|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2010/81
Karar
Sayısı: 2011/78
Karar
Günü: 12.5.2011
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi adına Grup
Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ve Muharrem İNCE (Esas Sayısı: 2010/81)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 14. İdare Mahkemesi (Esas Sayısı: 2010/98)
DAVA ve İTİRAZIN KONUSU: 16.6.2010 günlü, 5997 sayılı Bazı Kanunlarda ve 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.
maddesiyle, 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu’nun 89. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinin
“Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren
görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve…” bölümünün, Anayasa’nın
2., 10., 138. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- İPTAL
DAVASI İLE İTİRAZ BAŞVURUSUNUN GEREKÇELERİ
A- İptal
davası dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“II. GEREKÇE
16.06.2010 Tarihli ve 5997 Sayılı Kanunun 14 üncü
Maddesi ile Değiştirilen 5434 Sayılı Kanunun 89 uncu Maddesinin Birinci
Fıkrasının İkinci Tümcesinde Yer Alan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren
görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve …” Sözcüklerinin Anayasaya
Aykırılığı
5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu
maddesinin 5997 sayılı Yasayla değişik birinci fıkrasının birinci
tümcesinde, “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi
kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı
bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her
tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı
emekli ikramiyesi olarak” verileceği belirtilmiştir.
Fıkranın ikinci tümcesinde ise “Son defa bu Kanun
veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını
gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve kendilerine mülga
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen
hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabi daire,
kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmet
sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesi”
ödenir denilmiştir.
Söz konusu ikinci tümcenin, 2829 sayılı Yasanın 12
nci maddesinin birinci tümcesinde yer alan, “Son defa T.C. Emekli Sandığına
tabi görevlerden emekliye ayrılanlara ve …” sözcüklerinin Anayasa Mahkemesi
tarafından (05.02.2009 günlü, E.2005/40, K.2009/17 sayılı kararla) iptal
edilmesi üzerine getirildiği ifade edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararı
05.06.2010 günlü Resmi Gazetede yayımlanmış ve 1 yıl sonra yürürlüğe
girmesi kararlaştırılmıştır. Kural, 19.06.2010 günlü Resmi Gazetede
yayımlanmış, boşluk doğmaması için de 5997 sayılı Yasanın 19 uncu
maddesiyle 01.06.2010 günüde yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir.
5434 sayılı Yasanın 89 uncu maddesinin değişik
birinci fıkrasının ikinci tümcesi, 2829 sayılı Yasanın 12 nci maddesinin
birinci tümcesinde yer alan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen
“Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılanlara ve …”
sözcüklerinin yer aldığı kuralla, aşağıdaki karşılaştırmalı tabloda
görüldüğü gibi aynı niteliktedir.
Mülga 2829 sayılı Yasa’nın Anayasa Mahkemesince
iptal edilen “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye
ayrılan ve …” ibaresini de içeren 12 nci maddesinin birinci fıkrası
şöyledir: “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan
ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet
süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire,
kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen
sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu
hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.”
5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin, 5997 sayılı
Yasayla değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesi şöyledir: “Son defa
bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve
kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca
birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna
tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen
hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli
ikramiyesi ödenir.”
İki tümce arasındaki farklılıklar, yer aldıkları
yasaların tanımlanmasından kaynaklanmaktadır.
a) İptal edilen düzenleme, 2829 sayılı Yasada yer
almakta iken bu kez 5434 sayılı Yasaya yerleştirilmiştir. Bu nedenle de
iptal edilen düzenleme “son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden
emekliye ayrılanlar” şeklinde tanımlama yaparken, 5434 sayılı Yasada yer
alan yeni düzenleme doğal olarak, “son defa bu kanun” şeklinde tanımlama
yapmıştır.
b) Yeni düzenlemede 5434 sayılı Yasayla birlikte,
yine doğal olarak, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışanlar sözcükleri kullanılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun yürürlüğe
girmesiyle birlikte, bu Yasaya gönderme gerekli hale gelmiştir ve 5510
sayılı Yasanın 5434 sayılı Yasaya ilişkin geçiş hükümlerini içeren geçici 4
üncü maddesine gönderme yapılmıştır. Geçici 4 üncü madde hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılanlar ile
5434 sayılı hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde iken emekliye
ayrılanlar aynı statüdedir.
Bu teknik farklar dışında, her iki kuralın da anlam
ve kapsamı aynıdır. 2829 sayılı Yasa’nın 12 nci maddesinin birinci
fıkrasına göre emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, son defa T.C. Emekli
Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma ve kendilerine 2829 sayılı
Yasa’nın 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden
aylık bağlanma koşullarını taşımak gerekmektedir. Bu koşulları taşıyanlara,
T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya
kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerin toplamı üzerinden 5434 sayılı Yasa
hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenecektir. Bu koşullarla birlikte 5434
sayılı Yasa’nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki “...her tam fiili
hizmet yılı için, ... hesaplanacak tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi
olarak verilir” hükmü gereğince emekli ikramiyesi alabilmek için, T.C.
Emekli Sandığına tabi görevlerde en az bir yıl çalışmış olmak da gerekmektedir.
5997 sayılı Yasayla değiştirilen yeni kuralda da
aynı şekilde son defa 5434 sayılı Yasa veya 5510 sayılı Yasanın geçici 4
üncü maddesine tabi görevlerden emekliye ayrılma söz konusudur.
2829 sayılı Yasa’nın 8 inci maddesinin birinci
fıkrasına göre, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden
ilgililere, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi
fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet
sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık
bağlanacaktır.
Sonuç olarak yeni düzenlemede de, bir yıldan fazla
5434 sayılı Yasa kapsamında görev yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal
güvenlik kuruluşuna bağlı olarak çalışmalarını tamamlayıp 2829 sayılı
Yasa’nın 8 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlananlara, son defa
5434 sayılı Yasaya veya 5510 sayılı Yasanın geçici 4 üncü maddesine tabi
bir görevden emekliye ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına
tabi olarak yaptıkları çalışma süreleri için emekli ikramiyesi yine
ödenmeyecektir.
Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye
Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık
olan devlettir.
Anayasanın 10 uncu maddesindeki “kanun önünde
eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke
ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi
yasaklanmıştır.
2829 sayılı Yasa’da benimsenen sistemle, farklı
sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli
olanlara yaşlılık aylığı bağlandığı halde, itiraz konusu ibareyle son defa
bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına
tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, 5434 sayılı Yasaya ve 5510 sayılı
Yasanın geçici 4 üncü maddesine tabi çalışma süreleri için emekli
ikramiyesi ödenmemesini öngören kuralın, daha önce iptal edilen kuralda
olduğu gibi, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine ve adil
sonuçlar doğurmadığından 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine
aykırılığı devam etmektedir.
Ancak, Anayasanın 153 üncü maddesinin son
fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı
organları ile yönetim makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı
öngörülmüştür. Bu kural gereğince, yasama organı yapacağı düzenlemelerle
daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararlarını gözönünde
bulundurmak, bu kararları etkisiz kılacak biçimde yasa çıkarmamak,
Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen kuralları tekrar yasalaştırmamak
yükümlülüğündedir. Başta yasama organı olmak üzere yargı ve yürütme,
kararların yalnız sonuçları ile değil, bir bütünlük içinde gerekçeleri ile
de bağlıdır. Gerekçeleriyle birlikte kararlar, yasama işlemlerini
değerlendirme ölçütlerini içerirler ve yasama etkinliklerini yönlendirme
işlevi de görürler. Bu nedenle, yasama organı düzenlemelerde bulunurken,
iptal edilen yasaya ilişkin kararların sonuçları ile birlikte gerekçelerini
de gözönünde bulundurmak zorundadır. İptal edilen yasalarla, sözcükleri
ayrı da olsa aynı doğrultu, içerik ya da nitelikte yeni yasa çıkarılması,
Anayasanın 153 üncü maddesine aykırılık oluşturur.
Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak
biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasanın mutlak
egemenliği vardır. Yasakoyucu her zaman hukukun ve Anayasanın üstün
kuralları ile bağlıdır. Anayasal denetimde bu amacı gerçekleştirmeye
yöneliktir. Bu nedenle de Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı
ilkesine yer verilmiştir. Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen kuralın
yeniden yasalaştırılmasına Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrasındaki
bağlayıcılık ilkesi engeldir. Yasama organının iptal edilen kuralın aynını
veya benzerini yasalaştırması durumunda Anayasa Mahkemesi kararlarının
etkinliği ortadan kaldırılarak yasaların yargısal denetimi anlamını
yitirir.
Bir yasa kuralının, Anayasanın 153 üncü maddesine
aykırılığından söz edilebilmesi için, iptal edilen önceki kural ile “aynı”
ya da “benzer nitelikte” olması gerekir. Bunların saptanabilmesi ise
öncelikle, aralarında “özdeşlik”, başka bir deyişle, amaç, anlam ve kapsam
yönlerinden “benzerlik” olup olmadığının incelenmesine bağlıdır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve
Anayasanın üstünlüğü ilkesi karşısında, iptal edilen bir kurala yeni bir
yasa ile geçerlilik sağlanamaz. Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararının
etkisini ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olduğu duraksamaya yer
vermeyecek kadar açık olan dava konusu sözcükler, Anayasa Mahkemesi’nce
iptal edilen daha önceki kuralla aynı içerikte olduğundan Anayasanın 153
üncü maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, 16.06.2010 tarihli ve 5997 sayılı Kanunun 14 üncü
maddesi ile değiştirilen 5434 Sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci
fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde
çalışmakta iken emekliye ayrılan ve …” sözcükleri Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
III. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,16.06.2010 tarihli ve 5997 sayılı
Kanunun 14 üncü maddesi ile değiştirilen 5434 Sayılı Kanunun 89 uncu
maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan “Son defa bu Kanun
veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını
gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve …” sözcükleri Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı
olduğundan iptaline karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile
arz ederiz.”
B- İtiraz
başvurusu kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Dava dosyasının incelenmesinden; 5434 sayılı
Kanun’a tâbi hizmetleri bulunmakta iken 14/11/2000 tarihinde görevine son
verilen, SSK’ya tâbi olarak görev yaptıktan sonra 2829 sayılı Kanun’un 8’inci
maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden 01/06/2008
tarihinden itibaren SSK’ca yaşlılık aylığı bağlanan davacı tarafından, 5434
sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı’na tâbi olarak geçen hizmet
sürelerine tekabül eden emekli ikramiyesinin ödenmesi talebiyle idareye
yaptığı başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
24/05/1983 gün ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tâbi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un
12’nci maddesinin birinci fıkrasında “Son defa T.C. Emekli Sandığına tâbi
görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi
uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T. C.
Emekli Sandığına tâbi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek
ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir” hükmü
bulunmakta iken, anılan hükmün “Son defa T.C. Emekli Sandığına tâbi
görevlerden emekliye ayrılan ve ...” şeklindeki ibaresi, 05/06/2009 gün ve
27249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 05/02/2009
gün ve E:2005/40, K:2009/17 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal
hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra (05/06/2010
tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin bahsi geçen iptal kararının
gerekçesinde;
“2829 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin birinci
fıkrasına göre emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, son defa T.C. Emekli
Sandığına tâbi görevlerden emekliye ayrılma ve kendilerine 2829 sayılı
Yasa’nın 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık
bağlanma koşullarını taşımak gerekmektedir. Bu koşulları taşıyanlara, T.C.
Emekli
Şandığına tâbi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek
suretiyle geçen sürelerin toplamı üzerinden 5434 sayılı Yasa hükümlerine
göre emekli ikramiyesi ödenecektir. Bu koşullarla birlikte 5434 sayılı
Yasa’nın 89. maddesinin birinci fıkrasındaki
‘...her tam fiili hizmet yılı için, ... hesaplanacak tutarların bir aylığı
emekli ikramiyesi olarak verilir.’ hükmü gereğince emekli ikramiyesi
alabilmek için, T.C. Emekli Sandığına tâbi görevlerde en az bir yıl
çalışmış olmak da gerekmektedir.
2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesinin birinci fıkrasına
göre, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere, son yedi
yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca,
hizmet sürelerinin eşit olması hâlinde ise eşit hizmet sürelerinden
sonuncusunun tâbi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık
bağlanacaktır.
1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin dördüncü
fıkrasında ‘T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya
yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi olarak sadece aynı ya da değişik
kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle
Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malûllük aylığına ya da
toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet
sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı
ödenir.’ hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelere göre, farklı sosyal
güvenlik kurumlarındaki hizmet, sürelerinin birleştirilmesiyle 2829 sayılı
Yasa’nın 8. maddesi gereğince son yedi yıllık hizmet süresi içinde fiili
hizmet süresi fazla olması nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunca aylık
bağlanması hâlinde, aynı veya farklı kamu kuruluşlarında, gerek Emekli Sandığına,
gerekse Sosyal Sigortalar Kurumuna tâbi olarak geçmiş olsun, anılan kamu
kuruluşlarında geçen toplam hizmet süreleri üzerinden son kamu kuruluşu
işveren tarafından ilgiliye kıdem tazminatı ödendiği; son yedi yıllık
hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Emekli Sandığınca aylık
bağlanması hâlinde ise son defa Emekli Sandığına tâbi bir görevden emekliye
ayrılmayan ilgiliye, emekli ikramiyesi ödenmediği, yalnızca kamuda işçi
olarak geçen süreye karşılık kıdem tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, bir yıldan fazla 5434 sayılı Yasa kapsamında görev
yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak
çalışmalarını tamamlayıp 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yaşlılık
aylığı bağlananlara da, son defa Emekli Sandığına tâbi bir görevden
emekliye ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tâbi olarak
yaptıkları çalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin
bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri
hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,
her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla
kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesindeki ‘kanun önünde eşitlik
ilkesi’ hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile
eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
2829 sayılı Yasa’da benimsenen sistemle, farklı sosyal güvenlik
kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli olanlara yaşlılık
aylığı bağlandığı hâlde, itiraz konusu ibareyle son defa bağlı olunan
sosyal güvenlik kurumuna göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına tâbi
görevlerden emekliye ayrılmayanlara, 5434 sayılı Yasaya tâbi çalışma
süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesi, Anayasa’nın 10. maddesindeki
eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, adil sonuçlar doğurmadığından 2.
maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırıdır. Bu nedenle itiraz konusu
ibare Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.”
ifadelerine yer verilmiştir.
Bu gerekçeye göre; farklı sosyal güvenlik
kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli olanlara yaşlılık
aylığı bağlandığı hâlde, son defa bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna
göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına tâbi görevlerden emekliye
ayrılmayanlara, 5434 sayılı Yasa’ya tâbi çalışma süreleri için emekli
ikramiyesi ödenmemesi, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine
aykırı olduğu gibi, adil sonuçlar doğurmadığından 2’nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine de aykırıdır.
2829 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin ilgili
ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi nedeniyle doğan hukukî
boşluğun doldurulması amacıyla çıkarılan ve 01/06/2010 tarihinden itibaren
yürürlüğe konulan 5997 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi ile 5434 sayılı
Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek “Hizmet
sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden
emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan
ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı
için aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak
verilir. Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi
hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye
ayrılan ve kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tâbi
Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi
uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu
Kanuna tâbi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek
suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine
göre emekli ikramiyesi ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin
birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu
maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.
Görüldüğü üzere; 2829 sayılı Kanun’un 12’nci
maddesinin ilgili ibaresinin iptali nedeniyle 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu
maddesinin birinci fıkrasında yapılan yeni düzenlemede de, birleştirilen
hizmet sürelerinden Emekli Sandığı’na tâbi hizmet süreleri için emekli ikramiyesinin
ödenebilmesi için “son defa 5434 sayılı Kanun veya (5434 sayılı Kanun’a
ilişkin geçiş hükümlerini içeren) 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü
maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken
emekliye ayrılma” koşulu aranmıştır.
Dolayısıyla; eşitlik ve hukuk devleti ilkelerini
zedelediği için Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 2829 sayılı Kanun’un
12’nci maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci
fıkrasında yapılan yeni düzenlemenin doğurduğu hukukî sonuçlar aynıdır.
Bu durum; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının
gerekçesinde belirtilen eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri açısından
Anayasa’ya aykırılığı devam ettirdiği gibi, iptal hükmünün hukuksal
sonuçlarını ortadan kaldıran yeni bir yasal düzenleme yapılmasının, aynı
zamanda Anayasa’nın 138’inci maddesinin son fıkrasında yer verilen “Yasama
ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu
organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve
bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne de aykırı düşmektedir.
Bu durumda; (19/06/2010 gün ve 27616 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan 5997 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi ile değişik) 5434
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun hâlen yürürlükte
bulunan 89’uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesinin “... Son
defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve
...” şeklindeki ibaresinin, Anayasa’nın 2’nci maddesinde düzenlenen hukuk
devleti ilkesi ile 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve
138’inci maddesinin son fıkrası hükmüne aykırı olduğu kanaatine
varıldığından, anılan Kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; Anayasa’nın 152’nci maddesi
uyarınca bakılmakta olan davada uygulanacak olan (19/06/2010 gün ve 27616
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5997 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi ile
değişik) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun hâlen
yürürlükte bulunan 89’uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesinin
“... Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi
hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye
ayrılan ve ...” şeklindeki ibaresinin Anayasa’nın 2, 10 ve 138’inci
maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle, anılan ibarenin iptali istemiyle
Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına, Anayasa Mahkemesi’nin konu hakkında
vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına, beş ay içinde bir karar
verilmezse davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına,
kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, işbu kararla birlikte dava
dosyası ve içeriği evrakın çıkarılacak birer onaylı örneğinin Anayasa
Mahkemesi’ne gönderilmesine, 21/09/2010 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.”
II- YASA
METİNLERİ
A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralı
16.6.2010 günlü, 5997 sayılı Bazı Kanunlarda ve 190
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.
maddesiyle değiştirilen, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu’nun iptali istenilen bölümü içeren 89. maddesinin birinci fıkrası
şöyledir:
“Madde 89– (Değişik: 21.4.2005 – 5335/3 md.)
(Değişik birinci fıkra: 16.6.2010–5997/14 md.) Hizmet sürelerinin
tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden
emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı
bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her
tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı
emekli ikramiyesi olarak verilir. Son
defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve
kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca
birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna
tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle
geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli
ikramiyesi ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci
fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye
aykırı hükümleri uygulanmaz.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasa’nın 153. maddesine,
başvuru kararında Anayasa’nın 2., 10. ve 138. maddelerine
dayanılmıştır.
III- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep
KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU,
Hicabi DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI’nın katılımlarıyla 7.12.2010 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyalarda eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARI
8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin, 16.6.2010 günlü, 5997 sayılı
Yasa’nın 14. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinin “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren
görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve…” bölümünün iptaline
karar verilmesi istemiyle yapılan E.2010/98 sayılı itiraz başvurusuna
ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2010/81 esas sayılı
dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2010/81 esas sayılı dosya
üzerinden yürütülmesine, 7.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, başvuru kararı ve ekleri, işin
esasına ilişkin rapor, dava konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci
fıkrasının ikinci cümlesine göre emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, son
defa 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi
hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerden (T.C. Emekli Sandığına
tabi görevlerden) emekliye ayrılma ve kendilerine 2829 sayılı Kanun’un 8.
maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanma
koşullarını taşımak gerekmektedir. Bu koşulları taşıyanlara, T.C. Emekli
Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek
suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden 5434 sayılı Kanun
hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenecektir. Bu koşullarla birlikte 5434
sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrasındaki “…her tam fiili
hizmet yılı için, … hesaplanacak tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi
olarak verilir.” hükmü gereğince emekli ikramiyesi alabilmek için, T.C.
Emekli Sandığına tabi görevlerde en az bir yıl çalışmış olmak da
gerekmektedir.
2829 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci
fıkrasına göre, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere,
son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan
kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet
sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık
bağlanacaktır.
Bir yıldan fazla 5434 sayılı Kanun kapsamında görev
yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak
çalışmalarını tamamlayıp 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yaşlılık
aylığı bağlananlara da son defa Emekli Sandığına tabi bir görevden emekliye
ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tabi olarak
geçirdikleri çalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemektedir.
B-
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde; 2829 sayılı Kanun’un 12.
maddesinin birinci cümlesinde yer alan “Son
defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılanlara ve…”
ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 5.2.2009 günlü, E.2005/40, K.2009/17
sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal hükmüyle oluşacak hukuki boşluğun
giderilmesi amacıyla yapılan 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesindeki 5997
sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği
hükümle aynı olduğu, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 153. maddesine; başvuru
kararında da; Anayasa Mahkemesi’nin K.2009/17 sayılı kararıyla eşitlik ve
hukuk devleti ilkelerine aykırılığı nedeniyle iptal edilen hükümle aynı
hukuki sonuçlar doğurduğundan yeni düzenlemenin Anayasa’nın 2., 10. ve 138.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi
Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” denilmektedir. Buna göre,
Anayasa Mahkemesi kararları yayımlanmakla bağlayıcılık özelliği
kazandığından, yasama organı aynı konuda farklı bir yasada düzenleme yapsa
bile bu kararları etkisiz veya sonuçsuz bırakacak tutum ve davranışlardan
kaçınmak ve iptal edilen kuralları yeniden yasalaştırmamak zorundadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının sonuçları kadar gerekçeleri de bağlayıcıdır.
Çünkü kararlar gerekçeleri ile bir bütünlük oluştururlar ve bu doğrultuda
yasamanın da içinde yer aldığı devletin ve kişilerin etkinliklerinde
yönlendirici ve belirleyici olurlar. Bu nedenle yasama organı iptal edilen
yasaların yerine yeni düzenleme yaparken kararların gerekçelerini de
gözönünde bulundurmakla yükümlüdür.
Bir yasa kuralının Anayasa'nın 153. maddesinin son
fıkrasına aykırılığından söz edilebilmesi için, kurallar farklı yasalarda
yer almış olsa bile iptal edilen önceki kuralla içeriği yönünden “aynı” ya
da “benzeri” olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Burada iki kuralın
özdeş olması yetmeyecek, kurallar arasında “teknik, içerik ve kapsam”
bakımından da benzerlik aranacaktır.
Teknik içerik ve kapsam bakımından benzerlik, iptal
edilen yasa ile yeniden çıkarılan yasanın sözcüğü sözcüğüne aynı olması
anlamına gelmez. Çünkü, böyle bir anlayış 153. maddenin son fıkrasındaki
kuralı anlamsız ve uygulanmaz kılar. Konu ve kapsam bakımından sözcüklerde
farklılıklar olsa bile ikinci yasanın aynı amaç doğrultusunda Anayasa
Mahkemesi kararına karşın onu etkisiz kılmak amacıyla çıkarıldığının
saptanması aranan koşulun gerçekleşmiş sayılması için yeterlidir.
İptali istenilen
kuralın gerekçesinde, düzenlemenin 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Son defa
T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden ayrılan ve ...” ibaresinin
Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi sonucunda oluşan hukuki boşluğun
doldurulması amacıyla yapıldığı belirtilmiştir.
2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci
fıkrasına göre emekli ikramiyesi ödenebilmesi için; son defa T.C. Emekli
Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmış olmak ve kendilerine 2829
sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden
aylık bağlanmış olmak koşullarını taşımak gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin
5.2.2009 günlü, E.2005/40, K.2009/17 sayılı kararıyla; söz konusu kuralla,
bir yıldan fazla 5434 sayılı Kanun kapsamında görev yaptıktan sonra kamu
dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak çalışmalarını
tamamlayıp 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı
bağlananlara, son defa Emekli Sandığına tabi bir görevden emekliye ayrılma
koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tabi olarak yaptıkları çalışma
süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesi, Anayasa’nın 2. ve 10.
maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin “iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de
yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe
girmesine” karar vermesi ve kararın 5.6.2009 günlü, 27249 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanması nedeniyle iptal hükmü 5.6.2010 tarihinde
yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükümle eldeki
davada iptali istenilen hükümler arasında ilk bakışta farklılık varmış gibi
görünse de, farklılık 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden
kaynaklanan mevzuat değişikliğine dayanmaktadır. 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinde 5434 sayılı Kanun’a
ilişkin geçiş hükümleri yer almaktadır. Her iki kural kapsamına giren
kimseler son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan
ve kendilerine 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca birleştirilen
hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlardır. İptali istenilen kuralda
5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasını
gerektiren görevlerin de eklenmiş olması kapsamı değiştirmemektedir. Her
iki kural gereğince kapsamdaki kişilere 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi
gereğince Emekli Sandığı Kanunu’na tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda
prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı
üzerinden her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarların
bir aylığı emekli ikramiyesi olarak ödenmektedir.
Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi’nin
K.2009/17 sayılı kararıyla iptal ettiği kural ile eldeki davada iptali istenilen
kural kapsam ve içerik yönünden aynı niteliktedir. Bu nedenle iptali
istenilen kural Anayasa’nın 153. maddesine aykırı olarak yasalaşmıştır.
İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 138. maddeleri
yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI- SONUÇ
16.6.2010 günlü, 5997 sayılı Bazı
Kanunlarda ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 14. maddesiyle, 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin değiştirilen birinci
fıkrasının ikinci cümlesinin “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde
çalışmakta iken emekliye ayrılan ve …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna
ve İPTALİNE, 12.5.2011
gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
|
|
|
|
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|