|
Danıştay
Onbeşinci Daire Başkanlığından:
Esas No:2011/163
Karar No: 2011/3444
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay
Başsavcılığı
Davacı:Transmed Saç ve
Kozmetik Cerrahi Kliniği Tic. Ltd. Şti.
Vekili:Av. Oktay Karaşahin
İnebolu
Sok. Sefa Apt. No:55/3 Setüstü-Kabataş/İSTANBUL
Davalı:Gümrük ve TicaretBakanlığı/ANKARA
(Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı)
İstemin Özeti:Davacı şirket tarafından 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından
bahisle 59.192-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin 10/7/2007
tarih ve 142 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın
süre aşımı nedeniyle reddine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin
13/9/2007 tarih ve E: 2007/902, K: 2007/1375 sayılı kararının; davacı şirketin
başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi:Mehmet
Fatih Işık
Düşüncesi :İdare
Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kanun yararına
ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı:Tansel Çölaşan
Düşüncesi :Transmed Saç ve Kozmetik Cerrahi Kliniği Ticaret Limited Şirketine idari para cezası verilmesine ilişkin
Reklam Kurulunun 10/7/2007 tarihli ve 142 sayılı
kararının iptali istemiyle açılan davayı; 23/7/2007 tarihinde tebliğ edilen
işleme karşı 4077 sayılı Kanunun 26. maddesinde yedi gün olarak belirlenen
dava açma süresinin son günü olan 30/7/2007 tarihine kadar açılması gereken
davanın 3.8.2007 tarihinde Mahkeme kayıtlarına geçen dilekçe ile açıldığı
gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddeden Ankara 6. İdare Mahkemesinin
13/9/2007 tarihli ve E: 2007/902, K: 2007/1375 sayılı kararının 2577 sayılı
Kanunun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyiz edilmesi davacı
tarafından istendiğinden, konu incelendi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 4.
maddesinde "Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü
evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara
gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya
vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine
veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.", 6.
maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise "Danıştay, idare mahkemesi ve
vergi mahkemesi başkanlıklarına veya 4. maddede yazılı yerlere verilen
dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal
kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava
bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. " kuralına yer
verildiğinden, yetkili idare mahkemesine gönderilmek üzere başka yerde
kurulu bulunan idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına dava
dilekçelerinin verilebileceği, bu mahkemelerce harç ve posta ücretleri
alındıktan sonra dava dilekçelerinin derhal deftere kayıtlarının yapılması
gerektiği, bu kaydın hiç bir şekilde geciktirilemeyeceği, başka bir
anlatımla harç ve posta ücretlerinin alınması ile deftere kayıt işlemlerinin
arada bir zaman farkı olmaksızın hemen yapılmasının zorunlu olduğu ve
davanın bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılacağı, bu itibarla dava
dilekçesinin harç ve posta ücreti alınarak deftere kaydının yapıldığı
günden sonraki bir tarihte hakim tarafından
mahkeme kalemine havale edilmiş olmasının bu durumu değiştirmeyeceği
açıktır.
Dosyanın incelenmesinden,davacı
şirket tarafından İstanbul Bölge İdare Mahkemesi veznesine başvurma harcı,
karar harcı, vekaletname harcı ve yürütmenin durdurulması harcı ile posta
avansının 30/7/2007 tarihinde yatırıldığı ve Ankara İdare Mahkemesine
gönderilmek üzere İstanbul İdare Mahkemesine verilen dava dilekçesinin aynı
tarihte nöbetçi hakim tarafından Ankara İdare Mahkemesine havale edildiği,
dava dilekçesinin Ankara'ya ulaşmasından sonra Ankara'da kurulu bulunan
idare mahkemeleri arasında dağıtım yapılabilmesi için nöbetçi hakim
tarafından konulan havale kaydının ise 3/8/2007 tarihli olduğu
anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, davacıya 23/7/2007
tarihinde tebliğ edilen idari para cezasının iptali istemiyle 4077 sayılı
Kanunun 26. maddesinde öngörülen yedi günlük dava açma süresinin son günü
olan 30/7/2007 tarihinde Ankara İdare Mahkemesine gönderilmek üzere
İstanbul İdare Mahkemesine verilen ve aynı gün harcı ve posta avansı tahsil
edilen dilekçe ile açılan davada süre aşımı bulunmadığından, Ankara'da
kurulu bulunan idare mahkemeleri arasındaki dağıtıma esas olmak üzere
yapılan havale kayıt tarihine itibar edilmek suretiyle davanın süre aşımı
bakımından reddine ilişkin olarak verilen karar niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmektedir.
Açıklanan nedenlerle kanun yararına temyiz isteminin
kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci
Dairesi'nce gereği görüşüldü:
8/6/2011 tarih ve
27958 sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel
kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak
Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen
Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın
davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi:
Dava; 4077 sayılı Kanun hükümlerine aykırı davranıldığı
belirtilerek davacı şirkete 59.192-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin
10/7/2007 tarih ve 142 sayılı Reklam Kurulu
kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce; dava konusu işlemin 23/7/2007 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, 4077
sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca bu işleme karşı 7 gün içerisinde en
geç 30/7/2007 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre
geçirildikten sonra 3/8/2007 tarihinde açılan davanın 2577 sayılı Kanun'un
15/1-b maddesi uyarınca esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı
gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesinde, idare mahkemelerince "kesin olarak verilen"
kararların da kanun yararına temyiz olunacağına ilişkin açık bir düzenleme
bulunmamakla birlikte, kanun yararına bozmanın amaç ve işlevi dikkate alındığında
idare mahkemesince verilen kesin kararların da kanun yararına temyiz
olunabileceğine karar verilerek, esasa geçildi:
2577 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; dilekçeler ve
savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrakın, Danıştay veya ait olduğu
mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi
mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde
asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı
memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebileceği, 6. maddesinin birinci
fıkrasında ise; Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi
başkanlıklarına veya 4. maddede yazılı yerlere verilen dilekçelerin harç ve
posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt
tarih ve sayısının dilekçenin üzerine yazılacağı, davanın bu kaydın
yapıldığı tarihte açılmış sayılacağı kuralına yer verilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26.
maddesinin ikinci fıkrasında ise; bu Kanun'da öngörülen para cezalarına
karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare
mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine
getirilmesini durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde
inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare
mahkemesince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete 4077 sayılı
Kanun uyarınca verilen idarî para cezasının 23/7/2007
tarihinde tebliğ edildiği, bu işleme karşı Ankara İdare Mahkemesine
gönderilmek üzere, 30/7/2007 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi kayıtlarına
giren dilekçe ile dava açıldığı, aynı tarihte harç ve posta giderlerinin
yatırıldığı, 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca dava dilekçesinin
İstanbul İdare Mahkemesi kayıtlarına giriş tarihi esas alındığında, davanın
4077 sayılı Kanun'un 26. maddesine uygun olarak süresinde açıldığı
anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davayı süre aşımı nedeniyle reddeden İdare
mahkemesi kararının kanun yararına bozulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından
yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Ankara 6. İdare
Mahkemesi'nin 13/9/2007 tarih ve E: 2007/902, K:
2007/1375 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA
BOZULMASINA, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile
Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de
yayımlanmasına, 2/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|