|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2010/114
Karar Sayısı : 2011/148
Karar Günü : 3.11.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
:Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler
Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 19.06.2010 günlü, 6000 sayılı
Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin birinci fıkrasının, Anayasa’nın
2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.
I- OLAY
Emre itaatsizlikte ısrar suçunu
işlediği iddiası ile sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“Sanık Hv.Ulş.Er A. K.’nın As.C.K’nun 87/1 madde ve
fıkrasının 1’inci cümlesi gereğince Askeri Mahkememizde yargılanması için
Askeri Savcılık tarafından düzenlenen iddianame ile dava açılmıştır.
Sanığın cezalandırılması talep edilen As.C.K.’nun 87/1 madde ve fıkrasının 1’inci cümlesinde hizmete
ilişkin emri hiç yapmayan asker kişilerin bir aydan bir seneye kadar
cezalandırılacakları belirtilmiştir. 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu
ve Yargılama Usulü Kanununun ‘Tek hakimle ve
Kurulla bakılacak işler’ başlıklı 19’uncu maddesinin 1’inci fıkrası
aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
‘Subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait
davalar ile ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlara ait davalar hariç
olmak üzere, üst sınırı beş yıla kadar (beş yıl dahil)
hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak
hükmedilecek adli para cezalarını ve güvenlik tedbirlerini gerektiren
Askeri Ceza Kanununda ve diğer kanunlarda yazılı suçlara ait davalara ve
suç konusu olmayan eşyanın müsaderesine tek hakim tarafından bakılır.’
353 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 19/1
madde ve fıkrası gereğince tek hakimden kurulu
mahkeme heyeti sanığı yargılamaya başlamıştır. Sanıkta bu durumun
Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.
6000 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 353
sayılı Kanunun 19’uncu maddesinin 1 ‘inci fıkrası yukarıdaki şekilde
düzenlenmiştir.
Buna göre subay ve astsubaylar işledikleri
bütün suçlar sebebi ile 3 hakimden oluşan kurul
halindeki Askeri Mahkemede yargılanmaktadırlar. Ağır Ceza Mahkemesinin
görevine giren suçlar hariç olmak üzere üst sınırı 5 yıla kadar hapis
cezası olan suçları işledikleri iddia olunan Uzman Jandarma, Uzman
Erbaşlar, Erbaş ve Erler ise tek hâkimden oluşan Askeri Mahkemede
yargılanmaktadırlar. Adliye Mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenleyen
5235 sayılı Kanunda Sulh Ceza, Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemelerinin
görevleri sayılmıştır. Bu mahkemelerin görevleri belirlenirken verilecek
cezanın sınırları ile suçların vasıfları tek tek
sayılmıştır. Bu mahkemelerde yargılanacak sanıkların statüleri dikkate
alınmamıştır. Yalnızca cezanın süresi ve suçun vasfı dikkate alınmıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere 353 sayılı Kanunun
19/1 madde ve fıkrasında ise Askeri Mahkemede yargılanacak sanıkların
statüleri dikkate alınmıştır. Kurul halinde yargılama yapan mahkemelerin
daha teminatlı olduğu bilinen bir durumdur. Ceza süresi fazla olan suçları
işleyen sanıklar kuruldan oluşan Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmaktadırlar.
Askeri Mahkemelerde subay ve astsubayların
işledikleri her suçtan kurul halindeki mahkemede yargılanmaları ve Uzman
Çavuşlar ile Erbaş ve Erlerin 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlarda
tek hakimden oluşan mahkemede yargılanmaları
hukuka aykırı olarak değerlendirilmiştir. Bir subay ile uzman çavuşun veya
astsubay ile bir erin birlikte veya ayrı olarak aynı suçu işlemeleri
halinde farklı mahkemelerde yargılanmaları gerekmektedir. Bu ise hukukun
evrensel ilkelerine ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırıdır. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 2 ve 10’uncu maddeleri aşağıdaki şekilde
düzenlenmiştir.
‘MADDE
2.Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.’
‘MADDE
10.Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla
alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife
şehitlerin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler
eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar.’
Anayasasının 2 ve 10’uncu maddelerinden
anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti bir Hukuk Devleti olup kanun önünde
herkes eşittir.
Tüm bu sebepler dikkate alınarak 353 sayılı
Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 19/1 madde ve
fıkrasının Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sına aykırı olduğu değerlendirilmiş
ve Anayasa Mahkemesine 353 sayılı Kanunun 19’uncu maddesinin 1’inci
fıkrasının iptali için başvurulmasına karar verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu fıkrayı da içeren 353 sayılı Kanunu’nun “Tek hâkimle ve kurulla bakılacak işler” başlıklı 19. maddesi
şöyledir:
“Subay ve astsubayların işledikleri
suçlara ait davalar ile ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlara ait
davalar hariç olmak üzere, üst sınırı beş yıla kadar (beş yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları
ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarını ve güvenlik
tedbirlerini gerektiren Askeri Ceza Kanununda ve diğer kanunlarda yazılı
suçlara ait davalara ve suç konusu olmayan eşyanın müsaderesine tek hakim
tarafından bakılır.
Kurulla veya tek hâkimle bakılacak
işlerin belirlenmesinde, cezayı ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin,
kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.
Bir kimse tarafından işlenmiş
müteaddit fiillerin yargılanması görevinin belirlenmesinde, en ağır cezayı
gerektiren fiil esas alınır. Fiilde veya failde bağlantı halinde de kurulla
veya tek hâkimle bakılacak işler, birinci fıkra hükmüne göre belirlenir.
Tek hakim
tarafından bakılan davalarla ilgili soruşturmalarda, hakim kararı
gerektiren her türlü işleme ait kararlar, tek hakim tarafından verilir. Bu
kararlara karşı itirazları incelemeye en yakın askeri mahkeme yetkilidir.
İddianamenin kabulünden sonra,
yargılamanın tek hakim tarafından yürütülmesi
gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilemez.
Görülmekte olan davalar nedeniyle tek
hakim ile askeri mahkeme kurulu arasında çıkan görev
uyuşmazlıklarını, Askeri Yargıtay çözümler.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve
10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI’nınkatılmalarıyla 6.1.2011 günü yapılan ilk inceleme
toplantısında,
1-
7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile
ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp
çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin
çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada
belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları, bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, sanığın er olması sebebiyle iptali istenilen kural
gereğince tek hâkimden oluşan mahkemede yargılandığı, oysa aynı suçu subay
veya astsubayların işlemesi halinde, bu kişilerin üç kişilik hâkim
heyetinden oluşan mahkemede yargılanacağı, kuralla mahkemede yargılanacak
sanıkların statüleri dikkate alınarak bir ayırım yapıldığı belirtilerek,
kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait
davalar ile ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlara ait davalar hariç
olmak üzere, üst sınırı beş yıla kadar (beş yıl dâhil) hapis cezaları ve
bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para
cezalarını ve güvenlik tedbirlerini gerektiren Askeri Ceza Kanunu’nda ve
diğer kanunlarda yazılı suçlara ait davalara ve suç konusu olmayan eşyanın
müsaderesine ilişkin davalara, tek hâkim tarafından bakılmasını
düzenlemektedir.
Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza
yargılamasına ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın
konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel
yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne
alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Yasa
koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç
sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı,
nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği
konusunda takdir hakkına sahip olduğu gibi, ceza yargılamasına ilişkin
kurallar belirleme ve bu çerçevede mahkemelerin kuruluşu, görev ve
yetkileri, işleyişi, yargılama usulleri ve yapısı hakkında da Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç
duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Nitekim konuyla ilgili Anayasa’nın “Askeri yargı” başlıklı 145.
maddesinin birinci fıkrasında; askeri
yargının askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri eliyle
yürütüleceği, son fıkrasında; askeri yargı organlarının kuruluşu ve
işleyişinin, kanunla düzenleneceği, 142. maddesinde ise; mahkemelerin kuruluşu, görev ve
yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hüküm
altına alınmıştır.
Bu çerçevede kuralın, kanun
koyucunun takdir hakkı kapsamında yaptığı bir düzenleme olması nedeniyle hukuk
devleti ilkesiyle çelişir bir yönü olmadığı gibi, esasen mahkemelere verilen görev ve yetkileri kullanan
hâkimlerin, tarafsızlığı, bağımsızlığı, Anayasa ve yasalara bağlılıkları
açısından, birden fazla hâkimden oluşan mahkemeler ile tek hâkimden oluşan
mahkemeler arasında güven yönünden bir farklılık olduğu da kabul edilemez.
Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde
öngörülen yasa önünde eşitlik ilkesinin, ceza yargılaması alanında
uygulanması, kuşkusuz, aynı suçu işleyen tüm suçluların kimi özellikleri
göz ardı edilip her yönden aynı kurallara bağlı tutularak yargılanmaları
anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı durumda olanlara ayrı
kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını
engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme eşitliğe
aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik mutlak ve eylemli
eşitlik değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü
eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Mağdurun veya failin durumlarındaki
farklılıklar bunlara değişik kurallar uygulanmasını gerektirebilir.
İtiraz konusu kuralda ayırıma gidilen iki grup
asker kişinin hukuksal statüsü aynı değildir.Çağdaş
hukuk sistemlerinde, ceza yargılaması alanında, yaş, görev, unvan gibi
kişilerin belli vasıfları dikkate alınarak genel soruşturma ve kovuşturma
usullerinden ayrı özel bir soruşturma ve kovuşturma usulü
belirlenebilmektedir. Bu tür kuralların getiriliş amacı genel olarak daha
adil bir yargılama yapılmasını sağlamaktır. İtiraz konusu
kural yönünden de; 353 sayılı Yasa’nın ilk defa yürürlüğe girdiği tarihte, dava
ve işlere tek hâkimle bakılması kuralının bulunmadığı, zaman içerisinde
artan iş yükü karşısında her davaya üç hâkimle bakılmasının yarattığı
yetişmiş personel sorununun ve dolayısıyla yargılamanın yavaşlaması
tehlikesinin bertaraf edilmesi amacıyla bu düzenlemenin yapıldığı,
düzenlemenin bazı kişiler yönünden diğer kişilere karşı kanun önünde
eşitlik ilkesini bozmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu
kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
VI- SONUÇ
25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama
Usulü Kanunu’nun, 19.6.2010 günlü, 6000 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle
değiştirilen 19. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına
ve itirazın REDDİNE, 3.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Fettah
OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|