|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2009/4
Karar Sayısı: 2011/15
Karar Günü: 13.1.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Serik 1. Asliye
Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 20.8.2008
günlü 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun, geçici 5. maddesinin Anayasa’nın 10.
maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I-
OLAY
Vakıf
şerhinin terkini için açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir.
“Dava
devam ederken yürürlüğe giren 5737 sayılı Yasa’nın geçici 5. maddesinin
davamızda uygulanması muhtemeldir. Bu maddede “Vakıf şerhleri ile ilgili
devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak
düşürücü sürelere ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz”
denilmektedir. Anayasa’nın 10. maddesinde, herkes din, ırk, renk, siyasi
düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin
kanun önünde eşit olduğunu hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamayacağı belirtilmiştir.Ancak iptali istenen maddede böyle bir ayrım yapılarak, diğer
kişiler açısından uygulanan, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin
hükümleri vakıf şerhlerinin terkini ile ilgili davalarda uygulanmayacağı
belirtilmiştir. Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesi ile bağdaşmamaktadır.”
III-
İPTALİ İSTENEN YASA KURALI
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
5737 sayılı Kanun’un iptali istenen Geçici 5.
maddesi şöyledir.
“GEÇİCİ MADDE 5- Vakıf şerhleri ile
ilgili devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı
ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralı
Başvuru
kararında Anayasa’nın 10. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 29.1.2009 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V-
ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
düşünüldü:
Başvuru kararında, 5737 sayılı Kanun’un Geçici 5.
maddesinde, kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin
hükümlerin vakıf şerhlerinin terkini ile ilgili davalarda uygulanmayacağı
belirtildiğinden, diğer kişiler ile vakıflar arasında ayrım yapılmak
suretiyle eşitsizlik oluşturulduğu, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 10.
maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Vakıf, bir
mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsis edilmek üzere
özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmak suretiyle
kamu yararına özgülenmesidir. Vakıflar sahip oldukları bu özellikler
nedeniyle hukukumuzda diğer kurumlardan farklı düzenlemelere bağlı
tutulmuşlardır.
Gerek Türk
Medeni Kanununda gerekse Vakıflar Kanunu ve diğer kanunlarda, vakıflara ait
taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı
belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 117. maddesinde “Vakıfların malları
üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz” kuralı yer
almaktadır. Aynı hüküm 5737 sayılı Kanun’un 23. maddesinde de yer almıştır.
Ayrıca aynı Kanun’un 15. maddesinde “Vakıfların hayrat taşınmazları haczedilemez,
rehnedilemez, bu taşınmazlarda mülkiyet ve
irtifak hakkı için kazandırıcı zamanaşımı işlemez” kuralı, 18. maddesinin
son fıkrasında ise “Vakıf şerhleri ile ilgili olarak, diğer kanunlarda yer
alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümler uygulanmaz“
kuralı yer almaktadır. Tüm bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere
yürürlükteki kanunlar uyarınca vakıf mallarının zilyetlik yoluyla
kazanılması mümkün değildir.Ancak
Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olmayan eski vakıfların icareteyn ve mukataaya bağlanmış olan taşınmazlarının
tasfiyesi amacıyla bu taşınmazlara ait taviz bedellerinin ödenmesi
koşuluyla özel mülke konu olabileceği belirtilmiş ve buna ilişkin
düzenlemelere 2762 sayılı eski ve 5737 sayılı yeni Vakıflar Kanununda yer
verilmiştir. Yasakoyucu her iki kanunda da bu
taşınmazların tasfiyesini taviz bedelinin ödenmesi koşuluna bağlamıştır.
Dolayısıyla üzerinde vakıf şerhi bulunan bir taşınmazın, kullanıcısının
mülkiyetine geçirilmesi ve vakıf şerhinin silinmesi, Kanunda belirtilen
taviz bedelinin ödenmesi koşuluyla mümkün kılınmıştır.
5737
sayılı Kanun’un 18. maddesine göre tapu kayıtlarında, icareteyn
ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde
veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin
yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir. Bu
kanun hükümleri gereğince taviz bedelinin tamamı ilgili vakıf adına
ödenmedikçe, taşınmaz üzerindeki temliki tasarruflar tapu dairelerince
tescil olunmaz.
Yukarıdaki
düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tasfiye edilen vakıflara ait
mallardan hayrat niteliğinde bulunmayanların mülkiyetinin tasarruf edene
geçmesi için getirilen taviz bedeli, bir anlamda taşınmazın takdiri kıymeti
niteliğinde olup taşınmazı kullanan tarafından ödenmesi öngörülmüştür. İtiraz
konusu kuralda ise Yasakoyucu, vakıfların hak ve
menfaatlerini korumak amacıyla vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan
davalarda diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere
ilişkin hükümlerin vakıflar hakkında uygulanmayacağını belirtmiştir. Dava
konusu kuralın gerekçesi incelendiğinde kuralın daha çok taviz bedelinin
tahsili amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Çünkü madde gerekçesinde
düzenlemenin açıkça taviz bedellerine ilişkin olduğu ve vakıfların hak ve
menfaatlerinin korunmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
Anayasa’nın
10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile eylemli değil hukuksal eşitlik
öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar
karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu
ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Durum ve
konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik
ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.
Vakıfların
özellikleri dikkate alındığında bu kurumların diğer gerçek veya tüzel
kişilerle aynı hukuksal durumda bulunmadıkları açıktır. Farklı hukuksal
durumda bulunanların ayrı kurallara tabi tutulması Anayasada yer alan
eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan
nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir.
VI-
SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile
ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp
çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin
çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada
belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 20.2.2008 günlü, 5737 sayılı Vakıflar
Kanunu’nun Geçici 5. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
13.1.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
|