|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2007/2
Karar Sayısı :
2011/13
Karar Günü:
13.1.2011
İPTAL DAVASINI AÇANLAR:
1) Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Ali TOPUZ
ve Haluk KOÇ ile birlikte 118 Milletvekili (E. 2006/168)
2) Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Haluk KOÇ
ve Oya ARASLI ile birlikte 122 Milletvekili (E. 2007/2)
İPTAL DAVASININ KONUSU: 31.10.2006 günlü, 5553 sayılı Tohumculuk
Kanunu’nun;
1) 4. maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkralarının,
2) 5. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının,
3) 6. maddesinin üçüncü fıkrasının,
4) 8. maddesinin birinci fıkrasının,
5) 9. maddesinin ikinci fıkrasının,
6) 15. maddesinin,
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2.,
5., 6., 7., 8., 11., 45. ve 123. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri
ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN
GEREKÇESİ
A- İptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini
içeren 25.12.2006 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III.
GEREKÇE
31.10.2006 tarih ve 5553 sayılı
Tohumculuk Kanununun 15 inci Maddesinin Birinci Fıkrasındaki “Özel hukuk
tüzelkişilerine” İbaresinin Anayasa’ya Aykırılığı
31.10.2006 tarih ve 5553 sayılı
Tohumculuk Kanununun “Yetki devri” başlıklı 15 inci maddesinin iptali istenen
ibareyi de içeren birinci fıkrasında “Bakanlık gerekli gördüğü hâllerde, 5
inci, 6 ncı, 7 nci ve 8
inci maddelerde belirtilen yetkilerini, kısmen veya tamamen Birliğe, kamu
kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere;
şartları belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebilir.”
denilmiştir.
Bu hükme göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı;
- tohumlukların üretimine izin
verilmesi(5553 sa.K. m.5),
-tohumluk sınıflarına göre yetiştirilen
ve üretilen tohumluklar, sertifikasyon işlemine tâbi tutulması ve tohumlukların
ithal edilmesi ve ihracına izin verilmesi(5553 sa.K. m.6),
-tohumlukları yetiştiren, işleyen ve
satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişilerin yetkilendirilmesi
ve denetlenmesi (5553 sa.K.m.7) ve
-ticarete arz edilen tohumlukların
standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğunun denetlenmesi
(5553 sa.K.m.8),
konularında haiz olduğu yetkilerini, gerekli
gördüğü hallerde kısmen veya tamamen Türkiye Tohumcular Birliğine, kamu kurum ve
kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları
belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebilecektir.
Tohumculuk sektörümüz; hububat, kimi
yem bitkileri ve birkaç tarla bitkisi dışında “üstün verimli ve üstün nitelikli
bitki çeşitleri ıslahı ve bunların tohumlarının geliştirilerek
üretilmesinin çok büyük ölçüde yabancı ülkeler tarafından yapılması”
nedenleri ile esasen ileri ülke teknolojilerine bağımlı durumdadır. Ülkenin
hububat tohumunun tümüne yakını ile yem bitkisi ve pamuk tohumunun bir
kısmı Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı TİGEM
işletmelerinde üretilmekte, geri kalan tüm tarla ürünleri ile bağ-bahçe
(sebze-meyve) ürünleri tohum ve tohumlukları özel kesim tarafından
üretilmektedir. Yerli koşullarımızda yeterince üstün çeşit ıslahı ve
onların tohumluğunun üretimi başarılamadığı için, zorunlu olarak özel kesim
yabancı ülkelerde ıslah edilmiş çeşitlerin tohumluklarını getirmekte ve
üreticiye aktarmaktadır. Bir yandan ıslah edilmiş çeşitlerin ilk melezleri
olan F-1 hibritleri ithal edilerek doğrudan
üreticiye satılmakta, bir yandan da ana-baba hatları, ebeveynleri
getirilerek bunlardan ülke içerisinde F-” ler
elde edilmekte ve pazarlanmaktadır.
Özetlenen bu süreç, çeşit ve çeşit
tohumu geliştirme konusunda ülkemizin yeterince gelişememesi ve ileri ülkeler
düzeyinde araştırma ve ıslah yapamaması, çeşit ve onların tohumlarını
üretilmemesinin doğal sonucudur. Tanımlanan bu süreçte, ülke koşullarında
tohum üretmek gibi önemli fonksiyon gören özel sektör olduğu gibi, sadece
ithalat yapıp tohum satan özel sektör de vardır. Belirtildiği üzere bu
işleyiş, bütünüyle tohum teknolojisinin yabancıların tekelinde olmasının
sonucudur.
Ancak bu konunun ekonomik bağımsızlıkla
bağdaşmayan yanı, “ülkede hangi tohumun üretileceğine kimin karar vereceği”
noktasındadır. 5553 sayılı Kanunun on beşinci maddesinin iptali istenen
ibareyi de içeren birinci fıkrasında Kanunun 5 inci maddesine yapılan
atıfla, tohumluk üretimiyle ilgili beşinci maddede kamuya tanınan “üretim
izni yetkilerinin”, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler,
tohumculukla ilgili Birlikler ve “özel hukuk tüzel kişilerine”
devredilebileceği öngörülmektedir. Kamuda bulunan üretim izninin tohumculuk
firmalarını tanımlayan özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi, bu alana
egemen olan birkaç gelişmiş ülkenin uluslar üstü ve tekelleşmiş firmalarının
ülke içi tohum üretimine karar vermeleri gibi, ekonomik dolayısıyla ulusal
bağımsızlıkla bağdaşamayacak vahim sonuçlara yol açabilecektir. Her ne
kadar dünya tohumculuğuna sayısı sınırlı bu ülke ve firmalar damga vuruyor
ise de, Türkiye’de hangi ürünlerin hangi tohumluklarının, hangi koşullarda
üretileceğine ulus adına Türkiye Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı karar vermektedir
Anayasa’nın başlangıç kısmı Türk milli
menfaatlerine aykırı hiçbir mülahazanın korunma göremeyeceğini ve 5 inci
maddesi de Türk Milletinin bağımsızlığını vurgulamaktadır. Bu kavramlar dar
bir çerçeve içinde yorumlanamaz. Bağımsızlık, Büyük Atatürk’ün dediği gibi
tam bağımsızlıktır. Bunun içerisinde siyasal bağımsızlık yanında ekonomik
bağımsızlık da mevcuttur.Oysa
iptali istenen ibare, ülkede hangi tohumun üretileceğine karar verme
yetkisini dünyada tekel kurmuş yabancıların ortağı olan veya Türkiye ofisi
niteliği taşıyan ve bu niteliği gereği yabancının dediğini yapmak zorunda
bulunan özel firmalara devredilmesine olanak tanımakta, gelecekte o
tekellerin yararları neyi gerektiriyor ise o tohumların üretimine izin
verilmesi gibi sonuçları da kaçınılmaz kılmaktadır.
Bu nedenle söz konusu düzenleme,
Anayasa’nın başlangıç kısmına ve 5 inci maddesine aykırı bir düzenlemedir.
Öte yandan, Anayasamızın 2 nci maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti ile Başlangıç
kısmında yer alan Atatürk ilkeleri arasında köklü bir bağlantı
bulunmaktadır. Anayasa’nın öngördüğü sosyal devlet, diğer nitelikleri
yanında, ekonomik yaklaşımlarında kamu girişimlerine ağırlık veren ve milli
ekonomiyi bu anlayışla düzenleyen bir devlettir.
Prof. Dr. Suna KİLİ’nin
Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli adlı yazısının sonunda ATATÜRKÇÜLÜK
ve ATATÜRK DEVRİM MODELİ başlıklı bölümünde Atatürk Devrim mode1inin
özellikleri birer birer sayılmakta;
“Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık anlatıldıktan sonra Atatürkçülük
çağdaş olma amacında devleti baş görevli sayar. Devlet yasalarla, üst
yapıda yapılan değişikliklerle sağlanan hakları, altyapıda
gerçekleştirilecek değişikliklerle, sağlanacak olanaklarla
desteklenmedikçe, güçlendirilmedikçe halkın korunması, geleneksel toplum
yapısının değiştirilmesi o1anaksızdır. DEVLET EKONOMİYE HEM DÜZENLEYİCİ HEM
DE İŞLETMECİ OLARAK GİRECEK, ekonomiyi tüm ulusun, halkın yararına
yönlendirecektir” cümleleri yer almaktadır.
Prof. Dr. Hamza EROĞLU’nun
Atatürk ve Devletçilik adlı yapıtının 102 nci
sahifesinde “Anayasamızda zikredilmese bile, devletçilik bir politik
uygulama olarak sosyal devlet sıfatı ile varlığını devam ettirmektedir.
Sosyal devletin Anayasamızda öngörülen görevleri yerine getirebilmesi,
devlet yetkilerini arttırması, teşkilat kurarak hizmetleri gerçekleştirmesi
gerekir. Türk Anayasasında yer alan sosyal ve iktisadi haklar ve ödevler,
liberal bir devlet anlayışı ile yerine getirilemez” ifadesi yer almaktadır.
“Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak
yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir.
Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir
sınır konumuna getirir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumları
benimseyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde
Anayasa’nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı
temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. <<Yasaların
kamu yararına dayanması>> gereği kuşkusuz hukuk devletinin temel
değerlerinden birini oluşturmaktadır. Ekonomik dolayısıyla ulusal bağımsızlıkla bağdaşamayan böyle bir
düzenlemenin yöneldiği hedefin Ulusun genel yararları ve tarımın gelişme
amaçları olmaması nedeniyle kamu yararına aykırı düşeceği açıktır. Kamu
yararı amacına yönelmemiş olan bir düzenlemenin de, hukuk devleti ilkesine
ve dolayısıyla Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı
düşeceği açıktır.
5553 sayılı Kanunun “Tohumluk ticareti” başlıklı 7 nci
maddesine göre; yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait
tohumlukların ticaretine izin verilmesi, tohumlukların ithal edilmesi ve
ihracı Bakanlığın iznine tâbidir. Bu Kanunun on
beşinci maddesinin iptali istenen ibareyi de içeren birinci fıkrasında
Kanunun 7 nci maddesine yapılan atıfla, Bakanlığa
tanınan bu yetkilerin de, “özel hukuk tüzel kişilerine” devredilebileceği
öngörülmektedir. Üretim izninin devrine ilişkin olan ve yukarıda
açıklanmaya çalışılan sakıncalar, tohumluk, ticareti, ithalatı ve ihracatı
konusundaki yetki devrinde de aynen geçerlidir. Belirtilen gerekçelerle,
tekelleşmiş yabancı firmaların yönetebileceği özel firmalara bu türden dış
ticaret yetkilerinin devredilmesi, özel firma hatta yabancı özel firma
yararına ithalat ve ihracat gibi sonuçları her zaman doğurabilir. Açıklanan
nedenle, Kanunun “altıncı maddesindeki ithalat ve ihracat izni verilmesi
yetkilerinin özel hukuk tüzel kişilerine devrini öngören” düzenleme
Anayasa’nın 2 nci ve 5 inci maddelerine
aykırıdır.
5553 sayılı Kanunun “Piyasa denetimi” başlığını
taşıyan 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, tohumlukları yetiştiren,
işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişilerin
Bakanlık tarafından yetkilendirilip denetleneceği; ikinci fıkrasında da
ticarete arz edilen tohumlukların standartlara uygunluğu ile etiket ve
ambalaj bilgilerinin doğruluğunun da yine Bakanlıkça denetleneceği hükme
bağlanmıştır. Bu
Kanunun on beşinci maddesinin iptali istenen ibareyi de içeren birinci
fıkrasında Kanunun 7 nci maddesine yapılan
atıfla, Bakanlığa tanınan bu yetkilerin de, “özel hukuk tüzel kişilerine”
devredilebileceği öngörülmektedir.
Yukarıda etraflıca açıklanan sakıncalar yani üretim
izni yetkilerinin ve tohumluk, ticareti, ithalatı ve ihracatı
konusundaki yetkilerin özel sektöre devrindeki sakıncalar, “denetim
görevinde de” aynen geçerlidir. Zira, bu tür bir
yetkinin, süreçte tekelleşmiş yabancılarınetkili olacakları bir özel kesim gurubuna bırakılması,
denetimin o yabancı ve yerli firmaların yararları doğrultusunda işletilmesi
sonucunu doğurabilir.
Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA Siyasal
Kurumlar ve Anayasa, Hukuku adlı yapıtının 449 uncu sahifesinde SOSYAL
DEVLETİ şöyle anlatmaktadır :
Sosyal devlet, kişiyi ekonomik hayatta
yenik bırakmayan devlettir. Bu devlet ekonomik hayatı düzenler. Nitekim
fiyat iniş çıkışlarını, yatırım oranlarını, insan gücü kullanımını, dış
ticaret dengesini kontrol eder ve sorumluluk yüklenir. Plancıdır, kamu
kesimine ağırlık verir. Bu Devleti, üretim araçlarının özel sahipleri tek
ve hakim kudret olarak kontrol edemezler. Aksine
Devlet onları kontrol etmekle ödevlidir. Yatırımları saptayan kararlara hakim olamazlar. Fakat, özel
kesim vardır. Kamu kesimine oranla ikinci plandadır. Devlet özel kesimin
kontrolü altına girmesi, sosyal niteliğini kaybeder.
Bu nedenle, denetim yetkisinin Bakanlığın ve kamu
kurum ve kuruluşlarının elinde bulunması söz konusu olayda sosyal devlet
ilkesinin devlete yüklediği görevlerin yerine getirilmesi bakımından
gerekli görülmektedir.
Kanunun altıncı maddesinde tanımlanan
“sertifikasyon görevindeki yetki” tümüyle teknik nitelikli bir hizmet
olduğundan, diğer yetkilerin özel sektöre devrinin iptal edilmesi halinde,
bu tür bir yetkinin diğer yetkilerle donatılmadan özel hukuk
tüzelkişilerine devri de açıkça görüleceği gibi sakıncalı olacaktır.
Belirtilen nedenlerle söz konusu yetki devri Anayasa’nın 2 nci ve 5 inci maddelerine aykırı düşmektedir.
Diğer taraftan, tarım ve hayvancılıkla
uğraşanların korunması ve desteklenmesi Devletin ödevidir. Bu ödev,
Anayasa’nın 45 inci maddesinde düzenlenmiştir. Devletin bu konudaki
görevinin amacı; Tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını
ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması yapmak, bu plana uygun
bitkisel ve hayvansal üretimi artırmaktır. Tarımsal üretim planlamasının
tohumlukların üretimini de kapsadığı açıktır. Bu bakımdan söz konusu yetki
devri, Anayasa’nın 45 inci maddesine de aykırı düşmektedir.
Bir yasa kuralının Anayasanın herhangi
bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci
maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle, 31.10.2006
tarih ve 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 15 inci Maddesinin birinci fıkrasındaki
“Özel hukuk tüzelkişilerine” İbaresi Anayasa’nın 2 nci,5 inci ,11 inci ve 45 inci
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
31.10.2006 tarih ve 5553 sayılı Tohumculuk
Kanununun15 inci maddesinin birinci fıkrasındaki
“Özel hukuk tüzelkişilerine” ibaresi, Anayasa’nın hukuk devleti ve
hukukun üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ile
bağdaşmadığından ve ülkede hangi tohumun üretileceğine karar verme
yetkisini dünyada tekel kurmuş yabancıların ortağı olan veya Türkiye ofisi
niteliği taşıyan ve bu niteliği gereği yabancının dediğini yapmak zorunda
bulunan özel firmalara devredilmesine olanak tanıyarak gelecekte o
tekellerin yararları neyi gerektiriyor ise o tohumların üretimine izin
verilmesi gibi sonuçları da kaçınılmaz kıldığından ekonomik
bağımsızlığı zedeleyici sonuçlara da yol açtığı için, sonradan giderilmesi
güç ya da olanaksız durum ve zararların doğabileceğinden iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması istemi ile Anayasa
Mahkemesine iptal davası açılmıştır.
Arz ve izah olunan nedenlerle, iptali istenen
kurallar hakkında yürürlüklerinin durdurulması da istenerek iptal davası
açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 31.10.2006 tarih ve
5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 15 inci
maddesinin birinci fıkrasındaki “Özel hukuk tüzelkişilerine” İbaresi
Anayasa’nın 2 nci, 5 inci, 11 inci ve 45 inci
maddelerine aykırı olduğundan iptaline ve iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesine ilişkin
istemimizi saygı ile arz ederiz.”
B- İptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini
içeren 5.1.2007 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III.
GEREKÇE
1) 31.10.2006 Tarih ve 5553 Sayılı
Tohumculuk Kanununun 4 üncü Maddesinin Üçüncü ve Dördüncü Fıkralarının; 5
inci Maddesinin İkinci ve Dördüncü Fıkralarının; 6 ncı
Maddesinin Üçüncü Fıkrasının; 8 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının; 9 uncu
Maddesinin İkinci Fıkrasının; 15 inci Maddesinin Dördüncü Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı
Anayasanın 8 inci maddesinde, yürütme
yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasaya ve
kanunlara uygun olarak kullanılacağı ifade edilmiştir. Anayasada gösterilen
ayrık haller dışında, yürütmenin yasa ile ilkeleri, genel kuralları
belirlenmemiş bir alanda asli düzenleme yapma yetkisi yoktur. Asli
düzenleme yetkisi Anayasanın 7 nci maddesinde
yasama organına verilmiştir ve bu yetki devredilemez. Devredilmesi halinde
ise, kaynağını Anayasadan almayan bir yetki görünümüne girer ve Anayasanın
7 nci maddesinin yanı sıra 6 ncı
maddesine de aykırı düşer.
Böyle bir durumun Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ve 11 inci
maddesinde ifade edilen Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle
çelişeceği de açıktır.
Yukarıda sıralanan hükümlerde
belirtilen konularda yürütmeye düzenleme yetkisi verilmektedir. Ancak, yürütmeye
düzenleme yetkisi bırakılan alanlarla ilgili olarak genel esasların,
ilkelerin yasada gösterilmediği yani asli düzenlemenin yasa ile yapılmadığı
da görülmektedir.
Söz konusu hükümlerde yürütmeye
düzenleme yetkisinin yasa ile verilmiş olmasının, bu alanlarda asli düzenlemenin
yapılmış olduğu anlamına gelmeyeceği açıktır.
Bu durumda, iptali istenen hükümlerde
yürütmeye verilen düzenleme yetkisinin, yasamaya tanınmış ve devredilemez
olan asli düzenleme yetkisinin devri niteliğini taşıdığında ve Anayasanın 2
nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı düştüğünde
kuşku yoktur.
Bu nedenle söz konusu hükümlerin iptali
gerekmektedir.
2) 31.10.2006 Tarih ve 5553 Sayılı
Tohumculuk Kanununun 15 inci Maddesinin Birinci, İkinci ve Üçüncü
Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı
31.10.2006 tarih ve 5553 sayılı
Tohumculuk Kanununun “Yetki devri” başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasında
“Bakanlık gerekli gördüğü hâllerde, 5 inci, 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerde belirtilen
yetkilerini, kısmen veya tamamen Birliğe, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel
hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları belirlenmek kaydıyla,
süreli veya süresiz olarak devredebilir.” denilmiştir.
Bu hükme göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı;
- tohumlukların üretimine izin
verilmesi(5553 sa.K. m.5),
- tohumluk sınıflarına göre
yetiştirilen ve üretilen tohumluklar, sertifikasyon işlemine tâbi tutulması
ve tohumlukların ithal edilmesi ve ihracına izin verilmesi(5553 sa. K. m.6),
- tohumlukları yetiştiren, işleyen ve
satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişilerin yetkilendirilmesi
ve denetlenmesi (5553 sa.K.m.7) ve
- ticarete arz edilen tohumlukların
standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğunun denetlenmesi(5553 sa. K.m.8),
konularında haiz olduğu yetkilerini, gerekli gördüğü
hallerde kısmen veya tamamen Türkiye Tohumcular Birliğine, kamu kurum ve
kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları
belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebilecektir.
Tohumculuk sektörümüz; hububat, kimi
yem bitkileri ve birkaç tarla bitkisi dışında “üstün verimli ve üstün nitelikli
bitki çeşitleri ıslahı ve bunların tohumlarının geliştirilerek
üretilmesinin çok büyük ölçüde yabancı ülkeler tarafından yapılması”
nedenleri ile esasen ileri ülke teknolojilerine bağımlı durumdadır. Ülkenin
hububat tohumunun tümüne yakını ile yem bitkisi ve pamuk tohumunun bir
kısmı Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı TİGEM
işletmelerinde üretilmekte, geri kalan tüm tarla ürünleri ile bağ-bahçe
(sebze-meyve) ürünleri tohum ve tohumlukları özel kesim tarafından
üretilmektedir. Yerli koşullarımızda yeterince üstün çeşit ıslahı ve
onların tohumluğunun üretimi başarılamadığı için, zorunlu olarak özel kesim
yabancı ülkelerde ıslah edilmiş çeşitlerin tohumluklarını getirmekte ve üreticiye
aktarmaktadır. Bir yandan ıslah edilmiş çeşitlerin ilk melezleri olan F-1 hibritleri ithal edilerek doğrudan üreticiye
satılmakta, bir yandan da ana-baba hatları, ebeveynleri getirilerek
bunlardan ülke içerisinde F-“ ler elde edilmekte
ve pazarlanmaktadır.
Özetlenen bu süreç, çeşit ve çeşit
tohumu geliştirme konusunda ülkemizin yeterince gelişememesi ve ileri ülkeler
düzeyinde araştırma ve ıslah yapamaması, çeşit ve onların tohumlarını
üretilmemesinin doğal sonucudur. Tanımlanan bu süreçte, ülke koşullarında
tohum üretmek gibi önemli fonksiyon gören özel sektör olduğu gibi, sadece
ithalat yapıp tohum satan özel sektör de vardır. Belirtildiği üzere bu
işleyiş, bütünüyle tohum teknolojisinin yabancıların tekelinde olmasının
sonucudur.
Ancak bu konunun ekonomik bağımsızlıkla
bağdaşmayan yanı, “ülkede hangi tohumun üretileceğine kimin karar vereceği”
noktasındadır. 5553 sayılı Kanunun on beşinci maddesinin iptali istenen
ibareyi de içeren birinci fıkrasında Kanunun 5 inci maddesine yapılan
atıfla, tohumluk üretimiyle ilgili beşinci maddede kamuya tanınan “üretim
izni yetkilerinin”, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler,
tohumculukla ilgili Birlikler ve özel hukuk tüzel kişilerine
devredilebileceği öngörülmektedir. Kamuda bulunan üretim izninin tohumculuk
firmalarını tanımlayan özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi, bu alana
egemen olan birkaç gelişmiş ülkenin uluslar üstü ve tekelleşmiş firmalarının
ülke içi tohum üretimine karar vermeleri gibi, ekonomik dolayısıyla ulusal
bağımsızlıkla bağdaşamayacak vahim sonuçlara yol açabilecektir. Her ne
kadar dünya tohumculuğuna sayısı sınırlı bu ülke ve firmalar damga vuruyor
ise de, Türkiye’de hangi ürünlerin hangi tohumluklarının, hangi koşullarda
üretileceğine ulus adına Türkiye Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı karar vermektedir
Anayasanın başlangıç kısmı Türk milli
menfaatlerine aykırı hiçbir mülahazanın korunma göremeyeceğini ve 5 inci
maddesi de Türk Milletinin bağımsızlığını vurgulamaktadır. Bu kavramlar dar
bir çerçeve içinde yorumlanamaz. Bağımsızlık, Büyük Atatürk’ün dediği gibi
tam bağımsızlıktır. Bunun içerisinde siyasal bağımsızlık yanında ekonomik
bağımsızlık da mevcuttur.Oysa
iptali istenen ibare, ülkede hangi tohumun üretileceğine karar verme
yetkisini dünyada tekel kurmuş yabancıların ortağı olan veya Türkiye ofisi
niteliği taşıyan ve bu niteliği gereği yabancının dediğini yapmak zorunda
bulunan özel firmalara devredilmesine olanak tanımakta, gelecekte o
tekellerin yararları neyi gerektiriyor ise o tohumların üretimine izin
verilmesi gibi sonuçları da kaçınılmaz kılmaktadır.
Bu nedenle söz konusu düzenleme,
Anayasanın başlangıç kısmına ve 5 inci maddesine aykırı bir düzenlemedir.
Öte yandan, Anayasamızın 2 nci maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti ile
Başlangıç kısmında yer alan Atatürk ilkeleri arasında köklü bir bağlantı
bulunmaktadır. Anayasanın öngördüğü sosyal devlet, diğer nitelikleri
yanında, ekonomik yaklaşımlarında kamu girişimlerine ağırlık veren ve milli
ekonomiyi bu anlayışla düzenleyen bir devlettir.
Prof. Dr. Suna KİLİ’nin
Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli adlı yazısının sonunda ATATÜRKÇÜLÜK
ve ATATÜRK DEVRİM MODELİ başlıklı bölümünde Atatürk Devrim mode1inin
özellikleri birer birer sayılmakta;
“Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık anlatıldıktan sonra Atatürkçülük
çağdaş olma amacında devleti baş görevli sayar. Devlet yasalarla, üst
yapıda yapılan değişikliklerle sağlanan hakları, altyapıda
gerçekleştirilecek değişikliklerle, sağlanacak olanaklarla
desteklenmedikçe, güçlendirilmedikçe halkın korunması, geleneksel toplum
yapısının değiştirilmesi o1anaksızdır. DEVLET EKONOMİYE HEM DÜZENLEYİCİ HEM
DE İŞLETMECİ OLARAK GİRECEK, ekonomiyi tüm ulusun, halkın yararına
yönlendirecektir” cümleleri yer almaktadır.
Prof. Dr. Hamza EROĞLU’nun
Atatürk ve Devletçilik adlı yapıtının 102 nci sahifesinde
“Anayasamızda zikredilmese bile, devletçilik bir politik uygulama olarak
sosyal devlet sıfatı ile varlığını devam ettirmektedir. Sosyal devletin
Anayasamızda öngörülen görevleri yerine getirebilmesi, devlet yetkilerini
arttırması, teşkilat kurarak hizmetleri gerçekleştirmesi gerekir. Türk
Anayasasında yer alan sosyal ve iktisadi haklar ve ödevler, liberal bir
devlet anlayışı ile yerine getirilemez” ifadesi yer almaktadır.
“Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak
yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir.
Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir
sınır konumuna getirir.
Anayasanın
2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her
eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumları
benimseyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde
Anayasanın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel
hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. <<Yasaların kamu yararına
dayanması>> gereği kuşkusuz hukuk devletinin temel değerlerinden
birini oluşturmaktadır. Ekonomik dolayısıyla ulusal bağımsızlıkla
bağdaşamayan böyle bir düzenlemenin yöneldiği hedefin kamu yararı olmadığı
ortadadır. Kamu yararı amacına yönelmemiş olan bir düzenlemenin de, hukuk
devleti ilkesine ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci
maddesine aykırı düşeceği açıktır.
5553 sayılı Kanunun “Tohumluk ticareti” başlıklı 7 nci
maddesine göre; yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait
tohumlukların ticaretine izin verilmesi, tohumlukların ithal edilmesi ve
ihracı Bakanlığın iznine tâbidir. Bu Kanunun on
beşinci maddesinin birinci fıkrasında Kanunun 7 nci
maddesine yapılan atıfla, Bakanlığa tanınan bu yetkilerin de, “özel hukuk
tüzel kişilerine” devredilebileceği öngörülmektedir. Üretim izninin
devrine ilişkin olan ve yukarıda açıklanmaya çalışılan sakıncalar,
tohumluk, ticareti, ithalatı ve ihracatı konusundaki yetki devrinde de
aynen geçerlidir. Belirtilen gerekçelerle, tekelleşmiş yabancı firmaların
yönetebileceği özel firmalara bu türden dış ticaret yetkilerinin
devredilmesi, özel firma hatta yabancı özel firma yararına ithalat ve
ihracat gibi sonuçları her zaman doğurabilir. Açıklanan nedenle, Kanunun
“altıncı maddesindeki ithalat ve ihracat izni verilmesi yetkilerinin özel
hukuk tüzel kişilerine devrini öngören” düzenleme Anayasanın 2 nci ve 5 inci maddelerine aykırıdır.
5553 sayılı Kanunun “Piyasa denetimi” başlığını taşıyan
8 inci maddesinin birinci fıkrasında, tohumlukları yetiştiren, işleyen ve
satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişilerin Bakanlık
tarafından yetkilendirilip denetleneceği; ikinci fıkrasında da ticarete arz
edilen tohumlukların standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin
doğruluğunun da yine Bakanlıkça denetleneceği hükme bağlanmıştır. Bu Kanunun on beşinci maddesinin iptali
istenen ibareyi de içeren birinci fıkrasında Kanunun 7 nci
maddesine yapılan atıfla, Bakanlığa tanınan bu yetkilerin de, “özel hukuk
tüzel kişilerine” devredilebileceği öngörülmektedir. Yukarıda etraflıca açıklanan sakıncalar yani üretim izni yetkilerinin ve tohumluk, ticareti,
ithalatı ve ihracatı konusundaki yetkilerin özel sektöre devrindeki sakıncalar,
“denetim görevinde de” aynen geçerlidir. Zira, bu
tür bir yetkinin, süreçte tekelleşmiş yabancılarınetkili olacakları bir özel kesim gurubuna bırakılması,
denetimin o yabancı ve yerli firmaların yararları doğrultusunda işletilmesi
sonucunu doğurabilir.
Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA Siyasal
Kurumlar ve Anayasa, Hukuku adlı yapıtının 449 uncu sahifesinde SOSYAL
DEVLETİ şöyle anlatmaktadır:
Sosyal devlet, kişiyi ekonomik hayatta
yenik bırakmayan devlettir. Bu devlet ekonomik hayatı düzenler. Nitekim
fiyat iniş çıkışlarını, yatırım oranlarını, insan gücü kullanımını, dış
ticaret dengesini kontrol eder ve sorumluluk yüklenir. Plancıdır, kamu
kesimine ağırlık verir. Bu Devleti, üretim araçlarının özel sahipleri tek
ve hakim kudret olarak kontrol edemezler. Aksine
Devlet onları kontrol etmekle ödevlidir. Yatırımları saptayan kararlara hakim olamazlar. Fakat, özel
kesim vardır. Kamu kesimine oranla ikinci plandadır. Devlet özel kesimin
kontrolü altına girmesi, sosyal niteliğini kaybeder.
Bu nedenle, denetim yetkisinin Devletin elinde
bulunması, söz konusu olayda sosyal devlet ilkesinin devlete yüklediği
görevlerin yerine getirilmesi bakımından gerekli görülmektedir.
Kanunun altıncı maddesinde tanımlanan
“sertifikasyon görevindeki yetki” tümüyle teknik nitelikli bir hizmet
olduğundan, diğer yetkilerin özel sektöre devrinin iptal edilmesi halinde,
bu tür bir yetkinin diğer yetkilerle donatılmadan özel hukuk
tüzelkişilerine devri de açıkça görüleceği gibi sakıncalı olacaktır.
Belirtilen nedenlerle söz konusu yetki devri Anayasanın 2 nci ve 5 inci maddelerine aykırı düşmektedir.
15 inci maddenin birinci fıkrasında Bakanlığa
verilen özel hukuk tüzelkişilerine yetki devri imkanı,
Anayasanın 8 ve 123 üncü maddeleri ile de bağdaşmamaktadır.
Anayasanın 8 inci maddesi, yürütme yetki ve
görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca yerine getirileceğini; 123
üncü maddesi ise idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve
yerinden yönetim esaslarına dayandığını ve kuruluş ve görevleriyle de bir
bütün olduğunu ifade etmektedir. Buradan çıkan anlam yürütme yetki ve
görevinin Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, merkezden ve yerinden yönetim
yönetsel birimleri tarafından kullanılabileceği, özel hukuk tüzelkişileri
tarafından ise kullanılamayacağıdır. Bu nedenle Bakanlığa, yetkilerini özel
hukuk tüzelkişilerine devretme bakımından tanınan imkan,
Anayasanın 8 ve 123 üncü maddelerine de aykırı düşmektedir.
15 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan yetki
devri imkanı, yalnız özel hukuk tüzelkişilerine
yapılacak yetki devirleri açısından değil, fakat tüm kamu kurum ve
kuruluşları ve üniversitelere yapılacak yetki devirleri açısından da
Anayasaya aykırı görünüm taşımaktadır.
Anayasanın 123 üncü maddesi idarenin kuruluş ve
görevleriyle bir bütün olduğunu ve kanunla düzenleneceğini ifade
etmektedir.
İptali istenen 15 nci
maddenin birinci fıkrasında gösterilen yetkilerin hangilerinin, hangi kamu
kurum ve kuruluşlarına devredileceğine veya devredilebileceğine ilişkin bir
düzenleme 5553 sayılı Kanunda yapılmamıştır.
Bu durumda yetki devri ile,
kamu kurum ve kuruluşları kuruluş kanunlarında gösterilmemiş yetkilerle
donatılacaklardır. Yetki devri imkanına 15 inci
maddede yer verilmiş olması, devredilecek yetkiyi kullanacak kamu kurumunun
görevleri açısından “kanunda düzenlenmiş olma” gereğini karşılayamayacak ve
Anayasanın 8 ve 123 üncü maddelerindeki idarenin – yürütmenin kanuniliği
ilkesine aykırı bir durumun ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Çünkü “görevlerin kanunda gösterilmiş”
sayılabilmesi için, kanunda hangi görevin hangi kamu kurum ve kuruluşuna
veya üniversiteye verebileceğine ilişkin bir belirlemenin yapılmış olması
gerekmektedir. İptali istenen fıkrada ise sadece devredilebilecek yetkiler
toptancı biçimde gösterilmekle yetinilmiş; hangi yetkinin hangi kamu kurum,
kuruluş veya üniversiteye devredilebileceği hususuna açıklık
kazandırılmamıştır.
Kaldı ki, 15 inci maddenin birinci fıkrasındaki
yetkilendirme imkanı, aynı konuda birbirinden
farklı zamanlarda farklı kurum ve kuruluşların veya üniversitelerin
yetkilendirilmesine yol açabilecek; bu da idarenin görevlerinde
belirsizlik, görevlendirme ve yetkilendirmede keyfilik gibi sonuçlara
götürebilecektir. Böyle bir tablonun ise, hukuk devleti ilkesi ile
bağdaştırılabilmesi imkansızdır.
Ayrıca 15 inci maddenin birinci fıkrasında
devredilebilmesine imkan tanınan yetkilerin bir
kısmı zaten Bakanlığa Yasanın Anayasanın 6 ncı, 7
nci ve 8 inci maddelerine aykırı biçimde verdiği
asli düzenleme yetkileridir. Bunların hangi yetkiler olduğu yukarıda (1)
numaralı başlıktaki Anayasaya aykırılık gerekçesinde gösterilmiştir.
Bunların özel hukuk tüzelkişilerine, kamu kurum ve kuruluşlarına veya
üniversitelere devri, Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırılık niteliklerini
ortadan kaldırmayacak, pekiştirecektir.
Diğer taraftan, tarım ve hayvancılıkla
uğraşanların korunması ve desteklenmesi Devletin ödevidir. Bu ödev,
Anayasanın 45 inci maddesinde düzenlenmiştir. Devletin bu konudaki
görevinin amacı; Tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı
kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması yapmak, bu
plana uygun bitkisel ve hayvansal üretimi artırmaktır. Tarımsal üretim
planlamasının tohumlukların üretimini de kapsadığı açıktır. Bu bakımdan söz
konusu yetki devri, Devletin Anayasada tarım konusunda kendisine verilen
görevleri tam anlamıyla yerine getirmesine engel olarak Anayasanın 45 inci
maddesine de aykırı düşmektedir.
Bir yasa kuralının Anayasanın herhangi
bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine
de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih
ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 31.10.2006
tarih ve 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrası
Anayasanın 2 nci, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci,
45 inci ve 123 üncü maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
15 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise
yukarıda Anayasaya aykırılığını açıkladığımız birinci fıkrada tanınan yetki
devri ile ilgili esaslar düzenlenmektedir.
Yetki devri imkanı,
açıkladığımız nedenlerle Anayasaya aykırı olduğu için, bu yetki devri ile
ilgili esasları düzenleyen ikinci ve üçüncü fıkralar da, birinci fıkra için
söz konusu olan nedenlerle Anayasaya aykırı nitelik taşımaktadırlar ve
iptalleri gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
31.10.2006 tarih ve 5553 sayılı Tohumculuk
Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, 5 inci
maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında, 6 ncı
maddesinin üçüncü fıkrasında, 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, 9 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında, 15 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında
yürütmeye Anayasanın 6 ncı, 7 nci
ve 8 inci maddelerine aykırı biçimde asli düzenleme yetkisi devredilmiştir.
Bu yetkilerin kullanılması
halinde sonradan giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlar
doğabilecektir.
5553 sayılı Kanunun 5 inci, 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığına tanınmış kimi yetkilerin
Bakanlıkça Anayasaya yukarıda açıklanan nedenlerle aykırı biçimde özel
hukuk tüzelkişilerine, kamu kurum ve kuruluşlarına ve üniversitelere devri imkanını getiren 15 inci maddenin birinci, ikinci ve
üçüncü fıkralarındaki hükümlerin uygulanması durumunda da, yapılacak
Anayasaya aykırı nitelikteki yetki devirleri, sonradan giderilmesi
olanaksız durum ve zararların doğmasına yol açacaktır.
Sonradan giderilemeyecek bu durum ve zararların
oluşmasına engel olunabilmesi için yukarıda belirtilen hükümler hakkında
dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek iptal
davası açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 31.10.2006 tarih ve
5553 sayılı Tohumculuk Kanununun;
1) 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü
fıkralarının Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
2) 5 inci maddesinin ikinci ve dördüncü
fıkralarının Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
3) 6 ncı maddesinin
üçüncü fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
4) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
5) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
6) 15 inci maddesinin Anayasanın 2 nci, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci, 45 inci ve 123 üncü maddelerine
aykırı olduğundan,
iptaline
ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar
verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
31.10.2006 günlü, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun
iptali istenen kuralları da içeren 4., 5., 6., 8.,
9. ve 15. maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 4-
Bitki çeşitlerinin tescili, üretim izni ve standart tohumluk çeşit kaydı
ile genetik kaynakların kütüğe kaydedilmesi Bakanlık tarafından yapılır.
Islah edilmiş çeşitler farklılık, yeknesaklık ve
durulmuşluk ve/veya biyolojik, teknolojik özellikleri ile tarımsal
değerleri belirlenmek suretiyle; genetik kaynaklar ise morfolojik ve/veya
moleküler karakterizasyonu yapılarak kayıt altına
alınır. Süs bitkileri ile çiçek tohumlarında kayıt şartı aranmaz.
Tarımsal bitki türlerine ait
çeşitlerin; kayıt altına alınması, kütükte kalış süresi, kayıt altına
almanın yenilenmesi, kütükten silinmesi, devamlılığın sağlanması, katalog
oluşturulması ile ilgili hususlar yönetmelikle belirlenir.
Ayrıca tescil, üretim izni ve
standart tohumluk çeşit kaydı ile ilgili usul ve esaslar bitki gruplarına
göre yönetmelikle düzenlenir.”
2- “MADDE 5-
Bakanlık tarafından, bitkisel ve tarımsal özellikleri belirlenerek sadece
kayıt altına alınan çeşitlere ait tohumlukların üretimine izin verilir.
Tohumlukların yetiştirileceği özel
üretim alanlarının özellikleri ile sınırları içerisinde tohumluk üretimi
yapan ve bitkisel ürün yetiştiren gerçek veya tüzel kişilerin uyması
gereken hususlar yönetmelikle belirlenir.
Özel üretim alanlarının sınırları içerisinde,
Bakanlıkça izin verilmeyen tohumluk veya bitkisel ürün yetiştirilemez.
Tohumculuk sektörü, yurt içinde
yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve uluslararası
rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek teşvik
ve desteklerden yararlandırılır. Destekleme usul ve esasları, Bakanlık
tarafından çıkarılacak tebliğ ile düzenlenir.”
3- “MADDE 6-
Yurt içinde üretilen, 4 üncü maddeye göre tescil edilen veya üretim izni
verilen çeşitlerden, tohumluk sınıflarına göre yetiştirilen ve üretilen
tohumluklar, sertifikasyon işlemine tâbi tutulur.
Tarla ve laboratuvar
kontrolleri yapılarak, tohumluk standartlarına uygun olarak
sertifikalandırılan tohumluklar, usulüne göre ambalajlanarak etiketlenir.
Tohumluk sertifikasyon esasları ile
ambalajlama ve etiketlemede uyulacak hususlar, bitki gruplarına göre
yönetmelikle belirlenir.”
4- “MADDE 8- Tohumlukları yetiştiren, işleyen ve
satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya tüzel kişiler, Bakanlık
tarafından yetkilendirilir ve denetlenir. Yetkilendirme ve denetim ile
ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
Ticarete arz edilen tohumlukların standartlara
uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğu Bakanlıkça
denetlenir.”
5- “MADDE 9-
Sunulan hizmetler ile onaylanan ve düzenlenen belgeler karşılığında,
aşağıda belirtilen ücretler alınır:
a) Başvuru inceleme ücreti.
b) Tescil ücreti.
c) Üretim izni ücreti.
d) Standart tohumluk kayıt ücreti.
e) Genetik kaynaklar kayıt ücreti.
f) Sertifikasyon hizmetleri ücreti:
1. Tarla kontrolleri ücreti.
2. Laboratuvar
kontrolleri ücreti.
3. Belgelendirme ücreti.
4. Etiket ücreti.
g) Yayın ücretleri.
h) Diğer ücretler.
Bu ücretler, her yıl ocak ayında
Bakanlık tarafından belirlenerek ilân edilir. Ücretler ile ilgili usul ve
esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
6- “MADDE 15- Bakanlık, gerekli gördüğü hâllerde,
5 inci, 6 ncı, 7 nci ve
8 inci maddelerde belirtilen yetkilerini, kısmen veya tamamen Birliğe, kamu
kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere;
şartları belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebilir.
Yetkiyi alanın, belirlenen şartlara
uymaması hâlinde, devredilen yetkiler Bakanlıkça geri alınır. Yetki
devredilen kişilerin, kastî olarak resmî kontrollerdeki kuralları ihlâl
ettiği belirlendiğinde, ilgili tohumlukların belirlenen standartları
karşıladığı durumlar haricinde, bunların düzenledikleri sertifikalar
hükümsüz kılınır.
Belirli bir süreyle devredilen
yetkiler süre bitiminde Bakanlıkça geri alınabilir veya belirlenen
şartlarla yeniden devredilebilir.
Yetki devrinin şartları, yetki
devredilecek Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri
ve üniversitelerle ilgili teknik ve fizikî şartlara ilişkin usul ve esaslar
ile yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak hususlar yönetmelikle
belirlenir.”
B- İlgili Yasa Kuralı
5553 sayılı Yasa’nın 7.
maddesi şöyledir:
“MADDE 7-
Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların
ticaretine izin verilir.
Bu tohumluklar, Bakanlık tarafından belirlenmiş nitelik
ve standartlara uygun, sertifikalı veya kütüğe kaydedilmek üzere kabul
edilmiş veya standart tohumluk olarak ambalajlı ve etiketli olarak ticarete
arz edilir.
Tohumlukların ithal edilmesi ve ihracı Bakanlığın
iznine tâbidir. İthal edilecek tohumluklarda yurt içi standartlara uygun
olma şartı aranır. Tohumluk ithalatı ve ihracatına ilişkin usul ve esaslar,
ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir.”
C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 11., 45. ve 123. maddelerine
dayanılmış, 128. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 16.1.2007 günü yapılan ilk inceleme toplantılarında,
dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü
durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara
bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARI
31.10.2006 günlü, 5553
sayılı Tohumculuk Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
“...özel hukuk tüzel kişilerine...” ibaresinin iptaline ve yürürlüğünün
durdurulmasına karar verilmesi istemiyle açılan davanın, aralarındaki
hukuki irtibat nedeniyle 2007/2 Esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2006/168 Esas sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin
2007/2 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 16.1.2007 gününde
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçeleri ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve
ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 30.
maddesinin birinci fıkrası gereğince Tarım ve Köyişleri
Bakanı M. Mehdi EKER, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü Ali
KARACA, l. Hukuk Müşaviri Erdal Celal SUMAYTAOĞLU, Tohumculuk Tescil ve
Sertifikasyon Merkezi Müdürü Kamil YILMAZ, Tarla Bitkileri Araştırmaları
Daire Başkanı Dr. Vehbi ESER, Tohumculuk Daire Başkanı Metin KAYICIOĞLU,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin
GEÇİT, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun
ÖZKAYA, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nedim
MUTLU ve Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Abdullah AYSU’nun 12.1.2011 günlü sözlü açıklamaları
dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 5553 Sayılı Yasa’nın 4. Maddesinin
Üçüncü ve Dördüncü Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kurallarda,
belirtilen konularda yürütmeye düzenleme yetkisi verildiği, ancak, bu
yetkinin genel esasları ile ilkelerinin yasada gösterilmediği, yürütmeye
verilen bu düzenleme yetkisinin yasamaya tanınmış ve devredilemez olan asli
düzenleme yetkisinin devri niteliği taşıdığı belirtilerek, kuralların
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5553 sayılı Yasa’nın
4. maddesinin iptali istenilen üçüncü fıkrasında; tarımsal bitki türlerine
ait çeşitlerin; kayıt altına alınması, kütükte kalış süresi, kayıt altına
almanın yenilenmesi, kütükten silinmesi, devamlılığın sağlanması, katalog
oluşturulması ile ilgili hususların yönetmelikle belirleneceği
öngörülmekte, dördüncü fıkrasında ise, tescil, üretim izni ve standart
tohumluk çeşit kaydı ile ilgili usul ve esasların bitki gruplarına göre
yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak
ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan,
her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olduğu ve bu yetkinin
devredilemeyeceği belirtilmektedir. 8. maddesinde de, “Yürütme yetkisi
ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara
uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir” denilmiştir. Buna göre,
Anayasa’da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel
ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.
Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir.
Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla
düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma
yetkisi verilemez. Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının
Anayasa’nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması,
çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin
düzenlemesine bırakmaması gerekir. Yasa koyucu gerektiğinde sınırlarını
belirlemek koşuluyla özel bir uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren konuların
düzenlenmesini idareye bırakabilir.
5553 sayılı Yasa’nın
dördüncü maddesinin birinci fıkrasında, bitki çeşitlerinin tescili, üretim
izni ve standart tohumluk çeşit kaydı ile genetik kaynakların kütüğe
kaydedilmesinin Bakanlık tarafından yapılacağı, ikinci fıkrasında ise,
ıslah edilmiş çeşitlerin farklılık, yeknesaklık ve durulmuşluk ve/veya
biyolojik, teknolojik özellikleri ile tarımsal değerleri belirlenmek
suretiyle; genetik kaynakların ise morfolojik ve/veya moleküler karakterizasyonu yapılarak kayıt altına alınacağı, süs
bitkileri ile çiçek tohumlarında kayıt şartı aranmayacağı öngörülmektedir. Yasa’nın üçüncü maddesinde
ise dördüncü maddede yer alan “çeşit”, “durulmuşluk”, “farklılık”,
“yeknesaklık”, “genetik kaynak”, “ıslah”, “kütük”, “standart tohumluk”,
“tescil” ve “üretim izni” sözcüklerinin tanımlarına yer verilmektedir.
İptali istenen kurallarda yürütme organı
tarafından yönetmelikle belirlenmesi öngörülen hususların Yasa’nın dördüncü
maddesindeki diğer hükümler göz önüne alınarak yapılacağı şüphesizdir. Bu
bağlamda, iptali istenen dördüncü maddenin üçüncü fıkrasında yönetmelik ile
belirlenecek olan hususlar mutlaka yasa ile düzenlenmesi gerekmeyen, ülke
düzeyinde uygulama birliği ve uyumu sağlamak amacıyla idare tarafından
konulması gerekli kurallardır. Bu nedenle, Yasa’da
belirtilen genel çerçeve ve esaslar doğrultusunda, teknik ve uygulamayı
esas alan detayların belirlenmesi konusunda idareye yetki verilmesi yasama
yetkisinin devri niteliğinde değildir.
İptali istenen dördüncü maddenin dördüncü
fıkrasında yönetmelikle belirlenmesi öngörülen usul ve esaslar ise her
bitki grubuna göre ayrı ayrı düzenlenmesi
gereken, uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren hususlardır. Bu bağlamda,
Yasa’da temel ilkeler ve sınırlar gösterildikten sonra her bitki grubuna
göre ayrı düzenlenecek biçimde ayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye
verilmesinde Anayasa’ya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle iptali istenen kurallar,Anayasa’nın 2., 7. ve 8.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile
ilgisi görülmemiştir.
B- Yasa’nın 5. Maddesinin İkinci ve
Dördüncü Fıkralarının İncelenmesi
1- İkinci Fıkra Yönünden
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
yürütmeye verilen düzenleme yetkisinin yasama yetkisinin devri niteliğini
taşıdığı, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2., 6.,
7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, tohumlukların
yetiştirileceği özel üretim alanlarının özellikleri ile sınırları
içerisinde tohumluk üretimi yapan ve bitkisel ürün yetiştiren gerçek veya
tüzel kişilerin uyması gereken hususların yönetmelikle belirleneceği
öngörülmektedir.
Yasa’nın beşinci maddesinin birinci fıkrasında,
Bakanlık tarafından, bitkisel ve
tarımsal özellikleri belirlenerek yalnızca kayıt
altına alınan çeşitlere ait tohumlukların üretimine izin verileceği, üçüncü
fıkrasında ise özel üretim alanlarının sınırları içerisinde,
Bakanlıkça izin verilmeyen tohumluk veya bitkisel ürünün
yetiştirilemeyeceği belirtilmektedir. Yasa’nın üçüncü maddesinde de özel üretim alanları; tohumluk
üretimi yapılması amacıyla, sınırları Bakanlık tarafından belirlenen
alanlar şeklinde tanımlanmaktadır.
İptali istenen kuralın da bulunduğu
beşinci madde, tohumlukların üretimi, üretim alanları ve tohumculuk sektörünün
desteklenmesi ile ilgili hükümleri içermektedir. Madde ile;
tohumluk üretim alanları ve bölgelerinin belirlenmesi, herkesin istediği
yerde, istediği şekilde tohumluk üretmesinin önüne geçilmesi, böylece
ülkesel tohumluk üretimi ve ürün yetiştiriciliğinin disipline edilmesi ve
tohumculuk sektörünün desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Sağlıklı tohumluk üretmek için,
tohumluk üretim alanlarında, birbirini tozlayıp dölleyebilecek tür, cins ve çeşitlerin üretimleri
arasında tozlanmayı engelleyecek şekilde belli bir uzaklığın bulunması
gerekmekte, bu durum ise her bitki çeşidinin özelliğine göre farklılık
göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında üretilecek olan tohumluğun çeşidine
göre özel üretim alanlarının özellikleri ve bu sınırlar içerisinde tohumluk üretimi yapan ve bitkisel ürün yetiştiren
gerçek veya tüzel kişilerin uyması gereken hususlar da değişebilmektedir. Bu bağlamda, Yasa’nın beşinci maddesi uyarınca sadece
kayıt altına alınan çeşitlere ait tohumlukların üretimine izin verileceği
belirtilerek çerçeve çizildikten sonra, uzmanlık gerektiren ve teknik
ayrıntılara ilişkin konuların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması,
yasama yetkisinin devri ya da idareye Anayasa’dan kaynaklanmayan bir
yetkinin kullandırılması şeklinde nitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle iptali istenen kural,Anayasa’nın 2., 7. ve 8.
maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
2- Dördüncü Fıkra Yönünden
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
yürütmeye düzenleme yetkisi bırakılan alan ile ilgili olarak genel
esasların ve ilkelerin yasada gösterilmediği, bu nedenle kuralın
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, tohumculuk sektörünün yurt
içinde yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve
uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla Bakanlıkça
belirlenecek teşvik ve desteklerden yararlandırılacağı, buna ilişkin
destekleme usul ve esaslarının Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ ile
düzenleneceği öngörülmektedir.
Anayasa’nın “Tarım, hayvancılık ve
bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı 45. maddesinde, “Devlet,
tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve
tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak
bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla
uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin
sağlanmasını kolaylaştırır. Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin
değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için
gereken tedbirleri alır”
hükmüne yer verilmiş, ancak bu tedbirlerin türü ile uygulanma yöntemi yasa
koyucunun takdirine bırakılmıştır. Bu bağlamda, Devlete verilen bu görevin bir gereği olarak,
tohumculuk sektörünün, yurt içinde yatırım yapmak kaydıyla Avrupa Birliği
standartlarında ve uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesini
sağlamak amacıyla Bakanlıkça belirlenecek teşvik ve desteklerden
yararlandırılması yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin
kapsamındadır.
Öte yandan, tarım politikalarının amaç, kapsam ve
konularının belirlenmesi; tarımsal destekleme politikalarının amaç ve
ilkeleriyle temel destekleme programlarının tanımlanması; bu programların
yürütülmesine ilişkin piyasa düzenlemeleri, finansman ve idarî yapılanmanın
tespit edilmesi; tarım sektöründe uygulanacak öncelikli araştırma ve
geliştirme programlarıyla ilgili kanunî ve idarî düzenlemelerin yapılması
ve tüm bunlarla ilgili uygulama usûl ve
esaslarını kapsayan 5488 sayılı Tarım Kanun’unda tarımsal desteklemelerin
amacı ve ilkeleri, araçları, uygulama usul ve esasları ile finansmanı
konusunda ayrıntılı hükümler yer almaktadır. Buna göre, iptali istenen kural ile destekleme usul
ve esaslarının Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ ile düzenleneceğinin
öngörülmesi, yasa koyucunun 5488 sayılı Tarım Kanun’unda yer alan hükümler
ile asli düzenlemeleri yaparak çerçeveyi belirlemiş olması nedeniyle,
yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle iptali istenilen kural,
Anayasa’nın 2., 7., 8. ve 45. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
C- Yasa’nın 6. Maddesinin Üçüncü
Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
yürütmeye verilen düzenleme yetkisinin yasama yetkisinin devri niteliği
taşıdığı belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 2., 6.,
7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralda, tohumluk sertifikasyon
esasları ile ambalajlama ve etiketlemede uyulacak hususların bitki
gruplarına göre yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Çıkarılması öngörülen yönetmeliğin kapsamında yer
alacak konulara ilişkin temel ilkeler Yasa’nın çeşitli maddelerinde
düzenlenmiştir. Bu bağlamda, Yasa’nın altıncı maddesinin
birinci fıkrasında, yurt içinde üretilen ve bu Yasa’nın dördüncü maddesine
göre tescil edilen veya üretim izni verilen çeşitlerden, tohumluk
sınıflarına göre yetiştirilen ve üretilen tohumlukların sertifikasyon
işlemine tabi tutulacağı belirtilerek, sertifikasyon işleminde hangi esasların
gözetileceği belirlenmiş, ikinci fıkrasında ise tarla ve laboratuar
kontrolleri yapılarak, tohumluk standartlarına uygun olarak
sertifikalandırılan tohumlukların usulüne göre ambalajlanarak
etiketleneceği öngörülmüştür. Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı üçüncü
maddesinde de, tohumluk sertifikasyonunun tanımı; tohumlukların tarla ve
laboratuar kontrolleri sonucunda genetik, fiziksel, biyolojik ve sağlıkla
ilgili değerlerinin standartlara uygunluğunun tespit edilmesi ve bunun
belgelendirilmesi işlemi olarak belirtilmiştir.
Yasa koyucu gerektiğinde sınırlarını belirlemek
koşuluyla özel bir uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren konuların
düzenlenmesini idareye bırakabilir. Tohumluk sertifikasyonu işlemi her
bitki grubuna göre farklılık göstermekte, sertifikasyon ve standart
sistemleri de gelişen koşul ve durumlara göre sık sık
değişik önlemler alınmasını gerektirebilmektedir. Özel bir uzmanlık ve
teknik bilgi isteyen ve her bitki grubuna göre farklılık gösteren tohumluk
sertifikasyonu ile ilgili esasların yasayla ayrıntılı bir şekilde
düzenlenmesi hızlı, teknolojik ve bilimsel gelişmeler karşısında değişen ve
gelişen koşul ve esasların zamanında yerine getirilmesini önleyebilir. Bu nedenlerle, yasa ile çizilen bu çerçeve içinde temel
kurallar saptandıktan sonra, uzmanlık gerektiren ve teknik ayrıntılara
ilişkin konuların düzenlenme yetkisinin idareye verilmesi, yasama
yetkisinin devri niteliğinde değildir.
Açıklanan nedenlerle iptali istenilen
kural, Anayasa’nın 2., 7. ve 8. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
D- Yasa’nın 8. Maddesinin Birinci
Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
yürütmeye verilen düzenleme yetkisinin yasamaya tanınmış ve devredilmez
olan asli düzenleme yetkisinin devri niteliğinde olduğu belirtilerek,
kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralda, tohumlukları yetiştiren,
işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek ve tüzel kişilerin
Bakanlık tarafından yetkilendirileceği ve denetleneceği, yetkilendirme ve
denetim ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği
öngörülmektedir.
Tohumluk piyasasının sağlıklı işleyebilmesi ve
disiplinin sağlanması için tohumculuk faaliyetinde bulunan tüm kişi ve
kuruluşların kayıtlı olması ve kontrollü şartlarda tohumculuk faaliyetinde
bulunması gerekmektedir. İptali istenilen kuralın da
Bakanlık tarafından tohumlukla uğraşanların yetkilendirilmesi ile ülkede
kimler tarafından ne kadar tohumluk üretildiği, satıldığı, dağıtıldığı,
işlendiği, pazarlandığı ve diğer şekillerde ticarete arzedildiğinin
takibe alınması, çiftçilerin yetkilendirilmiş kişi veya kuruluşlardan
belirlenmiş kalite standartlarına uygun tohum alması, ülkesel tohumluk
üretim ve programı yapılırken ülke tohumluk ihtiyacının ne olduğunun
gerçekçi ve bölgeler bazında daha adil olarak yapılabilmesi ve yapılan bu
işlerin de denetlenmesi için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu düzenlemenin anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdirinde
olduğu açıktır.
Öte yandan, iptali istenen kuralın birinci
cümlesinde yetkilendirilecek olan kişiler genel kurallar dahilinde
tanımlandıktan, yetkilendirme ve denetleme işinin Bakanlık tarafından
yapılacağı belirtilerek çerçeve belirlendikten sonra ikinci cümlesinde,
yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esaslara ilişkin teknik
ayrıntıların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmasında Anayasa’ya
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 2., 7. ve 8. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN iptali
istenilen kuralın birinci cümlesinde yer alan “...denetlenir.” sözcüğü ile
ikinci cümlesinde yer alan “...denetim...” sözcüğü yönünden bu görüşe
katılmamıştır.
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Fettah OTO ile Zehra
Ayla PERKTAŞ iptali istenilen kuralın ikinci cümlesi yönünden bu görüşe
katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
E- Yasa’nın 9. Maddesinin İkinci
Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kuralda yürütmeye düzenleme yetkisi bırakılan alanla ilgili
olarak genel esasların ve ilkelerin yasada gösterilmediği, yani asli
düzenlemenin yasa ile yapılmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Yasa’nın 9. maddesinin birinci fıkrasında, sunulan
hizmetler ile onaylanan ve düzenlenen belgeler karşılığında yasada ismi
belirtilen ücretlerin alınacağı öngörülmektedir. İptali istenilen ikinci
fıkrada ise birinci fıkrada öngörülen ücretlerin her yıl Ocak ayında Bakanlık
tarafından belirlenerek ilan edileceği ve ücretler ile ilgili usul ve
esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.
Maddede alınması öngörülen ücretler, ülkedeki
ekonomik duruma ve yapılan işin niteliğine göre değişebilecek nitelikte
olup, bu ücretlerin belirlenmesi de teknik ve uzmanlık gerektiren
işlerdendir. Bu nedenle, Yasa’nın hangi ücretlerin alınacağını belirtmek
suretiyle çerçevesini belirlediği bu hizmetlere karşılık, Bakanlık
tarafından ücretlerin her yıl Ocak ayında belirlenip ilan edilerek, teknik
ve ayrıntılara ilişkin konuların yönetmelikle düzenlenmesinde Anayasa’ya
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 2., 7. ve 8. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Fettah OTO ile Zehra
Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
F- Yasa’nın 15. Maddesinin
İncelenmesi
1- Birinci Fıkra Yönünden
Dava dilekçesinde, tohumculuk sektörünün ileri ülke
teknolojileri ile bağımlı olup, tohum teknolojisinin yabancıların tekelinde
olduğu, bu madde ile kamuda bulunan üretim izni, sertifikasyon, tohumluk
ticareti ve denetim yetkilerinin özel hukuk tüzel kişilerine
devredilmesinin, bu alana egemen olan birkaç gelişmiş ülkenin uluslar üstü
ve tekelleşmiş firmalarının ülke içi tohum üretimine karar vermeleri gibi,
tohumluk ticareti ve denetim konularında da bu yetkilerin özel firma hatta
yabancı özel firma yararına ithalat ve ihracat gibi sonuçları her zaman
doğurabileceği, ekonomik dolayısıyla ulusal bağımsızlıkla bağdaşmayan böyle
bir düzenlemenin yöneldiği hedefte kamu yararı olmadığı, kuralda Bakanlığa
verilen özel hukuk tüzel kişilerine yetki devri imkânının; Anayasa’nın 8.
ve 123. maddeleri ile de bağdaşmadığı gibi yalnız özel hukuk tüzel
kişilerine yapılacak devirler açısından değil, tüm kamu kurum ve kuruluşları
ve üniversitelere yapılacak yetki devirleri açısından da Anayasa’ya aykırı
görünüm taşıdığı, maddenin birinci fıkrasında gösterilen yetkilerin
hangilerinin hangi kamu kurum ve kuruluşlarına devredileceğine veya
devredilebileceğine ilişkin bir düzenlemenin Kanun’da yapılmadığı, bu
durumda yetki devri ile kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş kanunlarında
gösterilmemiş yetkilerle donatılacağı, yetki devri imkânına 15. maddede yer
verilmiş olmasının, devredilecek yetkiyi kullanacak kamu kurumunun
görevleri açısından kanunda düzenlenmiş olma gereğini karşılamayacağı,
çünkü görevlerin kanunda gösterilmiş sayılabilmesi için kanunda hangi
görevin hangi kamu kurum ve kuruluşuna veya üniversiteye verilebileceğine
ilişkin belirlemenin yapılmış olması gerektiği, iptali istenen fıkrada
sadece devredilebilecek yetkilerin toptancı biçimde gösterilmekle
yetinildiği, hangi yetkinin hangi kamu kurum, kuruluş veya üniversiteye
devredilebileceği hususuna açıklık kazandırılmadığı, kuraldaki
yetkilendirme imkânının aynı konuda birbirinden farklı zamanlarda farklı
kurum ve kuruluşların veya üniversitelerin yetkilendirilmesine yol
açabileceği, bunun da idarenin görevlerinde belirsizlik, görevlendirme ve
yetkilendirmede keyfilik gibi sonuçlara götürebileceği, bu tablonun ise,
hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı, ayrıca iptali istenen hükümle
Bakanlığa verilen yetkinin, yasamaya tanınmış ve devredilemez olan asli
düzenleme yetkisinin devri niteliğini taşıdığı, diğer taraftan yetki
devrinin, Devletin Anayasa’da tarım konusunda kendisine verilen görevleri
tam anlamıyla yerine getirmesine de engel olduğu belirtilerek, kuralın
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 6., 7., 8,
11., 45. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının gerekli gördüğü hallerde
Yasa’nın 5., 6., 7. ve 8. maddelerinde belirtilen
yetkilerini kısmen veya tamamen Türkiye Tohumcular Birliğine, kamu kurum ve
kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları
belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebileceği
öngörülmektedir. Kuralda Bakanlığın devredebileceği
yetkiler, 5. maddede tohumlukların üretimine izin verilmesine, 6. maddede
tohumluk sınıflarına göre yetiştirilen ve üretilen tohumlukların
sertifikasyon işlemlerinin yapılmasına, 7. maddede tohumlukların ithal ve
ihracatına izin verilmesine, 8. maddede ise tohumlukları yetiştiren,
işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan, satan gerçek veya tüzel kişilerin
yetkilendirilmesi ve denetlenmesine, ticarete arz edilen tohumlukların
standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğunun
denetlenmesine ilişkindir.
Anayasa’nın
2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu
belirtilmiştir. Hukuk devleti, yönetilenlere hukuk güvencesi sağlar. Bu
bağlamda yasa koyucu sosyal yaşamı düzenlemek için kamu yararı amacı ile
kimi kurallar koyabilir. Zaman içinde değişen toplumsal gereksinmeleri
karşılamak, kişi ve toplum yararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak,
toplumdaki değişikliklere koşut olarak bu yönde alınan önlemleri
güçlendiren, geliştiren, etkilerini daha çok artıran ya da tam tersine
bunları hafifleten veya tümüyle ortadan kaldıran işlemlerde bulunmak, yasa
koyucunun görevidir.
Anayasa’nın 45. maddesinde, tarım ve hayvancılıkla
uğraşanların korunması ve desteklenmesi Devlete ödev olarak verilmekte,
ancak bu tedbirlerin türü ile uygulanma yöntemi yasa koyucunun takdirine
bırakılmaktadır.
Anayasa’nın 128.
maddesinde de “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görülür....” denilmektedir.
Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu
tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında,
genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararını ya da çıkarını
sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli
etkinlikler olarak tanımlanan kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel
ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal
yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır.
Tohumluğun üretimine, ithal ve
ihracatına izin verilmesi, tohumluk sertifikasyonu, tohumculuk ile ilgili
faaliyetlerde yetkilendirme ve bunların denetlenmesi, ticarete arz edilen
tohumlukların standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin
doğruluğunun denetlenmesi işlemlerinin kamu hizmeti niteliği taşıdığı
kuşkusuzdur. İptali istenilen kural ile Bakanlığın bu
konuda haiz olduğu yetkileri gerekli gördüğü hallerde kısmen veya tamamen Türkiye
Tohumcular Birliğine, kamu kurum ve
kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere; şartları
belirlenmek kaydıyla, süreli veya süresiz olarak devredebileceğinin
öngörüldüğü, Bakanlığın kuralda belirtilen yetkileri vermesi halinde de denetim
ve gözetim görevinin devam edeceği açıktır.
İptali istenilen kural
ile Bakanlığın; Birliğe, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel
kişilerine veya üniversitelere devredebileceği yetkilerinden olan denetleme
görev ve yetkisi idarenin kolluk etkinlikleri içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmesi
gereken bir
kamu hizmeti olup, idarenin
asli ve sürekli görevlerindendir. Anayasa’nın 128. maddesine göre de,
kolluk faaliyetleri arasında yer alması nedeniyle denetleme yetkisinin
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunludur. İptali
istenilen kuralda özel hukuk tüzel kişileri dışında yetki devri
yapılabilecek Türkiye Tohumcular Birliği,
kamu kurum ve kuruluşları ve üniversiteler kamu
tüzel kişiliğine sahip olup, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamındadır. Ancak,
bunlar dışında Bakanlığın denetim yetkisini tümüyle özel hukuk tüzel
kişilerine devretmesi veya onlarla paylaşması ise olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kuralda yer alan “...özel hukuk tüzel kişilerine...”
ibaresi, 8. maddedeki “denetim” yönünden Anayasa’nın 128. maddesine
aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU ile Hicabi DURSUN bu görüşe katılmamışlardır.
İptali istenilen kuralın kalan
bölümünde ise denetleme yetkisi dışında tohumculuk faaliyetleri ile ilgili
devredilebilecek diğer yetkiler gösterilmektedir. İdare eliyle yürütülen
hizmet ve faaliyetlerden, özel yönetim biçimi ile gerçekleştirilmeye elverişli bulunanların, tüm
sorumluluk ilgili idare üzerinde kalmak kaydıyla, onun sürekli gözetimi ve
denetimi altında, belli yasal usullerle özel müteşebbislere
yaptırılabilmesi olanaklıdır.
İptali istenilen kuralda denetleme
yetkisi dışında devredilebilecek tohumculuk faaliyeti ile ilgili yetkiler,
bütünüyle devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu
bir kamu hizmeti şeklinde nitelendirilemez. Dolayısıyla bu hizmetlerin
tamamının salt memur ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi
gerektiğinden söz edilemeyeceği gibi tohumculuk
faaliyeti ile ilgili kuralda belirtilen bu hizmet ve faaliyetlerin de özel
hukuk tüzel kişilerine yaptırılabilmesi olanaklıdır.
Ayrıca, yasa koyucunun tarım alanlarının korunması
ve amacına uygun kullanılmasını, tarımla uğraşanların korunması ve
desteklenmesini sağlamak için aralarında Tohumculuk Kanunu olmak üzere
mevzuatta çeşitli hükümlere yer vermiş bulunduğu, iptali istenen kuralın da
tohumculuk faaliyetlerini geliştirmek, teşvik etmek, hızlandırmak için kamu
yararı amacıyla öngörüldüğü ve bu düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde
yasa koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
Öte yandan, Bakanlığın
hangi yetkilerini, kimlere, hangi süreyle devredebileceği iptali istenen
kuralda belirtilmekte, devredilebileceği belirtilen yetkilere ilişkin genel
esaslar da Yasa’nın 5., 6., 7. ve 8. maddelerinde
gösterilmektedir. Bakanlık iptali istenilen kuralda belirtilen yetkilerini
devrederken 5553 sayılı Yasa’da belirtilen ilkeleri gözeteceğinden, iptali
istenilen kural ile verilen yetki, yasama yetkisinin devri niteliğinde de
değildir.
Açıklanan nedenlerle,
iptali istenilen kuralın kalan bölümü Anayasa’nın 2.,
7., 8., 45. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU,
Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın
Başlangıç’ı, 5., 6., 11. ve 123. maddeleri ile
ilgisi görülmemiştir.
2- İkinci ve Üçüncü Fıkraları Yönünden
Dava dilekçesinde, 15. maddenin birinci fıkrasında
tanınan yetki devri imkânının Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle bu yetki
devri ile ilgili esasları düzenleyen iptali istenen kuralların da birinci
fıkra için söz konusu olan nedenlerle Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 11., 45. ve 123. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen 15. maddenin ikinci fıkrasında;
birinci fıkrada belirtilen yetkiyi alanın, belirlenen şartlara uymaması
halinde, devredilen yetkilerin Bakanlıkça geri alınacağı, yetki devredilen
kişilerin, kasti olarak resmi kontrollerdeki kuralları ihlal ettiği belirlendiğinde,
ilgili tohumlukların belirlenen standartları karşıladığı durumlar
haricinde, bunların düzenledikleri sertifikaların hükümsüz kılınacağı
belirtilmektedir. İptali istenilen üçüncü fıkrada ise, belirli bir süreyle
devredilen yetkilerin süre bitiminde Bakanlıkça geri alınabileceği veya
belirlenen şartlarla yeniden devredilebileceği öngörülmektedir.
İptali istenen kurallar 15. maddenin birinci
fıkrası uyarınca tohumculuk faaliyeti ile ilgili devredilen yetkilerin
usulüne uygun kullanılıp kullanılmadığının denetimi ve bunun sonucuna göre
uygulanacak işlemlerle ilgili olup, kamu yararı amacıyla öngörüldükleri ve
bu düzenlemelerin de anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdirinde
olduğu açıktır. Kaldı ki, bu yetkileri kullananların
şartlara uymadıklarının anlaşılması halinde bu yetkilerin geri alınması,
resmi kontrollerdeki kuralları kasti olarak ihlal ettiği belirlendiğinde,
ilgili tohumlukların belirlenen standartları karşıladığı durumlar
haricinde, düzenledikleri sertifikaların hükümsüz kılınması, belirli bir
süreyle devredilen yetkilerin süre bitiminde almış oldukları yetkiyi
kullanma şekilleri Bakanlıkça değerlendirilerek, gerektiğinde bu yetkinin
geri alınabilmesi veya belirlenen şartlarda yeniden devredilebilmesi
Bakanlığın denetim yetkisinin doğal sonucudur.
Öte yandan, Anayasa’nın 45. maddesinde Devlet’e hem
tarım arazilerinin varlığını korumak hem de tarımla uğraşanların korunması
ve desteklenmesi görevi verilmiştir. Tohumculuk faaliyetleri ile ilgili
işlemlerin de bu kapsamda olduğu kuşkusuzdur. Buna göre devlet, tarımla
bizzat ilgili olan tohumculuk faaliyetlerinin sağlıklı ve düzenli
işleyişini sağlamak ve tohumculuğun gelişmesini sağlayıcı tedbirleri
almakla yükümlüdür. İptali istenilen kurallarda tohumculuk faaliyetlerinin
etkili ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesini, tohumculukla uğraşan ve
bundan faydalanan kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla çıkarılmıştır.
Buna göre iptali istenilen hükümler, Anayasa’nın 45. maddesi uyarınca
Devlet’e verilen görevin bir gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kurallar
Anayasa’nın 2. ve 45. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralların Anayasa’nın Başlangıç’ı, 5., 6., 7., 8., 11. ve 123. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
3- Dördüncü Fıkra Yönünden
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile
yürütmeye verilen düzenleme yetkisinin, yasamaya tanınmış ve devredilemez
olan asli düzenleme yetkisinin devri niteliği taşıdığı belirtilerek,
kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralda, yetki devrinin şartları,
yetki devredilecek Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel
kişileri ve üniversitelerle ilgili teknik ve fiziki şartlara ilişkin usul
ve esaslar ile yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak hususların
yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın 15. maddesinin birinci fıkrasında, hangi
yetkilerin kimlere, ne kadar süreyle devredilebileceğinin ve
devredilebilecek yetkilerin kapsamlarının belirlendiği, Yasa’nın 5., 6., 7. ve 8. maddelerinde ise gerekli temel ilkelerin
gösterildiği görülmektedir. Bu nedenle, yasa ile
çizilen çerçeve içinde uzmanlık, özel ihtisas ve teknik bilgi gerektiren,
teknik ayrıntılara ilişkin konuların yönetmelikle düzenlenmesi yasama
yetkisinin devri niteliğinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen kural
Anayasa’nın 2., 7. ve 8. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa’nın 6. ve 11. maddeleri ile ilgisi
görülmemiştir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI KARARI
31.10.2006 günlü, 5553
sayılı Tohumculuk Kanunu’nun;
A- 15. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “...özel hukuk tüzelkişilerine...” ibaresi, 8. maddedeki
‘denetim’ yönünden, 13.1.2011 günlü, E. 2007/2 , K.
2011/13 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu hükmün, uygulanmasından
doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların
önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî
Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,
B- 1- 4. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına,
2- 5. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına,
3- 6. maddesinin üçüncü
fıkrasına,
4- 8. maddesinin birinci
fıkrasına,
5- 9. maddesinin ikinci
fıkrasına,
6- 15. maddesinin;
a- Birinci fıkrasında yer
alan “...özel hukuk tüzel kişilerine...” ibaresinin 8. maddedeki ‘denetim’
yönünden iptal edilen hükmü dışında kalan bölümüne,
b- İkinci, üçüncü ve son
fıkralarına,
yönelik iptal istemleri,
13.1.2011 günlü, E. 2007/2, K. 2011/13 sayılı kararla reddedildiğinden, bu
fıkra ve bölümlere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
13.1.2011 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII- SONUÇ
A- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
B-
31.10.2006 günlü, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun:
1-
4. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının,
2-
5. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının,
3-
6. maddesinin üçüncü fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
4-
8. maddesinin birinci fıkrasının;
a- Birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN’in cümlede yer alan “… denetlenir”
sözcüğünün iptali gerektiği yolundaki karşıoyu ve
OYÇOKLUĞUYLA,
b- İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya
KANTARCIOĞLU, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın “cümlenin tamamının”, Mehmet ERTEN’in ise cümlede yer alan “… denetim
…” sözcüğünün iptali gerektiği yolundaki karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
5-
9. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal
isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
6-
15. maddesinin;
a- Birinci fıkrasında yer alan “… özel hukuk tüzel kişilerine …” ibaresinin, 8. maddedeki
‘denetim’ yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin
YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU ile Hicabi DURSUN’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- Birinci fıkrasının kalan bölümünün
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- İkinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d- Son fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına
ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
13.1.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
KARŞI OY GEREKÇESİ
31.10.2006 günlü, 5553 sayılı Kanun’un iptali istenen
15. maddesinde Bakanlıkça gerekli görülen hallerde devri öngörülen yetkiler
arasında “denetim yetkisi”nin yer almadığı gerek
anılan madde metninin bütününün incelenmesinden, gerekse de maddenin
yollama yaptığı 5., 7. ve 8. maddelerin açık
metinlerinden anlaşılmaktadır. Gerçekten, 15. madde metninde bu devir
yetkisinin “denetim”i kapsadığı yolunda hiçbir açıklık bulunmadığı gibi;
ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraların açık anlatımları böyle bir yoruma hak
kazandırmamaktadır. Esasen denetim yetkisinin bir idari kolluk faaliyeti
olması itibariyle, yetki devrine müsait olmadığı izahtan varestedir.
Dolayısıyla 5., 6., 7. ve 8. maddelerde belirtilen
Bakanlık yetkilerinin devrinden söz eden 15. madde metninin de bu çerçevede
yorumlanması gerekir. Kaldı ki 8. maddenin açık metninde, piyasa denetimi
ile ilgili denetim yetkisinin münhasıran Bakanlığa ait olduğu ifade
edilmektedir. Sözlü açıklama sırasında Mahkememiz önünde açıklamada bulunan
Bakanlık yetkilileri de bu konuya açıklık getirmiş ve denetim yetkisi konusunda
Bakanlığın sahip olduğu bu hakkın devri gibi bir hususun sözkonusu olmadığını belirtmişlerdir.
Bu açıklamalar ışığında, iptal istemine konu
maddedeki “özel hukuk tüzel kişilerine” sözcüklerinin yorumunda bunun
“denetim yetkisinin devrini kapsamadığı”, dolayısıyla ortada denetim
yetkisinin devri yönünden iptali gerekli kılan bir Anayasal neden
bulunmadığı, bu sebeple sözkonusu sözcükler
bakımından yorumlu red kararı verilmesi gerektiği
kanısına vardığımızdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyoruz.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
KARŞIOY YAZISI
5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun 8. maddesinde
tohumlukları yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan gerçek ve tüzel kişilerin
Bakanlık tarafından yetkilendirileceği ve denetleneceği belirtilmiş;
yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esasların ise yönetmelikle
belirlenmesi öngörülmüştür. Kanun’un 9. maddesinde ise
sunulan (İdarece) hizmetler ile onaylanan ve düzenlenen belgeler
karşılığında alınacak ücretler sayılmış, bunlar arasında (h) bendinde
“Diğer ücretler” gibi tamamen belirsiz bir ücret şekline de yer verildikten
sonra, maddenin ikinci fıkrasında, bu ücretlerin her yıl Bakanlık
tarafından belirlenerek ilan edileceği ve ücretler ile ilgili usul ve
esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin
bir hukuk devleti olduğu; 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti
adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu, bu yetkinin
devredilemeyeceği; 2. maddesinde yürütme yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı
ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak
kullanılacağı ve yerine getirileceği belirtilmiştir. Buna göre ilke olarak
serbest bir ekonomik faaliyet alanı olan tohumculukta kamu yararının
gerektirdiği her türlü düzenlemelerin, bu faaliyetleri yapacak gerçek veya
tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerinin ve İdarece sağlanacak hizmetler
karşılında alınacak ücretleri yasa ile düzenlenmesi, çerçevesi belirsiz,
geniş bir alanın İdarenin takdirine bırakılmaması gerekir.
İptali istenen kurallar İdareye çerçevesi yeterince
çizilmemiş, belirsiz bir takdir alanı bırakmakta ve yukarıda belirtilen
Anayasal ölçüte uymamaktadır. Bu nedenle Anayasa’nın 2.,
7. ve 8. maddelerine aykırı olduklarından iptalleri gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk kararına katılmamaktayım.
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
I- Yasa’nın 8. Maddesinin İlk Fıkrasının Son
Tümcesinin İncelenmesi:
5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun 8. maddesinin ilk
fıkrasında “Tohumlukları yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan
ve satan gerçek ve tüzelkişiler, Bakanlık tarafından yetkilendirilir ve
denetlenir. Yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esaslar
yönetmelikle belirlenir” denilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesi uyarınca yasama organı
Anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla herhangi bir alanı düzenleme
yetkisine sahiptir. Ancak, düzenlenen alanın özelliği, sık, sık değişen
koşullara bağlı olarak süratli hareket etme zorunluluğu, buna karşılık,
yapısından ve işleyişinden kaynaklanan gecikmeler yasama organının, yürütme
organını yetkilendirmesini gerektirebilir. Böyle durumlarda, yasama organı,
temel ilke ve esasları, saptadıktan sonra uzmanlık ve teknik konulara
ilişkin hususlarda yürütmeyi yetkilendirebilir. Anayasa’nın 8. maddesine
göre yürütmenin düzenleme yetkisi, Anayasa ve kanunlara uygun olarak
kullanılabilecek sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğundan,
Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla sınırları ve kapsamı
belirlenmemiş bir alanda, yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi
verilemez.
Yasa’nın 8. maddesinin ilk fıkrasının son
tümcesinde, yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle
belirleneceği öngörülmüş, ancak yetkilendirme ve denetim yetkisinin,
Bakanlığın hangi organları tarafından kullanılacağı, kapsamı, sınırları ve
süresinin ne olacağı gibi konularda bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Ayrıca denetim yetkisi, özelliği nedeniyle keyfilikten uzak nesnel
kurallara göre kullanılması gereken bir yetki olduğundan, denetim yapacak
görevlilerin nitelikleri, atanmaları, görev süreleri, görevlerinin hangi
hallerde sona erdirileceği gibi konuların yasa ile düzenlenmesi, hem
denetleyenler hem de denetlenenler yönünden hukuk güvenliği sağlanmasının
en etkili yoludur. Hukuk devletinde, sınırsız bir alanda usul ve
esaslarının belirlenmesi idareye bırakılan bu nedenle de kapsam ve sınırı
her an değiştirilebilecek düzenlemelerle hukuk güvenliğinin sağlanması
olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle 8. maddenin ilk fıkrasının son
tümcesi, Anayasa’nın 2, 7 ve 8. maddelerine aykırıdır.
II- Yasa’nın 9. Maddesinin Son Fıkrasının
İncelenmesi:
Madde’nin ilk fıkrasında, sunulan hizmetler ile
onaylanan ve düzenlenen belgeler karşılığında alınacak ücretlerin neler
olduğu (a) ve (g) bentleri arasında tek tek
sayılarak gösterilmiş, (h) bendinde ise “diğer ücretler” adı altında
kapsamının belirlenmesi idareye bırakılan bir ücret türüne yer verilmiştir.
Devletin vergi, resim, harç, para ve vergi cezaları
gibi gelirleri yanında yaptığı hizmetler karşılığında aldığı ücretlerin de
kamu geliri olduğu kuşkusuzdur. Bu husus, 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3. maddesinin (i) bendinde
ayrıntılı olarak düzenlenerek kamu gelirinin, Kanunlarına dayanılarak
toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler,
faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her
türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma
araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik
primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirler olduğu
ifade edilmiştir. Buna göre, Yasa’nın 9. maddesinde sayılan ve
belirli hizmetler karşılığında alınan ücretlerin kamu geliri kapsamında
bulunduğu açıktır.
Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında,
“vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur,
değiştirilir veya kaldırılır” denilmektedir. Bu durumda, 9. maddede sayılan
hizmetler karşılığı elde edilen gelirler, vergi, resim, harç benzeri mali
yükümlülükler içinde yer alan bu nedenle de yasa ile belirlenmesi gereken
kamu gelirleridir. Ayrıca Madde’nin (h) bendinde, “diğer ücretler”
denilerek içeriği yasa ile düzenlenmemiş bir ücret türüne de yer verilerek
bu ücretlerin neler olduğunun belirlenmesi idareye bırakılmıştır. Böylece,
idarenin saptayacağı hizmet türleri karşılığında dilediği ücreti
alabilmesine olanak tanınmıştır.
Sınırları yasalarla belirlenmemiş konularda,
idareye yönetmelik çıkarma yetkisi verilmesi, Anayasa’nın yasama yetkisinin
devredilemeyeceğine ilişkin 7. maddesine yürütme yetkisinin Anayasa ve
kanunlara uygun olarak kullanılacağına ilişkin 8. maddesine ve idarenin
kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı
olmamak koşuluyla, yönetmelikler çıkarabileceğine ilişkin 124. maddesine
açıkça aykırıdır.
III- Yasa’nın 15. Maddesinin İncelenmesi:
15. Madde’nin ilk fıkrasında, Bakanlık gerekli
gördüğü hallerde, 5 inci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerde belirtilen yetkilerini, kısmen
veya tamamen Birliğe, kamu kurum ve kuruluşlarına özel hukuk tüzel
kişilerine veya üniversitelere; şartları belirlenmek kaydıyla, süreli veya
süresiz olarak devredebilir” son fıkrasında da “Yetki devrinin şartları,
yetki devredilecek Birlik, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel
kişileri ve üniversitelerle ilgili teknik ve fiziki şartlara ilişkin usul
ve esaslar ile yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak hususlar
yönetmelikle belirlenir” denilmektedir.
Maddenin ilk fıkrasında belirtilen yetkilerden
tohumlukların, üretimine, ithal ve ihracatına izin verilmesi, tohumlukları
yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek ve tüzel
kişilerin yetkilendirilmesi ve denetlenmesi ve ticarete arz edilen tohumlukların
standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğunun
denetlenmesi, özel idari kolluk (hizmet kolluğu) faaliyetleri, içinde yer
aldığından, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu
kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler kapsamında olup,
bu tür hizmetlerin, Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca memurlar ve diğer
kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunludur. Dolayısıyla söz konusu hizmetlerin, yetki devri
yoluyla belirtilen özellikleri taşımayan kurum ve kuruluşlara gördürülmesi
olanaklı değildir.
Öte yandan, Madde’nin son fıkrası ile Anayasa’nın
128. maddesi kapsamındaki hizmetleri yürüten kamu kurum ve kuruluşlarına
yapılacak yetki devrinin de usul ve esaslarının Yasa’da belirlenmeyerek, bu
hususun idarenin takdirine bırakılması yasama yetkisinin devri
niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural Anayasa’nın
7. maddesine aykırıdır.
Belirtilen gerekçelerle Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varılan kuralların iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne
katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Fettah
OTO
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
KARŞI OY GEREKÇESİ
Tohumculuk Kanunu’nun, piyasa denetimi kenar
başlıklı 8. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen birinci fıkrasında,
tohumlukları yetiştiren, işleyen, satışa hazırlayan, dağıtan ve de satan
gerçek ve tüzel kişilerin Bakanlık tarafından yetkilendirileceği ve
denetleneceği, yetkilendirme ve denetimle ilgili usul ve esasların ise
yönetmelik ile belirleneceği ifade edilmektedir.
Yasa ile tohumluk
piyasasının sağlıklı işleyebilmesi için bu faaliyette bulunan tüm kişi veya
kuruluşların kayıtlı olması ve kontrollü şartlarla tohumculuk uğraşında
bulunması, üretiminde disiplinin sağlanması ve böylece kalite standartlarına
uygun tohum alınması, etiket ve ambalaj bilgilerinin doğru biçimde
yapılması amaçlanmakta, bu amaca ulaşabilmek için de kural ile denetim
müessesinin getirildiği anlaşılmaktadır.
Kuralda, Bakanlık tarafından yapılacağına işaret
edilen denetimin Bakanlığın hangi organlarınca yerine getirileceği,
kapsamının, süresinin ve sınırlarının ne olacağı konularına, yine denetimi
gerçekleştirecek görevlilerin nitelikleri, görev süreleri, görevlerinin
hangi nedenlerle ve nasıl sona ereceği, yerlerinin nasıl doldurulacağı gibi
denetim müessesi için zorunlu olan hukuki güvencelere yer verilmemiş, bu
konudaki düzenlemeler yönetmeliğe terk edilmiştir.
Denetim, yapılması istenilen ile yapılanın
karşılaştırılmasına ilişkin kamu gücüne dayanan bir yetki kullanımı olduğu,
bu yetkinin de bağımsız, teminatlı olma gibi hukuki güvenceleri haiz
kişilerin oluşturduğu kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılması gerektiği
ve bunun da ancak yasa ile sağlanabileceği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa ile esas ve usulleri düzenlenmeyen söz konusu
güvencelerin yürütme organınca her zaman değiştirilmesi olanaklı bulunan
yönetmeliğe bırakılması, denetim görevinin gerekleri ile bağdaşmayacağı
gibi denetimle varılmak istenen hedefe ulaşılmayı da engelleyecektir. Bu
nedenle denetim konusundaki hukuki güvencelerin esas ve usullerinin yasada
gösterilmesi gerekir.
Anayasa’nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu, bu yetkinin
devredilemeyeceği belirtilmiştir.
Denetime ilişkin esas ve usullerin temel
ilkelerini belirlemeyen, denetimle ilgili konuların tamamının düzenlenmesini
yönetmeliğe terk ederek yürütme organının takdirine bırakan kural, yasama
yetkisinin devri niteliğindedir.
Yine, aynı Kanunun yetki devri kenar başlıklı 15.
maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen birinci fıkrası uyarınca,
Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde, 5., 6., 7. ve
8. maddelerde belirtilen yetkilerini, kısmen veya tamamen Birliğe, kamu
kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere,
şartları belirlenmek kaydıyla süreli veya süresiz olarak devredebilecektir.
Kuralda, Bakanlığın gerekli göreceği hallerin ve
belirlenecek şartların nelerden ibaret olduğu konusu yer almamaktadır.
Yasayla düzenleme, konunun tüm ayrıntılarının
yasayla belirlenmesi değil, temel ilkelerin, ölçü ve sınırların yasa da
gösterilip uzmanlık isteyen konulara yönelik ayrıntıların düzenlenmesi
yetkisinin yürütme oranına bırakılmasını ifade eder.
Bahse konu yetkilerin sözü edilen kuruluşlara
devrine ilişkin gerek duyulacak hallerin ve belirlenecek şartların temel
ilkelerini gösteren usul ve esaslara dolayısıyla bu konudaki ölçü ve
sınırlarının ne olacağına iptali istenen kuralda yer verilmemiş, böylece
yetki kullanımı konusu sınırsız biçimde yürütme organının takdirine terk
edilmiştir. Bu durum, yasama yetkisinin yürütme organına devir edildiğini
açıkça göstermektedir.
Yine, aynı Kanunun yetki devri kenar
başlıklı 15. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen dördüncü
fıkrasında da yetki devrinin şartlarıyla yetki devrinin geri alınmasında
uygulanacak usul ve esaslar yönetmeliğe bırakılmıştır.
Bu fıkrada da yetki devrinin şartlarıyla
yetki devrinin geri alınmasında uygulanacak usul ve esasların nelerden
ibaret olduğu gösterilmeyerek bu konulardaki düzenlemelerin yönetmeliğe
bırakılması yasama yetkisinin devri niteliğindedir.
Diğer kurallar için yukarıda açıklanan
gerekçeler bu fıkra içinde geçerlidir.
Açıklanan nedenlerle Yasa’nın 8. maddesinin
birinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “ve denetlenir” ibaresiyle
ikinci tümcesindeki “ve denetim” ibaresi, 15. maddesinin birinci ve
dördüncü fıkraları Anayasa’nın 7. maddesine aykırı olduğundan, iptalleri
gerekir.
Bu yönden, belirtilen konularla ilgili redde
ilişkin çoğunluk görüşüne katılamadım.
Üye
Mehmet
ERTEN
KARŞI OY YAZISI
31.10.2006 günlü, 5553 sayılı Tohumculuk
Kanunu’nun, 15. maddesinin birinci fıkrasında ki “özel hukuk tüzel
kişilerine” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5., 11. ve
45. maddelerine aykırılığı savıyla iptali isteminde bulunulmuş, mahkeme bu
maddenin birinci fıkrasında yer alan “…özel hukuk tüzel kişilerine…”
ibaresinin 8. maddedeki “denetim” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna karar
vermiştir.
5553
sayılı Kanunun Piyasa denetimi ile ilgili 8 nci
maddesinde; “Tohumlukları
yetiştiren, işleyen ve satışa hazırlayan, dağıtan ve satan gerçek veya
tüzel kişiler, Bakanlık tarafından yetkilendirilir ve denetlenir.
Yetkilendirme ve denetim ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle
belirlenir. Ticarete arz edilen tohumlukların
standartlara uygunluğu ile etiket ve ambalaj bilgilerinin doğruluğu
Bakanlıkça denetlenir” denilmiş aynı kanunun
15. maddesinde de Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı’nın gerekli görmesi halinde bu yetkisini kısmen veya tamamen
Tohumcular Birliğine, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel
kişilerine veya üniversitelere şartları belirlenmek kaydıyla süreli veya
süresiz devredilebileceği öngörülmüştür. Aynı
şekilde 5553 sayılı Kanun’la
Tarım ve Köyişleri Bakanlığına
yetki ve görev olarak verilen tohumluk üretimi, tohumluk sertifikasyonu ve
tohumluk ticaretinin de bakanlığın gerekli görmesi halinde kanunda yazılı
özel şartlar dâhilinde süreli veya süresiz olarak adı geçen kurum ve
kuruluşlara devredilebileceği öngörülmüştür.
İptali
istenen kuralda öngörülen denetim yetkisi Anayasa’nın 128. maddesi
anlamında mutlaka memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle gördürülmesi
gereken hizmetler kapsamında değerlendirilemez. Son yıllarda kamu yönetimi
ve idare hukuku alanında ki yeni anlayışlar ve gelişmeler kamu hizmeti
kavramının tanımında daraltıcı yorumları beraberinde getirmiştir. Bu
yorumlar sunucunda daha önce memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle
yürütülen hizmetlerin özel hukuk tüzel kişilerine devri söz konusu
olmaktadır. Bütün bu gelişmeler nedeniyledir ki 5553 sayılı Kanun’un 15.
maddesinde ki yetki devrini öngörülen düzenlemeye benzer düzenlemeler diğer
bazı kanunlarda da yer almaya başlamıştır. 4708 sayılı Yapı Denetimi
Hakkında Kanun’un 1. maddesinin (ı) bendinde; Yapı denetim kuruluşu; Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile
münhasıran yapı denetimi görevini yapan, ortaklarının tamamı mimar ve mühendislerden
oluşan tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Yine 5262 sayılı Organik Tarım
Kanununun Denetim
başlıklı 11. maddesinde; “Bakanlık
gerekli gördüğü hallerde denetim yetkisini kısmen veya tamamen,
akreditasyonu yapılmış; kamu kurum ve kuruluşlarına, özel sektör tüzel
kişilerine ve üniversitelere devredebilir” denilmektedir. Ayrıca 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunun 35. maddesinde; “Araçların muayeneleri, Ulaştırma
Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme
yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise yetki verilen gerçek veya
tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılır” denilmiştir. Bütün bu düzenlemelerin ana nedeni
Anayasa’nın 128. maddesinde yazılı kamu hizmeti niteliğinde ki asli ve
sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle etkin ve
verimli bir şekilde gördürülememiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Denetim;
bir kuruluşun ekonomik faaliyetlerine ve olaylarına ilişkin açıklanan
bilgilerin, önceden belirlenmiş ölçütlere uygunluk derecesini belirlemek ve
raporlamak amacıyla bu ekonomik faaliyetlere ve olaylara ilişkin bilgilerle
ilgili kanıtların tarafsızca toplanması, değerlendirilmesi ve sonucun
raporlanması olarak tanımlanmaktadır. Başka bir ifade ile denetim, bir
bilginin geçerliliğinden ve güvenilirliğinden emin olmak ve aynı zamanda da
bir sistemin iç kontrolü için bir değerlendirme sağlamak amacıyla yapılan
işlemdir. Denetimin amacı, söz konusu kişi, kurum, sistem v.s. ile ilgili,
test sonucu değerlendirmelere dayanan bir fikir belirtmektir. Denetimin
kamu hizmeti niteliği literatürde tartışmalıdır.
Denetimin idari kolluk anlamında bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesi
halinde dahi bu hizmetin Anayasa’nın 128. maddesinde ki memurlar ve diğer
kamu görevlileri eliyle etkin ve verimli bir şekilde gördürülmesi gelişen
kamu yönetimi anlayışına uygun değildir.
5553
sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “…özel hukuk tüzel kişilerine…” ibaresinin 8. maddedeki
“denetim” yönünden iptali istenmiş ve iptal edilmiştir. Aynı maddede tohumluk
sertifikasyonunun özel hukuk tüzel kişilerine devrine ilişkin bölümün de
iptali de istenmiş ancak bu istem reddedilmiştir. Tohumculukla ilgili piyasa
denetiminin kanunda yazılı şartlarda özel hukuk tüzel kişilerine devri ile
tohumluk sertifikasyonunun kanunda yazılı şartlarda özel hukuk tüzel
kişilerine devrinin kamu hizmeti açısından benzeşen bir yönü bulunmaktadır
ve her ikisinde de anayasaya uygunluk açısından farklılık bulunmamaktadır.
Esasen Anayasa’nın 128. maddesinde ki “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri
ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler,
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” İbaresinde geçen kamu hizmetinin
tanımını ve çerçevesini önemli ölçüde kanun koyucu belirlemektedir. Bu
nedenle iptale konu düzenleme yasa koyucucunun takdir alanı içinde kabul
edilmelidir.
İptale
konu kuralın, Anayasa’nın 2. maddesinde ki sosyal hukuk devleti ve 7.
maddesinde ki yasama yetkisinin TBMM’de olduğu ve bu yetkinin
devredilemeyeceği ve 45. maddesinde ki tarım ve hayvancılıkla uğraşanların
korunması ve desteklenmesi ile ilgili hükümleriyle çelişen bir yönü
bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle iptal kararına katılmıyorum.
Üye
Hicabi DURSUN
|