|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2008/84
Karar Sayısı : 2010/121
Karar Günü : 30.12.2010
İPTAL DAVASINI AÇAN
: Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup
Başkanvekili Hakkı Suha OKAY
İPTAL DAVASININ KONUSU
: 16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç
Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un;
1) 5.
maddesiyle 28.3.2002 günlü, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna
eklenen tümcenin,
2)16.
maddesiyle 4749 sayılı Kanun’un Geçici 12. maddesine eklenen fıkranın
ikinci tümcesinin,
3) 18.
maddesiyle 4749 sayılı Kanun’a eklenen;
a- Geçici Madde 16’nın,
b-Geçici Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk
tümcesinin,
Anayasa’nın 2., 6., 7. ve
8. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması
istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini içeren
10.9.2008 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III. GEREKÇE
1) 16.07.2008 Tarih ve 5787 Sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 5 inci Maddesiyle 4749 Sayılı Kanunun 8 inci Maddesinin Üçüncü
Fıkrasının Sonuna Eklenen Cümlenin Anayasaya Aykırılığı
28.03.2002 tarih ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Hazine garantileri ve
garantisiz borçlar için izin alınması” başlıklı 8 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında “Hazine geri ödeme garantisi ve Hazine yatırım garantisi ile
lehine garanti sağlanan taraftan verilecek her garanti için bir defaya
mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın yüzde birine kadar garanti
ücreti alınır.” denilmiştir.
İptali istenen kural ile Hazine geri ödeme
garantisi ve Hazine yatırım garantisi ile lehine garanti sağlanan taraftan
her garanti için bir defaya mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın
yüzde birine kadar alınan garanti ücretinin beş katına kadar arttırılması
konusunda Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakana yetki
verilmektedir.
Bakana Yasa’da öngörülenin beş katına kadar artırım
yetkisi veren böyle bir düzenlemenin anlamı, garanti ücretinin belirlenmesi
konusunda aslî düzenleme yetkisinin Bakana bırakıldığı ve keyfi yetki kullanımına
kapının açıldığıdır. Halbuki Anayasanın 7 nci maddesine göre; yürütme yetkisi ve görevi, kanunlar
çerçevesinde kullanılır ve yerine getirilir. Anayasada gösterilen istisnaî
haller dışında, yürütmeye, kanunla düzenlenmemiş bir alanda aslî düzenleme yetkisi
verilemez. Böyle bir yetkinin yürütmeye verilmesi, Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı bir biçimde, yasama
yetkisinin devri anlamına gelir ve kökenini Anayasadan almayan böyle bir
yetki, Anayasanın 6 ncı maddesiyle de çelişir.
Açıklanan nedenle 16.07.2008 tarih ve 5787 sayılı
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanunun 8
inci maddesinin üçüncü Fıkrasının sonuna eklenen cümle, Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olup, iptal edilmesi gerekmektedir.
2) 16.07.2008 Tarih ve 5787 Sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 16 ncı Maddesiyle 4749 Sayılı
Kanunun Geçici 12 nci Maddesine Eklenen Fıkranın
İkinci Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu kuralda “Üniversitelerin 1/1/2006 tarihinden önce imzalanan Hazine garantili
kredilerine ilişkin olarak Müsteşarlıkça yapılan üstlenimler ile ikrazen kullandırılan kredilerinden doğan Hazine
alacaklarının ve anılan kuruluşların uzlaşma kapsamındaki Hazine
alacaklarının, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla ödenmeyen bakiye
tutarını, Bakanın teklifi üzerine bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirilmeksizin terkinine Maliye Bakanı yetkilidir.” denilmiştir.
Bütçenin gelir/gider hesaplarıyla
ilişkilendirilmeksizin bazı hazine alacaklarının silinmesi, bütçe
giderlerinin daha düşük görünmesine yol açarak mali saydamlık ilkesine
aykırı uygulamalara sebebiyet vereceğinden ve ayrıca silinen bu tutarlar
bütçe dışına çıkarıldığından kesin hesap sürecinin de dışında kalacağından
iptali istenen kural kamu yararına dayanmamakta ve dolayısıyla Anayasanın 2
nci maddesine ters düşmektedir.
Söz konusu hazine alacaklarının silinmesi konusunda
Maliye Bakanına tanınan yetki de, sınırları belirsiz ve keyfi uygulamalara
yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle de iptali istenen kural, yukarıda
(1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırıdır.
16.07.2008 tarih ve 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 16 ncı maddesiyle 4749 sayılı Kanunun
geçici 12 nci maddesine eklenen fıkranın ikinci
cümlesi, Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olup, iptal
edilmesi gerekmektedir.
3) 16.07.2008 Tarih ve 5787 Sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 18 inci Maddesiyle 4749 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde
16’nın Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu kural ile TCDD İşletmesi Genel
Müdürlüğünün Hazine garantili kredilerinden Müsteşarlıkça yapılan
üstlenimlerden ve ikrazen kullanılan kredilerden
doğan anapara, faiz, masraf ve gecikme zammından oluşan Hazine
alacaklarının, bütçenin gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin
TCDD’nın Ulaştırma Bakanlığından olan
alacaklarından mahsubu suretiyle terkini ve artan kısmının da kuruluşun
ödenmemiş sermayesine mahsubu konusunda Maliye Bakanı yetkilendirilmiştir.
Bütçe giderlerinin daha düşük görünmesine yol
açarak mali saydamlık ilkesine aykırı uygulamalara sebebiyet vereceğinden
ve ayrıca silinen tutarlar bütçe dışına çıkarıldığından kesin hesap
sürecinin de dışında kalacağından iptali istenen bu kural da, kamu yararına
dayanmamakta ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci
maddesine ters düşmektedir.
Yine bu kural ile Hazine alacaklarının silinmesi
konusunda Maliye Bakanına tanınan yetki de, sınırları belirsiz ve keyfi
uygulamalara yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle de iptali istenen
kural, yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle
Anayasanın 6 ncı, 7 nci
ve 8 inci maddelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, 16.07.2008 tarih ve 5787
sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 18 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanuna
eklenen geçici madde 16, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olup, iptal edilmesi gerekmektedir.
4) 16.07.2008 Tarih ve 5787 Sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 18 inci Maddesiyle 4749 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde
17’nin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu kuralla da, TMSF’na
31.12.2007 tarihine kadar verilen özel tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri
nedeniyle doğmuş ve/veya doğacak olan Hazine alacaklarının bütçenin gelir
ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin terkini konusunda Maliye
Bakanına yetki verilmiştir.
Söz konusu kural da, yukarıda (1), (2) ve (3)
numaralı başlıklar altında belirtilen nedenlerle Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırıdır.
Bu nedenle, 16.07.2008 tarih ve 5787 sayılı Kamu
Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 18 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanuna eklenen
geçici madde 17’nin birinci fıkrasının ilk cümlesi, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptali istenen kurallar, Bütçe giderlerinin daha
düşük görünmesine yol açarak mali saydamlık ilkesine aykırı uygulamalara
sebebiyet vereceğinden ve bu kural ile Maliye Bakanı’na verilen yetki de
asli düzenleme yetkisinin devri niteliğini taşıdığından uygulanmaları
halinde sonradan giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açabilecektir.
Öte yandan, anayasal düzenin en kısa sürede hukuka
aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın gereğidir.
Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken
hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü
ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence
altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden
giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama
bulunmamaktadır.
Arz ve izah olunan nedenlerle, söz konusu hükümler
hakkında yürürlüklerin durdurulması da istenerek iptal davası açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 16.07.2008 tarih
ve 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;
1) 5 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanunun 8 inci
maddesinin üçüncü Fıkrasının sonuna eklenen cümlenin, Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
2) 16 ncı maddesiyle 4749
sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesine eklenen
fıkranın ikinci cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
3) 18 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanuna eklenen
geçici madde 16’nın, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
4) 18 inci maddesiyle 4749 sayılı Kanuna eklenen
geçici madde 17’nin birinci fıkrasının ilk cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine ve uygulanmaları halinde sonradan giderilmesi güç ya da olanaksız
zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar
yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile
arz ederim.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
1)
28.3.2002 günlü, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un; 16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 5. maddesiyle eklenen ve iptali istenen tümceyi de içeren, 8.
maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Hazine geri ödeme garantisi ve Hazine yatırım
garantisi ile lehine garanti sağlanan taraftan verilecek her garanti için
bir defaya mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın yüzde birine kadar
garanti ücreti alınır. Bu oranı beş katına kadar artırmaya Bakan
yetkilidir.”
2)
16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18.
maddesiyle, 28.3.2002 günlü, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 12. maddesine eklenen fıkranın iptali
istenilen ikinci tümcesi şöyledir:
“Üniversitelerin 1/1/2006
tarihinden önce imzalanan Hazine garantili kredilerine ilişkin olarak Müsteşarlıkça
yapılan üstlenimler ile ikrazen kullandırılan
kredilerinden doğan Hazine alacaklarının ve anılan kuruluşların uzlaşma
kapsamındaki Hazine alacaklarının, bu maddenin yürürlük tarihi
itibarıyla ödenmeyen bakiye tutarını, Bakanın teklifi üzerine bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin terkinine Maliye Bakanı
yetkilidir.”
3)
16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16.
maddesiyle, 28.3.2002 günlü, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Madde 16 ile Geçici
Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk tümcesi şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 16- Türkiye Cumhuriyeti Devlet
Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün bu maddenin yürürlük tarihi
itibarıyla vadesi geçmiş Hazine garantili kredilerinden Müsteşarlıkça
yapılan üstlenimlerden ve ikrazen kullandırılan
kredilerinden doğan anapara, faiz, masraf ve gecikme zammından oluşan
Hazine alacaklarını, bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirmeksizin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Ulaştırma
Bakanlığından olan yol bakım ve onarım giderleri karşılığı alacaklarından
mahsup suretiyle terkin etmeye, sözkonusu
işlemden sonra Kuruluşun bakiye borcunun kalması halinde bu tutarı Kuruluşun
ödenmemiş sermayesine mahsuba Bakanın teklifi üzerine Maliye Bakanı
yetkilidir.”
“GEÇİCİ MADDE 17- Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonuna 31/12/2007 tarihine kadar verilen özel
tertip Devlet İç Borçlanma Senetlerinden doğmuş ve/veya doğacak anapara,
faiz, masraf ve gecikme zammından oluşan Hazine alacaklarının bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin terkini Bakanın teklifi
üzerine Maliye Bakanı tarafından yerine getirilir…”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2.,
6., 7. ve 8. maddelerine dayanılmış, 161. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL, Fettah
OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla
PERKTAŞ’ın katılımıyla 18.9.2008 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara
bağlanmasına, oybirliğiyle
karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A) 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç
Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 5. maddesiyle 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna
eklenen tümcenin
incelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen kural ile
Hazine garantisi verilmesi nedeniyle ödenmesi gereken garanti ücretinin
belirlenmesi konusunda Bakan’a Kanun’da öngörülenin beş katına kadar
artırım yetkisi verildiği, bunun, garanti ücretinin belirlenmesi konusunda
aslî düzenleme yetkisinin Bakan’a bırakıldığı ve keyfi yetki kullanımına
kapı açıldığı anlamına geleceği, Anayasa’nın 7. maddesine göre Anayasa’da
gösterilen istisnaî haller dışında, yürütmeye kanunla düzenlenmemiş bir
alanda aslî düzenleme yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına
geldiği ve kökenini Anayasa’dan almayan böyle bir yetki devrinin
Anayasa’nın 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 7. maddesine göre, yasama organı
Anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, herhangi bir alanı düzenleme
yetkisine sahip bulunmaktadır. Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen
konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme
yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi,
sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa’da
öngörülen ayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda,
kanun ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Ancak
ekonomik olayların niteliği, gelişen koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli
biçimde hareket etme zorunluluğu, yasama organının yapısı ve işleyiş
biçimi, yasama organının yürütme organını yetkilendirmesini gerekli
kılabilir. Bu gibi durumlarda yasama organı, temel kuralları saptadıktan
sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakabilir.
Yani yürütme organına tanınan yetkinin Anayasa’ya uygun olabilmesi için
sınırlı, ilkeleri ve çerçevesi yasa ile belirlenmiş ve uzmanlık ve yönetim
tekniğine ilişkin bir konuya ilişkin bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda,
sık sık değişik önlemler alınmasına veya bunların
kaldırılmasına gerek görülen ekonomik, teknik veya benzeri alanlarda temel
kurallar saptandıktan sonra ayrıntıların düzenlenmesinin idareye verilmesi,
yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
Hazine garantisi, Hazine Müsteşarlığının, devletin finansman imkanlarını ve uluslararası finans piyasalarında sahip
olduğu kredibiliteyi teminat olarak kullanmak suretiyle, kamu iktisadi
teşebbüsleri, özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin
yüzde 50’sinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar, fonlar, kamu bankaları,
yatırım ve kalkınma bankaları, büyükşehir
belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel
yönetim kuruluşları lehine, bu kuruluşların dış finansman kaynağından
sağladıkları dış borçların geri ödenmesi hususunda verdiği garantidir.
4749 sayılı Kanun ile Hazine tarafından verilecek
garantiler için garanti ücreti alınacağı öngörülmüştür. Bu Kanun’un
“Tanımlar” başlıklı 3. maddesine göre garanti ücreti, Hazine garantileri nedeniyle lehine garanti
verilen taraftan verilecek her garanti için bir defaya mahsus olmak
kaydıyla alınan ücreti ifade etmektedir. Kanun’un 8. maddesinde yer alan
hükme göre, garanti edilen tutarın yüzde birine kadar garanti ücreti
alınmaktadır. İptali istenilen kuralla da bu oranı beş katına kadar
artırmaya Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan yetkilendirilmiştir.
Hazine garantili borçlanmayı yapan kuruluşların
mali durumları, kuruluşlara daha önceden garantili ve ikrazlı kredi
sağlanmış olması halinde söz konusu kredilerin geri ödeme performansı ve
sağlanan kredinin finansman koşullarının farklılığı, yükümlülüklerini
yerine getirmede gösterdikleri hassasiyetlerdeki farklılıklar nedeniyle
uygulamada ortaya çıkabilecek farklı durumları karşılayabilmesi ve
sakıncaları giderebilmesi için hem düzenlemenin genel olması hem de takdir
alanının geniş tutulmasının bir zorunluluk olduğu görülmektedir. Ayrıca Bakan’ın bu oranı artırırken kuruluşların
mali durumlarını ve daha önceki borç ödeme performanslarını dikkate alacağı
bunun da uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin bir husus olduğu açıktır.
Hazine garantili borç kullanacak her kurum veya kuruluşun garanti ücretinin
belirlenmesine yönelik bir kanun çıkarılmasının mümkün olmadığı da göz ardı
edilmemelidir. Bu nedenle söz konusu düzenleme yasama yetkisinin devri
niteliği taşımadığından kural, Anayasa’nın 6., 7.
ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B) 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4749
sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un
Geçici 12. maddesine eklenen fıkranın ikinci tümcesi, Geçici Madde 16 ile
Geçici Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk tümcesinin incelenmesi
1- Anlam ve Kapsam
5787 sayılı Kanun ile 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici 12. maddenin son fıkrasının ikinci tümcesi ile üniversitelerin,
Geçici 16. madde ile TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün, Hazine garantili
kredilerinden Hazine Müsteşarlığınca yapılan üstlenimlerden ve ikrazen kullanılan kredilerden doğan anapara, faiz,
masraf ve gecikme zammından oluşan Hazine alacaklarının ve Geçici
17. maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesi ile de TMSF’ye
31.12.2007 tarihine kadar verilen özel tertip Devlet iç borçlanma
senetleri nedeniyle doğmuş ve/veya doğacak olan Hazine alacaklarının bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirilmeksizin terkini konusunda Maliye Bakanı
yetkilendirilmiştir.
İptali istenilen kurallarla getirilen düzenlemeler
bir kamu içi borç tahkimi niteliğindedir. Tahkim, kamu kurumlarının
birbirlerine olan borç ve alacaklarının mahsup edilmesidir. Bu tür borç
tahkiminde, kamu içi bir borç-alacak mahsuplaşması ve kalan miktar için özel
tertip Hazine tahvili çıkarılması veya borç silinmesi yolları kullanılmaktadır.
Terkin, muhasebe işleminde, vazgeçilen bir alacağın
silinerek zarar kaydedilmesidir. Kamu maliyesinde, tahsil imkanı kalmayan alacakların terkin edilebileceği
öngörülmektedir. Uygulamada genellikle, alacak hesaplarında izlenen
tutarlar, tahsil edilemeyeceği anlaşıldığında bütçe kanununa konulan
hükümlerle terkin edilmekte veya getirilen mevzuat değişiklikleri ile
silinerek hazine hesaplarından çıkartılmaktadır. İptali istenilen
düzenlemelerde, hazine alacaklarının bütçeyle ilişkilendirilmeden terkini
öngörülmektedir.
2- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, bütçenin gelir/gider
hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin bazı hazine alacaklarının silinmesinin,
bütçe giderlerinin daha düşük görünmesine yol açarak mali saydamlık
ilkesine aykırı uygulamalara sebebiyet vereceği ve silinen tutarlar bütçe
dışına çıkarıldığından kesin hesap sürecinin de dışında kalacağından iptali
istenen kuralın kamu yararına dayanmadığı, bu nedenle Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı olduğu, ayrıca söz konusu hazine alacaklarının silinmesi
konusunda Maliye Bakanına tanınan yetkinin, sınırları belirsiz ve keyfi
uygulamalara yol açabilecek nitelikte bulunduğu, bu nedenle de Anayasa’nın
6., 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
a) Anayasa’nın, “Bütçenin hazırlanması ve uygulanması” başlıklı 161.
maddesinde,
“Devletin ve kamu iktisadi
teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle
yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasıl
hazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir. Mali yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması,
uygulanması ve kontrolü kanunla düzenlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili
yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve
usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili
hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.”
denilmektedir.
Bütçe, devletin gelirlerini toplamasına izin,
giderlerini yapmasına da yetki veren bir kanundur. Buna göre, devlet, bir
yıl süresince bütçe kanununda belirtilmesi koşuluyla harcama yapabilmekte
ve gelir toplayabilmektedir. Başka bir ifade ile
devlet, bütçe vasıtasıyla her yıl vergi ve benzeri yollardan Gayrisafi
Milli Hasıla’dan alacağı payı ve kamu harcamaları
yoluyla bunları sarf edeceği alanı belirler. Bu özelliği dolayısıyla bütçe,
devlet için önemli bir planlama aracıdır.
Yasama organının, halk adına kamu
gelirlerini toplama ve yine halk adına bu gelirleri harcama konusunda yürütme
organına sınırları belirleyerek yetki vermesi ve sonuçlarını denetlemesine
bütçe hakkı denilmektedir. Bütçe hakkı, vergi ve benzeri gelirlerle kamu
harcamalarının çeşit ve miktarını belirleme ve onaylama hakkıdır. Bu hak,
demokratik parlamenter yönetim sistemini benimsemiş olan ülkelerde, halk
tarafından seçilen temsilcilerden oluşan ve en yetkili organ olan yasama
organına ait bulunmaktadır. Bütçe,
hükümetin Meclis’e karşı temel sorumluluk mekanizmasıdır. Meclis, bütçe ile
hükümete gelir toplama ve gider yapma yetkisi vermekte, bu yetkinin uygun
kullanılmasını da bütçe sürecinin bir parçası olan kesin hesap faaliyeti
ile denetlemektedir. Yani parlamenter sistemin
özü ve demokratik hukuk devleti ilkesi halkın kamu yönetimi üzerindeki
denetimini temsilcileri vasıtasıyla gerekli kılmaktadır.
Bütçe yapısının fonksiyonunu ifa edebilmesi, temel
bütçe ilkelerine uyulması ile mümkün olmaktadır. Bütçe
ilkeleri; bütçenin hazırlanması, görüşülüp onaylanması, uygulanması ve
denetlenmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulması gereken kuralları
ifade eder. Bu ilkeler, devlet bütçelerinin temel özellikleri ve
amaçlarının gerçekleşmesi için uygulanması zorunlu olan ulusal ve
uluslararası alanda kabul görmüş klasik maliye biliminin ilkeleridir.
Denetim, yönetim ve planlama aracı olabilmesi için bütçenin, kamu kesiminin
tüm kaynak ve harcamalarını bütün ayrıntıları ile kapsaması gerekmektedir.
Bütçe hukukunda yaptırıma bağlanması açısından yıllık olma ilkesi, bütçenin
birliği ilkesi, genellik ilkesi ve adem-i tahsis
ilkesi temel niteliktedir. Anayasa’nın 161. maddesinin birinci fıkrasındaki,
“Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin
harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.” hükmünden, bütçenin birliği ilkesi,
yıllık olma ilkesi ve genellik ilkesinin Anayasa tarafından temel hüküm
olarak benimsendiği anlaşılmaktadır.
Hazine’nin kamu kurumlarından olan alacaklarından
tahsil imkanı kalmadığı için silinen tutarlar,
alacak kayıtlarının yapıldığı yıllara ilişkin bütçe gideri yapılması
gereken tutarları ifade etmektedir. Bütçe ile bütçe dışı kurumlar
arasındaki ilişki, bütçeden yapılacak transfer ödemeleriyle kurulmalıdır.
Dolayısıyla bu alacakların silinmesinin bütçeye ödenek konulmak suretiyle
yapılması, bütçe rakamlarının gerçek durumu yansıtması ve mali disiplinin
bozulmaması açısından önem arz etmektedir. Ancak bu ilişki silinen
alacaklarda kurulmamakta, ilgili alacaklar, silindiği yıllarda da bütçe
gideri yapılmamaktadır. Diğer bir deyişle, finansman kaynakları bütçe
dışında kullanılmakta, ilgili kurumlara “transfer gideri” niteliğindeki
ödemeler ise bütçe dışında gerçekleştirilmektedir. Bütçe kapsamında
yapılması gereken bu tür işlemlerin kayıt dışı kalması veya ilgili
oldukları hesaplar dışındaki hesaplara kaydedilmeleri, gerçek bütçe
açığının görünmemesine veya olduğundan farklı görünmesine, dolayısıyla
bütçede açıklığı ve aleniliği bozarak, bütçe büyüklüklerinin gerçek
tutarlarının görünmemesine neden olmaktadır. Bütçede gerçek büyüklüklerin
görünmemesi de, ekonomi ve maliye politikalarının gerçekçi olarak uygulanmalarına
engel olmaktadır.
Bu nedenlerle bütçenin birliği ve genelliği
ilkelerini ihlal ederek, hazine alacaklarının bütçenin gelir ve gider
hesapları ile ilişkilendirilmeksizin silinmesini öngören, 5787 sayılı Kanun
ile 4749 sayılı Kanun’a eklenen; Geçici 12. maddenin son fıkrasının ikinci
tümcesinde yer alan, “bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirilmeksizin” ibaresi
ile Geçici 16. maddede ve Geçici 17. maddenin birinci
fıkrasının ilk tümcesinde yer alan, “bütçenin gelir ve gider hesapları
ile ilişkilendirmeksizin” ibareleri, devletin gelirleri ile
harcamalarının bütçe ile yapılmasını zorunlu kılan Anayasa’nın 161.
maddesine aykırıdır. İptalleri
gerekir.
b) Kamu maliyesinde, tahsil imkanı kalmayan
alacakların terkin edilmesi olağan karşılanmaktadır. Alacak hesaplarında
izlenen tutarlar, tahsil edilemeyeceği anlaşıldığında bütçe kanununa
konulan hükümlerle terkin edilebilmekte veya getirilen mevzuat
değişiklikleri ile silinerek hazine hesaplarından çıkartılmaktadır. Dava
konusu kurallar ile bir kısım hazine alacaklarının terkin edilmesine Maliye
Bakanı yetkilendirilmiştir. Kamu mali yönetiminde; devlet bütçesinin
hazırlanması, uygulanması, uygulamanın takibi ve yönlendirilmesine ilişkin
hizmetleri yürütmek Maliye Bakanlığı’nın görev ve yetkileri arasındadır.
İptali istenilen kurallar ile Hazine’nin, kuralların yürürlüğe girdikleri
tarih itibariyle bazı kamu kurumlarından olan alacaklarının silinmesine
yönelik düzenleme yasa koyucunun takdirinde olan bir husustur. Alacakların
silinmesi konusunda Maliye Bakanı’na verilen yetki uygulamaya ilişkin bütçe
işlemlerini yapma yetkisidir. Bu nedenle söz konusu düzenlemeler yasama
yetkisinin devri niteliği taşımadığından iptali istenilen 5787 sayılı Yasa
ile 4749 sayılı Yasa’ya eklenen; Geçici 12. maddenin son fıkrasının ikinci
tümcesinde yer alan, “bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirilmeksizin” ibaresi dışında kalan bölümü ile, Geçici 16. maddede ve
Geçici 17. maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesinde yer alan, “bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin” ibaresi dışında kalan bölümleri Anayasa’nın 2.,
6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. Bu bölümlere ilişkin iptal
isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ
16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un;
A- 1- 16. maddesiyle, 28.3.2002 günlü, 4749 sayılı
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un Geçici
Madde 12’ye eklenen fıkranın ikinci tümcesinin “… bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin …” bölümüne,
2- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 16’nın“… bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirmeksizin …” bölümüne,
3- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk tümcesinin “… bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin …” bölümüne,
ilişkin
yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B- 1- 5. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’un 8.
maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna eklenen tümceye,
2- 16. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’un Geçici
Madde 12’sine eklenen fıkranın ikinci tümcesinin “… bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin …” bölümü dışındaki kalan
bölümüne,
3- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 16’nın “… bütçenin gelir ve gider
hesapları ile ilişkilendirmeksizin …” bölümü dışındaki kalan bölümüne,
4- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk tümcesinin “… bütçenin
gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin …” bölümü dışındaki kalan
bölümüne,
yönelik
iptal istemleri, 30.12.2010 günlü, E. 2008/84, K. 2010/121 sayılı kararla
reddedildiğinden, bu tümce ve bölümlere ilişkin yürürlüğün durdurulması
isteminin REDDİNE,
30.12.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
A- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin
çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda;
Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet
ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal
Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı
dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 16.7.2008 günlü, 5787 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un:
1- 5. maddesiyle, 28.3.2002 günlü, 4749 sayılı Kamu
Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin
üçüncü fıkrasının sonuna eklenen tümcenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
iptal isteminin REDDİNE,
2- 16. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’un Geçici
Madde 12’sine eklenen fıkranın ikinci tümcesinin;
a- “… bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirilmeksizin …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
b-
Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
3- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 16’nın;
a- “… bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirmeksizin …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
b-
Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
4- 18. maddesiyle, 4749 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici Madde 17’nin birinci fıkrasının ilk tümcesinin;
a- “… bütçenin gelir ve gider hesapları ile
ilişkilendirmeksizin …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
b- Kalan
bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
30.12.2010 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Fettah
OTO
|
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Alparslan
ALTAN
|
Üye
Burhan
ÜSTÜN
|
Üye
Engin
YILDIRIM
|
|
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
|
|