|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2010/118
Karar Sayısı:
2011/170
Karar Günü:
22.12.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bursa 2. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 18.2.2009 günlü, 5838 sayılı Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, geçici 3. maddesinin “Tahsil
edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.”
biçimindeki son cümlesinin Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı adına ikmalen
salınan ve tahsil edilen özel tüketim vergisinin, 5838 sayılı Kanun’un, geçici 3. maddesi uyarınca
iadesi isteminin reddi üzerine açılan davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasanın 10. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen
eşitlik ilkesi, bu ilkeden yararlananlar açısından bir temel hak, yani eşit
işlem görmeyi ya da ayrım gözetilmemesini isteme hakkını doğurduğu
tartışmasızdır. Bununla birlikte eşitlik, aynı zamanda, muhataplarını yani
devlet organları ve idare makamları anayasal bir buyruk ile devlet
yönetiminde benimsenmesi gereken, egemen temel bir ilkeyi vurgulamaktadır.
Eşitlik ilkesi, şekli hukuki eşitlik ve maddi
hukuki eşitlik olarak iki anlamda yorumlanabilir. Şekli hukuki eşitlikten
kastedilen kanunların genel ve soyut nitelik taşıması, yani kapsadığı
herkese eşit olarak uygulanmasıdır. Anayasanın 10’uncu maddesinin, hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa “imtiyaz” tanınamayacağı yolundaki
ikinci fıkrası da bu anlamda bir eşitliği hedeflediği anlaşılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 06.07.2000 tarih ve E. 2000/21, K.
2000/16 sayılı kararında, Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “yasa
önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu
olduğunu; bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörüldüğü; eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu; bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
çiğnenmesinin yasaklandığı; durum ve konumlarındaki özellikler, kimi
kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceği; aynı
hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmayacağı ifade
edilmiştir. Ancak şüphesiz ki, eşitlik ilkesinin anlamını şekli
hukuki eşitlikle sınırlandırmak mümkün değildir. Maddi hukuki eşitlik,
şekli eşitliğin ötesinde, aynı durumda bulunanlar için haklarda ve
ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda,
fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranma zorunluluğunu içermektedir. Bu
anlamda eşitlik ilkesinin ihlal edilmiş olup olmadığının anlaşılabilmesi
için Anayasaya uygunluk denetiminde sadece kanunların genel ve soyut nitelik
taşıyıp taşımadıklarının değil, onların içeriklerinin de araştırılması
gerekir.
Bu kapsamda; itiraza konu Kanun kuralının genel ve
soyut ve dolayısıyla şekli anlamda eşitlik ilkesini gözetir nitelikte
olduğu açıktır. Ancak söz konusu Kanun kuralının maddi hukuk anlamında
eşitlik ilkesi ile örtüşüp örtüşmediği madde içeriğinde yapılacak analizle
mümkün olacaktır. Bu doğrultuda
5838 sayılı Kanunun geçici
3. maddesi ile, esasında daha
önceleri yapılan vergilendirmeden devletin bir egemen olarak vazgeçmesini, bu
vazgeçmeden kaynaklı uygulamanın da ne şekilde olması gerektiği hususu
düzenlenmiştir. Bu çerçevede oluşan bu yeni durum ile yeni tarhiyatlar
yapılmamış, yapılan tarhiyatlar ise terkin edilmiştir. Ancak itiraza konu“Tahsil edilmiş tutarlar red
ve iade edilmez.” yasa hükmü nedeniyle daha evvelinden tarh
ve tahakkuk aşaması geçip tahsilatı yapılan
vergilerin iadesine engel olunmuştur. Böylece söz konusu
Kanun kuralı, aynı durumda olup aynı verginin -Özel Tüketim Vergisinin-
mükellefi olan kişiler noktasında vergisel yükümlülüklerini zamanında
yerine getiren ile getirmeyen, incelemeye dayalı olarak yapılan
tarhiyatlarda hakkında incelemeye başlanılan ile başlanılmayan, tahakkuk
eden vergileri zamanında ödeyen ile ödemeyenler arasında Anayasa’nın 10.
maddesinde bahsedilen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
Bu hukuki durum maddi olay
kapsamında ele alındığında ise; davacı şirket, hakkında daha önce vergi
incelemesi yapıldığı için tarhiyatlara muhatap olmuşken, davacı ile aynı
vergi yükümlülüğünü doğuracak aynı nitelikte emtiayı ithal eden ancak
haklarında henüz vergi incelemesi yapılmamış diğer mükellefler ile ya da
tarhiyatlara muhatap olmakla birlikte yasal yükümlülüğünü süresinde yerine
getirmeyip ödemede bulunmayan mükellefler arasında yani eşitler arasında
tesis edilmesi gereken (yatay) eşitlik ilkesinin zedelendiğini
göstermektedir. Ayrıca yasal
sorumluluklarını yerine getirmekte acele edip hukuka uygun davranan
mükelleflerin korunması gerektiği yerde söz konusu Kanun hükmü ile
cezalandırılması sonucu doğması ise işin diğer boyutudur. Böylece eşitler
arasında gözetilmesi gereken adalet (yatay adalet) gözetilmemiş; kurallara
uygun hareket eden mükellefler itiraz konusu hükümle üzerlerinde bırakılan
ekstra mali yükümlülükle bir nevi cezalandırılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Anayasa’nın
152. maddesi uyarınca bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o dava sebebiyle
uygulanacak bir kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına götüren görüşünü
açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini düzenleyen
2949 sayılı Kanunun 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; 5838 sayılı “Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un Geçici 3. maddesinin “Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.” hükmünün iptali
için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, dosyadaki belge örneklerinin
Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, Anayasa Mahkemesince bir
karar verilinceye kadar veya dosyanın anılan Mahkemeye gidişinden itibaren
beş aylık sürenin dolmasına kadar davanın bekletilmesine, 11.11.2010
tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
18.2.2009 günlü, 5838 sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un itiraz konusu kuralı da
içeren geçici 3. maddesi şöyledir:
“4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli
(II) sayılı listede yer alan ve 1/8/2002 - 21/7/2005 tarihleri arasında 87.03 G.T.İ.P. numarasından özel tüketim vergisi beyan edilmesi
gerekirken 87.04 G.T.İ.P.
numarasından özel tüketim vergisi beyan edilen araçlarla ilgili olarak, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için özel tüketim
vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilir,
tahakkuk eden tutarlar terkin edilir. Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. maddesine
dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi’nin İçtüzüğünün
8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep
KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI’nın
katılımlarıyla 13.1.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
Özel tüketim vergisi (ÖTV),
harcamalardan alınan tek aşamalı, dolaylı bir vergi olup Türk Gümrük Tarife
Cetvelinde tanımı verilmiş mallar üzerinden bir defaya mahsus olarak
alınmaktadır. ÖTV kapsamına giren mallar, Kanun’a ekli (I), (II), (III) ve
(IV) sayılı listelerde Türk Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan Gümrük Tarife
İstatistik Pozisyon (G.T.İ.P) numaraları
itibariyle tespit edilmiştir. Listelerde yer alan her mal için ayrı G.T.İ.P. numarası belirlenmiş, yanında malın ismi ve
vergi oranı yazılmıştır.
4760 sayılı Kanun’a ekli (II) sayılı
listede kayıt ve tescile tabi olan ve olmayan kara, hava ve deniz taşıtları
yer almaktadır. (II) sayılı listede, 87.03 tarife pozisyonunda binek otomobilleri
ve insan taşımak için imal edilmiş diğer motorlu araçlar; 87.04 tarife
pozisyonunda ise kayıt ve tescile tabi olmak koşuluyla eşya taşımaya mahsus
motorlu taşıtlar vergilendirilmektedir.
Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli
listelerde yer alan tarife pozisyon numaraları ve içeriklerinin değiştirilmesi
mümkündür. Pozisyon numaralarının veya içeriklerinin değiştirilmesi, bazı
malların tarife kapsamına girmesi bazı malların ise kapsam dışında kalması
veya bazı malların vergi oranlarının değişmesi sonucunu doğurmaktadır.
Yasa çıkarılmadan
tarife pozisyonu ve içeriklerinde yapılan değişiklikler bazı araçların
vergi oranlarının yükselmesine neden olduğundan, 5398 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine Ve Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un 28. maddesiyle, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’na ekli listelerde değişiklik yapılarak (II) sayılı listedeki 87.03
ve 87.04 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlarındaki araçlar ile bu araçlara
uygulanacak ÖTV oranları yeniden düzenlenmiştir.
5838 sayılı Kanun’un itiraz konusu
kuralı içeren geçici 3. maddesinde de 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’na ekli (II) sayılı listede yer alan ve 1.8.2002-21.7.2005 tarihleri
arasında 87.03 G.T.İ.P.
numarasından özel tüketim vergisi beyan edilmesi gerekirken 87.04 G.T.İ.P.
numarasından özel tüketim vergisi beyan edilen araçlarla ilgili olarak, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için özel tüketim
vergisi tarhiyatı yapılmayacağı, daha önce yapılan tarhiyatlardan
vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların terkin edileceği kuralına yer
verilmiştir.
Sözü edilen
geçici 3. madde, ikmalen yapılan ek tarhiyatlara
yönelik olup mükelleflerin beyanlarına göre belirlenen asıl vergiyi
kapsamamaktadır. Madde ile ek vergi tarhiyatları kaldırıldığından bunlara
bağlı olarak kesilen vergi cezaları da kendiliğinden kalkacaktır. Hakkında
henüz ek tarh ya da tahakkuk işlemi yapılmamış ya da yapılmış ancak tahakkuk
eden vergiyi henüz ödememiş olan mükellefler ise ek vergi ödemesi
yapmayacaktır. 3. maddenin iptali istenilen “Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade
edilmez.” cümlesi ile beyana göre tarh edilen asıl vergi haricinde sonradan
ikmalen uygulanan ek vergilendirme işleminde tarh
ve tahakkuk aşaması geçilerek tahsili gerçekleştirilen tutarların red ve iade edilmeyeceği öngörülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında,
geçici 3. madde ile devletin egemenlik gücüne dayanarak vergiden
vazgeçtiği, yeni tarhiyatların yapılmadığı, yapılanların terkin edildiği
ancak maddenin iptali istenilen cümlesi ile daha önceden tarh ve tahakkuk
aşamasını geçip tahsil edilen vergilerin iadesine engel olunduğu, zamanında
vergi yükümlülüğünü yerine getiren ile getirmeyen, incelemeye dayalı olarak
yapılan tarhiyatlarda hakkında incelemeye başlanılan ile başlanılmayan,
tahakkuk eden vergileri zamanında ödeyen ile ödemeyenler arasında eşitlik
ilkesine aykırılık oluştuğu, hukuka uygun davranan mükelleflerin korunması
gerektiği halde Kanun hükmü ile fazladan mali yük altında bırakılarak bir
anlamda cezalandırıldığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın
10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen
eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke
ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden ayrı
kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli
kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl
edilmiş olmaz.
Vergi, devletin egemenlik gücüne
dayanarak kamu giderlerine katılımı sağlamak amacıyla kişilerden aldığı
ekonomik değerdir. Gerçek veya tüzel kişilerden mali güçlerine göre
hukuksal zor altında ve karşılıksız olarak alınır. Vergi sisteminin,
ilkeleri, kuralları ve unsurlarıyla istikrarlı ve düzenli olması ve bu
düzenin korunması asıl olup, yasa koyucu da anayasal ilkeler çerçevesinde
bunu sağlamakla ve kurallarını koymakla yükümlüdür. Hukuk devletinde yasa
koyucu, Anayasa ve vergi hukukunun temel ilkelerine bağlı kalarak, kamu
yararı ve kamu düzeni gibi nedenlerle yeni vergi koyabilir, oranlarını
değiştirebilir veya kaldırabilir.
Anayasa ve yasalarla kamu giderlerinin
karşılanabilmesi için herkese bir ödev olarak öngörülen vergi ödeme
yükümlülüğünün, zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Ancak,
devletin de üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği açıktır.
Devletin vergilendirme yetkisi, vergide yasallık, eşitlik, mali güç ve
genellik gibi kimi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır.
İptali istenilen kuralın yer aldığı
geçici 3. maddeye göre, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan ve 1.8.2002 – 21.7.2005
tarihleri arasında 87.03
G.T.İ.P.
numarasından beyan edilmesi ve ödenmesi gereken özel tüketim vergisinde
tartışma bulunmamaktadır. Mükellefler, belirtilen tarihler arasında vergiye tabi olan
araçların tanımlanmasında esas alınan ölçütlerin değiştirilmesi nedeniyle, 87.04 G.T.İ.P. numarasından diğer bir anlatımla yanlış tarife pozisyonundan özel
tüketim vergisi beyanında bulunmuş ve buna göre vergileri tarh ve tahakkuk
ettirilerek tahsil edilmiştir. Geçici 3. madde, 87.03 G.T.İ.P. numarasından beyan edilmesi ve
ödenmesi gerektiği halde 87.04 tarife pozisyonundan beyan edilen araçlarla
ilgili bu beyana göre tarh veya tahakkuk edilmiş vergi dışında ek vergi
tarhiyatının yapılmayacağını, daha önce yapılanlardan vazgeçileceğini,
tahakkuk eden tutarların iseterkin
edileceğini öngörmüş ancak fazlaya ilişkin olarak tarh, tahakkuk aşaması
geçilerek tahsil edilen tutarların red ve iade
edilmeyeceğini belirtmiştir. Düzenlemeyle, hukuksal olarak aynı durumda olan mükellefler
arasında zamanında ödeme yapan ile yapmayan arasında olumsuz bir fark
yaratılmaması gerektiği halde, vergisini ödeyenin aleyhine ve eşitlik
ilkesine aykırı şekilde fark oluşturulmuştur.
Açıklanan nedenlerle itiraza konu
kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır; iptali gerekir.
VI- SONUÇ
18.2.2009 günlü, 5838 sayılı Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un Geçici 3. maddesinin “Tahsil edilmiş
tutarlar red ve iade edilmez.” biçimindeki son
cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 22.12.2011 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|