|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı
: 2011/23
Karar Sayısı : 2012/3
Karar Günü : 12.1.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Sakarya 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 21.
maddesinin, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
İmar Kanunu’nun 18. maddesinin uygulanmasına
ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın incelemesi sırasında, 18.
madde uygulaması ile kapanan yol parçalarının davalı Belediye adına tescil
edilmesi nedeniyle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varan
Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtiraz Başvurusunun Gerekçe
Bölümü Şöyledir:
“Dava, davacı Bolu İl Özel İdaresi tarafından Bolu
ili, Merkez ilçe, Tabaklar Mahallesi 4 pafta, 424 ada, 95 parseldeki
taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı Yasa’nın 18. madde uygulaması
yapılmasına ilişkin belediye encümen kararına yapılan itirazın reddine dair
22.01.2010 gün ve 2010/86 sayılı Encümen kararının; taşınmazlarında değer
kaybı olduğu, bu alana idarelerince yapılmak istenen yatırımın engellendiği
ve taşınmazın yola bakan kısmının belediye tarafından mülk edinildiği, kamu
yararı bulunmadığı ileri sürülerek iptali istemiyle Bolu Belediye Başkanlığı’na
karşı açılmıştır.
Davalı idarece, dava konusu edilen işlemde 3194
sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesini uygulaması amacının kamu yararı
olduğu, yapılan düzenleme sonucu oluşan yeni parsellerin mümkün olduğunca
ana taşınmaza yakın parsellerden verilmeye çalışıldığı, uygulamanın
kesinleştirilerek tescil işlemlerinin tamamlandığı, düzenlemeye giren
taşınmazlardan yoldan ihdas yoluyla elde edilen taşınmazların dayanağının
2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesinde yer alan “Köy ve belediye
sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına
tescil olunur.” hükmü olduğu, bu nedenlerle tesis edilen işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların
üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa
bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa’nın 35. maddesinde ise; “Herkes, mülkiyet
ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 1 nolu
Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve
tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı
vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen
koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve
mülkünden yoksun bırakılabilir.” şeklindeki hükümle mülkiyet hakkı
Sözleşmenin koruma şemsiyesi altına alınmış, kapsam ve sınırları
belirlenmiştir.
2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesinde; “Köy ve
belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye
namına tescil olunur.” hükmü yer almaktadır.
Bilindiği üzere kamunun kullanımındaki yollar;
kadimden beri kullanıla gelen, nasıl ve ne zaman oluştuğu bilinmeyen yollar
olabildiği gibi, kişilerin özel mülkiyetindeki taşınmazların bir kısmının
rızaen yola terk edilmesi sonucu da oluşabilmektedir. Bu yollar, kamunun
kullanımında olması nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında özel mülkiyete
konu edilmeyerek tescil dışı bırakılmaktadır.
Kamunun kullanımındaki yolların herhangi bir idari
tasarrufla kapatılması sonucu elde edilen taşınmazların Tapu Kanununun 21.
maddesi uyarınca belediyeler veya köyler adına tescil edilmesiyle; kadimden
bu yana yol olarak kullanılan veya kişilerin özel mülkiyet haklarından
feragat ederek kamunun kullanımına bıraktıkları alanlar, idari bir
tasarrufla idarenin özel mülkiyeti haline getirilmektedir. Bu
taşınmazların, üçüncü kişilere satışı da dahil her türlü hukuki işleme konu
edilmesi de mümkün olabilmektedir. Oysa ki, mülkiyet hakkından vazgeçilerek
kamunun kullanımına bırakılan alanların, idari bir tasarrufla belediye veya
köylerin özel mülkiyetine dönüştürülmesi Anayasanın 35. maddesine aykırı
olduğu gibi Anayasamızın 2. maddesinde ifade edilen amacın
gerçekleştirilmesine de hizmet etmemektedir.
Öte yandan, köy ve belediye sınırları içinde
kapanmış yollarla yol fazlalarının köy veya belediye namına tescil edilmesi
söz konusu olabilecekse, bu taşınmazların ancak yeniden kamunun kullanımına
açılacak şekilde düzenlenmesi ve tescilin bu amaçla sınırlandırılması, özel
mülkiyet haline dönüştürülmesinin engellenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle bir davaya bakmakta olan
mahkemenin, o dava sebebiyle uygulanacak bir Yasanın Anayasaya aykırı
olduğu kanısına götüren görüşünü açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine
başvurulması gerektiğini düzenleyen 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 28. maddesi gereğince 2644
sayılı Tapu Kanunu’nun 21. maddesinin Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine
aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle re’sen Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesince verilecek olan kararın gecikmesi halinde
hem yargısal hem de kişisel bazda giderilmesi güç veya olanaksız zararlar
doğabileceği göz önünde bulundurularak esas hakkında karar verilinceye
kadar itiraz konusu kuralın yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesinin
istenilmesine, dosyada bulunan konuyla ilgili belgelerin onaylı birer
örneğinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine, 17/01/2011
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun itiraz konusu 21.
maddesi şöyledir;
“Köy ve belediye sınırları
içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına tescil
olunur.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine
dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, 10.3.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin
çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda;
Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet
ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal
Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı
dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 21.
maddesine ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE 10.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında kamunun kullanımındaki yolların
kadimden beri kullanılagelen, nasıl ve ne zaman oluştuğu bilinmeyen yollar
olabildiği gibi, kişilerin özel mülkiyetindeki taşınmazların bir kısmının rızaen yola terk edilmesi sonucu da oluşabildiği
belirtilerek, kamunun kullanımındaki yolların herhangi bir idari tasarrufla
kapatılması sonucu elde edilen taşınmazların itiraz konusu kural gereğince
belediye ya da köyler adına tescil edildiği, bu taşınmazların kaynağına
bakılmaksızın idarenin özel mülkiyeti haline geldiği, idarenin bu
taşınmazları satabildiği vurgulanarak, özellikle bireyler tarafından rızaen yola terk edilen taşınmazların bu şekilde bir
idari tasarrufla idarenin özel malı haline getirilmesinin Anayasa’nın 2. ve
35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 21. maddesi köy ve belediye sınırları
içinde kapanmış yollarla yol fazlalarının köy veya belediye namına tescil
olunmasını öngörmektedir. Bu hüküm gereğince plan değişikliği ya da benzeri
nedenlerle bir yolun kapanması ya da bazı bölümlerinin yol olmaktan
çıkarılması durumunda bu şekilde açığa çıkan taşınmazların belediye ya da
köy sınırları içinde bulunması halinde bu tüzelkişilikler adına tescil
edilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi, keyfi
yönetimin karşıtı olarak devletin hukuka bağlılığını ifade eder. Buna göre
devlet yetkisi kullanan tüm organların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun
olması, işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal yollarla denetlenebilmesi
ve devletin tüm faaliyetlerinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerine
saygı göstermesi gerekir.
Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı
birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olup, bireye emeğinin karşılığına sahip
olma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir haktır.
Devlet mülkiyet hakkına ancak kamu yararı amacıyla ve kanuna uygun olarak
müdahale edebilir.
Hukukumuzda, yollar kamu yararına tahsis edilmiş orta malı
niteliğinde olup kamu mallarının tâbi olduğu hukuki rejime bağlıdırlar.
Yollar zamanaşımı yoluyla kazanılamazlar, haczedilemezler ve yolların tapu
siciline kaydı gerekmez. Sadece ölçümü yapılarak haritalarında
gösterilmekle yetinilir.
Yollar zaman içinde gelişen ihtiyaçlara bağlı olarak imar
planlarında değişiklik yapılması suretiyle kapatılabileceği gibi bazı yol
parçalarının açığa çıkması da ihtimal dâhilindedir. Kapanan ya da açığa
çıkan yol veya yol parçaları kamu malı niteliğini kaybederek idarenin özel
malı haline geleceğinden kamu mallarına ilişkin koruma ortadan kalkar. Bu
nedenle itiraz konusu kural böylece açığa çıkan taşınmazların tapu
sicilinin sağladığı güvenceden yararlanabilmesi için tapu siciline
tescilini öngörmektedir.İdare yeni
bir kararla bu taşınmazları kamu yararına tahsis ederek kamu malına da
dönüştürebilir. Aynı şekilde İmar Kanunu’nun 18. maddesi gereği parsellerin
yeniden düzenlenmesinde eski yol parçalarını özel kişilerin arsaları ile
birleştirebilir. Eğer yeniden kamu yararına tahsis edilmezse, idare özel
hukuk rejimi çerçevesinde bu mallara tasarruf eder, gerekirse satabilir.
Kamu mallarının ve idarenin özel mallarının tabi olduğu hukuki rejim
mevzuatımızda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İdarenin keyfi uygulamalara
sapması halinde buna karşı adli ve idari yargıda dava açma yolları açıktır.
Bu nedenle itiraz konusu kuralın keyfiliğe yol açacak bir düzenleme olduğu
söylenemez.
Diğer taraftan kamu malları devletin mülkiyeti altındadır. İtiraz yoluna başvuran mahkeme her ne kadar yolların kaynağı
itibariyle özel mülkiyet konusu taşınmaz olma ihtimalini dikkate alarak
malik tarafından rızaen yola terk edilen
alanların idarenin bir kararı ile yol olmaktan çıkarılarak idarenin özel
malı haline getirilmesinin Anayasanın 35. maddesine aykırılık oluşturduğunu
ileri sürmüşse de, yollar kaynağı itibariyle özel mülkiyetteki taşınmazlara
dayansa bile bunlar çeşitli usullerle kamu malı haline getirilmiş
olabilirler. Kamulaştırma, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi
usuller özel mülkiyetteki taşınmazların yol yapılmasında başvurulacak temel
usullerdir. Bu hallerde malik taşınmazın karşılığını ya kamulaştırma
bedeli, tazminat ya da geri kalan taşınmazlarının değer artışı yoluyla elde
etmiş ve taşınmazın mülkiyeti kamuya geçmiştir. Malikin rızasıyla yola terk
etmesi de kaynaklardan birisi olmakla birlikte bu durumda bir bağışlama söz
konusu olup hukukumuzda bağışlamanın şarta bağlı olarak yapılması
mümkündür. Eğer malik bağışladığı taşınmazın yol dışında başka bir amaç
için kullanılmasını istemiyorsa şarta bağlı bağışlama yapma imkânına
sahiptir. Bu yönüyle itiraz konusu kuralın mülkiyet hakkına müdahale teşkil
ettiği söylenemez.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’ya aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
VII- SONUÇ
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu
Kanunu’nun 21. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
12.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|