|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2010/89
Karar Sayısı : 2011/179
Karar Günü: 29.12.2011
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi
TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE
İPTAL DAVASININ KONUSU : 7.7.2010 günlü, 6004 sayılı Dışişleri
Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin (2)
numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “… ve Hükümeti…” sözcüklerinin, Anayasa’nın Başlangıcının ikinci
paragrafı ile2., 6. ve 104.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptal istemini içeren dava dilekçesinin
gerekçe bölümü şöyledir:
“II.
GEREKÇE
07.07.2010 tarihli ve 6004 sayılı Yasayla,Dışişleri Bakanlığının kuruluş ve
görevleri yeniden düzenlenmiş ve 24.06.1994 tarihli ve 4009 sayılı Yasa
yürürlükten kaldırılmıştır. 4009 sayılı Yasada büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ülke veya ülkelerde “Türkiye
Cumhuriyeti Devletini ve Cumhurbaşkanını” temsil ederken, 6004 sayılı
Yasada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı ile birlikte
“Hükümeti” de temsil eder durumu getirilmiştir.
Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye
Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; Başlangıç’ın ikinci
paragrafında da, Türkiye Cumhuriyetinin “dünya milletleri ailesinin eşit
haklara sahip şerefli bir üyesi” olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri
arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk
güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık,
yasaların üstünde Anayasa’nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk
ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde
yasakoyucu, yasaların yalnız Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de
uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin, diğer ülkelerde temsili, Anayasanın bu temel ilkeleri
doğrultusunda, evrensel hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleşmek
zorundadır.
Anayasanın 6 ncı
maddesinde, Türk Ulusunun egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,
yetkili organlar eliyle kullanacağı belirtilirken, egemenliğin
kullanılmasının, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı;
hiçbir kimse veya organın da kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet
yetkisini kullanamayacağı vurgulanmıştır. Yetkili organlar, Anayasanın 7
nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde sayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti, bu yetkili organlarla birlikte, Anayasanın, Cumhuriyetin temel
organları başlıklı üçüncü kısmında sayılan diğer anayasal kurumların
bütününden oluşur.
Anayasanın 104 üncü
maddesinde de Cumhurbaşkanı, “Devletin başı” olarak tanımlanmış ve
kendisine, bu sıfatla “Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini
temsil” etme görev ve yetkisi verilmiştir. “Yabancı devletlere Türk
Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek
yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek” görev ve yetkisi de yine 104
üncü maddeye göre Cumhurbaşkanına aittir.
“Türkiye Cumhuriyeti Devletini” temsil ve
doğal olarak diğer ülkelerde “Türkiye Cumhuriyetini Devletini temsil” bu
anayasal bütünlük içinde anlaşılması gerekir. Anayasada, bunun istisnaları
gösterilmedikçe, bu temsil yetkisi başka organlar adına kullanılamaz.
Kullanıldığı takdirde, bu yetki, kaynağını Anayasadan almayan bir yetki
olur.
Başbakan ve bakanlardan
oluşan, “Hükümet” ise, dış ilişkilerle ilgili görev ve yetkileri
bulunmasına karşın, diğer ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini sürekli
temsil gibi bir anayasal görev ve yetkiyle donanmamıştır. Kaldı ki, Türkiye
Cumhuriyeti Devletini temsil, Devlet organlarının bütününü temsil anlamına
gelir. Bu görev ve yetki, Anayasa ile Cumhurbaşkanına verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti
Devletini ve Cumhurbaşkanını temsil, aynı zamanda Devlet politikalarını
temsil anlamına gelir. Büyükelçilerin, Hükümeti de temsil etmesi halinde,
Devlet politikalarını temsil eden büyükelçilerin, Hükümet politikaları ile
sınırlandırılması ve bağlanması söz konusu olur. Uluslararası ilişkilerde,
Hükümet politikaları her zaman Devlet politikası haline gelmeyebilir ve
sorumlulukları farklıdır.
Büyükelçilerin, Hükümeti
değil de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanını temsildeki temel
amaç, bu temsilde iç siyasi etkiden uzak kalınmasıdır. Anayasanın 90 ıncı
maddesinde de uluslararası sözleşmeler Hükümetin kabulüne
bırakılmamış,Türkiye Cumhuriyeti
adına yabancı devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla yapılacak
sözleşmelerin onaylanması, TBMM’nin onaylamayı bir yasayla uygun bulmasına
bağlı kılınmıştır. Yine aynı maddeye göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş
uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Burada artık, hükümet
politikası yerine devlet politikası söz konusudur.
Uluslararası hukuk ve
diplomatik gelenekler de büyükelçilerin devletlerini temsil etmesini
öngörmektedir. TBMM tarafından 4.9.1984 tarihli ve 3042 sayılı Yasa ile
uygun bulunan 1961 tarihli “Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana
Sözleşmesi”, büyükelçinin nezdinde bulunduğu ülkede, kendisini gönderen
devleti temsil ettiğini ve kabul eden devletin de büyükelçiyi bu sıfatla
kabul ettiğini öngörmektedir (madde 1 ve 3). Sözleşmenin 4 üncü maddesinde
ise bir devletin göndereceği büyükelçi
için kabul edecek devletten agreman istemesinin devlet adına yapılan bir
işlem olması düzenlenmiştir. Gönderen devletin büyükelçisinin, kabul eden
devletin devlet başkanına tevdi etmesi için düzenlenen güven mektupları da
gönderen devletin devlet başkanı adına düzenlenmektedir. Bu uluslararası
kurallara uygun davranmanın, Anayasanın Başlangıç’ında belirtilen, “dünya
milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi” olma ve “hukuk
devleti” ilkesi bakımından gerekliliği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, 07.07.2010 tarihli ve 6004
sayılı “Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un 12
nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “… ve Hükümeti
…” sözcükleri Anayasanın Başlangıç’ının ikinci paragrafı ile 2 nci, 6 ncı
ve 104 üncü maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
III. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,07.07.2010 tarihli ve 6004 sayılı “Dışişleri
Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un 12 nci maddesinin (2)
numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “… ve Hükümeti …” sözcükleri
Anayasanın Başlangıç’ının ikinci paragrafı ile 2 nci, 6 ncı ve 104 üncü
maddelerine aykırı olduklarından iptallerine karar verilmesine ilişkin
istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
7.7.2010 günlü, 6004
sayılı Kanun’un,iptali istenen
sözcüklerin de yer aldığı 12. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“MADDE 12-(2) Büyükelçi unvanına ilişkin
esaslar şunlardır:
a)
Büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ve akredite edildiği ülkelerde
Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Cumhurbaşkanını ve Hükümeti temsil eder.
b)
Büyükelçi, görev yaptığı ülkede büyükelçiliğe bağlı tüm birimlerin
amiridir.
c)
Büyükelçiliğe hiyerarşik olarak bağlı bulunmamakla birlikte, diğer kamu
kurum ve kuruluşlarının yurtdışındaki temsilcileri veya birimleri de
yürüttükleri faaliyetler bağlamında büyükelçinin gözetimine tabi olup, bu
faaliyetler hakkında büyükelçiyi bilgilendirir.
ç)
Meslek memurlarının 14 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre belirlenen dış
temsilcilik gruplandırması gözetilmeksizin büyükelçi olarak atanabilmeleri
için, merkez teşkilatında elçi veya yurtdışı teşkilatında elçi,
elçi-müsteşar, elçi-daimi temsilci yardımcısı ve birinci sınıf başkonsolos
unvanlarından biriyle, başarılı şekilde en az bir yıl görev yapmış olmaları
gerekir. Bu unvanları henüz almamış birinci unvan grubundaki meslek memurları ile ikinci ve üçüncü derece kadrodaki meslek
memurları dış temsilcilik gruplandırmasında sondaki üç grupta yer alan
temsilciliklere büyükelçi olarak atanabilir.
d) 657
sayılı Kanunun 59 uncu maddesi çerçevesinde büyükelçi olarak atananlardan
diğer kamu kurum veya kuruluşlarına mensup olanlar, merkeze döndüklerinde,
hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde, Bakanlıkta çalışmaya ve bu
görevleri süresince büyükelçi unvanını kullanmaya devam ederler. Bunlardan
hizmetlerine ihtiyaç duyulmayanlar, Bakanlık ile ilişikleri kesilerek daha
önceden bağlı bulundukları kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına iade
edilir.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın
Başlangıcının ikinci paragrafı ile2., 6. ve 104. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,
Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Engin YILDIRIM’ın katılımlarıyla
22.9.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde özetle, hukuk devleti
bağlamında iptali istenen kuralın evrensel hukuk ilkelerine uygun olmadığı,
egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya
sınıfa bırakılamayacağı, hiçbir kimse veya organın da kaynağını Anayasa’dan
almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni
ve Cumhurbaşkanı’nı temsilin, aynı zamanda devlet politikalarını temsil
anlamına geldiği, büyükelçilerin hükümeti de temsil etmesi halinde, devlet
politikalarını temsil eden büyükelçilerin, hükümet politikaları ile
sınırlandırılması ve bağlanmasının söz konusu olacağı, büyükelçilerin
hükümeti değil de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı’nı
temsilindeki amacınbu temsilde iç
siyasi etkiden uzak kalınması olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıcınınikinci paragrafı ile 2., 6. ve 104.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye
Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık
olan devlettir.
Anayasa’nın 6.
maddesinde, “Egemenliğin
kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi
kullanamaz.” denilmiştir.
Anayasa’nın 104. maddesine
göre, Cumhurbaşkanı Devletin başı olup, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve
Türk Milletinin birliğini temsil eder. Aynı maddede yabancı devletlere Türk
Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek
yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek, Cumhurbaşkanı’nın yürütme ile
ilgili görev ve yetkileri arasında sayılmıştır
7.7.2010 günlü, 6004 sayılı Kanunla
Dışişleri Bakanlığı’nın kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin esaslar yeniden
düzenlenmektedir. 24.6.1994 günlü ve
4009 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun, 6004 sayılı Kanun ile yürürlükten
kaldırılmıştır. Bakanlık teşkilatı açısından ve meslek memurlarının mesleğe
başlarken ve daha sonraki meslek içi eğitimleri yönünden bazı yenilikler
getirilmiş bulunmaktadır.
4009 sayılı Kanun’da büyükelçi, nezdinde
görevli bulunduğu ülke veya ülkelerde “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Cumhurbaşkanını” temsil
edeceği belirtilmişken, 6004 sayılı Kanun’la buna “Hükümet” de eklenmiştir.
Uluslararası ilişkilerin hükümetler
tarafından yürütülmesi asıldır. Evrensel hukuk ilkelerine saygılı bir hukuk
devleti olan Türkiye Cumhuriyeti de dış ilişkilerini diplomatik teamüllere
ve uluslararası hukuk sisteminin gereklerine uygun olarak yürütmektedir.
Günümüzde uluslararası ilişkiler,
diplomasi alanında önemli sonuçlar doğuran ve yaptırım gücü olan, egemen
devletlerin uluslararası sözleşmelerle oluşturdukları ve uluslararası hukuk
tüzelkişiliğine sahip Birleşmiş Milletler, NATO, AGİT, Avrupa Birliği, OECD
gibi kuruluşların forumlarında taraf devletlerin hükümetlerinin aldığı
kararlara göre şekillenmektedir. Bu gibi uluslararası forumlarda kararlar
zaman zaman devlet veya hükümet başkanları veya dışişleri bakanları ya da
konusuna göre ilgili bakanların katılımı ile alınmakta ve uygulanmaktadır.
İkili çerçevede ülkeler arası ilişkilerin, her iki
ülkenin hükümetleri tarafından dışişleri bakanlıkları veya yerine göre
teknik konularda ilgili icracı (enerji, sağlık, maliye) bakanlıkların
doğrudan işbirliği ile yürütüldüğü açıktır. Devlet başkanlarının ülkelerini
temsildeki rolü ise daha çok diplomatik teamüllerden kaynaklanmakta ve
protokoler nitelik taşımaktadır.
Türkiye’de büyükelçiler, 23.4.1981 günlü ve 2451
sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun’un 2.
maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu kararnamesi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile
atanmaktadırlar.
Uluslararası hukukun
teamüllerine göre Cumhurbaşkanı devlet başkanı sıfatıyla yabancı devletlere
gönderilen büyükelçi ile birlikte güven mektubu gönderir. Bu mektup, kabul
eden ülkenin devlet başkanına hitaben yazılmış, yeni büyükelçiyi kendi
temsilcisi olarak takdim eden belgedir. Mektubun kabulünden sonra büyükelçi
göreve başlamış kabul edilir. Aynı şekilde ülkemizde görevlendirilen
yabancı büyükelçilerin güven mektuplarını da Cumhurbaşkanı kabul eder.
Ülkemizde görevlendirilen yabancı büyükelçiler de göreve başlayıp, bundan
sonraki temaslarını dışişleri bakanlığı ile yürütür.
Anayasa’nın 105. maddesi
uyarınca Cumhurbaşkanı, başbakan ve ilgili bakanlarla birlikte imzaladığı
kararlardan dolayı sorumlu değildir. Bu kurala göre dış politika ile ilgili
olarak da Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğu yoktur, sorumluluk hükümettedir.
Dolayısıyla dış politika da sorumluluğu taşıyan hükümeti büyükelçilerin
temsil etmesi doğal karşılanmalıdır.
Cumhurbaşkanı Milli Güvenlik
Kurulu ile gerektiğinde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmektedir. Bu kurullarda
dış politika ile ilgili önemli kararlar alınmakta, Cumhurbaşkanı bu suretle
dış politikaya etki edebilmektedir. Ancak, Cumhurbaşkanı büyükelçiler ile
doğrudan bağlantı kurmamaktadır. Büyükelçilerin hiyerarşik olarak amirleri
dışişleri bakanları ve dolayısıyla başbakandır.
Büyükelçiler, Anayasa’nın
128. maddesi kapsamında devletin, asli ve sürekli görevlerinden olan dış
ilişkilerini yürütmekte olan üst düzey devlet görevlileridir. Doğrudan
yürütmeye bağlı olup, bunun emir ve talimatları doğrultusunda hareket
ederler. Hükümetten bağımsız olarak hareket edememesi yurtdışında hükümeti
temsil görevinin gereğidir. 6004 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle
uluslararası teamüllere ve Anayasa’ya uygun olan bir duruma açıklık kazandırılmak
istendiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural,
Anayasa’nın Başlangıcının ikinci paragrafı ile Anayasa’nın2., 6., 104. maddelerine aykırı değildir;
iptal isteminin reddi gerekir.
V- SONUÇ
7.7.2010 günlü, 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a)
bendinde yer alan“… ve Hükümeti…”
sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
29.12.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|