|
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No :2010/7404
Karar No:2011/5955
Kanun Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri:Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf :Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı
(Erciyes
Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İstemin Özeti:Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Mayıs 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 936,53 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Kayseri Vergi Mahkemesinin 23.7.2010 gün ve E:2010/1280,
K:2010/1004 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 22.9.2010 gün ve E:2010/772, K:2010/665 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin
3.11.2010 gün ve E:2010/950, K:2010/891 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi; vergi sorumlusunun
da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap
olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen mükellef tabirinin
vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise, yaptıkları veya
yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların, verginin tam olarak
kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve
kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara
karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci maddesinde de, vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiğinin kurala bağlandığı,
her ne kadar 377'nci maddede, tarh edilen vergilere karşı vergi
mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere ait bulunduğu öngörülmüşse de;
8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap tutulan vergi sorumlularının da,
muhatabı oldukları tarh işleminin iptali istemiyle yetkili vergi
mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün zorunlu olduğundan davanın
esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, ehliyet yönünden reddinde
hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından
kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/950, K:2010/891 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8'inci maddesinde
mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya
tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı
vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlandıktan sonra son
fıkrasında, bu kanunun müteakip maddelerinde geçen "mükellef"
tabirinin vergi sorumlularına da şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci
maddesinde, mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen
vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri,
378'inci maddesinde ise vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin
tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları
kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde
istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin
kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca
çalışanlarının ücretlerinden yasada öngörülen oranda vergiyi keserek,
muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme sorumluluğu bulunan davacı şirketin
ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi
kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin
936,53 TL'ye isabet eden kısmının kaldırılması ve fazla ödenen tutarın
iadesi istemiyle açtığı davanın esası incelenerek karar verilmesi
gerektiğinden temyize konu kararın kanun yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/950, K:2010/891 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No : 2010/7403
Karar No : 2011/5956
Kanun Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri :Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf :Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı
(Erciyes
Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İstemin Özeti :Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Nisan 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 971,24 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Kayseri Vergi Mahkemesinin 17.6.2010 gün ve E:2010/1158,
K:2010/753 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 22.9.2010 gün ve E:2010/735, K:2010/654 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin
3.11.2010 gün ve E:2010/951, K:2010/894 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi; vergi
sorumlusunun da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine
karşı muhatap olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen
mükellef tabirinin vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise,
yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların,
verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri
yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde,
mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere
ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci
maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh
edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının
tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak
sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş
olması gerektiğinin kurala bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh
edilen vergilere karşı vergi mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere
ait bulunduğu öngörülmüşse de; 8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap
tutulan vergi sorumlularının da, muhatabı oldukları tarh işleminin iptali
istemiyle yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün
zorunlu olduğundan davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken,
ehliyet yönünden reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek
Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/951, K:2010/894 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi
olarak tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip
maddelerinde geçen "mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da
şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine
vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı
vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 971,24 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası
incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun
yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/951, K:2010/894 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine
ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo:2010/7402
Karar No:2011/5957
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri:Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf :Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı
(Erciyes
Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İstemin Özeti: Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Mart 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.508,33 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Kayseri Vergi Mahkemesinin 31.5.2010 gün ve E:2010/1076,
K:2010/645 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 21.7.2010 gün ve E:2010/611, K:2010/610 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin
29.9.2010 gün ve E:2010/843, K:2010/693 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi; vergi sorumlusunun
da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap
olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen mükellef tabirinin
vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise, yaptıkları veya
yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların, verginin tam olarak
kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve
kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen
cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci maddesinde
de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın
kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması,
tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve
ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiğinin kurala
bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh edilen vergilere karşı vergi
mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere ait bulunduğu öngörülmüşse de;
8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap tutulan vergi sorumlularının da,
muhatabı oldukları tarh işleminin iptali istemiyle yetkili vergi
mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün zorunlu olduğundan davanın
esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, ehliyet yönünden reddinde
hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından
kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 29.9.2010 gün ve E:2010/843, K:2010/693 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi
olarak tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip
maddelerinde geçen "mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da
şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine
vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı
vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.508,33 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası
incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun
yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Kayseri Bölge İdare
Mahkemesinin 29.9.2010 gün ve E:2010/843, K:2010/693 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No:2010/7398
Karar No :2011/5958
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri :Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf :Zonguldak Vergi Dairesi
Başkanlığı-ZONGULDAK
İstemin Özeti:Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Mart 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.992,55 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Zonguldak Vergi Mahkemesinin 18.5.2010 gün ve E:2010/625,
K:2010/625 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Zonguldak Bölge
İdare Mahkemesinin 20.7.2010 gün ve E:2010/372, K:2010/460 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
6.10.2010 gün ve E:2010/657, K:2010/631 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi; vergi
sorumlusunun da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine
karşı muhatap olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen
mükellef tabirinin vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise,
yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların,
verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri
yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde,
mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere
ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci
maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi,
cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş
olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin
yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiğinin
kurala bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh edilen vergilere
karşı vergi mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere ait bulunduğu
öngörülmüşse de; 8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap tutulan vergi
sorumlularının da, muhatabı oldukları tarh işleminin iptali istemiyle
yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün zorunlu
olduğundan davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, ehliyet
yönünden reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 6.10.2010 gün ve E:2010/657, K:2010/631 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi
olarak tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip
maddelerinde geçen "mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da
şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine
vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı
vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.992,55 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası
incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun
yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 6.10.2010 gün ve E:2010/657, K:2010/631 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No:2010/7399
Karar No:2011/5959
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri:Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf:Zonguldak
Vergi Dairesi Başkanlığı-ZONGULDAK
İstemin Özeti:Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Nisan 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.114,34 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Zonguldak Vergi Mahkemesinin 14.6.2010 gün ve E:2010/815,
K:2010/737 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Zonguldak Bölge
İdare Mahkemesinin 15.9.2010 gün ve E:2010/509, K:2010/493 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
3.11.2010 gün ve E:2010/717, K:2010/673 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi; vergi
sorumlusunun da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine
karşı muhatap olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen
mükellef tabirinin vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise,
yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların,
verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri
yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde,
mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere
ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci
maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh
edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının
tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak
sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş
olması gerektiğinin kurala bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh
edilen vergilere karşı vergi mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere
ait bulunduğu öngörülmüşse de; 8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap
tutulan vergi sorumlularının da, muhatabı oldukları tarh işleminin iptali
istemiyle yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün
zorunlu olduğundan davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken,
ehliyet yönünden reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek
Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/717, K:2010/673 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi
olarak tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip
maddelerinde geçen "mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da
şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine
vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı
vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk eden
gelir (stopaj) vergisinin 1.114,34 TL'ye isabet eden kısmının kaldırılması
ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası incelenerek
karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun yararına bozulması
gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/717, K:2010/673 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo:2010/7400
Karar No:2011/5960
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri:Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf:Zonguldak
Vergi Dairesi Başkanlığı-ZONGULDAK
İstemin Özeti:Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Mayıs 2010 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.137,30 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığı dikkate alındığında, menfaatinin ihlal
edildiğinden bahsedilemeyeceğinden istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Zonguldak Vergi Mahkemesinin 20.7.2010 gün ve E:2010/463,
K:2010/917 sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Zonguldak Bölge
İdare Mahkemesinin 15.9.2010 gün ve E:2010/518, K:2010/495 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
3.11.2010 gün ve E:2010/718, K:2010/674 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi; vergi
sorumlusunun da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine
karşı muhatap olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen
mükellef tabirinin vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise,
yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların,
verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri
yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde,
mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere
ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci
maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh
edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının
tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak
sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş
olması gerektiğinin kurala bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh
edilen vergilere karşı vergi mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere
ait bulunduğu öngörülmüşse de; 8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap
tutulan vergi sorumlularının da, muhatabı oldukları tarh işleminin iptali
istemiyle yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün
zorunlu olduğundan davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken,
ehliyet yönünden reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek
Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/718, K:2010/674 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun
8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu
düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin ödenmesi
bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak
tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip maddelerinde geçen
"mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da şamil olduğu, aynı
Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine vergi cezası
kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi
mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada öngörülen
oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme sorumluluğu
bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 1.137,30 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası
incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun
yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 3.11.2010 gün ve E:2010/718, K:2010/674 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
EsasNo:2010/7401
Karar No:2011/5961
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yapı
ve Kredi Bankası Anonim Şirketi
Vekilleri:Av.
Halil TAŞDELEN-Av. Tayfun GÜNER
Büyükdere Caddesi Yapı Kredi Plaza
C
Blok Zemin Kat Levent-İSTANBUL
Karşı Taraf: Harput Vergi Dairesi
Müdürlüğü-ELAZIĞ
İstemin Özeti: Davacı
şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla işçilerine yaptığı ücret ödemelerine
ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verdiği Mart 2010
dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin
2.282,45 TL'ye isabet eden kısmının kaldırılması ve fazla ödenen tutarın
iadesi istemiyle açılan davayı; sadece kestiği vergiyi beyan edip ödemekle
sorumlu bulunan davacı şirketin malvarlığında bir azalma olmadığından menfaatinin
ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği gibi hem işverenin hem de çalışanın
dava açabileceğinin kabul edilmesi halinde hukuksal karışıklıkların
doğabileceği açık olduğundan istihkak sahibi adına yapılan tevkifat konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
15'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden
reddeden Malatya Vergi Mahkemesinin 20.5.2010 gün ve E:2010/401, K:2010/366
sayılı kararına yöneltilen itirazı reddeden Malatya Bölge İdare
Mahkemesinin 27.7.2010 gün ve E:2010/425, K:2010/484 sayılı kararının
düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Malatya Bölge İdare Mahkemesinin
7.10.2010 gün ve E:2010/588, K:2010/568 sayılı kararının; 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre
kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi; vergi sorumlusunun
da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap
olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde geçen mükellef tabirinin
vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede ise, yaptıkları veya
yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların, verginin tam olarak
kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve
kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen
cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri; 378'inci maddesinde
de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın
kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması,
tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve
ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiğinin kurala
bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh edilen vergilere karşı vergi
mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere ait bulunduğu öngörülmüşse de;
8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap tutulan vergi sorumlularının da,
muhatabı oldukları tarh işleminin iptali istemiyle yetkili vergi
mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün zorunlu olduğundan davanın
esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, ehliyet yönünden reddinde
hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından
kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Malatya Bölge İdare
Mahkemesinin 7.10.2010 gün ve E:2010/588, K:2010/568 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak
tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip maddelerinde geçen
"mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da şamil olduğu, aynı
Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine vergi cezası
kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi
mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 2.282,45 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın esası
incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın kanun
yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Malatya Bölge İdare
Mahkemesinin 7.10.2010 gün ve E:2010/588, K:2010/568 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No :2010/7115
Karar No :2011/5962
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY
BAŞSAVCISI
Davacı:Yap-Mal
Yapı Malzemeleri Taşımacılık Lojistik ve Liman
İşletmeleri
Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
Vekili :Av.
Gencer ŞENTÜRK-Cumhuriyet Bulvarı No:127
Kat:8
Alsancak-İZMİR
Karşı Taraf :Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü-İZMİR
İstemin Özeti:Davacı şirketin, vergi sorumlusu sıfatıyla
işçilerine yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ihtirazi
kayıtla verdiği Aralık 2009 dönemine ait muhtasar beyanname üzerine
tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin 3.419,99 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davayı; sadece
kestiği vergiyi beyan edip ödemekle sorumlu bulunan davacı şirketin
malvarlığında bir azalma olmadığından menfaatinin ihlal edildiğinden
bahsedilemeyeceği gibi hem işverenin hem de çalışanın dava açabileceğinin
kabul edilmesi halinde hukuksal karışıklıkların doğabileceği açık
olduğundan istihkak sahibi adına yapılan tevkifat
konusunda vergi sorumlusunun dava açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15'inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden reddeden İzmir 3. Vergi
Mahkemesinin 17.3.2010 gün ve E:2010/282, K:2010/273 sayılı kararının; 213
sayılı Vergi Usul Kanununun 8'inci maddesinde, mükellefin, vergi
kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzelkişi;
vergi sorumlusunun da, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi
dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu, kanunun müteakip maddelerinde
geçen mükellef tabirinin vergi sorumlularını da kapsadığı; 11'inci maddede
ise, yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur
olanların, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve kanunla ilgili diğer
ödevleri yerine getirmekten sorumlu oldukları, aynı Kanunun 377'nci
maddesinde, mükellefler ve kendisine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen
vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri;
378'inci maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin
tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının
tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak
sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş
olması gerektiğinin kurala bağlandığı, her ne kadar 377'nci maddede, tarh
edilen vergilere karşı vergi mahkemesinde dava açma hakkının mükelleflere
ait bulunduğu öngörülmüşse de; 8'inci madde gereğince, tarhiyata muhatap
tutulan vergi sorumlularının da, muhatabı oldukları tarh işleminin iptali
istemiyle yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceklerinin kabulünün
zorunlu olduğundan davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken,
ehliyet yönünden reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek
Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen İzmir 3. Vergi
Mahkemesinin 17.3.2010 gün ve E:2010/282, K:2010/273 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Ümit Kocatepe'nin
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8'inci maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine
vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu da, verginin
ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi
olarak tanımlandıktan sonra son fıkrasında, bu kanunun müteakip
maddelerinde geçen "mükellef" tabirinin vergi sorumlularına da
şamil olduğu, aynı Kanunun 377'nci maddesinde, mükellefler ve kendisine
vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı
vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, 378'inci maddesinde ise vergi
mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi,
tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi
yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinde
sayılan kişi ve kuruluşlar, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden yasada
öngörülen verginin kesilmesi, muhtasar beyanname ile beyan edilip
ödenmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Kesilen verginin beyan edilmemesi ya
da ödenmemesi vergi sorumlusunun takibini gerektireceğinden, yukarıda yer
verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, usulüne uygun
olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine
sorumlu adına tahakkuk eden verginin, vergi sorumlusu tarafından idari
davaya konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesi uyarınca çalışanlarının ücretlerinden yasada
öngörülen oranda vergiyi keserek, muhtasar beyanname ile beyan edip ödeme
sorumluluğu bulunan davacı şirketin ileride cezaya muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk
eden gelir (stopaj) vergisinin 3.419,99 TL'ye isabet eden kısmının
kaldırılması ve fazla ödenen tutarın iadesi istemiyle açtığı davanın
esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken ehliyet yönünden reddi
yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile İzmir 3. Vergi
Mahkemesinin 17.3.2010 gün ve E:2010/282, K:2010/273 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun
yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına,
kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına
gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 17.10.2011 gününde oybirliğiyle
karar verildi.
|