|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas:
2010/20342
Karar: 2011/9075
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi: Ulubey-Uşak Asliye Hukuk
Mahkemesi
Tarihi: 31/12/2007
Numarası: Esas no: 2007/204Karar no: 2007/246
Davacı: Tülay Kızılok
Vasi: Muhammed Ali Öztürk
Davalı: Hasan Kızılok
Dava Türü: Tanıma-Tenfiz
Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi
sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1 - Dava, yabancı mahkemece verilen
boşanma ilamının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılamanın Usullerine Dair
Kanunun 4. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK.md. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile
Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca
belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (HGK. 16/11/2005
tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklamalar karşısında; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılışekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; karar kesinleşmiş olduğundan bu husus
bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmiştir.
2 - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyizinin
incelenmesine gelince;
Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada, boşanmaya ilişkin Amberg Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/8/2006
tarih ve 002 F 00498/06 sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5718 sayılı MilletlerarasıÖzel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 53. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmışörneği ve onanmış tercümesi ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunludur.
Mahkemece, kararın onaysız fotokopisi ile yine onaysız tercümenin Kanundaki koşulları taşımadığı gözetilmeksizin, eksik belgeye dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi.24/5/2011
——–•——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas:
2010/20333
Karar: 2011/9356
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi: Çorum Aile Mahkemesi
Tarihi: 5/2/2010
Numarası: Esas no: 2008/926Karar no: 2010/94
Davacı: Güner Koyun
Davalı: Hüseyin Koyun
Dava Türü: Tanıma-Tenfiz
Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada, boşanmaya ilişkin Villingen-Schwenningen Sulh (Aile) Mahkemesinin 6/4/2006 tarih ve 4F 6/05 (ES) sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5718 sayılı MilletlerarasıÖzel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 53. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmışörneği ve onanmış tercümesi ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunludur.
Mahkemece, kararın onaysız fotokopisi ile yine onaysız tercümenin Kanundaki koşulları taşımadığı gözetilmeksizin, eksik belgeye dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi. 30/5/2011
——–•——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas:
2010/20331
Karar: 2011/9444
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi: Ulubey/Uşak Asliye Hukuk
Mahkemesi
Tarihi: 6/6/2007
Numarası: Esas no: 2007/62Karar no: 2007/94
Davacı: Bayar Candoğan
Davalı: Marie Rose Allaume
Dava Türü: Yabancı Mahkeme İlamının Tanınması
Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1 - Dava boşanma kararının tanınması ve tenfizine ilişkindir.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMKm. 118-395)
kaynaklanan bütün davaların Aile
Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.
Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulunca
belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16/11/2005 tarih ve
2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklamalar karşısında; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılışekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; karar kesinleşmiş olduğundan bu husus
bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmiştir.
2 - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyizinin
incelenmesine gelince;
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine 15/6/2007
tarihinde açılan davada, boşanmaya ilişkin Vesoul Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/5/2006 tarih ve 06/00102 sayılı kararının tanıma tenfizine karar verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MilletlerarasıÖzel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, karar fotokopisi ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi. 30/5/2011
——–•——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/4594
Karar No: 2011/6804
YARGITAY İLAMI
Davacı Emine Ataş vekili Av. Sinan Barut ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bolu
1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 25/9/2008 günlü ve 2008/216-2008/260 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2011 gün ve
Hukuk-2011/148323 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı Emine Ataş vekili Avukat Sinan Barut tarafından Nüfus Müdürlüğüne karşı 19/8/2008 tarihinde açılan soyadı değişikliği davasında "Ataş" olan soyadının "Bayındır" olarak değiştirilmesine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ancak dosyada bulunan dava dilekçesine ekli vekaletnamenin genel nitelikte olduğu ve vekil eden davacının soyadının değiştirilmesi için dava açma konusunda özel bir yetkiyi içermediği anlaşılmaktadır.
Dava, kişiye bağlı haklardan olan soyadının değiştirilmesi istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde ekli vekaletname
genel nitelikte olup, vekil eden davacı nüfus kaydında "Ataş" olan soyadının "Bayındır" olarak değiştirilmesi konusunda özel bir yetkiyi içermemektedir. Vekilin, kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları ile ilgili böyle bir davayı açabilmesi için vekaletnamesinde özel bir yetkinin
bulunması gerekir.
Bu durumda
mahkemece, genel vekaletname ile dava açan avukata dava konusu işle ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini ibraz etmesi için belli bir süre tanınması, bu süre içerisinde vekil vekaletnamesini getirmediği ya da asil bir dilekçe ile veya bizzat
duruşmaya gelerek özel yetkisi
bulunmayan vekilin açmış olduğu davaya ve yapılan işlere icazet verdiğini bildirmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla
yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili
olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve
gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 7/6/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
——–•——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/4595
Karar No: 2011/6805
YARGITAY İLAMI
Davacı Mustafa Koyun ve Mürüvvet Koyun ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Milas
2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 16/9/2009 günlü ve 2008/283 Esas, 2009/380 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2011 gün ve
Hukuk-2011/148321 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar Mustafa Koyun ye Mürüvvet Koyun'un, davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtıkları davada, kızlarıÜmran Koyun'un 5/3/1995
olan doğum tarihinin 5/3/1993 olarak düzeltilmesini istedikleri, mahkemece davanın kabulü ile küçük Ümran'ın doğum tarihinin gün ve ayı baki kalmak kaydıyla 5/3/1993 olarak tashihine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Milas 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi'nin bu hükmü ile doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Ümran Koyun ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 15/9/1992 doğumlu Metin Koyun arasında düzeltilen doğum tarihine göre 5 ay 20 günlük bir zaman farkı mevcut olup, bu süre içerisinde bir kadının iki kez doğum yapması tıbben mümkün görülmemektedir.
Hakimin nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken,
kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmeksizin nüfus kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya
aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla
yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili
olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve
gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 7/6/2011 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
|