|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2010/20341
Karar No: 2011/10152
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi:Ulubey-Uşak
Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Tarihi: 15.8.2008
Numarası:Esas
no: 2008/167 Karar no: 2008/l65
Davacı:Ayşe
Taşlı
Davalı: İsmet
Taşlı
Dava Türü: Boşanmaya
Dair Yabancı Mahkeme Kararının
Tanınması
ve Tenfizi
Temyiz Eden: Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda
mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet
Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada,
boşanmaya ilişkin Nünberg Sulh Hukuk Mahkemesinin
19.10.2006 tarih ve 105 F 01055/06 sayılı kararının tenfizine
karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve
hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında
Kanunun 53. maddesinde tenfiz dilekçesine
eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının
o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı
tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile,
ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı
veya belgesiyle birlikte onanmış tercümesinin de dilekçeye eklenmesi
zorunludur.
Mahkemece, kararın onaysız fotokopisi ile yine onaysız
tercümesinin kanunda aranılan koşulları taşımadığı gözetilmeksizin, eksik
ve yetersiz belgeye dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma
isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere
BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 9.6.2011
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2010/16455
Karar No: 2011/871
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Sivrihisar
Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 15/4/2008
Numarası: 2007/573-2008/151
Davacılar: Harun
Masatoğlu vs. vek. Av.
Şerafettin Tiryaki
Davalılar:Musa
Masatoğlu vs.
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizine
karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş,
hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY
KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan
sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği
düşünüldü.
Davada, vasiyet edilen malların davacıların hisseleri
oranında, davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talep
ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi nedeniyle Adalet
Bakanlığının 1.7.2010 tarih ve 2909/19161 sayılı yazıları ile kanun
yararına temyiz edilmesi istenildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 27.7.2010 tarih ve 2010/169901 sayılı yazıları ile hükmün
HUMK.’nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına
bozulması talep edilmiştir.
Dava, vasiyetin tenfizi
talebine ilişkindir.
Medeni Kanunun 600. maddesi gereğince, “Vasiyet
alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı
vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini dava edebilir.”
Somut olayda, MK.m. 600
anlamında bir talep bulunup, davacılar kendilerine vasiyet edilen
taşınmazların adlarına tapuya tescil edilmesi talep edildiğine göre, bu tür
davalarda görevli mahkeme tescili istenilen taşınmazların değerine göre
tayin edilecektir.
Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların değerleri
bilirkişi marifeti ile belirlenip, öncelikle görev hususunun halledilmesi
gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru
bulunmamıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK’nun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan
nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına
BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 25.1.2011 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/3358
Karar No: 2011/6983
YARGITAY
İLAMI
Davacılar Bayram Öztürk ile
davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesince
verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 21.9.2010 günlü
ve 2010/150-171 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.3.2011 gün ve Hukuk-2011/62965
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacılar dava dilekçesinde, çocukları Mehmet’in adının
“Mert” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar
verilmiştir. Adı değiştirilen Mert Öztürk’e ait
nüfus kaydındaki bilgilere göre Gömeç Asliye Hukuk Mahkemesinin
2007/103-128 K. sayılı ilamı ile davacının “Mehmet Mert” olan adının
“Mehmet” olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. 5490 sayılı Nüfus
Hizmetleri Yasasının 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki aynı
konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere
açılabilir hükmüne aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru
görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak
kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir
örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
9.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2010/9427
Karar No: 2011/4922
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: İzmir 10.
Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih: 22/10/2009
No:
939-1170
Davacı: Hilal
Özcan vek. Av. İsmail Aydın Erdoğan
Davalı: Albaraka Türk Özel
Finans Kurumu A.Ş. vek. Av. Murat Unganer
Taraflar arasındaki itirazın
iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden
dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen kesin kararın süresi içinde
davalı vekilince kanun yararına temyiz olunması için istemde bulunulması
üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün HUMK’nun
427/6 maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu çekin
ibrazı üzerine karşılıksız çıktığını ve 350 TL tutarındaki çek güvence
bedelinin tahsili için davalı banka aleyhine girişilen takibe itiraz sonucu
takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40
oranında icra inkar tazminatının davalıdan
tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yanca kanıtlanan davanın kabulüyle
itirazın iptaline, takibin devamına ve takip konusu 350 TL’nin %40’ına
isabet eden miktarda icra inkar tazminatının
davalıdan tahsiline kesin olarak karar verilmiş, davalı vekilince kanun
yararına temyiz olunması için istemde bulunulması üzerine Adalet Bakanlığı
talebi doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün HUMK 427/6
maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenmiştir.
Dava konusu çekde keşide yeri
bulunmamaktadır. Keşide yerinin çekin yasal unsurlarından olup, mahkemece
bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167
sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması
Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş
çekler için 10. maddede belirtilen sorumluluk miktarı dahil
kısmi ödeme yapılamaz” hükmünü içermektedir. Davaya konu çekin takasa ibraz
edildiği dosya içerisindeki çek örneğinden anlaşılmaktadır. Takasa ibraz
edilen çek yönünden davalı bankanın kısmi ödeme yapma yükümlülüğü
bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü dikkate alınmadan
yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma
isteğinin kabulü ile HUMK 427/7 maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve
hukuki sonuçları kalkmamak koşuluyla BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son
maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere
Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
verilmesine, 13.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/4011
Karar No: 2011/6077
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Gaziantep
1. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih:29.12.2009
No:
977/2118
Davacı: Hüseyin İşlekoğlu vek. Av. Sait Nuri
Subaşı
Davalı: T. Halk
Bankası A.Ş. vek. Av. Nilgün Kargıner
Taraflar arasındaki itirazın
iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden
dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen
hükmün süresi içinde davacı vekilinin 19.2.2010 günlü talebi ve Adalet
Bakanlığı’nın 21.10.2010 ve 27780 sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemi ile temyiz edilmiş olmakla
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkilinin dava dışı Mehmet Peyman namına ve Esnaf Sanatkarlar
Kredi ve Kefalet Koop. hesabına
7.920,14 TL’yi davalı banka şubesine yatırdığını, ancak şube yetkilisinin
paranın 1.000,-TL eksik olduğu gerekçesiyle kayda 6.920,14 TL olarak
geçtiğini,
Banka aleyhine Gaziantep 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nde
açtıkları 2008/1110 E., 2009/229 K sayılı dava ile
eksik yatan 1.000,-TL’nin davalı bankadan tahsiline karar verildiğini;
Ne var ki bu aşamada
kooperatif tarafından eksik yatırılan l.000,-TL için Gaziantep 4. İcra
Müdürlüğünün 2008/8156 sayılı dosyasından takibe girişildiğini ve fer’ileriyle birlikte dosyaya 1.362,87 TL
yatırdıklarını ileri sürerek fazla yatırılan 362,87 TL’nin işlemiş ve
işleyecek yıllık % 25 faizi ile tahsili için Gaziantep 8. İcra Müdürlüğünün
2009/7636 sayılı dosyası ile yaptıkları takibe vaki itirazın iptaline karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı yanca açılan ilk davada fazlaya
ilişkin hakların saklı tutulmadığını ve alacağın o davada hükme
bağlandığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının, davalı bankanın kusuru nedeniyle
362,87 TL fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın asıl alacak bakımından
kabulüne, takibin yasal faiz hesaplanmak suretiyle devamına ve fazla
istemin reddine karar verilmiştir. Kesin olarak verilen hüküm davacının
19.2.2010 günlü talebi ve Adalet Bakanlığı’nın 21.10.2010 gün ve 27780
sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’nun 427/VI ncı maddesi
uyarınca kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilmiştir.
Davacı yan her ne kadar takip talebinde 67,28 TL işlemiş
faiz istemiş ise de, davayı açarken müddeabih
olarak sadece asıl alacak olan 362,87 TL’yi göstermiş ve bu miktar
üzerinden harç yatırmış olduğundan, işlemiş faizin dava konusu dışında
kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı takip talebinde ve dava dilekçesinde yıllık % 25
avans faiz ile takibin devamına karar verilmesini istemiş, mahkemece yasal
faiz istenebileceği belirtilerek fazla faiz oranına yönelik talebin reddine
karar verilmiştir.
İstem ve karar arasındaki fark taraflar arasındaki maddi
hukuk ilişkisine değil, faiz oranına dayalıdır. Davacının işlemiş faizi de
istemediği göz önüne alındığında, maddi hukuk bakımından alacağın bir
kısmının reddedildiğinden söz edilemez. Bu durumda mahkemece davanın kısmen
reddedildiğinin düşünülmesi ve bu çerçevede davacının vekâlet ücreti ile
sorumlu tutulmasının yasal dayanağı yoktur. Açıklanan nedenle kanun
yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 427/VI ncı maddesine dayalı kanun
yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün hukukî sonuçlarına etkili
olmamak üzere (HUMK.m.427/VII) kanun yararına BOZULMASINA, kararın bir
örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine
(HUMK.m.427/VIII) 4.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|