|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2010/31
Karar Sayısı : 2011/167
Karar Günü : 22.12.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
:Ankara 2. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 24.6.1995 günlü, 552 sayılı Yaş Sebze ve
Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinin Anayasa’nın 73. ve 91. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali ve yürürlüğün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Adana ilinden aldığı yaş sebze ve meyvenin
pazarlamasını yapan şirketin satışını yaptığı meyveleri, alıcıya teslim
amacıyla Ankara iline getirdiği sırada belediye zabıta ekiplerince satışın
toptancı hali dışında yapıldığı gerekçesiyle belediye payı tahsilatı işleminin iptali istemiyle açılan davada,
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme,
iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Vergi Ödevi” 1982 Anayasası’nın “Temel Hak ve
Ödevler” başlıklı ikinci kısmının “Siyasi Hak ve Ödevler” başlıklı dördüncü
bölümünde 73. madde numarasıyla düzenlenmiştir. Anılan maddenin 3.
fıkrasında; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla
konulup, değiştirileceği veya kaldırılacağı, 4. fıkrasında ise; vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği öngörülmüştür.
1982 Anayasası’nın 91.
maddesinin 1. fıkrasında ise Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Bakanlar
Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği, ancak
sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci
kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları
ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer
alan siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle
düzenlenemeyeceği hükmü yer almıştır.
Yukarıda yer verilen Anayasa
hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun
hükmünde kararnameleri haricinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler ile
vergi, resim ve harç benzeri mali yükümlülüklerin konulamayacağı,
değiştirilemeyeceği ve kaldırılamayacağı, bu yükümlülüklerin ancak ve ancak
kanunla veya sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile
konulup, değiştirileceği veya kaldırılacağı anlaşılmaktadır. Bu durum aynı zamanda
verginin kanuniliğini de ifade etmektedir.
Vergilendirme yetkisinin
sınırlandırılması, anayasal demokrasinin gelişimiyle paralellik arz eder.
Vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasının en temel aracından birisi
olan verginin yasallığı ilkesi, tarihi süreç içerisinde demokratik
mücadelenin bir sonucu olarak bugünkü anayasal konumunu kazanmıştır.
Vergilendirmeye ilişkin düzenlemelerin halkoyu ile seçilen parlamento
tarafından kanunla yapılması ile vergilemede keyfiliğin yerini temsil,
hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenlik almıştır. Başka bir deyişle, verginin
yasallığı ilkesi, keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda
yer alması zorunluluğunu getirerek bireyin temel hak ve hürriyetlerini
devlete karşı korur. Bu kapsamda; vergide yasallık ilkesi, vergiyi doğuran
olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini
gerektirmektedir.
Öte yandan; verginin
yasallığı ilkesi kamu gücüne dayalı olarak getirilen bütün mali
yükümlülükleri kapsar. Bir başka deyişle, verginin yanında, resim, harç ve
benzeri yükümlülükler de bu ilkenin kapsamındadır.
Anayasa Mahkemesi’nin
18.7.1994 gün ve E:1994/46, K:1994/57 sayılı kararında da belirtildiği
üzere, vergi ve malî yükümlülüklerin kanunla konulmasını öngören 73. madde,
malî yükümlülüğün yalnızca yasa ile konulabileceği ve yasanın hiçbir şekilde
bu konuda yürütme organını ve idareyi yetkili kılamayacağı anlamındadır.
Yukarıda da açıklandığı
üzere uyuşmazlığımızda uygulanacak norm niteliğinde olan 552 sayılı Yaş
Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin Belediye ve İşletme Payı başlıklı 17. maddesinde yer
alan “Toptancı hallerde satılan malların toptan satış bedelinin % 2’sini
geçmemek şartıyla belediye meclislerince düzenlenecek tarifeye göre
belediye payı tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilen paylardan en az % 10’u,
izleyen yıl belediye bütçesine toptancı hal ihtiyaçları için harcanmak
üzere ödenek olarak konur ve yalnız bu amaçla harcanır.
Gerçek ve tüzel kişilerce
kurulacak özel toptancı hallerde malların satış bedelinin % 2’sini geçmemek
üzere birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde belirlenen belediye
payı, işletme payı olarak hal işletmecisi tarafından tahsil olunur ve bunun
yarısı belediye payı olarak ilgili belediyeye ödenir.
Üretildiği il veya ilçe
dışına sevkedilen mallar satışa sunulacağı yer
haline girer ve bunlardan alınacak belediye payı, malın satışa sunulduğu
yer belediyesince tahsil edilir. Malın sevkiyatında, sevk veya taşıma
irsaliyesi veya ziraat odası kaydı belgelerinden birinin bulunması ve
kontroller sırasında ibrazı zorunludur. Belediye sınırları ve mücavir
alanlar içinde toptancı hal dışında malların toptan veya her ne şekilde
olursa olsun toptancı halden satın alınmadan perakende satışa sunulduğunun
tespiti halinde, malların toptancı hale girişi sağlanarak hal müdürlüğünce
açık artırma ile satışı yapılır veya yaptırılır. Bu durumda belediye veya
işletme payı yüzde yirmibeş olarak uygulanır.
Üçüncü fıkra çerçevesinde
görevlilerce yakalanan malların hal müdürlüğünce satılarak elde edilen hasılatından alınacak belediye payının yarısı malları
yakalayan görevliler arasında eşit oranda ödül olarak dağıtılır.
Hal müdürlüğü, üçüncü
fıkraya göre malın hale girişi ve satışı ile ilgili olarak yapılacak
işlemleri hakem kurulunun belirlediği esaslar çerçevesinde düzenlemeye yetkili
ve görevlidir. Belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde toptan veya
perakende mal satmak üzere münhasıran fatura veya müstahsil makbuzu ile
üreticilerden mal satın alanlar satış işlemine başlamadan önce bunları
fatura veya müstahsil makbuzu örnekleriyle toptancı hal müdürlüklerine
bildirmek zorundadırlar. Bu durumda malların toptancı hale girişi yapılmaz
ve fatura veya müstahsil makbuzunda gösterilen bedel üzerinden % 15
oranında belediye payı tahsil olunur. Bildirim yükümlülüğünün ilgililerce
yerine getirilmemesi veya miktar ve değer yönünden gerçeğe aykırı
bildirimde bulunulması hallerinde, belediye payı malların hakem
kurullarınca tespit edilecek gerçek değer ve miktarları üzerinden % 30
oranında uygulanır.”hükmü ilgili mükelleflere vergi, resim ve harç benzeri
mali yükümlülük getirilmektedir.
Uyuşmazlığa konu belediye
payı; vergi, resim ve harç adı altında tahsil edilmemekle birlikte
ilgililere mali külfetler getirdiği kuşkusuzdur. Bu bakımdan belediye payı
adı altında tahsil edilen tutarların vergi, resim ve harç benzeri mali
yükümlüklerdendir ve ne kanunla ne de sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun
hükmünde kararnamelerine konu edilmiştir. Anılan düzenleme olağan dönem
kanun hükmünde kararnamesine konu edilmiştir.
Vergilendirme konusunda Bakanlar
Kuruluna yasama organı tarafından Anayasanın 73. maddesinin 4. fıkrasında
açıklandığı şekilde sadece “Vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin
hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik
yapmak yetkisi” verilebilir. Bunun dışında vergi, resim ve harç benzeri
mali yükümlülük getirme yetkisi verilmesi yürürlükte bulunan 1982
Anayasası’na göre mümkün değildir. Aksi takdirde, anayasal demokrasinin
gelişiminde bir mihenk taşı niteliğinde olan verginin yasallığı ilkesi
zedelenmiş olur ve bunun sonucu olarak da, bireylerin temel hak ve
hürriyetlerinin, takdiri ve keyfi idare uygulamalarından korunması
olanaksız hale gelir.
Sonuç olarak; vergi, resim
ve harç benzeri mali yükümlülük doğuran 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve
Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname hükmü, 1982 Anayasası’nın 91. maddesinin 1. fıkrasında yer alan
“Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname
çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve
olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve
ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile
dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenemez.” hükmü 1982 Anayasası’nın 73. maddesinin 3.
fıkrasındaki “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla
konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmüne aykırı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
Anayasa’nın 152. ve bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o dava sebebiyle
uygulanacak olan bir kanun hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
götüren görüşünü açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine başvurması
gerektiğini düzenleyen 2949 sayılı Kanun’un 28. maddesinin 1. fıkrası
gereğince 552 sayılı Yaş Sebze ve
Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin “Belediye ve İşletme Payı” başlıklı 17. maddesi hükmünün,1982
Anayasası’nın 91. ve 73. maddesine aykırı
olduğu kanaati ile bu hükmün iptali ve bakılan davalar açısından bu hükmün
uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve
zararların önlenmesi için iptali istenilen hükmün yürürlüğünün durdurulması
istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve dosyadaki belgelerin onaylı
birer örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine,
23.12.2009 tarihinde karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin
Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17.
maddesi şöyledir:
“Belediye
ve İşletme Payı
Madde
17- (Değişik birinci fıkra: 11/6/1998
- 4367/4 md.) Toptancı hallerde satılan malların toptan satış bedelinin %
2’sini geçmemek şartıyla belediye meclislerince düzenlenecek tarifeye göre
belediye payı tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilen paylardan en az %
10’u, izleyen yıl belediye bütçesine toptancı hal ihtiyaçları için
harcanmak üzere ödenek olarak konur ve yalnız bu amaçla harcanır.
Gerçek ve tüzel kişilerce kurulacak
özel toptancı hallerde malların satış bedelinin % 2’sini geçmemek üzere
birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde belirlenen belediye payı,
işletme payı olarak hal işletmecisi tarafından tahsil olunur ve bunun
yarısı belediye payı olarak ilgili belediyeye ödenir.
(Değişik
üçüncü fıkra: 5/5/2007-5652/2 md.) Üretildiği il
veya ilçe dışına sevk edilen mallar satışa sunulacağı yer haline girer ve
bunlardan alınacak belediye payı, malın satışa sunulduğu yer belediyesince
tahsil edilir. Malın sevkiyatında, sevk veya taşıma irsaliyesi veya ziraat
odası kaydı belgelerinden birinin bulunması ve kontroller sırasında ibrazı
zorunludur. Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde toptancı hal
dışında malların toptan veya her ne şekilde olursa olsun toptancı halden
satın alınmadan perakende satışa sunulduğunun tespiti halinde, malların
toptancı hale girişi sağlanarak hal müdürlüğünce açık artırma ile satışı
yapılır veya yaptırılır. Bu durumda belediye veya işletme payı yüzde yirmibeş olarak uygulanır.
(Değişik : 11/6/1998
- 4367/4 md.) Üçüncü fıkra çerçevesinde görevlilerce yakalanan malların hal
müdürlüğünce satılarak elde edilen hasılatından alınacak belediye payının
yarısı malları yakalayan görevliler arasında eşit oranda ödül olarak
dağıtılır.
(Değişik : 11/6/1998
- 4367/4 md.) Hal müdürlüğü, üçüncü fıkraya göre malın hale girişi ve
satışı ile ilgili olarak yapılacak işlemleri hakem kurulunun belirlediği
esaslar çerçevesinde düzenlemeye yetkili ve görevlidir. Belediye sınırları
ve mücavir alanlar içerisinde toptan veya perakende mal satmak üzere
münhasıran fatura veya müstahsil makbuzu ile üreticilerden mal satın
alanlar satış işlemine başlamadan önce bunları fatura veya müstahsil makbuzu
örnekleriyle toptancı hal müdürlüklerine bildirmek zorundadırlar. Bu
durumda malların toptancı hale girişi yapılmaz ve fatura veya müstahsil
makbuzunda gösterilen bedel üzerinden % 15 oranında belediye payı tahsil
olunur. Bildirim yükümlülüğünün ilgililerce yerine getirilmemesi veya
miktar ve değer yönünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması hallerinde,
belediye payı malların hakem kurullarınca tespit edilecek gerçek değer ve
miktarları üzerinden % 30 oranında uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 73. ve 91.maddelerine dayanılmıştır
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi hükmü uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,
Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla
PERKTAŞ,Engin YILDIRIM ve Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla 13.5.2010 gününde yapılan ilk inceleme
toplantısında; öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde
durulmuştur.
Anayasa’nın 152. maddesi ile 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre, bir
davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun
hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya
taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu
kanısına varırsa, ilgili kural ya da kuralların iptali için Anayasa
Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu hükümler uyarınca, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne
başvurabilmesi için, yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren bakmakta
olduğu bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın da bu davada
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise, bakılmakta olan davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kanun
veya kanun hükmünde kararnamelerdir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme’nin bakmakta olduğu
davada, 552 sayılı KHK’nin 17. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca satışın
toptancı hali dışında yapıldığı gerekçesiyle zabıta ekiplerince yapılan %
25 oranında belediye payı tahsilatı işleminin
iptali talep edilmiştir. Başvuru kararında 552 sayılı KHK’nin 17.
maddesinin davada uygulanacak bölümlerine dair bir değerlendirme yapılmadan
tümünün iptali talep edilmiştir. 17. maddenin birinci
fıkrası satılan mallardan tahsil edilecek belediye payı ve bunun harcama
usulüne, ikinci fıkrası özel hallerce tahsil edilecek belediye payına,
dördüncü fıkrası hal dışındaki satışları yakalayan görevlilerin
ödüllendirilmesine ve beşinci fıkrası ise toptancı hallerine girmeden
müstahsil ve üretici faturası ya da müstahsil makbuzu ile bildirim yoluyla
satış yönteminde belediye payının tahsili usulünü düzenlemekte olup davada
uygulanacak kural değildir.
Bu nedenlerle,
1- 24.6.1995 günlü, 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin
Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17.
maddesinin, 5.5.2007 günlü, 5652 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen
üçüncü fıkrası dışında kalan fıkralarının, itiraz başvurusunda
bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,
bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
Şevket APALAK ve Serruh KALELİ’nin
karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 24.6.1995 günlü, 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve
Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinin, 5.5.2007 günlü 5652 sayılı Kanun’un 2.
maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasının esasının incelenmesine
OYBİRLİĞİYLE,
13.5.2010 gününde karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
24.6.1995 günlü, 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve
Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinin, 5.5.2007 günlü, 5652 sayılı Yasa’nın 2.
maddesiyle değiştirilen üçüncü
fıkrasına ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE, 13.5.2010 OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A- Maddenin Üçüncü Fıkrasının 1. Cümlesinin İncelenmesi
Anayasa’nın “Anayasaya
aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlığını taşıyan 152.
maddesinin son fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına
girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede
yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” ; 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar “
başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği
ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe
aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu
yapılamaz.” denilmiştir.
5652 sayılı Kanun’un 2.
maddesiyle değiştirilen 552 sayılı KHK.’nin 17.
maddesinin üçüncü fıkrasının “Üretildiği
il veya ilçe dışına sevk edilen mallar satışa sunulacağı yer haline girer
ve bunlardan alınacak belediye payı, malın satışa sunulduğu yer
belediyesince tahsil edilir.” şeklindeki ilk cümlesine yönelik iptal
başvurusu, Anayasa Mahkemesi’nin 25.2.2010 günlü, E. 2007/65, K. 2010/43
sayılı kararıyla Anayasa’ya aykırı olmadığı gerekçesi ile esastan
reddedilmiş ve bu karar 21.6.2010 günlü, 27619 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nce işin esasına girilerek
reddedilen kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki
kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 21.6.2010 gününden başlayarak geçmesi
gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, 5652 sayılı Kanun’un 2.
maddesiyle değiştirilen 552 sayılı KHK’nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının
1. cümlesi yönünden itiraz
başvurusunun, Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1)
numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
B-
Maddenin Üçüncü Fıkrasının Kalan Bölümünün İncelenmesi
Başvuru kararında, 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve
Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin Belediye ve İşletme Payı başlıklı 17. maddesinde yer alan
belediye payının; vergi, resim ve harç adı altında tahsil edilmemekle
birlikte ilgililere mali külfetler getiren bir yükümlülük olduğu, bu bakımdan
belediye payı adı altında tahsil edilen tutarların vergi, resim ve harç
benzeri mali yükümlüklerden olduğu halde, olağan dönem kanun hükmünde
kararnameye konu edildiği bunun daAnayasa’nın 73. ve 91.maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
552 sayılı KHK’nin 17. maddesinin üçüncü
fıkrasında, üretildiği il veya ilçe dışına sevk edilen malların satışa
sunulacağı yer haline yani tüketim yeri haline girmesi zorunluluğu
getirilmiş olup, bunlardan alınacak belediye payının da malın satışa
sunulduğu yer belediyesince tahsil edileceği düzenlenmiştir. Buna göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde toptancı
hal dışında malların toptan veya her ne şekilde olursa olsun toptancı
halden satın alınmadan perakende satışa sunulduğunun tespiti halinde,
malların toptancı hale girişi sağlanarak hal müdürlüğünce açık artırma ile
satışı yapılacak ve bu durumda yüzde iki olan belediye payı yüzde yirmibeş olarak uygulanacaktır.
Anayasanın “Vergi ödevi” başlıklı 73. maddenin
üçüncü fıkrasında “Vergi, resim, harç
ve benzeri mali yükümlülük kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır”
denilmiştir. Öğreti ve uygulamada verginin yasallığı ilkesi olarak
adlandırılan bu ilke vergi, resim, harç ve benzeri bütün yükümlülüklerin
kanunla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir.
KHK çıkarılması yetkisini düzenleyen Anayasa’nın
91. maddesinde “Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı
kalmak üzere, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın birinci ve ikinci bölümlerinde
yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer
alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.”denilerek Anayasa’nın bu yasak alan içerisinde kalan 73. maddesinde
belirtilen vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin KHK’lerle
düzenlenemeyeceği öngörülmüştür.
552 sayılı KHK’nin 17. maddesinin itiraz konusu
üçüncü fıkrası, KHK’ye 5.5.2007 günlü, 5652 sayılı Yaş Sebze ve Meyve
Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilerek Kabulüne İlişkin Kanun’un 2.
maddesiyle eklenmiştir. Dolayısıyla kural, KHK ile değil kanunla
getirilmiştir. Kanunla getirilen itiraz konusu kural Anayasa’nın 73.
maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 91. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
VII- SONUÇ
24.6.1995 günlü, 552 sayılı Yaş Sebze
ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinin, 5.5.2007 günlü, 5652 sayılı Kanun’un 2.
maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasının;
1- Birinci tümcesinin iptali istemine
ilişkin itiraz başvurusunun, Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrası ve
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,
2- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE,
22.12.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
YÖNTEMDE AYRIŞIK OY
Esasının
incelenmesine geçilen 552 sayılı K.H.K.’nin 17.
maddesinin 5652 sayılı Yasayla değişik üçüncü fıkrasında sözü edilen ve maddenin esasını
oluşturan“belediye payı”nın itiraza etken olduğu kuşkusuzdur. Üçüncü
fıkraya dayanılarak alınan belediye payına maddenin birinci fıkrasında
öngörülen ölçütlerle belirlenen belediye payı esas alınmakta ve itiraz
belediye payının belirlenmesine ilişkin işlem olgusunda
toplanmaktadır.
Bu nedenlerle
belediye payının belirlenmesine ilişkin birinci fıkranın, itiraz nedeni ve üçüncü
fıkrayla ilintisi karşısında uygulanacak kural olma özelliğinde duraksama yoktur.
Aynı yaklaşım ışığında belediye payını konu alan maddenin tümüyle esas
incelenmesine alınması gerektiği de ayrı bir gerçektir.
Bu nedenle ilk
incelemeye ilişkin evrede alınan 13.5.2007 günlü kararın yetkisizlikten
retle ilgili kısmına karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
KARŞIOY
İtirazen
iptal başvurusunda bulunan mahkemenin, başvuru kararında 552 sayılı Kanun
Hükmündeki Kararname’nin “Belediye ve İşletme Payı” başlığı altında yer
alan 17. maddesinin 5652 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle 17. maddeye eklenen
değişik üçüncü fıkrası dahil tamamının iptalini
istediği görülmüştür.
Davada uygulanacak yasa kuralı davayı yürütmede ki
uyuşmazlığı sonuçlandırmada etki yapacak nitelikte bulunan, kararın
dayanağını oluşturmaya yarayan iddia ve savunma çerçevesinde karar vermek
için göz önünde tutulması gereken kural olması gerekir.
Mahkeme somut olayda satılmak üzere alıcısına
teslim edilmek amacı ile Ankara’ya getirilen yaş sebze ve meyvenin toptancı
hal dışında satışa sunulduğu tespiti üzerine, belediye meclisince
oluşturulmuş tarifeye göre belirlenen belediye payı olan, malın satış
bedeli üzerinden % 25’lik tutarının, davacıdan tahsil isteminin Anayasa’nın
73. ve 91. maddelerine aykırı olduğunu ve bu nedenle iptal konusu 17.
maddenin tüm fıkraları ile birlikte tamamının uyuşmazlıkta uygulanacak
kural olduğu kanaatine vardığı görülmektedir.
Beş fıkradan oluşan kuralın ilk fıkrasında; Haller’de satılacak mallardan tahsil edilecek belediye
payı ve bunun harcama usulü, ikinci fıkrasında özel toptancı hallerinde
belediye payı tahsil usulü, dördüncü fıkrasında hal dışında satışa hazır
yakalanan maldan görevli ödül payı, beşinci fıkrasında toptancı haline
girmeden müstahsil ve üretici faturası ya da müstahsil makbuzu ile bildirim
yoluyla satış yönteminde belediye payının tahsili usulünün, 5652 sayılı
Yasa ile değişik üçüncü fıkrasında ise, üretildiği il dışına çıkarılan
malın hangi yer “belediye payı” tahsil yetki alanına gireceği, sevkiyatta
ibrazı zorunlu belgeler, toptancı hal dışında satın alınan malın satışa
sunulduğunun tespiti halinde malın satış usulü ve belediyece alınacak pay
oranı ifade edilmektedir. Görüleceği üzere, farklı konuların düzenlendiği
normu, hiçbir fıkrası yönünden somut olaya tatbik etmeyen mahkeme toptancı
hal dışında satış nedeniyle düzenlenen belediye payı tahsiline ilişkin
davada farklı fıkralardaki belediye pay tahsil usulüne de, yakalayanların
ödül payına da, ibrazında istenen belgelerin varlığına da hiçbir ayrım
yapmadan Anayasa’nın 73. maddesi kapsamında Anayasa’ya aykırı bulduğu
sonucu doğuran sav ile Anayasa Mahkemesi önüne taşımıştır.
2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesi gereği, somut olay
nedeniyle davada uygulanacak ve Anayasa’ya aykırılığı iddiasının
ciddiyetine kanaat getirilen kural bu yoldaki gerekçeli kararı ile birlikte
Anayasa Mahkemesine getirilmek zorundadır. Mefhumu muhalifinden’de
kuralın somut olayla bağdaşmayan ve ilgisiz olan kısımlarının ise
ayıklanarak, ayırt edilmek zorunda olduğu anlaşılacaktır.
Başvuran mahkemenin davada uygulanacak kuralı somut
bir olayda bazen çok hassas biçimde ayırt edememesi olasılığı bulunsa bile
beş fıkradan oluşan, ancak bir fıkrasının uygulanacak kural niteliğinde
kabul edildiği 552 sayılı K.H.K. 17. maddesinin ilgili fıkralarının hangi
nedenlerle davada uygulanacağını ve Anayasa’nın 73. maddesi yönünden aykırı
olduğunu genel ifade ile değil özelde normun her fıkrası ve gerektiğinde
denetlenmesini istediği her cümlesi ile ilgisini kurarak gerekçelendirmesi
zorunludur. Yasanın aradığı bu
hükmün göz ardı edilerek, soyut kural bütününün, olaya somutlaştırmadan ve
de makul ve kabul edilebilir nitelikte gerekçe olmaksızın başvuruya konu
edilmesi hali karşısında, başvuru usulüne ilişkin görevini eksik yerine
getiren mahkeme başvurusunun eksikliklerin giderilmesi amacı ile geri
çevrilerek mahkemesine iadesi gerekirken, işin esasına geçilmesi kararına katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
|