|
Sayıştay Başkanlığından:
SAYIŞTAY GENEL KURULU
İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI
Esas No.:
2011/1
Karar No.:
5333/1
KONU
Büyükşehir Belediyelerinde faaliyet gösteren Su ve
Kanalizasyon İdarelerinde görevli Daire Başkanları ile 1. Hukuk
Müşavirlerine makam ve görev tazminatı ödenmesi konusunda 2. Dairenin
31.5.2011 tarihli ve 34814 tutanak numaralı kararına istinaden düzenlenen
19.9.2011 tarihli ve 370 sayılı ilamı ile 3. Dairenin 29.4.2010 tarihli ve 129
tutanak numaralı kararına istinaden düzenlenen 28.10.2010 tarihli ve 1287
sayılı ilamı arasında aykırılık bulunduğundan bahisle içtihadın
birleştirilmesi istemi.
USUL YÖNÜNDEN İNCELEME
İzmir
Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 2007
yılı hesabının 3. Dairede yargılanması sonunda 29.4.2010 tarihli ve 129
sayılı tutanağa göre düzenlenen 28.10.2010 tarihli ve 1287 sayılı ilamın
7’nci maddesinde:
“Yukarıda yevmiye tarih ve numaraları yazılı ödeme
emri belgeleri ve eklerinin incelenmesi sonucunda,
A- 1)
Daire başkanları ve 1. Hukuk müşavirine makam ve görev tazminatı ödendiği,
2) …
B- …
C- …
görülmüştür.
A- 1)
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26. maddesinde,
“Bu
Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara
hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan
katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam
tazminatı damga vergisi hariç her hangi bir vergiye tabi tutulmaz ve
Ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan
yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı
ödenmez.”
Hükmüne yer verilmiş ve ekli IV sayılı cetvelin 5.
sırasının (d) bendinde, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum
Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve
müstakil genel müdürlüklerin birinci hukuk müşavirleri (1'er kişi) ile
Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat
Genel Müdürlüğü hukuk müşavirleri (6 kişi) nin
3000 gösterge rakamı üzerinden,
7.
sırasında ise,
Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla,
Başbakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve müstakil genel müdürlüklerin
merkez teşkilatı daire başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı
hariç), Milli Kütüphane Başkan Yardımcısı, bölge müdürleri (Kamu İktisadi
Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç),
Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri, Üniversite genel sekreterleri ile
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılarına 2000 gösterge rakamı
üzerinden,
Makam
tazminatı ödeneceği öngörülmüştür.
10/1/2002 tarih ve 2002/3546 sayılı, 15/1/2002-14/7/2002
tarihleri arasında görev tazminatı ödenmesi (bu ibare 5/7/2002 tarih ve
2002/4382 sayılı BKK nın 4. maddesiyle “Görev
Tazminatı Ödenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.) hakkında BKK 1.
maddesinde, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, ... (na) göre almakta olan personelden, makam veya yüksek hakimlik tazminatı ön görülen kadrolara atanmış
olanlardan, makam veya yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamları,
-
6000 olanlara 9000,
-
5500-4500 olanlara 7000,
-
4000 ve daha az olanlara 6000,
Gösterge
rakamının, almakta oldukları makam veya yüksek hakimlik
tazminatı gösterge rakamlarına ilave edilmesi suretiyle bulunan gösterge
rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda
bulunacak miktarda görev tazminatı ödeneceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan makam tazminatı ile ilgili
cetvellerde, müstakil genel müdürlüklerin 1. hukuk müşavirleriyle (5/d),
birinci dereceli kadroya atanmış müstakil genel müdürlüklerin merkez
teşkilatı daire başkanlarına (7) makam tazminatı ödeneceği ifade edilmiş
olup, bunun dışında kalan bağlı genel müdürlük 1. hukuk müşavirleri ve
daire başkanları ise makam tazminatı ödenecekler arasında sayılmamıştır.
İZSU
Genel Müdürlüğü ise müstakil değil bağlı genel müdürlük konumunda
bulunmaktadır. Zira, 2560 sayılı Kanunun (aynı
kanunun ek 5. maddesi gereğince diğer büyük şehir belediyelerine de
uygulanacaktır) 1/4. maddesinde, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin
İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu,
4.
maddesinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin İSKİ Genel Kurulu
olarak görevli ve yetkili olduğu,
7.
maddesinde Büyükşehir Belediye Başkanının yönetim kurulu (İSKİ) başkanı
olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Bu
bağlamda, İZSU, İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı, genel kurulu İzmir
Büyükşehir Belediye Meclisi, yönetim kurulu başkanı da İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanı olan bağlı genel müdürlük durumundadır.
Yine,
İZSU Teşkilat Yönetmeliğinin 5/2 nci maddesinde,
“İzmir
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), Büyükşehir Belediyesine
bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur.”
Denilmiş
ve Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Kapsam” başlıklı 2.
maddesinde,
“Bu
Yönetmelik hükümleri; il özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli
idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsar”
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “Bu yönetmelikte geçen;
a)
Bağlı idare: Belediyelere bağlı, kanunla kurulan, ayrı bütçeli ve kamu
tüzel kişiliğini haiz su ve kanalizasyon, otobüs, ulaştırma ve benzeri
hizmetleri yürüten idareleri,
ifade eder.
Denilmek
suretiyle de, kanunla kurulan ve tüzel kişiliği haiz su idarelerinin bağlı
kuruluşlar olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda,
bağlı genel müdürlük olan İZSU Genel Müdürlüğü bünyesinde, daire başkanı ve
1. Hukuk Müşaviri kadrolarında bulunan personele makam tazminatı ve buna
bağlı olarak belirlenen görev tazminatının ödenmemesi gerekmektedir.
2) …
B …
C…
Sorumlular
savunmalarında, esas itibariyle hukuk sistemimizdeki gerek genel ilkelerden
gerekse pozitif hukuk normlarından hareketle “müstakil genel müdürlük”,
“bağlı genel müdürlük” ayrımını yapmış ve sonuç itibariyle de İZSU Genel
Müdürlüğünün bir müstakil genel müdürlük niteliğini haiz olduğunu ifade
etmişlerdir.
Makam
tazminatını düzenleyen, 657 sayılı Kanunun Ek 26. maddesine ekli IV sayılı
cetvelde, Belediyelere bağlı genel müdürlüklerin müstakil genel müdürlük
olarak değerlendirilmediği açıkça görülmektedir. (Genel Müdürlük
müfettişleri 8/a da yer alırken belediyeye ait genel müdürlük
müfettişlerine 8/d sırasında yer verilmiş olup birincisi için gösterge 2000
ikincisi için ise 1000 olarak tespit edilmiştir.)
Yine
savunmada yer alan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 22/3 maddesi
İZSU Genel Müdürlüğünün müstakil genel müdürlük statüsünde olduğu anlamı
taşımamaktadır.
Madde
metni şu şekildedir,
“Büyükşehir
Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin
daire başkanlarının makam ve görev tazminatından aynen faydalanırlar.”
Makam
Tazminatını düzenleyen 657 sayılı Kanunun Ek 26. maddesi ve ekli IV sayılı
cetvelde müstakil daire başkanlarına (sıra no: 5/c ve 7) yer verilmiş ancak
bağlı genel müdürlük daire başkanlarından bahsedilmemiştir. IV sayılı
cetvelin 7. sırasında Müstakil Genel Müdürlüklerin Merkez teşkilatı daire
başkanı kadrosuna atananlara makam tazminatı öngörülmüş olup, bu
kuruluşların taşra teşkilatı daire başkanları için makam tazminatı getirilmemiştir.
Ayrıca, yine 7. sırada “Bölge Müdürlükleri”nden sonra parantez hükmü olarak
“Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve
kuruluşlar hariç” ifadesine yer verilmiştir.
Bu
durumda, bağlı genel müdürlük daire başkanlarına 657 sayılı Kanunun Ek 26.
maddesinde yer verilmediği görülmektedir.
…
Bu
itibarla; İZSU Genel Müdürlüğünde görevli daire başkanları ve 1. Hukuk
müşavirine makam ve görev tazminatı ödenmesi, … suretiyle sebebiyet verilen
ve ayrıntısı aşağıda gösterilen ………… TL kamu zararının … … … ortaklaşa ve
zincirleme” ödettirilmesine hükmedilmiştir.
Konya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğünün 2009 yılı hesabının 2. Dairede yargılanması
sonunda 31.5.2011 tarihli ve 34814 sayılı tutanakta:
“ Savunmada belirtilen gerekçelerle, daire
başkanı ve 1. hukuk müşavirine makam ve görev tazminatı ödenmesi ile ilgili … … … TL hakkında:
“Raporda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa
ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde müstakil genel müdürlük birinci
hukuk müşavirleri ile daire başkanlarına ödenmesi öngörülen makam tazminatı
ile buna bağlı olarak ödenen görev tazminatlarının, KOSKİ Genel Müdürlüğü
Birinci Hukuk Müşaviri ile daire başkanlarına ödenemeyeceği ifade
edilmektedir.
KOSKİ
Genel Müdürlüğü Birinci Hukuk Müşaviri ile daire başkanlarına makam ve
görev tazminatı ödenemeyeceğine dair bu görüş, esas itibariyle bu kuruluşun
belediyeye bağlı bir kuruluş olduğu, bu nedenle de “müstakil genel
müdürlük” sayılamayacağı tezine dayandırılmaktadır.
2560
sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanunun 1 ve ek 5 inci maddeleri uyarınca KOSKİ Genel
Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu
tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur.
Bütçesi
müstakil olan ve belediyeden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunan bu
kuruluşu, müstakil bir Genel Müdürlük olarak kabul etmemek mümkün değildir.
Bir
kamu idaresine bağlı olan, ancak müstakil bütçesi ve ayrı bir kamu tüzel
kişiliği bulunan bir kuruluşun, hukukî statü bakımından müstakil olup
olmadığını belirleyebilmek, “bağlı” sıfatının yorumuyla değil, ancak bu konudaki
mevzuata müracaatla mümkündür.
Bu
açıdan mevzuatımıza bakıldığında, bir genel müdürlüğün herhangi bir kamu
idaresinin bağlı kuruluşu olmasıyla, o genel müdürlüğün müstakil olup
olmadığı arasında bağlantı kuran ve bağlı kuruluşun müstakil sayılamayacağını
ifade eden bir hükme rastlanılmamaktadır. Buna karşılık, pek çok bağlı
kuruluşu müstakil genel müdürlük olarak kabul eden ve bu müstakil hüviyetlerine
bağlı hükümler getiren çok sayıda düzenleme mevcuttur.
Mevzuatta
belediyeler için “bağlı kuruluş” tanımı yapılmamışsa da, Bakanlıkların
kuruluş ve görev esaslarını düzenleyen 3046 sayılı Kanundaki “bağlı
kuruluş” tanımına bakılacak olursa, bu bağlılığın hizmet ve görev alanı
yönünden bir bağlılık olduğu, kuruluşun karar ve faaliyetleri bakımından
bağımsız olup olmadığı hususuyla bir bağlantı kurulmadığı görülmektedir.
Dolayısıyla,
KOSKİ Genel Müdürlüğünün Büyükşehir Belediyesine bağlı olması da, onun müstakil
genel müdürlük niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Eğer öyle olsaydı, pek
çok Genel Müdürlüğü müstakil genel müdürlük olarak kabul etmemek gerekirdi.
Bir örnek göstermek gerekirse, Devlet Su İşlerinin Teşkilat ve Vazifeleri
Hakkındaki 6200 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, “Yerüstü ve yeraltı
sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönden faydalanmak
maksadıyla Bayındırlık Vekaletine bağlı hükmi
şahsiyeti haiz mülhak bütçeli “Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü”
kurulmuştur.” denilmek suretiyle, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün
Bayındırlık Bakanlığına bağlı olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, bu
Genel Müdürlük, mevzuatta ve uygulamada daima ve tereddütsüz olarak
müstakil bir Genel Müdürlük olarak kabul ve telakki edilmiştir.
Bu
durumda, 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde,
müstakil genel müdürlük birinci hukuk müşavirleri ile daire başkanları için
öngörülen makam tazminatının ve buna bağlı olarak görev tazminatının, KOSKİ
Genel Müdürlüğünde aynı görev unvanlarını taşıyan kişilere ödenmesi
gerekmektedir. Bahse konu Cetvelin 7 nci
sırasında bazı görev unvanları bakımından belediyelerin ayrık tutulması
ise, sadece belediyelerle ilgilidir ve müstakil genel müdürlükler
bakımından bir hüküm ifade etmez.
Nitekim, 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununun 22 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında, "Büyükşehir belediyesi 1. hukuk müşaviri ve daire
başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı
makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar." denilmekte olup, bu
hükümden de, büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlüklerin (ve
dolayısıyla KOSKİ Genel Müdürlüğünün), birinci hukuk müşaviri ile daire
başkanlarına makam ve görev tazminatının ödenmesi gerektiği
anlaşılmaktadır. Aksi takdirde, Kanun açıkça öngörmüş olmasına rağmen,
büyükşehir belediyelerinin birinci hukuk müşavirleri ile daire başkanlarına
makam ve görev tazminatı ödenmesi mümkün olmayacaktır.
Yukarıda açıklanan hususlara ilaveten, savunmada
yer verilen diğer ilgili mevzuat hükümleri, bazı mahkeme kararları, Maliye
Bakanlığı muktezaları ve Devlet Personel Başkanlığı görüşleri de, KOSKİ
Genel Müdürlüğü Birinci Hukuk Müşaviri ile daire başkanlarına yapılan söz
konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğunu destekler niteliktedir.
Bu itibarla, 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı
Makam Tazminatı Cetvelinde, müstakil genel müdürlük birinci hukuk
müşavirleri ile daire başkanları için öngörülen makam tazminatının ve buna
bağlı olarak görev tazminatının, KOSKİ Genel Müdürlüğünde aynı görev
unvanlarını taşıyan kişilere ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sorumlular hakkında beraat hükmü verilmesi gerekir.” şeklindeki görüş
doğrultusunda ilişik olmadığına,” çoğunlukla karar
verilmiştir.
Her
şeyden önce konu, iki ayrı daire tarafından verilen birbirine aykırı
ilamlar nedeniyle ve içtihadın birleştirilmesi istemiyle gündeme gelmiştir.
İçtihadı birleştirme kararlarının hangi hallerde verileceği de 6085 sayılı
Sayıştay Kanununun 58’inci maddesinde belirtilmiştir.
6085
sayılı Kanunun 58’inci maddesinin birinci fıkrasında, işin gereği ve ibraz
edilen belgelerin mahiyeti bir olduğu halde aynı konu hakkında dairelerce
veya Temyiz Kurulunca verilen ilamlar birbirine aykırı olması halinde,
Sayıştay Başkanının bu ilamları içtihadın birleştirilmesi için Genel Kurula
vereceği belirtilmiştir.
Kaldı
ki, Sayıştayın gerek Anayasada, gerekse 6085
sayılı Kanunda belirlenen görev alanı içinde gerçekleştirdiği denetim ve
yargı faaliyetleri sonucunda uygulamaya yön verecek ve gerektiğinde malî
mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan tereddütleri giderecek kararlar
vermesi tabii bulunmaktadır. Nitekim Maliye Bakanlığınca da zaman zaman bu tür konularda Sayıştaydan
görüş talebinde bulunulmakta ve bu görüşler uygulamaya yansıtılmaktadır.
Ayrıca içtihadın birleştirilmesi için ilamın kesinleşmiş olmasının
gerekmeyeceği konusunda Genel Kurulun kararı bulunmaktadır.
Yukarıda
yer alan ilamlarda da ödemelerin konusu ve ibraz edilen belgeler aynı
mahiyette olduğu halde, bu ilamlar arasında aykırılık bulunmaktadır.
Esasen,
içtihadın birleştirilmesine gerek duyulan konu, İzmir Büyükşehir Belediyesi
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli Daire Başkanları ile
1. Hukuk Müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak ödenen görev tazminatı
ödemesi hakkındadır. 3. Dairenin ilamında Büyükşehir
Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinde
görevli Daire Başkanları ile 1. Hukuk Müşavirlerine makam ve görev
tazminatı ödemesinin mümkün olmadığına, buna karşın 2. Dairenin ilamında
Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüklerinde görevli Daire Başkanları ile 1. Hukuk Müşavirlerine makam
ve görev tazminatı ödemesi konusunda ilişik bulunmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla
konuları aynı, mahiyetleri de bir olan ve yukarıda belirtilen konuda
içtihadın birleştirilmesine gerek bulunmaktadır.
Bu
itibarla, 3. Daire ve 2. Daire ilamları arasındaki aykırılığın
giderilmesini teminen içtihadın birleştirilmesi
gerektiğine çoğunlukla karar verilerek esasa geçildi.
AZINLIK DÜŞÜNCESİ
6085
sayılı Kanunun 58’inci maddesinde; “İşin gereği ve ibraz edilen belgelerin
mahiyeti bir olduğu halde aynı konu hakkında dairelerce veya Temyiz
Kurulunca verilen ilamlar birbirine aykırı ise Sayıştay Başkanı bu ilamları
içtihatların birleştirilmesi için Genel Kurula gönderir…” denilmektedir.
Bu hükme
göre dairelerce veya Temyiz Kurulunca aynı konu hakkında verilen ilamların
birbirine aykırı olması yanında işin gereği ve ibraz edilen belgelerin
mahiyetlerinin de bir olması şartı aranmaktadır.
Oysa
içtihadın birleştirilmesine karar verilmesi istenen 3. ve 2. Daire
ilamlarının aynı konuda işin gereği ve ibraz edilen belgelerin
mahiyetlerinin aynı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Çünkü 3. Dairenin
kararında:
“A-1) Daire başkanları ve 1. Hukuk
müşavirine makam ve görev tazminatı ödendiği,
2) 1. Hukuk Müşaviri ek göstergesinin hatalı tespit
edildiği,
B- Müfettişlere özel hizmet tazminatı ve denetim
tazminatının fazla ödendiği,
C- İç Denetçilere özel hizmet tazminatı, denetim
tazminatı ve ek ödemenin fazla ödendiği, görülmüştür.” denilmektedir.
2.
Dairenin kararında:
“Raporda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli
IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde müstakil genel müdürlük birinci hukuk
müşavirleri ile daire başkanlarına ödenmesi öngörülen makam tazminatı ile
buna bağlı olarak ödenen görev tazminatlarının, KOSKİ Genel Müdürlüğü
Birinci Hukuk Müşaviri ile daire başkanlarına ödenemeyeceği ifade
edilmektedir. (…)” denilmektedir.
İçtihadın
birleştirilmesine karar verilmesi istenen 3. ve 2. Daire ilamlarının işin
gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetlerinin aynı olmadığı açıktır. 3.
Dairenin kararında 1. hukuk müşavirleri ile daire başkanlarına ödenmesi
öngörülen makam tazminatı ile buna bağlı olarak ödenen görev
tazminatlarının dışında Müfettişlere özel hizmet tazminatı ve denetim
tazminatı, İç Denetçilere özel hizmet tazminatı, denetim tazminatı ve ek
ödemenin de ödenmesi karara bağlanmıştır. 2. Dairenin kararında ise 1.
hukuk müşavirleri ile daire başkanlarına ödenmesi öngörülen makam tazminatı
ile buna bağlı olarak ödenen görev tazminatları konusunda ilişik olmadığı
kararı verilmiştir.
Bu
itibarla, bahse konu ilamlar esas alınmak suretiyle içtihadın
birleştirilmesine imkân bulunmamaktadır.
AZINLIK DÜŞÜNCESİ
İçtihadı
birleştirme kararı istenen daire kararlarının kesinleşip kesinleşmediği
belli değildir. Daire kararlarının alındığı tarihten itibaren takip eden 60
gün içinde Temyiz Kuruluna taraflarca başvuru yapılmamışsa daire kararları
kesinleşir. Ancak içtihadın birleştirilmesi istenen daire kararları için bu
konunun kesinleşmesi gerekir. Aksi takdirde kesinleşmemiş daire kararları
konusunda içtihadı birleştirme kararı verilemez.
AZINLIK DÜŞÜNCESİ
İçtihadı
birleştirilmesi istenen kararlardan 3. Daire kararı tazmin, 2. Dairenin
kararı ilişik olmadığı yönündedir. İçtihadı birleştirilmesi istenen Daire
kararlarının konu edindiği Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinde görevli Daire Başkanı ve 1.
Hukuk Müşavirlerinin makam tazminatı ile buna bağlı olarak ödenen görev
tazminatları hakkında Temyiz Kurulunun istikrar sağlamış kararları
bulunmaktadır. Temyiz Kurulu kararları Büyükşehir Belediyelerine Bağlı Su
ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinde görevli Daire Başkanı ve 1.
Hukuk Müşavirlerinin makam tazminatı ile buna bağlı olarak ödenen görev
tazminatlarının ödenmeyeceği yönünde istikrar bulmuştur. Bahse konu ile
ilgili kararlar 2006 yılından itibaren dairelerde alınmıştır. Dolayısıyla
konu yeni bir konudur. İçtihadın birleştirilmesi kararının alınması belli
bir zamanın geçmesini ve konunun tüm boyutları ile ortaya çıkmasını
gerektirir. Bu konuda şimdilik içtihadı birleştirme kararı alınmasına gerek
yoktur.
Bu
nedenle, müzakereye konu 2. Dairenin ve 3. Dairenin kararları arasında
içtihadın birleştirilmesine lüzum bulunmamaktadır.
AZINLIK DÜŞÜNCESİ
Büyükşehir
Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinde
görevli Daire Başkanı ve 1. Hukuk Müşavirlerinin makam tazminatı ile buna
bağlı olarak ödenen görev tazminatları hakkında hem Temyiz Kurulunun hem de
dairelerin kararları bulunmaktadır. Kaldı ki Temyiz Kurulu kararlarına
dairelerin de uyması gerekir. 6085 sayılı Kanunun 55’inci maddesine göre
daireler Temyiz Kurulu kararına bir defa itiraz edebilir. Zira Temyiz
Kurulu üst mahkemedir. Ancak konuya ilişkin kararlarda Temyiz Kurulu ve
Dairelerin gerekçelerinin ne olduğu bilinmemektedir. Yargı safhasına
intikal etmiş ya da edecek konular hakkında Genel Kurulun önceden hüküm tesisi
anlamına gelecek ve yargıyı bağlayıcı bir karar vermesi mümkün
görülmediğinden, bahse konu ilamlar esas alınmak suretiyle içtihadın
birleştirilmesine imkân bulunmamaktadır.
KONU İLE İLGİLİ MEVZUAT
2560 sayılı İstanbul Su
ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun
Kuruluş başlıklı 1’inci maddesi
İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve
kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi
kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su
ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğü bu Kanunla İSKİ olarak anılır.
Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir
Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su
kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları
dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile
Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu
anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini
de bu Genel Müdürlüğe verebilir.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul
Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini
haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
hükümlerine tabidir.
Ek 5’inci maddesi
Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de
uygulanır.
657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun IV Sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 5. sırasının (d)
bendi
Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum
Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve
müstakil genel müdürlüklerin birinci hukuk müşavirleri (1’er kişi) ile
Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat
Genel Müdürlüğü hukuk müşavirleri (6 kişi) için 3000,
7. sırası
Birinci dereceli kadroya
atanmış olmak şartıyla; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum
Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı
kadrolarına atananlar (Bütçe Daire Başkanı hariç), Bölge Müdürleri (Kamu
İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar
hariç), Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri, Üniversite Genel Sekreterleri ile
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları için 2000,
gösterge
rakamı üzerinden makam tazminat ödenmesi.
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Personel
istihdamı başlıklı 22’nci maddesinin (24/10/2011
tarihli ve 661 sayılı Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 60’ıncı
maddesi ile mülga.) üçüncü
fıkrası
Büyükşehir belediyesi
daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının
yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar.
10/3/2006 tarihli ve 26104 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin
Tanımlar başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
Bu yönetmelikte
geçen;
Bağlı idare:
Belediyelere bağlı, kanunla kurulan, ayrı bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine
haiz su ve kanalizasyon, otobüs, ulaştırma ve benzeri hizmetleri yürüten
idareleri,
….
ifade
eder.
ESAS YÖNÜNDEN İNCELEME
Konu ile
ilgili mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
Anayasanın
İdarenin bütünlüğü ve kamu
tüzelkişiliği başlıklı 123’üncü maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça
verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme
göre idarenin kuruluş ve görevleri ile bir bütün olduğu, bu bütünün
merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanarak kanunla
düzenleneceği, kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanunun açıkça verdiği
yetkiye dayanılarak kurulacağı açıktır. Anayasada yer alan bu hükümler
idarenin kuruluşu açısından merkezi ve yerinden yönetim arasında bir
farklılık gözetmemektedir. Anayasa yerinden yönetimin de merkezi yönetim
gibi kuruluşunun kanunla düzenleneceğini, kamu tüzel kişiliğinin kanunla
kurulacağını esas almaktadır. Bu esaslar nedeni ile kanunla düzenlenen
kuruluş ile kanun ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanılarak
kurulan kamu tüzel kişiliği açısından merkezi yönetim ile yerel yönetimler
arasında bir fark bulunmamaktadır. Merkezi yönetim ile yerel yönetim
arasındaki fark ve üstünlük kuruluş ve görevlerde değil, Anayasa ve
kanunlarla verilen yetkilerdedir. Bu nedenle merkezi yönetimdeki bağlı
idare, müstakil genel müdürlük, müstakil bütçe, kamu tüzel kişiliği gibi
idarenin kuruluşunu düzenleyen hukuki ibareler yerel yönetimler için de
geçerlidir.
Anayasanın, kamu tüzel kişiliğinin (hükmi
şahsiyetin) kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak
kurulacağını açık olarak belirttiği ancak, bu tüzel kişiliğe sahip genel müdürlükler
arasında, müstakil genel müdürlük veya bağlı genel müdürlük gibi herhangi
bir ayrıma gitmediği, uygulamada da, kamu tüzel kişiliğine sahip genel
müdürlükler oluşturulurken, müstakil veya bağlı olmaları gözetilmeden hemen
hepsinde, benzer bir teşkilat yapısı oluşturulduğu, buna bağlı olarak başta
Anayasa olmak üzere, diğer mevzuatımızda da müstakil genel müdürlük ve
bağlı genel müdürlük ayrımına yer verilmediği, bunların ayrı ayrı tanımlandığı bilinmektedir. Bu durum birer yerel yönetim olan büyükşehir
belediyeleri sınırları içinde görevli ve 2560 sayılı Kanuna tabi olan Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri için de geçerlidir.
2560 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde yer alan “Bu Kanun diğer Büyükşehir
Belediyelerinde de uygulanır.” hükmü ile Kuruluş başlıklı 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan
“İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi,
İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluştur.” hükmü uyarınca İZSU’nun
İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu, KOSKİ’nin
Konya Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu anlaşılmaktadır. Aynı Kanunun 1’inci maddesinin üçüncü fıkrasında
yer alan “Genel Müdürlüğün hizmeti,
İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak,
şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük
şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür.
Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan
Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka
belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe
verebilir.” hükmü uyarınca bahse konu Genel Müdürlüklerden İZSU’nun İzmir Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile
sınırlı olduğu, ancak şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına
ilişkin hizmetlerin, Büyükşehir belediye sınırları dışında da olsa bu
kuruluş tarafından yürütüleceği, KOSKİ’nin Konya
Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olduğu, ancak şehrin
yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetlerin, Büyükşehir
belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütüleceği,
açıktır. Bu nedenlerle 2560 sayılı Kanunun Ek 5 ve Geçici
10 uncu maddeleri gereğince, bahse konu Su ve Kanalizasyon İdarelerine
uygulanması açısından Kanunun 1’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi
Genel Müdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır.” hükmü uyarınca Kanunda
geçen İSKİ ibarelerinin İZSU ve KOSKİ olarak anlaşılması gerekir.
2560
sayılı Kanunun 1’inci maddesinde “İstanbul
Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli
olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz
bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun ek geçici 9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel
hukuk hükümlerine tabidir.” denilmekte iken, 23/05/1984
tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle yapılan değişiklik ile bu
madde; “İstanbul Su ve Kanalizasyon
İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu
tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununa tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle
idarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir
değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede İstanbul Büyükşehir Belediyesi
ile koordineli olarak çalışacağı belirtilen İSKİ’nin,
yapılan değişiklik ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu
düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil olarak kurulan idarenin yapısı
ve işleyişinin değiştirilmediğini göstermektedir. Bu çerçevede; 2560 sayılı
Kanunun Genel Kurul başlıklı
4’üncü maddesinde “İstanbul Büyük
Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.” hükmü
ile Yönetim Kurulu başlıklı
7’inci maddesindeki “Büyük Şehir
Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının
bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder.”
hükmü Büyükşehir Belediye organlarına ikinci görevler vermektedir.
Bahse
konu idareler, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla
müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için
alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi
bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte,
kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve
kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım
gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine
doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir
faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve
kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle
mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.
Merkezi
idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 10’uncu
maddesinde bakanlık bağlı kuruluşları, 11’inci maddesinde ise, bakanlık
ilgili kuruluşları tanımlanmıştır. Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393
sayılı Kanunda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer
verilmediği, Belediye teşkilâtı
başlıklı 48 inci maddede belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl
oluşturulacağı belirlenmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu
düzenleyen 5216 sayılı Kanununda, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı
genel müdürlük tanımı veya ifadesi bulunmamaktadır.
2560
sayılı Kanunun 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul
Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini
haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
hükümlerine tabidir.” hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil
bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu
hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel
müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile
birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve
bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün,
başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve
uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim,
söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel
müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu
ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek
olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip
olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi
su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.
İSKİ’nin
personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek
bu Kanunun 1’inci maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli
personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden
bunların uygulanması gerektiği aşikardır.
2/11/2011
tarihli ve 28103 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 60’ıncı maddesi ile “5216 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. “Genel
sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından
atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter
yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık müstakil daire başkanları, 1. hukuk
müşaviri ve daire başkanlığı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire
başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve
temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen
yararlanırlar.” hükmü getirilerek yeni bir değişiklik yapılmıştır.
Su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerinin
1. hukuk müşavirlerinin 1994 yılından, daire başkanlarının ise 15 Nisan
1997 tarihinden itibaren, makam ve görev tazminatından
faydalandırıldıkları, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı
görüşleriyle, idari yargıya konu olan davalar sonucu su ve kanalizasyon
idarelerindeki 1. hukuk müşaviri ve daire başkanlarının makam ve görev
tazminatı alabilecekleri hususunda kararların verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü gibi kurulan ve 2560 sayılı Kanuna tabi
olan su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüklerinde görevli daire
başkanları ve 1. hukuk müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak ödenen
görev tazminatının ödenmesi gerektiğinden, içtihadın 2. Dairenin 31.5.2011
tarih ve 34814 tutanak numaralı kararına istinaden düzenlenen 19.9.2011
tarih ve 370 sayılı ilamına göre birleştirilmesi gerekir.
SONUÇ
İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli Daire Başkanları ve 1. Hukuk
Müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak ödenen görev tazminatının ödenmesi
gerektiği ve içtihadın 2. Dairenin 31.5.2011 tarih ve 34814 tutanak
numaralı kararına istinaden düzenlenen 19.9.2011 tarih ve 370 sayılı ilamı
yönünde birleştirilmesine 1.12.2011 tarihinde çoğunlukla karar verildi.
AZINLIK DÜŞÜNCESİ
İzmir
Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya
Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlünde görevli 1.
Hukuk Müşavirlerine ve Daire Başkanlarına ödenecek makam tazminatı ve buna
bağlı olarak ödenen görev tazminatının ödenmesinde temel esas bahse konu
genel müdürlüklerin “bağlı” ya da “müstakil” oldukları oluşturmaktadır.
Konu bu çerçevede ele alındığında hukuki bir sonuca ulaşılabilinecektir.
2560 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde yer alan “Bu Kanun diğer Büyükşehir
Belediyelerinde de uygulanır.” hükmü ile geçici 10’uncu maddesindeki “ Diğer büyükşehir belediyelerinde
kurulacak su ve kanalizasyon idarelerinin adına, kadrolarına, mevcut
personelinin ve mal varlığının devrine ilişkin esaslar İçişleri
Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile tespit edilir.”
hükmü gereğince diğer büyükşehir belediyelerinde kurulacak su ve
kanalizasyon idareleri 2560 sayılı Kanuna tabidir.
2560
sayılı Kanunun Kuruluş başlıklı
1’inci maddesinde “İstanbul Büyük
Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla
gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden
işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
kurulmuştur.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
bu Kanunda İSKİ olarak anılır.
Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir
Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır.
…
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük
Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir
kuruluştur. ...” hükümleri yer
almaktadır. Bu hükümlere göre büyükşehir belediyelerinde kurulan su ve
kanalizasyon idarelerinin büyükşehir belediyelerine bağlı müstakil bütçeli
ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar oldukları, büyükşehir
belediyelerinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle mükellef
oldukları, istisnai durumlar dışında görev alanlarının büyükşehir
belediyelerinin görev alanı ile sınırlı olduğu açıktır. Kanunda bu şekilde
tanımlanan bu kuruluşların büyükşehir belediyelerinden müstakil kuruluşlar
oldukları düşünülemez.
Ayrıca
2560 sayılı Kanunun Organlar
başlıklı 3’üncü maddesinde “İSKİ’nin yönetimi aşağıdaki organlarca sağlanır:
Genel Kurul,
Yönetim Kurulu,
Denetçiler,
Genel Müdürlük.” şeklinde düzenlenmiştir. Genel
Kurul başlıklı 4 üncü maddede “İstanbul
Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve
yetkilidir.” Yönetim Kurulu
başlıklı 7 inci maddenin ikinci fıkrasında “Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. …”
hükümleri gereğince su ve kanalizasyon idarelerinin asıl yönetimini tamamen
büyükşehir belediyesi oluşturduğundan bunların müstakilliğinden söz
edilemez. Mezkur Kanunun 6’ncı maddesinde Genel
Kurulun, 9’uncu maddesinde Yönetim Kurulunun görevleri ayrıntılı bir
şekilde düzenlenmiş önemli olan bu fonksiyonların yerine getirilmesi aynı
zamanda büyükşehir belediyesi organları olan başkan ve meclis tarafından
yapılmış olmaktadır.
İSKİ
personelinin 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, 2560 sayılı Kanunun
1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlendiğinden, su ve kanalizasyon
idarelerinde görevli personele 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması
gerekmektedir. Bu çerçevede 3. Daire ilamında makam tazminatını düzenleyen
657 sayılı Kanunun Ek 26’ncı maddesine ekli IV sayılı cetvel ve ek
göstergelerin düzenlendiği cetvel gerekçe gösterilerek İZSU’nun
bir bağlı kuruluş olduğuna ilişkin tespiti doğrudur. Bu tespit daire
başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerinin, bağlı genel müdürlükte çalıştıkları,
müstakil genel müdürlükte çalışmadıkları sonucunu ortaya koymaktadır.
5018
sayılı Kanunun Tanımlar başlıklı
3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “Mahallî idare: Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle
sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile
bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve
idareleri” tanımlaması yer almaktadır. Buradan da su ve kanalizasyon
idarelerinin büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlar olduklarını ortaya
çıkarmaktadır.
Su ve
Kanalizasyon İdareleri Belediye Muhasebe sistemine tabi kuruluşlardır. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe
Yönetmeliğinin Kapsam başlıklı 2’nci maddesinde, “Bu
Yönetmelik hükümleri; il özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli
idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsar”, Tanımlar
başlıklı 4. maddesinde “Bu yönetmelikte geçen;
a)
Bağlı idare: Belediyelere bağlı, kanunla kurulan, ayrı bütçeli ve kamu
tüzel kişiliğini haiz su ve kanalizasyon, otobüs, ulaştırma ve benzeri
hizmetleri yürüten idareleri,
ifade eder.” denilmek suretiyle de, kanunla kurulan ve tüzel kişiliği haiz su
ve kanalizasyon idarelerinin bağlı kuruluşlar olduğu açıkça belirtilmiştir.
Öte
yandan, 5216 sayılı Kanunun “Büyükşehir
belediyesi 1. hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin
daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen
yararlanırlar.” şeklindeki 22’nci maddesinin üçüncü fıkrası
düzenlenirken, su ve kanalizasyon idaresindeki daire başkanları
amaçlanarak, bağlı genel müdürlük ibaresi ile su ve kanalizasyon
idarelerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Ancak, 2/11/2011
tarihli ve 28103 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 60’ıncı maddesi ile “5216 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. “Genel
sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır.
Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter
yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık müstakil daire başkanları, 1. hukuk
müşaviri ve daire başkanlığı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire
başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve
temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen
yararlanırlar.” hükmü getirilmek suretiyle kanun koyucu su ve
kanalizasyon idaresinde görevli daire başkanları ve 1. hukuk müşavirlerinin
merkezi yönetim ve bahse konu idarelerin bağlı olduğu büyükşehir
belediyelerinde görevli daire başkanları ve 1. hukuk müşavirleri gibi makam
tazminatı ve buna bağlı olarak ödenen görev tazminatı alamayacaklarını
ortaya koymaktadır.
Danıştay
2. Dairesince onanan Ankara 9. İdare Mahkemesinin 30/4/2009
tarihli E.2008/1322, K.2009/998 sayılı Kararında “… ASKİ Genel Müdürlüğünün de kuruluş kanunun
olarak kabul edilen 2560 sayılı Kanunun 1. maddesinde; belediyeye bağlı
müstakil bütçeli ve tüzel kişiliğe haiz şeklinde kurumsal nitelendirme
yapıldığından ve bu belirlemeden hareketle ASKİ Genel Müdürlüğünün müstakil
genel müdürlük olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığından …” denilmek suretiyle müstakil genel müdürlük olmadığı bir kez daha
ortaya konmuştur.
Bu itibarla, İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli Daire Başkanları ile 1.
Hukuk Müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak ödenen görev tazminatı
ödemesi içtihadının 3. Dairenin 29.4.2010 tarih ve 129 tutanak numaralı
kararına istinaden düzenlenen 28.10.2010 tarih ve 1287 sayılı ilamı yönünde
birleştirilmesi gerekir.
|