Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2010/52
Karar Sayısı : 2011/113
Karar Günü : 30.6.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Genç Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 278. maddesinin Anayasa’nın 38. maddesine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I- OLAY
Mağdur çocuğun
cinsel istismarı iddiasıyla kardeş sanıklar hakkında açılan kamu davasında,
bir kısım sanıklarla birlikte mağdurun da annesi olan kişi hakkında “suçu
bildirmeme” iddiasıyla açılan davada, Cumhuriyet savcısının itiraz konusu
kuralın Anayasaya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtirazın gerekçesindeki ilgili bölümler şöyledir:
“Sanık
anne hakkında her ne kadar suçu bildirmeme suçundan kamu davası açılmış ise
de, üzerine atılı suçun öz kızı mağdura, öz oğulları olan sanıklar
tarafından işlenen fiilleri bildirmemesinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 38/5. maddesinde
‘Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda
bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.’ şeklinde hüküm
bulunduğu ve 5237 Sayılı TCK'nın 278. maddesinde
ise ‘işlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi...’
şeklinde bir düzenleme bulunduğu görülerek; TCK’nın
278. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38/5. maddesine aykırı
olarak yakın akrabalık durumu ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı
anlaşıldığından; 5237 Sayılı TCK’nın 278.
maddesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38/5. maddesine aykırı olduğu
ve bu nedenle somut norm denetimi açısından Anayasa Mahkemesine müracaat
edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
“Suçu bildirmeme” başlıklı 278. maddesi şöyledir:
“Madde 278- (1)
İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği
neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili
makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Mağdurun onbeş yaşını
bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği
nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde,
yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 38. maddesine
dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,
Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin YILDIRIM
ve Nuri NECİPOĞLU’nun katılımlarıyla 8.6.2010
gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar
verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralda düzenlenen suç tipinde yakın
akrabalık durumunun hiçbir şekilde dikkate alınmadığı gerekçesiyle
Anayasanın 38. maddesinin beşinci fıkrasına aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, işlenmekte olan bir
suçla, işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin
sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara
bildirmeyenlerin cezalandırılacakları belirtilmiştir.
Hukuk devletinde yasakoyucu,
ceza siyasetinin gereği olarak Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel
ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacı da
gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağına, bunlara verilecek cezanın
türü, miktarı, artırım ve indirim nedenleri ve oranları ile suçun takibine
ve yargılama usulüne ilişkin koşullar öngörebilir.
Anayasanın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin
temel ilkelere yer verilmiştir. Bunlardan biri de maddenin beşinci
fıkrasında “Hiç kimse kendisini ve
kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda
delil göstermeye zorlanamaz.” biçiminde ifade edilmiştir. Aynı zamanda
evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan bu anayasal hüküm karşısında yasa
koyucu, kişinin kendisini ve yasada gösterilecek belli derecedeki
yakınlarını suçlayıcı bir beyanda bulunmaya zorlayan bir düzenleme yapamaz.
İtiraz konusu kuralda, işlenmekte
olan veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin
sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkililere
bildirmeyenlerin maddede öngörüldüğü biçimde cezalandırılacakları
belirtilirken, gerek maddede, gerekse bu maddeye atıf yapacak biçimde başka
bir yerde, bu suçun fail veya failleriyle anılan suçu bildirmeyen kişi
arasındaki yakın akrabalık durumu cezasızlık açısından ayrık tutulmamıştır.
Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 38.
maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
VI- SONUÇ
1-26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
278. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2-5237
sayılı Kanun’un 278. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN
RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, Serruh
KALELİ ile Mehmet ERTEN’in karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
30.6.2011
gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞIOY
TCK’nun
278. maddesinin, “işlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen
kişi bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” diyen birinci fıkrası
ile nitelikli hallerini gösteren iki ve üçüncü fıkraları, Anayasa’nın 38.
maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
TCK278. maddesinin, suça ilişkin yargılamada yakın
akrabalık durumunu suç kapsamından çıkarmaması, tanık durumunda kalan
kişiyi yakınlarını bile suçlama beyanına itmesi zorunluluğu Anayasa’nın 38.
maddesi ile bağdaştırılamamıştır.
Mahkememiz, bu açık aykırılık kararı sonucu yasa
koyucuya iptal edilen hüküm yerine bir düzenleme yapması için süre
vermiştir.
Normun Anayasa hukukuna açık aykırılığının bu madde
kapsamında yargılananlar yönünden yeni düzenleme yapılana kadar yürürlükte
kalmasına olanak veren kararda hukuka uyarlılık yoktur.
Yasa koyucunun verilen süre içerisinde de düzenleme
yapmama hali de düşünüldüğünde iptal edilen hüküm ile subut
bulan olaylar yönünden ceza hukukunda suçu ihbar etmeyenler için hukuki
boşluk doğduğunun söylenemeyeceği, fiiller icra edilmiş, suç oluşmuş ise
zaten taraflarının var olacağı ve suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma
süreçlerinin ihbarsız da işleyebileceği ve suçu işleyenin cezasız
kalmayacağı, ancak halen devam eden davalar yönünden suçu ihbar etmemekle
tanık durumundan sanık durumuna düşmüş kişi yönünden Anayasa’ya aykırı
olduğu belirlenen bir hükme dayanarak yeni düzenleme yapılana dek ceza
tayin edilmek durumunda kalınmasına olanak veren KARAR’da
“iptale rağmen kararın yürürlüğe girmesine kadar süre verilmesi gerektiği”
gerekçesine muhalif kalınmıştır.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suçu bildirmeme”
başlıklı 278. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında tanımlanan ve
hapis cezası içeren suçlar, Anayasa’nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında
öngörülen “Hiç kimse kendisini ve
kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda
delil göstermeye zorlanamaz” kuralında yer alan “…kanunda gösterilen yakınlar yönünden…” bir ayırım yapmadan
bunları da kapsar biçimde düzenlenmesi nedeniyle Anayasa’nın anılan madde
ve fıkrasına aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
İptal edildiği için de (1) ve (2) numaralı
fıkralarda tanımlanan “suçu
bildirmeme” eylemleri, Anayasa’nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında
belirtilen “…kanunda gösterilen
yakınlar yönünden…” suç olmaktan
çıkmıştır.
Suç olmaktan çıkarılan eylemlere ilişkin
düzenlemelerin hukuksal boşluk doğurmasının ve
kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesinin söz konusu olmayacağı açık
olduğu halde “…kanunda
gösterilen yakınlar yönünden…” bir ayırım yapılmaksızın, iptal
kararının yürürlüğünün altı ay sonraya bırakılarak, söz konusu eylemlerin
bunlar yönündensuç olarak sürdürülmesine karar verilmesi, Anayasal denetimin
amacına ve buna bağlı olarak da hukuk devletine aykırıdır.
Bu nedenle iptal edilen kuralların, kanunda
gösterilen yakınlar yönünden Resmî
Gazete’de yayımlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar
verilmesi gerekir.
Yukarda belirtilen gerekçeyle iptal edilen
kuralların yürürlüklerinin uzatılmasına ilişkin kararın bu bölümüne
katılmıyorum.
Üye
Mehmet
ERTEN
|