|
Danıştay
Onbirinci Daire Başkanlığından:
EsasNo: 2011/3405
Karar No:
2011/5519
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay
Başsavcılığı - ANKARA
Davacı: Fuat Dayıbaş
Vekili: Av.
İbrahim Atila
518 Sok.No:13Daire:1-Şirinyer
/ İZMİR
Davalı: İzmir
Valiliği-İZMİR
İstemin
Özeti: İzmir
Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 günlü, E:2010/1457, K:2010/4674 sayılı
kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Gülsen
Akın
Düşüncesi: Dosyanın incelenmesinden;
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve
15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının
9. maddesi "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu 1.8.2005 tarihli ve
15307 sayılı Genel Yazının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci
Dairesince iptali üzerine, anılan kararın kendi hukuki durumunu da
etkilemesi nedeniyle söz konusu iptal kararına da değinerek davacı
tarafından yapılan başvurunun, düzenleyici işlem nedeniyle daha önce
menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki
sonuçlardan yararlandırılması istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru
niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz isteminin
kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın, yürürlükteki
hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili
olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut
Candan
Düşüncesi: Kadroları
Sağlık Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin
Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un 5'inci maddesinin 6'ncı
fıkrasına ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla
yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9'uncu maddesinin, Danıştay Onbirinci
Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile
iptali üzerine, 1.8.2005 tarihinden itibaren eksik yapılan ek ödemelerin
hesaplanarak tazminat olarak ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu
işlemin iptaline, ek ödemelerin idareye başvuru tarihinden itibaren yasal
faizi ile ödenmesine dair İzmir İkinci İdare Mahkemesi Hakimliğinin
24.12.2009 gün ve E:2009/1272, K:2009/2008 sayılı kararına karşı yapılan
itiraz başvurusu kabul edilerek anılan kararın süre aşımı nedeniyle
bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 gün ve
E:2010/1457, K:2010/4674 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek kanun yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını
bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi ile İdari Dava Daireleri Kurulunun
yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye
Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307
sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu
maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal
edilmesi sonucu doğan hukuki durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı
içinde olan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
de idari dava yoluna gitmesi olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin aksi
yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden 27.10.2010 gün
ve E:2010/1457, K:2010/4674 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 günlü, E:2010/1457,
K:2010/4674 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık Bakanlığına
devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen
5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık
Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin (6). fıkrasına
ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 1.8.2005 gün ve
15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9.
maddesi Danıştay Onbirinci Dairesinin 10.3.2008 gün ve E:2006/6044,
K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine, davacının, iptal edilen genel
düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından mahsup edilmek suretiyle
eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle
başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile eksik
ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi
istemiyle dava açıldığı, İzmir 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince dava konusu
işlemin iptaline, eksik yapılan ek ödeme tutarının davalı idareye başvuru
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine
karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan itiraz
başvurusunun kabul edilerek, davanın 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 11. ve 12. maddesi kapsamında değerlendirilmek
suretiyle bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İzmir
Bölge İdare Mahkemesi kararının, karar düzeltme aşamasından da geçerek
kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir
Bölge İdare Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve
Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık
Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay,
idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde
idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak
dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma
süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı
geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış
günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse
cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."
kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 29.6.2008
tarihinde yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu başvurunun,
genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali yolundaki
kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği gerçeğinden
hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati ihlal edilmiş
bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare
Mahkemesince verilen 27.10.2010 günlü, E:2010/1457, K:2010/4674 sayılı
kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın
bir suretinin İzmir Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve
bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 25.10.2011 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
——•——
Danıştay
Onbirinci Daire Başkanlığından:
EsasNo: 2011/3406
Karar No: 2011/5520
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay
Başsavcılığı-ANKARA
Davacı: Nazife Çetin
Vekili: Av.
İbrahim Atila
518 Sok. No: 13Daire: 1-Şirinyer/İZMİR
Davalı: İzmir
Valiliği-İZMİR
İstemin Özeti: İzmir
Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 günlü, E:2010/1732, K:2010/4692 sayılı kararının,
Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi: Gülsen Akın
Düşüncesi: Dosyanın
incelenmesinden; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesi "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
1.8.2005 tarihli ve 15307 sayılı Genel Yazının 9. maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptali üzerine, anılan kararın
kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle söz konusu iptal kararına da
değinerek davacı tarafından yapılan başvurunun, düzenleyici işlem nedeniyle
daha önce menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu
hukuki sonuçlardan yararlandırılması istemiyle yapıldığı ve 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru
niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz
isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın,
yürürlükteki hukuka ve Danıştay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün
sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı: Turgut
Candan
Düşüncesi: Kadroları
Sağlık Bakanlığına devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları
düzenleyen 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık
Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun' un 5'inci
maddesinin 6' ncı fıkrasına ilişkin olarak
uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan Maliye Bakanlığı
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı
"Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu
maddesinin, Danıştay Onbirinci Dairesinin
10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine,
1.8.2005 tarihinden itibaren eksik yapılan ek ödemelerin hesaplanarak
tazminat olarak ödenmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin
iptaline, ek ödemelerin idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile
ödenmesine dair İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi Hakimliğinin
26.2.2010 gün ve E:2009/1409, K:2010/215 sayılı kararına karşı yapılan
itiraz başvurusu kabul edilerek anılan kararın süre aşımı nedeniyle
bozulması yolundaki İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 gün ve
E:2010/1732, K:2010/4692 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek kanun yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren
dilekçe üzerine konu incelendi.
İdari Yargılama Hukuku ilkelerine göre, idari işlemin
idari yargı yerince iptali, iptal edilen idari işlemin tesisinden önceki
hukuksal durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar. Yine; aynı ilkelere
göre, genel, kişilik dışı ve kural koyucu nitelikteki düzenleyici idari
işlemin iptali, aynı hukuki durumda bulunan tüm idare edilenler için aynı
hukuksal sonucu yaratır. Başka anlatımla; iptal kararı sonuçlarından aynı
statüdeki idare edilenlerin tümünün yararlanabileceği hukuksal durumun
doğmasını sağlar.
Nitekim; Danıştay Onbirinci Dairesi ile İdari Dava Daireleri Kurulunun
yerleşik içtihadı da, bu yoldadır. Dolayısıyla; Maliye
Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307
sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9' uncu
maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal
edilmesi sonucu doğan hukuki durumdan, anılan Genel Yazının düzenleme alanı
içinde olan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
de idari dava yoluna gitmesi olanaklıdır.
Açıklanan nedenle, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin aksi
yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden 27.10.2010 gün
ve E:2010/1732, K:2010/4692 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci
Dairesince İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 27.10.2010 günlü, E:2010/1732,
K:2010/4692 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; kadroları Sağlık Bakanlığına
devredilen personelin mali haklarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen
5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık
Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin (6). fıkrasına
ilişkin olarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve
15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının
9. maddesi Danıştay Onbirinci Dairesinin
10.3.2008 gün ve E:2006/6044, K:2008/2354 sayılı kararı ile iptali üzerine,
davacının, iptal edilen genel düzenleyici işlem nedeniyle fark tazminatından
mahsup edilmek suretiyle eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile
birlikte ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurunun reddine ilişkin
işlemin iptali ile eksik ödenen mali haklarının yasal faizi ile birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, İzmir 4. İdare
Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptaline, eksik yapılan ek ödeme
tutarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal
faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı
davalı idare tarafından yapılan itiraz başvurusunun kabul edilerek, davanın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.,
11. ve 12. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle bozulmasına ve
davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi
kararının, karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
Danıştay Başsavcılığı, İzmir
Bölge İdare Mahkemesinin söz konusu kararının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve
Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık
Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9'uncu maddesinin Danıştay Onbirinci Dairesince iptal edilmesi sonucu doğan hukuki
durumdan, davacının da yararlanması ve iptal edilen düzenleyici işlemin
uygulanması sonucu mahrum kalmış olduğu parasal haklarının tazmini
istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması ve bu başvurunun reddi üzerine
idari dava yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, bu haliyle İzmir Bölge İdare
Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10.
maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay,
idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde
idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak
dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma
süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı
geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış
günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse
cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."
kuralı yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali
istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o
işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel
düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının,
sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer
kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici
işleme dayanılarak yapılan işlemlerin doğurduğu etki ve sonuçlar ortadan
kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati
ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının
doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği
tabiidir.
Davacı tarafından 25.5.2009
tarihinde yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün
1.8.2005 gün ve 15307 sayılı "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu
Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal
kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir
başvuru olup, davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu
başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali
yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği
gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati
ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan
yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde
olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7.,
11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin
bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcılığının temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare
Mahkemesince verilen 27.10.2010 günlü, E:2010/1732, K:2010/4692 sayılı
kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına
bozulmasına; kararın bir suretinin İzmir Valiliği ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına,
25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|