|
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No:2011/1575
Karar No:2011/5104
Kanun Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:Ali KOVA
Vekili:Av. Akın
Gencer ŞENTÜRK-Cumhuriyet Bulvarı No:127 K:8
Çiftçi
Apt. Alsancak-İZMİR
Karşı Taraf:Karşıyaka
Vergi Dairesi Müdürlüğü-İZMİR
İstemin Özeti:Ortağı
olduğu Simge Petrol Gazları İnşaat Turizm Ticaret Limited
Şirketinin vergi borçları nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin
iptaline karar veren ve itiraz edilmeyerek kesinleşen İzmir 3. Vergi
Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/1231, K:2009/1941 sayılı kararının;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun ‘Kararlarda Bulunacak Hususlar’
başlığını taşıyan 24’üncü maddesinin (f) fıkrasında; kararlarda yargılama
giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, aynı Kanunun
31’inci maddesinin göndermede bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
423’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında vekalet
ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, 416 ve 417’nci
maddelerinde ise; yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan
alınarak haklı çıkana verilmesine karar verileceğine ilişkin hükümlere yer
verildiği, dava konusu olayda ise, avukat tarafından temsil edilmiş
olmasına karşın davanın kabulü yolundaki Mahkeme kararında, davacı lehine
vekalet ücreti takdir edilmediği görüldüğünden, Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesine göre davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden
Mahkemece bu hususta hüküm verilmemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri
sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması
istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına
temyiz edilen İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/1231, K:2009/1941
sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi Ebru
Göç’ün açıklamaları dinlenildikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 51’inci maddesinde, Bölge İdare Mahkemesi
kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay’ca ilk derece
mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenlerin ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği kurala
bağlanmıştır.
Öte yandan,
aynı Kanunun 31’inci maddesinin göndermede bulunduğu Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 423’üncü maddesinin 6’ncı bendinde, vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış,
aynı Kanunun 417’nci maddesinde de yargılama giderlerinin davada haksız
çıkan tarafa yükletileceği hükmüne yer verilmiştir. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununun 423’üncü maddesinde yargılama giderleri
arasında sayılan avukatlık ücretinin takdirinde dayanılacak kuralları
içeren 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168’inci maddesi ve aynı Yasa
uyarınca yürürlüğe konularak, bu davada uygulanması gereken 24.12.2009
günlü ve 27442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesinin 1’inci maddesinde; avukatlık ücretinin kanun gereği karşı
tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife
hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
Bu durumda,
ortağı olduğu Simge Petrol Gazları İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketinin vergi borçları nedeniyle davacı
adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden vergi mahkemesince, davacıyı
temsil eden avukat için vekalet ücretine
hükmedilmediği anlaşıldığından, sözkonusu vergi
mahkemesi kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan
nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009
gün ve E:2009/1231, K:2009/1941 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usul Kanununun 51’inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün
hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin
Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî
Gazete’de yayımlanmasına 23.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No:2011/1576
Karar No:2011/5105
Kanun
Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:Ali KOVA
Vekili:Av.Akın Gencer
ŞENTÜRK-Cumhuriyet Bulvarı No:127 K:8
Çiftçi
Apt. Alsancak-İZMİR
Karşı Taraf:Karşıyaka
Vergi Dairesi Müdürlüğü-İZMİR
İstemin Özeti:Ortağı
olduğu Simge Petrol Gazları İnşaat Turizm Ticaret Limited
Şirketinin vergi borçları nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin
iptaline karar veren ve itiraz edilmeyerek kesinleşen İzmir 3. Vergi
Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/1232, K:2009/1942 sayılı kararının;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun ‘Kararlarda Bulunacak Hususlar’
başlığını taşıyan 24’üncü maddesinin (f) fıkrasında; kararlarda yargılama
giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, aynı Kanunun
31’inci maddesinin göndermede bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
423’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında vekalet
ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, 416 ve 417’nci
maddelerinde ise; yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan
alınarak haklı çıkana verilmesine karar verileceğine ilişkin hükümlere yer
verildiği, dava konusu olayda ise, avukat tarafından temsil edilmiş
olmasına karşın davanın kabulü yolundaki Mahkeme kararında, davacı lehine
vekalet ücreti takdir edilmediği görüldüğünden, Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesine göre davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden
Mahkemece bu hususta hüküm verilmemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri
sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması
istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına
temyiz edilen İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/1232,
K:2009/1942 sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi
Ebru Göç’ün açıklamaları dinlenildikten sonra işin gereği görüşülüp
düşünüldü:
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 51’inci maddesinde, Bölge İdare Mahkemesi
kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay’ca ilk derece
mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenlerin ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği kurala
bağlanmıştır.
Öte yandan,
aynı Kanunun 31’inci maddesinin göndermede bulunduğu Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 423’üncü maddesinin 6’ncı bendinde, vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış,
aynı Kanunun 417’nci maddesinde de yargılama giderlerinin davada haksız
çıkan tarafa yükletileceği hükmüne yer verilmiştir. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununun 423’üncü maddesinde yargılama giderleri
arasında sayılan avukatlık ücretinin takdirinde dayanılacak kuralları
içeren 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168’inci maddesi ve aynı Yasa
uyarınca yürürlüğe konularak, bu davada uygulanması gereken 24.12.2009
günlü ve 27442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesinin 1’inci maddesinde; avukatlık ücretinin kanun gereği karşı
tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife
hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
Bu durumda,
ortağı olduğu Simge Petrol Gazları İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketinin vergi borçları nedeniyle davacı
adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden vergi mahkemesince, davacıyı
temsil eden avukat için vekalet ücretine
hükmedilmediği anlaşıldığından, sözkonusu vergi
mahkemesi kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan
nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009
gün ve E:2009/1232, K:2009/1942 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usul Kanununun 51’inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün
hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin
Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî
Gazete’de yayımlanmasına 23.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:
Esas No:2011/1610
Karar No:2011/5355
Kanun
Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcısı
Davacı:Barış
Petrol Madeni Yağlar Otomotiv Tekstil Turizm İnşaat Nakliye İmalat Taahhüt Pazarlama İthalat İhracat Sanayi ve
Ticaret
Limited Şirketi
Vekili:Av. Hülya
CEYLAN-Reşatbey Mah. 9.Sokak Sevilir Apt.
(Müze
Karşısı) K:4 D:15-Seyhan-ADANA
Karşı Taraf:Vergi
Dairesi Başkanlığı-ADANA
İstemin Özeti:Davacı
şirketin 2008 yılına ait envanter defteri ve
defteri kebiri incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun Mükerrer 355’inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasını;
yasal defterlerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle özel usulsüzlük
cezası kesilebilmesi, usulüne uygun olarak tasdik ettirilip tutulan
defterlerin varlığı halinde mümkün olup, 2008 yılında envanter defteri ve
defteri kebir tuttuğuna dair hakkında bir tespit bulunmayan davacı şirket
adına defter tutmama eylemi için birinci derece usulsüzlük cezası kesilmesi
gerekirken, özel usulsüzlük cezası kesilmesinde yasaya uygunluk bulunmadığı
gerekçesiyle kaldıran Adana 2. Vergi Mahkemesinin 19.1.2010 gün ve
E:2009/1190, K:2010/56 sayılı kararına karşı davalı idare tarafından
yapılan itirazı kısmen kabul ederek, muhafaza süresi içinde olmak üzere inceleme
elemanınca yapılan tebligata rağmen yasal defter ve belgelerin mazeretsiz
olarak ibraz edilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilebileceği,
vergi mahkemesinin ibraz edilmeyen defterlerin hiç tutulmamış olması
halinde usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği yolundaki yargısı,
defterlerini tutan mükelleflerin aynı eylem nedeniyle daha ağır ceza ile
karşı karşıya kalmasına yol açacağından, hakkaniyete uygun düşmediği, bu
durumda ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde özel usulsüzlük
cezası kesileceğinin duyurulduğu yazılı bildirime karşın verilen sürede
ilgili defterlerini incelemeye ibraz etmeyen davacı adına özel usulsüzlük
cezası kesilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı ancak, cezanın 5904 sayılı
Yasa ile belirlenen 1.000 TL ceza miktarını aşan kısmın kaldırılmasının
hukuka uygun düşeceği gerekçesiyle cezanın 1.000 TL’ ya isabet eden kısmını
kaldıran, bu miktarı aşan kısmı yönünden itirazı reddeden Adana Bölge İdare
Mahkemesinin 28.4.2010 gün ve E:2010/1667, K:2010/1941 sayılı kararının; 213
sayılı Vergi Usul Kanununun “Defter Tutma” başlıklı İkinci Kısmında yer
alan 171’inci maddesinde mükelleflerin, bu Kanuna göre tutacakları
defterleri, vergi uygulaması bakımından, maddede sayılan maksatları
sağlayacak şekilde tutacaklarının hükme bağlandığı, aynı Kanunun 253’üncü
maddesi ile de tutulan defterlerin muhafaza edilmesi mecburiyeti
getirildiği, 213 sayılı Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer
257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara
uymayan 1’inci sınıf tüccarlar hakkında maddede belirtilen tutarda özel
usulsüzlük cezası kesileceğinin belirtildiği, atıf yapılan 256’ncı maddede
de, mükelleflerin, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge
ve sayılan diğer kayıtların muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve
memurların talebi üzerine ibraz etme zorunluluğunun getirildiği, dava
konusu olayda, davacı şirketin 2008 yılı defter ve belgelerinin incelenmek
üzere istenmesine rağmen envanter ve defter-i kebirin ibraz edilmemesi üzerine
özel usulsüzlük cezası kesildiği, ancak defter ve belge ibraz etmeme
nedeniyle özel usulsüzlük cezasına dayanak oluşturan ibraz zorunluluğunun
yerine getirilmesi için defter tutma ve muhafaza etme koşullarının
gerçekleşmiş olması yani, “defter ve belge ibraz etmeme” fiilinin
gerçekleşmesi için öncelikle, defter tutma ve bu defterleri muhafaza etme
halinin gerçekleşmesi gerektiği, nitekim Vergi Usul Kanununun 359’uncu
maddesinin (a) fıkrasının son paragrafında; “varlığı noter tasdik kayıtları
veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi
incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu
fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir” denilmek
suretiyle usulüne uygun olarak tutulan ve defter ve belgelerin ibraz
edilmeme halinin kaçakçılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiş olmakla,
defter ve belgelerin hiç tutulmaması halinin 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 352’nci maddesi uyarınca I’inci derece
usulsüzlük cezasını gerektirmesi karşısında; hiç tutulmayan defterlerin
ibraz edilmemesi nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilmesinde mevzuata
uygunluk görülmediği ileri sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına
temyiz edilen Adana Bölge İdare Mahkemesinin 28.4.2010 gün ve E:2010/1667,
K:2010/1941 sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi
Pelin Akça’nın açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp
düşünüldü:
213 sayılı
Vergi Usul Kanununun 172’nci maddesinde, bu Kanun esaslarına göre defter
tutmaya mecbur olan gerçek ve tüzel kişiler; 182’nci maddesinde de bilanço
esasında tutulması gereken defterler sayılmış, bu Kanuna göre tutulması
mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olmasının, usulsüzlük
fiili olduğu ve birinci derece usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirdiği
Yasanın 351’inci maddesinde hükme bağlanmıştır.
213 sayılı
Yasanın 253’üncü maddesinde, bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanların,
tuttukları defterleri ilgili bulundukları yılı takibeden
takvim yılı başından itibaren beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecbur
oldukları, aynı Kanunun 256’ncı maddesinde de, mükelleflerin muhafaza etmek
zorunda oldukları her türlü defter, belge ve sayılan diğer kayıtların
muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve
incelemeye sunmak zorunda bulundukları kurala bağlanmış, Yasanın Mükerrer
355’inci maddesinde, 256’ncı maddede yer alan zorunluluklara uymayanlara
özel usulsüzlük cezası kesilmesi öngörülmüştür.
Defterlerin
ibraz yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi, defter tutma ve muhafaza etme
koşullarının varlığına bağlı olup, bu koşullar bulunmadıkça özel usulsüzlük
cezası kesilmesini gerektiren ibraz etmeme eyleminin işlenip
tamamlanmasından söz edilemez. Nitekim yasa koyucu defterlerin hiç
tutulmaması eyleminin yaptırımını 213 sayılı Yasanın 351’inci maddesinde
ayrıca düzenlemiştir.
Davalı
idarenin 25.3.2009 günlü yazısıyla 2008 yılına ilişkin defter ve
belgelerinin ibrazının istenmesi üzerine, noter tarafından tasdikli yevmiye
defteri ile alış ve satış faturalarını incelemeye sunan davacının envanter defteri ve defteri kebiri ibraz etmemesi
nedeniyle 213 sayılı Yasanın Mükerrer 355’inci maddesi uyarınca özel
usulsüzlük cezası kesilmiştir. Bilanço esasında tutulması zorunlu olan ve
tasdikine ilişkin tarh dosyasında bilgi bulunmayan bu defterlerin
tutulmadığı taraflar arasında tartışmasız olup, tutulmayan envanter defterinin ve defteri kebirin ibraz yükümlülüğünü
yerine getiremeyeceği açık olan davacının işlediği fiilin 213 sayılı
Yasanın 352’nci maddesi uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası
kesilmesini gerektirmesi karşısında, söz konusu defterlerin ibraz
edilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasında yasaya uygunluk
görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Adana Bölge
İdare Mahkemesinin 28.4.2010 gün ve E:2010/1667, K:2010/1941 sayılı
kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51’inci maddesi
uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere
bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 30.9.2011
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|