve kanun önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucu olarak kabul
edilmektedir. Kanunun genelliği, onun belli bir kişiyi hedef almayan, özel,
aktüel, geçici bir durumu gözetmeyen fakat önceden saptanmış olup, soyut
şekilde, uygulanabileceği bütün kişilere hitap eden hükümler içermesi
demektir. Kanun, genel hukuk kuralları koymalı, kişiye özel hükümler içermemelidir.
Her kanunun sonuç itibarıyla belli bir grup ya da
kişiye haklar ya da mükellefiyetler getirmesi kaçınılmazdır. Burada
aslolan, yapılan bu geçici düzenlemenin aynı durumda bulunan herkesi
kapsamına alıp almadığı ve kişilere özel çıkar sağlayıp sağlamadığıdır. Bir
başka ifadeyle yapılan düzenlemenin kanunların genelliği ilkesine
aykırılığının saptanmasında, kanunun kapsamına aldığı kişilerin bazılarına
ayrıcalık yapıp yapmadığı ile kapsamına aldığı kişilerin tümüne ayrıcalık
yapıp yapmadığına bakılmalıdır.
İptali istenen düzenleme genel düzenlemenin bir
parçasıdır. Düzenleme öncesi dönemde aynı usul ile seçilen üyelerden
bazıları beş yıllık bir süre için görev yaparken süresi bitmeden boşalan
üyenin yerine yeni atanan üyeler beş yıldan az üyelik yapmaktaydı. Bu yasal
düzenlemeden sonra başka bir üyenin görev süresini tamamlamak üzere atananlar,
Kanun’da belirlenen 5 yıl için görev yapacaklardır. Esasen değişiklik
öncesi dönemde aynı statüde bulunan şahıslar arasındaki farklılıklar, bu
düzenleme ile giderilmiştir. Ayrıca değişiklik ile aynı durumda bulunan
başka şahıslar için farklı uygulama oluşturabilecek bir husus da
öngörülmemiş, kapsamına aldığı kişiler arasında bir ayırım yapılmadığı
gibi, kapsamına aldığı kişilere özel bir çıkar da sağlanmış değildir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ
20.11.2008 günlü, 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu ile
Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un:
1- 3. maddesiyle 4.1.2002 günlü, 4734 sayılı Kamu
İhale Kanunu’nun 10. maddesinin üçüncü fıkrasının değiştirilen son
cümlesinde yer alan “… en fazla beşte bir oranında …” ibarelerine,
2-6.
maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un 20. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının değiştirilen son cümlesinde
yer alan “… ile yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi
ihaleleri …” ibaresine,
b- Üçüncü fıkrasının sonuna eklenen cümleye,
3- 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…
(b) fıkrasının (9) numaralı bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten
kaldırılmış;…” ibaresine,
4- 20. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un 53.
maddesinin;
a-(c)
fıkrasının sonuna eklenen paragrafa,
b-(j)
fıkrasının değiştirilen (2) numaralı bendine,
5-23.
maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un değiştirilen 56. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının son cümlesine,
b- İkinci fıkrasının son cümlesine,
6- 27. maddesiyle 4734 sayılı Kanun’un değiştirilen
Ek 2. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “… ile yapım
işlerine …” ibaresine,
7-30.
maddesiyle 4734 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 10. maddeye,
yönelik iptal istemleri 16.6.2011 günlü, E. 2009/9,
K. 2011/103 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, bent, paragraf,
cümle ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
16.6.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
20.11.2008 günlü, 5812 sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale
Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un:
1- 3.
maddesiyle, 4.1.2002 günlü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10.
maddesinin üçüncü fıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “… en
fazla beşte bir oranında …” ibarelerinin,
2-6. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un 20. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “… ile
yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi ihaleleri …”
ibaresinin,
b- Üçüncü fıkrasının
sonuna eklenen cümlenin,
3- 20.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… (b) fıkrasının (9) numaralı
bendinden sonra gelen paragraf yürürlükten kaldırılmış;…” ibaresinin,
4- 20.
maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un 53. maddesinin;
a-(c) fıkrasının sonuna
eklenen paragrafın,
b- (j) fıkrasının değiştirilen (2) numaralı bendinin,
5- 23. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un
değiştirilen 56. maddesinin;
a- Birinci fıkrasınınson cümlesinin,
b- İkinci fıkrasının son cümlesinin,
6- 27.
maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’un değiştirilen Ek 2. maddesinin birinci
fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “… ile yapım işlerine …” ibaresinin,
7-30. maddesiyle, 4734 sayılı Kanun’a eklenen Geçici
10. maddenin,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 16.6.2011
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|